SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  kilitli
Marksizmin üç kaynağı ve üç öğesi           (gösterim sayısı: 1.937)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.186
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 18.02.2014- 17:58


Marksizmin üç kaynağı ve üç öğesi


Uygar dünyanın her köşesinde Marx'ın öğretileri, marksizme bir çeşit "zararlı mezhep" gözü ile bakan, (resmî ve liberal) bütün burjuva biliminin aşırı düşmanlığını ve nefretini uyandırmaktadır. Ve, başka bir tutum da beklenemez, çünkü sınıf savaşımı temeline dayanan bir toplumda, "tarafsız" toplumsal bilim yoktur. Bütün resmî ve liberal bilim,şu ya da bu biçimde ücretli köleliği savunmaktadır; oysa marksizm bu köleliğe karşı amansız bir savaş açmıştır. Ücretli köle temeline dayanan bir toplumda bilimin tarafsız olmasını beklemek, sermayenin kârlarını azaltarak işçilerin ücretlerini çoğaltmak gerekip gerekmediği sorununda,fabrikatörlerden tarafsızlık ummak kadar aptalca bir saflıktır.

Dahası var. Felsefe tarihi ve toplumsal bilim tarihi bize tam bir açıklıkla gösteriyor ki, marksizmde, dünya uygarlığının gelişme çizgisi dışında doğmuş, dar görüşlü, taşlaşmış bir öğreti olan "sektarizm"e benzer hiç bir şey yoktur.

Tam tersine,Marx'ın dehası, tamamen, insanlığın en önde gelen beyinlerinin getirdiği sorulara yanıtlar sağlamış olmasındadır.Onun öğretisi, felsefenin, ekonomi politiğin ve sosyalizmin en büyük temsilcilerinin öğretilerinin, doğrudan ve dolaysız bir devamı olarak doğmuştur.

Marksist öğreti güçlüdür, çünkü doğrudur. Kapsamlı ve uyumludur ve insana kör inancın, gericiliğin ve burjuva baskısını savunmanın hiç bir biçimiyle bağdaşmayan, eksiksiz bir dünya görüşü sağlar. Alman felsefesi, İngiliz ekonomi politiği ve Fransız sosyalizminin temsil ettiği, insanlığın 19. yüzyılda yarattığı en iyi ürünlerin, meşru mirasçısıdır.

İşte, kısaca özetleyeceğimiz, marksizmin üç kaynağı ve aynı zamanda üç öğesi bunlardır.

I

Marksizmin felsefesi materyalizmdir.Avrupa'nın modern tarihi boyunca ve özellikle 18. yüzyılsonlarında, her türlü ortaçağ saçmalığına, kuruluş ve düşüncelerdeki serfliğe karşı kesin bir savaş verilenFransa'da, materyalizm, doğal bilimlerin öğretilerine bağlı,kör inanca, yobazlığa ve bunun gibi şeyleredüşman tek tutarlı felsefe olarak ortaya çıkmıştır. Bu yüzden, demokrasi düşmanları, her zaman,materyalizmi, "çürütmek", yıkmak ve türlü lekelemelerle gözden düşürmek için, çok çaba harcamışlar veönünde sonunda dinin savunması ya da desteklenmesine indirgenen, felsefî idealizmin çeşitli biçimlerininsavunuculuğunu yapmışlardır.

Marx ve Engels, felsefî materyalizmi en kararlı bir tutumla savundular ve bu temelden her sapışta ne derin hatalar işlendiğini tekrar tekrar açıkladılar. Bu görüşler, Engels'in Komünist Manifesto gibi her bilinçli işçinin el kitabı olan,Ludwig Feuerbach ve Anti-Dühring adlı yapıtlarında bütün açıklık ve ayrıntısıyla ortaya konmuştur.

Ama Marx, 18. yüzyıl materyalizmi ile yetinmedi, felsefeyi daha yüksek bir düzeye çıkardı. Onu, Alman klasik felsefesinin başarılarıyla, özellikle sonradan Feuebach'ın materyalizmine yolaçmış olan, Hegel sisteminin başarılarıyla zenginleştirdi. Esas başarısı diyalektiktir,yani en tam, en derin ve en kapsamlı biçimde, sürekli gelişen maddeyi yansıtan insan bilgisinin göreceliği teorisi, evrim teorisidir. Doğal bilimlerin son buluşları —radyum, elektronlar, elementlerin dönüşümleri— eski ve çürümüş idealizme "yeniden" dönen burjuva filozoflarının öğretilerine karşın, Marx'ın diyalektik materyalizmini kesinlikle doğrulamıştır.

Marx, felsefi materyalizmi, bütünüyle derinleştirmiş, geliştirmiş ve bunun mantıksal sonucu olarak, doğa bilgisini,insan toplumu bilgisine genişletmiştir. Onun tarihsel materyalizmi,bilimsel düşüncede büyük bir başarıdır. O güne dek, tarih ve siyaset konusundaki görüşlere egemen olan karışıklık ve gelişigüzelliğin yerini, üretici güçlerin büyümesi sonucu, bir toplumsal örgütlenme biçiminden daha üst düzeyde bir başka biçimin nasıl doğup geliştiğini —örneğin, feodalizmden kapitalizmin nasıl doğduğunu— gösteren uyumlu ve bağıntılı dikkate değer bilimsel bir teori aldı.

İnsanın bilgisi, nasıl ondan bağımsız olarak var olan doğayı(yani maddenin gelişmesini)yansıtırsa,insanın toplumsal bilinci de (yani onun çeşitli felsefî, dinsel, siyasal vb. görüşleri ve öğretileri),toplumun iktisadi sistemini yansıtır.Siyasal kuruluşlar, iktisadi temele dayanan bir üstyapıdırlar. Örneğin, görüyoruzki, çağdaş Avrupa devletlerindeki çeşitli siyasal biçimler, burjuvazinin proletarya üzerindeki egemenliğini güçlendirmeye yarıyor.

Marx'ın felsefesi, insanlığa ve özellikle işçi sınıfına, güçlü bilgi araçları veren, tam bir felsefî materyalizmdir.

II

İktisadi sistemin, siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği temel olduğunu kavrayan Marx, bütün dikkatini bu ekonomik sistemin incelenmesine verdi. Marx'ın temel yapıtı Kapital,modern, yani kapitalist toplumun ekonomik sisteminin incelenmesine ayrılmıştır.

Klasik ekonomik politik, en gelişmiş kapitalist ülke olan İngiltere'de doğdu. Adam Smithve David Ricardo, ekonomik sistemler üzerindeki araştırmalarıyla,emek-değer teorisinintemelleriniattılar . Marx, onların çalışmalarını sürdürdü; teoriyi kanıtlandırdı ve tutarlı bir biçimde geliştirdi.Her metaın değerinin, bu metaın üretiminde harcanan toplumsal bakımdan gerekli-emek zamanı miktarı ile belirlendiğini gösterdi.Marx, burjuva iktisatçılarının, nesneler arasında bir ilişki olarak gördükleri şeyin,(bir metaın bir başka meta ile değişimi) insanlar arasında bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Metaların gelişimi, ayrı ayrı üreticiler arasında, pazar aracılığıyla kurulan bağı ifade eder. Para,bu bağın giderek daha çok yakınlaştığının, ayrı ayrı üreticilerin tüm ekonomik yaşamını ayrılmaz bir bütün halinde birleştirdiğinin belirtisidir.Sermaye ise bu bağın daha da geliştiğini gösterir: insanın emek-gücü bir meta haline gelmiştir.Ücretli işçi, toprağı, fabrikaları ve iş aletlerini elinde tutanlara emek-gücünü satar. İşçi, günün bir bölümünde, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak için çalışır (ücretler), günün öteki bölümünde ise,karşılıksız çalışarak, kapitalist için, kapitalist sınıfın zenginliklerinin kaynağı, kârın kaynağı,artı- değeri yaratır
.
Artı-değer öğretisi, Marx'ın ekonomik teorisinin temel taşıdır.

İşçinin emeği ile yaratılan sermaye, işçiyi ezer, küçük mülk sahiplerini mahveder ve bir işsizler ordusu yaratır. Sanayide, büyük üretimin zaferi hemen görülebilir, ama aynı olgu, geniş-ölçekli kapitalist tarımın üstünlüğünün ağır bastığı, makine kullanımının arttığı ve para-sermayenin tuzağına düşen köylü ekonomisinin kullanılan geri tekniğin yükü altında dağıldığı ve yıkıma sürüklendiği tarımda da gözlenilebilir.Tarımda, küçük üretimin çöküşü değişik biçimler alır, ama çöküşün kendisi tartışılmaz bir gerçektir.

Sermaye, küçük üretimi yıkarak,emeğin üretkenliğinin artmasına ve büyük kapitalistlerin birlikleri için bir tekel durumunun doğmasına yolaçar.Üretimin kendisi, giderek daha çok toplumsallaşmaktadır, —yüzbinlerce ve milyonlarca işçi, düzenleşik bir ekonomik kuruluş içinde birbirlerine bağlanırlar— ama bu ortak emeğin ürününe, bir avuç kapitalist elkoymaktadır.Üretimdeki anarşi; bunalımlar, delice pazar ardında koşma ve nüfusun çoğunluğunun yaşantısındaki güvensizlik yoğunlaşmaktadır.

Kapitalist sistem, işçilerin sermayeye bağımlılığını arttırarak, birleşmiş emeğin büyük gücünü yaratır.

Marx, kapitalizmin gelişmesini, rüşeym halindeki meta ekonomisinden, basit değişimden başlayarak, en yüksek biçimlerine, büyük üretime kadar adım adım incelemiştir.

Ve eski, yeni, bütün kapitalist ülkelerin deneyimi, her geçen yıl, biraz daha çok sayıda işçiye, Marx'ın bu öğretisinin doğruluğunu, açıkça sergilemektedir.

Kapitalizm, bütün dünyada zafer kazanmıştır, ama bu zafer, emeğin sermayeye karşı kazanacağı zaferin başlangıcından başka bir şey değildir.

III

Feodalizm yıkılıp,"özgür" kapitalist toplum yaşama gelir gelmez, bu özgürlüğün yeni bir baskı sistemi ve işçi sınıfının sömürülmesi anlamına geldiği hemen belli oldu.Bu baskının yansıması ve ona karşı bir protesto olarak, hemen çeşitli sosyalist öğretiler doğdu. Ancak,ilk sosyalizm,ütopik sosyalizmdi.Kapitalist toplumu eleştiriyor, (mahkûm ediyor) ve kargışlıyordu, onun yıkımının düşünü görüyordu; daha iyi bir düzen konusunda tasarılar kuruyor ve zenginleri, sömürünün ahlâksızlık olduğuna inandırmaya çabalıyordu.

Ama ütopik sosyalizm, gerçek çözümü bulamıyordu.Kapitalizmdeki ücretli köleliğin gerçek niteliğini açıklayamıyor, kapitalist gelişmenin yasalarını ortaya koyamıyor, hangi toplumsal gücün yeni toplumun yaratıcısı olabileceğini gösteremiyordu.

Bu arada, feodalizmin, sertliğin çöküşüyle Avrupa'nın her yerindeki ve özellikle Fransa'daki fırtınalı devrimler, bütün gelişmenin temelinin ve itici gücünün,sınıfların savaşımı olduğunu giderek daha büyük bir açıklıkla ortaya koydu.

Feodaller sınıfının şiddetli bir direnişiyle karşılaşmadan kazanılmış hiç bir siyasal özgürlük yoktur. Hiç bir kapitalist ülke, kapitalist toplumun çeşitli sınıfları arasında, bir ölüm-kalım savaşı olmaksızın,az çok özgür ve demokratik bir temel üzerine oturtulmamıştır.

Marx'ın dehası, bundan, dünya tarihinin öğrettiği dersi çıkartan ve bu dersi tutarlı bir biçimde uygulayan ilk insan olmasında yatar. Onun çıkardığı bu sonuç,sınıf savaşımı öğretişidir.

İnsanlar,her zaman,siyasetteki aldatmaların ve aldanmaların aptal kurbanları olmuşlardır ve bütün ahlaksal, dinsel, siyasal ve toplumsal sözler, bildiriler ve vaadler arkasındaki şu ya da bu sınıfın çıkarlarını aramayı öğrenmedikleri sürece de, böyle kalacaklardır.Reform ve ilerleme şampiyonları, ne kadar barbarca ve çürümüş görünürse görünsün,her eski kuruluşun, belirli egemen sınıfların zorlamasıyla ayakta durduğunu görmedikçe,her zaman eski düzenin savunucularının oyununa geleceklerdir. Ve bu sınıfların direnişini kırmanın ancak bir tek yolu vardır; bu da, çevremizdeki toplumun içinde, eskiyi silip atabilecek ve yeniyi yaratabilecek kuvveti oluşturabilen —ve toplumsal durumları yüzünden oluşturmak zorunda olan— güçleri bulmak ve bu güçleri savaşım için bilinçlendirmek ve örgütlemektir.

Proletaryaya, o güne kadar, bütün ezilen sınıfların içinde boğulduğu manevî kölelikten kurtuluşyollarını gösteren,yalnızca Marx'ın felsefî materyalizmi olmuştur. Genel kapitalist sistem içinde,proletaryanın gerçek durumunu açıklayan, yalnızca Marx'ın ekonomik teorisi olmuştur.

Proletaryanın bağımsız örgütleri, Amerika'dan Japonya'ya, İsveç’ten Güney Afrika'ya kadar, dünyanın her yerinde çoğalıyor. Proletarya, sınıf savaşımı vererek bilinçleniyor ve eğitiliyor; burjuva toplumun önyargılarından kurtuluyor; saflarını daha da sıklaştırıyor ve başarılarının ölçüsünü değerlendirmeyi öğreniyor; kuvvetlerini çelikleştiriyor ve karşı konulmaz bir biçimde büyüyor.

Mart 1913
Marksizmin Üç Kaynağı; Sol Yayınları; Sah.68-74



Yeni Başlık  kilitli



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Marksizmin bitmeyen revizyonu melnur 4 1566 13.11.2016- 22:45
Konu Klasör Marksizmin bilgesi (Engels) 193 yaşında melnur 0 2050 28.11.2013- 21:03
Konu Klasör Marksizmin Bütünlüğü ve Bilim Üzerine spartakus 2 1751 17.07.2015- 05:27
Konu Klasör 'Marksizmin bilgesi' Engels 196 yaşında melnur 0 1105 28.11.2016- 15:47
Konu Klasör RKİP: Yaşam Marksizmin haklılığını kanıtladı melnur 0 563 05.12.2017- 09:14
Etiketler   Marksizmin,   üç,   kaynağı,   öğesi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS