SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Demirtaş haklı mı?           (gösterim sayısı: 1.806)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
umut
[ umut yarın ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.105
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: umut
Konu Tarihi: 28.03.2015- 09:46


Demirtaş haklı mı?
Metin Çulhaoğlu  


HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın geçenlerde gündeme gelen AKP değerlendirmesini hatırlayalım.

Demirtaş’a göre AKP’nin ana referansı İslam değildi; bu parti kapitalizmin nimetlerine göz dikmiş neoliberal bir partiydi. AKP’ye muhalefetse, bu da “emek teorisi” ve “anti-kapitalist teori” üzerinden yapılmalıydı…

Demirtaş’ın bunları neden söylediğini kestirmek güç değil. İşin burasını fazla kurcalamayalım ve devam edelim.

Ama sorarak: Demirtaş haklı mı?

Pek değil gibi görünüyor.

Aynı mantıkla örneğin 1930’larda şu da söylenebilirdi: “Bu Almanya’daki Naziler aslında faşist falan değil; Alman kapitalizminin ve onun büyük tekellerinin çıkarlarını sonuna kadar kollayan bir siyasetin temsilcileri…”

Neyse, burada bırakalım.

***

Marx’ın kapitalizme ilişkin çözümlemeleri, soyutlamanın, somuta doğru birbirini izleyen düzeylerinden oluşur. Kapitalist üretim tarzı veri alındığında, soyutlamanın en üst düzeyinde zaman ve mekân etkenlerinden bağımsız temel gerçeği, özü buluruz: Meta üretimi, artı ürüne el konulması ve sermayenin hareket yasaları…

Bunlar kapitalizmin temel ve evrensel özellikleridir. Kapitalizmin şu döneminde de bu döneminde de, kapitalist üretim tarzının hâkim olduğu o ülkede de bu ülkede de aynıdır.

Başka bir tarafa, emek gücünün yeniden üretimine baktığımızda da benzer bir durum görürüz. Proleter, ertesi gün emeğini yeniden kapitaliste sunabilmek için belirli bir gün içinde tükettiği emek gücünü yeniden üretmek zorundadır. Öz budur; her dönem ve her mekân için geçerlidir. 19. yüzyılda böyleydi, bugün de böyledir. Bugün, ABD’deki işçi de Bangladeş’teki işçi de bu açıdan tıpatıp aynı konumdadır.

Soyutlamanın en üst düzeyi diyoruz, böyledir…

Başka türlü ifade edersek, soyutlamanın bu üst düzeyi, devletten, ideolojiden, siyasetten, kültürden (toplumsal formasyonun bütününden) arınıktır.

Gelgelelim, artı değer üretimi de, emek gücünün kendini yeniden üretmesi de somut koşullarda, dolayısıyla kaçınılmaz olarak verili siyasal, ideolojik, kültürel vb. ortamlarda gerçekleşebilecek süreçlerdir. Burada, soyutlamanın daha alt düzeyine, yani biraz daha somuta inmiş oluyoruz. Bu düzeye inildiğinde, artık devletten, ideolojiden, siyasetten ve kültürden “arınık” süreçlerden söz edemeyiz.

Evet, artı değer üretimi gene aynı yoldan gerçekleşir; ama teknolojisinden emeğin örgütlülük durumuna, ideolojiler alanından devletin müdahalelerine ya da kültürel yapıya kadar pek çok etmen bu süreçte devreye girer.

Evet, emek gücünün kendini yeniden üretmesi de gene aynıdır; ama örneğin Batı Avrupa’daki bir emekle Şili’deki bir emeğin kendini yeniden üretebilmesi için karşılanması gereken ihtiyaçlar arasında önemli farklılıklar vardır.

O zaman bu bölümü bağlayalım: Kapitalizme karşı siyasal mücadelenin, en üst soyutlama düzeyindeki gerçeklerden hareketle, salt bunlara odaklanarak ve bu düzeyde verilmesi mümkün değildir.

Hiçbir yerde olmamıştır ve bundan sonra da olacağı yoktur.

Anti-kapitalist mücadele, kapitalizm kendini somut olarak hangi düzeyde gerçekliyorsa o düzeyde verilebilir.

***

O zaman bir adım daha atalım, Türkiye’ye dönelim ve lafı dolandırmadan söyleyelim:

Dinci ideoloji/dinci gericilik (bu kavramları beğenmeyen yerine istediğini kullanabilir), metalaştırmadan artı değere el konulmasına; birikim süreçlerinden finansman ve pazar arayışlarına, oradan emek gücünün yeniden üretimine kadar Türkiye kapitalizminin en üst soyutlama düzeyinden bir alt düzeye, yani toplumsal formasyon düzeyine inmesinin başat aracılarından biri haline gelmiştir...

İsterseniz şöyle söyleyelim: AKP’den kurtulmuş, AKP’siz bir Türkiye düşünebiliriz; ama dinci ideolojiden büsbütün bağımsız bir birikim süreci ve toplumsal formasyon tasavvur etmek bu saatten sonra mümkün değildir.

Bugün gelinen noktada, Türkiye kapitalizmini bu ideolojiden, bu ideolojiyi de Türkiye kapitalizminden ayıramayız.

Yani Demirtaş haklı değildir.

Varsın haklı olmasın; kendisi ve temsil ettiği siyasal hareket dinci ideolojiyle hiç uğraşmadan salt “emek teorisi” üzerinden anti-kapitalist mücadele vermeye niyetliyse öpüp başımıza koyarız.

Gerisini de biz hallederiz…



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
munzur
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.12.2013
İleti Sayısı: 1.075
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: munzur
Cevap Tarihi: 28.03.2015- 12:22


HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın geçenlerde gündeme gelen AKP değerlendirmesini hatırlayalım.

Demirtaş’a göre AKP’nin ana referansı İslam değildi; bu parti kapitalizmin nimetlerine göz dikmiş neoliberal bir partiydi. AKP’ye muhalefetse, bu da “emek teorisi” ve “anti-kapitalist teori” üzerinden yapılmalıydı…

Demirtaş’ın bunları neden söylediğini kestirmek güç değil. İşin burasını fazla kurcalamayalım ve devam edelim.


Demirtaş bunları sola göz kırpmak için söylüyor. AKP'nin referansının İslamcılık olmadığını söylemek, İslamcılığa soyunma yönünde adımlar atmalarını önemsizleştirmektir. AKP islamı ne kadar kullanıyorsa, HDP de tüm bileşenleriyle o kadar kullanıyor. Demirtaş bu gerçeğin üzerini örtmek için bu açıklamayı yapmış. İçlerindeki şeriatçı ve gericilerin görmezlikten gelinmesini amaçlamış. Gericiliği önemsizleştirme gayreti içine girmiş. Emek sömürüsünün dini ambalaj içerisinde gerçekleştirildiğini ya anlamamış, ya da anlamazlıktan gelmiş. B

Diğer söylediğine ne kadar inanalım? Kürt hareketi anti kapitalist bir hareket mi, emek sömürüsüne mi karşı çıkıyor? Emek sömürüsünün dinci motifler içinde gerçekleştirildiğini ve kendilerinin de aynı noktalara uğrayarak emek sömürüsünün kıskaç altına alınmasına katkı verdiğini görmeyelim mi? Bu hareketten SYRİZA çıkmasını bekleyenler varsa daha çok beklerler.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
yorum2006
[ yorumcu ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 15.08.2013
İleti Sayısı: 772
Konum: Gizli
Durum: Gizli
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: yorum2006
Cevap Tarihi: 29.03.2015- 02:22


Alıntı Çizelgesi: munzur yazmış

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın geçenlerde gündeme gelen AKP değerlendirmesini hatırlayalım.

Demirtaş’a göre AKP’nin ana referansı İslam değildi; bu parti kapitalizmin nimetlerine göz dikmiş neoliberal bir partiydi. AKP’ye muhalefetse, bu da “emek teorisi” ve “anti-kapitalist teori” üzerinden yapılmalıydı…

Demirtaş’ın bunları neden söylediğini kestirmek güç değil. İşin burasını fazla kurcalamayalım ve devam edelim.


Demirtaş bunları sola göz kırpmak için söylüyor. AKP'nin referansının İslamcılık olmadığını söylemek, İslamcılığa soyunma yönünde adımlar atmalarını önemsizleştirmektir. AKP islamı ne kadar kullanıyorsa, HDP de tüm bileşenleriyle o kadar kullanıyor. Demirtaş bu gerçeğin üzerini örtmek için bu açıklamayı yapmış. İçlerindeki şeriatçı ve gericilerin görmezlikten gelinmesini amaçlamış. Gericiliği önemsizleştirme gayreti içine girmiş. Emek sömürüsünün dini ambalaj içerisinde gerçekleştirildiğini ya anlamamış, ya da anlamazlıktan gelmiş. B

Diğer söylediğine ne kadar inanalım? Kürt hareketi anti kapitalist bir hareket mi, emek sömürüsüne mi karşı çıkıyor? Emek sömürüsünün dinci motifler içinde gerçekleştirildiğini ve kendilerinin de aynı noktalara uğrayarak emek sömürüsünün kıskaç altına alınmasına katkı verdiğini görmeyelim mi? Bu hareketten SYRİZA çıkmasını bekleyenler varsa daha çok beklerler.




Demirtaş sosyalist değildir. Kürt milliyetçisidir. Görevi de, dincisi dahil, değişik siyasi görüşten Kürtleri parti çatısı altında toplamaktır. Arada sol sloganlar atması Batı'dan da oy alabilmek için. Ayrıca HDP denilen örgüt bağımsız bir parti değildir. PKK'nin legal uzantısıdır. Partinin gerçek yöneticileri de İmralı ve Kandil'de. Yani Demirtaş emanetçi. Emanetçilerden çok fazla şey beklenmez. Sırf konuşsun diye   sahneye çıkarmışlar işte. Ondan boş konuşuyor. Zaten bu ülkede "dolu" konuşan kaç kişi var ki? Burjuva siyasetinde kimse dolu konuşmuyor. SYRIZA'nın bunlarla ne alakası var? SYRIZA'nın arkasında etnik milliyetçi bir silahlı örgüt mü var? SYRIZA Yunan halkının içinden çıkmış, ayrıca Yunanistan'daki tüm etnik grupların desteğini almış bir parti.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Selahattin Demirtaş'ın açıklamaları... melnur 3 186 28.02.2019- 08:44
Konu Klasör N.Demirtaş: Oylarımız çantada keklik değil. melnur 2 70 12.05.2019- 01:49
Etiketler   Demirtaş,   haklı,  
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS