SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Bir kavram var ki o bir yana diğerleri bir yana           (gösterim sayısı: 1.272)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.107
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 10.12.2016- 15:48


Bir kavram var ki o bir yana diğerleri bir yana

Onun artı değer kavramını çözümlemesi, hiç abartmadan ifade edelim ki düşünce tarihinin en büyük buluşlarından biridir.

Marx, şaheseri Kapital'de sermaye birikiminin yasalarını ele alır. Kapital’de emek, ücret, meta, piyasa, fiyat, değer vs. gibi kapitalizmin temel kavramları önemli bir yer teşkil eder.

Ancak bir kavram vardır ki o bir yana diğerleri öbür yana.

O, "ARTI DEĞER"dir...

Neden?

Marx, ekonomi politiğin temel öğretilerini ele aldığı incelemelerinde, artı değer kavramının kendisine ait olmadığını, fakat oynadığı tarihsel işlevini kendisinin bulduğunu belirtir. Onun artı değer kavramını çözümlemesi, hiç abartmadan ifade edelim ki düşünce tarihinin en büyük buluşlarından biridir.

Bu nedenle de bilimsel sosyalizm olarak ifade edilen tarihsel diyalektik materyalizm, artı değer kavramının üzerinde şekillenir. Marksist teorinin içerdiği bütün temel görüş ve kavramlar, artı değer kavramının yanında sönükleşir. Çünkü artı değerin tarihsel anlamını çözümleyebilmek, ancak Hegel felsefesini ve özellikle de onun diyalektik kavramını derinlemesine kavramak ve onu en yetkin şekilde kullanmakla mümkündü.

Bunu, eğer tutarlı bir materyalist olsaydı Hegel yapabilirdi, ne yazık ki değildi. Bunu ancak öğrencisi Marx yapabildi. Nitekim Marx diyalektiği, tarihte devrimci bir tarzda kullanabilen ender insanlardan biridir.

Şimdi gelelim artı değerin tarihsel işlevine...

ARTI DEĞER”DEKİ CEVHER...

Eskiler (Petty, Quesnay, Smith vs) artı değeri, üretim sürecinin değil, fakat dolaşım sürecinin (piyasanın) bir olgusu olarak gördükçe, kendilerine sömürünün esas kaynağını kavrama yolunu da kapamış oldular. Yani onlara göre kâr olarak ifade edilen artı değer, emekçinin ürettiği bir fazlalıktan değil, fakat tüccarın veya sermaye sahibinin ürününü pazarda satarken gösterdiği maharetten kaynaklandığını sandılar. Dolayısıyla sermaye birikiminin (değerin) esas kaynağını da anlayamadılar. Bunda muhtemelen kapitalizmin ve işçi sınıfının henüz bütün olgunluğuyla tarih sahnesine çıkamamasının da etkisi olabilir, ancak esas sorun, olguları diyalektik bir bakış açısıyla, yani zıtların birliğinin veya çelişme yasasının temel alındığı bir kavrayışla ele almamalarından kaynaklanmıştır. İşte Marx, ekonomi politiğin önyargıya dayanan ve yüzyıllardır süregelen çıkmazını diyalektik bir çözümlemeyle açıklığa kavuşturmuştu.

Diyalektik, çelişkiler yasasıdır; birin kendi içinde iki zıt kutba bölünmesidir;

mücadele içinde olan zıtların ve karşıtlıkların birliği ve çatışmasıdır. Bir şey varsa, o başka bir şeyi ortadan kaldırarak (aşarak) var olmaktadır. Madde, kavram, yaşam ve bütün olgu ve değerler hem vardır hem de yoktur, çünkü sürekli hareket halindedir. Akışkan olmak, savaş halinde olmaktır.

İstisnasız her şey, her an başka bir şeye evrilmek üzere karşıtıyla birlikte ortaya çıkar. O kendisiyle birlikte karşıtını da yok ederek bir başka şeye evrilir. Bir bakıma o, kendisi olmaktan çıkar. Varlığını daha gelişmiş bir oluşumda devam ettirebilmek için yeniden karşıtıyla mücadele içinde sürdürür.

Resim Ekleme

ARTI DEĞER KAVRAMI NEDEN DEVRİMCİDİR

Marx çelişkiler yasasını, Kapital’de incelediği her kavrama ve dolayısıyla artı değer olgusuna da tutarlı bir şekilde uygular.

Marx’a göre artı değer, üretim sürecinin (siz buna uygarlığın deyin) ana motorudur. Sermaye ve değer, eğer büyümek ve çoğalmak istiyorlarsa her aşamada “değişmez” ve “değişir” olarak ikiye bölünür. Bunlar (değişmez ve değişir sermaye/değer ve piyasa değeri) mücadele içinde birbirini yok ederek (aşarak) yeni bir değeri veya sermayeyi meydana getirirler. Örneğin 10 lira, ancak yatırıma yatırılarak büyüyebilir. Farz edelim ki makinelere ve fabrikanın temel işlevleri için ayrılan kısım (değişmez sermaye) 6 lira, hammadde ve insan gücüne (değişir sermaye) ise 4 lira yatırılıyor olsun. Toplamda 10 lira olan sermayenin büyütülebilmesi için esas olarak değişir sermayenin, yani 4 liranın büyütülmesi zorunludur. Bunu ancak emekçinin işlediği ürüne kattığı bir değer üzerinden yapabiliriz, örneğin demirden çivi üreterek. Demek ki 4 lirayı 6 lira yapabilmek için önce demirin çiviye dönüşmesi gerekir. Bütün giderleri de çıkardıktan sonra 1 lira kâr ettiğimizi varsayarsak sermayemiz de 1 lira daha çoğalmış olur.

Sonuçta sermaye birikimi, değişir sermayenin (4 lira) hareketiyle meydana gelmektedir. Hem sermayenin hem de değerin artarak gelişmesi sadece iki unsur tarafından belirlenir: Değişir sermaye ve değişmez sermaye. Değişmez sermaye eldeki ilk birikimdir ve büyüyebilmesi için bir alanda yatırıma dönüşmesi gerekir, ancak o sadece artı değer üretilerek, yani değişir sermayenin gelişmesiyle büyüyebilir. Artı değer yoksa o ölü sermayedir.

Büyümekse değişmez sermayenin karşısında yer alan değişir sermayenin, yani artı değerin değişmez sermayeyi ortadan kaldırmasıyla, onu başka bir şey yapmasıyla mümkündür. Büyüyen şey, artık eski şey değildir. O yok edilmiş ve aşılmıştır. Fakat artı değer burada tayin edici bir rol oynamaktadır. O, hem değişir sermayenin bir unsurudur hem de onun hareketinin (enerjisinin) kaynağını oluşturur. Artı değer, değişmez sermaye ile değişir sermaye arasındaki ölümcül kapışmanın ürünüdür ama aynı zamanda onların ortadan kaldırılmasının da sebebidir. O olmazsa sömürü de olmayacaktır. Tıpkı bir çiftin çoğalmak için birleşmesi ve yarattıkları yavruları sayesinde bir aile haline gelmeleri gibi. Onlar artık başkalaşmışlardır. Yavruları dünyaya geldiği andan itibaren de sahneyi terk etmek için zamanları sayılı hale gelmiştir.

İTİRAZ ETMEK NEDEN DEVRİMCİDİR?

Kısacası artı değer, sermaye ve değer birikimi sürecinin en hareketli, en yaratıcı, en yenilikçi ve en geliştirici tarafını temsil eder. O olmadığı zaman gelişme de durmuş olur. O huysuzdur, çünkü kendi özgü dinamizmini yaratır; ele avuca sığmaz, çünkü büyümekten başka bir yasaya boyun eğmez; dinamizmini frenletmez, çünkü ortaya çıktığı anda kaynağına o hükmeder; kendisini kontrol altına aldırmaz ta ki devrimci bir dönüşümle mevcut sermayeyle birlikte (siz buna değer de diyebilirsiniz) kendisini de ortadan kaldırana kadar.

Artı değer olgusuna bir başka açıdan da bakabiliriz. O emek sürecinde yaratılan değerin bir parçasıdır fakat en küçük parçası. Artı değer, hem değer kavramından çıkar hem de onun karşıtıdır. O içinden çıktığı mevcut değeri, kendi değişken varlığıyla (artı değerle) büyüterek, yani kendisini çoğaltarak mevcut olanı aşma enerjisi taşır. Artı değerin yegâne işlevi, amacı, manası, içinden çıktığı ve bir bakıma zıttını oluşturduğu, yani mezar kazıcısı olduğu "değer"i başkalaştırmak, onu aşarak kendisinin de özümsendiği bir başka değerin yaratılmasını sağlamaktır.

Artı değer hem değerin bir çocuğudur hem de onun mezar kazıcısı. Ancak hareketin belirleyici tarafı değerin kendisi değil, fakat artı değerdir. Çünkü söz konusu birlikteliğe can veren, onu yaşamsal kılan, onu sürekli büyüten ve var eden artı değerdir.

Bir bakıma artı değer, yani kapitalistler tarafından el konan fazla emek, sadece sermaye birikiminin değil, aynı zamanda bütün uygarlığın da esas kaynağıdır. Sadece uygarlık değil, devrimlerin de esas kaynağıdır, çünkü devrimleri zorunlu hale getiren onun büyüme ve gelişme yasasıdır.

Birçok insan zıtların iki kutbunun aynı önemde olduğunu sanır. Halbuki öyle değildir. İlk sermaye veya değer, ilk birikimi teşkil eder ve mevcut birliktelikte bir ağırlık oluşturur, ancak artı değer bütünün, mevcudiyetin, büyümenin ve varlığının esas kaynağıdır. Bu nedenle de devrimcidir, çünkü olguların gelişmesi onun sırtında ilerler.

ARTI DEĞERİN GÜNLÜK HAYATTAKİ ANLAMI

Gelgelelim, ne demek istediğimize...

Karşıtların çatışması, maddenin varlık nedenidir ve irademizin dışında cereyan eder. Kurumlaşmış her yapı (devlet, toplum, parti, dernek, emek, sermaye, değer, kısacası maddenin kendisi) kendi içinde hem bir “ilk değer-birikim” taşır hem de yeni olan, yani fazla olan bir artı değer/birikim taşır. Bu olgu kendisini kurumlarda farklılık, başkalık, yenilik, eskiye itiraz, değişik söylem ve yöntem, karşı çıkış ve kabul etmeme olarak ortaya koyar. Gelişmenin esas yönünü o belirler ve bu nedenle de esas yük onun sırtındadır; onun hareketi ve varlığı mevcut olana itiraz, yenilik, karşı çıkış ve farklılık yaratır ve o, asli değeri de taşır ve dolayısıyla daha devrimcidir, çünkü gelişmenin, canlı kalmanın, gerçekleşmenin yönünü o belirler.

Mevcut (eski) değer ve birikim, doğası gereği artı değerden, yani itirazdan, farklılıktan, aykırılıktan vs. hoşlanmaz ama bunu kabul etmek zorundadır, çünkü varlığını ona borçludur. Yaşlanan kuşağın son yıllarını doğurdukları, ama gurur duydukları çocuklarının yanında geçirmesi gibi.

Kurumlarda, partilerde, hayatın bütün alanlarında itirazlara, farklı görüşlere tahammül etmeyenler, sadece bir yük olarak gördükleri karşıtlarını budamış olmuyorlar aynı zamanda kurumların canlılığını, yaratıcılığını, yeniliğini temsil edenleri de tasfiye etmiş oluyorlar. Bundan sonrasıysa kendi içinde çürümedir.

Bu gerçeği gören ve soruna sorumluluk bilinciyle yaklaşanlar gelişmenin sırtında dört nala koştururken, hayatın bu gerçeğine katlanamayanlarsa atın ayaklarının altında kalarak kaybolup giderler.

Büyük İskender gelişmenin, Antik Yunan'sa çürümenin, barbar kavimlerin isyanı gelişmenin, Roma İmparatorluğu ise çürümenin, Jön Türkler ve Atatürk Cumhuriyeti gelişmenin, Abdülhamit ise çürümenin temsilcisiydi.

Artı değerin önemini anlatabilmek için bazı basitleştirmelere başvurulmuştur.

Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi?

Sadık Usta

http://odatv.com/bir-kavram-vardir-ki-o-bir-yana-digerleri-obur-yana-0712161200.html






Bu ileti en son melnur tarafından 10.12.2016- 15:50 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Paris ne yana düşer, Silvan ne yana… dayanışma 0 1918 16.11.2015- 17:06
Konu Klasör SF'de İBO'cu'nun kavram kargaşası melnur 42 12977 25.04.2016- 08:27
Konu Klasör AKP ve yanılgılarımız! melnur 19 2258 24.04.2019- 20:20
Konu Klasör Diyanet ile hıyanet yan yana' sorgulayan 3 927 12.11.2018- 23:29
Konu Klasör BHH’yi HDP ile yan yana getirip AKP’ye yüklenmek denizcan 1 2251 12.06.2015- 12:46
Etiketler   Bir,   kavram,   var,   yana,   diğerleri
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS