SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
'Türkiye soluna sızmış olan Cumhuriyet düşmanlığı...           (gösterim sayısı: 1.133)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.693
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür etti.
7 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 15.10.2017- 23:44


'Türkiye soluna sızmış olan Cumhuriyet düşmanlığı ile sürekli mücadele etmiş bir partiyiz'

Resim Ekleme
 
Türkiye Komünist Partisi, 28 Ekim’de İzmir’de büyük bir şölene hazırlanıyor.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan “Sosyalizm Cumhuriyet’e Çok Yakışacak” etkinliğiyle ilgili soruları yanıtladı.

İşte Okuyan’ın 'Boyun Eğme' dergisine verdiği yanıtlar:

TKP 28 Ekim’de İzmir’de “Sosyalizm Cumhuriyet’e Çok Yakışacak” başlığıyla bir etkinlik düzenliyor. 29 Ekim’den bir gün önce gerçekleşecek olan bu etkinlik için farklı bir Cumhuriyet kutlaması diyebilir miyiz?

Kısmen. Evet, 28 Ekim tarihi rasgele seçilmiş bir tarih değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu büyük bir tarihsel ilerleme olarak görüyoruz. TKP düzen sınırları içinde mücadele eden bir parti değildir, Marksist bir sınıf partisidir. Türkiye soluna sızmış olan Cumhuriyet düşmanlığı ile sürekli mücadele etmiş bir partiyiz. Bir olay, bir gelişme tarihsel olarak devrimci, ilerici bir karakter taşıyorsa bunu söylemekten çekinmeyiz, tersine sahip çıkarız. Gericiye nasıl gerici diyorsak! Ancak, Cumhuriyet’in kurulduğu andan itibarenki sınıfsal karakterine ilişkin de bir tereddüdümüz yok. 1923’te cumhuriyetin kuruluşuna damga vuran sınıf ile aynı cumhuriyeti yıkan sınıf, bizim mülk sahibi burjuva sınıfımız. Bugün mücadelemiz eskiyi yad etmek, eskiye dönmek değil, burjuva diktatörlüğünü yıkmak için sürüyor. Yeni bir cumhuriyet ancak bu temelde kurulabilir. 1923 Cumhuriyeti’nde ilerici olan ne varsa, örneğin laiklik gibi, ancak emekçi halk tarafından yeniden can bulabilir. Bir kere 28 Ekim’deki etkinliğin temel felsefesi bu olacak. Ancak etkinliğin bir başka özelliği, Ekim Sosyalist Devrimi’nin 100. yılı olan 7 Kasım’dan 10 gün kadar önce gerçekleşmesi. Dolayısıyla bir başka cumhuriyetin Sovyetler Birliği’nin de ortaya çıkışı söz konusu. Bu iki cumhuriyet çeşitli nedenlerle birbirine enerji aktardılar, birbiriyle dayanıştılar. 28 Ekim’de konunun bu kısmına da odaklanacağız. Ancak asıl meselemiz sosyalizmin güncel bir seçenek olduğunu, somut kanıtlarıyla bir kez daha sergilemek.

Bütün bunlar çok kapsamlı başlıklar. Ağırlıklı olarak siyasal bir etkinlikten, siyasal konuşmaların yapıldığı bir toplantıdan söz ediyoruz sanırım.

Hayır. Konu kapsamlı evet, konu alabildiğine siyasal buna da evet. Ancak 28 Ekim etkinliğinde bu konular siyaset ile sanatın iç içe geçtiği farklı bir dil ile işlenecek. Yıllar önce “Hiç Boyun Eğer mi İnsan” adıyla bir etkinlik düzenlemiştik. Hiç kesintisiz bir akış içinde şiirin, müziğin, tiyatronun, sinemanın, dansın siyasal bir öyküyü anlatmasını sağlamıştık. İlk örnekti ve başarılıydı. Oradaki mantığa yakın bir gösteri olacak, daha çok bir şölen diyebiliriz. Sosyalizm ve Cumhuriyet şöleni… Çok değerli sanatçılar, kolektif bir öykünün içinde rol alacak, yabancı konuklarımız olacak, TKP de sözünü bu öykünün içinde söyleyecek. Özetle, dinamik bir gece hazırlığı yapıyor arkadaşlarımız. İzmirlileri ve tüm konukları, dostlarımızı güzel bir gece beklediğinden eminim.

Peki neden İzmir?

TKP yılda birden fazla kez bu tarz büyük etkinlikler düzenliyor. Türkiye’nin en kalabalık ve ekonomik-siyasal-kültürel dinamikleri en gelişkin kenti İstanbul’un bu etkinliklerin çoğuna ev sahipliği yapması son derece doğal. Benzer bir biçimde TKP Ankara’da da kapalı salon toplantıları yapıyor. İzmir de 4 milyonluk nüfusuyla çok önemli bir kent. Ayrıca kent ideolojik ve kültürel açıdan bazı özgünlüklere de sahip. Bu etkinliğin İzmir’e yakışacağını düşünüyoruz. TKP ayrıca bütün Türkiye’de olduğu gibi İzmir ve Ege’nin bütününde örgütlenme hamlesi başlattı. İzmir’e çok yakın bazı yerleşimler, İzmir’in merkezi dışında kalan ilçeler, köylerde yürütülen çalışmalar için bu etkinliğin yardımcı olacağını düşünüyoruz.

TKP’nin örgütlenme hamlesinin bir boyutu yeni örgütlerin açılması. Son bir ay boyunca yeni açılışlar yapıldı, bu devam edecek mi?

Kesinlikle. TKP’nin örgütlü çalışma yürüttüğü çok sayıda kentimiz, ilçemiz var aslında. Ancak bunların bir bölümünde yurttaşlarımızın, emekçilerin gelip sohbet edebileceği, çay içip dertleşeceği lokallerimiz, binalarımız bulunmuyor. Bunların sayısını artırıyoruz. İzmir’de Karşıyaka ve Bornova örgütlerimiz yeni binalarında faaliyet yürütmeye başladı. Kahramanmaraş’ta Elbistan ve Pazarcık binalarımız açıldı. Ankara’da Keçiören, Adana’da Seyhan. İstanbul’da Fatih ve Sarıyer açılıyor. Manisa örgütümüz de binasına kavuşuyor. Yıl sonuna kadar İstanbul ve İzmir’deki lokallerimize yenileri eklenecek. Bunun dışında çok sayıda yerleşimde benzer bir hazırlık yürütüyoruz.

Sosyalizm Cumhuriyet’e Çok Yakışacak etkinliğinin örgütleyici bir yanı olacağını düşünüyor musunuz?

Türkiye Komünist Partisi, üyelerinin, destekçilerinin, dostlarının sayısını artırmak zorunda. Bu konuda gizleyecek bir şeyimiz yok. Türkiye’nin emekçileri birbirine muhtaçtır; bu düzeni değiştirmek için. Parti bu amaç için en etkili araç. Bu anlamda TKP bütün emekçilerin partisidir, emekten yana aydınların partisidir. Çoğalmak zorundayız siyasal alanda. Bunun için öncelikle TKP’nin sesinin daha fazla kişi tarafından duyulması, daha fazla kişinin TKP’yle yüz yüze temas etmesi gerekiyor. İzmir’deki etkinlik, öncesindeki çalışmalarla birlikte ele alındığında bu açıdan elbette bir diyalog, etkileşim, sohbet olanağıdır. TKP kararlı, yaratıcı, dürüst ve güler yüzlü kimliğiyle daha fazla kişinin kapısını çalacak, daha fazla kişinin elinden tutacak. Bu anlamda bu sözlerimin yayınlanacağı Boyun Eğme’nin de daha farklı bir yayına dönüşmesi için çalışılıyor. 28 Ekim’den önce bu dönüşüm de gerçekleşecek.

http://www.yonhaber.com/siyaset/51510/turkiye-soluna-sizmis-olan-cumhuriyet-dusmanligi-ile-surekli-mucadele-etmis-bir-partiyiz




Bu ileti en son melnur tarafından 15.10.2017- 23:50 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.693
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 23.10.2017- 19:49


Türkiye'de bir kısım sözde solun cumhuriyet düşmanlığı konusu burada çok ele alındı. Ben bunu hep kürt ulusalcılığından etkilenmeye bağlıyorum. Özellikle kuyrukçu kişi ve gruplar ile ulusal ölçekte siyasal devrim perspektifinden yoksun siyasetlerde böyle bir özellik ortaya çıkıyor. Sadece cumhuriyet düşmanlığı da değil, M.Kemal, Kemalizm, yurt, bayrak ve cumhuriyetin hemen hemen tüm kazanımlarına düşmanlık da bu kişi ve grupların belirgin bir özelliği. Tekrar olacak bunlardan Türkiye halkına ve sol bir siyasete hiçbir fayda gelmeyeceğini defalarca söyledik. Toplumsal alanda hiçbir etkilerinin olmadığını da düşünüyorum. Zaman içinde elenip gideceklerdir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.693
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 29.10.2017- 16:42


Yine bir 29 Ekim geldi çattı ve yine kendisini solda sanan bir gruptan cumhuriyet düşmanlığı yorumları. Bu zihinsel yapı, solun ne olduğunu bir türlü anlayamıyor, ( hiç kuşkum yok, anlayamayacaklar) Uzun uzadıya yazıp çizmeye de gerek yok. Öylesine uzun zaman kürt milliyetçiliğine kuyrukçuluk yaptılar ki sıradan bir kürt milliyetçisinden farkları kalmadı. Sıradan bir kürt milliyetçisi konuya etnik bir temelde yaklaşırken cumhuriyete düşmanlık duyması bir ölçüde anlaşılabilir. Ama bu kendini solcu sanan kuyrukçu tipler, bir kürt milliyetçisi ile aynı konumlanış içinde bulunurken, sözümona marksist bir yorumda bulunarak (!), cumhuriyeti küçümsüyor :)

Yine tekrar olacak bu gupçukların sosyalist sol içinde bir yerlerinin olduğunu düşünmüyorum. Ne partileri var ve ne de bir hareket içindeler. Öteden beri kürtçü aydınlar, liberal solcular ve siyasal devrim perspektifinden yoksun troçkist çevrelerle aynı saftalar. Bugün solda yerleri yok, yarın da hiç olmayacak; yüzer gezer dolaşıp duruyorlar!

Neyse!

K.Okuyan'ın   İzmir'deki konuşmasını vermekti amacım:

Resim Ekleme  

'' ''Modern tarih bir büyük devrimle başlar. 1789, Fransız Devrimi. 230 yıl olmuş neredeyse. O devrim 1792’de Fransa’da ilk Cumhuriyetin kuruluşuna neden olur.Türkiye’de 1923’te devrimci bir atılımla kurulan cumhuriyeti önce içten içe çürüttüler sonra da yıktılar. Bunlar da aynıları; gericiler. Soru yanlış. Komünistler ne zamandan beri Cumhuriyetçi sorusu yanlış. Biz hep buradayız.

Peki neden? Cumhuriyet ne anlama geliyor da komünistler tarihe bakarken de bugün de cumhuriyetçi? Cumhuriyet demek halk iradesi demek. İktidar hanedanlığı ya da tanrıyı değil halkı temsil edecek. Kral, Şah, Padişah, Şeyh, Çar… Halk iradesinin bence iki yönü var. İnsanlar eşit olacak ve din adına yönetilmeyecek. Kutsal olan işin içine karıştı mı cumhuriyet olmaz. Bakın biz burada konuşuyoruz. Sömürücülere, emperyalistlere meydan okuyoruz. Ancak onlar sıkıştıkça kutsallıkların arkasına sığınıyorlar. Neden? Çünkü adı üzerinde kutsal olanın dokunulmazlığı var. Biz insanların dinsel inançlarına karışamayız ama dinin arkasına geçen herkese bu sahtekarlıkları yüzünden dokunmak zorundayız.

Evet tanrıyı karıştırmayacaksın devlet işlerine. Bu laiklik. Başka ülkeleri karıştırmayacaksın kendi işlerine. Bu egemenlik. Ve de halkın iradesi yansıyacak. Bugün laiklik yok. Ayetlerle, hadislerle yönetilen bir ülke bu. Egemenlik yok. Bakmayın afra tafrasına padişahımızın, AB ile uyum yasaları hala yürürlükte mi? Yürürlükte. Stratejik ortak diye ABD ile sağa sola saldırılmadı mı,? Saldırıldı NATO üyeliği devam ediyor mı? Ediyor.

Peki herkesin iradesi eşit yansıyor mu? Medya elinde, para elinde, dini istediği gibi kullanıyor.

Kimse kusura bakmasın. Biz bu rejime cumhuriyet demiyoruz, diyemiyoruz. Bakın 2019’da cumhurbaşkanlığı seçimi var. 100 bin imza gerekiyor noterden. Bunun parası 10-15 milyon tutuyor. Saraydakiler için lafı olmaz. Burada 10-15 milyonu olan var mı arkadaşlar? İnsanların oyu eşit ama insanlar eşit değil.

''Fabrikalar, tarlalar, ormanlar, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bütün bunlar emekçi halkın malı olacak.   Bakın bu gece başladığında en başta bir arkadaşımız tekrarladı Rusya’da devrim gerçekleştiğinde şöyle bir çağrı var: “Emekçi arkadaşlar, Toprağı, buğdayı, fabrikaları, iş aletlerini, yiyecek maddelerini, ulaşım araçlarını gözbebekleriniz gibi koruyun. Bütün bunlar bundan böyle tamamen sizin malınız, tüm halkın malı olacaktır.”

Ne kadar güzel. Emekçi arkadaşlar fabrikaları, toprağı, budayı gözünüz gibi koruyun. Çünkü bunlar emekçinin. Ve buralarda üretim yapılacak. Bu üretimin sonunda elde edilen bütün değer, toplumun ihtiyaçları için gerekli pay ayrıldıktan sonra tüm emekçilere ücret olarak ödenecek. Nedir bu pay? Eğitim, sağlık, baraj, yeni teknolojiler için gerekli yatırımlar, parklar, kültür sarayları…

Koç’a, Sabancı’ya, Ağaoğlu’na beş kuruş yok. Saraya da beş kuruş yok. Yani… Ne yapmış oluyoruz, Havuzdaki kaçağı kapatmış oluyoruz.''

'GÜNDÜZLERİNDE SÖMÜRÜLMEYEN GECELERİNDE AÇ YATILMAYAN BİR ÜLKE'

''İnsanlar moral ve fiziksel açıdan kendilerini yeniden üretebilecekleri mekânlarda yaşama hakkına sahiptirler'' diyerek sözlerine devam eden Okuyan, sözlerini şöyle noktaladı:

''Bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına ihtiyaçlarına uygun konut sunulur. Konutların deprem, sel ve öteki doğa olaylarından etkilenmeyecek yapıda üretilmeleri ya da bu özelliklere sahip duruma getirilmeleri için her türlü önlem alınır. Konutlarda ısınma, elektrik enerjisi ve su bedelsiz olarak sağlanır.

Kent içi ulaşım, toplu taşımacılığa dayanan bedelsiz bir kamu hizmeti olarak düzenlenir. Kent içi ve kentler arası ulaşımda karayollarının ağırlığı azaltılarak daha güvenli, rahat ve verimli ulaşım biçimleri yaygınlaştırılır.

Şimdi durayım. Soruyorum size böyle bir ülkede yaşamak istemez misiniz? Düşünsenize… Kadınla erkek eşit değildir diyemeyecek kimse, kadınlar öldürülmeyecek, heykellere tükürülmeyecek, bilim insanları holdinglerin insafına terk edilmeyecek, opera ve tiyatro binaları alış veriş merkezine çevrilmeyecek, farklı cinsel yönelimleri olanlar dışlanmayacak, hasta muamelesi görmeyecek…

Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir ülke…

Bunu istiyor muyuz?

Bu mümkün mü?

1917’de bunun mümkün olduğuna inanalar meseleye el koydular. Sovyetler Birliği’nde bütün bunlar gerçek olmaya başladı. Denizi geçtiler derede boğuldular. Bazı hatalar yaptılar, düşmanı yani emperyalizmi, kapitalizmi biraz hafife aldılar. Yıkıldı Sovyetler Birliği… Aynı güç Türkiye Cumhuriyeti’ni de ortadan kaldırdı.

O halde ne yapacağız? Daha iyisini yapacağız. Sosyalizm Cumhuriyete Çoook yakışacak Çoook!''




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.693
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 30.10.2017- 08:05


Cumhuriyet yıkıldı, yenisi sosyalist cumhuriyet olacak-İlker Belek

Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının öncülüğünde, Anadolu’nun onurlu mücadelesiyle kuruldu.

AKP yıktı. Bunun için iktidar olmuştu. Emperyalizm kendisine köle bir rejim ve bölünmeye hazır bir ülke istiyordu.

*****

Cumhuriyet iktidarın “yaratan”dan alınması ve yeryüzüne indirilmesidir; kilisenin, halifenin toplumsal gücünün sonlandırılması, yönetimin, siyasetin dünyevileştirilmesidir; insanın tebaa konumundan kurtarılması, yurttaş düzeyine yükseltilmesidir; monarşiye, krala, saltanata, saraya, padişaha, ulemaya karşı halkın iradesidir.

Cumhuriyet tarihsel bir kopuş, sosyalist atılımın ayağını basacağı zemin, sosyalist mücadele açısından kırmızı çizgidir.


*****

Bizde önce saltanatın, sonra hilafetin ilgası, yerine seçimle belirlenmiş bir meclisin oluşturulması cumhuriyettir. Cumhuriyet Mustafa Kemal’in şu sözleridir: “Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”

AKP’nin cumhuriyetle derdi tam da buradadır. AKP dinci bir parti ve bunun gereği olarak iktidarı yeniden hilafete, dine vermeye, bir saltanat rejimi kurmaya çalışıyor.

*****

1923 cumhuriyeti çürümüş ve tükenmiş Osmanlı feodalitesinin yerine modern bir devletin inşasıydı. Sınıfsal olarak burjuva devrimiydi. Modernliğin ölçütü batıydı, kapitalizmdi. Laikliği ve halkçılığı bu bağlam içinde anlam buluyordu.

Laiklik ve meclis iradesi hilafet ve saltanattan kopuşu, yani halkçılığı tanımlıyor, Anadolu’nun yeni toplumsallığını belirliyordu.

Ama bu karakter söz konusu devrimci kopuşun sınırlarını da çiziyordu. Cumhuriyetin burjuva karakteri, kendisinin kaderi oluyordu.

Cumhuriyet halk iradesi demekti, halkın iradesi mülkiyetin toplumsallaştırılmasını gerekli kılıyordu, oysa cumhuriyet toprağı ağalarda bırakıyor, fabrikaları teslim etmek üzere milli sermayeyi yaratmaya soyunuyor, sendikaları yasaklıyor, sosyalist fikirlerin önüne olmadık engeller çıkarıyordu.

Mülkü olmayan halkın ağaya kulluktan kurtulma, yönetme şansı bulunmuyor, saltanatı ve hilafeti devirmek siyaseti halka teslim etmeye yetmiyor, solsuz cumhuriyet hızla gericileşiyordu.

*****

Cumhuriyeti burjuvazi tesadüfen ele geçirmedi. Cumhuriyet kendisini burjuvaziye kendi elleriyle teslim etti. Burjuvazi CHP’ydi, Demokrat Parti’ydi, Adalet Partisi’ydi, ANAP’tı ve AKP’ydi, 1950’lerde semiren ticaret sermayesiydi, 1960’larda ithal ikameci modelle serpilen montaj sanayicileriydi, 1980’lerde ihracata yönelik kalkınmayla içimize giren emperyalist tekellerdi, burjuvazi 1. Meclis’in çatı onarım ihalesini alarak büyüyen Samanpazarı esnafı Koç sülalesiydi.

Bunların tamamı, 1940’lardan itibaren, yani bitleri biraz kanlanınca, cumhuriyetin sonunu getirmek için alenen ve elbirliğiyle çalıştılar. Yıkılış değişik noktalarda tarihlendirilebilir. Ancak gösterge olması bakımından Erdoğan’ın türban için “velevki siyasal simge” çıkışı ile Kılıçdaroğlu’nun “laiklik tehlikede değildir” inişini mutlaka bir yere not etmek gerekir.

*****

Şimdi artık bir cumhuriyet yok. Gökçek’in itiraf ettiği emir-demir rejiminde simgeleşen bir İslami faşizmi yaşıyoruz. “Millet iradesi” diyerek geldiler ve tek adam rejimini tesis ettiler. İktidarı burjuvaziye teslim eden cumhuriyetin bağrında doğdular.

*****

Elbette cumhuriyet yeniden kurulacak. Halkın iradesi yeniden tesis edilecek. Elbette Türkiye’nin toplumsal birikimi bu faşizmi püskürtecek. Ancak hiç kimse sonucun yine bir burjuva cumhuriyeti biçiminde gerçekleşeceğini sanmasın.

Evet hiç kimse tarihin tekerrür edeceği yanılgısına kapılmasın. Çünkü gözü paradan başka bir şey görmeyen patronların ne laikliğe ne de halka tahammülü var. Cumhuriyet patronları yarattı ve onlar cumhuriyeti yıktı. Yapacakları budur ve bundan bir ders çıkarılması gerekir. Cumhuriyet olacaksa patronsuz olacak.

Ve yine hiç kimse cumhuriyeti yeniden kurmak için dışarılara, “demokrasi” merkezlerinin müdahalelerine, orduya bel bağlamasın. Sorumluluk ve güç emekçi sınıflarda. Yıkılanı halk kurmuştu, aynı halk yıkılmayacak olanı yaratacak.

Sosyalizm güzel olacak. Halkın cumhuriyeti sosyalist olacak. Cumhuriyet sosyalist devrimle kurulacak.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör ''Sol''un Perinçek düşmanlığının nedeni abbas 28 11934 04.03.2019- 05:28
Konu Klasör Türkiye'nin sosyalizme, TKP'nin de sosyalistlere ihtiyacı var melnur 7 172 14.03.2019- 07:45
Konu Klasör HDP, TÜRKİYE SOLUNA BİR HAKARETTİR ayhan 4 2055 01.05.2015- 00:57
Konu Klasör CHP, sağına soluna kapalı umut 3 2429 17.02.2014- 14:45
Konu Klasör Türkiye soluna bir solukluk tarihçe melnur 4 1508 19.03.2017- 10:28
Etiketler   Türkiye,   soluna,   sızmış,   olan,   Cumhuriyet,   düşmanlığı.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS