SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Tarih ve güncellik-Metin Çulhaoğlu           (gösterim sayısı: 464)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 06.03.2018- 09:48


Tarih ve güncellik-Metin Çulhaoğlu



Başkaları neyse de sosyalistlerin tarihin seyrine ve tarihsel süreçlere yaklaşımında önemli bir sorun olduğu kanısındayız.

Hani hepimiz çok bilimsel, çok akılcı düşünürüz ya, tarihin seyrini de sonuçta mutlaka belirli bir dengeye ya da normale oturması gereken salınımlar olarak değerlendiririz. Kafamızda peşinen bir “denge”, bir “normal” vardır; sonuçta işler oraya varacak, ama o zamana kadar birtakım “geçici durumlarla” karşılaşılacaktır…

Uzatmak istemeyiz; ama “teleolojik” denebilecek bu yaklaşımın kökeninde 18. yüzyıl Aydınlanmasının Rousseau dâhil kimi damarları yatar. Bir yerde işin içine Hegel’i bile katabiliriz. Daha yakınlara gelirsek “tarihin sonu”, “ideolojilerin sonu” gibi tespitler de Aydınlanma düşüncesinin “nihai denge” arayışıyla ilişkilendirilebilecek uzantıları sayılmalıdır.

Marx, Aydınlanma düşüncesine içsel bu yaklaşıma meydan okuduğu için Marksizm Aydınlanmanın doğrusal uzantısı değil onun aşılmasıdır.

***

Peki, tarihin seyrine böyle bakılmayacaksa nasıl bakılmalı?

Aslında o kadar da karmaşık değil:   Geçici olan, geçmişteki kökenlerinin üzerine koyarak, yalnızca nicel anlamda değil nitel olarak da daha önce öngörülen “dengelerden” çok farklı yeni durumlar, ortamlar yaratır. Bugün yaşadığımız ve yarın yaşayacağımız “geçici” ortamlar, bizi önceden tanımlanabilir bir denge durumuna ya da normale değil, her biri kendi belirsizliklerini taşıyan nitelikçe yeni uğraklara taşıyacaktır.

Bu nedenle, örneğin Engels’in 1895’te seçimlere ve parlamentoya atfettiği önemi günümüze aynen taşıyamayız…

Aynı nedenle, örneğin Lenin’in “demokratik cumhuriyet kapitalizm için en iyi dış örtüdür”   sözüne bakıp “kapitalizm böyle bir rejim olmadan yapamaz” diyemeyiz…

Sosyalistlerin başkalarınınkinden daha gelişkin sayılabilecek tarih bilgisinin, güncele ilişkin çözümleme ve değerlendirmeleri tarihsel örneklerin sınırlarına hapsedici etkiler yaratması ciddi bir sorundur ve aşılması gerekir.

Örnek mi?

Bugün dünyada olsun Türkiye’de olsun “neo-faşizm” konusu tartışılırken 1920’ler İtalya’sı ile 1930’lar Almanya’sına bakıp benzerliklerden hareketle “evet tam da öyle” demenin de benzemezliklere bakıp “pek öyle değil gibi” demenin de fazla anlamı yoktur. Çünkü ortada bu tarihsel örneklerin kimi özelliklerini başkalaştırarak güncelleyen, bu anlamda jenerik bir terim olarak faşizme yeni özellikler katan, onu yeniden üreten durumlar vardır.

Bir bakıma şunun gibidir: Günümüz kapitalizminde “neo-merkantilist” eğilimlerden söz ediliyorsa herhalde dünya 17. yüzyıla geri döndüğü, örneğin Colbert’in düşünceleri kapitalist ülkelerde yeniden el üstünde tutulduğu için değildir…

***

Sadede gelirsek…

Belirli bir açıdan bakıldığında bugünkü AKP rejimi de elbette geçicidir; ama 1945 yılında yıkılan (klasik) faşizm soğuk savaştan günümüze uzanan süreçte kendini nasıl yeniden ürettiyse, farklı adlar altında kendini değişen durumlara nasıl adapte ettiyse, AKP rejimi de “gittiğinde” kendi mirasını düzene ve onun siyasal akımlarına aktarmış olacaktır.

AKP “gittiğinde” Türkiye herhangi bir dengeye ya da normale dönmeyecek, düzen savunucuları da düzen karşıtları da karşılarında nitelikçe değişmiş bir ülke bulacaklardır.  

Böyle bir Türkiye’de “sandıkta patlama” ihtimali, sokaktaki öngörülemeyen ve yönü çok net olmayan patlama ihtimaline göre daha düşük olacaktır…

AKP’nin kendi adına yararlanmayı becerdiği “dünya konjonktürü” AKP’nin düzen içi alternatifleri için de fırsat kapısı sayılmaya devam edecektir. Daha açık söylersek, savaş tamtamları AKP’siz bir Türkiye’de de çalınacaktır…

AKP’den tevarüs edilen milliyetçi/otoriter eğilimler, “mütedeyyin vatandaşa, kutsallara saygı” ayarları, Kürt düşmanlığı, vb. AKP’nin düzen içi alternatifleri için de rehber olacaktır…

“Liberal demokrasi” ise, AKP’nin düzen içi alternatiflerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bal gibi bildikleri muhayyel bir denge olarak sadece ve sadece solun radikalleşmesini önleme aracı olarak kullanılacaktır…

Son not: Bu yazı muhtemelen “karamsar” bulunacaktır; böyle bulacaklara şimdiden soralım: “Liberal demokrasiyi”, bittiğini, tükendiğini söyleyenleri karamsar bulacak kadar alternatifsiz mi sayıyorsunuz?



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Elitmişiz! - Metin Çulhaoğlu melnur 0 25 13.07.2019- 10:48
Konu Klasör M.Çulhaoğlu: Post-liberal arayışlar ve sol melnur 0 44 08.07.2019- 08:49
Konu Klasör ‘Marksizm ve Tarih’ melnur 0 422 05.02.2018- 22:28
Konu Klasör Tarih Bizi Haklı Çıkaracaktır. solcu 3 2137 05.08.2014- 21:24
Konu Klasör AKP, Siyasal İslam ve Tarih Anlayışı denizcan 2 2285 31.01.2015- 04:55
Etiketler   Tarih,   güncellik-Metin,   Çulhaoğlu
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS