Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  CHP üzerine -''Bunlar Tayyipçi''

Yeni Başlık  Cevap Yaz
CHP üzerine -''Bunlar Tayyipçi''           (gösterim sayısı: 60)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.817
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 07.04.2018- 05:51
Alıntı yaparak cevapla  


Bunlar Tayyipçi - Aydemir Güler


Cumhuriyet Halk Partisi’nin AKP’nin İkinci Cumhuriyet projesini benimsediğini ve görevinin toplumsal direnci sulandırarak etkisizleştirmek olduğunu çok önceleri yazmıştık.

Yalçın Küçük Kılıçdaroğlu’nun AKP’li olduğunu vurguladı. Haklıydı, Erdoğan’ın herhangi bir açık müttefiki bu zaman zarfında böylesine istikrarlı ve nitelikli katkı vermemiştir AKP’ye.

Söz konusu eleştirinin, elbette bu kadar sert biçimde ifade edilmeleri gerekmeksizin, CHP’li solcular dahil bütün sol tarafından benimsendiğini görüyoruz. Adalet diye yüründüğü zamanlar veya Salı günlerinin heyecanı içinde “CHP’ye laf ettirmem” diye ekranlara fırlayan sosyalistler oluyor olmasına, ama bu arkadaşlar da sakinleştiklerinde aynı noktaya geliyorlar.

CHP’den bir şey çıkmaz görüşü solun mutabakatıdır ve bu sol mutabakattan bir şey çıkmamıştır!

Çıkmamıştır, çünkü sorun CHP’nin nasıl değerlendirildiği değil, sosyalizmin nasıl görüldüğüdür.

*     *     *

1970’lerde bu partinin sosyal-demokrat bile olmadığını veya has sosyal-demokrat olduğunu, küçük burjuvazinin sol veya büyük burjuvazinin ulusal kanadı olduğunu saatlerce kıyasıya tartışanlara rastlanırdı.

Bu gergin tartışmaların sonunda masadan birbirlerine kızgın, anlaşmazlık içinde kalkan taraflar, mesela bir hafta sonra CHP’nin gençlik kolları seçimlerinde buluşurlardı. Faşizme veya tekellere veya gericiliğe veya emperyalizme veya kontrgerillaya karşı CHP ile ittifaka girip girmemeyi, demokrasi mücadelesinde CHP’yi destekleyip desteklememeyi, sendika veya bir başka kitle örgütünde omuz omuza olmayı, seçimlerde ne yapılacağını… ise pek tartışmazlardı. Bu konularda mutabıktılar. Sanki tartışma, CHP’yi desteklerken nasıl tutarlı bir sistematik kurulacağı üstüneydi!

Burjuvazi ulusal niteliğini yitirmişti, dolayısıyla öyle CHP destekçiliği olmazdı! CHP’ye küçük burjuva demek doğru olmazdı, çünkü…

Solun hiç geri çekilmeyen bu alışkanlığı AKP’li yıllarda nüksetmiştir. Sabah akşam CHP’ye en ağır eleştirileri yöneltenler, Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vuranlar, CHP tek bir adım atsa gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalakalırlar.

Bu insanlar akıllı insanlardır. Memleket üstüne düşünürler. Çoğu okuyup yazmış, birikim sahibidir. Sorun bunlarda değil. Sorun CHP gerçeğini görmemelerinde de değil. Sorun, kendilerine ne misyon biçtikleridir.

1970’lerde neyse bugün de o. Solun geneli iktidar perspektifinden yoksundur. Solun geliştirmesi gereken iktidar perspektifi, tabii ki sosyalist devrim perspektifidir.

*     *     *

CHP 2019 ittifaklarını tartışıyor. Solunda bir dizi tavşan donmuş bakıyor!

Hani anlaşmıştık? Hani AKP, CHP ve diğer düzen partilerinin isteyip de yapamadıklarını yapıyordu? Cumhuriyetin demode olduğunu, aşılması gerektiğini hepsi düşünüyordu da, bu işin öyle değil, imamıyla faşistiyle, kadın düşmanlığıyla, işçileri öldüre öldüre, tarikatları salarak yapılabileceğini bir tek AKP kavramıştı. Böyle demiyor muyduk?

Laiklik tehlikede değil derken, İslamcı faşistin tekini Çankaya’ya, otopark mafyasından bozma birini en büyük şehre, bir başka faşisti başkente aday göstermek, AKP’nin işini kolaylaştırmak için değil miydi? CHP elinde tuttuğu üçüncü büyük şehri kendi içindeki AKP’lilerden birine teslim etmemiş miydi?

Tekrar ediyorum: Türkiye’de kendini CHP’nin solunda gören kesimin çok büyük çoğunluğu bu kanaattedir.

İddia ediyorum: CHP’de kendini solcu, sosyalist olarak niteleyenlerin tamamı yukarıdaki değerlendirmelere “aynen öyle” demektedir.

Sonra hep birlikte 2019 ittifaklarını tartışmaya otururlar!

*     *     *

1970’lerde bir argüman da “CHP’yi kullanmak” biçimindeydi.

Sol mücadele etti, devrimciler bedel ödedi, komünistler toplumu örgütledi… Oylar CHP’ye gitti. Kim kimi kullanmış oldu?

Ayrıca CHP’nin kendine hayrı oldu mu ki, onu “kullananların” işine yarasın!

2019 ittifaklarını seçimi düzenleyen kuralları kabul etmeden tartışamazsınız. Seçime nasıl gireceğinin hesabına başlayan, bu yöndeki temaslarını propaganda unsuru olarak kullanan, aday isimlerini ortalıkta dolandıran bir parti, “ama bu kurallarla olmaz” diyemez. Dese, “bu ne perhiz…” denir.

Sonra; yeni haber oldu, CHP Genel Merkezi “seçimde hile yapılacak” türünden sözlerin söylenmemesini istemiş partililerden. Anlaşılan insanların “madem hile yapılacak niye oy vermekle uğraşayım” demesinden endişe ediyorlar. Dolayısıyla CHP demiş oluyor ki, hile yapılmayacak, bu seçim meşru, gelin oy kullanın!

Mükemmel değil mi? Bu politikayı benimseyen ve üyelerine seçimin meşruiyetini koruma talimatı veren yetkililer, AKP’lidir!

Bunu izleyen son haberse işin tuzu biberi. Partiyi açıkça, sosyal medyada vb. eleştiren üyeler hakkında disiplin soruşturması açılacakmış…

Böylece, Başkanın adamlarının her köşeyi, sopayı, sandığı, oy sayımını, oy ilanını, itiraz makamını tuttuğu bir seçimi CHP adayı yüzde 60’la kazanacakmış! Yeter ki, seçimin meşruiyetine toz kondurmayalım!

*     *     *

Peki şimdi ne olacak?

CHP’nin dışındaki ve içindeki solcular bu yaklaşımların ne kadar da yanlış olduğu konusunda tamamen mutabık kalacak. Çoğu bu kapsamda yukarda benim yazdıklarıma da “imzalarını atacaklar.”

Sonra… İttifak sayesinde barajın baypas edilecek olmasından heyecanlanacak kimisi. “Parlamentoda bir mücadele alanıdır. Lenin Duma seçimlerinde…” diye konuşurken gözü kapıda, kulağı telefonun zilinde adaylık teklifi bekleyecek!

Başkası “bari diyecek Ekmeleddin gibi olmasın bu sefer…” Aklından kendisi veya bir yakini geçecek böyle derken… Doğrudur da, böyle düşünen solcuların Sarıgül’den eksiği yok fazlası vardır!

Ne yazık ki böyle olacak. Çünkü solun sorunu iktidar perspektifinden yoksun olması.

Türkiye giderek zor bir ülke haline geldi. Artık iktidar perspektifine sahip olmadığınızda Tayyipçi oluyorsunuz! Sol için iktidar perspektifi dendiğinde anlaşılması gerekense sosyalist devrim programıdır.


Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 5.817
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 08.04.2018- 16:36
Alıntı yaparak cevapla  


Cumhuriyet Halk Partisi’nin AKP’nin İkinci Cumhuriyet projesini benimsediğini ve görevinin toplumsal direnci sulandırarak etkisizleştirmek olduğunu çok önceleri yazmıştık.

Yalçın Küçük Kılıçdaroğlu’nun AKP’li olduğunu vurguladı. Haklıydı, Erdoğan’ın herhangi bir açık müttefiki bu zaman zarfında böylesine istikrarlı ve nitelikli katkı vermemiştir AKP’ye.

Söz konusu eleştirinin, elbette bu kadar sert biçimde ifade edilmeleri gerekmeksizin, CHP’li solcular dahil bütün sol tarafından benimsendiğini görüyoruz. Adalet diye yüründüğü zamanlar veya Salı günlerinin heyecanı içinde “CHP’ye laf ettirmem” diye ekranlara fırlayan sosyalistler oluyor olmasına, ama bu arkadaşlar da sakinleştiklerinde aynı noktaya geliyorlar.

CHP’den bir şey çıkmaz görüşü solun mutabakatıdır ve bu sol mutabakattan bir şey çıkmamıştır!


Hem Yalçın Küçük hocamıza ve hem de Aydemir Güler'e katılmıyorum.

Kılıçdaroğlu CHP'sinin savunduğu ve sürdürdüğü siyasetlerin Erdoğan AKP'sini geriletmek yerine zaman zaman da olsa onun önünü açtığı gerçeğine katılmakla birlikte bu siyasetlerin nedeni ne ''Kılıçdaroğlu'nun AKP'li olması''dır ve ne de ''topumsal direnci sulandırmak''la ilişkilidir. Bence bu iki iddia da gerçekten çok sert açıklamalardır.

Kılıçdaroğlu CHP'nin başına tepeden inme geldi. Siyasetin, CHP'nin içinde pişmiş-yetişmiş bir lider değil. Siyaseti de bilmiyor. Kişisel becerileri de CHP'nin başında olmaya uygun değil. Solcu veya sosyal demokrat olduğu da tartışılabilir. Böyle birinin liderliğinde CHP'nin halka güven verebilmesi, sol kulvarda kalabilmesi ve Erdoğan AKP'sini geriletmesi mümkün değil. Üstelik sadece Kılıçdaroğlu'nun sorunu da değil bu olumsuzluk; CHP içinde de sola, sosyal demokrasiye uygun ve güçlü kadrolar da yok. Böyle olduğunda Erdoğan'a sağlıklı ve güçlü bir muhalefet yürütebilmek mümkün olmuyor. Erdoğan'ın her türlü olumsuzlukta girdiği her seçimi açık ara kazanmasının en büyük nedeni de bu.

Kuşkusuz siyaset farklı bir alan. CHP'nin öyle ya da böyle olması bir yerden sonra durumu-sonucu değiştirmiyor. CHP'nin bir sosyal demokrat partiye dönüşebilmesi veya iyi bir liderlikle kazanarak kitlelere güven verebilmesi son kertede geniş emekçi yığınların kurtuluş umudu haline geleceği anlamına gelmez. Çünkü CHP eninde sonunda bir düzen partisidir. İçinde sosyalist unsurlar olmasına rağmen CHP gerçeği budur. Önemlidir, önemsenmelidir, Türkiye aydınlanmasının ve cumhuriyet kazanımlarının saldırı altında olduğu koşullarda hiçbir zaman yok sayılmamalıdır. Ne var ki, sonuçta bir düzen partisi olması ve çeşitli nedenlerle gericiliğe karşı mücadele edememesi, dahası düzene karşı oluşan muhalefeti de absorbe ederek, ''sulandırmaktan'' başka bir işleve yol açmaması sosyalistleri CHP'ye karşı da muhalefet etme noktasına taşımaktadır. Sanıyorum hem Y.Küçük'ün değerlendirmesini ve hem de Aydemir Güler'in yorumunu bu bağlamda değerlendirmek gerek.

Yinelemekten usanmamak gerek. Bu ülkenin ihtiyacı toplumsallaşma yolunda bir hayli mesafe kat etmiş bir sosyalist-komünist partidir. Türkiye'nin bütün bu olumsuz koşullarda bir şansı var ki, o da böyle bir partinin yıllardır var olması, sınıf mücadelesini yükseltmeye çabalaması, sosyalist bağımsızlığını koruması ve örgütlenme sorununu önemsemesidir. CHP'li dostların artık CHP'de ısrar etmelerinin hiçbir yararının olmadığını anlamaları lazım. Ağırlıklarını bir komünist partiden yana koymaları belki CHP'ye hiçbir şey kaybettirmeyecektir, ama eminim sosyalist mücadeleye çok şey katacaktır. Bu ülkede düzen değişikliği, emperyal kapitalizme karşı çıkış CHP ( ve HDP) içinde kalarak yürütülemez. Düzen değişikliğinden yana olan bütün solcu-sosyalist ve komünistler gerçek bir sol partide yer almadıkça ve o sol partiye örgütlenme ve kitleselleşme yolunda destek vermedikçe umutlarımız ve heyecanlarımız hep o düzen solu içinde yer alan partilerde eriyip gidecektir.

Y.Küçük ve Aydemir Güler'in söylemlerine bu açıdan bakıldığında ise ''yanlıştır'' diyebilmek o kadar kolay olmuyor.


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Güncel Tartışma Konuları
 »  CHP üzerine -''Bunlar Tayyipçi''

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Abi, doymuyor bunlar! umut 2 1369 12.01.2014- 15:51
Konu Klasör RTE- Bunlar Olağan Şeyler dayanışma 31 5150 22.05.2014- 20:46
Konu Klasör İşte bunlar hep Marx korkusu munzur 0 998 30.11.2015- 18:39
Konu Klasör Erdoğan:400 vekil alınsaydı bunlar olmazdı ayhan 3 1188 09.09.2015- 10:33
Konu Klasör TKP ve TKH üzerine... melnur 10 1023 08.02.2018- 11:07

Etiketler   CHP,   üzerine,   -Bunlar,   Tayyipçi


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Abi, doymuyor bunlar! umut 2 1369 12.01.2014- 15:51
Konu Klasör RTE- Bunlar Olağan Şeyler dayanışma 31 5150 22.05.2014- 20:46
Konu Klasör İşte bunlar hep Marx korkusu munzur 0 998 30.11.2015- 18:39
Konu Klasör Erdoğan:400 vekil alınsaydı bunlar olmazdı ayhan 3 1188 09.09.2015- 10:33
Konu Klasör TKP ve TKH üzerine... melnur 10 1023 08.02.2018- 11:07

Etiketler   CHP,   üzerine,   -Bunlar,   Tayyipçi


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS