SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Bu yazının ne anlattığını en iyi aşıklar anlar           (gösterim sayısı: 290)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 27.12.2018- 07:10


Bu yazının ne anlattığını en iyi aşıklar anlar

Cemal Süreya, Aralık 1989’da, 58 yaşında, 21 gün sürecek derin bir komaya girdi. Onu 9 Ocak 1990 günü yitirdik.

Cemal Süreya, Aralık 1989’da, 58 yaşında, 21 gün sürecek derin bir komaya girdi. Onu 9 Ocak 1990 günü yitirdik. Cemal Süreya, hem şiiriyle hem de şiiriyle yarışan düzyazılarıyla, bir kuyumcu gibi işlediği Türkçeyi zenginleştirmiş, güzelleştirmiştir. O bir Türk şairidir ama aynı zamanda bir dünya şairidir. Ülkü Tamer şiirinde onu:

"Atlas Okyanusu'nda Fırat'ın Salı
Zap suyunda Alp çiçeği" olarak betimlemişti.

Cemal Süreya devrimcidir, sosyalisttir. Ortadoğu kültürü diyebileceğimiz kendi birikiminin yanı sıra çok iyi bildiği Batı kültüründen ve şiirinden beslenmiştir. Cemal Süreya için tutkunun ve aşkın şairi de denebilir. Öylesine güçlü birtutkuyla sever ki sevdiğine şöyle seslenir:

"Kader sokak, 13/2
Adresim oldun benim,
Biliyorsun bunu değil mi?
Alınyazım oldun"

Veya:

"Kalbim, Kalbim! Söyle şimdi ne yapacağım ben bu kalbi?
Ne yaparım söyle daha da derine düşerse yaram
Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
Senden öncesi öyle uzak ki anıları bile yok sanki
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milât gibi"

Ya da:

“Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
Sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
Yokluğun gayrı şuradan şuraya geldi
Bir günler şölenlerle egemen ülkende
Şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
N'olur ağzından başlayarak soyunmaya
Bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
Çık gel bir kez daha yıkıntılardan
Çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat”
AŞK: "AYNI MASADA MEKTUPLAŞMAK"

Cemal Süreya'nın "ilk" aşkı, daha sonraki yıllarda ilk eşi olan kızıl saçlı Seniha Nemli’dir. Seniha Nemli'ye ortaokul üçten itibaren yedi yıl her hafta dergi kalınlığında mektuplar gönderir. Bu süreçte başka kızlara da âşık olur yahut âşık olduğunu zanneder. Ama Seniha'ya ilgisi sürer.

Mektup yazma bir tutkudur Cemal Süreya’da… Yayıncı olarak en çok mektubu Cemal Süreya'nın yazdığı söylenebilir. Papirüs dergisini çıkarırken, tanıtım için tek tip mektup yerine yüzlerce farklı mektup yazar. Sevdiği kadınlara neredeyse her gün yazar. Aynı şehirde mektuplaşır. Bir söyleşisinde aşkı,"aynı masada mektuplaşmak" diye tanımlar.

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreya'nın aşkı bilmediğini, hiç âşık olmadığını söyler. Muzaffer Erdost da "Aşk nedir bilmedi" der; Atilla Özkırımlı ise bütün kadınlara ihanet ettiğini iddia eder. Bir de Tomris Uyar’ı dinleyelim. Kararımızı sonra verelim.

Tomris Uyar, o yıllarda “Rezzan Tomris” imzasıyla çeviriler yapan genç bir kadın, Süreya ile birlikte yaşamaya karar verirler. Birlikte Papirüs'ü çıkardıkları, ortak çeviriler yaptıkları, her şeyi eşit olarak paylaştıkları mutlu bir dönem yaşarlar. Tomris Uyar, Süreya'yı ölümünden sonra şöyle anlatıyor:

"Feodal değil. Evine bağlı, evinde olmayı, çalışmayı çok seven bir adam… Son derece şefkatli… Sözgelimi nezle olayım, aman efendim çaylar yapılır, yatağa getirilir, başımda oturulur, saçım okşanır, ilaçlar… O güne kadar başka hiç kimsede görmediğim bir şey."

“Ciddi bir ilişkide kendini çok koruyan, monogam bir erkek… Aldatması söz konusu değil. Kıskanç ama kıskançlığın anlamsızlığını çok iyi kavramış, yine de kendini engellemeyen, bu yüzden de pişmanlık duyan, acı çeken bir sevgili…”

AŞK ŞİİRİNİN DE YAŞAMININ DA VAZGEÇEMEDİĞİ TUZU BİBERİDİR

Aşk, onun şiirinin de, yaşamının da vazgeçemediği tuzu biberidir. Böyle olmasaydı o hayranlıkla okuduğumuz aşk şiirlerini yazabilir miydi? Örneğin:
“Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı
doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük”

AŞK VE YASALLIK

Cemal Süreya: "Aşkın içine yasallık girince o aşk biter" der. Onun yaşamında aşk ve şiir yan yana. İkisi de gayrimeşru, ama ikisi de ilan edilmek ister. Şiir yazıldığında, aşk yaşandığında biter. Aşkı tam bir Doğulu gibi yaşar, ama teorisine gelince terazinin kefesi Batı'ya meyleder. İhanet etmiş olsa bile kadınları sevmiş, onlara en güzel şiirleri yazmıştır. Kadınlar da onu sever.

Belki hayal kırıklığı yaratan bir açıklama ama Cemal Süreya'ya göre aşk rekabetten doğar: "Her an elinden kaçırabilecek gibiysen ona tutkun büyür. O sadece seninse, onun için de, senin için de, özellikle erkek için, aşk yavanlaşır."

AŞK VE MUTSUZLUK

"iki şey: aşk ve şiir
mutsuzlukla beslenir biri
biri ona dönüşür"
Şölenler ve aşk hep acıyla mı biter, bilinmez, ama Cemal Süreya öyle söylüyor:
"Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
Az mı dolandık Başkentin sokaklarında
Ama işte şölenin kaçınılmaz acısı
Bizim payımıza düştü sonunda"

Veya:

“Saat Çini vurdu birden: pirinççç
Ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
Kasketimi eğip üstüne acılarımın
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın”

SEVGİ ÜSTÜNE

Aşkı bilmem ama sevgiyi en güzel anlatan Cemal Süreya olmalı:

"Kim istemez mutlu olmayı
Mutsuzluğa da var mısın?"


Gerçek sevgi, mutsuzluğu da gönüllü olarak paylaşmak değilse nedir?

“Bir kuş nasıl uçuyorsa
Öyle sever, çalışır insan,”

Yurt Sevgisi:

"Ne demiş uçurumda açan çiçek
Yurdumsun ey uçurum"

Ne dersiniz? Yurt sevgisi bundan daha güzel anlatılabilir mi?

Kaynak: Feyziye Özberk, “Cemal Süreya, Papirüs Düşçüsüyle Buluşma”, Kaynak Yayınları, Boyalıkuş - Edebiyat, 2016, İstanbul.

Feyziye Özberk



https://odatv.com/bu-yazinin-ne-anlattigini-en-iyi-asiklar-anlar-24121814.html




Bu ileti en son melnur tarafından 27.12.2018- 07:15 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 31.12.2018- 08:07


Tomris Uyar ile Cemal Süreya hakkında daha önceleri okumuş bulunduğum bir anekdot var; şöyle:

Cemal Süreya Tomris Uyar'a aşık olmuştur, Tomris uyar da Cemal Süreya'ya. İkisi de evlidir; eşlerinden boşanırlar ve birlikte yaşamaya başlayarak evlenirler. Tomris Cemal Süreya için ''aldatma nedir bilmez'' derken onun evcimenliğinin altını çizer. Cemal Süreya her akşam iş bitiminde koşa koşa eve gelir. Eşi, sevgilisi Tomris'le birlikte olmak ister. Bir iki üç, Tomris Uyar bu işe tepki göstermeye başlar. ''Her akşam evde benim yanımda olmana gerek yok. Bazı akşamlar arkadaşlarında birlikte olabilirsin'' der. Cemal Süreya bu söze biraz alınır. Ve o günden sonra akşamları eve geç gelmeye başlar. Süreya'nın eve geç geldiği akşamlardan birinde Tomris Uyar evde temizlik yaparken pencereden bir bez silkelemek gereği duyar ve pencereyi açtığında Cemal Süreya'nın kapının merdivenlerinde oturduğunu görür. Her akşam iş dönüşü kapının merdivenlerinde oturarak vakit geçirmektedir.   :)

''Şairin alıngalığı böyle olur'' mu demek lazım!
Cemal Süreya'nın Tomris Uyar'ın bir küçük eleştirisine tepkisi de böyle oluyor :)

Şair boşuna söylememiş:

"Kader sokak, 13/2
Adresim oldun benim,
Biliyorsun bunu değil mi?
Alınyazım oldun"







Bu ileti en son melnur tarafından 31.12.2018- 08:08 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör AKP için çanlar çalmaya mı başladı? melnur 0 166 07.03.2019- 20:09
Konu Klasör Türk halkının sağcılığı ve 'Osman Ağa'... melnur 1 129 05.05.2019- 05:25
Konu Klasör Ahmed Arif; devrimciydi, komünistti, aşıktı... melnur 0 59 02.06.2019- 19:28
Etiketler   yazının,   anlattığını,   iyi,   aşıklar,   anlar
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS