Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Forum Ana Sayfası  »  Kürt Ulusal Sorunu
 »  'Kürt düşmanlığı' ve anti-emperyalizm

Yeni Başlık  Cevap Yaz
'Kürt düşmanlığı' ve anti-emperyalizm           (gösterim sayısı: 84)
Yazan Konu içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.566
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Konu Tarihi: 12.01.2019- 07:19
Alıntı yaparak cevapla  


'Kürt düşmanlığı' ve anti-emperyalizm
  *Perihan Öncü


ABD’nin Suriye’den çekilme kararı almasından sonra “Kürt Hareketi”nin bazı unsurları bu karardan geri dönülmesi için başta imza olmak üzere birtakım kampanyalar örgütledi, yürüyüşler düzenledi. Bunun üzerine ABD’nin Suriye’den çekilme kararını olumlu bir gelişme olarak görenler (örneğin Cumhuriyet gazetesi), “ABD’ye çekilmeme çağrısının” emperyalizmden medet umma anlamına geldiğine dair eleştiriler getirdiler. Emperyalizm ve anti-emperyalizm arasında başlayan tartışma, sol içerisinde tutum farklılaşmalarıyla devam etti.

Gürültü ve patırtı içerisinde dikkat çekmek istediğimiz bir detay bulunuyor: Kürt Hareketinin organik bileşenleri olması gerektiği gibi davrandı. Ancak kendisine “sol” hatta “sosyalist” diyen çevreler emperyalizm/anti-emperyalizm tartışmalarında bilimsel sosyalizmin ve Leninizmin ilkelerini yitirdiğini, onun yerine açık seçik bir Kürt Hareketi angajmanında olduklarını, “ulusların kendi kaderini tayin hakkı”nı yalnızca hareketin eylemlerini olumlama aracı olarak gördüklerini ortaya koydu. Kürt Hareketi’nin politik taleplerini sözüm ona stratejik düzeyde “desteklemek” adı altında kuyrukçuluğunu ve tefsirciliğini yapan “solcuların” kendileri dışındaki herkesi “Kürt düşmanı”, “milliyetçi”, “ulusalcı” olarak yaftalaması için yeni bir ortam doğmuş oldu. Daha önce defalarca karşılaştığımız gibi…

Öncelikle, kategorik bir ayrımdan söz etmek gerekiyor. “Kürt Hareketi”, bir entite olarak Kürt ya da Kürt Halkı demek değildir. Bunları eşleştirmek, MHP ve AKP “Türklük”ün en doğru adresi olduğunu savunuyor diye -etnik veya siyasi tanımlama olarak- Türk olan herkesi MHP ve AKP ile özdeşleştirmek ile aynı şeydir. Bunun sonucu da, söz konusu siyasal parti ve hareketlere yönelik her eleştirinin Türk düşmanlığı ile özdeşleştirilmesi olacaktır. Nitekim ismi geçen partiler de siyasetlerini bu noktadan kurmaktadırlar. Kürt Hareketi’ne yönelik her eleştirinin Kürt düşmanlığı ile açıklanma çabası da benzer bir siyasi taktiktir. Ülkemizde de sıkça kullanılmaktadır. Kürt Hareketi gibi içinde birbirine hiç benzemeyen, birçok çelişkiyi barındıran ve çoğunlukla farklı toplumlardaki (Türkiye, İran, Irak, Suriye) dinamiklerden yoğun biçimde etkilenen bir siyasal hareketin, yekpare bir biçimi varmışçasına Kürtlerin taleplerinin yegâne temsilcisi olarak yutturulmaya çalışılması başlı başına sorunludur. Eğer öyle olsaydı, Kürt Halkı içerisindeki küçük ve büyük burjuvalardan işçi ve işsizlerine, herkesin Kürt Hareketi ile hareket etmesi beklenirdi.

Tam da burada, iki şeyi vurgulamalıyız: Birincisi, “kuyrukçu” kesim içerisinden sıkça yapıldığı gibi “siz sağcılarla aynı şeyi yapıyorsunuz” iddiasında bulunmuyoruz. İçeriği ve ne olduğu bulandırılan sağcılık ve solculuk üzerinden bir açıklama getirilemeyeceğinin farkındayız. Yalnızca siyasi bir taktik olarak, çoğunlukla da kitlesel olarak güçlü olan hareketlerin kullandıkları bir taktik olarak, söz konusu tavrı işaretlemekteyiz. Sol-sosyalist hareketin ivme kaybettiği dönemlerde Kürt Hareketi ile girilen tüm stratejik ve taktik birlikteliklerin zamanla eklemlenme ile sonuçlandığı, HDP ve HDK üzerinden Kürt Hareketi ile ilişki kuran tüm sol siyasetlerin kuklaya dönüştüğü aynıyla vakidir. Çünkü siyaset güç ile ilişkilidir ve ortaklık içerisinde güç devşirme çabalarınız, gücünüzü başka bir siyasete teslim etmeniz anlamına gelir çoğu zaman.

İkinci olarak, AKP ve/veya Vatan Partisi, anti-emperyalist değildir; Kürt Hareketine ilişkin tutumları da anti-emperyalizmle hiç alakası bulunmayan farklı siyasi gerekçelerden beslenir. AKP yalnızca emperyalizmin Türkiye toplumundaki etkilerine bağlı olarak emperyalizmle çelişkili ilişkiler kurmak durumunda kalan bir hükümettir. Vatan Partisi ise olsa olsa anti-ABD’cidir ama anti-emperyalist asla! ABD’nin emperyalizm açısından özgül bir konumu bulunmakla birlikte, emperyalizm ABD’ye yahut herhangi bir ülke veya devlete eşitlenemeyecek ilişkileri ve çelişkileri (en başta da sermaye ilişkisini) barındırır. Bu husus, Doğu Perinçek’in ve partisinin mevcut haliyle anlamasının pek mümkün olmadığı bir husustur. Perinçek ne zaman “Erdoğan bizim olduğumuz noktaya geldi” dese aslında Vatan Partisi AKP’nin hizasında demektir. Söz konusu husus, aynı şekilde, anti-emperyalizmi ulusalcılığın ve milliyetçiliğin kılıfı olarak görenlerin de idrak yeteneklerini aşar.

Rahatlıkla söylenebilir ki, son zamanların yıldız “gazetecisi” İrfan Aktan da aynı idrak yetersizliğinden mustariptir. Ara sıra da olsa yazılarını takip etme gafletinde bulunanların bilecekleri üzere kendisi için bir Kürtler vardır, bir de Kürt düşmanları… Bir HDP ve HDP’nin uydusu “üç beş solcu” vardır, bir de “demokrasi” düşmanları… Kürt Hareketinin yaptığı şeyleri eleştirmek şöyle dursun, ona destek olmadığınız sürece “Kürt düşmanı” olursunuz. Hiç yoktan HDP çizgisinde somutlaşmış bir radikal demokrasi projesine destek vermeniz gerekir ki, “solcu” olabilesiniz. Bu projenin, Kürt Hareketi hegemonyasında olduğu açıktır ancak tabii ki her türlü kimliği de barındırmaktadır. İşçilik de bir kimliktir, öyleyse neden burada bir renk de siz olmayasınız? Radikal demokrasi dışlayıcı değildir; dinamiktir, muazzamdır, yegane olasılıktır…

Fark edilecektir ki, İrfan Aktan yazılarından da anlaşıldığı gibi entelektüel ya da analitik kapasitesi ile değil; yukarıda bahsi geçen taktiği en sık ve doğru şekillerde kullandığı için, ajitasyondan ibaret siyasi mülahazalarda kendine yer bulabilmiş bir isim. Öyleyse açıklanması gereken bir nokta beliriyor: Entelektüel ve analitik kapasitesi Aktan’dan daha “gelişkin” olan gazeteci Ali Ergin Demirhan, neden benzer yazılarla bizlerin ruhunu sıkıyor? Neden Kürt Hareketi ne yaparsa yapsın sosyalistler, “ulusların kendi kaderini tayin hakkı”, “enternasyonalizm” gibi “ilkeler” nedeniyle her zaman hazır ve nazır biçimde onu desteklemek zorunda? Neden sosyalistler sanki herhangi birine peşinen söz vermişler gibi, bir siyasal hareket dibe battığı zaman “ama biz de onları yalnız bıraktık” özeleştirisi vermeli? Neden bizler özellikle Lenin’i ve düşüncelerini bütünlüğünden ve bağlamından kopararak anlamalıyız? Lenin’den bir reformist ve somut gerçeklikten kopuk bir “prensip adamı” nasıl çıkar? Hadi onu geçtik de, Kürt Hareketi’ni olumlamak adına Küba ve Fidel Castro nasıl emperyalist işbirlikçisi haline getirilebilir? İşte bunlar, Türkiye sosyalistleri açısından son döneme damgasını vurmuş bir meseleyle ilgili.

Andığımız isimler ve siyasal hareketler için rüzgâr, Kürt Hareketi’nden esiyor. Bunun nedeni, radikal demokrasi projesi içerisindeki en güçlü hareket olarak bu siyasal hareketin kendini baskın kılabilme yetisidir. Ona biat etmeyen her “solcu” onun düşmanı olacaktır. Elbette maddi çıkar birliktelikleri bu işin olmazsa olmazı; Demirhan’ın siyaseti (mevcut haliyle Halkevi) HDP’de vekillik mükafatı aldığından eksiksiz bir Kürt Hareketi “apolojizmi”, “sosyalizm ve enternasyonalizm” adı altında pazarlanıyor. Kürt Hareketinin bu tip tefsircileri Demirhan’dan ibaret değil. ABD’nin emperyalist stratejilerini bölgede kendilerinin beğendiği örgütlerle işbirliği yapıyor diye aklama girişiminde olanlar, elinde ABD bayrağı ile gezenleri “ama Türk solu onları yalnız bıraktı” diyerek savunanlar, sosyalist hareketin tarihinde bir utanç unsuru olarak yerini aldı.

Ne var ki, siyasi pişkinliğin sonu yok. ABD’nin Kürt Hareketini yarı yolda bırakmasına, emperyalist karakteri gereği piyon muamelesi yapmasına itiraz edemeyen Kürt Hareketi apolojistleri, bunu dile getiren solculara köpürüyor. Düne kadar Suriye Cumhuriyeti’nin emperyalist işgaline karşı Esad’ı savunanlara “rejim bekçisi”, “Esadcılar” diyenler şimdi YPG ile Suriye Ordusu arasındaki taktik işbirliği karşısında sessiz. Duran Kalkan’ın Yeni Özgür Politika’da yazdığı yazıda “ABD karşılıksız tükürüğünü bile vermez” sözlerine gözleri ve kulakları kapalı. Nedeni basit: Gerçekliğin ne olduğu ve onu nasıl dönüştürecekleri ile ilgilenmeyi bırakıp siyasal hareketlerden birini olumlamayı, yanlışını bile doğru göstermeye çalışmayı asli görevleri bilmek… “Kürt düşmanı olmayan solcular” hepimize enternasyonalizm dersi veriyor, ne güzel!

Yarın bir gün nesnel koşullar tekrar sınıf siyasetini öne çıkarırsa, Demirhan gibi “gerçek solcular” zaten sınıfı hiç terk etmedikleri iddialarıyla rüzgârın önünde koşmaya başlayacaklardır. Onların yelkenlerini şişirmek için olmasa da işçi sınıfının rüzgarının eseceği günler yakındır. Proletaryanın parçası olarak iktidara talip olan sosyalistler ise yukarıda bahsedilen zihniyetle tartışmakla, onları ikna etmekle zaman kaybetmemeli; durduk yere huzurlarını kaçırmamalıdır.

*Hukuk Doktoru adayı, Trinity College Dublin

https://www.abcgazetesi.com/abc-forum/abc-forum--perihan-oncu--kurt-dusmanligi-ve-antiemperyalizm/haber-118334



__________________

Bu ileti en son melnur tarafından 12.01.2019- 07:33 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Cvp:
Yazan Cevap içeriği

boşluk

melnur
[Gelenek]
Forum Yöneticisi

Varsayılan Kullanıcı Resmi

Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.566
Şehir: İstanbul
Durum: Forumda Değil

E-Posta Gönder
Özel ileti Gönder

Cevap Tarihi: 15.01.2019- 09:20
Alıntı yaparak cevapla  


Yıllar önce okuduğum, Fikret Bila'nın ''Hangi PKK?'' isimli kitabında Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan'ın bir sözünü hatırlıyorum: ''ABD izin versin, bölgede bir Kürt devleti kuralım, İsrail'den daha fazla ona yakın dururuz.'' Anlamı buydu, ''yakın durmak'' yerine çok daha ağır bir deyim kullanmıştı. Kürt hareketinin öteden beri amacı bu. Dört ayrı bölgeye yayılmış Kürt halkını bir araya getirmek ve bir Kürt devleti kurmak. Amaç sadece bununla ilişkili olunca da, bu amacı gerçekleştirmek için her şey yapılabilir. Amerika ile de dost olunabilir, İsrail'le de. Ve karşılıklı çıkar beklentisi içinde her ülkeyle birlikte hareket edilebilir!

Kürt hareketinin emperyalizmle ilişkisinin altyapısında bu var. '' Bana bir yol verin, ben bölgede sizler için her şeyi yaparım!'' Öyle de yapıyorlar. Suriye'de 14 adet ABD bayrağının dalgalandığı hava alanı ve Kürt hareketine akan yüzlerce tır dolusu ABD menşeli silah ve mühimmat bu ilişkinin bir sonucu değil mi?

Bugünlere bir günde gelinmedi. Osman Öcalan'ın açıklamalarını Kürt hareketini destekleyen Kürtçe gazeteler de destek veriyor ve altyapısını kuruyordu. Daha o zamanlardan bu zamanlara gelineceği görülmüş ve emperyalizmin çağımızda değiştiği ( siz iyileştiği şeklinde anlayın) sözleri piyasaya sürülmeye başlanmıştı. Sola ihtiyaç duymaları da bu noktadaydı. Lenin'in UKKTH'sini sürekli dillendirmelerinin nedeni de buydu.

''Ne var bunda'' diye sorulabilir ve yapılan eleştirilere karşı çıkılabilir.

Bir siyasi hareket, varmak istediği hedef için bölgede güçlü gördüğü devlet veya devletlere yanaşamaz mı? Emperyalizmle uzlaşamaz mı? Siyaset ve teorisini bu temelde kuramaz mı?

Evet, hepsini yapabilir. Amacım da Kürt hareketine ve sempatizanlarına ''neden böyle davranıyorsunuz?'' eleştirisini yöneltmek değil. Yıllardır kendimce yazar dururum, hiçbir zaman da Kürt hareketine bu tarz bir eleştiri yöneltmedim. Söylemek istediğim ve zaman da olsa söylemeye çalıştığım, ''siz böyle davranabilirsiniz, ama biz solcular böyle davranamayız. Siz emperyalizmin değiştiğini ve artık halklara demokrasi ve özgürlük getirmeye çalışan bir yapı haline geldiğini de düşünebilir ve savunabilirsiniz ; ama bizim için kazın ayağı hiç de öyle değil. Bizim varlık nedenimiz kapitalizm, ve emperyalizm karşıtlığı üzerine kurulu. Ülke içinde gericilikle, ülke dışında emperyalizmle kol kola giren bir siyasetin sol açısından hoşgörüyle karşılanması mümkün olabilir mi?

Kürt emekçisinin huzur, barış ve özgürlük özlemleri diğer emekçi sınıflardan ayrışarak değil, birleşerek ve sosyalizm için mücadele edilerek kazanılacaktır. Ötesi sadece yokluk, yoksunluk, baskı, zulüm ve ölümdür. Amerikan gericiliğin ve emperyalizminin bir halkla özgürlük getirdiği nerede görülmüş?


Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  Kürt Ulusal Sorunu
 »  'Kürt düşmanlığı' ve anti-emperyalizm

Forum Ana Sayfası

 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.

Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Anti-emperyalizm yoksa barış da yok! melnur 1 1808 08.10.2014- 20:16
Konu Klasör ''Kürt düşmanlığı''... melnur 2 243 29.11.2018- 19:54
Konu Klasör Emperyalizm, AKP ve Kürt sorunu: Sol ne yapmalı? melnur 0 1140 18.03.2017- 19:41
Konu Klasör Stalin düşmanlığı bedrettin 19 6104 08.03.2018- 12:48
Konu Klasör Arabesk solun düşmanlığı umut 0 1186 21.09.2015- 18:17

Etiketler   Kürt,   düşmanlığı,   anti-emperyalizm


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Anti-emperyalizm yoksa barış da yok! melnur 1 1808 08.10.2014- 20:16
Konu Klasör ''Kürt düşmanlığı''... melnur 2 243 29.11.2018- 19:54
Konu Klasör Emperyalizm, AKP ve Kürt sorunu: Sol ne yapmalı? melnur 0 1140 18.03.2017- 19:41
Konu Klasör Stalin düşmanlığı bedrettin 19 6104 08.03.2018- 12:48
Konu Klasör Arabesk solun düşmanlığı umut 0 1186 21.09.2015- 18:17

Etiketler   Kürt,   düşmanlığı,   anti-emperyalizm


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2014   phpKF Ekibi



Forum Mobil RSS