SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Seçimlerde solcular ne yapmalı?           (gösterim sayısı: 613)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 01.03.2019- 20:52


Yeri geldiğinde ağzımızdan işçi sınıfı, devrim, proleter diktatörlük falan düşmüyor. Hatta daha keskin görünmek isteyenlerimiz komünist toplumun üst aşamasında itfaiye teşkilatının ne/nasıl olması gerektiği konusunda bir şeyler yazıp çizmeye çalışıyor! Bu kadar ''çetrefilli'' konularda ne yapılması gerektiğini söyleyenler şu 31 Mart Belediye seçimlerinde ne söylüyor?

Bir yığın başlığımız var bu konularda; kuyrukçuluğu solculuk sananlar ''HDP'yle devam'' demeye devam ediyorlar. Kuyrukçuluğunu CHP, Atatürk, cumhuriyet kazanımları ve hatta laiklik düşmanlığıyla bezeyenler için bu seçimde HDP'nin işaret ettiği ''cumhur karşıtlığı'' hiç cazip değil. Ne yani; İstanbul'da olup sadece HDP söyledi diye CHP'ye oy mu verecekler? Mümkün mü böyle bir şey? Geçen seçimde ''oylar HDP'ye'' derken, HDP'ye oy vermenin seçime özgü gerekçesiydi ''AKP'yi geriletmek!''. Yoksa amaç AKP'yi geriletmek falan değildi. Bu kuyrukçuların AKP'yle işleri olmaz. Onlar başka bir dünyada yaşıyor. Türkiye'de cumhuriyet kazanımları ortadan kaldırılıyormuş, siyasal ve toplumsal ortam gericileştiriliyormuş, kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek için bir üst irade devreye sokulmuş, devlet tarikatlar eliyle partiler arasındaki kısmi özerkliğini yitirmiş ve parti devletine dönüştürülmüş durumda vb. Hiçbiri umurlarında değil, bu tür kuyrukçu tayfanın. Onlar üç beş kişiler ve kendi aralarında solculuk oynamaya çalışıyorlar!


Geçelim!


Bir aydan daha az bir zaman kaldı seçimlere. TKP yine tek başına giriyor seçimlere. Öteden beri ''ne CHP   ve ne de HDP'' diyor. Türkiye'de bağımsız bir sosyalist/komünist partinin toplumsal alanda tahkim edilmesi gerektiğini söylüyor. Söylemekle de yetinmiyor, altını çiziyor, önemini vurguluyor. ''Ülkede tek kurtuluş sosyalizmdir'' diyor. 31 Mart belediye seçimlerinin (bana göre) özel bir durumu olsa dahi, bir solcunun hiçbir şekilde kayıtsız kalmaması gereken bir doğrultuyu işaret ediyor TKP. Ve çok uzunca bir zamandır ihtiyaç duyduğumuz ve hatta muhtaç olduğumuz bir konuda ''ben buradayım'' deme sorumluluğunu kurumsal olarak   yerine getiriyor.


Bu seçimlerde kazanabilme olasılığının bulunduğu bazı yerler var. Dersim gibi, ilçeleri gibi ya da sosyalist solun güçlü olduğu yerler gibi. Oralarda TKP'nin sosyalist solun önderliğine soyunması ve aday çıkarması baştan beri sürdürdüğü ''bağımsız sosyalist odak'' konumlanışına uygun bir siyasal tavırdır. Buralarda TKP'yi desteklemek solun görevidir. Tartışılması bile sorunlu bir tavırdır ve böyle bir gerçeğe rağmen HDP veya CHP'ye yönelmenin sola verdiği ve vereceği zararlar artık göz ardı edilmemelidir. TKP'yi önce seçime katılabilme koşullarını yarattığı için ve sonra buralarda TKP adayları olarak solun sesini ön plana çıkarmasından dolayı kutlamamak mümkün de değil.


Peki sosyalist solun (henüz) seçimlere ağırlık koyamayacak ölçüde toplumsal alanda etkisiz olduğu yerlerde ne yapmalı? Örnekse, İstanbul, Ankara, Antalya, Eskişehir? Bunun yanıtı, 31 Mart Belediye seçimlerinde solun tavrı ne olmalıdır sorusunun yanıtı oluyor. Eğer 31 Martta bir genel seçim olsaydı ülkenin her yanında seçime girecek bir TKP'nin istisnasız her seçim bölgesinde desteklenmesini önerirdim. Genel seçimler öncesinde nedenini yazmaya çalışıyorum. Ama 31 Mart'taki bir belediye seçimi. Ve sanırım ülkenin her yanında her seçim bölgesinde TKP aday çıkarmıyor. İkincisi, bir genel seçim ile bir yerel seçim arasında da fark var. Ve üçüncüsü, bu seçimin gerçekten çok önemli bir özelliği var. Bu nedenle bence çok daha farklı bir siyasi tavra ihtiyaç var ve yereldeki koşullara göre de her sandık bölgesinde gösterilen tavrın farklılık içermesi gerekiyor.


Bir ay sonra gideceğimiz sandık başında bir solcu iki soruya aynı anda yanıt verecek şekilde mühür kullanmalıdır. Birincisi AKP'nin nasıl geriletileceği, ikincisi solun (TKP'nin)   adaylarının nasıl destekleneceğidir. Bu iki sorunun yanıtı solun güçlü olduğu ve TKP'nin adaylarının kazanma olasılığının bulunduğu yerlerde kolay. Mührü TKP'nin orak çekicine basmak yeterli. TKP'nin kazanması bu iki sorunun en güzel ve doğru yanıtı anlamına gelecektir.


Bu güzel ve doğru davranış solun adaylarının kazanamayacağı bir yerde doğru mudur, güzel midir? Ben buna emin değilim. TKP buralarda da aday çıkarıyor. Kendince, ve iç müzakereler sonucunda parti üyelerinin ve sempatizanlarının parti etrafında konsolide edilmesinde bir yarar görüyor olabilir, ama böyle bir davranışın AKP'yi sandıkta geriletme konusunda olumlu hiçbir etkisinin olamayacağını, bir anlamda AKP'nin işine yarayacağını ve ülkenin siyasal açıdan en bilinçli kadrolarını AKP karşıtlığına yöneltememe gibi bir sonuca yol açacağını düşünüyorum. Bu tavırdan da açıkçası rahatsızlık duyuyorum.

AKP'nin ne olup ne olmadığını yıllardır yazıp duruyoruz. AKP'nin en önemli özelliğinin 1923 Aydınlanmasına karşıt bir parti olduğu, 1923 sonrasını bir ''parantez'' olarak gördüğü ve cumhuriyeti dönüştürmek için büyük bir seferberlik halinde olduğu gerçeğidir. 2023 yılını işaret etmişlerdi, cumhuriyetin 100. yılında cumhuriyetin içi tamamen boşaltılmış ve yerine bambaşka kurum ve kuralların konulduğu bir ülke hayalleri var. Çok büyük oranda yol da alındı. Siyasal gericiliğin devlete çöreklendiğini biliyoruz. Kindar ve dindar nesil yetiştirme konusunda da azımsanmayacak bir yol alındığı çeşitli örnekleriyle basına yansıyor. AKP bütün bunları gerçekleştirirken tek meşruiyet kaynağının sandık olduğu da bir başka gerçek. İşte bu yüzden AKP geriletilmeli ve işte bu yüzden solun kazanamama olasılığının bulunduğu yerlerde AKP karşıtlığı sol için önemsenmelidir ve öncelik almalıdır, diyorum.

Bu konuya devam ederiz, kuşkususuz bir ay boyunca, seçimlere kadar da devam edeceğiz. İstanbul'da oyumu kullanırken büyük şehir ve ilçede oyumu CHP'ye vereceğim. Ankara'da olsaydım, tereddütsüz Mansur Yavaş'a verirdim. Kökeni şuymuş buymuş diye bakmadan. Özetle, bu seçimde AKP'nin geriletilmesini de başa yazmayan, es geçen bir siyasi tavrın sol için eksikli ve yanlış bir tavır olduğunu düşünüyorum.






Bu ileti en son melnur tarafından 20.03.2019- 20:55 tarihinde, toplamda 3 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.03.2019- 07:14



'' (...)
CHP’ye yönelik eleştirilerimiz ne olursa olsun, gücü ve etkinliği nedeniyle bu parti böyle bir ittifakın hem merkezinde ve hem de önünde olacaktır. Beğensek de beğenmesek de realite budur. Ülkenin asıl talihsizliği ise, CHP’nin solunda güçlü ve dengeleyici bir siyasal hareketin bulunmamasıdır.

Daha somuta ve güncele gelirsek, tablo şudur; CHP ve İYİ Parti arasında, tarif ettiğimiz gibi olmasa da, bir ittifak sağlanmış görünüyor. HDP’nin de bu ittifaka destek vermeye hazır olduğu anlaşılıyor. ÖDP gibi sosyalist partiler ise bir şekilde (lokal olarak) bu girişimin içinde yer alıyor. İşte bu siyasal kombinezon bize ciddi bir olanak sunuyor. O nedenle, solculuğumuz lekelenir ya da bu adaylara oy verilmez gibi kaygıları bir yana bırakarak, cesaretle bu ittifakın oluşması, doğru bir siyasal hatta kazanılması ve başarıya ulaşması için çalışmak gerekiyor.

CHP’nin gösterdiği adayları beğenmesek de, bu partinin sağdan gelen isimlere toplumu mahkum etmesini kabullenmesek de –eleştirilerimizi geri çekmeden- asıl hedefin AKP’yi ve İslamcı hareketi yenilgiye uğratmak olduğunu görmeliyiz. Asıl enerjimizi ve dikkatimizi, halkın iradesinin sandıkta bir kez daha çalınmasını önlemeye vermeli, böyle bir girişimin olması halinde, halkın göstereceği tepkiye önderlik etmeye hazır olmalıyız.
(...)
Ancak unutulmamalı ki, eğer gereği yapılır ve doğru bir siyasal-toplumsal mücadele hattı kurulabilirse, bir önceki çağın değerler dünyasına yaslanan İslamcı hareketin kazanma şansı bulunmuyor. Yok eğer “gereği” yapılamazsa, ülkeyi bir felaket bekliyor.

https://www.abcgazetesi.com/yerel-secim-bir-kurtulus-olur-mu-47



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.03.2019- 09:01


Seçimlerde solcular ne mi yapmalı?

Bu konuda kafaları karşık olan varsa bence Orhan Aydın ustanın bugünkü yazısını okuyarak ne yapmak gerektiği konusunu bir kez daha ve yeniden düşünmeye başlayabilirler:

Sonun başlangıcı…

-Bu iş çığırından çıktı. Ben hiç böyle bir seçim süreci yaşamadım, sanırım ülkemde yaşamadı. Bir açıktan küfür etmedikleri, kendileri gibi düşünmeyen, oy vermeyeceklerini anladıkları tüm insanları tek tek tutuklayıp içeri atmadıkları kaldı.

-Cezaevlerinde yer yok ağabey, inan yer olsa onu da yaparlar.

-Şu insanlığı “terörist, hain” ilan etme bahsi nasıl gündelik oldu farkında mısın, her tür hakaret, ötekileştirme, ayrıştırma, yok sayma, küçümseme, tehdit yetmiyor beylere.

-Paralar saçarak insanları mitinglere taşıyorlar, bu ne utanmazlıktır.

-Ne bekaymış arkadaş. Kendi saltanatları için yapamayacakları yok, yalanın bini bir para.

-8 Mart eylemi için adamlar camilerden bile nutuk çekiyorlar.

-Öte yandan varlık fonuna devredilen ne varsa tek tek satışa çıkarıyorlar.

-İşte asıl mesele bu.

-Yalan bunun üstünü örtüyor. Ekonomi battıkça, gelecekleri de battığı için son kozlarını oynayarak elde avuçta ne varsa üç kuruşa satarak saltanatlarını sürdürmenin peşindeler.

-Hepsinin satış adresi Katar.

-Görmüyorlar mı sonrasını?

-Görmez olurlar mı ama ürettikleri hiçbir şey yok, gıda ürünlerinden samana kadar ne varsa ithal ediyorlar. İthalatı yapan şirketlerde kendi şirketleri ama oradan devletin kasasına akan tek kuruş yok.

-Kendi kasaları dolu, devletin kasası boş.

-Boş ne demek tamtakır, övünerek   “eksi büyüme” diye açıkladılar durumlarını.

-Ülkemin aydınlanmacı ekonomistleri geçen yıl başladılar bunları uyarmaya, uluslararası kuruluşlar da öyle, hepsini “hain, dış mihrak” ilan ettiler. Hatırla doların 7.5 lirayı gördüğü zamanları.

-Olan yurttaşlara oluyor ağabey. Halk evine ekmek götüremez duruma düşecek.

-Düştü bile, 4 ekmek alan 2 tane ile idare etmenin hesaplarını yapıyor, meyve-sebze-bakliyat-et-süt-peynir-yoğurt artık alınamaz oldu.

-Ne olacak böyle?

Yazının tamamı burada: http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-aydin/sonun-baslangici-258806

Evet, ne olacak böyle?
Ne yapılmalı?

Bu yaşanan gerçek yok sayılabilir mi? Bu sürecin önüne geçebilecek, ona set çekebilecek, bir başka deyişle AKP ve Erdoğan'ın bu yürüyüşünü durdurabilecek, geriletilebilecek bir siyasal tavır almak gerekmiyor mu, öncelikle? Sosyalist bir özne elbette gerekli; yıllardır onu savunuyorum zaten ama bir belediye seçiminde, bir belediye seçimi olmanın çok daha ötesinde anlamlar taşıyan bir seçimde iyi-kötü, doğru-yanlış AKP'yi durdurmaya çalışan bir (düzen) muhalefetinin karşısına dikilmek bu kötü gidişin sorumlusunun ve sürdürücüsünün yanında olmak ve onun değirmenine su taşımak anlamına gelmiyor mu?




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 21.03.2019- 04:09


''...Tutmaz diyorduk. Tutmayacak! Başlıkta “belirdi” dediğim, işte budur. Tutmayacağının alametleri çoğaldıkça çoğalıyor.

Türkiye’yi şeriata teslim etmek isteyen bir iktidar daha nasıl “her şeyi” ele geçirebilir? Daha nasıl kendi kurallarını bütün topluma dayatabilir? Peki sonuç?

Siyasal İslam milleti dinden soğutmuyor, kaçırıyor! Bir süre önce açtıkları deizm tartışması, artık anketlerin konusudur ve bütün araştırmalar göstermektedir ki, dinci siyasal iktidar, toplum katında karşıtını üretmektedir.
Tutmuyor. Türkiye toplumu şeriata boyun eğmiyor.

Daha ne kadar birikebilir bunun alametleri?''


http://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/cok-alametler-belirdi-258880

Son yazısında bu saptamayı yapmış Aydemir Güler. Daha önce de değiniyordu; AKP rejiminin bu ülkede tutmayacağını, ülke insanının bütünün teslim olmayacağının altını sürekli çiziyordu.

23 Aydınlanmasının Türkiye'de sağlam köklere sahip olduğunu söylemek mümkün. Ülkenin en az yüzde ellisinin bir türlü teslim olmamasının nedeni de bu. AKP'nin toplumsal ve siyasal alana dini referanslarla girdi yapmasının sonucunun anketlerde deizme yönelişle sonuçlanıyorsa bu durumun daha bir iki yıl öncesine kadar toplumun giderek muhafazakarlaştığı gerçeğinyle nasıl bağdaşıyor, bilemiyorum; orada sanki bir çelişki varmış gibi geliyor bana.

Evet, AKP rejimi bir türlü toplumun bütününü teslim alamıyor. Ne yapılırsa yapılsın toplumda var olan direnç bir türlü kırılamıyor. Bu önemli. Ama hem devletin ve hem de toplumsal alanın muhafazakarlaştığı da görünür bir gerçek halini almadı mı? Özellikle eğitim konusunda AKP'nin ''dindar ve kindar nesil'' hedefi doğrultusunda azımsanmayacak bir yol aldığını da görmek gerekiyor. AKP rejiminin ''tutmadığı'' söylemi bir yanıyla doğru olsa bile bu gerçeğin, toplumun kimi kanallarına nüfus etmediği anlamına gelmemeli. Tekrar olacak, AKP'nin ''cumhuriyet parantezini kapatma'' konusunda azımsanmayacak bir yol aldığı gerçeğini hiç akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Aydemir Güler'in yazısına devam edelim:

''Çok alametler belirdi!

Kapitalist Türkiye’nin tarihinde bir evre daha kapanış sinyalleri veriyor. Burada sadece CHP’nin adını verdim, ama siz onu, “CHP’nin hali buysa, gerisini sen düşün” diye okuyun - Düzenin muhalefeti ise serbest düşüşe geçmiş…

Çok alametler belirdi sözü “vakit tamamdır” diye tamamlanır. Alametler kendiliğinden birikir. Zamanın geldiği ise birileri tarafından gür sesle, ikna edici biçimde söylenmelidir.

31 Mart’ın temel anlamı budur.''


Aydemir Güler fazlasıyla iyimser. Bu iyi; iyimserliği yitirmemekte yarar var. AKP rejiminin tutmadığı gerçeği ne kadar önemli bir veriyse, AKP'nin düzenin   temel taşları konusunda etkide bulunduğu gerçeği bir yana 31 Mart seçim sonuçlarının da bir   bir evrenin   ''kapanış sinyallerinin'' ''parantez''in kapanacağı anlamına gelmeyeceği gerçeğini de akılda tutmak gerekiyor. 31 Mart seçim sonuçları bize AKP rejiminin tutmadığı gerçeğini en yalın biçimde gösterse dahi yerel iktidardan geriletilme hem merkezi iktidardan uzaklaştırılma anlamına gelmeyecek ve hem de sonrasındaki gelişmeleri çok daha önemli bir hale getirecektir. Sonrası için,   uygun bir başlığımız var; orada bu konu detaylandırılabilir. Ama bugün sorulması gereken soru, bu başlığa da Aydemir Güler'in bu tespitlerine de uygundur sanıyorum.

Sol olarak ne yapılmalı?

AKP rejimi ''tutmuyorsa'', ama bu veri de, AKP'nin siyasal ve toplumsal alana etkimediği, nüfus etmediği anlamına da gelmiyorsa 31 Mart seçimlerinde yapılması gereken şey nedir?

Bence sol yüzeyselliğe de kaçmadan bu sorunun yanıtını verebilmelidir.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.03.2019- 07:36


Bu seçimde AKP'yi geriletmek için çalışacağımı ve İstanbul'da ve belediyesinin   CHP'de olduğu bir ilçesinde oyumu   CHP'ye vereceğim. Meclis üyelikleri için de oyumu TKP'den yana kullanacağım.   Amaç öncelikle   AKP'yi geriletmek idi. Ama dün akşam Halk tv.de ki programda iki üç saat boyunca Ekrem İmamoğlu'nu dinleyince oyumu CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Adayı Ekrem İmamoğlu'na gönül rahatlığıyla verebileceğimi anladım. TKH'den ''ANAP'LI'' diye eleştiriler geliyordu; Kamil Tekerek nereden duymuş/görmüş de böyle konuşuyor, anlamadım. Sanırım ''hepsi aynı'' söyleminin bu eleştiriye(!) ihtiyacı vardı. Eğer gerçekten böyleyse, hiç yakışmadığını söylemeliyim.

Evet, sadece AKP'yi geriletmek adına değil ve aynı zamanda söylemleri ve duruşu, ve vizyonu nedeniyle de oyumu İmamoğlu'na vereceğim. Bana güven verdi. Hitabeti de oldukça iyi. İnsanları da etkilemesini biliyor. Çağdaş, modern bir insan. Bunca adayın ve başkanlık yapmış kişilerin içinde öne çıkartılabilir biri. Dahası, seçimi kazanırsa 4-5 yıl sonra CHP Genel Başkanlığı için Kemal Kılıçdaroğğlu'na değil, Muharrem İnce'ye rakip olabilir diye düşünüyorum; böyle bir potansiyeli var.




Bu ileti en son melnur tarafından 22.03.2019- 07:36 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.377
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.03.2019- 03:22


Merdan Yanardağ AKP'nin ve yaşanan sürecin bir fotoğrafını çekmiş. http://www.solpaylasim.com/k7775-yerel-secim-bir-kurtulus-olur-mu-.html Okumakta yarar var. Öteden beri savunuyorum, Türkiye solcusunun 31 Mart'ta önüne koyması gereken iki konu var; AKP'nin iktidara geldiği günden beri neredeyse aynı şeyleri yazıp duruyorum. Bu iki konudan biri AKP'nin mutlak anlamda geriletilmesi ve ikincisi sosyalistlerin toplumsal alanda gücünü arttıracak bir siyasal tavrın önemsenmesidir. Bunlardan herhangi birinin aksatılması veya önemsizleştirilmesinin çok büyük bir hata olduğunu düşünüyorum.

Türkiye sosyalizminin en büyük ve önemli paydaşı TKP seçimlere parti olarak katılıyor. SAdece bu seçimde de değil, YSK bir sorun çıkarmazsa hemen her seçimde kendi adaylarıyla yarışın içine giriyor, solu seçeneksiz bırakmamaya çalışıyor ve özellikle toplumsal alanda bir güç olabilmenin ve bir çekim merkezi yaratabilmenin tüm olanaklarından birini bu şekliyle zorluyor. Önemsenmesi ve saygı duyulması bir siyasal çabadır. Kesinlikle destek verilmelidir ve bu tavır hiçbir şekilde sahipsiz bırakılmamalıdır. Ancak bu tavrın bir soruna da yol açtığı gerçeğini yok saymamalıyız.


Seçime katılma, rakiplerle bir yarışa girme haliyle yarışın diğer tarafında bulunanlara yönelik eleştirileri de beraberinde getirmektedir. İşin doğallığında var bu. TKP de bunu yapmaya çalışıyor, ne var ki, TKP'ye destek verenler, adaylar, sempatizanlar vb. bu siyasal tavrı gösterirken iktidarda bulunan AKP'yle AKP karşısında yer alan partileri bir ve aynılaştırma yanlışına düşmektedir. Bu arada ve çoğu zaman ipin ucu oldukça kaçmakta, düzen solunu, düzen muhalefetini de eleştirmek adına, Merdan Yanardağ'ın çok iyi bir şekilde analizini yaptığı AKP gerçekliği neredeyse silikleştirilmekte, ve bir yanıyla da bu durum AKP'nin değirmenine su taşımak gibi bir işleve yol açmaktadır.


Oysa, ne amaçla olursa olsun AKP önemsizleştirilemez. Bu yanlışa düşülmemeli. Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir benzerine rastlamadığımız bir biçimde karşı devrimin öznesi durumunda olan bir parti dolaylı bir yoldan bile olsa sıradanlaştırılmamalıdır. Sosyalist/komünist bir özneyi öne çıkarmak adına bile olsa, AKP'nin geriletilmesi ve yerelde de olsa iktidardan edilmesi asla küçümsenmemelidir. Takınılan siyasal tavır ile AKP'nin sıradanlaştırılmasına ve diğer muhalefet partileriyle aynılaştırılmasına yol açılmamalıdır!


Bu seçimin ve AKP'nin iktidarda olduğu her seçimin böyle ikili bir karakteri var/olacaktır ve sol partilerimiz bu seçim yarışına girdiklerinde sempatizanlarının da içinde yer aldığı toplumda yanlış/hatalı bir algıya neden olmamalıdırlar, diye düşünüyorum.




Bu ileti en son melnur tarafından 24.03.2019- 03:29 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Ne yapmalı, nasıl yapmalı? melnur 1 482 06.03.2019- 06:26
Konu Klasör Ne olacak bu Türkiye'nin hali; ne yapmalı? melnur 1 131 15.10.2019- 09:29
Konu Klasör Türkiye solu ne yapmalı, nasıl bir siyaset? melnur 1 234 08.10.2019- 08:09
Konu Klasör Solcular din düşmanı mı? denizcan 12 11135 02.03.2014- 14:54
Konu Klasör Sosyalizmden ödü patlayan 'solcular' melnur 1 1491 05.06.2017- 10:25
Etiketler   Seçimlerde,   solcular,   yapmalı
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS