SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
İki soru ve öldüren cazibe - Metin Çulhaoğlu           (gösterim sayısı: 144)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.284
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 11.09.2019- 19:46


İki soru ve öldüren cazibe   - Metin Çulhaoğlu

“AKP erime sürecinde, gidici görünüyor; peki, ondan sonra nasıl bir iktidar kotarılacak?”

“Bugün rejim Kürt hareketinin üzerine gidiyor; gidiyor da yarın sürecin bir noktasında rejimle uzlaşan bir ‘çözüm süreci’ devreye girerse ne olacak?”

Her ikisinin de yersiz sorular olmadığı açık. Akılda bulundurmak, üzerinde düşünmek, kimi varsayımlar geliştirmek gerekli ve yararlıdır. Ne var ki, izlenecek güncel siyasetin bu sorulara verilecek ve herkesi tatmin edecek eksiksiz yanıtlar üzerine kurulması mümkün değildir.

Burada, yazı yazmanın, analiz yapmanın ötesinde somut ve net bir siyasal çizgiden söz ediyoruz. Böyle bir çizgi, aynı anda ve eşit ağırlıklarla hem Saray Rejiminin yıkılmasına hem de sonraki gelişmelere odaklanamaz. Gene aynı anda ve eşit ağırlıklarla hem Kürt siyasetine yönelik düşmanca ve keyfi tasarruflara karşı çıkma hem de olası bir “çözüm sürecinin” netameli yanlarına mesafe koyma gerekliliklerini karşılayamaz.

Aslında mesele “Olur da biz beceremeyiz” ya da “Bugün Türkiye’de bunu kıvırabilecek bir siyasal özne yok” meselesi değildir. Siyasetin doğası ve mantığı gereği böyledir. Eski bir metafora başvurursak, düşünce ve analiz huninin geniş ağzıdır; orada ne varsa hepsini aynı anda alttaki borudan geçiremezsiniz.


Bir bakıma şuna da benzer: İnsanlar evlilik kararını evlilik sonrasında ortaya çıkabilecek her tür durumu, sorunu vb. en baştan düşünerek almaya kalkarlarsa ortada evlilik diye bir müessese kalmaması kuvvetle muhtemeldir.

***
Konu herkesin olmasa bile sosyalistlerin kendi düşünce ve analiz dünyası ise ayrıca bir de öldüren cazibeden söz etmek gerekir (Adrian Lyne’in 1987 yapımı filmiyle karıştırılmamalıdır).

Mevcut durumun ortaya koyduğu kesinlik ve netliklerin ötesinde yarına ilişkin olasılıklar, kimlerin yarın için ne gibi şeyler kurguladıkları üzerine düşünmek, aklı fikri gelişkin kişiler olan sosyalistlere hep cazip gelmiştir.   Bunda elbette “öldüren” bir yan yoktur. Ama ne zaman bu tür mülahazaların bire bir güncel olana, güncel siyasete yansıtılması ve orada bire bir karşılık bulması arzu ve talep edilir, orada devreye öldüren cazibe girer.

Olmayacağı, olamayacağı için özneyi pek çok yönden meflûç kılar; güncel siyasal pratiği öteleyip insanları tefekkür dünyasına hapseder, siyasal pratiği analize ve propagandaya indirger. Bu açıdan “öldürür”, bu nedenle öldüren cazibedir.

1917 yılında Bolşevikler iktidarı almaları halinde karşılaşacakları çok yönlü sorunların ve güçlüklerin pekâlâ farkındaydılar. Ekim Devrimi, Troçki dâhil devrimin öncüleri bu farkındalığın öldüren cazibesine kapılmadıkları için gerçekleşebilmiştir.

***

Konuya ilişkin önemli bir başka nokta ise şudur:

Bugün olanla yarın olabilecek olan, kendi sabit mekânlarında birbirinden ayrı durumlar değildir. Örneğin, Saray Rejimine son verilmesine odaklanan bir siyasal çizgi, hakkı verilerek izlendiğinde, bu dinamik rejim sonrası gelişmelerin yönünü de etkileyecektir. Keza, son kayyum örneğinde olduğu gibi, Kürt siyasetine yönelik haksız, hukuksuz ve keyfi tasarruflara ikirciksiz karşı çıkılması da gündeme gelebilecek yeni bir “çözüm sürecinin” çerçevesini ve zeminini şekillendiren etkenlerden biri olacaktır.

Toparlarsak, güncel siyasetin her zaman “asıl metin” üzerinden kurulması gerekir; şerhler ya da ek açıklamalar (anotasyon) güncel siyasetin ana gövdesini, omurgasını oluşturamaz.

Ne kadar önemli görünürlerse görünsünler, yarına ilişkin şerhlerin bugünden başköşeye oturtulması, sosyalistlere “Hımmm” dedirtse, pek cazip görünse bile bunun siyasal pratik açısından öldüren cazibe haline gelebileceği unutulmamalıdır.

https://ilerihaber.org/yazar/iki-soru-ve-olduren-cazibe-103257.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.284
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.09.2019- 07:39


“AKP erime sürecinde, gidici görünüyor; peki, ondan sonra nasıl bir iktidar kotarılacak?” diye sorarak yazısını bu soru cümlesinin yanıtı üzerine kurmuş Metin Çulhaoğlu. AKP'nin siyasi iktidardan uzaklaştırıması gereğinin üzerini ''ya sonrası'' üzerinde kafa yormaya çalışarak sulandırma çabalarına karşı yazılmamış bir yazı bu. Gerçekten de hem AKP'ye karşı etkin bir mücadele verilebilir ve hem de ondan sonrası ve sosyalizm için nasıl bir siyasi perspektif doğrultusunda P edilmesi gerektiği üzerine düşünceler gerçekleştirilebilir. Kendi içinde bir bütünlük taşıyan yazı olarak önemsenebilir. Ama buraya alıntı yaptığım cümle bana farklı bir şey çağrıştırıyor. AKP'nin sanırım liberallerle ve Kürt hareketiyle henüz arasının bozulmadığı zaman kesitinde AKP karşıtlığını yumuşatacak, sulandıracak ve hatta önemsizleştirecek bir siyasi konumlanış içinde olmayı, M.Çulhaoğlu'nun söyledikleriyle bir tutmamak gerekiyor. Çulhaoğlu'nun sorusunun muhatapları ile bir dönem her türlü AKP eleştirisinin önüne set çekmeyi solculukla, komünistlikle karıştırıp bulamaç haline getirenler arasında bir samimiyet ve bir içtenlik farkı var. Birinde ''AKP sonrası'' için birtakım kaygıların gerçekliğinden söz edilebilse bile diğerinde liberallerin o dönem Kürt hareketiyle içinde bulundukları ittifakın kuyrukçu kesimin zihnine yansımasından söz edilebilir. Birinde sınıf mücadelesinin gerektirdiği kılı kırk yarma titizliği ve diğerinde   Kürt hareketinin liberallerle yaptığı ittifaka yanaşmayı keskin   solculukmuş gibi gösterme samimiyetsizliği...

Çulhaoğlu'nun yazısı bana bunları hatırlattı; öylesine bir dönemdi, bir iki kişinin hala provakatis çabalarını bir kenara bırakacak olursak, geldi, geçti!



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Elitmişiz! - Metin Çulhaoğlu melnur 0 166 13.07.2019- 10:48
Konu Klasör Metin Çulhaoğlu: Ütopya kalmadı distopya verelim... melnur 0 30 12.11.2019- 06:46
Konu Klasör M.Çulhaoğlu: Post-liberal arayışlar ve sol melnur 0 122 08.07.2019- 08:49
Konu Klasör Bir soru yura 15 4399 22.01.2015- 04:10
Konu Klasör Soru sormak ilkay 0 1227 20.04.2014- 00:47
Etiketler   İki,   soru,   öldüren,   cazibe,   Metin,   Çulhaoğlu
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS