SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Küresel komünist tedbirlere ihtiyaç var...           (gösterim sayısı: 55)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.761
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

16 kere teşekkür etti.
22 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 27.03.2020- 04:51


Slovaj Zizek'ten koronavirüs yorumu: Küresel komünist tedbirlere ihtiyaç var

Yazar ve düşünür Slovaj Zizek, koronavirüs krizine ilişkin, "Komünist tedbirlere kalıcı olarak ihtiyaç olduğunun bilincine varacağız" yorumunu yaptı. Zizek, "Şu anda küresel bir sağlık sistemine acilen ihtiyaç duyduğumuzu kim inkâr edebilir?" diye sordu.

Resim Ekleme

Slovenyalı yazar ve düşünür Slovaj Zizek, 'Koronavirüse karşı küresel komünizm' önerisine dair Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı.

"Bugün ben komünizmin şimdi zafer kazanacağını düşünecek kadar naif değilim" diyen Zizek, "Fakat komünist tedbirlere kalıcı olarak ihtiyaç olduğunun bilincine varacağız. Şu anda küresel bir sağlık sistemine acilen ihtiyaç duyduğumuzu kim inkâr edebilir?" ifadelerini kullandı.

'Koronavirüs krizi kapitalizmi nasıl dönüştürebilir' sorusuna Zizek, "En olası gördüğüm ihtimal “insani gösterilen bir barbarlık” yani sistemin sürdürülebilmesi için hayatların kibar, medeni ama bilinçli olarak feda edilmesi ve yeni baskı araçlarının kitleler üzerinde kötüye kullanılması" yanıtını verdi.

Zizek'in Habertürk'ten Kübra Par'a verdiği yanıtlar şöyle:

>> Son günlerde koronaya karşı küresel komünizm ihtiyacı olarak dile getirdiğiniz yazılarınızdan aslında şuraya varıyoruz; bu salgın döneminde devletler üretkenlik, kâr ya da herhangi bir piyasa kuralını dikkate almadan vatandaşlarını korumak için her şeyi yapmalılar diyorsunuz. O halde soru şu; hayatımızı kontrol eden devletlerden bize yardımcı olmaları için üzerimizde daha fazla güç kullanmalarını istiyoruz. Bu bir paradoks değil mi?

Bunun bir paradoks olduğunu kesinlikle kabul ediyorum çünkü devletler şu an bu epidemi gibi gerçek bir problemi çözmek için daha fazla güç kullanmak zorundalar, tabii bilimin yardımıyla. Aslında belli ki devlet güçleri bunu yapabilmek için panik ve baskı altındalar.

>> Komünizmi bir yönetim şekli olarak değil insan hayatını korumak ve yüceltmek için bir perspektif olarak ortaya koyuyorsunuz. Boris Johnson’ı örnek göstererek milliyetçiliğe olan eğiliminden bahsediyorsunuz. Dolayısıyla muhafazakâr ya da sol, komünizm perspektifini kimin uygulayacağı önemli değil, öyle mi?

Hayır, bu sadece bir perspektif değil, uluslararası işbirliği, devletin piyasaya şimdikinden fazla doğrudan müdahalesi, binlerce kişinin mobilizasyonu gibi bir seri öneri ve önlemleri içeren bir perspektif. Bunu kimin yapacağının bir önemi yok, bu önlemlerin kendisinin bir politik anlamı var.


Elbette devletler küresel dayanışmayı desteklemek zorunda, ama ihtiyacımız olan şey işbirliğinden fazlası, bu eylemlerin direkt olarak koordine edilmesi gerekiyor. Bunun hangi şekilde yapılabileceğini bilmiyorum. Hatta yapılabilecek mi ondan bile emin değilim fakat uygarlığın hayatta kalabilmesi için bunun bir yolu olmalı.

>> Birleşmiş Milletler’e alternatif bir resmi yapının kurulmasını mı öneriyorsunuz yoksa herhangi bir kesin yapı yerine sadece uluslararası işbirliğini artırmayı mı? Eğer ikincisi ise, böylesi derin bir panik ve kriz döneminde devletlerin desteği olmadan bir küresel dayanışma sağlamak mümkün mü?

Devletler elbette küresel dayanışmayı desteklemeliler, ama şu an ihtiyacımız olan dayanışmanın çok ötesinde; atılan adımların doğrudan koordinasyonu şart. Bunun hangi şekilde yapılacağını bilmiyorum, hatta yapılabilecek mi ondan da emin değilim, fakat bunun insanlığın devam edebilmesi için şart olduğunu düşünüyorum.

>> Sizin komünizm alternatifiniz dışında bu kriz kapitalizmi nasıl dönüştürebilir?

Bu sorunuza da kesin bir cevabım yok. En olası gördüğüm ihtimal “insani gösterilen bir barbarlık” yani sistemin sürdürülebilmesi için hayatların kibar, medeni ama bilinçli olarak feda edilmesi ve yeni baskı araçlarının kitleler üzerinde kötüye kullanılması. Bugün yeni Julian Assange’lara her zamankinden fazla ihtiyacımız var! Bakın ben komünizmin şimdi zafer kazanacağını düşünecek kadar naif değilim, fakat komünist tedbirlere kalıcı olarak ihtiyaç olduğunun bilincine varacağız. Şu anda küresel bir sağlık sistemine acilen ihtiyaç duyduğumuzu kim inkâr edebilir?

>> Bu pandemi ortaya çıkıncaya kadar yüz yüze ilişkilerin azalmakta olmasından yakınıyorduk. Çocuklarımızın gerçek oyuncaklar yahut arkadaşlar yerine iPad’leriyle oynamaları bizi kaygılandırıyordu. Oysa şimdi sanki bir kara komedinin içindeyiz, aşırı derecede dijitalleştik. Bunun yaratacağı sonuçlar ne olabilir? Eğer bazı işverenler evden çalışmanın daha kârlı olduğunu düşünerek iş yerlerini kapatırlarsa ne olacak? Post-Korona döneminde kendimizi izole etmeye alışabilir miyiz?

Böyle bir ihtimalden korkmuyorum. Öncelikle bazılarımızın dijital self-izolasyonunu sürdürebilmesi için birilerinin gerçek iş yapması gerekiyor. Belki de başkalarıyla temas edebildiğimiz gerçek fiziksel çalışma çok daha kıymetli hale gelecek. Ayrıca bu zorunlu self-izolasyon gerçek bedenlerle temas etme arzumuzu daha da artıracak bence.

https://www.birgun.net/haber/slovaj-zizek-ten-koronavirus-yorumu-kuresel-komunist-tedbirlere-ihtiyac-var-293379



Teşekkür edenler:   Proleter_Devrimci [27.03.2020- 10:24],

Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.761
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

22 kere teşekkür edildi.
16 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: Önceki gün, 18:21


Covid-19 günlerinde sağ kalma rehberi: basit hazlarınızdan utanmayın, Valhalla Murders izleyin, her şey bir oyunmuş gibi düşünün – Slavoj Zizek

Resim Ekleme

Çeviri: Engin Kurtay

Corona salgınında akıl sağlığını korumak için önereceğim ilk kural yüce manevi hakikatler peşinde koşmaktan vazgeçmektir. Hiç utanmadan, sıkılmadan, gündelik yaşamı devam ettiren küçük alışkanlıklarımıza odaklanmalıyız

Covid-19 günlerinde sağ kalma rehberi: basit hazlarınızdan utanmayın, Valhalla Murders izleyin, her şey bir oyunmuş gibi düşünün – Slavoj Zizek

İtiraf edeyim: eve kapanmak ve bütün zamanımı okuyup yazarak geçirmek fikri benim zaten hoşuma gider.

Seyahatlerimde de popüler atraksiyonlara katılmak yerine otel odamda kalmayı tercih etmişimdir. Benim için ünlü bir resim üzerine yazılmış iyi bir metni okumak, o resmin aslını kalabalık bir müzede görmekten daha anlamlıdır. Bütün bunlara rağmen şimdi eve tıkılıp kalmak bana da zor geliyor… neden acaba?

Ernst Lubitsch’in Ninotchka filmindeki o ünlü epizotu anımsatayım: “‘Garson! Bir kahve lütfen kremasız olsun!’ ‘Efendim afedersiniz, kremamız yok ama sütümüz var, sütsüz kahve olur mu acaba?’”

Nihayetinde içtiğiniz kahve aynı kahvedir.   Değiştirebileceğimiz tek şey, kahvenin kremasız değil sütsüz olduğunu söylemektir; ya da daha basit formüle edersek: sade kahvenin sütsüz olduğunu belirtmektir.

Kendimi eve kapatırken de olan budur. Krizden önce kendimi eve “sütsüz” kapatıyordum; çıkıp dolaşabilirdim ama eve kapanmayı tercih ediyordum. Şimdi ise “sade kahve” bir kapanma halindeyim ve bu halim “sütsüz” bile değil.

Tehdit görünmez olduğunda korkutucudur
Rio de Janeirolu arkadaşım, Lacan’cı psikanalist Gabriel Tupinamba bu paradoksu bana gönderdiği e-mail’de şöyle açıkladı: “Bugün en kaygılı olanlar ve kendilerini en çaresiz hissedenler krizden önce de zaten evinden çalışmakta olan insanlar. Çünkü yaşam rutinlerinde yapabilecekleri hiçbir değişiklik onları krize karşı bir önlem geliştirmiş yapmıyor.”

Dayandığı nokta karmaşık ama akla yakın: gündelik gerçekliğimizde büyük bir değişim olmadığında söz konusu tehditle yüzleşemiyoruz ve bu tehdidi görüntüsel bir fantezi şeklinde deneyimliyoruz. Bu onu daha şiddetli yapıyor. Nazi Almanya’sında da Yahudi nüfusun en az bulunduğu yöreler anti-Semitizmin en güçlü olduğu yerlerdi; Yahudilerin ortada görünmemeleri Yahudi imajını korkutucu yapıyordu.

Tupinamba benzer paradoksun HIV’nin yayılmasında da geçerli olduğunu hatırlatıyor: “HIV’in yayılmasındaki mahremiyet ve giz çaresizlik duygusunu büyütüyor ve o kadar sinir bozuyordu ki, sonunda birinin pasaportuna /HIV pozitif/ damgası vurulması bile duruma simgesel bir çerçeve kazandırdığı için tahammül edilebilir oluyordu. Böylece virüsün ne olup ne olmadığı, ne yapabildiği noktasında bir sözleşme bağlanmış, güvenli hareket alanımız belirlenmiş oluyordu.”

Görüntüsel fantezi gerçekliğimize intikal ettiğinde (örneğin virüsü kaptığımızda) ise olabilecekler artık belli oluyor, neyle savaştığımız açıklığa kavuşuyor (sonuçta savaşı kaybetsek bile). Gerçekliğe intikal etmediği sürece “ya kendimizi kaygılı bir paranoya halinde buluyoruz (saf bir küresellik) ya da kendimizi gereksiz riske attığımız etkisiz simgeleştirmeler yapıyoruz (saf bir yerellik).”

Bu “etkisiz simgeleştirmelerin” halihazırda pek çok örneği var; en güzel örneğini de geçenlerde ABD Başkanı Donald Trump verdi: “virüsü kafanıza takmayın, işinize dönün” çağrısı yaptı.   Böyle bir yaklaşım televizyonda futbol izlerken sanki oyuna bir etkisi olacakmış gibi tezahürat yapmaktan da beter. Yine de çaresiz olmadığımızı anımsamak gerekir: bilim virüse karşı bir silah bulmadan da kendimizi bu çıkmazdan kurtarabiliriz.

Paranoyaya kapılmamak için yapılacaklar:
Tupinamba şöyle diyor: “Salgınla mücadelede en ön safta yer alan doktorlar, onların çevresindeki yardım ve dayanışma örgütlenmeleri, uçuk paranoya belirtilerinin en az görüldüğü insanlardır. Bu olgu bize siyasal etkinliklerde de yatay düzeyde öznel faydanın gözeltilmesinin önemini gösteriyor. Belli dolayımlarla yapılan siyaset (ki Devlet çoğu zaman eldeki yegâne araçtır ve bunu kullanmak isabetlidir) bize hem verili koşulları değiştirme olanağı sağlamakta hem de uzun zamandır yitirdiğimiz bazı araçları yeni baştan kurma olanağı vermektedir.”

İngiltere’de 400 binden fazla genç ve sağlıklı insan gönüllü olarak kendilerini Covid-19 savaşında görevlendirmiştir. Bunlar olumlu gelişmelerdir.

Zihinsel çöküşü engellemek için yapılacaklar:
Böyle etkinliklere girişemeyecek durumda olanlar ne yapmalıdır; salgın günlerinde akıl sağlığımızı nasıl koruyacağız? Benim ilk kuralım, yüce manevi hakikatler peşinde koşmaktan vazgeçmek, varoluşumuzun temelindeki karanlıkla boğuşmayı şimdilik ertelemektir. Utanmadan sıkılmadan gündelik yaşamı devam ettiren basit alışkanlıklara kendimizi vermeliyiz.

Zihinsel çöküşü engellemeye yarayacak her yol doğrudur. Uzun vadeli düşünmeye gerek yok. Bugünü düşün. Uyuyuncaya kadar geçen sürede neler yapabilirsin? Eğer yapabiliyorsan “Hayat Güzeldir” (Roberto Benigni’nin 1997 tarihli filmi) oyununu oyna: eve kapanmanın bir oyun olduğunu, herkesin bu oyunu rızasıyla oynadığını ve sonunda kazananın büyük bir ödül alacağını düşün. Film izlemeye gelince, basit hazlarından utanma: felaket distopyalarını izle. Will ve Grace gibi arka plan gülüşmelerle ne zaman gülmen gerektiğini sana söyleyen TV komedi dizilerini izle. YouTube podcast’leri de olur… Benim tercihim karanlık İskandinav hatta İzlanda polisiye dizileri: Trapped ya da Valhalla Murders.

Yine de bu stratejiler her gün çalışmayabilir. Asıl yapmamız gereken gündelik yaşamı kararlı ve anlamlı bir şekilde kurmaktır. Diğer bir arkadaşım, Andreas Rosenfelder (Die Welt’te çalışan Alman gazeteci), gönderdiği e-mail’de yeni trend olan bir yaşam biçiminden bahsediyordu: “Bu olanlar çok heyecan verici, hem gazeteci hem de birey olarak yeni bir ahlakın doğuşuna tanıklık ediyoruz: insanlar evlerinde gece gündüz demeden çalışıyor, video konferanslar düzenliyor, çocuklarıyla ilgileniyor aynı zamanda onların eğitimlerini düzenliyorlar. Ve kimse onlara neyi neden yaptığını sormuyor. Çünkü bu “çalışmanın” arka planında ‘para kazanacağım’, ‘tatile gideceğim’ gibi motivasyonlar yok. Çünkü kimse bundan sonra parası olsa bile tatile gidip gidemeyeceğinden emin değil. Dünya algısı, başını sokacak bir evinin olması ve karnını doyuracak yemeğin olmasından ibaret hale geldi. Bunun yanında birilerini sevmek, kollamak ve şu an bunun için yapılması gerekenler öne çıkmış durumda. ‘Daha fazlasına ihtiyacım var’ düşüncesi gerçekdışı hale geldi.”

Yabancılaşmadan bu kadar arı, saygın yaşam tanımına bundan daha iyi uyacak bir yaşam düşünemiyorum. Salgın geçtikten sonra da bugün edindiğimiz bu alışkanlıkların hiç olmazsa kısmen devam etmesini umuyorum.

[Russian Times’taki İngilizce orijinalinden Engin Kurtay tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

https://sendika63.org/2020/03/covid-19-gunlerinde-sag-kalma-rehberi-basit-hazlarinizdan-utanmayin-valhalla-murders-izleyin-her-sey-bir-oyunmus-gibi-dusunun-slavoj-zizek-581861/



Teşekkür edenler:   Proleter_Devrimci [Dün, 07:55],

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Acilen ‘sol’a ihtiyaç var... melnur 1 166 31.12.2019- 07:41
Konu Klasör Komünist Manifesto Üzerine umut 1 3152 21.02.2020- 18:14
Konu Klasör Camilo anti-komünist miydi? melnur 0 399 19.02.2019- 10:02
Konu Klasör Anti-komünist olmak isteyenlere 40 tavsiye melnur 0 210 25.10.2019- 08:38
Konu Klasör Avrupa Komünist Toplantısı başladı: Buradayız, buz kırıldı, yol açıldı... melnur 1 200 10.12.2019- 04:57
Etiketler   Küresel,   komünist,   tedbirlere,   ihtiyaç,   var.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS