SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.194
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.09.2020- 06:49


TKP'nin 100. yıl canlı yayını bu akşam ekranda olacak


10 Eylül günü 100. yılını 500 noktada yapılan buluşma ve yeni üyelerle kutlayan TKP'nin 100. yıl canlı yayını ise çok sayıda aydın ve sanatçının katılımıyla bu akşam saat 21.00'de soL'da ve TKP'nin Youtube kanalında olacak.

Resim Ekleme

Türkiye Komünist Partisi, 100. yaşına 10 Eylül'de 500 noktada yaptığı buluşmalar ve çok sayıda yeni TKP Gönüllüsü ile girerken, 100. yıl canlı yayını ise bu akşam ekranlarda olacak.

Gazeteci Enver Aysever’in sunacağı programda TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan konuşmacı olacak.

TKP’nin birçok çalışma alanından parti üyeleri ve dostları partinin bugünkü mücadelesini anlatacak.

TKP’nin sanatçı üyeleri ve dostları TKP’yi 100 yaşında selamlayacak; Emin İgüs, Dengin Ceyhan, Gülcan Altan, Ruhi Su Dostlar Korosu, Yapıcılar, Orhan Aydın, Cansu Fırıncı ve Arda Kurşunoğlu canlı yayında yer alacak.

Yayın 12 Eylül saat 21.00’de TKP Youtube hesabında başlayacak ve aynı anda soL'dan da yayımlanacak.

https://sol.org.tr/haber/tkpnin-100-yil-canli-yayini-bu-aksam-ekranda-olacak-14303



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.194
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.09.2020- 09:55




Yayının tamamını buradan seyredebilirsiniz.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.194
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.09.2021- 09:41



Resim Ekleme

100.yılı geride bıraktık bir yıl daha geçti ve TKP 101.yaşında, öncelikle kutlu olsun. Bir önceki sayfada, 100.yıl için yaptığım yorum bugün için de geçerlidir. TKP Türkiye devriminin partisidir. Zaman zaman eleştirel yaklaştığım oluyor, bu çok doğal çünkü siyaset bir bilim değildir ve farklı yorumlara da açıktır. Ama bu farklılıklar, bu farklı yorum ve yaklaşımlar   hiçbir şekilde TKP'ye yönelik ilgi, ve desteğimin kaybedildiği anlamına gelmiyor. Yineleyecek olursam TKP'yi Türkiye devriminin öncü partisi olarak görmeye devam ediyorum, bu konuda en küçük bir kaygı da taşımıyorum; eksikler, siyasi hatalar elbette olacaktır ve onlar da zaman içinde sürüp giden mücadeleyle birlikte hal yoluna girecek, parti içinde görmek istediğim sol-sosyalist aydınlar da partiye katılacaklardır. TKP böyle böyle daha da büyüyecek ve sosyalist solda özediğimiz çekim merkezi haline gelecektir.

Bir kez daha...
101.yaşımız kutlu olsun.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.194
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.09.2021- 07:32


Solcular, sosyalistler yıllarca ''bu düzen değişmelidir'' mottosu üzerinden siyaset yapmaya çalıştılar. Ve bu düzenin değişmesi gerektiğinin altını çizenler kapitalizmin insanlara mutluluk vermediğini değişmesi gereken düzenin kapitalizm olduğunu ve kapitalizmin yerine sosyalizm inşa edilmeden dünyada insanlığa bir mutluluk gelmeyeceğni de söylediler. Buraya kadar pek de sorun yok. Ülkemizde daha güzel bir dünyadan yana olan hatırı sayılı bir toplam var.

Sorun (bence) bu noktadan sonra başlıyor.

Kapitalizm ve sosyalizm kavramları üstünkörü geçildiğinde birarada olabilen bireyler (yığınlar) bu kavramların içinin doldurulması, somutlaştırılması ve netleştirilmesiyle birlkte farklılaşma eğilimi içine giriyorlar. Kapitalizm ve sosyalizm kavramının en merkezi yanını özel mülkiyetin oluşturduğu ve kapitalizme karşı olmanın, ya da sosyalizmi benimsemenin özel mülkiyetle doğrudan bir ilgisinin   bulunmasının dillendirilmesi, öncesinde birliktelik içinde olan kesimlerin gerçekte çok da aynı dili konuşmadıklarının ve farklı bir dünya peşinde koştukları gerçeğinin öne çıkması-çıkartılması anlamına gelmektedir. Bu durum bir anlamda süreç içinde yan yana olabilen kesimlerin gerçekte aynı hedefe kilitlendikleri ve zihinlerinden geçirdikleri düzenin (daha güzel bir dünyanın) aynı olmadığı anlamındadır bu farklılık ve bence sorunun başlangıcı da burasıdır.

Biraz daha netleştirmek gerekiyorsa ''sorun, sorun'' deyip duruyoruz da kastımız ne bu sözcükten? Önce bunu da bir açmamız gerekmiyor mu?

Türkiye'de başlangıcını Cumhuriyet koysak da sanırım çok yanlış yapmış olmayız, önemli bir toplamın çağdaşlıktan, modernizmden, akıl ve bilimden ve kısaca cumhuriyet ve demokrasiden yana olduğunu söyleyebilmek mümkün. Liberalleri saymazsak bu toplamın çok büyük bir kesimin de kendini solcu ve sosyalist saydığını da söyleyebiliriz. Özel günlerde, ve özellikle 1 Mayıslarda biraraya gelen kesimler de bu toplamdır. Bir araya gelebiliyorlar, çoğu zaman dayanışma içinde de olabiliyorlar ama aynı değiller. Farklılıklarının temelinde de özel mülkiyete olan yaklaşımları var, başka bir şey değil.

( Bu başlığa başka bir anlatım için girmiştim. Ama yazı elimden kaçtı ve başka bir yere doğru gidiyor. Bu haliyle uzadıkça da uzayacak ve anlamsız br paragraf yığınına dönüşecek. Kestirmeden buraya kadar yazılanları toparlayayıp bir yere bağlamak gerekiyor, sanrım.)

Şuraya gelmek istiyorum, sol ve sosyalizm dendiğinde kendisini bu çerçeve içinde de tanımlayabilen toplam aslında bu kavramlardan farklı anlamlar çıkarmakta ve hatta sosyalizmi de farklı yorumlamaktadır. Çoğunun özel mülkyete karşı olduğu söylenemez ve çoğu da reel sosyalizm sürecinden sonra daha güzel bir dünyayı sadece demokrasi konseptiyle ilişkilendirmektedir. Ve dolayısıyla sosyalistler için sorun da burada düğümlenmektedir. Sosyalistler bence soruna bu noktada bir çare bulamayacaklarsa bu toplam çareyi bilimsel sosyalizm dışında aramaya devam edeceklerdir ve sosyalistler de toplumsal alanda yüzde birlik bir oranı aşabilmekte zorluk çekeceklerdir.

Biraz daha netleştirelim ve sözünü ettiğimiz toplamı   sosyal demokrat kitleyle, devrimci demokrat kitle oluşturmaktadır ve belki liberal-milliyetçi kitleyi de buna dahil edebiliriz. Bu toplamın önemi bilimsel sosyalizmi savunanlar açısından kendisine en yakın olan kesimlerin bu ''kalabalık'' olduğu ve yine içine alabileceği ve kendi saflarına katabileceği kesimlerin de bu toplam olduğu gerçeğidir.

İkinci konu, hem sosyal demokrasi ve hem de devrimci demokrasi sol-sosyalizm derken farklı bir dünya tasarlamakta ve bu kavramların içini de savunnageldikleri dünyaya özgü değerlerle doldurmaktadır. Bu dünyanın içinde genel anlamda özel mülkiyet karşıtlığı yok ve bu dünya bir anlamda emeği kutsayan ve emeği özel mülkiyetli bir düzen içinde   savunmaya çalışan bir ilkeler bütünüdür. Devrimci demokrasi de aslında bu konuda çok farklı değil. Ve ikisi de bu bağlamda burjuva demokrasisinden, -liberal demokrasiden yanadır. Bugün devrimci demokrasinin   sosyal demokrasiden farkı ''acilciliği''dir ve şunu da eklemeli, en azından bir bölümü için daha güzel bir dünya tasarımı ayrılmaktan, bölgede farklı bir yapılanmaktan geçmektedir...

Üçüncü ve asıl konu; bilimsel sol, sosyalist sol toplumsal alanda bir güç oluşturmaktan yanaysa öncelikle bu toplamın dışında kalmayacak siyasetler üretmek zorundadır. Bunun için de bu toplamın dışında da kalmamalıdır. Solculuğu sanal dünyadan edindikleriyle öğrenmeye çalışanlar için söylüyorum, bilimsel sosyalizmi savunmak, enternasyonalist komünist olmak ideolojik doğru veya yanlışları bir papağan gibi ( ve yine doğru yanlış) sıralamak değildir. Toplumla bağ kurmayı heybesinin içine yerleştirmeyen bir söylem doğru bir siyasi söylem olamaz. Hem sosyal demokrasinin ve hem de devrimci demokrasinin -haklı olarak- ağızlarından düşürmedikleri demokrasiyi devre dışı bırakan bir yaklaşım ağzıyla kuş tutsa sosyalizme bir katkı yapamaz. Toplumla bağ kurmak herşeyden önce anlamayı gerektirir. Anlamadan ve bu noktada bir çözüm yolu üretmeden toplumsal alana dahil olmadan ve buraları   sola yakınlaştırmadan birtakım ezberleri yinelemeye çalışmak sadece gereksiz bir gevezeliktir ve başka bir şey değildir.

Konuyu bir şekilde TKP'ye bağlamak için bu başlığı seçmiştim, sonra bunu yapabilmek epey zaman gerekli diye buradaki yazıları Demirtaş'ın açıklamasına bağlarım ve yazdıklarımı da oraya taşırım diye geçirdim içimden. İkisi de olmadı. Yazı iki tarafa da uygunluk taşıyor bence. Sonradan biraz daha geliştirdiğimizde bence iki başlığa uygun yorumlar buradan üretilebilir...

Şimdilk biraz havada kalmış bir yazı gibi görünse de...



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.194
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.09.2021- 03:55


TKP başlığı altında TKP'yi dışarıda bırakan yazı ve yorumlar pek de hoş olmaz diye düşünüyorum. Bu yüzden burada ne yazılırsa yazılsın TKP'yle bir şekilde ilişkilendirmek gerekir. TKP'ye karşı özellikle sanalda, ve sözde sol, sosyalist ve enternasyonalist forumlarda çok haksızlık yapıldı; hatta haksızlk ne söz, düşmanlıklar yapıldı ve ülke sosyalist hareketinin en önde partisi neredeyse sosyalist değil de, ''ulusalcı'', ''sosyal şoven'' ve hatta neo-faşizme kadar uzanan bir hakaretler silsilesine maruz kaldı. Üzücüydü ve gerçekte   sol-sosyalizm düşmanlığından başka bir şey de değildi. Geride kadı o günler, sanırım aşıldı; o dönemde solculuk ve sosyalizm adına savunulan pek çok şeyin gerçekte sosyalizmle uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı ( umuyorum) anlaşıldı.

Bir konu daha var, biraz daha netleştirilmesi gereken: şu demokrasi konusu.

TKP öteden beri sosyalist siyasetin bağımsız bir çizgide ilerlemesinden, yol almasından yana bir siyaset izliyor, izlemeye çalışıyor. Sözde sol, sosyalist ve dahi enternayonalist forumlarda sürekli olarak ötekileştirilmeye ve düşmanlaştırılmaya çalışılmasının nedeni de buydu. Özellikle UKKTH'nin bu forumlarda savunulduğu gibi bir şey olmadığı, marksizmin temel bir ilkesi olarak nitelenemeyeceği ve sola alan açmayacak dahası solun, sosyalizmin kitlesellik kazanabilme olanaklarını daraltacak siyasetlerin   içinde yer alınmaması gerektiğini sürekli savundu ve bu nitelik de bu forumlarda sosyalizmi biçimcilik ve ezbercilik sanan ve ne olup bittiğini bir türlü kavrayamayan en hafif tabiriyle kimi kendni blmezler tarafından köpürtüldükçe köpürtüldü. Hani neredeyse TKP Kürt halkının düşmanı olarak nitelendirlmeye çalışıldı. Liberal kozmopolitizm proleter enternasyonalizmmiş gibi algılanıyordu, ve bu sözde sol forumlara girenlere de öyle tanıtılıyordu. Uzatmayayım, o günlerin geride kaldığını düşünüyorum ama hala ezbercilik kaynaklı bir sorun da devam ediyor gibi geliyor bana. Demokrasi başlığını işaret etmeye çalışmamın nedeni de bu.

Demokrasi başlıklarında sık sık yineliyoruz. Sınıflı bir toplumda demokrasi bir burjuva yönetim biçimidir. Tartışmasız bir doğru. Marksizm dar anlamda demokrasiyi bu şekilde niteler ve yorumlar. Ne var ki, bu somut gerçek hemen her koşulda öne çıkarılacak bir doğru da değildir. Bir doğruyu bir yanlış koşulda öne çıkartarak savunmak doğru değil, yanlış sonuç verir. Yani faşizm koşullarında ve sosyalizm doğrudan iktidarı alabilecek bir toplumsal güce de sahip değilse, öne çıkarılması gereken siyasi tavır faşizme karşı demokrasidir. İçinde bulunulan koşulların daha da demokratikleştirilmesi ve sola alan açacak bir hale getirlmesidr; yani demokrasinin sınıfsal bir niteliği var sözünü bir ezberleme ve tekerleme haline dönüştürmek değil. ve üstelik marksizm açısından demokrasinin bir sınıfsal yönetim biçimi olduğu gerçeğini de akıldan çıkarmadan...

Tekrar edelim, tekrar tekrar yineleyelim.

Demokrasi mücadelesi üstelik faşizm koşullarında sınıfsal mücadelenin ta kendisidir. Bu koşullarda sürekli olarak demokrasinin sınıfsal niteliğini önde tutmak gerçekte faşizm ile demokrasiyi aynılaştırmak ve faşizmi sıradanlaştırmak anlamına gelir. Siyasal iktidarın sosyalizm tarafından elde edilebileceği bir koşul içinde iktidarın elde edilmesi yönünde bir öncü ve toplumsal irade belimişse elbette demokrasiye yaklaşım teorik düzeyde farklı olacaktır ve Lenin de Ekim devrimi öncesinde bunu yapmıştır. Ama yinelenecekse, o koşullarda doğru olan şeyi, farklı koşullarda (bugünün Türkye gerçeğinde) gereğinden fazla öne çıkarmak ve neredeyse faşizmin değirmenine su taşımaktan başka bir işleve dönüşmeyecek şekilde savunmak yanlıştır, yanlış sonuçlar vermeye mahkumdur ve solun bu tavırdan da mutlaka vazgeçmesi gerekir. Sorun sadece bir teorik sorun da değildir, ve aynı zamanda bir pratik sorundur ve toplumsal muhalefetin faşizme karşı iyi kötü bir muhalif tavır alması karşısında bu tavrı bir şekilde küçümser anlama gelebilecek olan bu üst perdeden tavır sosyalizm ile halk arasında zaten var olan açının daha da büyümesinden başka bir sonuca da yol açmayacaktır ve sonuçta kaş yapmaya çalışırken gözün çıkmasına neden olacaktır.

Bu konuyu TKP ile şöyle ilgilendirebiiriz: Başta da söyledim, hem Kürt ulusalcılığının yükselişte olduğu süreçte ve hem de dinci faşizmin muktedir olmaya çalıştığı bugünün verili koşullarındaki genel tavrı doğrudur. TKP dinci faşizme karşı muhalefetini yapmakta, öteden beri AKP gericiliğine karşı toplumu uyarma mücadelesini sürdürmekte ve bunu yaparken de   sosyalizmi bağımsız bir güç olarak   toplumsal alanda büyütebilmenin yollarını aramaktadır. Sorun bence bu süreçte kaşığın gereğinden çok fazla bükülmeye çalışılması, bu sürecin öneminin üye ve sempatizanlarına doğru bir şekilde yeterince anlatılamaması ve benimsetilememesinde yatıyor. En fazla bilinçli(!) olanların bu verii koşullara yaklaşımı yukarıda altı çizilmeye çalışıldığı gibi demokrasinin sınfsal niteliğine vurgu yapmak ve neredeyse bu yönetim biçimini faşizmle eşdeğer hale getirmek bence ne TKP'ye, ne   saray rejimine karşı mücadeleyi büyütmeye ve ne de sosyalizme bir yarar sağlayacaktır. TKP'nin süreci çok daha farklı ve çok daha net bir şekilde ortaya koyabilmesine ihtiyaç var.

TKP kadrolarının demokrasi mücadelesini boşa düşürmeden ve   sosyalizmin bağımsız-sınıfsal mücadele ilkesinden taviz de vermeden bu yönde bir siyasi pratik oluşturabilecek bilgi ve deneyime sahip olduklarına eminim.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Dünyanın en güzel insanlarından dünyanın en güzel marşlarından biri: Çav Bella. melnur 0 783 11.07.2019- 23:47
Konu Klasör Sol komünizm: Zor günler, zor satırlar... melnur 0 535 07.07.2020- 08:01
Konu Klasör Her şey çok güzel olacak... melnur 14 4515 17.08.2019- 10:13
Konu Klasör Muzaffer İlhan Erdost'u, o güzel insanı yitirdik. melnur 4 908 07.03.2021- 03:44
Konu Klasör Mikis Theodorakis, bir güzel insanı daha yitirdik. melnur 3 151 04.10.2021- 05:22
Etiketler   TKP,   100,   yaşında:,   Güzel,   günler,   göreceğiz
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS