SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Nasıl bir sol siyaset?           (gösterim sayısı: 201)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.729
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

32 kere teşekkür etti.
38 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 12.12.2020- 10:59


Siyaseti bir anlamda ideolojik olanın güncele uyarlanması olarak tanımlayabiliriz. Liberal siyaset için de böyledir, sol-sosyalist siyaset için de. Kolay da değildir, bir reçetesi yoktur çünkü.   Siyaseti sol-sosyalizmin en temel tezlerini sürekli yinelemek olarak anlamak ise hiç değildir.   Sol saflarda bu konuda yanlış bir doğrultuda yol alındığını hiç düşünmüyorum. Böyle bir sorun da yoktur aslında. İşin abecesi bu. Sol mücadele biçimlerinin ekonomik ve ideolojik olanının yanına siyasi mücadelenin eklenmiş olması, evet, işin abecesi.

Bir parantez açıp oradan devam edeyim: TKP ilk büyük ayrışmasını yaşadığında HTKP ile TKP'nin arasında çok değil birkaç sokak vardı. Bir dönem aynı safta bulunup, aynı mücadeleyi birlikte yürütenler ''nedense'' göbekten bölünmüş, ayrılmış ve farklı siyasetleri savunur hale gelmişlerdi. O dönem iki tarafın mekanlarına uğrar, iki tarafın yayınlarını okur ve iki taraftaki insanlarla oturur konuşurdum. Pek çoğunun bu ayrışmaya pek de anlam veremediğini ama kimilerinin de pek açıklama yapmadan, yapamadan ''böylesi iyi oldu'' tavrını benimsediklerini görürdüm. Benim tavrım ise, ''olmasa iyi olurdu'' tavrıydı çünkü ''dışarıdan'' biri olarak bu bölünmenin nedeni konusunda bir türlü tatmin edici bir yanıt bulamıyordum. TKP'li üyeler ( sempatizan kesim) Erkan Baş'ı kastederek ''gençlik işte'' diyerek kestirip atıyorlardı. HTKP'lilerde ise dediğim gibi ''böylesi daha iyi'' tavrı hakimdi. KP'de bir dinginlik HTKP'de ise bir heyecan olduğunu ilk bakışta göze çarpıyordu. Yine o günlerde HTKP'lilerle konuşurken bir arkadaşın ''ideolojik birlik ne ki, üç beş tezi ezberlersin olur biter, önemli olan siyasi tavır'' şeklindeki (mealen) sözleri bana çarpıcı gelmişti   Genel yaklaşım olarak, siyasetin ne olduğundan bağımsız olarak kuşkusuz doğruydu. Tekrar edeceksek, siyaset ideolojik olanın güncele uyarlanması, ideolojik doğrultunun güncelde kendine bir yer tutmasıydı. Kitleye enternasyonalle gitmek yerine kitlenin kulağına pek de yabancı olmadığı bir marş-ezgiyle gitmek gibi bir şeydi. Kitlenin hemencecik ısınabildiği bir ezgi-marş gibi. Özel mülkiyetin kaldırılacağı bir sitemi ortaya atmak yerine ona ailesine bakabilecek bir geliri kazandırabilmenin mümkün olduğunu -belki bunun kendi ellerinde olduğu bir söylemle gitmek gibi... Bunun da yolu yordamı belli aslında. Yılların siyasi mücadelelerinden damıtılmış bir şekilde sınıfın, emekçi halkın canını yakan, onun hayatını ve zihnini meşgul eden bir kaç başlıkta bu söylemeye çalıştığımız söylem ve eylem örnekleriyle bir bağ kurma çabası içine girmek...

Böyle.
Basitçe böyle.

Amaç kitle kazanmaktır. Amaç kitleyle bağ kurmaktır. Sınıfı-kitleyi siyasete çekmek, siyaset yoluyla kendi çıkarlarını savunur hale getirmektir Amaç sınıfın ve kitlenin öncülüğüne yerleşmek, partiyi kitlenin öncüsü haline getirebilmek ve bu yolla çoğunluğun bir temsilcisi haline getirmek ve gerektiğinde de onu mobilize edebilecek bir toplumsal güç kazanmaktır. Siyasetin işlevi budur. Ve bu yüzden zordur; Türkiye solunun parçalanmışlığının bir nedeni de budur. İdeolojinin bir olması aynı siyasetlerin olması anlamına gelmiyor. Her ideolojik-siyasi merkezin kitleyle bağ kurma ve siyasette bir yer tutma yöntemi farklı olabiliyor. Mesele burada doğruyu tutturabilmek, doğrunun ne olduğu yönünde açık-net bir çözümleme yapabilmek ve öngörülerde bulunabilmektir. Zorluğu da bu noktada ortaya çıkıyor.

TKP ve TKH uzunca sayılabilecek bir zamandır farklı bir siyaseti savunur hale gelmişlerdir.   Bana çok ters gelen, hiç benimsemediğim ve benimsemeyeceğim bir tavır bu. Çünkü ideolojik olanın günceldeki karşılığı konusunda en önemli başlığı pas geçmeye eğilimli bir tavır bu. Bu tavır AKP-Erdoğan'ın geriletilmesini de aşan ve onu iktidardan-hükümetten-devletten düşürmeye ve uzaklaştırmaya yol açacak bir tavrı görünmez hale getiren bir tavır bu. Bir anlamda bu muhalif tavrı zayıflatan ve AKP-Erdoğan'ın elini güçlendiren, AKP'nin değirmenine su taşıyan bir tavır bu? Evet, AKP-Erdoğan'ı neredeyse görmezlikten gelen bir tavır bu!

Hiç kuşkum yok; TKP'nin böyle bir amacı yok.   AKP gericiliğine karşı en önemli mücadeleyi sürekli dillendiren, yapan ve AKP'nin amacının devletin bağırsaklarını temizlemesi olmadığını ve oralara yerleşmek olduğunu en isabetli tespitlerle ortaya koyan ve bunun tehlikelerini anlatmaya çalışan bir siyasi anlayışın bugün AKP ve Erdoğan'ı sıradanlaştırma ve önemsizleştirme gibi bir amacı olamaz. Ama izlediği yolun dolaylı olarak böyle bir sonuca yol açtığını görmek o kadar zor değil ki. Sosyalist bir partinin bağımsız sosyalist bir siyasette ısrar etmesi düzen muhalefetiyle belli bir yerde çakışmayacağı anlamına gelir mi? Düzen muhalefetiyle AKP karşıtlığında çakışmamak için AKP karşıtlığını önemsizleştirmek ve somut   mücadele alanından çıkarmak düzen değişikliğini öne çıkarmak açısından da olsa doğru bir siyasal yaklaşım olarak nitelendirilebilir mi? Olur mu böyle bir şey? Sosyalist mücadele AKP karşıtlığında yürütülemiyorsa, sosyalist mücadele AKP karşıtlığını içermiyorsa, sınıf mücadelesi AKP gericiliğini kapsamıyorsa...-bugünün koşullarında özel mülkiyet karşıtlığı diye tutturmanın işçi sınıfı ve emekçi halka daha cazip geleceği ve ''evet benim çoluğumun çocuğumun nafakası sosyalizmde'' bilincine yol açacağı mı sanılıyor? (Devam ederiz.)




Bu ileti en son melnur tarafından 12.12.2020- 11:00 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.729
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

38 kere teşekkür edildi.
32 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.12.2020- 10:59


TKP'ye haksızlık yapmak istemem. Bu yüzden bu konunun biraz daha açıklığa ihtiyacı var. Bir kere şu konunun altını çizmek durumundayım: buradaki yazıların tamamına yakının muhatabı sanal dünya ve sözde sol sosyalist enternasyonalist forumlarda bugüne kadar üzerinde tepinilen ezberciliğe bir yanıt verebilmek, bu konuda düşüncelerimi ortaya koymaktır. ''Nasıl bir sol siyaset?'' başlığına TKP'nin dahil olması özel durum kaynaklıdır:) Değinirim; yoksa bundan, TKP'nin sol siyaset konusunda bir yetersizlik içinde olduğu anlamı çıkarılmamalı. Böyle bir çıkarım yapılmışsa üzülürüm ve hadi gönül alma adına tekrarlayayım, TKP'nin Türkiye sosyalizminin, Türkiye sosyalist mücadelesinin en temel öznesi olduğuna hala inanıyor ve bunu savunuyorum. Gün gelecek pek çok sol-sosyalist örgüt ve partinin de bir çekim merkezi haline gelecek olan TKP çatısı altında yerini alacağına ve bu konuda en küçük bir savruluş içinde olunmaması gerektiğine inanıyorum.

Bu başlıkta (https://www.solpaylasim.com/k3722ks16-blanquicilik-ve-leninizm.html#c26023) değinildiği için siyasetin ne olduğu konusuna tekrar girmiyorum. Bugün toplumun ilerici, laik ve yüzü sola dönük kesimlerinin en önde sorununu AKP ve Erdoğan oluşturmaktadır. Toplumun yarısından fazlasının böyle bir başlık altında bir araya gelme çabası sosyalist sol tarafından yok sayılamaz.   Sadece toplumun aydınlık yüzü böyle bir tavır sergilediği için de değil ve aynı zamanda ülkenin başına çöreklenmiş bir zihniyetin ülkede solun temellerini hedef alan bir siyasal ve toplumsal dönüşüm gerçekleştirmeye çalıştığı için de gereklidir. TKP çok uzun zamandır bu konuda gereken uyarıyı da, gereken mücadeleyi de gösteriyordu. Şimdi ''farklı bir kulvar''da yol aldığı için değil, bu farklı kulvara AKP ve Erdoğan karşıtlığını somut bir biçimde dahil etmediği için eleştirmeye çalışıyorum.

Türkiye'nin siyaset alanında güçlü bir toplumsal desteğe sahip bir sosyalizme ihtiyaç var. TKP'nin varlık nedeninin önemli bir başlığını da bu konu oluşturuyor, biliyorum. TKP'nin bu dönemdeki siyaseti de bununla ilgili. Toplum iktidarı ve muhalefetiyle ortadan ikiye yarılmışken düzen solunun düzen sağına benzediği ''iddiaları'' karşısında bir sosyalist seçenek yaratmak ve sosyalizmi güncel hale getirmek ebette önemsenmeli. Böyle bir tavrın devrimin çıkarları genel ilkesiyle uyumlu olduğu da ileri sürülebilir. Ama bu tavrın içinde neden AKP ve Erdoğan'ın bulunmadığı sorularının çok yerinde ve çok meşru sorular olduğunu da tekrar tekrar hatırlatmak istiyoruz. TKP'nin bu konuda bir yanıtı var mı? Bence var, pek dillendirmiyor, doğrudan gündeme taşınmıyor ama, bu tavırdaki ısrarın belli bir dayanağı ve belli bir nedeni var, diye düşünüyorum. O da AKP ve Erdoğan'ın gidiciliğinin TKP oylarına ihtiyaç duymadan gerçekleşecek olması öngörüsü... Madem gidecek, doğrudan düzen muhalefetine katılmadan sosyalizmi öne çıkarmak daha doğru ve gerekli bir siyasi konumlanıştır diye düşünüyorlar. Bana öyle geliyor. Yoksa TKP'nin AKP yokmuş gibi bir siyasi konumlanışı tercih emesinin başkaca bir mantıklı açıklaması yok

(Devam edilecek.)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.729
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

38 kere teşekkür edildi.
32 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.12.2020- 07:59


Nasıl bir sol siyaset sorusuna (bence) Metin Çulhaoğlu da İLERİhaber'deki bugünkü yazısında oldukça net bir katkıda bulunmuş. Onun da desteğiyle devam ederiz ama önce o yazıyı okuyup kavramaya çalışmak gerek.

Gelişine vurmak - Metin Çulhaoğlu

Bugün Türkiye’de siyasal süreçlerin nereye yöneleceği konusunda yapılan değerlendirmelere belirsizliklerin ve soru işaretlerinin damga vurduğunu herkes fark etmiştir. Durum, gelişmeleri şöyle ya da böyle izleyen sade vatandaştan yıllarını bu işlere vermiş, kulağı delik, istihbarat kaynakları geniş analizcilere kadar herkes için geçerlilik taşımaktadır.

Cumhur ittifakı sürer mi? Bu ittifakta ipler kimin elinde? Cumhur ittifakı millet ittifakını bölebilir mi? Erken seçime gidilir mi? HDP’yi kapatmaya gerçekten kararlılar mı?

Bu tür soruları daha da uzatmak mümkündür. Ama başta söylediğimiz durum değişmeyecektir. Sade vatandaştan derin analizciye kadar kimse kesin bir şey söyleyemeyecek, en fazla karşıt ağırlığı da olan birtakım ihtimallerden söz edilecektir.

***

Durumun açıklanmasında “indirgemeci” (!) yaklaşımın yararlı olabileceği kanısındayız.

Günümüzde, iki temel sınıftan biri, sermaye sınıfı, gerek yeni bir birikim modeline yönelme gerekse mevcut olanlara göre farklı bir siyasal oluşumdan yana ağırlık koyma açısından iddiasız ve vizyonsuz durumdadır. En azından, böyle konularda kenarda durmayı, fazla ses çıkarmamayı ve gündelik çıkarlarını kollamakla yetinmeyi tercih etmektedir.

Yeni bir birikim modeline yönelememe zorunluluk sonucudur, zaten yapamaz; ancak siyasal süreçlerde düşük profil vermek bir tercihtir. Yani sermaye sınıfı “Dur bakalım ne olacak” havasında kalmayı tercih etmektedir.

Diğer temel sınıfı olan işçi sınıfı ise bugün bir “hareket” oluşturmaktan uzaktır. Ekonomik-sendikal örgütlülüğü bile geçmiştekine göre çok zayıflamıştır. Bıçağın kemiğe dayandığı uğraklarda sergilenen direnişler de zaman ve mekan olarak dağınık kalmakta, ülke ölçeğinde bir bütünlüğe ulaşamamaktadır.

Bizce ülkede siyasete damgasını vuran belirsizliklerin, kimin yarın ne yapacağının bilinmez hale gelmesinin ve yaşanmakta olan kaotik süreçlerin gerisinde, iki temel sınıfın bugünkü durumu yatmaktadır. İki temel sınıf arasında her zaman var olan karşıtlık, doğrudan bu sınıflardan kaynaklanan programlar, perspektifler ve hedeflerle siyaset tablosunu en azından sadeleştirecek ölçüde su yüzüne çıkmayıp gündelik siyasetle kat kat örtülü kaldıkça bugünkü durum devam edecektir.

***

Böyle olunca, gerçek anlamı ve karşılığıyla siyaset denilen pratik de aslında “bitmiş” olmuyor mu?

Bir bakıma oluyor.

Daha doğrusu siyaset, ülkeye en azından orta vadede belirli bir şekil vermeyi hedefleyen, adımların belirli bir amaç doğrultusunda ve zaman içinde tutarlılıkla atılmasını sağlayan hesap-kitap meşgalesinden büyük ölçüde kopmuş durumdadır. Temel neden, az önce işaret ettiğimiz boşluk ya da eksikliktir. Bununla beraber, Türkiye söz konusu olduğunda az önce değindiğimiz boşluğun üzerine bindirilen ve siyasetin gerçekten yok edilmesi anlamına gelen bir başka durumdan daha söz etmemiz gerekiyor:

Milli güvenlik siyaseti…

Bir ülkede istisnasız her tür siyasal söylemin ve tutumun, nerede “birlik olunacağının”, kimlerin karşı alınacağının tek ve belirleyici ölçüsü “milli güvenlik” olmuşsa orada gerçek anlamda siyasetten söz etmek iyiden iyiye güçleşir. Bu söylenen, muhalefetteki siyasal aktörler kadar iktidardakiler için de geçerlidir.

***

Peki, durum böyleyse bugün yaşananları “siyaset” saymayıp da ne yapacağız?

Bizce “pseudo” (sahte, aldatıcı) ön ekini koyma koşuluyla gene de siyasetten, bu ülkede siyaset yapıldığından söz edebiliriz.

Ancak, “gelişine vurma” pratiğinin başat hale geldiği bir siyasettir bu…

İki temel sınıfın sadeleştirici etkisi, uzun vadeli planlar, vizyon, perspektif, vb. olmayınca siyasal aktörler gelişine vurmaktadır. Futboldaki gibidir: Bu siyasette sağdan soldan gelen, geriden havalandırılan ve rakip defanstan dönen toplara gelişine vurulmaktadır.

İktidar da öyle yapmaktadır muhalefet de…

Yeniden soralım: Cumhur ittifakı sürer mi? Bu ittifakta ipler kimin elinde? Cumhur ittifakı millet ittifakını bölebilir mi? Erken seçime gidilir mi? HDP’yi kapatmaya gerçekten kararlılar mı?

Yanıtımız: Gelişine vurulacaktır…

https://ilerihaber.org/yazar/gelisine-vurmak-120840.html



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol, sosyalist bir siyaset de, nasıl? melnur 3 1086 25.09.2019- 12:24
Konu Klasör Korona sonrası için nasıl bir siyaset? melnur 6 760 23.05.2020- 11:12
Konu Klasör Türkiye solu ne yapmalı, nasıl bir siyaset? melnur 1 1027 08.10.2019- 08:09
Konu Klasör Temel çelişki siyaset sahnesine nasıl yansır? melnur 0 680 16.11.2019- 09:59
Konu Klasör Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız? melnur 3 888 18.01.2020- 09:43
Etiketler   Nasıl,   bir,   sol,   siyaset
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS