Menü Üye Giriş

Şifre Sıfırla · Kayıt Ol

 SOL PAYLAŞIM  »
 Doğa Bilimleri
24.04.2014- 01:17

Evrende Yalnız mıyız?


Bilindiği gibi evren,yaklaşık 15 milyar yıl önce adına 'big-bang' denilen büyük patlama ile başladı.

Ondan önce ne olduğunu belki de asla bilemeyeceğimiz bu olay hem maddenin,hem de zamanın başlangıcıydı.Önce atom-altı parçacıklar oluştu,sonra proton ve nötron ve nihayet ilk atomlar:hidrojen ve helyum.Bütün bunlar olurken,evrense'kritik'bir hızda genişlemeye ve buna bağlı olarak soğumaya devam ediyordu.Ama evrenin genişlemesi her yerde aynı olmuyordu.Maddenin oluşumu ile birlikte bazı yerler daha fazla yoğunluk kazanmış ve buralardaki kütle çekimi bu genişlemeyi   yavaşlatmış ve giderek durdurmuştu..Saatler iki milyar yılı gösteriyordu.Bu bölgeler,aralarında bizim Samanyolu'muzun da bulunduğu galaksileri oluşturacak şekilde   içine çökmeye başlamışlardı.İlk yıldızlar olumuştu,artık..Bu ilk yıldızların büyük bir çoğunluğu bizim Güneş'imizden defalarca büyüktü.Büyüklüğü oranında ömürleri küçük oluyor,süpernova şeklinde patlarken'fırınlarında'oluşturduğu oksijen,demir...gibi daha ağır atomları uzaya fırlatıyordu.Artık ikinci tür yıldızların ve bu yıldızların etrafındaki gezegenlerin oluşumu için her şey hazırdı.

Güneşimizin yaşı yaklaşık 4.5-5 milyar yıl. İkinci kuşak yıldızlardan ve önünde daha yaşayabileceği bir o kadar daha zaman var.Güneşimiz 'yalnız ' bir yıldız.Yanında -'yakınında' başka bir yıldız yok..Samanyolu galaksisinin Orion kolunda ve merkezin yaklaşık 25-27 bin ışık yılı uzağında.Çevresinde, şu anda bilinen dokuz gezegen dolaşıyor.Güneş'imiz bu dokuz gezegene,asteroid kuşağına,kuyruklu yıldızlara ve yıldızlar arası boşluğa...hiç' bıkmadan -usanmadan'ısı ve ışık vererek 'ömrünü'tüketmeye devam ediyor.

Ve dünyamız.!Hiç değerini bilemediğimiz ;havasıyla,suyuyla,ormanlarıyla,üstünde yaşayan milyonlarca canlı türüyle...o mavi gezegen.!Ama bir zamanlar böyle değildi.Bir zamanlar bütün bir güneş sistemi de gaz ve toz bulutu halindeydi.Bu gaz ve toz bulutunun içine gene kütle çekiminin etkisiyle yıldızlar arası uzayda dolaşan süpernova kalıntıları -örnekse,karbon,azot ve daha bir yığın ağır elementler karışmıştı.Güneş sistemimizin bu bebeklik çağı 'ağırlaştıkça' daha fazla çöküyordu..Bu çökme yeterli düzeye gelmeye başladığında merkezde hidrojen atomları tutuşmaya başladılar.Tutuşan hidrojen atomları helyuma dönüşürken çevreye ısı ve ışık vermeye başlamışlardı.Güneşimiz parıldıyordu,artık.Çevresindeki madde topakları bu büyüklükte olamadıklarından 'tutuşma'gerçekleşmedi.Kimisi katı kimisi gaz ağırlıklı gezegenleri oluşturdular.Dünyamız bu dokuz gezegenden güneşe yakınlığıyla Merkür ve Venüs'ten sonraki üçüncü gezegen.Ve bildiğimiz kadarıyla sadece onda yaşam var.

Dünya her geçen gün soğumaya devam etti.Bu soğuma halen devam ediyor.İlk 500 yıl içinde kimyasal tepkimeler sonucu yerkabuğu üstünde eriyik halinde "yaşam çorbaları"meydana geldi.Bu yaşam çorbalarında ilk yaşam belirtisi-nasılsa ortaya çıkmış, DNA molekülleriydi.DNA moleküllerinin ilk tek hücreli canlıları oluşturması ve tek hücrelilerden çok hücreli yaşama'geçiş 2.5-3 milyar yıl aldı.Çok hücreli yaşam "aklın" ortaya çıkmasının belirtisiydi.Homo-sapiens'ler çok yakında evrimdeki yerlerini alacaklardı.Ve öylede oldu.

Kültürel tarihimiz yazının bulunuşu ile başladı.İnsan artık DNA'larının dışında bilgi aktarımını kendine özgü yollardan da yapabiliyordu.Gelişme olanca hızıyla sürdü.İnsanın ANLAMAK merakı BİLMEK isteği -nice acılardan sonra-   BİLİM'i ve BİLİMSEL YÖNTEM'i ortaya çıkardı.

İnsanlık kendini bildi bileli hep gökyüzünü,yıldızları...başka dünyalar,başka yaşamlar olup olmadığını merak edip durdu.Düşler kurdu.Düşlerini kimi zaman "tabletlere",kimi zaman kitaplaplara döktü.Belki de ,içindeki "yalnızlıktan korkma güdüsü"ydü bunun nedeni.Efsaneler yarattı,sonra da   bu efsanelere inanmaya başladı.Peki,evrende yalnız mıydık?Başka başka gezegenlerde yaşam ortaya çıkmış olamaz mıydı?Evrim süreci bizden önce başlamış,bizim teknolojimizin çok daha ilerisinde bir uygarlık ve bu uygarlığın bizi 'ziyareti' mümkün değil miydi?

Gerçekten de ,bu adına evren dediğimiz "boşluğun"içinde milyarlarca galaksi,yüzmilyarlarca yıldız ve belki de hesaplayamayacağımız kadar gezegen varken hayatın sadece dünyada ortaya çıktığını söylemek,biraz fazla "insan merkezli"bir düşünce olsa gerek.Yapılan istatistiki çalışmalar-Asimov,Drake-sadece bizim galaksimizde 75 bin ile 540 bin arasında değişen "akıllı yaşam formu" olduğunu söylüyor.Ama kimi bilimadamları da hayatın ortaya çıkmasını,gelişmesini,akıllı yaşam'a dönüşmesini...çok fazla etkenin bir arada olmasının yarattığına ( mutasyonlar,rastlantılar,uygun atmoferk koşullar,zaman,dış etkenler,meteorların süreci bozmaması...) dikkat çekerek yalnız olabileceğimiz olasılığından da söz ediyorlar.Ben birincisinden yanayım.Belki de öyle olmasını umut ettiğimden.Bütün zorluğuna rağmen,"HAYAT BİR YOLUNU BULUR:"

Ama nerdeler?Uzaya ilk radyo sinyalinin 30'lu yılların sonunda gönderdiğimizi düşünecek olursak, yaklaşık 60 yıldır uzaya radyo dalgaları göndermeye devam ediyoruz.' Oralarda kimse yok mu?Yoksa gönderdikleri "yanıt"yolda mı?Bizden daha ileri bir teknolojileri varsa   onların çok daha önceden "yaydıkları" radyo sinyallerini biz neden alamıyoruz?En yakın yıldızın 4.2 ışık yılı ötede olması,ışık hızının geçilemeyeceği gerçeği...umutlarımızı biraz kırıyor." Karadeliklerden geçilebileceği,paralel evrenlerden ,kurt deliklerinden gelebilecekleri" henüz,bir hipotez bile değil.Belki onlara hiç ulaşamayacağız.Ama ulaşma çabası göstermek bile anlamak ve bilmek anlamına gelmiyor mu?

11 Şubat 2005

Gökkağan  |  Cvp:
Cevap: 1
24.04.2014- 23:19

Radyo dalgaları göndermekle kalmıyor teleskoplarla gözlem yapıyoruz. Ve bununla yetinmeyip uzayı uydu çöplüğüne çeviriyoruz gelip kimse hesap sormuyor :)   var bunda bir tuhaflık!

sirius  |  Cvp:
Cevap: 2
27.04.2014- 18:38

Alıntı Çizelgesi: Gökkağan yazmış

Radyo dalgaları göndermekle kalmıyor teleskoplarla gözlem yapıyoruz. Ve bununla yetinmeyip uzayı uydu çöplüğüne çeviriyoruz gelip kimse hesap sormuyor :)   var bunda bir tuhaflık!



kimse yok mu demek istiyorsunuz? size göre de evrende yalnızmıyız?

Gökkağan  |  Cvp:
Cevap: 3
28.04.2014- 22:35

Alıntı Çizelgesi: sirius yazmış


kimse yok mu demek istiyorsunuz? size göre de evrende yalnızmıyız?




Bu konuda çok şey yazılır çizilir fakat gözle görünür hiç   bir kanıt yok.Yani bu konu kendini o kadar aşmış ki. Kimine göre dünya dışı varlıklar Abd ile bir anlaşma imzalamış kimine göre üç ayrı dünya dışı varlıklar belirli yıllarda dünya ya   gelmiş. sanki bura dinlenme tesisi :)   kimide öyle anlatır ki sanki 40 yıllık ahbap gibi çilekli dondurmayı sevdiğini söyler. Evrende yalnızmıyız, değilmiyiz bunu gelişen ve geliştirmeye çalıştığımız ileri teknoloji belirleyecek.

melnur  |  Cvp:
Cevap: 4
29.04.2014- 18:22

Hurafeleri bir kenara bıraktığımızda, hayatın, evrendeki trilyonlarca gezegenden sadece sıradan bir güneş sisteminin sıradan bir gezegeni olan dünyada ortaya çıkmış olması çok gerçekçi gözükmüyor. Bana göre sıfır ihtimal bu. Dünyada yaşam bir şekilde ortaya çıkmışsa, bizim gök adamızda veya başka galaksilerde bize benzeyen veya benzemeyen pek çok yaşam olma ihtimali de vardır. Ama bilmiyoruz. Bu konuda hiç bir bilimsel kanıta da sahip değiliz.

Bir fikir vermesi açısından şöyle basit bir yorum yapılabilir: Dünyada ilk uydu yayını 30'lu yılların sonuna doğru Hitler'in Almanya'sından yapıldı. Aradan yaklaşık 80 yıl geçti. O sinyaller dünyamızdan 80 ışık yılı öteye kadar ulaştılar. Eğer dünyamızdan 40 ışık yılı ötedeki olası bir gezegende bizim sinyallerimizi alabilecek gelişmiş bir teknoloji olsaydı büyük bir olasılıkla onlardan bir geri dönüş ve yanıta ulaşmış olmalıydık. Böyle bir yorumla, dünyaya uzaklığı yaklaşık 40 ışık yılı ( 1 ışık yılı yaklaşık 10 trilyon kilometre)   olan bir alanda böyle bir canlılık yok diyebiliriz.

Teknoloji geliştiğinde elbette daha uzaklara daha net bir şekilde bakabilme ve oraları dinleyebilme imkanlarına sahip olacağız. Yine teknolojiye bağlı olarak gezegenler arası uçuşlar da yapabileceğiz? Ama evrendeki gök cisimleri arasında bulunan uzaklıkları düşünürsek, çok fazla da umutlu olmamak gerekiyor bu konuda.

sirius  |  Cvp:
Cevap: 5
29.04.2014- 21:25

Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış



Teknoloji geliştiğinde elbette daha uzaklara daha net bir şekilde bakabilme ve oraları dinleyebilme imkanlarına sahip olacağız. Yine teknolojiye bağlı olarak gezegenler arası uçuşlar da yapabileceğiz? Ama evrendeki gök cisimleri arasında bulunan uzaklıkları düşünürsek, çok fazla da umutlu olmamak gerekiyor bu konuda.



bu görüşe katılmak kolay değil. bugün bize imkansız gelen   ilerde değişemez mi. beş yüz yıl öncesinden bugünkü dünyayı hayal etmek bile mümkün müydü.

Gökkağan  |  Cvp:
Cevap: 6
02.05.2014- 00:21

Alıntı Çizelgesi: sirius yazmış


bu görüşe katılmak kolay değil. bugün bize imkansız gelen   ilerde değişemez mi. beş yüz yıl öncesinden bugünkü dünyayı hayal etmek bile mümkün müydü.



İmkansız değil aslında bugünkü dünya da Ay'a gidildi mi gidilmedi mi tartışması beş yüz yıl daha sürerse bilin ki bizden sonrakiler mars'ta koloniler halinde yaşayacak :)   Gerçi uzay turları için program düzenliyorlar ama bu demek olmuyor ki bir gezegene gidecekler :)

sirius  |  Cvp:
Cevap: 7
04.05.2014- 15:57

sayın melnur'un umutsuzluk konusundaki ifadesi için kullanmıştım o kelimeyi. ay veya marsta koloni kurulacağına ben de inanıyorum ama çok uzaklara gidileceği konusundaki umutsuz ifadelerini pek kabul edemediğimi söylemiştim.

sirius  |  Cvp:
Cevap: 8
21.07.2014- 19:55

NASA'dan şok açıklama! Yalnız değiliz....

Dünyanın da içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi'nde 100 milyon gezegen olduğunu belirten NASA, "İnsanlık evrende yalnız olmadığımızı 20 yıl içerisinde anlayacak" dedi.

Resim Ekleme

NASA'da görev yapan gökbilimciler dün ABD'nin başkenti Washington'da bir basın toplantısı düzenledi.

Uzayda yaşam olup olmadığını araştırmak için son teknoloji teleskoplardan faydalanılacağını belirten gökbilimciler, evrende yaşam belirtilerini araştıracak bir uydunun da 2017'de fırlatılacağını duyurdu.
 
NASA yönetimi ve gökbilimciler, Hubble, Kepler ve Spitzer Uzay Teleskobu’nun da dahil olduğu kara ve uzayda konuşlandırılmış teknoloji sayesinde evrende, yaşamın en büyük kanıtı sayılan suyun varlığının kesin olarak tespit edileceğini iddia etti. NASA'ya göre, önümüzdeki 20 yıl içerisinde uzayda yaşam olduğunu insanlık öğrenecek.
 
Baltimore merkezli Uzay Teleskobu Bilim yöneticisi ve Webb Uzay Teleskobu bilim insanı Matt Mountain, "5 yıl önce etrafımızdaki yıldızların yüzde 10 ile 20’lik kısmının Dünya büyüklüğünde ve yaşanılabilir olduğunu bilmiyorduk. Şimdi ise, dünyamızı sonsuza kadar değiştirebilecek bir fırsat avuçlarımızın içinde" dedi.
 
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Gezegen Bilim Profesörü Sara Seager da, "Çok yakın bir gelecekte insanlar, yıldızların Dünya gibi gezegenlerinin olduğunu söyleyecek. Astronotlar da, Samanyolu Galaksisi’ndeki her bir yıldızın en az bir gezegeninin olduğu görüşünde" şeklinde konuştu.
 
Kaynak: NTV

Tam Sürüme Geç »
 phpKF Mobil Android Uygulaması Kullanın [X]