SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   2   [3] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.123
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.11.2018- 08:20


Reel sosyalizmde seyahat özgürlüğü yok, açlıktan insanlar ölüyör, insanlar ölüme terkediliyor, Stalin sabah kalkıyor, birilerinin ölümüne karar veriyor. Sosyalizmin demokrasi dahil insanlığa kattığı hiçbir şey yok; eski olan ne varsa hepsi terkedilmeli, yeniden yorumlanıp formüle edilmeli, liberal demokrasi üzerinden daha da ileri bir biçimsel yapı kurulmalı...-ve Sn.Kaçak sosyalist!

Ve Sn. Kaçak bu söylediklerinin tartışılmasını istiyor!

Zamanı da yok, geçerken şöyle bir uğrayıp yanıt veriyor ama söylediklerini ciddiye alıp yanıt verdiğinizde buradan hiç ayrılmayacağından da emin olabilirsiniz.

Bana hiç samimi gelmiyor.
Ve bu saçmalıklarla da uğraşmak istemiyorum.

Kaçak -kendisi söylemişti- akşamları can sıkıntısını gidermek için forumdan foruma geçip yazmaya çalışıyor. Rahatsız oluyorum. Burada yazışımın nedeni gevezelik yapmak değil.

Bir kere daha yazayım: Proleter diktatörlüğe karşı olan biri bu başlıkta yazmamalı. Konu güme gidiyor. Kaçak dolaştığı her başlığı bu hale getirecek, bu tavrın serbestlik, özgürlük vb. olduğunu da hiç düşünmüyorum.

Merak ediyorum, bu iş nereye varacak!



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
sorgulayan
[ kamil koc ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 08.08.2013
İleti Sayısı: 139
Konum: YurtDışı
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: sorgulayan
Cevap Tarihi: 26.11.2018- 14:06


Alıntı Çizelgesi: Bolsevik yazmış

Sn sorgulayan

Kusura bakmazsaniz sormak istiyorum. Siz hangi burjuva demokrasisinden bahsediyorsunuz?

Benim suan bulundugum ilcedeki insanlarin 7 sulalesi mevcut chp belediye baskaninin sancaklara yok kat irtifakiydi yok arsa mulkiyetiydi haksiz kazanc sagladigini biliyor. Kilicdaroglu cikmis hala daha bu adami buyuksehire aday gostermek istiyor. Sanki kilicdaroglu bu adamin saman altindan ne isler yaptigini bilmiyor mu? Essek gibi biliyor. Zaten muhtarin bile bildigini ana"muhalefet" partisinin genel baskani bilmiyorsa tovbe afedersin yerim oyle baskani. Kicimin muhalifleri.

Rakip partideki farkli mi? Tam tersine daha beter. aday gostermek icin yasa degistiriyorlar! Patronlara baskanlik yapan adami kendi partisinden aday gosterip buyuksehiri cukkaya indirecek.

Filler tepisiyor vatandas ayaklar altinda eziliyor. Bu ulkede kendi mahallesini isyerini ilcesini komsularini, ulkesinin ihtiyacini yonetebilecek onlarin ufkunu acabilecek ne kadar idealist insan var biliyor musunuz. Ama bu insanlarin idealleri demokrasinin bu tipine hitap etmiyor. Cok asagi kademelerden gelip basarili olan insanlar tabii ki vardir. Ama secim yatirimi yapacak paraniz yoksa, "isadami" degilseniz yada isadami cevreniz yoksa duz isci emekci ogretmen doktor falansaniz bu ulkede hicbir seye secilemezsiniz. Zaten simdi bakanlik sistemini de degistirdiler. Mesela egitim bakani ki? Ozel okulu olan isadamini koyuyorlar. Saglik bakani mi? Ozel hastanesi olan adami koyuyorlar.

Insanlarin boyun egdigine bakmayin. Bu metanetle esra erolu da aday gosterseler secilir. Sizce bu demokrasiden daha kotu bir sey olabilir mi? Yada sizce sosyalizm bunlardan daha iyisini vaad edemedigi icin mi alternatif olamiyor turkiyede? Seyahat ozgurlugunu de tartisalim tabii siz hangi konudan bahsediyorsunuz. Seyahat ozgurlugunun kisitlandigi bir sosyalist ulkeden mi? Benim bildigim dogu almanyada bir ara yasakti. Bu yasagi getiren bazi sartlar oldu. Onemli olan kotu sartlar olusmadan onlari doguracak ortamin iyilestirilmesi. Artik sartlar kotulestikten sonra ani cozumler almak ise yaramadigi gibi prestijin zedelenmesine, ozellikle amerikanin basini cektigi kapitalist dunyanin bunlari manipule etmesine sebep oluyor. Sovyet rusyanin tarihi bu manipulasyonlarla doludur. Sosyalist27 nin dedikleri dogru. Bu insanlar dis dunyada cok guzel seyler oldugunu hayal etti, hayaller yikilinca gerceklerle yuzlestiler ve maalesef cok sayida slav kadini hayat kadinligi yapmak icin turkiyeye geldi. Cok aci.

Rusya proletarya diktatorlugunu uyguladigi icin degil uygulayamadigi icin yikildi.


Sayın Bolsevik ben   burjuva demokrasisini öve öve göklere çıkaramadım ve alternatifi olamayacağını da iddia BVerwG etmedim. Söylediğim eğer alternatif bir sistemden bahsediyorsak gelecek sistem var olandan daha iyi olmalıki insanlar evet desin.
Bakın bahsettiğiniz olayı burjuva demokrasisi olan bir ülkede en azından açıktan protesto edebilirsiniz, konu yapabilirsiniz ama örneğin kenfi ilçenizdeki benzeri olayları reel sosyalizmin döneminde herhangi bir vatandaş açıktan protesto yapabiliyormuydu? Veya günümüzden örnek verecek olursak K.Kore''de hicmi böyle benzeri yolsuzluk olmuyor? Oluyorsa insanlar özgürce bunu protesto edebiliyorum? Bence sosyalizimde insanlar burjuva demokrasinin sunduğu haklardan daha fazlasını almalı.
Seyehat özgürlüğünü konuşalım demişsin ve örnek olarak DDR'yi örnek verip sadece kısa bir dönem olarak değerlendirmişsin.
Birincisi seyehat özgürlüğünü   sadece DDR ile sınırlı tutmayız. Hiç bir sosyalist ülkede ne yazıkki seyehat özgürlüğünü yoktu ve bu kısa dönem içinde değil maalesef uzun yıllar uygulamadaydi. DDR özelinde örneğin başka bir sorun daha vardı. Resmen polis devleti olmuştu ve vatandaşı vatandaşa ihbar ettiren bir sistem oluşmuştu. Şimdi Erdoğan'ın yaptığı benzeri bir ihbarcilik sistemi. STASİ konusunu araştırırsaniz tam olarak anlarsınız.

Bakınız sosyalistler toplumu sosyalizimde için kazanmak istiyorlar. O zaman insanların şüphelerini yok etmeleri gerekli değilmi? Nasıl yok edecekler bu şüpheleri? Şeffah bir şekilde konuyu ele alarak.
Sosyalizmin teoride doğru ama yanlış uyguladılar demekle kimse ikna olmuyor, olmaz. Bu aynen dindarların şeriat sistemini savunurken şeriatla yönetilen devletleri İslam'ı yanlış yorumlamakla ve yanlış uygulamakla açıklamalarına benziyor.
Her sistem insanlar tarafından uygulanıyor. İnsanlar teoriden daha çok uygulamaya bakarlar.
Bazi sosyalistler mesela sayın melnur gibi uygulanan yanlışları masaya yatırmak yerine biz bu konuları sadece sosyalist olanlarla konuşuruz deyip milyonlarca insanı bir kenara atıp konuyu güzelce kapatıyorlar ve arkasından da neden sosyalist hareketler güçleniyor diye dizlerini dövüyorlar.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Kaçak
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Kaçak
Cevap Tarihi: 26.11.2018- 16:02


Alıntı Çizelgesi: Sosyalist27 yazmış

Alıntı Çizelgesi: Kaçak yazmış


Burjuva demokrasisine özenmeyelim, tamam. Ben de onu söylemiyorum; ben onun ilerisine geçmekten söz ediyorum. Sosyalizm ve komünizm en ileri demokrasi ve özgürlük vaad etmiyor muydu? Onu yapalım diyorum.

Burjuva demokrasisinin kağıt üzerindeki özgürlüünü gerçekten hayata geçirelim. Mesela seyahat özgürlüğü... Burjuvazinin bu özgürlüğü ancak parası olanlar içindir, değil mi? Biz sosyalistler burjuva demokrasisine böyle eleştiri getiririz değil mi? O halde sosyalist demokraside seyahat özgürlüğü hayata geçen bir özgürlük olmalıdır ve para engeline takılmamalıdır; parası olan-olmayan herkes bu hakkını kullanabilmelidir. Ulaşım ve konaklama pahalı olmamalıdır, vb...

Öyle değil mi?

Ama geçmiş sosyalist ülkelerde seyahat özgürlüğü bırakın kapitalist ülkelerdeki paraya endeksli olanını, parası olana bile yasaklı, engelli vb idi.

Yurtdışı seyahat izne tabi idi. Yurt içi seyahat ise epey zordu. Bunu biliyoruz. Nereden mi? Doğu Bloku ülkelerinden Batı'ya kaçan insanların varlığından...

Nerden mi? Berlin'i ikiye bölen utanç duvarından...

Bu duvara yok muamelesi mi çekelim? Yoksa klasik Doğu Alman propagandasını mı tekrarlayalım?

O duvardan geçerken kaç Alman vatandaşı öldü acaba?

Bunları basit birer hata olarak görmemek gerekir Melnur. Bunlar kurulmuş sosyalist sistemin açmazlarıydı. Sorun yapısaldı. Çünki devleti ve iktidarı sürdürmeyi esas alıyordu; emekçi halkın ve insanın özgürlüğünü, refahını, gelişimini vb değil. İktidar esas alınınca bu durum kaçınılmaz.

Sorun kişilerde değil, sorun sistemdeydi.

[/size]



Sayın Kaçak,
Bir konuyu açıklığa kavuşturmamız gerekiyor sanırım.
Sosyalizm, insanlara, cenneti yeryüzüne indirme vaadinde bulunmaz.
İnsanlara sonsuz bir özgürlük ve demokrasi vermeyide taahhüt etmez.
Bilakis Sosyalizm, Komünizme bir geçiş dönemi olması hasebiyle; üretim, bölüşüm, siyaset ve toplumsal hayat üzerinde radikal bir denetimi öngörür.
Sosyalizm, özgürlük adı altında karşı devrimcilere, gericilere, faşistlere ifade ve örgütlenme hakkı tanınmayıp, onlar üzerinde sınıfsal diktatörlüğünü uygular.
Yani çok seslilik veya düşünce özgürlüğü türü burjuva demokrasilerine has demagojilerin Sosyalizmde bir karşılığı yoktur.
Dolayısıyla soğuk savaş döneminin doğu bloğu ülkelerini ve sosyalizm deneyimlerini, demokrasi üzerinden eleştirmek pekte anlamlı değil.
Zaten Lenin'in paradigmasına göre devletin bizatihi varlığı ile özgürlük kavramı birbiri ile çelişen kavramlardır.
Birisinin varolduğu bir ortamda, diğerinden söz edilemez.
Dolayısıyla insanoğlu henüz devlet kavramını aşamamışken, o insanlığın özgürlüğünden bahsetmek, Leninist bir perspektifden bakıldığında pekte anlamlı değil.
Zira devletin varlığı, sınıfsal tahakkümün bir ürünüdür.
Fakat bununla birlikte bu, demokrasi kavramının, burjuva anlamı ile olsa da hi tümüyle anlamsız olduğu anlamına gelmez.
Marx'ın sözünü ettiği şekliyle demokrasiyi, parlamenterizmden bağımsız düşünebilmeyi becerebilmemiz gerekir.
Bu noktada en azından düşüncenin durağanlaştığı, devrimci perpektifin bürokrasinin hantallığı altında ezildiği dönemlerde, Başkan Mao'nun ''Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın'' kampanyasında yaptığı gibi ifade özgürlüğünün önünün açılması gerektiğide bir gerçektir.
Sözünü ettiğim şey perestroyka gibi bir karşı devrimci atılım değil.
Fakat en azından şu an sizin yaptığınız gibi mevcut sistemdeki arıziliklerden rahatsız olan ve bunların düzeltilmesi yönünde samimi eleştirileri olan insanların kendilerini ifade etmelerine izin verilebilirdi.
Bu olmadığında ortada kalan şey yalnızca teorik ezberler üzerine kurulan, durağan ve donuk bir bürokratik işleyiş oluyor çünkü...





"Sosyalizm, insanlara, cenneti yeryüzüne indirme vaadinde bulunmaz.
İnsanlara sonsuz bir özgürlük ve demokrasi vermeyide taahhüt etmez. "


Doğru...

"Sosyalizm, özgürlük adı altında karşı devrimcilere, gericilere, faşistlere ifade ve örgütlenme hakkı tanınmayıp, onlar üzerinde sınıfsal diktatörlüğünü uygular."

Bu da doğru...

"Yani çok seslilik veya düşünce özgürlüğü türü burjuva demokrasilerine has demagojilerin Sosyalizmde bir karşılığı yoktur."

Peki kimin karşı devrimci, kimin faşist, kimin gerici vb olduğunu kim belirliyor? Cevap: İktidardaki KP. DAha doğrusu onun MK'si. Burjuva partilerine yasak geliyor, tamam diyelim. Ama işçi sınıfına da farklı bir ses çıkarma hakkı pratikte tanınmıyor. Aykırı ses çıkaranlar hemen karşı devrimci, şucu bucu olarak nitelenip baskı altına alınıyor. Bu izce sosyalizmin özüne, ruhuna uygun mudur?

"Başkan Mao'nun ''Yüz çiçek açsın, bin fikir yarışsın'' kampanyasında yaptığı gibi ifade özgürlüğünün önünün açılması gerektiğide bir gerçektir.
Sözünü ettiğim şey perestroyka gibi bir karşı devrimci atılım değil."


Peki ne o halde? Yüz çiçek hangileri? Hangi çiçeklere izin var? Evet, devletin olduğu yerde gerçek özgürlük olmaz, doğru, ama burjuva devletinin verdiği özgürlüğün dahi gerisine düşülmesi trajik değil mi sizce?

Açmasına izin verilecek çiçeklerden söz etmek bile tuhaf değil mi?

Burjuvazi kendi sınıf diktatörlüğü altında kendi karşıtı olan sınıfın politik örgütüne, partisine izin veriyor; vermediğinde biz onu faşistlikle, anti demokratik olmakla eleştiriyoruz, ama biz iktidara gelince burjuva partilerini yasaklayacağımızı açık açık söylüyoruz. Sizce bu tutarlı mı?

"Fakat en azından şu an sizin yaptığınız gibi mevcut sistemdeki arıziliklerden rahatsız olan ve bunların düzeltilmesi yönünde samimi eleştirileri olan insanların kendilerini ifade etmelerine izin verilebilirdi."

Teşekkürler... En azından Melnur'dan daha demokrat olduğunuz için. :)

"Bu olmadığında ortada kalan şey yalnızca teorik ezberler üzerine kurulan, durağan ve donuk bir bürokratik işleyiş oluyor çünkü... "

Çok doğru!.. İşte ben de bunu anlatmaya çalışıyorum.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.123
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.05.2020- 14:30


Demokrasi ve (proleter) diktatörlüğü karşı karşıya getirmeden savunmak sanırım en uygun olan bir yöntem. Proleter diktatörlük bağlamında bir devlet biçimi. Aynı şekilde merkeziyetçilikle demokrasiyi de karşı karşıya koymamak ve tokuşturmamak gerek. Sonuçta bir devlet biçimi olan proleter diktatörlükle, komünist partilerin işleyiş biçimindeki temel olan merkeziyetçiliğin olabildiğince demokratik bir tarz işletilerek savunulması en doğru yöntemmiş gibi geliyor bana. Özellikle proletarya diktatörlüğü konusunda reel sosyalizme karşı da çok fazla haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Komünü saymazsak dünyada ilk kez kurulan bir sosyalist devlet, üstelik iç ve dış düşmanların sürekli saldırısı altındayken   sorunsuz bir sosyalist kuruculuk gerçekleştiremezdi. Çubuk haklı olarak sosyalist devleti korumak/yaşatmak yönünde bükülüyordu. Eleştirilerin biraz olsun ''içerden'' yapılması, reel sosyalizme dışsal yaklaşılmaması sanırım bilimsel sosyalizmi savunanların bir yöntemi haline gelmeli. Bu konuda biraz daha özene ihtiyacımız var gibi geliyor bana.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.123
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 31.07.2021- 10:21


Proleter diktatörlük konusuna bir yorum da Metin Çulhaoğlu'ndan:

Liberalleri proletarya diktatörlüğüne nasıl ikna ettim? - Metin Çulhaoğlu

Çok da zor olmadı…

Ama hemen belirtmem gerekirse söz konusu olan ülkedeki liberallerin hepsi değil elbette.

Geçtiğimiz haftalarda bir tatil beldesinde tanıştığım iki liberalden söz ediyorum. 45 yaş civarı bu iki arkadaştan biri Bilgi, diğeri Boğaziçi Üniversitesi mezunu imiş. Mezuniyetlerinden sonra ABD’de mastır yapmışlar, zamanında Radikal ve Taraf gazetelerinde yazıları çıkmış, ikisi de İstanbul’da yaşıyor ve sivil toplum kuruluşlarında çalışıyor.

Tatil beldesinde nasıl tanıştığımız, bu tanışmaya kimin tavassut ettiği gibi konulara hiç girmeyeceğim. Bizi tanıştıran ortak tanıdığımız kendilerine benim “Ortodoks Marksist” sayıldığımı söyleyince tanışmak istemişler.   Kim bilir, belki de “Böyleleri hala varsa bir görelim bakalım” diye düşünmüşlerdir.

İçki sofrasında değil bir çay bahçesinde buluştuk. Önce, Marksizm hakkında belirli bir bilgiye ve fikre sahip olduklarını ihsas eden şeyler söylediler. Ben “Marksizm’in ekonomist indirgemeci yanından söz edecekseniz burada boşuna nefes tüketmeyelim” deyince “Bizim asıl meselemiz o değil” yanıtını verdiler. Asıl önem verdikleri konu, Türkiye’de gerçek anlamda bir demokrasinin bir türlü tesis edilememiş olmasıydı.   Bu durumu, 1908’den başlamak üzere Türkiye’de yaşanan siyasal süreçlerin kimi özelliklerine bağlıyorlardı.

Anlattıkları kadarıyla bu özellikleri İttihatçı-Kemalist zihniyet ve onun çeşitli dönemlerdeki tezahürleri gibi bir başlık altında toplamak mümkün görünüyordu.

***

Sözlerini hiç kesmeden dinledikten sonra konuya doğrudan girdim:

-Anlıyorum, sizin ve Türkiye’nin bu sorununu çözse çözse proletarya diktatörlüğü çözer…

-Şaka ediyorsunuz galiba?

-Hiç de etmiyorum; sosyalist devrimden sonra proletarya diktatörlüğüne öyle çok da değil 5 yıllık bir süre tanıyın, sonra bakın o İttihatçıKemalist zihniyetten geriye bir şey kalıyor mu?  

-Gerçekten samimiyseniz, 5 yıl süreyle proletarya diktatörlüğünü bile sineye çekebiliriz; yeter ki o İttihatçıKemalist gelenek…

-Hiç merak etmeyin, bu işi olmuş bilin… Burada boşuna konuşmuyoruz, 5 yıl süreyi de laf olsun diye vermedik, sizler planproje insanlarısınız, anlarsınız. “İttihatçı-Kemalist Zihniyetin Eliminasyonu için 5 Yıllık Plan” kapsamında sizlere yıllık ilerleme raporları sunacağız. Elinizde objektif “eliminasyon izleme göstergeleri” olacak, bu göstergelerden hareketle neyin ne kadar yapıldığını izleyebileceksiniz…

-Siz bu konuyu epey düşünmüşsünüz galiba, biraz daha somuta inemez misiniz?

-Elbette planın tüm detaylarının bugünden şekillenmiş olduğunu söyleyemem; ama kimi öncelikli alanlara değinebilirim…

-Neler mesela?

-Mesela işe ilk ve ortaöğretim müfredatından başlanabilir. Mevcut müfredat gözden geçirilerek didik didik edilecek, İttihatçıKemalist zihniyetin nüveleri bir tespit edilerek müfredattan ayıklanacak…

-İlginç, başka?

-Örneğin kentlerimizdeki cadde ve sokak adları da bu bağlamda gözden geçirilebilir. İstanbul’da yaşadığınız için size batıcı gelen bir yanı olmayabilir. Sizde, yani İstanbul’da “Yufkacı Mümin Efendi Sokağı” gibi sivil sokak ve cadde adları olabiliyor. Ama bir de Ankara’yı düşünün; Tunalı Hilmi Caddesi, Reşit Galip Sokak, Gerede (Hüsrev) sokak falan… Bunlar sözünü ettiğiniz zihniyetin mekânsal yansımaları olmakla da kalmıyor, o mekanlardan kalkarak yeniden ve yeniden insanların düşünce dünyasını bir şekilde bozucu etkilere yol açıyor…

-Doğrusu bunlar bizim bekleyebileceklerimizden de radikal adımlar gibi geldi…

-Tamam, ama elbette kimi konularda ihtiyatı elde bırakmamak lazım; örneğin tarihselanıtsal değeri olan yapılara da el atmamızı beklemezsiniz sanırım?

-Elbette, o kadarı zaten vandalizm olur…

-Sonra, umarım kalkıp değişecek sokak adları için çoğulculuk aşkına İskilipli Atıf Hoca ya da Kadir Mısıroğlu gibi önerilerde bulunmazsınız?

-Yok canım, işi o kadar da kanırtmayız, bunu istiyorlarsa ilerde Çorumlular ve Trabzonlular yapsın…

***

Bu minvalde geçen sohbet sonunda “Gerçekten bunlar olacaksa biz proletarya diktatörlüğüne razıyız” deme noktasına gelir gibi oldular.

Ancak, tam vedalaşmak üzereyken iki arkadaştan biri endişesini açıkça dile getirdi:

-Ya İttihatçı Kemalist zihniyetin kalıntılarının temizlenmesinin ardından siz “Bize başka açılardan da lazım” diye proletarya diktatörlüğüne devam ederseniz?

İşte, sohbetin en kritik noktasına gelmiştik. Bir an derin bir düşünceye dalar gibi yaptım, hemen ardından yüzümde kırıcı olmayan, ama müstehzi bir ifade ile noktayı koydum:

-Doğrusu, böyle bir soruyu hiç sormamanızı beklerdim. Başka ülkeler ayrı; ama Türkiye’de proletarya diktatörlüğü dahil her tür diktatörlüğün beslenebileceği tek bir kaynak vardır ve o da İttihatçıKemalist gelenektir, zihniyettir. Dolayısıyla, bu zihniyetin kökünü kazıyan bir diktatörlük aynı zamanda kendi temellerini de dinamitliyor, kendi kaynaklarını da kurutuyor demektir… Daha da ötesi, bu zihniyetin tarihin derinliklerine gömülmesi aynı zamanda devletin de sönümlenmeye başlaması anlamına gelecektir…

Yüzlerindeki ifadeden anladığım kadarıyla başarmıştım; birbirimizden sıcak bir vedalaşmayla ayrıldık.

https://ilerihaber.org/yazar/liberalleri-proletarya-diktatorlugune-nasil-ikna-ettim-128637.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.123
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.08.2021- 01:06


Bu proleter diktatörlük konusu belli bir amaca yönelik olduğu için o amacın da kendiliğinden bir süreçle gerçekleşmeyeceği ortadayken doğal olarak jakoben bir tavrı da içerir. İçerir çünkü içermek zorundadır. İçerir çünkü sınıfın aklı ve proleter devletin araçsallığı olmadan kuruculuk sürecinin sınıfsız bir topluma doğru yol alabilmesi hemen hemen olanaksızdır. Siyasa devrimin gerçekleşebilmesi için nasıl ki, bir ''zor'a'' ihtiyaç varsa, kuruculuk sürecinin doğru işletilebilmesi için de belli bir ''zor'a'' ihtiyaç vardır.

Şunu da mutlaka eklemeliyim, hem devrim öncesinde ve hem de devrim sonrasında gerekli olan bu jakoben tavrın olabildiğince demokratik olabilmesinin gereği de vardır :)

Biraz karışık ve hatta çelişik gibi duruyor ama, bana hiç de öyle gelmiyor.
Konuşuruz.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.123
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 15.08.2021- 01:54


Gerek proleter diktatörlük ve gerek demokratik merkeziyetçilik konusunda doğrudan bir ilişki var. Öncü partinin siyasal devrimde ve devrim sonrası kuruculuk döneminde (sosyalizm) demokrasi konusu gereken önemde ele alınmalı, içselleştirilmelidir. Şöyle, siyasal devrim kitlelerin öncüsü haline gelen partinin öncülüğünde olacağından bu süreçte parti ne kadar demokrat bir yapıda olursa devrim sonrasındaki kuruculuk döneminde etkisi görülecektir. Somutlaştırırsak, buradaki demokrasi kavramıyla kast edilen şey   yönetme sürecine ve alınacak kararlara ilişkin daha fazla sayıda insanın dahli olmasını sağlamaya çalışmaktır. Yoksa liberal (biçimci) bir demokratik anlayıştan söz edilmemektedir.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   2   [3] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör PROLETARYA nedir ? spartakus 0 2975 10.02.2015- 15:16
Konu Klasör Proletarya diktatörlüğü nedir? spartakus 1 4036 20.07.2015- 13:08
Konu Klasör Proletarya Diktatörlüğü melnur 2 3367 13.08.2013- 21:21
Konu Klasör Yaşasın proletarya enternasyonalizmi proleter 0 2855 13.05.2014- 15:30
Konu Klasör Proletarya diktatörlüğü nasıl bir şey? spartakus 2 3797 06.02.2016- 21:16
Etiketler   Proletarya,   Diktatörlüğü,   nedir
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS