SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 5 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   2   3   4   [5] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.02.2020- 03:50


CNNTürk Demirören grubuna geçtiğinden beri hiç izlemiyorum. Bu gece bir rastlantıyla Tarafsız Bölge'de Doğu Perincek'e rastlayınca takılıp kaldım. Perincek üfürüyor. Anladık, PKK'ya karşı; ABD emperyalizminin güdümünde bir terör örgütü olarak niteliyor ve bütün siyasetini de bu fotoğraf üzerinde kuruyor. Bu doğrultuda söylenecek her şeyi de kesin doğru gibi anlatıyor. HDP'nin birebir PKK olduğu bir yana CHP'nin de PKK ile ittifak içinde olduğunu, HDP'lileştiği, PKK'li İstanbul Belediyesi dahil (Bodrum örneği üzerinden) pek çok CHP'li belediyelerde PKK'nin işe alındığını...-anlatıp duruyor.

Perincek tam bir AKP neferi haline gelmiş. Ahmet Hakan'ın programlarına da yakışmış. Sorsan AKP'ye karşıdır, çok zaman önce bir partiliyle konuştuğumda AKP'yi savunmadıklarını söylemişti, Perincek uzun zamandır bu cinliğin bayraktarlığını yapıyor. Siyasette o kadar deneyimli ki, yandaşlardan çok daha etkili bir biçimde   doğrudan değil, dolaylı olarak ama yandaşlardan çok daha etkili bir şekilde yapıyor bunu. Her türlü çarpıtma ve abartma siyasetinin temel özelliği. İBB'de PKK'lilerin işe alındığını söylediğinde İsmail Saymaz hangi ilçede, hangi görevde falan deyince, şaşırıyor, üç gün sonra diyor, sonra kendisine gelen bir telefona dayanarak bilr isim veriyor, telefon numarası vermeye çalışıyor, iddia ettiği konuya hakim olmadığı, belediyede böyle bir süreç işlemediği yönünde Saymaz'ın tepkileri karşısında işe alınanların HDP'li olduklarını söylüyor...- gereksiz, anlamsız, tipik bir Perincek abartma ve çarpıtmalarından başka bir şey değil.

Perincek ders çıkarılacak bir siyasetçi; bir ''solcu''... ( Perincek konusunda ilk kez tırnak içinde kullanıyorum.) Perincek hakkında kullanılan ''ajan, MİT'çi, faşist... vb'' gibi uyduruk kavramlarla Perincek'i anlayabilmek de mümkün değildir. Perincek'in yanlışı öyle, proleter diktatörlüğe inanmaması, Lenin'in parti kuramına karşı olmaması değildir. Perincek'in ideolojisinde anti-emperyalist olmak da temeldir. Perincek eminim Marksist kurama ve Leninizme de hakimdir. Bu konularda bir yığın kitabı da vardır ve bu sol siyaset doğrultusunda yaşamının çok uzun yıllarını da hapiste geçirmiştir. Şimdi şunu anlayabilmek gerekir. Perincek bu saydığım nitelikleri hiç kuşkum yok, bugün de savunur. Teoride ML'in tüm ilkelerini de şu ya da bu yorumla yazabilir, anlatabilir; iyi ama böyle olmasına rağmen, Perincek böyle bir siyasi donanım ve geçmişe sahipken onu   bu kadar tartışılır hale getiren şey ne?

Perincek keskin dönüşler yapıyor, Perincek nesnelliği okuyamıyor veya nesnellik karşısında doğru ve solun gerektirdiği bir konumlanış alamıyor. Perincek'in yanlışı bu. Şu anda yine konuşuyor ve AKP yandaşlarının yapamadığı ve yapamayacağı ölçüde AKP muhalefetinin iskeleti olan CHP ve HDP'ye sallayıp duruyor. Bu siyasi tavrın AKP'nin işine yarayacağının farkında değil demek istemiyorum, hayatı siyasetin içinde yoğrulmuş bir siyasetçi bunu bilmez mi, ama daha önce de değinmiştim, HDP'yi kayıtsız koşulsuz PKK ile özdeşleştiriyor, ve dolayısıyla PKK-HDP'yi ve aynı zamanda onunla ''işbirliği'' ve ''ittifak'' içinde olan CHP'yi de AKP'den daha tehlikeli bir yere oturtuyor.!

Perincek'in yanlışlığı bu.
Perincek'in sola milliyetçiliği bulaştırması bile bu siyasetin yanlışlığının yanında hafif kalıyor.

Tekrar tekrar altını çizmek gerektiğini düşünüyorum, dünün yanlışlarını unutmamak lazım, bu ayrı, ama bugün ve her şey bu kadar açıkken, ülkenin nasıl bir rejim altına girdiği de apaçık ortadayken siyasetinin merkezini AKP karşıtlığı üzerinde kurmayanların solculuğu tartışmalıdır. Perincek solculuğu için tırnak işareti kullanmış olmamın nedeni de budur.

Peki bundan ne çıkaracağız? ''Perincek solculuğundan'' hangi dersi almamız gerekir?
Burası önemli :)
Faşist diyerek, MİT'çi diyerek, polis ajan benzetmesi yaparak Perincek'i gömdüğümüzü falan mı sanıyoruz?
Yoksa gömmek istediğimiz şey Perincek'ten ziyade, Perincek'in dolaylı AKP'ciliği mi?
Evet, burası önemli!!




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 84
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

25 kere teşekkür edildi.
36 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 26.02.2020- 21:22


Doğu Perinçek'in siyasi çizgisi salt Amerikan karşıtlığı üzerine kurulu ve ne yazık ki bu karşıtlık bir hayli yüzeysel. Bu doğrultuda mevcut iktidarın Atlantik sisteminden uzaklaşması, onun açısından bu iktidarı savunmak için yeterli bir olgu... Fakat Perinçek nedense Amerikan emperyalizmini hedef alırken, Çin ve Rus emperyalizmini göz ardı ediyor. Halbuki bugün Çin ve Rusya, yükselen emperyal güçler ve en az ABD kadar emperyal hedefler doğrultusunda hareket ediyor. Ne Rusya Sovyetler Birliği dönemindeki Rusya, ne de Çin, Mao'nun zamanındaki Çin'in niteliğini taşıyor. Dolayısıyla meseleyi salt Atlantik-Avrasya ekseninde analiz etmek, bu bağlamda Avrasyacı bir tutum takınmak bir sol tavra tekabül etmiyor. Gerçi Sayın Perinçek artık sağ-sol kavramlarının anlamlarını yitirdiğini söylüyor. Hatta Vatan Partisinin marşında ''hem sağcısı, hem solcusu'' şeklinde bir çağrı bulunuyor.   Fakat sağ ve sol nitelikteki yaklaşımlardan bağımsız bir siyaset okuması dün olmadığı gibi, bugünde mümkün değil. Bu sebeple Sayın Perinçek'in siyasete yaklaşımı büyük arızilikler taşıyor.

Önümüzdeki süreçte Rusya ile Suriye özelinde yaşanması muhtemel gerginlikler karşısında Doğu Perinçek'in takınacağı tavır ise merak konusu... Şimdilik kendi yayın organlarında gerginliği yatıştırma politikası izliyor olsada ilerleyen süreç bir kopuşa gebe olabilir.




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 26.02.2020- 21:23 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.03.2020- 22:25


Perincek konusunda söylenecek çok şey olduğu gibi Perincek siyasetinden de çıkarılması gereken çok şey var. Sanal dünya, sözde sol-sosyalist forumlar açısından yaklaşmak gerekirse, şu gerçeğin altını kalınca çizelim. Perincek konusuna bu sözde sol-sosyalist forumlar açısından yaklaşım tamamiyle Kürt sorununa yaklaşım bağlamındadır. Sadece Perincek de değil; CHP, TKP, HKP, ÖDP ve hatta Cephe karşıtlığını da bu konuya dahil edebiliriz. Kürt hareketinin siyasetlerine eleştirel yaklaşım. Bu sözde sol sosyalist forumlardaki Perincek karşıtlığının, Perincek'in düşmanlaştırılmasının tek nedeni de budur.   Sürecin anlaşılması için söylüyorum; UKKTH yanlış yorumlanıyor, solculuğun UKKTH kapsamında Kürt hareketine destek-biat-kuyrukçuluk anlamına geldiği sanılıyor, yorumlar bu bağlamda köpürtldükçe köpürtülüyor ve sonuçta bu paralelde olmayan her sol siyasi anlayışlar sosyal şoven'den tutun da, neo-faşizme kadar bir yığın ezberci yorumların hedefi haline getiriliyordu. Perincek konusunda öncelikle bu yanlışın anlaşılması gerekiyor. Hele ''ajan, Mitçi, casus'' gibi sıfatların savunulacak bir yanı yok. Perincek gibi bir siyasetçinin ve siyasi çizgisinin ideolojik ve siyasi yönden eleştirilecek onca şeyi varken, ilgisiz ve yanlış bir konumlanış almanın solcu bir tavır olduğunu iddia edebilmek pek de mümkün olmadığı gibi, Perincek bir yana, bu yöntemle bir konuyu ve bir süreci kavramak da mümkün değildir.   Bir kez daha altını çizmenin yararı olduğunu düşünüyorum.

Perincek'in Suriye bağlamında yanlışı '' Amerikan emperyalizmini hedef alırken, Çin ve Rus emperyalizmini göz ardı ediyor. Halbuki bugün Çin ve Rusya, yükselen emperyal güçler ve en az ABD kadar emperyal hedefler doğrultusunda hareket...'' etmesi falan da değildir. Suriye'de yaşananları analiz etmek konusu bir akademik tartışma değildir.   Suriye sorununun Rusya ve Çin'in emperyalist olup olmadığı konusuyla doğrudan bir ilişkisi de yoktur. Suriye özelinde ve genelde Ortadoğu coğrafyasıyla ilgili ABD ve kankası İngiliz emperyalizmin bir BOP projesi vardır ve bu proje bağlamında bölge emperyalizminin çıkarları doğrultusunda yapılanmak istenmekte, sınır değişiklikleri hedeflenmektedir. Büyük fotoğraf budur ve bu fotoğrafa amasız, fakatsız karşı çıkmak ve bu konuda mücadele etmek kendisini solcu olarak niteleyen hemen herkesin öncelikli görev ve sorumluluğudur. Rusya ve Çin diye söze başlamak, ''zaten Esad da diktatörün biri...'' diye devam etmek bilerek veya bilmeden konuyu sulandırmaktan başka bir işe yaramaz. Rusya'nın konuya dahli emperyalist olması değil, bölgesel bir güç olması ve Akdeniz'de bir üsse sahip olması bağlamındadır. Üstelik zor da kullanmamakta ve Suriye'nin BM'ce de meşru sayılan Esad'ın davetiyle oralarda konuşlanmaya çalışmaktadır. Rusya'yı ve Çin'i bu Suriye konusunda ABD emperyalizmiyle eşleştirmek veya aynılaştırmak, dediğim gibi konuyu en hafif deyimiyle sulandırmaktır.

Perincek'in Avrasyacı bir siyaseti savunması da aslında çok önemli değil. Önemli olan bölgedeki ABD'nin emperyalist çıkarlarına karşısına dikilmesidir. Doğru bir tavır mıdır bu? Evet, doğrudur. Doğru ve sol için gerekli ve zorunlu bir tavırdır bu tavır. Sadece Perincek de değil, bir üstte söylemeye çalıştım, tekrar olacak, kendini solcu sayan herkes ve her siyaset bu tavrı göstermek zorundadır. Amasız, fakatsız olarak...Bu bir. Perincek siyasetinden dersler çıkarılması derken kastettiğim de, kendimize sorduğumuzda Suriye özelinde AND emperyalizmine karşı mıyız değil miyiz? Suriye'de bulunan Kürt yapılanmasıyla birlikte hareket edilmesi konusunu eleştiriyor muyuz eleştirmiyor muyuz? Suriye toprakları üzerinde Suriye'nin meşru yönetimine rağmen izinsiz askeri üsler açılmasının karşısına çıkıyor muyuz, çıkmıyor muyuz? Önemli olan bu değil mi? Suriye'yi, Irak ve İran'ı hatta Türkiye'yi bölmek isteyen ve kendi çıkarlarına uygun bir yapılanma planıyla hareket eden ABD emperyalizmi değil mi? Konu ve sorun buyken, karşı çıkılması gereken de buyken başka başka ve ilgisiz söylemler pek de bir yarar sağlamıyor. Net bir süreç bu söylemlerle flu hale getiriliyor.

Perincek'in bu yaklaşımı doğrudur, olması gereken de budur. Ama Perincek bu doğruyu yanlış bir konumlanış içinde ve milliyetçi bir söylemle sürdürmektedir, yanlışı da bu noktadadır. Öteden beri şunu söylemeye çalışıyoruz; solun temel bir ideolojik duruşu vardır. Bu ideolojik duruş, bu ideolojik doğrular uygun bir siyasi yönelime dönüştürülemezse hep yanlış sonuçlar üretir. Perincek anti-emperyalist konumlanışı AKP yandaşlığı ile birlikte sürdürmeye çalışmakta; AKP'nin Suriye'deki varlığını da emperyalizm karşıtlığı ile bağdaştırmaktadır. Bu nokta da genişletilebilir. Bölgedeki Kürt hareketinin ABD'ci siyaseti ve Perincek'in öteden beri Kürt hareketinin ''bölücü'' siyasetine tam boy ve milliyetçi bir söylemle karşı çıkması da doğal olarak AKP'nin bölgedeki eylemlerini kendi siyasetine uygun görmektedir. AKP'ciliği de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Özetle, Perincek dün karşı çıktığı AKP siyasetine, kısa süre içinde destek vermesi, ( AKP bizim siyasetimizi savunmaya başladı sözü de bu bağlamda söyleniyor.) klasik bir Perincek zikzakıdır. Rusya ile yakınlaşması da iştahını kabartıyordu, falan. Şuna eminim, AKP Rusya ile ''dostluğu'' biraz limonileşsin ve ABD'ye yakınlaşsın, bu sefer bu AKP'ci tavır da değişikliğe uğrayacaktır.

Perincek'in sol içinde etkin bir özne olduğunu sanmıyorum. Perincek'i eleştirmek de ajan, faşist, polis falan diyerek değil, siyasi analize tabi tutarak yapılmalıdır. Böyle yapıldığında en azından Perincek siyasetini de bölgede işleyen süreci de anlamak kolaylaşacaktır gibi geliyor bana... Sadece bu konuda da değil, hemen her konuda böyle...



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 84
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

25 kere teşekkür edildi.
36 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 07.03.2020- 02:43


Sayın melnur,

Dünya'da, özelliklede Orta Doğu'da anti-amerikancılık, devrimci mücadelenin olmazsa olmazlarındandır. Dolayısıyla Amerika'ya ve onun politikalarına karşı çıkmadan bu coğrafyada ilerici bir tutum alınamaz. Kürt milliyetçilerinin en problemli yönüde zaten Amerika ile girdikleri dirsek temasıdır. Fakat diğer ülkelerin emperyal politikaları göz ardı edilerek, önemsizleştirilerekte anti-emperyalist olunmaz. Dolayısıyla Amerikan emperyalizmi kadar, Rus emperyalizmininde bölgeye yönelik tasarılarına aynı kararlılıkla karşı çıkılması gerekir. Zira sanıldığı gibi Rusya, bölge halklarının değil, kendi çıkarlarının peşindedir ve bu çıkarlar bölge insanının aleyhinde bir nitelik taşımaktadır.

Bundan bir kaç ay önce Rusya'nın Orta Doğu'ya yönelik politikalarına ilişkin, birazda bu politikalardan övgüyle söz eden bir makale yayınlandı. Fakat bu tasarıların içeriğine baktığımızda, Rusya'nın bölgeye ilişkin bakış açısının dar bir mezhepçilik anlayışı üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. Öyle ki Rusya'nın Orta Doğu'ya vermek istediği şekil, mezhep ve tarikat anlayışları doğrultusunda biçimlenmiş. Tıpkı ABD'nin BOP projesi gibi Orta Doğu, çeşitli bölümlere ayrılmış ve bu ayrım dini eksende gerçekleştirilmiş. Aslında buna Rusya'nın kendi emperyal çıkarları doğrultusunda şekillendirdiği bir tür BOP'de denilebilir. Tabi ki Rusya hangi ahlaki yetkiye dayanarak Orta Doğu halklarının geleceklerine karar veriyor sorusu ilk olarak aklımıza gelmekte... Bunun cevabı ise Trump ile bölgede daha pasif bir politika izlemeye başlayan ABD emperyalizminin boşluğunu, kendi emperyal politikaları ile doldurmak olduğudur.

Rusya'nın Orta Doğu'ya ilişkin tasarısı şu şekilde;

Resim Ekleme

https://www.aydinlik.com.tr/moskova-nin-ortadogu-ve-kuzey-afrika-plani-amac-bolgesel-ittifaklar-insa-etmek-ozgurluk-meydani-eylul-2019-2#1


Burada açıkca görüyoruz ki Rusya'nın Türkiye'ye biçtiği misyon, sufilik adı altında bir dini konumlanıştır. Sufilik, içerik olarak dar bir tarikatçılığa tekabül etmektedir ve bu anlayışın ilerici olmadığı açık bir şekilde ortadadır. Dolayısıyla ABD emperyalizmine karşı Rus emperyalizmine dayanmak düşüncesi, Orta Doğu halkları için sanıldığı kadar olumlu sonuçlar doğurmayacaktır. Bu anlayışın varacağı nokta, Orta Doğu'nun Rus emperyalizminin boyunduruğu altına girmesi olacaktır.

Peki Orta Doğu halkları bu emperyalist kuşatmaya karşı ne yapabilir? Burada bir tür dünyadan soyutlanmaya tekabül eden içe kapanma politikasını savunmayacağım. Zaten günümüzde kitle iletişim araçlarının geldiği durum göz önüne alınırsa bu gerçekcide değildir. Fakat Rus ya da Amerikan emperyalizmine yaslanmak yerine tercih edilebilecek bir üçüncü yol daha bulunmaktadır. O da Orta Doğu'da ki üçüncü dünya ülkelerinin dayanışması ve işbirliğidir. Şartlar 60'larda ortaya çıkan üçüncü dünya ülkeleri arası bir ortak mücadele ikliminin yaratılmasını gerekli kılmaktadır. Bu sebeple Orta Doğu'da emperyalizmin çok kültürlülük adı altında ektiği etnik ve dini ayrımları bir kenara bırakarak yeniden bir Üçüncü Dünya mücadelesi örgütlenmelidir. Dışarıdan dayatılan projeler, bölge halklarının çıkarlarına değildir, olamaz.




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 07.03.2020- 12:06 tarihinde, toplamda 4 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 07.03.2020- 03:43


Sn.proleter-devrimci;

Belki bir tekrar olacak ama, Ortadoğu'da sorunun ''Rus emperyalizmi'' değil, ABD emperyalizmi olduğunu düşünüyorum. (Reel sosyalizmin çözülüşünden sonra kapitalizme seyirten Rusya'nın emperyalist aşamaya gelip gelmediği ise ayrı bir konu.) Burada önemli olanın ABD emperyalizminin bölgedeki planlarına ve dolayısıyla çıkarlarına karşı çıkmaktır. Rusya'nın bölge halklarına yardım için oralarda bulunduğunu söylemiyorum. Yorumlarımdan bu tür bir anlam da çıkarılmamalı. Ama şu var: Suriye gibi bir ülke   yanına bölgesel bir gücü çekmeden emperyalist planların karşısına dikilemez. Suriye ve Esad bu yüzden Rusya'ya mecbur. Bu noktada reel siyaset Rusya'nın bölgede bir güç olma ve Akdeniz'e inme hedefini asla kulak arkası etmeden ABD'nin bölgedeki planlarına amasız ve fakatsız karşı çıkmaktır. Sonuçra ABD emperyalizminin planlarının sekteye uğraması ve bölgedeki savaşın Suriye halkının lehine dönmesinin nedeni de Rusya'nın sürece etkin bir şekilde dahlidir. ( Yine bir paragraf açarak gelinen noktada Rusya ve ABD çıkarlarının uyuştuğu söylenebilir. Türkiye'nin bir ABD'ye bir Rusya'ya yönelmesi ve hemen hemen iki taraftan da pek yüz bulmaması bu uyum nedeniyle olabilir.)

Özetle bölgedeki emperyalist çıkarların karşısına dikilmek kendini solcu sayan hemen her siyasetin sorumluluğudur.   Bu yapılırken Rusya, Çin ve hatta İran'ı da aynı kefeye koymak veya Esad'ı Esedleştirmek süreci sulandırmaktan başka bir işe yaramaz. Rusya ve Çin'in bölgedeki çıkarlarını emperyalist çıkar olarak nitelemek ve ABD emperyalizmiyle eşitlemek hiç de doğru bir siyasi tavır olamaz. Bu konuda sizden farklı düşünüyorum.( Avrasyacılığı savunmuyorum, yanlış anlaşılmamalı.)





Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.02.2021- 04:18


İnternette dolaşırken karşıma çıktı; güneydoğuda HDP'nin oy kaybının olup olmadığı tartışılırken, Perincek doğuda iki partinin yükselişte olduğunu söylüyor. Bunlardan biri AKP'ymiş, diğeri de Vatan Partisi'ymiş. Bunları söylerken Liberal Parti eski Genel Başkanı Cem Toker ''Evet, biz de duyduk, bize de bu yönde haberler geliyor''   sözlerinde bir ti'ye alış olduğunu da fark edemiyor ve Vatan Partisi'nin Güneydoğu'da yükselişte olduğunu tekrarlıyor.

Yılların siyasetçisi bir lider bu söylediğinin hiçbir gerçekliği olmadığını bilmez mi? Bir televizyon kanalında halka açık bir şekilde yalan-yanlış sözlerin bilinçli bir şekilde söylenmesi nasıl mümkün olabiliyor? Siyaset olarak bir açıklaması olmalı bunun; siyaset olarak yoksa ortada bir patolojik durum var demektir.

Konu başlığıyla ilişkilendireceksek, Türkiye solunun Perincek'e yönelik ''düşmanlığı'' sanırım biraz da siyasi yönelişlerindeki yanlışlıklar ve keskin zikzaklar... Ergenekon sürecinde gözaltına alınrken AKP'yi kastederek ''bu partiyi nasıl deviremedik, bize yazıklar olsun'' diyebilen bir lider bugün aynı AKP'ye destek vermesi ''PKK karşıtlığı'' temelinde de olsa anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir siyasi tavır olamaz. Ama şu da var; AKP döneminde Perincek siyasetindeki yanlışlıkları zikzakları göstermeyen siyasetler var mı? Kimler desteklemedi ki? Troçkist partiden, sağlı sollu liberallere ve Kürt hareketine kadar bugün Perincek yanlışlığına yuvarlanmayan siyasetler mi vardır?

Yeri gelmişken bir konuya daha değinmek gerekiyor sanırım. Ezberciliği sürekli eleştiriyor ve solun böyle bir tavır içinde olmaması gerektiğinin sürekli altını çiziyoruz. Evet, yeri geldi; ezbercilik yerine bir neden sonuç ilişkisi içinde okuma, anlama-kavrama sürecini benimseyebilsek, Perincek'i de anlayabilmek mümkün olabilir. ( Anlayabilmek sözünü hak vermek   anlamında kullanmıyorum) Anlayabildiğimizde, Perincek'ten bağımsız olarak neyi neden yapmamız veya yapmamamız gerektiğini bir neden-sonuç ilişkisine dayandırabilme alışkanlığı edinebiliriz. Örnekse, Perincek siyasetini eleştiriyoruz çünkü bugün gelinen noktada tam bir AKP yandaşlığına soyunmuş durumda. ( Gerekçeyi genişletmek mümkün.) Peki aynı gerekçeyle Perincek dışında kimleri ve hangi siyasetleri eleştirdik? Ya da Perincek'in yuvarlandığı yanlışlığa kendimizin düşüp düşmediği konusunda bir öz eleştiri yapabilir miyiz?

Şunu ekleyelim; Perincek şöyledir, böyledir ama bir ''başarısının'' altını çizelim. Perincek'in siyasi çizgisi binde yirmilerde bir toplumsal tabana sahip olmasına rağmen hemen her dönemde kendisini gündemde tutmayı başarıyor. Böyle bir becerisi var Perincek'in. Acaba bu beceri ve bu ''başarı''da ''Güneydoğuda partimiz yükselişte'' gibi gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan   cümlelerin de siyaset dili haline getirilmiş olmasının bir etkisi olabilir mi? İlgi çekiyor, olumsuz tarafından da olsa bir etki yaratıyor.

Perincek'in bu gerçekliği yansıtmayan söylemi bilinçli olarak seslendiriliyor olabilir mi?




Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 5 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   2   3   4   [5] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Dinci bloğun çatlamasının nedeni ne? melnur 1 3300 12.12.2013- 13:34
Konu Klasör Doğu Perinçek'le AKP aynı gemideymiş... melnur 6 640 23.12.2020- 07:22
Konu Klasör Sol düşmanlığı... melnur 2 968 29.12.2019- 09:54
Konu Klasör Solun cirmi, solun cürmü denizcan 0 1977 15.02.2016- 18:44
Konu Klasör Mülkiyet Düşmanlığı... melnur 1 340 30.09.2020- 05:54
Etiketler   Solun,   Perinçek,   düşmanlığının,   nedeni
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS