SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 20 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   17   18   19   [20] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.098
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 20.01.2020- 04:59


Neden örgütsüzüz? Türkiye'de insanlar neden örgütsüz olmayı yeğliyorlar? Görüyorum, pazar yerlerinde özellikle seçim dönemlerinde ve özellikle AKP örgütü masalar kuruyor, dış görünümünden de olsa siyasetle çok fazla ilgilenmediği izlenimi veren insanları partiye kazandırıyorlar. Kuşkusuz sol partilerin ihtiyaç duyduğu örgütlenme anlayışı böyle bir çalışmayı gerektirmiyor, ama sonuçta bir sosyalist/komünist parti üye kazanma konusunda bu kadar kısır bir durumdayken düzen partilerinin ve örnekse AKP'nin,   sıradan insanları bile partiye kayıt ettirme becerisinin nedenleri üzerinde düşünmek gerekmez mi?

Kemal Okuyan bugünkü yazısında sosyal medya ile örgütlenme arasındaki ilişkiyi yazmış; sosyal medyanın örgütlenmeyi engelleyici bir etki yaptığından söz etmiş. Bu kanalları kullananların pek çoğunda farklı bir sorunun oluştuğunun altını çizmiş: ''Sosyal medya dışavurumculuğu ve atışmayı beslerken herkese kendi başına “örgüt” olma hazzını tattırmaktadır. Sanallık hafif kalıyor, düpedüz halüsinasyon…'' Katılıyorum ve bu sorunun sadece örgütsüz kesim için değil, örgütlü kesim için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya, buna bir ölçüde forumlar da dahil, bir halüsinasyona neden olmakta, bir çeşit haz duyma haline gelmekte ve hatta çoğu kişi için   egolarını tatmin etme alanına dönüşmektedir. Bu durumda böyle bir seçeneğin karşısına örgütlenmeyi koymak kıyaslama yapıldığında birincisinin tercih edilmesi çok daha anlamlı olmaktadır. Kemal Okuyan'ın yazısındaki ''kutuplaşma'' başlığını bir kenara koyduğumuzda örgütlenme ve sosyal medya başlıklarında tercih edilebilir olanın örgütlenme olamayacağı çok rahatlıkla ifade edilebilir.

Daha da ileri gidiyorum; bir sosyalist partide üye koşulları gevşetilmedikçe ve   ''özendirilmedikçe'' olağanüstü durumlar dışında tercih edilebilir olmayacak, ''örgütlenin'' çağrıları yeterli düzeyde karşılık bulmayacaktır. Çünkü örgütlenmek her şeyden önce   ''özgürlükten'' tavizler vermektir. Alışkanlıkları temelden değiştirmek, sorumluluklar yüklenmek, içinde bulunulan gündelik hayatın tepeden tırmağa değiştirilerek disipline etmek demektir. 80 öncesinde örgütlenme ve sınıf mücadelesine katılma konusunda ''artık feodal ilişkilerden kurtulma zamanı'' denirdi. Sosyalist olmak başka bir kulvara geçişti. Düzen değişikliğini savunmak, düzenin alışkanlıkları sürdürülerek yaratılamazdı.

Pazar yerlerinde AKP'nin üye kayıt masaları hiç kuşku yok, bu tür farklılıklar ve sorumluluklar gerektirmiyor; tersine üye olanlara kimi ''katkı''ların yapılmasının özendirilimesinin çekiciliği ön planda. Oralarda bir şekilde bir çıkar ilişkisinin kurulduğundan da söz edilebilir. Ama bence burada bu özendirme konusu üzerinde durulabilir. Sol partilerde u bu şekilde olmaz ama en azından bireye gündelik yaşamında birtakım yükümlülükler getirmeden partiyle ilişkide olmanın ona birtakım faydalar getireceği duygu ve düşüncesinin verilmesi de bir şekilde özendirme olarak görülebilir. Kuşkusuz parti ve üye arasındaki ilişki böyle düşünülemez, böyle kurulamaz. Ama daha başlangıçta partide üyelik konusundaki koşulların ''sertliği'', bireye farklı bir disiplin altına gireceği duygusu vermektedir. Bireye ürkütücü gelen budur ve birey sempatizan dahi olsa içine gireceği ilişki ve yükleneceği sorumluluklardan daha en başta ürküntü duyar hale gelmektedir. Şimdi buna bir de sosyal medyanın olanaklarını katın, hangisi tercih edilebilir olandır; ve üstelik sosyal medyada K.Okuyan'ın da söylediği gibi tek başına bir ''örgüt'' olma imkanı varken?

Konu dönüp dolaşıp bu üye olma koşullarında düğümleniyor. Yüz yüzelli yıl öncesinin üyelik koşulları ve   merkeziyetçiliğin çok ağır bastığı bir yönetim tarzı sosyalist/komünist partilerde örgütlenmenin ve dolayısıyla kitleselleşebilmenin önünde engeldir, diye düşünüyorum. Kapılar açılmalı, kitlesel bir aidiyet duygusu yaratılmalı ve partinin ihtiyaç duyduğu ilişki ağı kendi doğal akışında sağlanabilmelidir. Bu doğal akışkanlığı sağlamak bence sol partiler için   bir özendirme duygusu oluşturmak anlamına gelecektir.

Üzerinde düşünmeye ve tartışmaya değer.



NOT: Kemal Okuyan'ın yazısı için bakılabilir:
https://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/cem-yilmaz-hakli-mi-mesele-kutuplasma-mi-278699





Bu ileti en son melnur tarafından 20.01.2020- 05:00 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.098
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 04.02.2020- 04:18


BirGün'de Melih Pekdemir Bekçi, Tekçi ve Çoğulcu başlıklı yazısının bir bölümünde konuyu dolaylı yoldan   gençlerin örgütlenmesine getirmiş. Şöyle söylüyor:

''20 milyon genç seçmen var. Ve bunların yarısının kendi emeği üzerinden başarı kazanarak refahını artırma umudu yok ve mevcut siyasî aktörlerin neredeyse tümünden umudunu kesmiş haldeler. Bu 10 milyon, kendi başına yüzde 20 oy demektir.

Gençler arasında genel eğilim, ‘özgürlükçü’ olanlarının çoğalması. Son on yıl boyunca, 30 yaş altı gençlerde, cinsiyet meselesine bakış, otoriterlik-demokratlık ekseninden bakış, farklılıklara çoğulcu bakış vs. hemen her konuda bir iyileşme varmış.
(...)
20 milyon gencin önemli bir kısmı çocukluğundan beri büyük şehirlerde yaşıyor. Özgürlükçü ve ‘modern-seküler’ düşünceleri ise esas olarak bulunduğu ortamlardan ve sosyal medyadan alıyorlar. Farklı etkileşimler içindeler. Böylece farklı olmanın kötü bir şey olmadığını yaşıyor ve görüyorlar. Çoğulculuğu içselleştirmişler.

Ağardır’ın şu tespiti çok önemli: “Onlar düşünerek özgürlükçülüğe gelmiyor. Bunu hissettikleri için geliyorlar. Aileden dindar değerleri almış olsa bile İstanbul’da doğmuş büyümüş ve aileden öyle gördüğü için diyelim başı örtülü olan bir genç kız bile sokakta sevgilisiyle kol kola, el ele yürümek istiyor. Sosyal medya üstünden zamandan mekândan bağımsız örgütlenebiliyorlar, iş yapabiliyorlar, tepki geliştiriyorlar.”

Özgürlükten yanalar, öfkeliler, çoğulcular, sekülerliği seviyorlar. Geleneksel particilik ve siyaset ilgilerini çekmiyor. Ve elbette solcu da değiller.

Ama bir nevi ‘kendiliğinden’ solcular.

Solculuk başka nedir ki? Sosyalizmin tanımını bilmeden bir nevi kendiliğinden solcu oluyorlar, deyip sevinmek mi lazım?

Maalesef böyle otomatik bir solculaşma yok. Çünkü söz konusu gençler vaatler kataloguna kulak asmıyorlar, çözümlere odaklanıyorlar, mevcut solculardan daha hızlı düşünüyorlar ve daha hızlı hareket ediyorlar. Sol adına dile getirilen talepleri de pek dikkate almıyorlar, onların ‘programı’ belli ki kendi gündelik arzularını ve yaşam tarzını ifade edebilmek. Çünkü gençlerin arzuları talepleridir, yaşam tarzları da programlarıdır: İşte, önce bunların gerçekleşmesini (örgütlenmesini!) istiyorlar. İnanç peşinde değiller, yeter ki inandırıcı olsun istiyorlar.

Velhasıl, birileri gelsin bizi örgütlesin derdinde değiller. Öyleyse çözüm de, gidip onları örgütlemek değil, onlarla birlikte örgütlenmek, onların olduğu yerde, onların arzularıyla, onların yaşam tarzlarıyla birlikte direnmek.''

https://www.birgun.net/haber/bekci-tekci-ve-cogulcu-286470

İlgimi çeken şey gençlerin örgütlenme konusuna getirilen yorum. Melih Pekdemir bu ''kendiliğinden'' solcu gençlerin örgütlenme konusundaki çözümün ''onları gidip örgütlemek'' değil, ''onlarla birlikte örgütlenmekten'' geçtiğini söylemesi hiç de yabana atılacak bir önerme değil. Bu yüzden kitleselleşmeyi   önceliğine alan örgütlenme çağrılarının bu konularda   karşılık bulabilmesi sanırım gençlerin seslerine ve beklentilerine kapalı olmaktan ve onlara kimi koşullar dayatmaktan geçmemeli.

Melih Pekdemir'in Bekir Ağardır menşeli yorumları bence bir kenarda kalmamalı...



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.098
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 01.04.2020- 13:55


Partinin öncülüğü konusu sıradanlaştırılmamalı. Lenin Kautsky'den alıp şekil verdiği dışarıdan bilinç konusu da dahil parti sosyalizmin öncüsü, yürütücüsü ve aklıdır. Hem devrim öncesinde ve hem de devrim sonrasındaki sosyalist kuruculuk döneminde... Ne var ki, partinin işleyiş biçimi olan Leninist merkeziyetçiliğin de 1900'lü yıllardaki niteliğiyle bu öncülük konusunda bir sıkıntı yarattığı gerçektir. Hem öncülük işlevi ve hem de temel ilkelerde farklılaşmayan bir farklılığı benimsemek yani gevşek bir yapı bence günümüzün öncü partinin örgüt yapısı haline getirilmeli; nasıl olur, nasıl şekillenir ve nasıl bir normlara bağlanır bilmiyorum, tartışma gerekir.

Bildiğim kadarıyla tarihi TKP liderlerinden Rıza Yürükoğlu ( Nihat Akseymen) de son zamanlarında Leninist Parti modelinde vazgeçilmesini savunuyordu. TİP yöneticilerinden Mehmet Ali Aybar'ın da Leninist parti modeline itirazı vardı ve dahası bu modeli bir ''burjuva modeli'' olarak niteliyordu. (Leninist modele karşı çıkanlar da olduğu için ''demokratik merkeziyetçilik gevşetilmeli'' demiyorum. Gevşek bir modelle dahi olsa Leninist öncülükten vazgeçmeden ve geçmişte yaşanan ÖDP deneyimini akıldan çıkarmadan parti dışında kalan tüm sol, sosyalist ve yurtsever aydınlarımızın belli ilkeler çerçevesinde partiye kazandırılması sağlanmalı ve yine partiye üye alımı konusu da bir daha gözden geçirilerek üye alımını zorlaştıran ve partiye aidiyet duygusu oluşturmayı engelleyen koşullar ortadan kaldırılmalıdır, diye düşünüyorum.




Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 20 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   17   18   19   [20] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Devrimci örgüt anlayışı üzerine tartışma Köroğlu 1 241 23.03.2020- 20:13
Etiketler   Örgüt.Örgüt.Örgüt.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS