SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 12 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   8   9   10   [11]   12   >   son» 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
bedrettin
[ ..... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 30.08.2013
İleti Sayısı: 907
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: bedrettin
Cevap Tarihi: 24.04.2015- 23:30


Alıntı Çizelgesi: tekyoldevrim yazmış

Alıntı Çizelgesi: bedrettin yazmış

Hayal aleminde yaşıyorsun ve hayallerini nesnellikmiş gibi satmaya çalışıyorsun. İşçi sınıfının iktidarı almasıyla sanki sınıfsızlığa geçilecekmiş gibi yorumda bulunuyorsun. Ne oldu Marks'ın geçiş toplumuna? Siyasal devrimine, toplumsal devrimine, proleter diktatörlüğe? Bunları söyleyen Marks değil miydi yoksa? Zamanının en geri toplumlarından biri olan Çarlık Rusya'sında devrim olduğunda devletin sönümlenmesi mi gerekiyor, yoksa sınıfsal niteliği değiştirilmiş olarak kurulması mı? Devrim olduğunda yenilmiş burjuvazinin iktidarı alma hırsı ve mücadelesi yok mu oluyor? Emperyalizm proleter devleti yıkmak için içten ve dıştan saldırılarda bulunmuyor mu? Bu koşullarda hangi devletin küçülüp sönümlenmesi olanaklı olabilir? Bunları hiç aklına getirmiyorsun. Sen açıkça devrim kaçkınlığı yapıyorsun ve sonra da bunu enternasyonalizm yaldızı altında saklamaya çalışıyorsun.



Bana yönelttiğin eleştirileri ben de sana yöneltiyorum. Yazdıklarımı görmezlikten geliyorsun ve aynı cevapları veriyorsun. Bu durumda daha önce yazdıklarımı buraya alt alta yazmam kazım ama ben tekrar etmek pahasına yeniden yazacağım.

Marks geçiş toplumunda devletin sönümlenmesini savunurken yöneten yönetilen ilişkisine müdahale etmek ister. Sınıfsız bir topluma yürüyüş de zaten böyle olur. Devletin olmadığı, sınıfların ortadan kalktığı bir topluma yürüyüş devletin büyümesi ve yöneten yönetilen ilişkisinin genişlik kazanmasıyla olmaz. Marks'ın söylediklerini neden biçimsel olarak değerlendiriyorsun? Devletin büyümesi ve alttaki sıradan insanların sürekli yönetilir pozisyonda olması sosyalizme yürüyüş değildir. Marksizme aykırı durum budur. Bunu yaratan ise dünyanın nesnel koşullarıdır. Yöneticiler istedikleri kadar iyi niyetli olsunlar emperyalist dünya onlara kuruculuk yapma olanağı vermez. Aynı şeyleri söylüyoruz ama sen bu konuya farklı yerden bakıyorsun. Emperyalist kuşatmayı örnek göstererek kuruculuğun Sovyetlerdeki biçimini onaylıyorsun. Bense emperyalist kuşatmayı gösterip, aynı hatayı tekrarlamamak gerektiğini ve bu koşullarda gözümüzü dünya devrimine çevirmemiz gerektiğini söylüyorum.




Arkadaş anlamak mı istemiyorsun. İşçi sınıfının iktidarı almasıyla sosyalizmi hemen kuramazsın. Sınıf mücadelesi sosyalizm altında da devam eder. Sınıflar olduğu sürece de devlet sönümlenmez. Devletin büyümesi Marks'a aykırı değil. Öncelik proleteryanın iktidarını korumak olduğu sürece devlet de olacaktır, güçlenecektir, başka bir çaresi yok. Devletin sönümlenmesi sınıfların varlığının sönümlenmesine bağlıdır. Sınıflar ortada dururken devlet neden sönümlensin?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
spartakus
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 23.11.2013
İleti Sayısı: 624
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: spartakus
Cevap Tarihi: 02.07.2015- 00:02


Alıntı Çizelgesi: tekyoldevrim yazmış



Bana yönelttiğin eleştirileri ben de sana yöneltiyorum. Yazdıklarımı görmezlikten geliyorsun ve aynı cevapları veriyorsun. Bu durumda daha önce yazdıklarımı buraya alt alta yazmam kazım ama ben tekrar etmek pahasına yeniden yazacağım.

Marks geçiş toplumunda devletin sönümlenmesini savunurken yöneten yönetilen ilişkisine müdahale etmek ister. Sınıfsız bir topluma yürüyüş de zaten böyle olur. Devletin olmadığı, sınıfların ortadan kalktığı bir topluma yürüyüş devletin büyümesi ve yöneten yönetilen ilişkisinin genişlik kazanmasıyla olmaz. Marks'ın söylediklerini neden biçimsel olarak değerlendiriyorsun? Devletin büyümesi ve alttaki sıradan insanların sürekli yönetilir pozisyonda olması sosyalizme yürüyüş değildir. Marksizme aykırı durum budur. Bunu yaratan ise dünyanın nesnel koşullarıdır. Yöneticiler istedikleri kadar iyi niyetli olsunlar emperyalist dünya onlara kuruculuk yapma olanağı vermez. Aynı şeyleri söylüyoruz ama sen bu konuya farklı yerden bakıyorsun. Emperyalist kuşatmayı örnek göstererek kuruculuğun Sovyetlerdeki biçimini onaylıyorsun. Bense emperyalist kuşatmayı gösterip, aynı hatayı tekrarlamamak gerektiğini ve bu koşullarda gözümüzü dünya devrimine çevirmemiz gerektiğini söylüyorum.




Yöneten yönetilen ilişkisine müdahale etmek devletin ortadan kalkması değil ki. Devletin ortadan kaldırılması sınıfların ortadan kaldırılmasına bağlı. Yöneten yönetilen ilişkisinin son bulması için devletin ortadan kalkması değil, yöneten ile yönetilen arasındaki nitelik farkının ortadan kalkması lazım. Konuya dürbünün ters tarafından bakıyorsun.
Tutturdunuz dünya devrimi, bir ülkede devrimin zorluğu ortadayken habire dünya devrimi diye tutturmak devrim kaçkınlığından başka bir şey değil. Elini taşın altına sokmamanın adı bu ülkede enternasyonalist devrimciye çıktı!



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 06.12.2017- 16:47


Yurtseverliğin milliyetçilik olmadığını defalarca yazdık-çizdik. Enternasyonalist olmanın ise yurtseverliğe karşıt bir kavram olmadığını, tam tersine yurtsever olamayanların enternasyolist olamayacağını, enternasyonal komünist toplumun her şeyden önce ulusal ölçekte siyasal devrimden geçtiğini, emperyalizm çağında siyasal devrim sosyalistler için yurtseverlik gerektirdiğini, yurtsever olamayanların sol olamayacağı, bu ülkede devrim gibi bir kaygılarının da bulunamayacakları, anti-emperyalist de olamayacakları, olduğunu sananların ise burjuva kozmopolitizminden öteye gidemeyeceğini...-evet, defalarca yazdık-çizdik. Bugüne kadar anlayanlar anlamıştır, anlamayanlar için de yapacak bir şey kalmamıştır.

Hadi Nazım'la bitirelim; Nazım'ın yurtsever olmadığını sananlara inat:

(...)
Komünistim çok şükür.
İşin bu tarafı böyle, Kerim.
Her komünist gibi de su katılmamış vatanperverim:
hem de bir tarih
bütün bir devir
bir insanlık merhalesi boyunca daha gercek daha ileri…
Başkasının sırtından geçinenlerin değil çalışan insanların vatanperverliği bu.
Bu senin vatanperverliğin, on dört yaşındaki işçi Kerim.
Ne kendi milletimden aşağı ne de üstün gördüm başka milletleri.
Kozmopolit de değilim.
Her komünist gibi haykırırım fakat,
Bütün ülkelerin proleterleri birleşin, diye.


Memleketimden İnsan Manzaraları'ndan...



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.05.2018- 13:51


SF'de bir başlık: 24 Haziran Seçimleri ve Tutumlar

Konuyu başlatan Komüniter mahlaslı bir arkadaş: Adından da anlaşılacağı gibi 24 Haziran seçimlerinde kimin nasıl bir siyasal tutum alacağı konusunda yorumlarda bulunmuş. Yazısının bir kısmı şöyle:

''CHP: Cumhurbaşkanı Adayı olarak Muharrem İnce'yi gösterdi. Milletvekilliği seçimlerine Millet İttifakı altında girecek

VP: Cumhurbaşkanı Adayı olarak Doğu Perinçek'i gösterdi. Milletvekilliği seçimlerine parti olarak girecek.

DSP: Teşkilatlanmalarını sağlayamadıkları için seçime giremiyorlar. Yasal Yolları Zorluyorlar.

HKP: Teşkilatlanmalarını sağlayamadıkları için seçime giremiyorlar. Yasal Yolları Zorluyorlar.

Dev-Parti
(Sarp Kuray grubu): Son seçimlerde CHP'yi destekliyorlardı. En son da partiyi kapatıp CHP'ye katıldılar.

TSİP: Son seçimlerde CHP'yi destekliyorlardı. Bu seçimde de aynı olacağını tahmin ediyorum ama genel başkanları yazılarında Demirtaş'a da göz kırpıyor.''

Evet arkadaşın verdiği bilgilerin bir kısmı böyle; devamı da var:

''HDP: Cumhurbaşkanı Adayı olarak Selahattin Demirtaş’ı gösterdi. Milletvekilliği seçimlerine parti olarak girecek.

HDK: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

DBP: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

DTK: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

Devrimci Parti: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

ESP: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

TKP/SİP(KP): Seçimlere parti olarak giremedikleri için Bu Düzen Değişmeli Platformu adı altında bağımsız adaylarla girecekler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde geçersiz oy kullanma çağrısı yaptılar.

TKH: Boykot ediyor.

HTKP/TİP: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

Haziran Hareketi: Anladığım kadarıyla hem İnce hem Demirtaş, hem CHP hem HDP gibi bir yaklaşımları var. Boykota karşılar, ama net olarak şuna veriyoruz diye belirlemiyorlar sol adayları destekleyeceğiz diyorlar.

Halkevleri
: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

ÖDP: Haziran Hareketi ile aynı yönde yaklaşımları var.

EHP: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

Demokrasi İçin Birlik: Milletvekilliği seçimlerinde HDP'yi destekliyorlar, Cumhurbaşkanlığı için net bir açıklamaları yok.

PDD: Boykot ediyor.

Alınteri: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

Söz ve Eylem: Herhangi bir adayı desteklemiyorlar. Seçim sürecinde bilinçlendirme amaçlı propaganda yapacaklar.

MLM Partizan: Boykot ediyor.

Devrimci Hareket: Milletvekilliği seçimlerinde HDP'yi destekliyorlar.

Halk Cephesi: Boykot ediyor.

Mücadele Birliği: Boykot ediyor.

EMEP: Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

SMF (DHF): Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

ÖSP(MESOP): Milletvekilliği seçimlerinde HDP, Cumhurbaşkanlığında Selahattin Demirtaş’ı destekliyorlar.

YDİ Çağrı: Boykot ediyor.''

Yazarın ikinci bölümde yazdıklarının devamı da var ama, bence bu kadarı da yorumlamak için yeterli. Arkadaş bunları yazarken gruplandırma yapmış; daha doğrusu iki ayrı grup kurmuş. Birinci gruba ''Ulusalcı'' yakıştırmasını yapmış. Diğer grubun özelliğini yazmamış. Herhalde onu da solcu-sosyalist veya enternasyonal grup olarak görüyordur.

Burada ulusalcılık konusunun özellikle internetin sözde sol-sosyalist forumlarında ne anlama geldiğini çokça yorumladık. Buradaki arkadaşlarımız ulusalcılık konusunu Kürt ulusalcılığına biat etmeyen, kuyrukçu olmayan siyasi yapılar için kullanıyorlar. Karşısına koydukları ise Kürt hareketine ''sıcak bakanlar'', '' kuyrukçuluk'' yapanlar ve solculuğun Kürt hareketine kayıtsız koşulsuz destekten geçtiğini savunanlar oluyor. Burada kıstas seçimdeki tutum olduğu için TKP birinci kategoride değil, ikinci kategoride yer almış.

Peki HDP neden orada? HDP ulusalcı değil mi?

Arkadaşa göre yok. Sadece o mu; kuyrukçu hiçbir anlayışa göre HDP ulusalcı değil. Hatta ulusalcılığı çoğu kez milliyetçilik olarak algılarlar, ama Kürt hareketine milliyetçi bir hareket diyen Halk Cephesi'ne de ''Perincek'in askeri kanadı'' yorumunu yapabilirler.

Bir zamanlar ne kadar saçma enternasyonalcilerimiz vardı :)

Saçmalık, tutarsızlık, bilgisizlik ve her türlü mantık hataları hep bu tiplerin yorumlarında boy gösterirdi ama nedense kendilerini ''enternasyonalist komünist'' olarak nitelemekten vazgeçmezlerdi   :)

Evet, ne günlerdi ama!




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.10.2018- 20:36


Alıntı Çizelgesi: tekyoldevrim yazmış

Ben anlatabildiğimi sanıyorum. Komünizm enternasyonal düzeyde bir toplumdur. Emperyalizmin egemen olduğu bir dünyada tek ülkede sosyalizm olmaz, buna kurulamaz da diyebilirim. Neden kurulamaz olduğunu anlattım. Bu nedenler üzerinden yüründüğünde nelerin olabileceğini ortaya koyabiliriz. Dünyayı değiştirecek olan şey bir kaç seçkin siyasetçinin vaazları ya da eylemleri sonucu gerçekleşmez. Çünkü geleceğin dünyası dünya mülksüzlerinin devrimci kendi mücadeleleri sonucu gerçekleşebilir. Geleceğin nasıl şekil alacağı da bu mücadeleler sonucu ortaya çıkacaktır. Dönüşümden bahsediyorsak bu dönüşüm hem enternasyonal düzeyde olacak ve hem de sıradan insanların kendi yollarını açacak mücadelesi sonucu olur. Tek ülkede sosyalizm mücadelesi emperyalist kuşatma altında bu olanağa kavuşmuyor. Bu sefer ortaya yukardan aşağı iradi çaba giriyor ve bu da uygulamada sosyalizme aykırı bir sürece yol açıyor.



Konu başlığı ''ulusalcı sol, enternasyonalist sol'' karşılaştırılması ama, konu tek ülkede devrim mi enternasyonal devrim mi bağlamına oturmuş, tartışılıyor. Aslında tartışılan konunun da hiçbir gerçekliği de yok. Bu konular aşılmış. Artık sosyalist solda böyle bir tartışma da yok. İnsanlığın kurtuluşunun enternasyonal düzeyde olacağı çok açık ve bu konu hiç de tartışma konusu değil. Ancak enternasyonalizme giden yolun en temel uğrağının da ulusal ölçekte siyasal devrim gerçeği olduğu da tartışılmıyor. Konuyu gereksiz bir biçimde enternasyonal mücadele çığırtkanlığına götürenler gerçekte ulusal devrim perspektifinden yoksundurlar. Kendilerini nasıl tanımlarsa tanımlasınlar onlar Ufuk Uras'lardır, Baskın Oran'lardır, sanaldaki kuyrukçulardır; ve hepsinin ortak özelliklerinden biri de siyasetlerinin merkezine demokratikleşmeyi ve dolayısıyla Kürt hareketine biat etmeyi koymalarıdır. Gereksiz bir biçimde enternasyonalizm vurgusu yapmanın başkaca bir amacı da yoktur.

Aynı konunun başka bir bağlamı: İkide bir kurtuluşun dünya devriminde olduğunu söylemek kitlelerde sosyalist bir dünyanın çok uzak bir gelecekte olduğunu, hayal olduğu ve hatta imkansız olduğu algısına bile yol açabilir, açmaktadır. Üstelik reel sosyalizmin çözülmüş olması da böyle bir algının kitlelerin zihnine yerleşmişken siyaset bütün bu koşullar gözetilerek yapılmalıdır. Kitleler sonıflı toplumlarda tarihsel çıkarlarının ayırdına kitlesel olarak varamazlar. Bu tarihsel çıkarlarının farkına varılması için de siyasal devrim gereklidir. Dolayısıyla proletaryanın ve emekçi halkın hem tarihsel çıkarlarının farkına varabilmesi ve gerçek kurtuluşun dünyasal bir birliktelikte yatıyor olmasının bilincine varması için hem zaman ve hem de koşullar uygun hale gelecektir. Gereksiz cümleler kurarak, gereksiz ısrarlarda bulunarak kitlelere bir şey söylenmiş olmuyor sadece gevezelik yapılmış oluyor, sadece ego tatminine yönelik bir çaba içine giriliyor. Başka bir şey değil.

Lenin'in bu tavırlar için söylediği bir söz var: ''Devrimci lafazanlık.''

Bence lafazanlık-gevezelik kısmı doğru da, devrimci nitelemesi bu kişilerin tavırlarına hiç de uygun düşmüyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 20.01.2020- 06:56


Şu ulusalcılık ve enternasyonalizm kavramı sözde sol, sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarda yıllarca iğdiş edildiğini hep söyleyegeldik. Sağlı sollu liberalerin etkisi altına giren   bu sözde forumlarda çok keskin bir görünüm altında aslında enternasyonalizm kavramıyla burjuva kozmopolitizmi savunuluyor, solcu olabilmenin Kürt ulusalcılığına biat etmekten geçtiği yönünde bir algı yaratılıyor ve bu konuda farklı söylem ve eylem içinde bulunanlara da ulusalcılık başta olmak üzere her türlü hakaret ve küfür boca ediliyordu. Bu konularda çok yazıp çizmeye ve bu iklimin külliyen bir akıl yitimine yol açtığının da hep altını çizmeye çalışmıştık.

Enternasyonalist olmayı hep ''vatan'' olgu/kavramına karşıtlık olarak ele almak stratejik olarak işlerine geliyordu. Bir anlamıyla köylü kurnazlığıydı. Vatan yok sayılmalı, yurtsever olunmamalı ve böylece ''devlete karşı savaşan'' kesimlere destek olunmalı...vb gibi yüzeysel ve anlamsız ifadelerle varolan iklime ve dolayısıyla akıl yitimine uygun bir retorik de geliştirilmeye çalışılırdı. ''Vatan denilen yerde asla enternasyonalist olmaz/olunamaz'' cümlesi bu akıl yitiminin tipik bir üfürmesinden başka bir şey değildir. Oysa tam tersine, yıllardır söylemeye çalıştığımız gibi enternasyonalizmden vatanın sol için anlam ve   önemini ortadan kaldırdığınızda ortada kalan şey artık proleter enternasyonalizmi değil, burjuva enternasyonalizmi ya da burjuva kozmopolitizmidir.

Açıklamaya çalışalım:

Enternasyonalizm proletaryanın, sosyalizmin çıkarlarıdır, sosyalist devrimin çıkarları anlamında kullanılır. Bu kavramı proletaryanın uluslarası çıkarları olarak benimsediğimizde dahi (aralarında bir fark yoktur) vatan-yurt kavramı bu proletaryanın tarihsel çıkarlarından hiçbir şekilde soyutlanamaz. Çünkü enternasyonalizmin yani proletaryanın uluslarası çıkarları öncelikli olarak ulusal anlamda siyasal devrim perspektifini gerektirir.   Yani enternasyonalist gerçeklik öncelikle vatan-yurt parçasında siiyasal iktidarın ele geçirilme süreciyle ilişkilendirilmelidir. Lenin bu yüzden vatan-yurt denilen ''ulusal ölçek''i önemser ve enternasyonalizm vurgusu için altını çizer. Bir daha yineleyelim, vatan-yurt ölçeğini dışlayarak ve proletaryanın ulusal ölçekteki   mücadelesini, amacını ve hedefini yok sayarak enternasyonalist olunmaz. Sağlı sollu liberallerin ve solun gerileme dönemlerinde seslerini yükseltmeye çalışan bir kısım troçkistlerin üfürmeleridir bu safsatalar.

Başkada bir şey değil.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.799
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

40 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 18.05.2020- 16:42


''...İP'in yorumuyla ulusalcılık kavramı enternasyonalizmi zaten içermez. Onlar ( olmayan) milli burjuvazi ve küçük burjuvazi önderliğinde bilimsel sosyalist ideolojinin öngörmediği bir biçimde farklı bir sosyalizm (!) anlayışını savunurlar. Sosyal demokrasi için CHP'yi baz alacaksak, CHP'nin de bu taraflarda bir bezinin olmadığını söyleyebilmek mümkün. Demek ki yazar bu kesimleri dışta tutarak bir sol kesimden söz ediyor ve enternasyonalizmin içeriğini ve yazarın da solcu olma iddiasını göz önüne aldığımızda bu kavramı sadece bilimsel sosyalizmi içerir şekilde kullanmak istediği sonucuna varırız. Ama bu kez de başka bir problem çıkıyor: Yazar (hem yanlış ve hem de yüzeysel bir çözümlemeyle(!) bir sosyalist-komünisti " ulus devleti savunur bir pozisyona sıkıştırıyor.''

Bu başlıktaki ikinci yorumumda geçiyor bu sözler. Epey de yorum yapılmış. Bir ikisi dışında tekrar okuyamadım. Yeniden şöyle bir değinmek gerekirse neler söylenebilir; ulusalcılık ve enternasyonalizm konuları basitçe nasıl yorumlanabilir? Bu konuda şunlar söylenebilir.

Sözde sol, sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarımızda hemen her konuda olduğu gibi ulusalcılık ve enternasyonalizm kavramları da hep Kürt hareketine endeksli olarak kullanıldı. Kürt hareketine biat edenler, kuyruğuna takılanlar ''keskin komünist'' ve dahi ''enternasyonalist'' olarak tanımlandı, Kürt hareketinden bağımsız bir çizgide siyasetten yana olanlar ise ''neo-faşist'', ''sosyal şoven'' yanında bir de ''ulusalcı'' olarak nitelendiler. Açıkça hiçbir yerde ve hiçbir başlıkta açıklamasını da yapamadılar. Kullanıyorlardı ve kullandıkları kavramların bir açıklamasını da yapamıyorlardı. Sadece solcu, sosyalist olmanın Kürt hareketine biat etmekten geçtiği algısı yaratıyorlardı o kadar. Bu konuda bir hayli ''başarılı'' da oldukları söylenebilir.

Ulusalcı ve enternasyonalizm kavramlarını Kürt hareketine endeksli olmaktan çıkarttığımızda ne söylebilir? Türkiye'de bilimsel sosyalizmi savunup sonal (nihai) kurtuluşun ulusal ölçekte olduğunu söyleyen kesimler mi var ki, sürekli enternasyonalizm vurgusu yapılmaktadır? Yok böyle bir şey. Kurtuluşun ilk adımı ulusal ölçektir; siyasal devrimdir, sosyalist kuruculuktur ve bu süreç bir sosyalist için her şey olmasa bile çok şeydir. Sürekli enternasyonalizm vurguları gerçekte ''birlikçi'' olmayan ''ayrılıkçı'' siyasetten yana olmadan kalma alışkanlıklardan başka bir şey değildir. Tartışılır bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Bir de şu söylenebilir; bu kavram aynı zamanda ulusal devrim prerspektifini ötelemek ve önemsizleştirmekten başka bir işe yaramayan zamane Troçkist ezberlerdir. Geçelim.

Ulusalcılığın ise bilimsel sosyalizmle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Türkiye'de kendini ulusalcı olarak niteleyenler ( eğer varsa) sosyal demokrat çevrelerden çıkabilir. Ya da aşamalı devrimi savunan kesimlerin bir kısmı için ileri sürülebilir. Bunun dışında söylenebilecek olan şey, ulusal sınırlar içinde birlikten yana olmak,   ayrılıkçı siyasetlere yakınlık duymamaktır.

(Biraz daha devam edilebilir sanıyorum...)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
RAGE-SF
[ RAGE-SF ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 17.05.2020
İleti Sayısı: 3
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


1 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: RAGE-SF
Cevap Tarihi: 19.05.2020- 00:23



[size=2]"Kurtuluşun ilk adımı ulusal ölçektir; siyasal devrimdir,.." [/size][size=2]deyip Kürt siyasi hareketini görmezden gelmek siyasi aymazlıktır.

Kürt halkına binlerce kilometre ötede olan farklı sınırları olan bir bir halkmış gibi davranmanız sizi sağ çizgiye iter. Kürt sizin kapı komşunuz olacak kadar size yakın bir halktır.


[/size][size=2][/size]



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 12 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   8   9   10   [11]   12   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Anti kapitalistler enternasyonalist mi? solcu 4 3060 02.10.2014- 13:05
Konu Klasör Solcu, sosyalist, enternasyonalist olmak üzerine... melnur 14 2366 10.07.2020- 05:16
Konu Klasör Ulusalcılığa ve liberalizme dair... melnur 2 349 23.09.2020- 05:12
Konu Klasör ''Ulusalcılar'' ve liberaller üzerine... melnur 4 374 03.01.2021- 03:22
Konu Klasör Sözde sol sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarda samimiyet ve öz eleştiri... melnur 2 525 18.09.2020- 06:35
Etiketler   Ulusalcı,   sol,   enternasyonalist
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS