SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 28.05.2015- 21:22


1)   Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 27

2)   Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3. baskı, sayfa 482

3)   A.g.e, sayfa 123

4)   El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 196

5)   Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3. baskı, sayfa 159

6)   A.g.e, sayfa 57

7)   Değişim Yılları, Altan Öymen, 9. baskı, sayfa 464

8)   Menderes Döneminde Ordu-Siyaset İlişkileri ve 27 Mayıs İhtilali, Ümit Özdağ, sayfa 55

9)   Değişim Yılları, Altan Öymen, 9.baskı, sayfa 470

10) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

11) El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 202

12) A.g.e, sayfa 194

13) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 171

14) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3. baskı, sayfa 203-204

15) A.g.e, sayfa 204

16) A.g.e, sayfa 204

17) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 183

18) Değişim Yılları, Altan Öymen, 9.baskı, sayfa 288

19) Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen, 12. baskı, sayfa 476

20) El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 209

21) Akl-ı Kemal 3.cilt, Sinan Meydan, sayfa 376

22) Menderes’in Dış Politikası, Doç. Dr. Hüner Tuncer, sayfa 32-33

23) A.g.e, sayfa 37

24) A.g.e, sayfa 59

25) A.g.e, sayfa 52-53

26) A.g.e, sayfa 134

27) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5.baskı, sayfa 65

28) A.g.e, sayfa 65-66

29) El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 209

30) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 70-78

31) A.g.e, sayfa 321

32) A.g.e, sayfa 427

33) Görgü Tanığı, Orhan Karaveli, 4.Baskı, sayfa 173

34) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 326-328

35) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 494

36) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

37) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 202-203

38) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3. baskı, sayfa 489

39) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 412-413

40) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

41) A.g.m

42) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 434

43) A.g.e, sayfa 80

44) A.g.e, sayfa 468-469

45) A.g.e, sayfa 489

46) A.g.e, sayfa 498 – 499

47) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 74

48) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 427

49) A.g.e, sayfa 499

50) Bir Dönem Bir Çocuk, Altan Öymen, 12. baskı, sayfa 534

51) Öfkeli Yıllar, Altan Öymen, 5. Baskı, sayfa 536

52) El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 760

53) Menderes’in Dış Politikası, Doç. Dr. Hüner Tuncer, sayfa 33

54) El-Cevap, Sinan Meydan, sayfa 760

55) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 736

56) A.g.e, sayfa 653-654

57) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

58) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 291, 367

59) A.g.e, sayfa 367

60) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, sayfa 747

61) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 125

62) A.g.e, sayfa 138

63) A.g.e, sayfa 209

64) A.g.e, sayfa 290

65) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 741

66) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 292-295

67) A.g.e, sayfa 297-298

68) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

69) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 336-337

70) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

71) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 339

72) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 740

73) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 368

74) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

75) Menderes Döneminde Ordu-Siyaset İlişkileri ve 27 Mayıs İhtilali, Ümit Özdağ, sayfa 94

76) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 653-654

77) Soner Yalçın, Sözcü, 08.04.2014

78) A.g.m

79) A.g.m

80) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 416

81) A.g.e, sayfa 419

82) Soner Yalçın, Sözcü, 08.06.2014

83) 1950-1980 Karma Ekonomi, Cahit Kayra, sayfa 101

84) A.g.e, sayfa 114

85) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3. baskı, sayfa 575

86) Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 18.09.1990

87) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 461

88) A.g.e, sayfa 468

89) A.g.e, sayfa 469

90) http://ahmetdursun374.blogcu.com/demokrat-parti-1950-1960-donemi/2132582

91) A.g.m

92) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 483

93) Soner Yalçın, Sözcü, 08.06.2014

94) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 750

95) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 484-485

96) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 751

97) A.g.e, sayfa 705-706

98) … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 486

99) Menderes Demokrasi Yıldızı?, Şevket Çizmeli, 3.baskı, sayfa 753

100)           ...Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 486-490

101)           Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 18.09.1990

102)           Menderes Döneminde Ordu-Siyaset İlişkileri ve 27 Mayıs İhtilali, Ümit Özdağ, sayfa 142-143

103)           … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 522

104)           A.g.e, sayfa 537

105)           A.g.e, sayfa 541

106)           A.g.e, sayfa 548-549

107)           Tarihimizle Yüzleşmek, Emre Kongar, 5.Basım, sayfa 190

108)           … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 573

109)           A.g.e, sayfa 613

110)           A.g.e, sayfa 589 – 590

111)           A.g.e, sayfa 632

112)           A.g.e, sayfa 651-659

113)           A.g.e, sayfa 700

114)           27 Mayıs Bir Devrimdir, Cüneyt Akalın, sayfa 35

115)           … Ve İhtilal, Altan Öymen, sayfa 693 – 694

116)           A.g.e, sayfa 718

117)           A.g.e, sayfa 696

118)           27 Mayıs Bir Devrimdir, Cüneyt Akalın, sayfa 37

119)           A.g.e, sayfa 38

120)           A.g.e, sayfa 39-40

121)           A.g.e, sayfa 40

122)           A.g.e, sayfa 41-42

123)           Soner Yalçın, Hürriyet, 30.03.2008

124)           Tarihimizle Yüzleşmek, Emre Kongar, 5.Basım, sayfa 189

125)           27 Mayıs Bir Devrimdir, Cüneyt Akalın, sayfa 36



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
proletersosyalist
[ Bekir Sami ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 15.09.2014
İleti Sayısı: 709
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: proletersosyalist
Cevap Tarihi: 29.05.2015- 17:30


27 mayıs toprak ağalığı ve ticaret burjuvazisinin oligarşik diktatörlüğüne karşı, asker-sivil aydın zümre içindeki burjuva reformist kanadın gerçekleştirdiği ilerici bir harekettir. Her ne kadar liberaller tepeden inme bir hareket gibi gösterse de hem hareketin öncesinde yükselen gençlik hareketinden güç alması hem de hareketten sonra halkla ve aydınlarla bütünleşmesi onu politik bir devrim haline getirmiştir. Diğer taraftan sınıfsal olarak sanayi burjuvazisinin de desteklediği bu harekete, emperyalizm de Menderes'in son aylarda gösterdiği Sovyet yakınlaşması nedeniyle karşı çıkmamıştır, zaten müdahaleyi yapanlar da antiemperyalizm temelli değil burjuva demokrasisini yeniden inşa etme temelli olarak bu hareketi gerçekleştirmişlerdir. Yanlış anlaşılmaması için şunu vurgulayayım; 27 Mayıs emperyalistlerin inisiyatifiyle gelişmiş bir hareket değildir. Ancak emperyalizmin karşı olduğu bir hareket de olmamıştır. Aşırı otoriterleşen Menderes'in Amerikan emperyalizmi açısından kontrolden çıkma tehlikesi emperyalizmin bu harekete karşı çıkmamasındaki en büyük etkendi. Diğer taraftan sanayi burjuvazisi destekledi dememin nedeni de; ağırlıklı olarak ticaret burjuvazisini ve toprak ağalığını temsil eden Menderes'in diktasından sanayi burjuvazisinin rahatsız olması ve ön plana çıkmak istemesidir.

Sonuç olarak Türkiye faşist bir tek parti diktasından kurtulmuş, anayasa mahkemesi kurulmuş, TRT özerk hale getirilmiş, son derece demokratik bir anayasaya kavuşulmuş, işçi sınıfı gösteriş ve yürüyüş yapma hakkı elde etmiş ve oluşan demokratik ortamla birlikte ilk legal sosyalist parti kurulmuş ve sosyalizm oluşan demokratik ortamın da etkisiyle tartışılma ve kitleselleşme şansına erişmiştir.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.107
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.05.2020- 08:27


60. YIL: 27 Mayıs ve 1961 Anayasası

27 Mayıs, Türkiye’de rayından çıkan demokratik sistemi yeniden doğru yola getirmek için hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlüklerine bağlı çağdaş ve demokratik bir anayasa yapmayı hedef olarak belirledi. Kurucu Meclis, ilerici, demokratik, hukuk devleti ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine en üst derecede saygılı bir anayasa yarattı. 1961 Anayasası, özgürlüklerin önünü açan ve hukuk devleti ilkelerine bağlı bir anayasadır. 12 Mart ve 12 Eylül, 27 Mayıs’ın yarattığı özgürlükçü, demokratik düzenin karşıtı uygulamalar yapmıştır. Birbirinin karşıtı olan bu hareketler, bilimsel olarak aynı torbaya konulamaz. Sosyolojik temelleri ve altyapıları birbirinden farklıdır.
 
Resim Ekleme
Alev Coşkun

Bugün 27 Mayıs 1960 hareketinin 60. yıldönümüdür.

27 Mayıs, kimilerinin yazdığı, konuştuğu gibi, sadece askerin harekete geçerek iktidarı ele alma olayı değildir.

27 Mayıs 1960 hareketinin altyapısında üniversite gençliği ve bu hareketi bayraklarla, alkışlarla destekleyen bir halk kesimi vardı. Bu nedenle 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül aynı torbaya konulamaz. Sosyolojik temelleri ve altyapıları birbirinden çok farklıdır. 12 Mart ve 12 Eylül açıkça Atlantik ötesi projelerdir. Genelkurmay başkanının denetiminde, kuvvet komutanlarının emir komuta zinciri altında ne yazık ki bu emperyalist projeleri uygulamışlardır.

27 Mayıs bunun tersine, emir komuta zincirinin dışında, sayıları 38 olan genç subaylar, yüzbaşı, binbaşı ve albaylar tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlarına getirdikleri general, harekete en son dahil edilmiştir. Emir komuta zincirini oluşturan Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları, olay gerçekleşince görevlerinden uzaklaştırılmışlardır.

Nitelikleri açısından da birbirinden farklıdırlar. 27 Mayıs, rayından çıkan demokratik sistemi yeniden doğru yola getirmek için hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlüklerine bağlı çağdaş ve demokratik bir anayasa yapmayı hedef olarak belirledi. Bunun için görevlendirilen Kurucu Meclis, tayinle değil, seçimle oluşmuştur. Sektörlere göre gerçekleştirilen seçimlerle; işçi sendikaları, barolar, üniversiteler, öğretmen kuruluşları, esnaf odaları, ticaret ve sanayi odaları, tarım kooperatifleri kendi aralarında toplanarak yaptıkları demokratik seçimlerle temsilcilerini oluşturdular ve Kurucu Meclis’e gönderdiler.

12 Eylül ise Meclis’i tayinle oluşturdu. Dört generalin tayinle oluşturduğu Meclis’e “Danışma Kurulu” adı verildi.

Görüldüğü gibi Meclis’in oluşum biçimi nedeniyle de birbirlerine tamamen zıt hareketlerdir. 27 Mayıs’ın oluşturduğu Kurucu Meclis, 9 ay içerisinde, Türk tarihinin en ilerici, en demokratik ve hukuk devleti ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine en üst derecede saygılı bir anayasa yarattı. Bu anayasa halkoylaması ile kabul edildi. 1961 Anayasası, bütün dünyada Batılı bilim adamları tarafından kabul edildiği gibi ilerici, demokratik ve özgürlüklerin önünü açan ve hukuk devleti ilkelerine bağlı bir anayasadır.

GERİCİ - KARŞIDEVRİM
12 Mart tutucu, muhafazakâr; 12 Eylül ise gerici ve karşıdevrimcidir. Her ikisi de 1961 Anayasası’na karşı hareketlerdir. 12 Mart 1971’i yapan zamanın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, “Toplumsal gelişme, ekonomik gelişmeyi aştı” diyordu. 1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlük ortamı, toplumsal gelişmeyi sağladı, bunu durduruyoruz demek istiyordu.

12 Eylül ise, ilerici 1961 Anayasası’nı topyekûn ortadan kaldırdı. 1982 Anayasası’nı yarattı. Türk-İslam sentezini kabul etti. Eğitim Birliği Yasası’nı tahrip etti, tarikatların güçlenmesini sağladı.

AYNI TORBAYA KONULAMAZ
12 Mart ve 12 Eylül, aldığı kararlarla 27 Mayıs’ın yarattığı özgürlükçü, demokratik düzenin karşıtı uygulamalar yapmıştır. Böyle bir durumda, gerek yapılışları, gerek dayandığı sosyal katmanlar, gerek düşünsel temelleri gerekse yarattığı sonuçlar bakımından birbirinin karşıtı olan bu hareketler, bilimsel olarak aynı torbaya konulamaz. Sosyolojik temelleri ve altyapıları birbirinden farklıdır.

YOLUN TAŞLARI
Bu yazımızda ileriye sürülen toplumsal ve siyasal çözümlemelere karşı, kimi yazarlar “milli irade” kavramını öne sürerek ve idamları da anımsatarak demokrasiye karşı bir yazı yazdığımızı söyleyebileceklerdir.

Milli irade, demokratik ve anayasal bir kavramdır ve bunun üzerinde derinlemesine yorum yapmak bu yazının sınırlarını aşar. Ancak gerek Batılı anayasa hukukçuları gerekse Prof. Ali Fuat Başgil gibi anayasacılar, milli iradenin soyut bir kavram olduğunu, günümüzde de geçerliliğini yitirdiğini belirtirler. (Bu sorun ayrı bir yazımızın konusu olacaktır.)

DEMOKRASİ, İKTİDARIN HUKUKLA SINIRLANDIRILMASIDIR
Biz, 27 Mayıs öncesi gençlik hareketleri içerisinde, daha sonra 1961 Anayasası’nın hazırlanışında Kurucu Meclis’in divan kâtibi olarak görev yaparken de daima demokrasiye bağlıydık. Kesin olarak da idamlara karşıydık. Başbakan Menderes ve iki bakanın idam edilmeleri çok büyük bir hata, siyasal bir basiretsizliktir.

Demokrasi, siyasal iktidarın hukukla sınırlandırılmasıdır.

Demokrasi, milli irade ve seçimle gelenin her istediğini yapması demek değildir. Çağımız demokrasileri, siyasal iktidarların anayasa kurulları ile sınırlandırıldığı rejimlerdir. Bu çerçevede DP’nin demokrasiyle çelişen uygulamalarına bakmak gerekir.

- 1950 demokratik seçiminden sonra DP’nin ilk icraatı o tarafsız ve adil seçimleri gerçekleştiren CHP’nin bütün mal varlığını elinden almak oldu. Köy Enstitüleri, Halkevleri kapatıldı. (1953)

- 1954 seçimlerinden sonra kendisine oy vermeyen Kırşehir vilayeti ve Abana ilçesi belde yapıldı. (30 Haziran 1954)

- Emekli Sandığı Yasası’na getirilen bir değişiklikle, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay üyeleri hiçbir neden gösterilmeden emekli ediliyorlardı.

- Basın özgürlüğüne darbe indiriliyor, basın davalarında “ispat hakkı” tanınmıyor, gerçek olsa bile iktidara karşı yapılan bir haber ceza ile sonuçlanıyordu. İspat hakkını savunanlarla, “İsmail Hakkı” diye alay ediliyordu. 1960’a gelindiğinde 800’e yakın gazeteci hapishanelerdeydi.

- Vatan Cephesi kuruldu. Radyolar her gün Vatan Cephesi’ne girenlerin isimlerini yayımlıyordu. Ülke, siyasal iktidarın düzenlemesiyle Vatan Cephesi ve karşı cephe olarak ikiye bölündü.

- Partisinin il kongresinde konuşmak için Uşak’a giden CHP lideri İsmet İnönü, DP’liler tarafından taşlandı. Ardından İzmir’deki Demokrat İzmir gazetesine saldırıldı. Çerçeveler kırıldı, makineler tahrip edildi.

- Ana muhalefet partisi başkanı İnönü’nün İstanbul’a dönüşünde, Topkapı’da yolu kesildi. Kendisine taşla, sopalarla saldırıldı, öldürülmek istendi. Bir mucize ile kurtuldu.

- Yine Kayseri’ye il kongresine giderken askeri birliklerce yolu kesildi.

- Nisan 1960’ta, İnönü Meclis’te konuşurken, Meclis’ten 12 oturum dışarıya atıldı. Oysa o, Meclis’in ilk kuruluşundan beri en önemli görevlerde bulunmuş, Cumhuriyetin kuruluşunda imzası olan bir kişiydi. Üstelik, hukuka bağlı, adil ve eşit, dürüst bir sistemle 1950 seçimlerini yaparak iktidarı DP’ye barış içinde devreden bir devlet adamıydı.

- En sonunda kısa adıyla, “Tahkikat Komisyonu” kuruldu.

“Milli irade, Meclis, İnceleme Komisyonu kuramaz mı” diye itirazların yükseldiğini duyumsuyorum. Bu itirazın yanıtını kitabında Prof. Dr. Ali Fuat Başgil veriyor. Diyor ki: “Meclis Tahkikat Komisyonu kurabilir. Anayasaya aykırı değildir. Ancak bu komisyona olağanüstü yetkiler veren kanun anayasaya aykırıdır.”

Peki, neydi bu yetkiler? Komisyon, basına her türlü yasak koyuyor, gazeteleri kapatabiliyor, matbaalarına el koyabiliyor, siyasal toplantıları yasaklıyor, istediği kişiyi tutukluyordu.

Üstelik bu kararlar kesindi, itiraz edilemezdi. Bu kararlara karşı çıkanlar da 3 yıl hapis ile cezalandırılıyordu.

DÜNYANIN NERESİNDE VAR?

Şimdi bu konuda itiraz edenlere sesleniyorum: Dünyanın hangi demokratik ülkesinde böyle komisyonlar vardır? Hangi ülkede kendisine oy vermeyen bir vilayetin halkına ceza verilir ve ilçeye dönüştürülür? Dünyanın hangi ülkesinde kurulan bir “İnceleme Komisyonu” gazetelere el koyabilir, mahkemelerin üstüne çıkarak hiçbir itiraz yolu da olmadan insanları hapse atabilir?

Bunların milli irade ve demokrasi ile bir ilişkisi, bir bağı olabilir mi?

İÇTENLİKLİ DESTEK
Tüm bu nedenlerle, 27 Mayıs gerçekleşince, üniversite gençliğinin büyük çoğunluğu tarafından desteklendi, halk tarafından alkışlandı.

27 Mayıs 1960, getirdiği ilerici ve demokratik anayasa ile gerçek bir toplumsal değişimi ve dönüşümü simgeler.

İdamlara karşıyız. Ancak Türk demokratik yaşamının anlaşılabilmesi için, muhakkak 1960 öncesinin gerçekçi ve bilimsel verilere dayanarak çözümlenmesi, analiz edilmesi gerekmektedir.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/60-yil-27-mayis-ve-1961-anayasasi-1741206



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.107
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 31.05.2020- 00:37


Behice Boran’ın gözünden 27 Mayıs - Metin Çulhaoğlu


Üç gün önce, 27 Mayıs’ın 60. yılı dolayısıyla pek çok şey söylendi. Konuyla ilgili olarak soldan gelen kimi değinilerin özel bir duruma işaret ettiğini söylemek mümkün görünüyor: Yetmez ama evetçilere saydırarak kapıdan kovulduğu sanılan liberalizm, 27 Mayıs kötülemesiyle pekâlâ bacadan içeri alınabiliyormuş…

Kendi görüşlerimizi mümkün olduğu kadar sınırlı tutarak, Türkiye’de sosyalist düşüncenin ve hareketin en önemli isimleri arasında yer alan Behice Boran’ın 27 Mayıs’a nasıl baktığını kısaca aktarmaya çalışacağız. Behice Boran’ı seçmiş olmamızın nedenlerinden biri, “zinde güçlere” yaklaşımının örneğin Avcıoğlu, Kıvılcımlı ve Belli gibi başka önemli isimlere göre kimi farklılıklar göstermesidir.

***

Behice Boran, Demokrat Parti’yi deviren 27 Mayıs askeri müdahalesini memnuniyetle karşılamış, desteklemiştir. Bu destek, 27 Mayıs darbesinin üzerinden henüz 1 ay geçmişken 28 Haziran 1960 tarihinde Cemal Gürsel’e yazılan mektupta açık biçimde dile getirilmektedir. Boran bu mektubunda 27 Mayıs’ı, “Tanzimat’tan bu yana memleketimizin sosyal-politik gelişmesinde İstiklal Savaşı ve Atatürk inkılaplarından sonra ikinci büyük hamle” olarak değerlendirmektedir (Behice Boran, Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar, Cilt 3, Hazırlayan: Nihat Sargın, Sosyal Tarih Yayınları 2010, s. 2329).

Aradan henüz bir ay geçmişken “çok erken” ve “abartılı” bir değerlendirme olduğu, akademik kariyerine son verilen, devrilen iktidar tarafından hapse atılan bir aydının öfkesini (de) yansıttığı söylenebilir.   MBK (Milli Birlik Komitesi) içindeki farklı görüşlerin ve niyetlerin o sırada henüz ortaya çıkmadığına işaret edilebilir.

Ancak Boran’ın 27 Mayıs’ı izleyen yıllarda da özünde aynı görüşe sahip olduğu görülmektedir.

Örneğin: “Sosyalizme götürecek yolu demokratik mücadele usulleriyle aşmamız imkânı, bütün sınırlayıcı, engelleyici şartlara rağmen, yine de tarihimizde daha önce mevcut olmadığı derecede vardır. Bu imkânı bize 27 Mayıs ihtilali vermiştir.” (1 Ekim 1962 tarihli Vatan gazetesinden, a.g.e. Cilt 1, s. 488).

Sonra,   Boran’a göre Türkiye’nin “İşçi hareketlerinin tekrar canlanması için İkinci Dünya Savaşından sonraki dönemi, toplumcu akımların ortaya çıkması için de 27 Mayıs 1960 hareketini beklemesi” gerekmiştir (8 Kasım 1964 tarihinde Sosyal Adalet dergisinde çıkan yazı, a.g.e. Cilt 1, s. 572).

***

Boran’ın 27 Mayıs’a ilişkin tespitlerini değerli kılan, zaman-mekân dışı kavramlar ve ilkeler yerine toplumsal sınıflar ve katmanlar arasında yaşanan somut ilişki ve gerilimlerden yola çıkmasıdır. Boran’ın çözümlemesine göre, burjuvazinin hoşnutsuz bir kanadı ile birlikte eski konumunu yitiren asker-sivil yönetici kesim karşısında DP,   kendi temsil ettiği sınıfların mutlak iktidarını gerçekleştirme peşindeydi. Ne var ki, “Türkiye 1945 öncesi Türkiye’si değildi. Sınıf güçleri, ilişkileri değişmişti. Bu objektif durum 27 Mayısçıları ve anayasa yapıcılarını –kendileri kişi olarak farkında olsunlar olmasınlar- sosyolojik bir zorunlulukla etkiliyordu.” (a.g.e. Cilt 2, s. 1279).

Son cümle kilit önemdedir: (Kendi yorumumuzu da katarak) güçlenmiş burjuvazi karşısında eski konumunu arayan, ama ona ulaşması mümkün olmayan, cumhuriyetçi, laik ve ilerici bir tabana da sahip “zinde güçler” bir arayış içindedir. Ya artık kendisiyle aşık atan sermaye sınıfına yamanacak ya da bu kez sermaye sınıfına paralel bir gelişim gösteren işçi-emekçi kesimlere bakacaktı…

27 Mayıs anayasası, işte bu yeni “bakışın” önemli kimi izlerini taşımıştır.

Aslında, aydınlanmak için değil sadece külyutmaz olduğunu göstermek için karmaşık komplo teorileri arayanlardan değilsek ortada öyle içinden çıkılmaz bir durum da yoktur: Kapitalizmin geliştiği ve modern toplumsal sınıfların ortaya çıktığı, ama siyasal temsil alanında gerilim ve sürtüşmelerin yaşandığı dönemler,   özellikle yeni paradigma dayatmalarıyla (kalkınma ve sanayileşme) örtüşüyorsa, oradan sola da bir alan ya da boşluk çıkması doğaldır…

***

Titiz bir okur, bu değerlendirmelerin hep 1960’lara ait olduğunu, daha sonraki dönemlerde, özellikle 12 Mart 1971’den sonra Boran’ın 27 Mayıs’a ilişkin görüşlerinin değişip değişmediğini merak edebilir.

Boran, 27 Mayıs’ı örneğin 17 yıl sonra değerlendirdiğinde bu olayı ve ardından gelen 1961 Anayasa’sını “demokratikleşme sürecinde yeni bir sıçrama” olarak tanımlamaya devam etmiştir Formasyonu gelişkin bir Marksist olduğundan, daha sonra gelinen noktaları 27 Mayıs’ın “doğal ve mantıki uzantısı” sayma gibi bir yavanlıktan uzak durmuştur.

Boran’a göre işçi sınıfının ve diğer demokratik güçlerin 1961 Anayasası’nın getirdiği hak ve özgülüklere sahip çıkması, Anayasa’nın “bilimsel sosyalizm açısından yorumlanıp değerlendirilmesi” ve mücadelenin bu doğrultuda gelişmesi, burjuvaziyi, politikacılarını ve iktidarını şaşırtmış, karşı girişimlere yöneltmiştir (Yurt ve Dünya dergisinin Ocak 1977 tarihli 1. Sayısından,a.g.e, Cilt 3, ss. 1629-1630).

***

Yazının sınırları çoktan aşıldığından son bir not daha ekleyip bitiriyoruz:

(X) yılında ortaya çıkan (A) durumunun, daha önce, diyelim (X-20) yılında gerçekleşen (B) olayının her durumda ve mutlaka doğrudan sonucu sayılması gerektiğini ancak ahmaklar düşünebilir.

Bu bağlamda, “ahmaklık hakkımızı” biz de kullanmak istiyoruz: Türkiye’de 1946 yılında çok partili düzene, 56 yıl sonra AKP iktidara gelsin diye geçilmiştir…

https://ilerihaber.org/yazar/behice-boranin-gozunden-27-mayis-113479.html



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Venezuela halkı 1 Mayıs'ta ABD müdahalesine karşı sokakta... melnur 5 534 02.05.2019- 21:07
Konu Klasör Yeni sağ mı, halk hareketi mi? ilkay 0 3119 31.03.2014- 10:33
Konu Klasör Umutsuzluğa karşı mükemmel bir ilacımız var... melnur 0 216 17.12.2019- 06:13
Konu Klasör Bitkiler nasıl sudan karaya çıktı? melnur 0 826 03.04.2018- 04:47
Konu Klasör İddia: Algler Sudan Karaya Geçiş Olamaz melnur 0 1947 04.08.2013- 18:35
Etiketler   Mayıs,   1960,   diktatörlüğe,   karşı,   halk,   hareketi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS