SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 15 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 
Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir?           (gösterim sayısı: 44.660)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: abbas
Konu Tarihi: 17.06.2014- 20:02


Uğur Mumcu Ekmeleddin İhsanoğlu'nu yazmıştı: O cemiyette yöneticilik yaptı

Resim Ekleme

Usta gazeteci Uğur Mumcu'nun çok satan kitapları arasında yer alan Rabıta'nın 189. sayfasında CHP-MHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu yer alıyor.

Mumcu’nun tarikatlar, cemaatler ve şeriat örgütleri hakkında yaptığı kapsamlı araştırmalarını, okuyucuya bilimsel denilebilecek formda aktardığı bir kitapda, Ekmeleddin İhsanoğlu, Fethullah Gülen'in de aralarında bulunduğu Komünizim ile Mücadele Derneği'nin sonradan isim değiştirdiği İlim Yayma Cemiyeti'nin Yönetim Kurulu'nda yer aldığı bilgisi veriliyor.

İşte ilgili bölüm;

Resim Ekleme

Aydınlık



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 20:05


Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir, biliyor musunuz? Bir de bizden dinleyin

Resim Ekleme

Demirtaş Ceyhun'un 23 Mart 2008 tarihinde Aydınlık Dergisi'ndeki Sis Çanı adlı köşesinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nu yazmıştı. Ceyhun CHP ve MHP Genel Başkanları tarafından adı Cumhurbaşkanlığı 'Çatı Adayı' olarak açıklanan Ekmeleddin İhsanoğlu için yazmış olduğu yazısında "bari zebanileri iyi tanıyalım..." dedi.

İşte Demirtaş Ceyhun’un o yazısı;

Ekmeleddin İhsanoğlu kimdir, biliyor musunuz?

Bilmem, farkında mısınız? Cumhuriyet Başsavcısının AKP'nin kapatılması için dava açtığı gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül eşiyle birlikte Afrika'da gezideydi. Senegal'deydi. Demek, Tekel işçilerinin özelleştirme adı altında Amerikalılara armağan edilen fabrikalarından çıkmamalarının, onbinlerce emekçinin kazanılmış haklarını yitirmemek için IMF'nin buyruğuyla hazırlanmış Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasa tasarısını iş bırakıp elde bayrak alanları doldurarak protesto etmelerinin, Cumhuriyet Başsavcısının da tam o sıra türban yaftası altında şeriat devleti kurma provaları yaptığı suçlamasıyla AKP'nin kapatılması için dava açmasının gürültüsü yüzünden Cumhurbaşkanının Afrika'ya gittiğinin bile galiba farkında değildi kimse... Gerçi 1992 yılında bir anlaşma imzalanmışsa da olanaklarının sınırlılığı yüzünden dişe dokunur bir ticari ilişkimizin de bulunmadığı, gerçekten bildiğimiz kadarıyla herhangi bir turistik çekiciliği de olmayan, Atlantik kıyısındaki daha düne dek Fransız sömürgesi küçük ve fakir bu Afrika ülkesine Sayın Cumhurbaşkanı niçin gitmiştir acaba?

TÜRKİYE'Yİ TEMSİL ETMEYE GİTMİŞMİŞ ...

Cumhuriyet Başsavcısının, laik Cumhuriyet'in yerine bir şeriat (din) devleti kurmaya çalışmakla suçlayıp AKP'nin kapatılmasını istediği iddianamesinde de İslam Konferans Örgütü'nden bilmem söz edilmekte midir? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı da eşiyle birlikte Senegal'e meğer turistik bir amaçla değil, İslam Konferans Örgütü Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yi temsil etmek için gitmiş. Toplantıda 2009-2014 dönemi Genel Sekreteri seçilecekmiş ve Türkiye'nin yaptığı Ekmeleddin İhsanoğlu'nun bu görevi bir dönem daha sürdürmesi önerisi İslam Konferans Örgütü Dışişleri Bakanları'nın Uganda toplantısında kabul edildiği için, Sayın Gül de meğer kulis yapmaya gitmişmiş Senegal'e. Ola ki laik Cumhuriyeti nasıl bir din devletine haline dönüştürdüklerini dosta düşmana göstermek için de, haremini yanına almış ... Senegal'de de doğrusu büyük bir başarı kazanarak, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İslam Konferans Örgütü Genel Sekreterliği'ni bir dönem daha sürdürmesini sağlamış.

"LAIK DEVLET" OLDUĞUMUZ İÇİN KATILMAMIŞTIK

İslam Konferans Örgütü de, bilindiği gibi Soğuk Savaş'ın dünyayı kasıp kavurduğu günlerde, hiç kuşku yok ki Amerikan emperyalizminin toplumları dinselleştirerek Sovyetler Birliği'ne karşı oluşturduğu Yeşil Kuşak politikasının bir parçası olarak 1969 yılında Fas'ın başkenti Rabarta düzenlenen bir toplantıda kurulmuştur. Türkiye bu toplantıya güya laik bir devlet olduğu gerekçesiyle katılmamıştır, ama Dışişlerinden bir görevli göndererek izlemiştir. Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde ise, önce 1975 yılında İhsan Sabri Çağlayangil Dışişleri Bakanları toplantısına katılmış, 1976'da ıstanbul'da yapılan toplantıda İslam Konferans Örgütü'ne üye olmuştur. 1984 yılında Kenan Evren Türkiye'yi ilk kez Cumhurbaşkanı düzeyinde temsil etmiş, AKP iktidarı da 2004 yılında Türkiye Cumhuriyeti adına Ekmeleddin İhsanoğlu'nun İslam Konferans Örgütü Genel Sekreteri olmasını sağlamıştır. Gerçekten, kimdir acaba Ekmeleddin İhsanoğlu, yeterince tanıyor muyuz?

MISIR VATANDAŞI

Çünkü 12 Temmuz 2004 tarihli Nokta dergisine bakılırsa, "Atatürk'e karşı olduğu için şapka devrimi üzerine ülkeyi terk edip Kahire'ye yerleşen son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'nin yardımcısı Şeyh İhsanoğlu'nun oğlu olan Ekmeleddin İhsanoğlu" 1943 yılında Kahire'de doğmuş, 1966'da Kahire'deki Ain Shams Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik-Kimya Bölümü'nü bitirmiş "bir Mısır vatandaşıdır" ve "bir süre El Ezher Üniversitesi'nde de çalışmıştır". İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nce 1995'de kendisine armağan olarak yayımlanmış Feza Günergun'un hazırladığı Osmanlı Bilimi Araştırmaları adlı kitapta verilen bilgilere göre de "Kahire'de organik kimya konusunda yüksek lisans yapan" İhsanoğlu "1970 yılında Türkiye'ye gelerek Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'ne asistan olarak girmiş, 1974 yılında organik kimya üzerine doktor yapıp, 1975 yılında gittiği İngiltere'den döndükten sonra da 1978'de Ankara Fen Fakültesi'nde organik kimya doçenti olmuştur.

YILDIZI 12 EYLÜL'DEN SONRA PARLADI

Gene Nokta dergisindeki bilgilere göre, "Türkiye'deki ilericilik o kadar ileri gitmişti ki Kuran'ın böylesine şiirsel bir mealinin varlığı herkes için zararlı olabilir" diyerek 1936'da İstanbul'da ölen Mehmet Akif'in "Mısır'da kaleme aldığı Kuranı Kerim'in Türkçe çevirisini" güya "vasiyeti üzerine yakıp yok ettiğini" söyleyen Ekmeleddin İhsanoğlu'nun yıldızı ise, asıl 12 Eylül darbesinden sonra birden olağanüstü parlamıştır. Daha 1980 yılında, Suudi parasıyla Kenan Evren'in Yıldız'da bir köşk bağışlayıp kurdurduğu İslam Konferans Örgütü'ne bağlı İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırmaları Merkezi (IRCICA) direktörlüğüne getirilmiştir hemen. 1984 yılında da, Kimya Doçenti iken Kültür ve Bilim Tarihi Profesörü yapılıp, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde YÖK'ün kurdurduğu "Bilim Tarihi Bölümü" başkanlığına atanmıştır. Sanki bu tarihten itibaren "Türk Kültür ve Sanatı" veya "Osmanlı Kültür ve Sanatı" terimleri yerine "İslam kültür ve sanatı" terimi planlı biçimde yerleştirilirken, "Türk-İslam sentezi" tezi de politikada egemen kılınmıştır.

NE ZAMAN NASIL PROFESÖR OLDUĞU BELLI DEĞİL

Gerçekten, Sayın İhsanoğlu asistan olabilmek için ne zaman TC vatandaşlığına geçmiştir acaba? Kahire'de okuduğu üniversitenin denkliği ne zaman kabul edilmiş, "kimya doçenti" iken birden "kültür ve bilim tarihi profesörlüğü"nü hangi üniversitede, hangi çalışmasıyla kazanmıştır? Bu soruları, taaa 14 Ağustos 2000'de Cumhuriyet'te çıkan "Gerçekten Kimdir Bu Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu" adlı yazımda da sormuştum. Nasıl unuturum... İstanbul Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Nur Serter de beni arayıp "teşekkür" etmiş ve "yazım üzerine Sayın İhsanoğlu'nun Üniversite'deki dosyasını getirtip incelediğini, ancak nerede ne zaman profesör olduğuna dair dosyada da bir bilgi bulunmadığını ve hemen YÖK'e yazıp profesörlük dosyasını istediğini, gelir gelmez de bir kopyasını bana göndereceğini" söylemişti. Demek, iyi saatte olsunlar buna da izin vermemişler. "Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete" dostlar, bari zebanileri iyi tanıyalım ....



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 20:07


Ekmeleddin İhsanoğlu‘nun Gezi ayaklanması yorumu

Resim Ekleme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu MHP’ye Cumhurbaşkanlığı adayı için eski İslam Konferansı Örgütü (İKO) Genel Sekreteri Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu‘nu önerdiklerini açıkladı. MHP Lideri Bahçeli de İhsanoğlu için ‘yeşil ışık’ yaktı. Çatı adayın açıklanmasının ardından İhsanoğlu’yla ilgili daha önce yapılan röportajlar akıllara geldi. İhsanoğlu Cumhuriyet'ten Duygu Güvenç ile yaptığı röportajda şunları söylemişti:

Ağustosta size yönelik eleştirilerden sonra hiç hükümetle görüştünüz mü?

Gayet tabii. Başbakan’la da görüştüm. Evvelsi gün Cumhurbaşkanı ile beraberdik. Bakan Davutoğlu ile her zaman beraberiz. Bizimle beraber Myanmar’a geldi. Bu aslında büyütülmüş bir şeydir. Onun için polemiğe girmiyorum

Siz Suriye’de mezhep çatışması çıkmaz demiştiniz?

Savaşın ilk doğuşu mezhep farklılıklarıyla olmamıştır. Hâlâ bugün çatışanlar arasında farklı mezhepten insanlar var. Rejimle beraber hareket eden Sünniler de çok. Menşei noktası mezhep çatışması değil. Ama maalesef çatışma olduktan sonra mezhep grupları yaratmak, bir tarafın desteğini kazanmak için mezhebi farklılığa itibar edilmeye başlandı ve siyasileşti. Savaşın, savaşçıların mezheplerle olan ilişkisi siyasileşti.

Süreç daha mı zorlaştı?

Gayet tabii

Önümüzde Saddamlaşan bir Esad mı var?

Yoksa Esad ile demokratik geçiş mümkün mü?


Esad ile Saddam arasında büyük farklar var. İki ülke arasında farklar var. Baas Partisi olarak değişik kanatların liderliğini yapıyorlardı. Baba Esad ile Saddam arasındaki Baas liderliği konusundaki rekabet ve farklılıklarını göz önünde bulundurmak lazım. Hiçbir ülke başka bir ülkeye tıpatıp benzemez. Suriye’nin Irak’tan farklı yapısı var. Ve bugün büyük güçlerde rejimi ortadan kaldırma gibi bir irade yok.

İslam dünyası Sünni-Şii çatışmasından nasıl etkilendi?

Menfi etkilendi. Bölgede biz zaman içerisinde radikalleşme ve aşırıcılık konusunda artış göreceğiz.

Suriye’den başlayarak mı?Sırf Suriye değil, tüm bölgede. Afrika’da, Ortadoğu’da bu artış olacak ve şiddet artacak. Onun için bizim yeni politikalar üretmemiz lazım.

Gezi protestolarını izlediniz mi? Bu protestoları İslam dünyasında nereye koyuyorsunuz?

Bu mesele çevre hassasiyetiyle doğdu. Ve doğduğu nokta haklıdır. İnsanların çevre konusunda, şehrin düzenlenmesi konusunda bir fikir beyan etme hakkı vardır. Şahsen ağaçların kesilmesine karşıyım ama tarihi binaların yeniden inşa edilmesine taraftarım. Biz zaten İstanbul’da çok şeyi yıktık. O bakımdan Gezi olaylarının başlangıç noktasını anlayışla karşılıyorum fakat sonra aldığı şekil beni rahatsız etti. Orada gelip arabaları yakmak, dükkânları yağmalamak ateşe vermek; bunlar kabul edilecek şey değil.

Aydınlık



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 20:14


Ekmeleddin İhsanoğlu'nu bakın kim önermiş!

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun isminin Amerika'dan geldiği ortaya çıktı. İhsanoğlu'nu Kılıçdaroğlu'na, Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Kemal Derviş önerdi. Üçlü, İstanbul'da başbaşa yaptı ve o gizli toplantıda mutabakata varıldı. İhsanoğlu ismi, CHP ve MHP'nin üst yönetiminden bile sır gibi saklandı.

Resim Ekleme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Bahçel ile üzerinde uzlaştıkları adayı açıkladı. Ancak o adayın isminin Amerika'dan geldiği ortaya çıktı.

Milliyet'in haberine göre, Ekmeleddin İhsanoğlu ismini Kılıçdaroğlu'na Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Kemal Derviş verdi.

24 Mayıs'ta Kılıçdaroğlu'nun adaylık teklifi götürdüğü Kemal Derviş, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önerdi. Derviş, "Çağdaş, laik aynı zamanda mütedeyyin kesimin de sıcak baktığı bir isim olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nu değerlendirmenizi öneririm" ifadelerini kullandı. Derviş, "Sizi Ekmeleddin Bey ile biraraya getirmek de isterim" dedi. Derviş, aracı olarak Kılıçdaroğlu ile İhsanoğlu'nu biraraya da getirdi.

Derviş, Kılıçdaroğlu ve İhsanoğlu, parti yöneticilerinden bile sır gibi saklanan bir akşam yemeğinde biraraya geldi. 12 Haziran tarihli gizli toplantı İstanbul'da yapıldı ve 2 saat sürdü.

Ekmeleddin İhsanoğlu ismini ortaya atan Kemal Derviş, Türkiye'de Amerikan politikalarının egemen kılınması çalışmalarıyla tanınıyor. Derviş'in başkan yardımcısı olduğu Brookings Enstitüsü, Amerika'nın dış politikası ve savaş planlarına yön veriyor. Enstitü ayrıca Amerika'da savaş yanlısı Neoconlar'a yakınlığıyla biliniyor.

ulusakanal.com.tr



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
abbas
[ emeğin gücü ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 21.12.2013
İleti Sayısı: 830
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: abbas
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 20:24


Cumhuriyet düşmanı Osmanlı sevdalısı

Resim Ekleme  

CHP-MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu adını açıklamasının ardından yaşanan tartışmaya eski öğrencisi TKP Eski Genel Başkanı Erkan Baş da katıldı. İstanbul Üniversitesi'nde İhsanoğlu'nun bir dönem başında olduğu Bilim Tarihi Bölümü'nde akademisyen de olan, İhsanoğlu'nun başında olduğu Türk Bilim Tarihi Kurumu'nda çalışan Baş, sosyal medyada İhsanoğlu'nun adının açıklanmasının ardından aralarındaki diyalogları anlattı. Odatv, olarak Erkan Baş'a mikrofon uzatarak İhsanoğlu'nu sorduk. Erkan Baş, İhsanoğlu'nun hiç bilinmeyen yanlarını aktardı.

İhsanoğlu'nun adının açıklanmasının ardından sosyal medyada "1997'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilim Tarihi Bölümü'ne girdiğimde Bölüm Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu'ydu. Bu nedenle kendisini maalesef yakından tanıdım. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun girdiği ilk dersi hatırlıyorum. "İslam bilimi laiktir" dediği için itiraz etmiştim ve epey tartıştık. Sonra hep "kavga" ettik. İhsanoğlu'nu 2008'e kadar çok yakından izledim. Şeriatçı ve Osmanlıcı'dır. Abdullah Gül ile dostluğuna ve Amerikancılığına da şahitlik yapabilirim. İhsanoğlu hep Osmanlı'yı öven Cumhuriyet'i yeren tezleri ile bilinir. Şimdi Cumhurbaşkanlığı için aday olmasına 'insan gerçekten hayret ediyor' ifadeleriyle İhsanoğlu'nun adaylığını yorumlayan Baş, Odatv'ye şunları söyledi:

İYİ BİR HOCA DEĞİLDİ

1997'de İÜ Edebiyat Fak. Bilim Tarihi Bölümü'ne girdiğimde Bölüm Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu'ydu. Bu nedenle kendisini bir öğrencinin hocasını tanıdığı kadar tanıdığımı söyleyerek başlayabilirim. Ancak bu yetersiz olur, zira üniversiteye girdiğimde de devrimciydim ve bir devrimcinin o dönem İslam Konferansı Örgütü’ne bağlı bir kurum olan IRCİCA (İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi)’da Genel Direktörlük görevi üstlenen bir kişiyi daha fazla merak edip, daha yakından tanımaya çalışmasından doğal bir şey olamazdı.

İhsanoğlu'nun girdiği ilk dersi hatırlıyorum "İslam bilimi laiktir" dediği için itiraz etmiştim ve bu itirazımdan sonra epey tartıştığımızı hatırlıyorum. Sonra karşılaştıkça hep "kavga" ettik diyebilirim. İhsanoğlu’nun iyi bir hoca olduğunu da söyleyemeyeceğim, zira derslere ve üniversiteye düzenli geldiğini bile hatırlamam. Hep dışarıda çok önemli işleri olan bu yoğunluk nedeniyle akademik faaliyetle pek ilgilenemeyen birisi gibi görünürdü. Ancak dışarıda da pek önemli işler yapmadığını biliyorum.

BİR KEZ BİLE GELMEDİ

Nereden biliyorum? Okul bitince ilk çalışmaya başladığım yer Türk Bilim Tarihi Kurumu’ydu (TBTK) ve İhsanoğlu bu kurumun da Başkanı’ydı. 6 ay boyunca kurumun genel merkez binasına bir defa bile gelmediğini söyleyebilirim. Yeri gelmişken söyleyeyim, İhsanoğlu'nun bir özelliği de bir kere “Başkan” olduğu bir kurum veya kurulda sürekli olarak kalmak konusunda ısrar etmesidir. Bunun bir “Osmanlıcı” yaklaşım olduğu söylenirdi. Bu kurumların hiçbirisinin de bir gelişkinlik gösteremediğini eklemem gerekir.

BAŞKALARI YAZIYOR O İMZA ATIYORDU

TBTK’nın resmi binası İstanbul Yıldız Sarayı içindedir. Bu yer aynı zamanda İRCİCA’nın merkezidir. İhsanoğlu’nun burada bir nevi padişah gibi yaşadığını da buradaki mesaimden biliyorum. O sırada yakın bir çalışmamız olmasa da nadiren rastlaştığımız olurdu. Daha önemlisi birlikte çalıştığı veya daha doğru bir ifade ile işlerini yaptırdığı kişilerle sık sık görüşürdüm. Örneğin imzasıyla yayınlanan pek çok çalışmanın aslında kendisine ait olmadığını o kurum içerisinde profesyonel olarak çalışan personele yaptırıldığını biliyorum.

CUMHURİYET DÜŞMANI OSMANLI SEVDALISI

Bunlar önemli midir? Bir tarafıyla hiçbir önemi yok. Ancak gündelik hayat içinde durduğu yeri gösteren önemli örneklerdir ve bunları çok az kişinin bilebileceğini tahmin ettiğim için paylaşmak istedim. Kişisel tanıklığa ekleyebileceğim çok şey var ama hiç unutamadığım ve gündem olduğunda arkadaşlarıma hayretle aktardığım şeylerden birisi de İhsanoğlu’nun Osmanoğulları ailesinin yaşayan fertleriyle ilişkisi. Kendilerinden söz ederken nasıl bir saygı, hürmet gösterdiğini, sanki hala ülkemizde bir imparatorluk varmış gibi davrandığını biliyorum. İhsanoğlu, bugün ne söylerse söylesin bir Cumhuriyet düşmanı ve Osmanlı sevdalısıdır. Siyasal gelişmelerle ilgili her ağzını açtığında meseleyi İttihat ve Terakki’ye bağlayıp, Cumhuriyet’i kuran kadroların o zihniyetin taşıyıcıları olduğunu söyleyip, her türlü musibeti bu zihniyete bağladığını biliyoruz.

AMERİKANCILIĞINA ŞAHİDİM

Abdullah Gül ile dostluğuna ve Amerikancılığına da şahitlik yapabilirim. İhsanoğlu hep Osmanlı'yı öven Cumhuriyet'i yeren tezleri ile tanınırken şimdi Cumhurbaşkanlığı için aday olmasına Abdullah Gül’ün deyişiyle "insan gerçekten hayret ediyor".

Buraya kadar kamuoyunun bilmediği kimi özelliklerini kişisel tanıklıklarım üzerinden aktarmaya çalıştım. Ancak meseleye bu verilerin üzerine kişisel tanışıklığı aşan bir noktadan yaklaşarak kimi düşüncelerimi de bu vesileyle paylaşmak istiyorum.

SİSTEMİN KRİZİ KONTROL ALTINA ALINMAK İSTENİYOR

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için CHP ve MHP’nin ortak adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ilan edilmesi, Türkiye’nin giderek derinleşen krizinin bir başka göstergesidir. AKP iktidarının yürüttüğü strateji, geniş halk kesimlerinde güçlü bir tepki oluşturmuş ve bu tepki kendisini seçim sonuçlarından protesto eylemlerine kadar çok değişik biçimlerde ve ölçeklerde ortaya koymuştur.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye kapitalizminin AKP eliyle olağanlaştırılmasının, rejime yönelik tepki ve huzursuzluğun kolaylıkla bastırılmasının giderek güçleştiğini açık seçik ortaya koymaktadır. Bu tepki ve huzursuzluğun rejim içi bir takım hamlelerle yumuşatılması, kontrol altına alınması ve evcilleştirilmesi, şu ana kadar krizin derinleşmesi ihtimaline karşı bulunabilen tek çözüm gibi görünüyor. Burada ancak sermayeye ve emperyalizme atfedilebilecek bir siyasal aklın devreye girdiğini söyleyebiliriz.

GERİCİLER ARASINDA BİR GERİCİ

Fakat çözüm diye ortaya atılan denemeler, uzun ömürlü ve etkili olamamanın yanı sıra, toplumdaki aranışa yanıt olmaktan da hızla uzaklaşmaktadır. Özellikle CHP’de somutlanan düzen içi muhalefetin, sola açılma ya da solu temsil etme başka bir ifadeyle halkın tepkisiyle buluşma gibi bir çabası yoktur. Bu boşluk, CHP’nin bunu akıl edememesi meselesi değil, doğrudan doğruya AKP rejiminin kendi iç dengeleri açısından böylesi bir boşluğa izin vermemesidir. İkinci Cumhuriyet, kendi sınırları içerisinde muhalefet etmek isteyenler için en fazla İhsanoğlu gibi figürlere alan tanımaktadır. Diğer bir deyişle, AKP’yi ve CHP’yi kapsayan İkinci Cumhuriyet rejiminde, muhalefet gericiler arasından bir gericiyi seçmek düzeyine indirgenmiştir.

AKP'Yİ MEŞRULAŞTIRIR

Şöyle bir benzetme yapabiliriz, düzen güçlerinin hayali önümüzdeki günlerde yapılacak seçimin bir “halifelik seçimi” olarak anlam kazanmasıdır. Bu koşullarda yapılacak her tercih, hangi adayın ya da projenin galip gelmesinden bağımsız olarak, İkinci Cumhuriyet’in ve AKP rejiminin meşruiyetini onaylamak anlamına gelecektir.

Böylesi bir tablo, geniş halk kesimlerinin özgürlükçü ve seküler taleplerinin karşılanmasını, AKP’ye karşı biriken tepki ve hoşnutsuzluğun siyasal bir hedef haline getirilip güçlendirilmesini, nihayetinde Türkiye’nin AKP karanlığından kurtulmasının yolunun açılmasını, hala güncel ve yakıcı bir gereksinim haline getirmektedir. Türkiye halkının AKP’den kurtulma arzusu ve iradesiyle, ana muhalefet partilerinin AKP rejimini olağanlaştırma çabaları arasında telafisi imkansız bir uyuşmazlık olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Bu uyuşmazlık, şimdiye kadar çeşitli algı yönetimi taktikleriyle, oldu bittilerle, kurnazlıklarla gizlenebilmişti. Artık, bütün işi, halkın oyalanması olan bu sahte muhalefetin de sınırlarına yaklaşılmıştır. Halk, yerel seçimlerde yaşadığı aldatılmanın ve hayal kırıklığının tekrarlanmasına izin vermemelidir, vermeyebilir. Bu ihtimal, ciddiye alınmalı ve güçlendirilmelidir.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı, sözünü ettiğimiz tablonun kaçınılmaz sonucudur.

AKP'YE HAPSOLURSAN DAHA İYİSİ ÇIKMAZ

AKP rejiminin kurallarına tabi olmayı tercih etmiş bir muhalefet anlayışının, İhsanoğlu’ndan daha iyisini üretmesi de imkansızdır. Fakat İhsanoğlu’nda cisimleşen muhalefet tarzı ve anlayışı, aynı zamanda en zayıf noktadır. Başta CHP olmak üzere, halkı oyalamaya, türlü kurnazlıklarla halkın beklentilerini ve taleplerini istismar etmeye çalışanlar, giderek daralan bir alana sıkışmışlardır. Bu daralan alanın, hızlanarak tümüyle kapanması, halkın kendi talepleri doğrultusunda kendi örgütlü mücadelesini inşa etmesi hayal değil, gerçekçi bir seçenektir. Bu, güçlendirilmesi ve hazırlıklarının yapılması gereken bir seçenektir. Hepimize düşen görev budur.

Odatv.com



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
solcu
[ kemal ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.709
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: solcu
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 20:49


Adını söylemekte zorlandığım bu ortak aday için Nazım Hikmet'in şiirlerini tercüme ettirip Mısır'da bastıran kişi olduğu da söyleniyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Alisan
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Alisan
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 21:56


Alıntı Çizelgesi: solcu yazmış

Adını söylemekte zorlandığım bu ortak aday için Nazım Hikmet'in şiirlerini tercüme ettirip Mısır'da bastıran kişi olduğu da söyleniyor.

Sen genede bu adamı seç, aksi taktirde "erdoğan için çalışmış" olursun. Sen Erdoğan'a karşı CHP'nin her adayına destek veririsin. Ben verilmemesi gerekli derken söylemediğiniz terbiyesizlik kalmadı. Şimdi birse utanmadan "adını söylemekte zorlandığım adam" diyorsun. Günah çıkartıyorsun demi.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
umut
[ umut yarın ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.105
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: umut
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 22:01


Alıntı Çizelgesi: Alisan yazmış

Alıntı Çizelgesi: solcu yazmış

Adını söylemekte zorlandığım bu ortak aday için Nazım Hikmet'in şiirlerini tercüme ettirip Mısır'da bastıran kişi olduğu da söyleniyor.

Sen genede bu adamı seç, aksi taktirde "erdoğan için çalışmış" olursun. Sen Erdoğan'a karşı CHP'nin her adayına destek veririsin. Ben verilmemesi gerekli derken söylemediğiniz terbiyesizlik kalmadı. Şimdi birse utanmadan "adını söylemekte zorlandığım adam" diyorsun. Günah çıkartıyorsun demi.



Alişan üç cümleyle bu ortak adaya neden karşı çıktığını yazar mısın? Ne söylemeye çalıştığın belli değil. Yazdığın her yazı kişisel polemikten başka bir işe yaramıyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Alisan
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Alisan
Cevap Tarihi: 17.06.2014- 22:06


Alıntı Çizelgesi: umut yazmış

Alıntı Çizelgesi: Alisan yazmış

Alıntı Çizelgesi: solcu yazmış

Adını söylemekte zorlandığım bu ortak aday için Nazım Hikmet'in şiirlerini tercüme ettirip Mısır'da bastıran kişi olduğu da söyleniyor.

Sen genede bu adamı seç, aksi taktirde "erdoğan için çalışmış" olursun. Sen Erdoğan'a karşı CHP'nin her adayına destek veririsin. Ben verilmemesi gerekli derken söylemediğiniz terbiyesizlik kalmadı. Şimdi birse utanmadan "adını söylemekte zorlandığım adam" diyorsun. Günah çıkartıyorsun demi.



Alişan üç cümleyle bu ortak adaya neden karşı çıktığını yazar mısın? Ne söylemeye çalıştığın belli değil. Yazdığın her yazı kişisel polemikten başka bir işe yaramıyor.

Ben "Erdoğancıyımya, gizli AkP' ciyimya" ondan dolayı karşıyım. Ya sen umut, iki cümle ile neden   desteklediğini veya karşı olduğunu açıklarmısın?
Burada polemik yapılıyorsa lütfen önce geçmişte kendi yazdıklarına ve diğerlerinin yazdıklarına bak önce. Bana her şeyi söyleme hakkını kendinizde buluyorsunuz ve gayet normal oluyor ama ben yazınca hemen kişiselleştirme oluyor.
Günah çıkartacağınıza neden önce destek verilmesi gerektiğini söylerken şimdi aday belli olunca yan çiziyorsunuz onun açıklamasını yapın.




Bu ileti en son Alisan tarafından 17.06.2014- 22:10 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 15 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   3   4   5   6   7   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Muhalefetin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu solcu 4 3599 16.06.2014- 18:24
Konu Klasör Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek vermeyeceğiz ayhan 12 8978 23.07.2014- 18:37
Konu Klasör Ezidiler kimdir? proleter 2 3780 16.08.2014- 20:59
Konu Klasör Solcu kimdir? solcu 56 25646 01.01.2015- 20:21
Konu Klasör Kimdir bu El Şebab? denizcan 0 2250 22.01.2015- 21:24
Etiketler   Ekmeleddin,   İhsanoğlu,   kimdir
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS