SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
umut
[ umut yarın ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.105
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: umut
Cevap Tarihi: 27.07.2014- 23:12


Parti tarihi kronolojisi

• 1978 TİP’te bölünme ve tasfiyeler
• 1979-1980 Sosyalist İktidar dergisi yayınlandı
• 1982 Yalçın Küçük ile Sosyalist İktidar hareketi arasında bir ilişki kalmadı
• 1983-1986 Kadrolaşma ve yeniden örgütlenme
• 1986 Gelenek’in yayına başlaması
• 1987 Siyaset’in yayına başlaması
• 1987 İlk bağımsız aday çalışmaları
• 1989 “Emeğin ve Eğitimin Kurtuluşu Yolunda Gençlik” broşürü
• 1989-1991 BTDK-DSB, ortak parti çağrısı, ortak Bülten çalışması Temmuz 1990 “Ekim’e Sahip Çıkın” deklarasyonu
• 1991 Gelenek’in altıncı yılı adıyla ilk “gece organizasyonu”
• 1992 İktidar gazetesinin yayına başlaması
• 1992 Küba’ya ilaç yardımı kampanyası
• 6 Kasım 1992 Sosyalist Türkiye Partisi’nin kuruluşu. STP’nin yedi kişilik Siyasi Bürosu: Ali Önder Öndeş (Genel Başkan), Kemal Okuyan (Genel Başkan yardımcısı), Metin Çulhaoğlu, Süleyman Baba, Uğur Özdemir, Işıtan Gündüz, Aydemir Güler
• 1992 Sendika bürokrasisine karşı kampanya
• 1992-1993 Üniversitelerde “Okumuş insanlar emekçi halka karşı sorumludur”
• 1993 Üniversitelerde Sosyalist Düşünce ve Eylem Toplulukları’nın kurulması
• 1993 Özelleştirmeler konulu kitap çalışması
• 1993 STP’nin kapatılması, Sosyalist İktidar Partisi’nin kurulması
• 1993 Sosyalist Politika halini alacak kadro topluluğunun SİP’ten kopması
• 1993 Sosyalist İktidar gazetesinin yayına başlaması Mart 1994 Yerel seçimler öncesinde DEP’e yönelik saldırıların şiddetlenmesi üzerine yerel seçimlerde boykot çağrısı
• 1994 Sömürü ve Zulme karşı Güçbirliği açılımı. Haziran: Kadıköy’de ortak miting
• Aralık 1995 Milletvekili genel seçimlerinde HADEP’le seçim işbirliği: Emek Barış Özgürlük Bloku
Düşünce ve Eylem, Okul ve Ülke, Sınıf Tavrı (Sağlıkta, Eğitimde, Tekstilde Sınıf Tavrı), Görüntü (sonradan Yeni İnsan Yeni Sinema) gibi alan yayınları
• 1995 Sınıf Sendikacılığı Platformu
• 29 Şubat 1996 İstanbul Üniversitesinde harçlara karşı işgal eylemi 1 Mayıs 1996 SİP Taksim’de
• 1996 Nâzım Kültürevi
• 3 Kasım 1996 Susurluk “kazası” sonrasında 19 Ocak 1997’de SİP’in öncülüğünde Abide-i Hürriyet’te miting: “Bu memleket bizim, çetelere bırakmayacağız”
• 1997 Kamucu kampanya
• 1997 ODTܒde McDonalds’a karşı kampanya
• 1998 “Türban neyi örtüyor” broşürü
• 1998 Sol dergisi yayında
• 17 Nisan 1999 SİP’li komünist işçi Hüseyin Duman’ın İstanbul’da parti konvoyuna saldırı sonucu öldürülmesi.
• 18 Nisan 1999 Milletvekili ve yerel yönetim seçimlerine ilk kez kendi adıyla katılan SİP 40 bine yakın oy aldı. Seçim sloganı: “Yağma yok sosyalizm var”
• 1999 yazında partiden bazı grupların kopması
• 1999 17 Ağustos depremi ve Nâzım Çadırkent
• 2000 Nâzım’a vatandaşlık kampanyası
• 2000 Komünist parti yasağına karşı Komünist Parti adıyla resmi parti kuruldu
• 2000 Komünist gazetesi
• 2001 Halk Muhtıra Veriyor
• 2001 Sol Meclis kuruluşu
• 2001-... TKP’nin uluslararası ilişkilerinde zenginleşme
• 11 Kasım 2001 Olağanüstü SİP Kongresi’nde partinin adı TKP olarak değiştirildi
• 2002 Sosyalist Politika grubunun katılımı
• 2002 Hakkında kapatma davası açılan TKP ilk kez seçimlerde
• 2002 Jose Marti Küba Dostluk Derneğinin kuruluşu
• 2002 Dünya Bankası tahsilatçısı Derviş’e karşı eylemler
• 3 Kasım 2002 Milletvekili seçimlerinde TKP’ye 60 bin oy. Seçim sloganı “Paranın saltanatı varsa halkın TKP’si var”
• 2003 İşgale karşı komiteler
• Mart 2003 İskenderun eylemi
• Mart 2003 Barış Derneğinin kuruluşu
• 2003 İşçi Konseyi
• 2004 İstanbul’da NATO zirvesine karşı kampanya
• Haziran 2004 Gençlik kampı
• 2004 Mart yerel seçimler. TKP: “Boş vermeyin”. Yaklaşık 80 bin oy
• 2004 Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
• 2004 Ekim Üniversite Konseyleri Derneği
• 2004 AB’ye karşı komiteler
• 2005 Yurtseverlik açılımı. Yurtseverler Kurultayı. Yurtsever Cephe’nin kuruluşu
• Aralık 2005 Türkiye Sosyalist İktisat Kongresi
• 2006 YC inisiyatiflerinin örgütlenmesi
• Mayıs 2006 Günlük internet gazetesi olarak sol yayında
• 2007 Yurtsever gazetesi
• 2 Temmuz 2007 Genel seçimler. “Sürüden Ayrılma Zamanı”. Yaklaşık 80 bin oy
• Kasım 2007 Yurtsever Cephe İşçi Kurultayı ve YC İşçi Birliği’nin kuruluşu
• 2008 Şubat ÜKD’nin üniversitelerde gericiliğe karşı imza kampanyası
• 2 Mart 2008 AKP’yi istemiyoruz mitingi. Partinin en kitlesel eylemi
• 1 Şubat 2009 TKP 9. Kongre Türkiye Konferansı
• 29 Mart 2009 Yerel seçimler: “Durdurun”. 90 bine yakın oy
• Nisan 2009 2010’a Hazırlan Toplantıları
• Mayıs 2009 Gençliğin Durumu Raporu


Ek Okumalar

• Gelenek, No: 24, Mart 1989; “Solun tarihine bakarken”, “Solun insanlarında solun tarihi”, Metin Çulhaoğlu
• Gelenek, No: 67, Eylül 2000; “Parti… 2001”, Kemal Okuyan, “Geçmişten gelenek üretmek”, Aydemir Güler
• Gelenek, No: 69, Ekim 2001; “TKP: bir perde açılıyor”, Aydemir Güler, “SİP olağanüstü kongre/tarihe tanıklık: TKP”
• Gelenek, No: 91, Kasım 2006; “Röportaj: Yeni bir kadro politikası gerekiyor”, Kemal Okuyan, “Parti öncesi Gelenek”, Metin Çulhaoğlu


TKP Parti Okulu





Bu ileti en son umut tarafından 27.07.2014- 23:16 tarihinde, toplamda 3 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.637
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

15 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 28.09.2019- 14:08


Resim Ekleme

Parti tarihine giriş - Orhan Gökdemir

“Ateşi ve ihaneti gördük... Ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde…”

1908’de İstanbul sokaklarında yürüyenlerin arasındayız. “Hürriyet”i selamlıyoruz ezilenlerle birlikte. Eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceğe tereddütsüz inanıyoruz. Despot Sultan kuyruğunu kıstırmış bacaklarının arasına, İttihatçı asilerin önünde bir uyuz it gibi yürüyor Alatini Köşküne doğru. Mülkü saydığı topraklar çoktan uçup gitti. Yeni ve zorlu sahipleri var artık o toprakların… Vatanın!

“Ateşi ve ihaneti gördük…” Daha bir yıl geçti geçmedi üzerinden, İstanbul’da ayaklandı Sultanın kulları “şeriat isteriz” diye. Parçaladılar yolda karşılaştıkları mektepli subayların kollarını bacaklarını. Taksim Topçu Kışlası’nda toplaşıp taarruz hazırlığına koyuldular “Hürriyet”e karşı…

1909’da gerici kalkışmayı bastırmaya koşan Hareket Ordusu’nu karşılayanlar arasındayız. Onlar bu toprakların, bu halkın çocukları. Boyun eğmek istemiyorlar artık emperyalist merkezlerin saraylı uşağına. Yürüyorlar Topçu Kışlası’na. Hedef belli; Ya hürriyet ya ölüm…

Bir yıl sonra Balkan Harbi patlak veriyor, kırılıp dökülüyor Sultanın mülkünden geriye kalan.

Dört yıl sonra büyük savaşın kapısındayız. Boylu boyunca ortasında buluyoruz kendimizi bu büyük paylaşım savaşının. Açlık, yoksulluk, zulüm… İlle de ölüm. Onlar paylaşıyor vatanı, biz ölüyoruz. 1908’de geç bulduğumuzu, 1918’de çabuk kaybediyoruz. “Hürriyet”ten 10 yıl sonra, İstanbul’u işgal eden emperyalist orduları izliyoruz öfkeyle… Yine esaretteyiz!

1919’a böyle çıktık, kan revan içinde; silahsızız, üzgünüz, öfkeliyiz, açız, açıktayız. Ama kaybetmedik daha umudumuzu. Erzurum’da, Sivas’ta toplanıyoruz ardı ardına kurtuluş için. “Manda isterük” telgrafları yağıyor üzerimize. Amerikalılara veya İngilizlere sığınmamız gerekiyormuş bağımsızlığımızı korumak için...
Şair not düşüyor defterine:

“Ve böylece bin dereden su getirdi İstanbul’dan gelen zevat.
Sivas, mandayı kabul etmedi fakat.
‘Hey gidi deli gönlüm’
‘Akıllı, mutlu, sabırlı deli gönlüm,
ya istiklal, ya ölüm’…”

“Ateşi ve ihaneti gördük ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanın üzerinde”…

Ne var vatandan geriye kalan? Bir avuç yoksul köylü, bir avuç aç işçi. Ama, ama ne ki vatan bunlardan başka? Birbirimize yaslanacağız, ellerimizle toprağa basıp ayağa kalkacağız. Yakılıp yıkılmış toprakların küllerinden yeni bir vatan yaratacağız. Rus yoldaşlarımız başardı, biz de başaracağız…

Ateş altında çarpışarak çekildik Anadolu içlerine. İlerliyor düşman. Dayandık, dayanıyoruz, başka çaremiz mi var? İhaneti gördük; Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı hilafet için ayaklandı direnen asi orduya karşı. Yürüdük üstüne üstüne. Dayanıyoruz ama ne dayanma! “Sevgisiz ve ihtirassız çıplak devler değil, inanılmaz zaafları ve korkunç kuvvetleriyle, silahları ve beygirleriyle insanlardı dayanan"…

"Ve avuçlarındaki vatan değil, toprak ve kandı.

Ve asker kaçakları… korkuları, mavzerleri, çıplak ölü ayaklarıyla karanlıkta köylerin üstünden geçiyorlardı. Acıkmıştılar, merhametsizdiler, bedbahttılar…
Ve çok uzak
Çok uzaklardaki İstanbul limanında
Gecenin bu geç vakitlerinde
Kaçak silah ve asker ceketi yükleyen Laz takaları
Hürriyet ve ümit
Su ve rüzgardılar… Onlar suda, rüzgârda ilk deniz yolculuğundan beri vardılar.

Dümende ve başaltında insanlar vardı ki
bunlar
uzun eğri burunlu
ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için
hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin
bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler…"

Ateşi ve ihaneti gördük. Dayanıyoruz ama. Soruyoruz o satılmış vezire, o satılmış kullara, o satılmış hünkara, siz de mi satıldınız? Siz de mi satıldınız, siz de mi satıldınız?

Tarihlerden 1920 Eylülü…

Dayanıyoruz. Hürriyet ve ekmek istiyoruz. Ama işçi hürriyeti olmalı bu, uçup gitmemeli bir daha ellerimizin arasından, artık biliyoruz. Demek ki hürriyeti sımsıkı kavrayacak bir parti lazım bize, bir parti istiyoruz.
Yoldaşlar, toplanın, Bakü’ye gidiyoruz!

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/parti-tarihine-giris-271322



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.637
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

15 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.01.2020- 07:21


Yüzüncü yıla kutlama - Aydemir Güler
Resim Ekleme

Yüzüncü yıla giriş anını 10 Eylül’den de başlatabilirdik tabii. Türkiye Komünist Fırkası’nın kuruluşunun ilan edildiği günden yani. Ama 2020 yılının ilk gününe işaret koymak da mümkün pekâlâ.

1920, yüz daha…

Mademki Türkiye Komünist Partisi 2020’nin bütününü yüzüncü yıl olarak kutlayacak, ikinciyi tercih edebiliriz. Hepimiz yüz yaşındayız!


*     *     *
Siyasette geleceği olmayan bir geçmişin anılmaya değer olduğuna hiç inanmadım. Merak edilebilir tabii. Şu veya bu nedenle merak eden, bir kütüphane rafında tatmin bulabilir. Aman dikkat; bazen geleceği olmayanın geçmişi de yok oluverir. Yalnızca anmak. Yalnızca anmak için anmak… Zor. Değil siyasette, yaşamın başka alanlarında da zordur böyle bir anma. Bir bakarsınız, atlayıvermişsiniz. Siyasette ise olanaksızdır. Geleceği olmayanı anmaya değmez.

Siyaset geleceğe dair bir iştir. Siyaset tarihsiz olmaz. Ama siyasette tarih geleceğe uzanmak içindir. Siyasette duygusal bir nostalji boş iştir.

Türkiye Komünist Partisi geçmişle sınırlı bir olgu olsaydı, yüz yıllık tarihten değil sönümlenme sürecinin yeni bir basamağından söz etmek durumunda olurduk. Bunu kutlamak aptalca olmaz mıydı?

2020 Türkiye Komünist Partisi’nin ileriye sıçramak için geçmişten de güç alacağı bir yıl olmalı.

Tarih mi, anma mı? Uzun tarihin bir de geleceği varsa, anma konunuzun kutlanacak bir yanı varsa… tamam…

*     *     *
İnsanlar yalnızca kendilerini ilgilendiren bir konuyu anabilirler, kutlayabilirler. Siyasette de olabilir. Bir kişinin yaşamında dönüm noktası da oluşturan bir siyasi adım, olay, karar… Anarsınız, kutlarsınız; isterseniz...

Ama olay siyasi olsa da bu kutlama eyleminin kendisi siyasi değildir. Yalnızca o kişiyi, birkaç kişiyi ilgilendirmektedir çünkü.

Siyaset çokluklarla ilgilidir oysa. Koskoca bir sınıfı, bütün bir ülkeyi, insanlığı konu edinmeyen siyaset olmaz ki.

Bugün, yani 2020’de Türkiye Komünist Partisi yalnızca içinde olanları ilgilendiren bir olgu olsaydı, toplumun, emekçi halkın, insanlığın geleceğiyle ilgili bir anlamı bulunmasaydı, olay onuncu veya ellinci mezuniyet tarihinde buluşan okul arkadaşlarına benzerdi.

Hoş olabilir, güzel olabilir, mutlu edebilir, gözleri yaşartabilir.

Ama kendisinin dışında kimseyi “çağıramaz”, kimseyi “katamaz.” Siyasette çoklukları çağıramayan, kendisine katamayan, kendinden çok öte bir ufka gözlerini dikmeyen yok hükmündedir.

Türkiye Komünist Partisi, o kalabalıkların ne kadar farkında olduğundan bağımsız biçimde büyük bir çağrının sahibi, kendisidir. Bu nedenle yüzüncü yıl kutlanabilecek bir şeydir.

*     *     *
Dönüp yüz yıla baktığında boşa tüketilmiş ömürler görenleri boş verin. Hiçbir zafer yenilgisiz bir geçmişin üstüne bina edilemez. Dolayısıyla geçmişte bir sürü yenilgi yaşanmış olmasını, boşa tüketilmiş olmanın kanıtı saymak hakikaten ahmaklık olur.

Geçmişte büyük emekler, fedakarlıklar görmek ise… zannetmeyin ki yeter. Hayır yetmez.

Bu emekler, fedakarlıklar bugünle ve gelecekle bağlantılandırılabiliyor mu? Soru budur. Bu sorunun yanıtı olumsuz çıkıyorsa emek sahiplerine, o özverili insanlara içiniz ısınabilir. Ama bu sıcaklık siyasetle değil vicdanlarla ilgili olur. Bugün kendi varoluşunu ve geleceğe ilişkin öngörülerini geçmişin emekleriyle bağlantılı olarak tanımlayabilen kimse yoksa, geçmiş ölüdür.

2020’nin Türkiye Komünist Partisi’nin “Patronların Ensesindeyiz” sözü 1946’da hakkını almak için sendikalar, sendika birlikleri oluşturanların sözüyle bağlantılı mıdır? Bugün komünist gençler “yolumuz işçi sınıfının yoludur” sloganını hissedebilmekte midir? Sosyalist ülkeleri hatırlarken yine olsa yine yaparız diyebilmekte midir bugünün komünistleri?

Eğer böyleyse kutlanacak bir yüzüncü yılınız var demektir.

*     *     *
Peki ya yanlışlar? Biz bizeyiz; olmayacak hatalar var geçmişimizde! Göze alamayışlar var…

Bunlara bakıp tarihi inkâr edecek kadar içi kararanları veya bunları alaya alabilenleri boş verin. Yanlışsız hayat mı olurmuş!

Bugün mücadele edenler, geçmişin o yanlışlarını kendi yanlışları olarak hissediyorlarsa tarih durmuş değil, devam ediyor demektir. Biz daha iyisini yaparız o sendikaların. Biz yanılmayız bir daha burjuvazinin demokratlığı konusunda. Biz enternasyonalizmi öyle anlamayız bu sefer. Bir dahaki sefere devrimi denemekten hiçbir şey alıkoyamaz bizi!

Hata bizimdi, doğrusunu da biz buluruz. 2020’nin Türkiye Komünist Partisi doğrusunu bulacağını iddia ettiği için, tarih geçmiş olmamış demektir. Yüzüncü yılı kutlamakla geleceğe yürümek bir ve aynı şey oluverir.

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/yuzuncu-yila-kutlama-277414



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.637
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

15 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.02.2020- 07:25


TKP: Hepimiz yüz yaşındayız…

Resim Ekleme


TKP bir marka değil, TKP devrimin aracıdır!

Orhan Deniz

Ülkemizin en eski siyasi partisi, Türkiye Komünist Partisi, artık asırlık bir çınar. Mücadeleyle, kavgayla, kazanımlar ve geri düşüşlerle, bazen bir avuç insanın inadında bazen yüz binlerce emekçinin yumruklarında var olarak, sürekli fiziki olarak yok edilme tehdidi altında kalıp işkencelerde, cezaevlerinde direnerek, her zaman uluslararası komünist hareketin bir parçası, sosyalist ülkelerin büyük bir dostu olarak, her yıl yaş alan ama hep genç kalan bir çınar…

Parti’nin yüz yıllık tarihinin büyük bir bölümünün gizlilik koşullarında, hem yurtiçi hem yurtdışı ayaklarıyla birlikte yaşanmış olmasının bir sonucu olarak Parti’nin tarihiyle ilgili birçok belge yeni yeni ortaya çıkmakta, anılara ya da kişisel aktarımlara dayanan tarih anlatımı çerçevesi daha net, gerekçeleri daha belirgin bir hale bürünmekte.

Bu yazıda Parti’nin asırlık tarihinin önemli dönemlerine işaret edecek, genel bir çerçeve çizmeye çalışacağız.

Kuruluş

TKP, 10 Eylül 1920’de Bakü’de yapılan kongre ile kurulur. Kuruluş öncesi İstanbul’da, Anadolu’da ve Ekim Devrimi ile başlayan dalganın karşı-devrimi silip süpürdüğü coğrafyalarda Türkiye’nin komünist partisini kurmak iddiasıyla harekete geçen irili ufaklı birçok örgütün varlığı söz konusudur.   Bakü Kongresi bu açıdan sadece bir kuruluş kongresi değil, aynı zamanda bu irili ufaklı ve dağınık örgütlenmeleri toparlayan bir birlik kongresidir.

TKP’nin kuruluştan sonraki en önemli politik adımı Anadolu’ya dönüp ulusal kurtuluş mücadelesine katılma kararı almasıdır. Dönemin politik haritası ve güç dengeleri düşünüldüğünde oldukça cüretli olan bu adım ülke tarihi açısından da derslerle dolu olan bir hesaplaşmayla sonuçlanır. İçlerinde Parti’nin ilk genel başkanı Mustafa Suphi ve ilk genel sekreteri Ethem Nejat’ın da olduğu öncü kadroları Karadeniz’de katledilirler.

15’lerin katlinden 1920’li yılların sonlarına kadar geçen süre TKP’nin üzerindeki tüm baskılara, yasaklamalara ve tutuklamalara karşın aydınlar ve işçiler içerisinde örgütlendiği, mücadeleyi geniş kitlelere yaymaya çalıştığı, bir yandan da Parti içinde ciddi mücadelelerin verildiği bir dönemdir. 1922 yılında 2.Kongre, 1925 yılında 3. Kongre toplanır. 3. Kongre sonrası parti yönetiminde görev alan Şevket Süreyya Aydemir ve Vedat Nedim Tör’ün ihanetleri sonucu da Parti örgütlenmesi büyük yara alır.

2.Savaş ve sonrası

1930’lu yıllarda yükselişe geçen faşizm doğal olarak uluslararası komünist hareketin de en önemli mücadele başlığı haline gelir. Faşizm tehdidine karşı reel sosyalizmin korunmasını ve anti-faşist cephe politikalarını öne çıkaran Komintern, üyesi olan partilerden de bu politikalar doğrultusunda çalışma yürütmesini ister. Bu politikanın TKP için örgütsel karşılığı adem-i merkeziyetçilik, başka bir deyişle desantralizasyon olur.

2.Savaş’ın sonlarına doğru örgütsel toparlanmayı sağlayan Parti 1946 yılındaki yasal olanaklardan faydalanarak önemli bir sıçrama gerçekleştirir. Bu yıl içerisinde kurulan iki yasal parti ve işçi sendikaları Parti’nin açık alan çalışmalarındaki büyük deneyimlerdir.

Komünistlerin bu yükselişine düzenin yanıtı parti ve sendikaları kapatmak, uluslararası alandaki anti-komünist politikalara da uygun olarak komünist avı başlatmak olur. Bu açıdan bakarak TKP’nin ülke içindeki örgütsel varlığını yirmi yıldan uzun bir süre sonlandıran 1951Tevkifatı’nın Türkiye’nin emperyalizme bağımlılığının anahtar hamlelerinden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir.

1960’lar ve TİP, 1970’ler ve Atılım

1960’lı yıllar solun, sosyalist solun, yükseldiği ve geniş kitlelerle buluştuğu yıllardır. Türkiye İşçi Partisi 13 Şubat 1961’de bir grup sendikacı tarafından kurulur. Kısa bir süre sonra TİP’in yönetim kademesini oluşturacak Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sadun Aren gibi isimler TİP’e katılırlar. Bu isimlerin tamamı TKP üyesidir ve TİP TKP’nin şartsız desteklediği bir parti olarak çalışmalarını sürdürür; öyle ki, TKP ülke içinde örgütsel bir çalışma yapmama kararı alır.

12 Mart darbesi ve solun fiziki olarak ezilmesi politik mücadeleyi kesintiye uğratsa da TKP’nin ülke içindeki varlığının zorunluluğuna da işaret eder. 1960’ların mücadeleli yıllarında pişen genç devrimci kadrolarla buluşan Parti 1973 yılında alınan Atılım kararıyla ülke içindeki çalışmalarını başlatır. Atılım kararıyla harekete geçen Parti örgütü kısa süre içerisinde işçi sınıfı, gençlik ve kadınlar içerisinde geniş bir kitleyi harekete geçirebilir hale gelir. 1970’li yıllardaki devrimci yükselişin en güçlü öznelerinden biri olan Parti, özellikle DİSK içerisindeki örgütlenmesiyle sınıfın neredeyse tek temsilcisi haline gelir.

12 Eylül, dağılma ve yeniden kuruluş

12 Eylül darbesi sonrası örgütsel varlığını, çeşitli darbeler alsa da, devam ettiren TKP’nin iki ana gündemi 1) 5.Kongre’nin yapılması ve 2) TİP ile yürütülen birlik görüşmeleridir. 5.Kongre 1983 yılında yapılır ve TİP ile birlik görüşmeleri 1987 yılında Türkiye Birleşik Komünist Partisi’nin kurulmasıyla sonuçlanır. Parti 12 Eylül sonrası en ciddi tıkanmayı Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle birlikte yaşar. Hem 12 Eylül yenilgisi hem de Sovyetler Birliği’nin çözülüşü Parti’de farklı kademelerde görev almış bazı yöneticilerde politik ve ideolojik savrulmalara yol açar. Geleneksel sol bölmenin iki partisinin güçlerini birleştirmesi olarak düşünülen TBKP örgütsel ve ideolojik dağılmanın adresi olur. Marksizm-Leninizme bağlı parti üyeleri sonraki süreçte farklı örgütsel formlarda mücadelelerine devam ederler.

TKP’nin tekrar ve bu sefer yasal bir parti olarak kuruluşu 2001 yılında gerçekleşir. Tarihsel TKP’nin örgütsel devamı olmayan, kendini uluslararası komünist hareketin bir parçası ve mirasçısı olarak tarif eden Gelenek-Sosyalist Türkiye Partisi-Sosyalist İktidar Partisi hattı siyasi partilerin isimlerinde komünist kelimesinin kullanılmasıyla ilgili yasağa karşı yürüttüğü kampanyayı Türkiye Komünist Partisi ismini alarak sonlandırdı. 11 Kasım 2001’de gerçekleşen kongre 1920 yılında başlayan partili mücadeleyi sahiplenen tüm komünistlere de bir birlik çağrısı oldu.

TKP 2001 yılındaki yeniden kuruluşundan itibaren ülkenin tek umudu olduğunu yaptığı kampanyalar, örgütlediği alanlarla tekrar ortaya koydu. Fakat, Parti’nin örgütsel bir formdan siyasal bir partiye dönüşmesi noktasında yaşanan tıkanmalar, farklı alanlarda çalışmaların büyütülmesi ve sürekliliğinin sağlanması noktasında engelleyici/yol tıkayıcı bir örgütsel yönetim tarzının varlığı bir iç tartışmanın doğmasına, büyümesine ve sonuç olarak bir ayrışmanın doğmasına neden oldu. Bugün Türkiye siyasetinde Türkiye Komünist Partisi’nin tarihsel mirasını sahiplenen birden fazla siyasi öznenin olmasının en büyük nedenlerinden biri budur.

Tabi, sözle sahiplenmek oldukça kolaydır. Aslolan TKP’nin yüz yıllık mücadelesinin ağırlığını kaldırabilmek, ömürlerini Parti’ye adamış parti kadrolarının emektarlıklarını bugün yeniden üretmek ve işçi sınıfı içinde kalıcı bir örgütlenmeyi yaratabilmektir. TKH’nin iddiası tam da buralardan gerçekliğe bürünecektir. TKP bir marka değil, TKP devrimin aracıdır!

https://gazetemanifesto.com/2020/pusula-tkp-hepimiz-yuz-yasindayiz-334286/



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Kavgamızın bir tarihi var melnur 0 1293 18.11.2016- 02:30
Konu Klasör 'Yargıda tarihi reform' melnur 0 2234 13.08.2013- 13:03
Konu Klasör 8 Mart'ın gerçek tarihi... melnur 1 1395 08.03.2018- 15:45
Konu Klasör Tarihi emperyalistler yazamayacak solcu 2 2227 27.04.2015- 01:43
Konu Klasör İşsizlikte tarihi rekor melnur 2 1547 16.05.2017- 11:37
Etiketler   TKP,   Parti,   Tarihi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS