SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
CHP’nin Seçim Kaybetme Nedenleri           (gösterim sayısı: 2.263)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
solcu
[ kemal ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.709
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: solcu
Konu Tarihi: 14.08.2014- 13:50


CHP’nin Seçim Kaybetme Nedenleri

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) karşısında dokuzuncu seçim yenilgisini aldı. Her seçim yenilgisinin ardından olduğu gibi, partide yine ‘istifa ve kurultay’ çağrıları yükselmeye başladı.

Resim Ekleme

Yenilginin nedeni olarak partili aday yerine muhafazakar seçmen için de cazip görülecek bir çatı aday formülünde ısrar edilmesi gösteriliyor. Ancak seçim sonuçları, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun MHP’yle CHP’nin ortak adayı olarak öne sürülmesiyle yaşama geçirilen formülün, dört ay önce yapılan seçimle karşılaştırıldığında, iki partide toplamda 5 milyon civarında oy kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Eski genel başkanlardan Hikmet Çetin’e göre, üç parti de birbirlerine danışarak aday belirleyebilir, ‘ikinci tura kalırsa hangisi her iki turda da sizin tabanınız için sempatik olur’ diye sorabilirdi. Böylece ‘çatı da tavanda değil, tabanda oluşurdu’.

CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler’e göre de, partilerin kendi adaylarını göstermeleri, örgütleri ve seçmen ilgisini canlı tutmak için eleştirel olurdu. Güler, ‘Ama iki kutuplu mücadele yürütebileceğimizi düşündük, bu yanlıştı’ diyor.

Tek neden gösterilen aday mı?

Peki CHP’nin yenilgisinde aday dışında da nedenler yok mu? CHP Bursa milletvekili ve sosyal antropolog Aykan Erdemir’e göre, temel sorun CHP’nin, özellikle Gezi olaylarının ardından oluşan siyasi iklimde geniş bir ittifak kuramamış olması.

Erdemir, Türkiye’de sosyal demokrat hareketin sağa karşı alanını genişletebilmesinin ancak ‘yeni orta sınıfları, bilgi ekonomisini, yeni sosyal hareketleri, gençliği, kadınları, çevre hareketini, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelim hareketlerini kendi bünyesinde toplayarak bir ittifak kurmasıyla’ gerçekleşebileceğini söylüyor.

Her ne kadar Gezi olayları sonrası CHP’de buna yönelik tartışmalar yaşansa da, Aykan Erdemir’e göre “Genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının da gösterdiği üzere; CHP henüz böyle bir ittifak kuramadı.”

Erdemir, “Türkiye’nin arayışı, temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek, AB sürecine hız verecek, hepsinden önemlisi rekabetçi bir bilgi ekonomisinin temellerini atacak, sosyal politika ayaklarını oluşturacak bir iktidardır. Bu iktidar da bence Türkiye’de merkez siyaseti savunan kesimlerle kuracağı büyük bir ittifaktan geçiyor” diyor.

‘CHP muhafazakârlaşarak kazanacağını sanıyor’

Ordu Üniversitesi’nden sosyal politikalar ve ekonomi uzmanı Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım’a göre ise, CHP’nin başarısızlığının nedeni, ‘kendi özgün programını, çıkarmak yerine sağa çeken Türkiye siyasetine uyum sağlama çabası’.

Yıldırım, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını da buna bağlıyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

“CHP, sağa çalışarak, iktidardaki dinsel, milliyetçi söylemlerle ancak ona benzeyerek, neoliberalizmin genel programını sorgulamaksızın, standart bir program etrafında toplumu kuşatabileceğini düşündü ve en sonunda Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir aday ortaya koydu.”

“Bu, bana göre, iktidar karşısında bir tür, ‘iktida’dır, yani taklit ederek onunla baş etme stratejisi benimsedi ama taklitler asıllarını güçlendiriyor. CHP’nin stratejisinin başarısızlığı biraz da buradan geliyor.”

Yıldırım, CHP’nin kendi özgün dilini, programını oluşturmak yerine toplumdaki genel geçerliliği muhafazakârlaşma olduğunu düşündü ve o muhafazakârlaşma üzerinden iktidar partisiyle yarışmaya çalıştı. Ancak bu da bir kaybetme stratejisine dönüştü.

‘AKP seçmeni inanmadı, CHP seçmeni katlanmadı’

Bu stratejiye tepki gösteren ve CHP’nin temel ilkelerinden bir süreliğine de olsa vazgeçme anlamına geldiğini ifade eden CHP İzmir milletvekili Birgül Ayman Güler de, AKP seçmenine yakın gelecek isimlerin tercih edilmesi için “Buna, ne AKP seçmeni inandı, ne de bizim seçmen katlandı” diyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray ise CHP stratejisinde hiçbir değişiklik yok. Aksine CHP, “omurgası sağlam bir parti”.

Farklı kesimlerin ortak faydaları için ‘her tür siyasi görüşte isimlere yer verdiklerini’ belirten Çıray, “CHP olarak toplumun siyasetini yapmaya çalışıyoruz. Bu seçimler haklı olduğumuzu gösterdi. CHP’de sosyalist olduğunu söyleyenler fikir hakkı buluyorsa, aynı partide merkez görüşlü kişilerin de kendilerini ifade etme hakkı olabilir. Aksi halde, her kesimden oy alamazsa CHP nasıl iktidara gelecek?” diyor.

‘İslamileşen hegemonya hızla CHP’ye geçiş yapmaz’

Deniz Yıldırım’a göre bunun yanıtı AKP tabanında değil, düzenden memnun olmayan yüzde 58’lik kesimde.

Yıldırım, “İslami dille kurulan bir proje; İslamileşen bir hegemonya ve bu yüzde 42’yi temsil ediyor. Bu kesimin CHP’ye hızlı bir geçiş yapması çok ütopik bir beklenti. Onun yerine bu tabana ulaşılabilecek sosyal adaletçi, özgürlüklerden yana bir programın ortaya konulması gerekiyor” diyor.

Bu programla yola çıkan HDP adayı Selahattin Demirtaş, ezilenlere, yoksullara ve dışlanmışlara yönelik söylemine karşılık bulmuş görünüyor. Seçim sonuçları Demirtaş’ın geleneksel Kürt seçmen tabanını özellikle CHP’den kayan oylarla genişlettiği anlaşılıyor. Bu da CHP’nin solda yarattığı boşluğu doldurmaya doğru ilk adımı attığı görüşlerinin dillendirilmesine neden oluyor.

‘Yolsuzlukla mücadele iyi değerlendirilemedi’

Her ne kadar bu seçimlerde CHP günlük politikayı kampanya diline daha fazla yansıtmış olsa da, CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir, partinin ‘aile sigortası’ projesiyle Türkiye’de ilk defa çok kapsamlı bir sosyal politika alternatifi sunduğunu söylüyor.

Ancak kampanyada CHP’nin örneğin ‘yoksullara yönelik’ politikası ve programları yerine ağırlıklı olarak AKP ve Erdoğan karşıtlığı ortaya çıktı. CHP İzmir milletvekili Rıza Türmen özellikle yolsuzlukla mücadele meselesinin iyi değerlendirilemediğini belirtiyor ve şu yorumu yapıyor:

“Sosyal demokratsanız, işin tabi ki sınıfsal yanı var. Ezilenden, garibandan, yoksuldan yana olacaksınız. İnsanların yoksul olmamak gibi temel insan hakkı vardır. Yolsuzluktan daha açık sınıfsal çelişki ne olabilir. Biz onu bir zemine oturtamadık.”

‘Kürt meselesinde de ikna edemedi’

AKP, Kürt sorunu ve barış süreciyle ilgili attığı adımlarla özellikle doğu illerinde de oylarını artırırken CHP’nin ise yine oy kaybı yaşadığı görüldü. Bu da CHP’nin ikna edici bir Kürt politikası olmadığına dair eleştirileri alevlendirdi.

SHP’nin 25 yıl önce, 1989’da hazırladığı ve çözümün demokratikleşme olduğu belirtilen Kürt sorununa yönelik tespitlerin ve önerilerin yer aldığı rapordan bu yana, CHP’den Kürt sorununun çözümü konusunda birşey yapılmadığı eleştirileri de var.

“CHP’nin belirli bir Kürt politikası var mı?” sorusuna CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir şöyle yanıt veriyor:

“Her ne kadar CHP’nin bütün il başkanlıklarına asılan afişlerle madde madde dile getirdiği bir çözüm önerisi olsa da, bu siyasetin toplumdaki karşılığının, bilinirliğinin çok yüksek olduğunu söylemek doğru olmaz.”

Batman’da gönüllü milletvekili olarak da görev alan Erdemir, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki düşük oy oranlarını da buna bağlıyor ve CHP’nin Kürt sorunuyla ilgili yapması gerekenleri şöyle ifade ediyor:

“CHP, daha inanç temelli siyaseti götüren AKP ve daha etnik kimlikli siyaset götüren HDP’nin ortasında üçüncü bir yol sunmalı. Bu üçüncü yol, özellikle bölgede gittikçe bireyselleşen, orta sınıflaşan, çağdaş kapitalist ilişkiler içinde yerini almaya çalışan ve kentli ve özgürlük taleplerini dile getiren kesimlerin sesi olmalı.”

Siyaset bilimi uzmanı Deniz Yıldırım’a göre ise, CHP’nin Kürt sorununa yaklaşımı ‘Ulus devleti Osmanlıcı anlayışla aşmak isteyen AKP ve ulus devleti demokratik özerklik anlayışıyla, demokratik çerçevede aşmak isteyen HDP arasında kalıyor ve MHP ile beraber, milli devletin özellikle Kürt sorunu üzerinden çok değiştirilmeden daha muhafazakâr İslami duyarlılığa uyumlu hale getirilmesinden yana bir siyasi çizgi benimsiyor’.

İhsanoğlu’nun aday gösterilmesinin de bu çizgiyi temsil ettiğini belirten Yıldırım, CHP’nin iç dengelerindeki farklılıkları da gözeterek şu yorumu yapıyor:

“Ulus-devlete bakış açısından, CHP, Kürt meselesine dair perspektifini bir bireysel mesele, bireysel hak sorunu olmasının ötesine taşıyamadı. Ama CHP içinde heterojen bir yapı, kendi siyasal dilini Kürt meselesi ve Kürt siyasi hareketinin Türkiye’yi böleceği kuşkusu üzerinden kuran bir ekip de var.”

Eğer erkene alınmazsa, 10 ay sonra genel seçimler yapılacak. Adalet ve Kalkınma Partililer, yeni seçim çalışmalarına cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları açıklanır açıklanmaz başladıklarını söylüyor. CHP’nin ise benzer bir adımı atmadan önce ‘yönüyle’ ilgili meseleleri çözüme kavuşturması gerekecek gibi görünüyor.

Çağıl Kasapoğlu

(BBCTürkçe)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
solcu
[ kemal ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.709
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: solcu
Cevap Tarihi: 14.08.2014- 13:53


CHP’nin sorununu kurultay çözmez

CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın kurultay çağrısı yaptığı konuşmayı bir gün sonra gazetelerden okuyabildim.Seçim öncesi tutumuyla mutabık olmadığımı önce söyleyeyim.

Resim Ekleme

Partinin şu ya da bu şekilde gösterdiği aday için aktif çalışma içinde olmayıp, sonra da kaybedilen seçim nedeniyle sadece lideri suçlamak bana ters geliyor.Tarhan’ın bu tutumuyla mutabık olmamakla birlikte, Kılıçdaroğlu’nun “tek başına”bir ortak adaya karar vermesi ve sonra bunu “parti disiplini” diye dikte etmesini de
onaylamıyorum.

Parti disiplini kavramı, gücünü parti içi demokrasiden alır.Parti içinde demokratik karar alma mekanizmaları işlemeli, herkes fikrini söylemeli ve sonra bir ortak karar alınmalıdır ki herkesin bu karara disiplinle uyması beklensin. Hem parti içi demokrasiyi işletmemek hem de parti disiplininden söz etmek, belki otoriter siyasi eğilimlere yakın partiler için geçerli olabilir ama sosyal demokratlık iddiasındaki partide bir “oksimoron” örneği olur!

Ve nitekim, iki yanlıştan bir doğru da çıkmadı.

Tarhan, Kılıçdaroğlu ve ekibinin, “kaybedilen seçimin sorumluluğunu üzerine almasını ve makamdan çekilme olgunluğunu göstermesini” bekliyor. “Umutsuzluk ve kaybetme döngüsü artık kırılmalıdır” diyor. Güzel sözler, bir demokraside, demokratik bir siyasi partide beklenmesi gereken davranışın gösterilmesini istiyor. Ama bunu söylediği basın toplantısından sonra gittiği yer Deniz Baykal’ın TBMM’deki odası!

Kaç seçim kaybettiğini hatırlamıyorum ama kaybedilen her seçimden sonra seçimi aslında nasıl kazandığını anlattığını gayet iyi hatırlıyorum. Baykal da arkadaşlarıyla değerlendirme yapmış ve şöyle demiş: “Ciddi bir özeleştiriye ve kadro yenilenmesine ihtiyaç var, bundan çekinilmemeli.”

Başkalarını bilmem ama ben tebessümle okudum.

Hiç yapmadığı bir şeyi, başkasından beklemek!

Şimdi CHP’de nelerin olabileceğini tahmin edebiliriz.

“Muhalif”ler kurultay toplamak isteyecekler, başarılı olamazlarsa bile büyük olasılıkla aynı şeyi Kılıçdaroğlu bu kez kendisi yapacak.

Belki muhalifler ayıklanacak, belki Kılıçdaroğlu gidecek.

Bunların hiçbiri CHP’yi değiştirmeye, Tarhan’ın sözünü ettiği “umutsuzluk ve kaybetme döngüsünü kırmaya” yetmeyecek.

Çünkü “değişim” bugünkü dünyayı ve Türkiye’yi kavrayıp, sorunlarına çözüm üreten, yeni bir şeyler söyleyen programlar üzerinden yapılmayacak.

Daha önce olduğu gibi bir kez daha “ekipler, hizipler, ittifaklar” üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılacak.

Parti yönetimi bir tür müzikli sandalye oyunu gibi, birileri kalkınca, başkalarının yerlerini kaptığı bir oyunla belirlenecek.

CHP’lilerin moralini bozmak istemem ama sorun bu partinin artık politika üretemiyor olmasında.

Politika üretemiyor, siyaseti “O dedi, ben dedim” üzerinden yapmaya çalışıyor.

Temsil edeceğini iddia ettiği kitleler ile organik bağlantısı yok, politika o kitlelerin ihtiyaçlarından ve yeteneklerinden bağımsız olarak yapılıyor.

Bu da küçük hesaplaşmalar için gidilecek kurultaylarla çözülecek bir sorun değil.

Mehmet Y.Yılmaz

Hürriyet



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
solcu
[ kemal ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.01.2014
İleti Sayısı: 1.709
Konum: Ankara
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: solcu
Cevap Tarihi: 14.08.2014- 13:56


Muharrem İnce'den sert çıkış

CHP'de sular durulmuyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra başlayan tartışmaya Muharrem İnce de katıldı. İnce sert sözlerle çatı adayı kararını eleştir ve kurultay çağrısı yaptı.

Resim Ekleme

(İleri - Haber Merkezi) Cumhuriyet Halk Partisi içindeki tatışmalar, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin yaptığı açıklamayla tekrar alevlendi. İnce yaptığı açıklamada çatı adayı kararını “Siyaseten cahillik, halkla inatlaşma” sözleriyle eleştirdi. Muharrem İnce de kurultay çağrısı yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin yaptığı açıklama şöyle:    

Türkiye kutuplaştı, kamplaşıyor ve bir diktatörlüğe doğru hızla ilerliyoruz. Dün hem İBB Başkanı hem Başbakan olan kişi bugün hem İBB başkanı hem Başbakan hem de cumhurbaşkanı. Bu diktatör yememize içmemize, çocuk sayımıza, dövmemize, giysimize, gösterimize karışıyor ve bunların hepsine tek başına karar veriyor. Yasama yürütme yargı medya onun tekelinde.

Geldiğimiz bu noktada Türkiye’nin kurucu gücü CHP derde derman olamıyor umut olamıyor ve AKP’nin belirlediği gündemde savrulup gidiyor. Ben bu konuşmayı partimin yetkili organalrında yapabilirdim yaptım da ama bir yararı olmadığını düşünüyorum artık.
Karar organları artık işlevini yitirmiştir.CHP’nin üst organlarında bu konuşmayı yapmanın hiçbir faydası yoktur.

Bu organlar istişare etme ve karar alma mevkileri olmaktan çıkmıştır. Bu organlar sayın genel başkanın kimlerle aldığı belli olmayan kararları onaylama makamına dönüşmüştür. Benim böyle bir ortamda itirazlarım şunadır.

1. Cumhurbaşkanı adayının tek başına belirlenmesi. Biz üç grup başkanvekiliyiz haberim TV’den oldu.

2. Sayın adayın partimizin önemli bir kesimiyle kan uyuşmazlığı olabileceğini düşünmemektir.

3. Sandığa gidiş heyecanı bir coşku yaratmak yerine tıpış tıpış gideceksiniz diyerek halkla inatlaşmaktır. Seçmen sandığa koşarak gitmelidir.

4. Birinci turda çatı aday göstermek matematik bilimiyle ters düşmektir. Ben kapalı kapılar ardında şunu söylemiştim: birden fazla adayın gösterilmesi katılımı arttır ve Erdoğan birinci turda seçilemez. Arkadaşlarımızı aday gösterelim katılımı arttıralım dedim. Bunu öngörememek siyaseten cahilliktir.

Seçim sürecinde sayın başkan risk aldığını söylemiştir. Bence ortada bir yenilgi bir hezimet var. Bu ortamda amacım partimi yıpratmak değildir. Bu riskin bedeli kurultaydır. Sayın başkan partiyi kurultaya çağırmalıdır. Yarıdan bir fazla imza toplandığı anda genel başkanlık zaten düşmüş demektir. Ben abimin, sayın genel başkanımın bu duruma düşmesini istemem. Hemen istifa etmelidir. Sayın genel başkan partiyi hemen kurultaya çağırmalıdır. Ben bugün gördüğüm durum itibarıyla sayın genel başkanın böyle bir tutumda olduğunu düşünüyorum.

Benim amacım ülkemin ve partimin gözlerimin önünde eriyip gitmesine çare olmaktır. Yok edilmiş iktidar olma arzusunu yeniden yaratmaktır. Gerçek partili kadrolarla birlikte birlik bütünlük duygusunu yeniden ortaya koymaktır. Benim amacım başarısızlıklarla yüzleşip CHP’yi iktidar yapmaktır. Derdimiz seçmeni tıpış tıpış sandığa göndermek değil koşa koşa aşkla heyecanla sandığa göndermektir. Bu basın toplantısın yalnız yaptığımı düşünmeyin. Benimle birlikte bu salonda CHP’nin vicdanı, iktidara susamış partinin evlatları, AKP faşizmini iliklerine kadar hisseden gözünü yaşamını kaybeden evlatlarımız var. Annelerinin hasret yakarışları var.

Benimle birlikte bu salonda zorunluluktan CHP’ye oy verenlerin umudu var. Benimle birlikte bu salonda Atatürk’ün devrimci ruhu var, İnönü’nün kararlı namuslu cesareti var, Ecevit’in dürüstlüğü var, Erdal İnönü’nün sosyal demokratlığı var, CHP’yi yeniden açıp ayağa kaldıran Deniz Baykal var. CHP ulu çınar olarak Türkiye’ye umut olmalıdır.

SORU CEVAP
ADAY OLACAK MISINIZ

Genel başkanlığa aday olacak kişi buna kendisi karar veremez. Partimizin tüzüğünde bu yok. delegeler karar verir. Aday olunmaz aday gösterilir kişiler. Ben partim için her şeyi yaptım. Gençlik kollarından bu yana çalıştım.Parti baraja takıldığında kimse uğramazken il başkanıydım.

GRUP BAŞKANVEKİLLİĞİNDEN İSTİFA EDECEK MİSİNİZ

Ben makam mevki peşinde değilim. Kimsenin beni uyarmasına gerek yok. ben ne zaman ne olacağını bilirim. Çok kısa süre içinde görürüsünüz zaten. Buraya yapışmış değilim. Beni kimsenin uyarmasına gerek yok.

KILIÇDAROĞLU’NU İSTİFAYA MI DAVET EDİYORSUNUZ
Ben kurultaya çağırıyorum. Görüşmelerine katılmadığım Hüseyin Aygün’e da sahip çıkarım, ulusalcı denilen Emine Ülker Tarhan’a da sahip çıkarım. Millet hırsızlarına sahip çıkıyor ben arkadaşlarıma mı sahip çıkmayacağım. Hepsi namuslu insanlardır. Ben bir grubun temsilcisi değilim. Kanatçı manatçı değilim. Ben CHP’liyim. Bir grubun kliğin fraksiyonun adamı değilim. Ben CHP’ye ömrünü vermiş bir insanım. Partinin her kademesinde görev yapmışım.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Fransız Devriminin Nedenleri bedrettin 0 1742 23.08.2014- 00:14
Etiketler   CHP’nin,   Seçim,   Kaybetme,   Nedenleri
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS