SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 
Yeniden "yurtseverlik" üzerine...           (gösterim sayısı: 11.721)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür etti.
45 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 10.09.2013- 17:13


SOL gazetesinde bugün, son çıkardığı kitap üzerine bir röportaj yayınlanmış. Kitabın adı "Türkiye Solunun Yurtseverlik Sınavı". Yurtseverlik konusunda "Marksist Çözümlemeler" bölümünde bir başlığımız var. İsteyen oradaki "düzenli" yazılardan detaylı bir bilgiye de sahip olabilir. Ama yine de böyle bir başlığa ihtiyacımız var. Tartışmak, sorgulamak ve üzerinde yeniden ve yeniden düşünmek için...

SOL gazetesindeki röportajda başlığı doğrudan ilgilendiren konuda şunları söylüyor K.Okuyan:

"...Lenin'in çok öfkeli olduğu bir dönem var yurtseverlik kavramına. Birinci Dünya Savaşı'nın başında başta Alman Sosyal Demokratları olmak üzere, belli başlı Avrupalı işçi partilerinin savaşta kendi sömürücü sınıflarıyla işbirliği yapması... Bilindiği gibi, bu büyük ihaneti "yurtseverlik"le açıklamaya kalkmıştı sosyal demokrat önderler. Doğru ama bilinmeli ki, Alman sosyal demokrasisi, çok daha önceleri sorunlu bir çizgiye yerleşmişti. Ve mesele 'emperyalist sol' meselesi, turtseverlik değil. Dolayısıyla bugün yurtseverlik kavramına saldıran liberal eğilimli marksistlerin de içinde yer aldığı geleceği son derece kirli. Daha açık söylemek gerekirse, yurtseverliğe saldıranlar ya emperyalist cephenin parçasıdır, ya da fazlasıyla saf!"

SOL'da yayınlanan bu konuşmada, Okuyan bu konuyu ve başka birtakım konuları, ki, bunların içinde Marks'ın manifestoda söylediği "işçilerin vatanı yoktur" önermesi de var, genel bir tarihsel çerçeve çizerek ele almaya çalıştığını belirtiyor. ( Kuşkusuz edinilmesi ve okunması gereken bir kitap.)

Konuya döndüğümüzde yurtseverliğin sınıflı bir toplumda bir solcu, bir sosyalist için elzem bir konumlanış olduğunun her koşulda altını çizmek gerekiyor. Yurtsever olunmadan anti-emperyalist nasıl olunabilir? Böyle bir şey mümkün mü? Yurtseverliği milliyetçilikle eş anlamlı alıp, bunu sosyal şovenizme kadar uzatanlar, ve bunu yaparken de Lenin'in 2.enternasyonalcilere söylediklerini ( yine hiç anlamadan) ortaya dökenler halt ediyorlar! ML hiç bir zaman ansiklopedik bir sözlük değildir. Herhangi bir zaman ve mekan kaygısı duymadan ve ML'in devrimci özünü hep kulak arkası edenler, bu tür yanılgılar içine çok rahat sürükleniyorlar. "Yanılgı" sözcüğünü kullanıyorum, gerçekte, ve özellikle sözde sol-sosyalist forumlardaki sözde solcularda bu sözcüğün yerine "önyargı" koymöak gerek. Hatta daha ileri gidip, Kürt Ulusal Hareketi gözlüğüyle konuları değerlendirmek olarak da ifade edebiliriz.

Bir daha yinelemek gerek: Lenin 2.enternasyonalcileri anayurt savunması adı altında burjuva iktidarlara destek olduğu için yermiştir. Bu konudaki eleştirilerin altında hep bu neden vardır. Özellikle Alman sosyal Demokrat partisini köylü Rusya koşullarından çok daha uygun koşullara sahip olmasına rağmen, iktidarı almak, savaşı proletarya lehine kullanmak varken, burjuva saflarına geçişleri ve kendi emperyal hükümetlerini destekledikleri için eleştirir. Onları burjuva saflarına geçiş anlamında oportünist, sosyal şoven olarak niteler. Lenin'in bu kapsamdaki eleştiriler 2.enternasyonal dönekliğin çerçevesi dahilindedir ve bu eleştirilerde doğrudan doğruya "anayurt savunması" ve "yurtseverlik" yoktur.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.09.2013- 19:45


Ne yazık ki, sözde sol-sosyalist forumlarda sosyalist bir konumlanışa rastlayabilmek pek mümkün olmuyor. Bunun nedeninin, özellikle bu sanal ortamlarda "sosyalist konumlanışın" kürt ulusal hareketine yedeklenme biçiminde ortaya çıkmasıdır. Kürt ulusal hatreketi sempatizanları, kendi ulusal-milliyetçi duruşları nedeniyle kendisine yedeklenmeyen her siyasi anlayışı faşist olarak niteleme eğilimindeyken, bu arkadaşlarla aynı çizgide bulunan ama çizgisini "keskin sosyalist" olarak algılanması yönünde çaba harcayan "enternasyonal solcular(!)" için durum biraz daha farklı olmaktadır. Onlar bu durumu internetten buldukları birtakım Lenin alıntılarıyla yapmaya çalışmakta, bunu yaparken de ML öğretinin "devrimci öz''ünden habersiz oldukları için kürt ulusalcısının "faşist" dediklerine onlar "sosyal şoven" diyebilmekte ve ardından yine benzer karalamalarla, buradaki samimi sempatizanlara yanlış bir bilinç dayatmaktadırlar.

Solcular "anayurt savunması" yapmazmış!
Ve dolayısıyla sosyalistler "yurtsever" olmazmış!

Lenin'in 2.enternasyonal dönekleri için kullandığı kavramları genelleştir ve sonra da önüne geleni karala!

Aynı şeyi UKKTH konusunda da yapıyorlar. Yine intenetten buldukları bir iki Lenin alıntısını alıyorlar, ve sanki Lenin UKKTH konusunda o alıntıya tamamen ters bir şeyler söylememiş gibi, sanki Lenin BUND olayında farklı şeyler söylememiş gibi, sanki Lenin halkları birbirinden soyutlayacak her türlü çitleri reddetmemiş gibi, ve bu konuda her türlü özerklik ve federasyona karşı çıkmamış gibi, ve sanki Lenin özellikle Ukrayna konusunda bağımsızlık isteklerini reddetmemiş gibi...

Benzer durum, anayurt savunması ve yurtseverlik konusunda da var.

Lenin'in anayurt savunması konusunda, tıpkı UKKTH konusunda olduğu gibi, tıpkı her konuda olduğu gibi işçi sınıfının enternasyonal çıkarlarının önceliksiz savunulması gereken bir ilke olduğunu anlayamıyorlar. Bir sosyalisti, bir ulusalcıdan, bir liberalden ve bir ulusal hareket kuyrukçusundan ayıran nitelik de bu değil mi?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
proleter
[ tek yol devrim ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
İleti Sayısı: 406
Konum: Yalova
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: proleter
Cevap Tarihi: 11.09.2013- 19:48


Sn.melnur;

Lenin'in anayurt savunması konusunda ikinci enternasyonalciler için söylediklerinin dışında bir konuşması ya da makalesi var mı?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.09.2013- 19:53


Evet, var! "Marksist çözümlemeler" bölümünde Onur Aksoy'ın yurtseverlik başlığındaki yazısını okursanız orda bunun örneği var. Ama bizim sözde sol-sosyalist forumların sözde "enternasyonal solcuları" sadece görmek istediklerini görmeye-duymaya alışmılar, öyle tekdüze bir yolda gidiyorlar.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 14.09.2013- 18:30


Lenin'in mektuplarından bir alıntı:

Komünist Manifestosu'ndan bir yer aktarıyorsunuz(çalışan insanın yurdu yoktur)ve onu neredeyse kayıtsız şartsız,milli savaşların tanınmamasını bile içine alacak şekilde uygulamak istiyorsunuz.Marksizmin bütün ruhu,bütün sistemi,her önermenin a)yalnız tarihi bakımdan,b)ancak diğerleri ile ilgili olarak,c)tarihin somut denemeleri yönünden incelenmesini ister.Anayurt,tarihi bir kavramdır.Anayurt,bir çağda,ya da daha doğrusu milletin onu ezenleri devirmek için mücadele ettiği anda bir şeydir,milli hareketlerin çok gerilerde kaldığı anda başka bir şey "Üç tip ülke" için anayurt üzerine tek bir önerme olmayacağı gibi,onun savunması konusunda da her türlü şartlar altında da aynı şeyler uygulanamaz.Komünist Manifestosu'nda çalışan insanın yurdu yoktur deniyor.Doğru.Ama orada yalnız bu söylenmiyor.Orada,milli devletler kurulduğu zaman,proletaryanın oynayacağı rolün bir özellik kazanacağı da söyleniyor.İlk önermeyi(çalışan insanın yurdu yoktur)alıp bunun ikincisiyle(işçiler,burjuvazi ile aynı anlamda olmamakla birlikte milli bir sınıf teşkil eder)ilişkisini unutmak pek yanlış olacaktır.Öyleyse bu ilişki nerededir?Bence bu ilişki şu gerçektedir ki,demokratik bir harekette(böyle bir anda,böyle somut şartlar içinde)proletarya bunu desteklemeyi reddedemez(ve bunun sonucu milli bir savaşta anayurdun savunmasını destekler).Marx ve Engels Komünist Manifestosu'nda çalışan insanın yurdu yoktur diyorlar.Fakat aynı Marx çok defalar milli bir savaş için çağrıda bulundu:Marx 1848'de Engels 1859'da(po ve ren kitabının sonunda Almanların milli duygularının kıvılcımlandığı anda onları milli bir savaş vermeğe çağırdı).Engels 1891'de Fransızlar(boulanger)+Aleksandr III'ün Almnlara karşı giriştikleri tehditler ve savaş hazırlıkları karşısında "anayurdun savunması" gereğini hiç itirazsız kabul etti.Marx ile Engels,bugün başka,yarın başka şey söyleyecek,kafası karmakarışık kişiler miydi?Hayır.Bence milli bir savaşta "anayurdun savunması"Marksizmin gereklerine tamamen uygundur.1891'de Alman sosyal demokratlarının,Boulanger+Aleksandr III'e karşı anayurtlarını savunmaları gerekirdi.Bu,özelliği olan bir milli savaştı"

Lenin bunları yazmış. "Milli savaş"lardan, "anayurt savunması"ndan sözediyor. Olumlayıcı bir dil kullanıyor burada. Bu yazıyı bugüne uyarlayarak sözde sol-sosyalist forumlara kendi adınızla asın, eminim forumdan gönderilir ve arkanızdan da "sosyal faşist", "ulusalcı" veya akıllarına gelen her türlü hakaret sıralanırdı. Çünklü onlar internet ortamında Lenin'in ikinci enternasyonalcilere yönelttiği eleştiride donup kalmışlardır. Şimdi böyle bir yorumu da görmezlikten geleceklerdir. Çünkü amaç üzüm yemek değil. Amaç kuyrukçuluklarını destekleyecek her türlü argümanı, gerçekte o argüman farklı şeyler anlatmış olsa da, öne çıkarmak, tersi örnekleri de halının altına süpürmektir. Böyle yapıldığı için de ML öğreti anlaşılamıyor. Sadece bu örnekte değil. Aynı sorun UKKTH konusunda da var. Leninistlikleri sadece lafta. Sadece yanlış algı çabasında ortaya çıkıyor. Gerçekteyse, liberal esintileri Lenin ve Marks alıntılarıyla parlatmaya çalışmaktan başka bir şey yaptıkları yok.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
iskra
[ ..... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 30.08.2013
İleti Sayısı: 57
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: iskra
Cevap Tarihi: 15.09.2013- 17:02


Buradan anlaşılması gereken şey ne? Lenin ikinci enternasyonalcileri yurtseverlikle, sosyal şovenizmle suçlarken, buradaki yazısında anayurt savunmasını olumluyor. Bunu bir çelişki olarak görmeyeceksek, nasıl yorumlamalıyız? ?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 15.09.2013- 20:16


Çok basit;; her olayı, her durumu kendi özgünlüğünde ele alıp, işçi sınıfının enternasyonal çıkarlarının süzgeçinden geçirerek değerlendirmek gerekiyor. Bu yüzden ne, her "ulusal savaşı" anayurt savunması olarak ele almak doğrudur ve ne de, her anayurt savunması iddiasını yurtseverlik olarak nitelemek....

Lenin 2.enternasyonalcileri "sözde anayurt savunması" nedeniyle eleştiriyordu. Anayurt savunması için değil. Çünkü 2.paylaşım savaşı özellikle Almanya için bir anayurt savunması değildi. Üstelik o koşullarda Alman sosyal Demokrat partisi en güçlü" gözüken bir parti konumundaydı. Lenin 2.enternasyonalcileri, hükümete destek oldukları ve savaşı proletaryanın iktidar savaşına dönüştüremedikleri için döneklikle ve ihanetle suçlar. O dönem için Lenin'in sözlerini alıp, bağlamından da kopararak genelleştirmek ve gerçekte , Lenin'in deyimiyle "milli bir savaş" için ve gerçek bir "anayurt savunması" için de kullanmak bilinçli yapılan bir tercih değilse, tamamen bilgisizliktir.

Bugün ülkemizde çözüme kavuşturulamayan bir kürt sorunu var. Ne yazık ki, bu sorun sosyalist sol için de bir turnusol kağıdı işlevi görmektedir. Elbette bir sosyalist, kürt halkının her türlü demokratik ve kültürel haklarının mücadelesine destek olmalıdır. O hakları savunmalıdır.Bunun tartışılacak bir yanı yok. Tıpkı HES'lere karşı mücadeleyi desteklemesi gibi. Bu anlamda her türlü çevre konusunda duyarlıklar da göstermelidir. Sistemin ötekileştirdiği eşcinsellerin de yanında olmalıdır; örnekler arttırılabilir. Ama bir sosyalisti sosyalist yapan şey, hiçbir mücadelenin işçi sınıfı mücadelesinin önüne koyulamayacağının bilincinde olmasıdır. Eşcinsellerin hakları da, öçevresel duyarlıklar da, kürt halkının yurttaşlık temelindeki hakları da sadece ve sadece sınıfsal (sosyalist) mücadeleye tabi olarak yürütülür. Hayatını çevresel duyarlıklara adayan bir kişiyle, eşcinsellerin demokratik hakları için mücadele edenlerle, siyasetini kürt halkının mücadelesiyle örtüştürenlerle de farkımız budur, bu olmalıdır. Yoksa bir liberalden farkımız ne olabilir?

Konuyu soruya bağladığımızda, kürt sorununa yedeklenmeyen her parti ya da grup, özellikle kürt ulusal hareketine yedeklenen "enternasyonalist solcular(!)" kürt ulusal hareketine yedeklenmemenin karşılığı olarak kullanmaktadırlar. Anayurt savunması bu bağlamda gündeme getirilmekte ve bu konuda işçi sınıfının enternasyonal çıkarları bu kişi ve gruplar tarafından reddedilmektedir. Çünkü konumlandıkları nokta nedeniyle artık işçi sınıfının enternasyonal çıkarlarını öne çıkarmanın anlamı kalmamaktadır. Zaten böyle yapabilseler, bilimsel sosyalizmin bu en temel niteliğini kavrayabilseler böyle bir konumlanış içine girmezler, yedeklenmeyi ve kuyrukçuluğu sosyalist olmanın bir zorunluluğu olarak görmezlerdi.

Konu belki de biraz saptı; ama kısaca şunu söylemek gerek. Sadece anayurt savunması konusunda değil, hemen hemen her konu ve durumda bir sosyalistin alacağı siyasal konum işçi sınıfını güçlendirip güçlendirmediği, sınıfsal mücadeleye bir katkı yapıp yapmaması, sınıfsal mücadeleye alan açıp açmaması gibi, kısaca sınıfın enternasyonal çıkarları olmalıdır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
denizcan
[ devrimci ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 24.12.2013
İleti Sayısı: 2.431
Konum: Trabzon
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: denizcan
Cevap Tarihi: 08.11.2014- 10:11


Yurtseverlik ve laiklik-Metin Çulhaoğlu

Anlaşıldığı kadarıyla herkes aynı görüştedir ve sıkça dillendirilmektedir: “Dış politika denilen şey artık Türkiye’nin iç meselesi olmuştur.”

Vurguyu biraz daha güçlendirelim: AKP iktidarında Türkiye,   kendi rejimini, iç dengelerini ve geleceğini,   cumhuriyet tarihinin önceki hiçbir döneminde olmadığı kadar bölgedeki gelişmelerin etkisine doğrudan açmıştır…

İsteyen, bu vurgunun altını Kürt meselesi, AKP iktidarının ABD ve Avrupa ile ilişkileri, bugün yekpare gibi görünen egemen blokun kendi iç dengeleri ve benzeri başka başlıklarla doldurabilir ve detaylandırabilir.

Bir tarafta durum böyleyken, sol-sosyalist siyaset de temel çizgisini belirleme, kendi siyasetini toplumun geniş kesimlerine benimsetme gibi bir gündeme sahiptir. O zaman şunu mu demek gerekiyor: Sol siyaset, az önce kısaca anlatılan durumdan hareket etmeli, kendi siyasal çizgisini buna göre belirlemeli, toplumsallaşma çabalarını da gene aynı temaya oturtmalıdır…

Düz mantık belki böyle diyecektir.

Ne var ki, insanların gündelik yaşamlarında hemen bire bir karşılık bulması mümkün olmayan gelişmelerden söz ediyoruz. Bu anlamda her şeye rağmen “dışsal” denebilecek süreçlerin, ülke içinde geniş kesimlerin hassasiyetlerine doğrudan değen, bu kesimleri siyasallaştırıp harekete geçiren güdüler olarak başat duruma gelmesi pek mümkün görünmemektedir. Bu söylenen, egemen blok için de geçerlidir, ona muhalefet eden güçler için de…

İsterseniz daha basitleştirerek söyleyelim: Ülkedeki sol-sosyalist siyaset, kendi hattını ve toplumsallaşma çabalarını “Ey ahali, bakın Türkiye kendi bölgesinde nerelere sürüklendi, bizi daha neler bekliyor bir bilseniz…” şeklinde özetlenebilecek bir temele oturtamaz. Oturtmaya çalışırsa, ileride bir ihtimal ortaya çıkabilecek çok özel durumlar dışında, karşılık bulamaz.  

O halde sol-sosyalist siyasetin bir bakıma özel bir güçlükle karşı karşıya olduğu söylenebilir: Yakından izlenmesi, değerlendirilmesi ve ihtimallerinin hesaplanması her zamankinden daha can alıcı önem taşıyan bir başlığın, siyasal hat oluşturmada ve toplumsallaşmada o kadar da başat ve belirleyici olmaması…

Böyle bir yarılmanın, bir anormallik ya da garabet sayılmaması gerekir. Olabilir ve üstelik genellikle böyle olur. Ayrıca, çok can alıcı bir gerçekliği içeriye, topluma yansıtmak çok güç görünüyorsa, bu kez içeriden, verili toplumsallıktan hareket ederek o gerçekliğe uzanmak gibi bir yol da vardır.

İşte burada seçici olmak gerekmektedir.

“Seçicilik” derken başka gündemlerin listeden tamamen düşürülmesi değil, sözü edilen can alıcı gündeme en fazla değecek “iç” gündemlerin ön plana çıkarılması kastedilmektedir.

Sınıf, sınıfsallık, eşitlik ve özgürlük…

Bunlar mı?

Evet, bunlar temeldir. Her yerde, her zaman böyledir ve Türkiye bugün bölgedeki konumu dolayısıyla çok özel bir dönemden geçiyor olsa da olmasa da bunlar sol-sosyalist siyasetin demirbaşlarıdır.  

Ancak asıl önemli olan, “en yukarıya” yani özel konjonktür gündemine de değecek şekilde bunların üzerine nelerin konulması gerektiğini belirlemektir.

Hiç tereddüt etmeden iki başlık söyleyebiliriz: Yurtseverlik ve laiklik…

Evet, yurtseverlik ve laiklik, en temeldeki demirbaş olan sınıf mücadelesini, en yukarıda duran “Türkiye’yi ne gibi gaileler bekliyor?” sorusuna bağlayacak ara halkalardır.

Yurtseverlik, bu toplumun mayasında olan ve işlendiğinde insanları emperyalizmin karşısına dikecek, daha özel olarak da Türkiye’nin sonu belirsiz maceralara sürüklenmesine dur diyecek bir duyarlılık, bir motiftir.

Laiklik, bu toplumda önemli ölçüde tutmuştur ve ülkeyi daha nerelere taşıyacağı meçhul dinci gericiliğin karşısına çıkarılabilecek en etkili silahlardandır.

İkisini de hakkını vererek kullanmak gerekiyor.

Kadın, çevre, yurttaşlık, haklar, barış…

Başkaları da sayılabilir; ancak, bunların arasında yurtseverlik ve laiklik vurgularıyla bağdaşmayacak herhangi biri gösterilebilir mi?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.914
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.11.2014- 13:04


Yurtseverlik konusunda yeteri kadar yazı ve yorum var forumumuzda. Okuyanlar yararlanacaklardır; ama şunun altını bir kez daha çizmekte yarar var. Sosyalist sol yurtseverliği dışlayarak bu ülkede bir arpa boyu yol alamaz. Emperyalizmin at koşturduğu bir bölgede, emperyalizmin taşeronu olduğu her olayda ortaya çıkan gerici bir iktidarın yönetiminde yurtseverlik sosyalist solun geniş iri haline getirmiş ve bu ülkede kitlelerle bağ kurabilmesinin öncelikli siyasi araçlarından biridir. Sosyalist devrim perspektifi gibi bir ilkeyi sosyalist ideolojiyi savunmanın öncelikli ilkelerinden biri haline getirmiş kişi/örgüt/parti için yaşamsal bir niteliğe sahiptir. Sadece taktiksel anlamda değil, stratejik açıdan da yurtseverlik sosyalist ideoloji için vazgeçilmez bir konumlanıştır. Bu ülkeyi seviyorsak, bu ülkede sömürenlerle kavgamız varsa, bu ülkede işçi sınıfının mutlaka iktidara gelmesini ve kendisini ulusun temsilcisi haline getirmesini savunuyorsak mücadelemizin emperyalizmle ve kapitalizmle olduğunun bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor.   Bu konumlanışı somut bir çehreye kazandıracak duruşun adıdır yurtseverlik. İdeolojik konumlanışın emperyalizm ve kapitalizm karşıtlığında ülkedeki işçi sınıfı ve emekçi halkla bağ kurabilmenin zorunlu siyasi bağlarından biridir, yurtseverlik.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Yeniden 'tarihsel blok' üzerine melnur 1 1887 09.06.2019- 10:19
Konu Klasör Yeniden kuruluş, yeniden doğuş denizcan 0 2883 04.02.2015- 11:08
Konu Klasör Yurtseverlik ve dış politika melnur 0 3300 20.09.2013- 21:47
Konu Klasör Milliyetçilik ve yurtseverlik ilkay 0 5030 18.03.2014- 22:41
Konu Klasör Yurtseverlik ve Aydınlanmacıık solcu 2 3972 02.10.2014- 10:28
Etiketler   Yeniden,   yurtseverlik,   üzerine.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS