SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Sosyalist devrim tezi: Güncelleme           (gösterim sayısı: 2.180)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
umut
[ umut yarın ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 12.09.2013
İleti Sayısı: 3.105
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Konu Yazan: umut
Konu Tarihi: 11.04.2015- 10:59


Sosyalist devrim tezi: Güncelleme
Metin Çulhaoğlu


Türkiye’de 1960’lı yılların milli demokratik devrim (MDD)-sosyalist devrim (SD) tartışmaları, salt “strateji tartışması” sayılmamalıdır. Sosyalist hareket Marx’ı, Lenin’i, Mao’yu ve başkalarını büyük ölçüde bu tartışmanın harareti içinde tanımış ve öğrenmiştir.

Kabaca söylenirse MDD’ciler Türkiye için “aşamalı” bir devrim süreci öngörüyorlardı. SD’ciler ise Türkiye’de burjuva devrimin (ki millilik ve demokratiklik böyle bir devrimin karşılığı olabilirdi) “esas olarak” tamamlandığını, dolayısıyla bu aşamaya gerek olmadığını savunuyorlardı. SD’cilere göre, işin “millilik” yanına yeniden dönüldüğünde, anti-emperyalist mücadele aynı zamanda ve mutlaka anti-kapitalist (yani sosyalist) temelde verilmeliydi…  

Kabaca, böyle.

Yazıdaki amacımız, bu tartışmaya yeniden dönmek değil. Hele hele, bugün sosyalist harekette MDD görüşünü savunan pek çıkmadığından “bakın gördünüz mü?” diye durumu eski MDD’cilerin başına kakmak hiç değil.

Tersine, amacımız, sosyalist devrim tezinin geçmişten kalan kimi eksikliklerini kapatmaya çalışmak…

***

SD tezinin giderilmesi gereken eksikliği, az önceki “esas olarak”   tanımında saklıdır.

“Esas olarak” tanımı yanlış değildi. Ancak, tarihsel olarak, burjuva devrimler döneminin yapısal ve üstyapısal alanlardaki tanımlanmış ve evrensel kimi sonuçlarına işaret ediyordu: Kapitalizmin gelişmesinin önündeki engellerin (feodalizmin tasfiyesi dâhil) kaldırılması, sermaye birikiminin ve özel mülkiyetin güvence altına alınması, modern ulus devletin kurulması, devletin bu bağlamda yeniden yapılandırılması, temsili demokrasiye geçilmesi, yurttaşlık temelinde bir eşitliğin sağlanması ve diğerleri…  

İşte bunlar gerçekleştiğinde burjuva devrim “esas olarak” tamamlanmış oluyordu.

Doğruydu, ama önemli bir eksikliği de vardı…

Eksikti; çünkü burjuva devrim “esas olarak” tamamlandığında, burjuva-demokratik özlemler ve talepler de tam karşılanmış olmuyordu. Çünkü sermaye egemenliğinin kendini sürdürmek için başvurduğu yeni birikim modelleri, üstyapı alanındaki yeni düzenlemeler vb. ha bire daha önce gündemde olmayan yeni burjuva-demokratik özlemler (dolayısıyla talepler) üretiyordu.  

Dolayısıyla, yapılacak önemli ek şu oluyor: Burjuva devrimin tarihsel anlamda “esas olarak” tamamlanması, bundan sonra ortaya çıkacak özlemlerin ve taleplerin burjuva değil mutlaka “sosyalist” karakter taşımasını gerektirmez…  

Kastettiğimiz, tam olarak şudur: Kapitalizmin yarattığı, bu üretim tarzının sonucu olan pek çok özlemin ve talebin, gene bu üretim tarzının sınırları içinde kalarak karşılanması, meseleye en üst soyutlama düzeyinde bakıldığında mümkündür. Söz konusu özlem ve talepler bu nedenle burjuva-demokratik karakterdedir.

Örneğin?

Örneğin, en üst soyutlama düzeyinde bakıldığında, kayıt dışı sektörün kapitalist üretim tarzının olmazsa olmaz’ı olduğu söylenebilir mi?

Aynı düzeyde bakıldığında, kapitalizm, örneğin çocuk işçiliği olmadan kendini sürdüremez mi?

Kadının düşük ücretli işlere mahkûm edilmesi, tarımda mevsimlik emek göçü vb. en üst soyutlama düzeyinde (yanlış yorumlanacağından emin olduğumuzdan yeniden altını çizerek yazdık) kapitalizme içkin midir?

Bunların hepsine “hayır” deniyorsa, o zaman bir alt düzeye, daha somuta, yani toplumsal formasyon düzeyine inilmesi gerekiyor.

***

En üst soyutlama düzeyinde alındığında kapitalizmin doğasına aykırı sayılamayacak durumlar, belirli bir toplumsal formasyon düzeyine inildiğinde bu kez kapitalist üretim tarzının kendini sürdürmesi açısından vazgeçilmez hale gelir. Dahası, aslında burjuva-demokratik karakterdeki pek çok talep, bu vazgeçilmezlik nedeniyle, ne burjuva demokrasisi sınırları içinde karşılanabilir ne de “yeni” ve “daha ileri” bir burjuva devrimin harekete geçirici motoru olabilir.

O zaman, burjuva devrimin “esas olarak” tamamlandığını gene söyleyelim; ama bu “dolgularla” birlikte…

***

Tamam, ama bütün bunlar “daha somut” ve “daha güncel” olarak ne anlama geliyor?

Örneğin, eğer Leninizm diyorsak, Leninizm burada nereye oturuyor?

Sadece şu bilinsin yeter: Günümüzde, örneğin Türkiye’de, on yıllardır süren sermaye egemenliğinin ürettiği yeni özlemlerin ve taleplerin “yeni” bir burjuva devrimle karşılanması büsbütün imkânsız olduğuna göre, daha da karmaşıklaşmış, çeşitlenmiş ve yaygınlaşmış burjuva-demokratik özlemlerin sosyalist bir devrime taşınması, özde “farklı” değil ama “yenilenmiş” bir öncülük anlayışını ve pratiğini gerektirmektedir.

“Eskisi bize yeter” deniyorsa, buna söyleyecek sözümüz yoktur…



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
tekyoldevrim
[ .... ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 17.12.2013
İleti Sayısı: 212
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: tekyoldevrim
Cevap Tarihi: 16.04.2015- 14:57


Dünya değişiyor. Kapitalizmin gerçekleştirdiği bilgi yoğun teknoloji dünyayı da kapitalizmi de değiştiriyor. Üretimde teknolojinin kullanılması daha fazla işsizlik yaratarak insanı üretimden koparıyor. Bu süreç insanlığa barbarlığı yaşatırken sosyalizmi de yakınlaştırıyor. Çözüm ülkelerde birbirinden kopuk devrimler yapmak değildir. Bu devrimlerin işe yaramadığı ve yeniden kapitalizme dönüldüğü ders olmalı. Sürecin dünya sosyalizmine evrilmesi bütün dünya mülksüzlerinin birleşmesi ve kapitalizmin dünya egemenliğine son vermesiyle olur. Ulusal sınırlar içinde sosyalizm gerçekleşmedi, gerçekleşmeyecek.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.276
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 15.06.2019- 08:35


Olacaksa nasıl olacak? - Metin Çulhaoğlu

Bundan 200 yıl öncesine dönelim mi?

Hadi 200 yıl demeyelim de Komünist Manifesto’nun ilk yayınlandığı 1848 yılını alıp 171 yıl öncesi, 19. yüzyıl ortaları diyelim; gözler Avrupa’daki “burjuva devrimlere” çevrilmiş durumda… Sonra, 20. yüzyılın ilk çeyreğine geçelim; 1917 Devrimi gerçekleşiyor ve Türkiye Cumhuriyeti kuruluyor. Ardından, sosyalist sistemi ve etkili komünist partileri görebildiğimiz 20. yüzyıl ortalarına ulaşıyoruz.

Gerileme, çöküş, yıkılış derken yolculuğa devam ediyor, günümüze geliyoruz.

Asıl gelmek istediğimiz yer ise “değişim” kavramı ve gerçekliği… Bu 200 yıllık kesitte dünyada, toplumlarda, insan yaşamında, teknolojide, vb. gerçekleşen büyük değişiklikleri anlatmaya gerek yok. Dahası, bundan 50 yıl sonrası için de düş gücümüzü çalıştırıp çeşitli “öngörülerde” bulunabiliriz. “2070 yılında insanlık…” diye başlayan cümlelerin sonunu isteyen istediği gibi getirebilir.

***

Peki, değişmeyen hiçbir şey yok mu?

Örneğin, 19. yüzyıl ortalarından başlarsak, o dönemde kıta Avrupa’sında ve ABD’de yerleşen kapitalizmin doğasına, özelliklerine ve hareket yasalarına ilişkin söylenmiş olanlar da geçen zamanla birlikte eskidi mi? Bu üretim tarzına içkin olan eşitsizlikler, adaletsizlikler; aynı üretim tarzının ürünü olan ve toplumsal yaşama damgasını vuran boş inançlar, önyargılar, düşmanlıklar, yobazlıklar da hep geride mi kaldı?


Teknoloji vb. ne kadar gelişirse gelişsin, 50 yıl sonra bunların hepsinin aşılmış olacağını kim iddia edebilir?


 
Burada, kapitalist devletin yapılanmasında, demokrasi anlayışında, işçi sınıfının bileşiminde, sendikaların durumunda, devrimin ve sosyalizmin “tarifinde” ortaya çıkan, çıkabilecek ya da çıkması gereken değişikliklerden söz etmiyoruz. Sorumuz basittir: 200 yıldır kapitalizmin özünde, doğasında ve kendini sürdürme biçiminde kayda değer bir değişiklik oldu mu? Bu sistemin alternatifi olarak şöyle ya da böyle tanımlanan sosyalizm fikrini de “değişmeye” zorlayacak hangi köklü değişim gerçekleşti?


Bunların 50 yıl sonra olacağını kim ileri sürebilir?

***

Ulaşmak istediğimiz sonuç basittir: Geçirdiği kimi değişim ve dönüşümlere rağmen kapitalizmin özü, doğası ve hareket yasaları gerçekliğini günümüzde de sürdürmektedir. Bu nedenle, karşı tepkileri, “kendi kurdunu” kendi içinden, yeniden ve yeniden üretmesi kaçınılmazdır.

Görülmesi gereken kritik nokta ise bizce şöyledir: Kapitalizmi sorgulayan, kapitalizm karşıtı tepkilerin tarihte bir dönem yönelmiş olduğu mecralara kendiliğinden akması beklenemez. Sosyalistlerin en önemli “sorunu” da buradadır: Kendileri 19. yüzyıl ortalarından başlamak üzere süzülüp gelen sürekliliğe ilişkin bir belleğe, bilgiye ve bilince sahipken kapitalizme yönelik güncel sorgulama ve tepkilerin aynı belleğe, bilgiye ve bilince sahip olması mümkün değildir.

Günümüz bestecilerinin Mozart’ı, Beethoven’i; edebiyatçılarının Balzac’ı, Dostoyevski’yi, Tolstoy’u; ressamlarının Monet, Gaugin ve van Gogh’u bilmeleri mümkündür; ama günümüzde kapitalizme yönelik tepkilerin 19. yüzyıl barikatlarını, Paris Komününü, Petrograd Sovyet’ini vb. bilmesi beklenemez.


Durum, bunun gibidir.
 
***

Olursa, bundan sonra ne olur, nasıl olur?

Bu sorunun yanıtı için 1917’ye dönmek elbette mümkündür. Ama biz daha gerilere gidilmesini önereceğiz:


“Demokratik küçük burjuvazi devrimin sonunu mümkün olduğu kadar kısa sürede, en fazla yukarıda belirtilen hedeflere ulaşılmasıyla getirmek isterken, bizim çıkarımız ve görevimiz ise şu ya da bu ölçüde mülk sahibi durumundaki sınıfları egemen konumlarından alaşağı edinceye kadar (…) devrime süreklilik kazandırmaktır.” 1

Sonuçta, güçlü bir özne, bir yerde yeni bir “Occupy Wall Street”, başka bir yerde ise yeni bir “Gezi” hareketini daha ileriye taşımak için uğraşacak, olacaksa böyle olacaktır.

Çünkü kapitalizm, küçük burjuva, demokrat, “devrimci demokrat” vb. tepkilerin tamamen ortadan kalkıp yerini “sosyalist” tepkilere bırakacağı bir “olgunluk” aşamasına hiçbir zaman gelmeyecektir.
 
1 Marx-Engels, “Merkez Komitesinin Komünist Birliğe Çağrısı”, Londra, Mart 1850,

https://www.marxists.org/archive/marx/works/1847/communist-league/1850-ad1.htm, aynı çağrının proletarya partisi için önerdiği “savaş narasını” da ekleyelim: Sürekli Devrim.  

https://ilerihaber.org/yazar/olacaksa-nasil-olacak-99096.html




Bu ileti en son melnur tarafından 15.06.2019- 08:36 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sürekli devrim mi, tek ülkede sosyalist devrim mi? spartakus 0 2238 14.07.2015- 00:07
Konu Klasör Sosyalist devrim mi, sosyalist seçenekler mi? melnur 2 1810 16.01.2017- 21:55
Konu Klasör Sosyalist devrim melnur 13 5449 30.01.2019- 08:14
Konu Klasör Milli ve Sosyalist Devrim spartakus 0 1758 01.02.2016- 01:27
Konu Klasör Enternasyonalizm ve sosyalist devrim bedrettin 3 1871 10.09.2015- 00:23
Etiketler   Sosyalist,   devrim,   tezi:,   Güncelleme
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS