SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Sol'un terör açmazı!           (gösterim sayısı: 1.275)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 18.12.2016- 20:37


Sol'un terör açmazı! - Merdan YANARDAĞ


Kayseri ve Beşiktaş saldırıları -ki PKK ile ilişkili olduğu belirtilen TAK adlı örgüt üstlendi- sol tarafından nasıl değerlendirilmeli sorusu, bugünün en can alıcı konusudur. Daha sonra ayrıntılı şekilde üzerinde durarak, bu konuda bir zihin temizliği yapmamız gereken soruna ilişkin olarak ilk elde şunları söyleyebiliriz; Sol ahlaken, siyaseten ve hukuken (yasal değil, daha geniş bir kavram olan hukuken) savunamayacağı, bu anlamda meşru olmayan hiçbir eyleme sahip çıkıp benimseyemez. Çünkü, silahlı mücadele dahil, sol ve devrimci eylem ile terör ve terör eylemi arasında, deyim uygunsa bir Çin Seddi vardır.

Örneğin, M. Kemal önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı, silahlı bir mücadele olduğu halde, İstanbul hükümeti ve Padişah tarafından terörist eylem (eşkıyalık) olarak nitelendirilmesine karşın, tarihen, siyaseten, ahlaken ve hukuken haklı, dolayısıyla devrimci bir eylemdi. Fidel Castro ve Che Guevara liderliğinde yürütülen gerilla savaşı ve Küba devrimi örneğinde olduğu gibi, birçok ulusal ve toplumsal kurtuluş hareketinin politik pratiği de terör eylemi değil, devrimci başkaldırıydı. Vietnam'ın mücadelesi de halklı bir savaştı ve eğer bir terörist aramak gerekiyorsa o Amerikan emperyalizminden başkası değildi. Aynı şey Filistin davası ve FKÖ'nün mücadelesi için de geçerliydi.

Latin Amerikadaki sol-sosyalist gerilla hareketlerinin yürüttüğü mücadele, devrimci eylem ile ahlak ve meşruiyet ilişkisinin nasıl kurulduğunun parlak örneklei ile doludur. Kolombiya'daki FARC, Nikaragua'daki Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi, Uruguay'daki efsanevi şehir gerillası örgütü Tupamaro Harketi -ki bu örgütün kurucu liderlerinden Mujika, hapisten çıktıktan sonra devlet başkanlığı seçimlerini kazandı- ve Salvador'daki Farbunda Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin mücadele yöntemleri, devrimci eylem ile terörizm arasındaki ahlaki ve siyasal farkı ortaya koyan somut yakın tarihsel örneklerdir.

Türkiye'de 1960 ve 70'li yıllarda solun devrimci eylemleri de bu kapsamda değerlendirilmesi gereken haklı ve meşru bir mücadeleydi. Zaten egemen güçler, darbeciler ve faşistler dışında kimse o eylemleri ''terörizm'' diye değerlendirmedi. Halkın büyük çoğunluğu, aydınlar (1977-80 arasında yaklaşık 4 yıl süren iç savaş döneminde bile) ve seçkinler tarafından devrimciler ''terörist'' diye dışlanmamıştı. Tam tersine faşist cinayet ve katliamlar ''terörizm'' diye mahkum edilmişti.

* * *

Devrimci eylem ile terörizm arasında bir nitelik farkı, kalın bir çizgi bulunmaktadır. Sivillere, savaş ve çatışmanın tarafı olmayan masum insanlara, kamu ya da güvenlik görevlisi olsa da silahsız ve savunmasız insanlara yönelik bütün şiddet eylemleri ''terörist faaliyet'' diye değerlendirilmelidir.

Ancak, Türkiye solu bu konuda büyük bir kafa karışıklığı ve belirsizlik içindedir. Dahası liberalizm, İslamcılık ve milliyetçilik tarafından lekelenen entelektüel-siyasal ortamın baskısı altında yön duygusunu kaybetmiş durumdadır. Sol, tuhaf bir şekilde neye ''terör'' eylemi diyeceğini, neyi kınayacağını, hangi eyleme sahip çıkacağını bilecek durumda değildir.

Oysa 1970’li yıllarda yapılan eylemlerin büyük çoğunluğu, silahlı eylemler dahil, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulan askeri mahkemelerde bile yüksek bir ahlaki ve entelektüel seviyeden savunuldu. Tarihsel bakımdan meşruiyet zemini büyük çoğunlukla korundu. Mahkeme kayıtları, ifade ve savunmalar orada duruyor.

Günümüzde ise sol, Kürt sorununun adil, demokratik, onurlu ve eşitlikçi bir temelde çözümünü istemek ile terör eylemleri arasındaki çizgiyi bir türlü çekemiyor. Söz konusu talepleri, Türk ve Kürt halkını ayrıştıracak, emekçileri parçalayacak ve ulusal düşmanlıklara yol açacak bir mücadele çizgisiyle gündeme getiren örgüt ve eylemlere karşı nasıl davranacağını bilemiyor.

Oysa, artık bu duruma bir son vermek gerekiyor. Sol felsefi, ahlaki, tarihi, siyasi ve hukuki bakımdan savunamayacağı; dolayısıyla halka karşı suç işlemek anlamına gelen ve bu nedenle meşru olmayan bütün şiddet eylemleri ilkesel bakımdan ret ve mahkum etmelidir.

Çünkü, solun doğrudan sorumlu olmadığı, sivillerin ya da silahsız ve savunmasız güvenlik emekçilerinin ölümüyle sonuçlanan bu tür silahlı eylemler, devrimci ve demokratik siyaset alanını alabildiğine daraltmaktadır. Öyle ki, sadece sosyalist sol değil, CHP gibi Cumhuriyetin kurucu güçlerinden biri olan örgütün bile hareket alanı alabildiğine kısıtlanmaktadır.

Kayseri'de çarşı iznine çıkan askerlere yönelik bombalı eylemden sonra gerici-faşist bir grubun CHP il binasına saldırılması, yöneticilerini yaralaması ve bu saldırıya kent sakinleri tarafından kayda değer bir tepki gösterilmemesi vahim durumun göstergelerinden biridir.

Sol bir kez daha devrimci eylemi ile terörizm arasındaki çizgiyi net şekilde çekmeli, mücadele yöntemleri ile ahlak ve meşruiyet ilişkisini tanımlayarak yeniden kurmalıdır.





Bu ileti en son melnur tarafından 12.09.2019- 21:19 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.277
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.09.2019- 21:24


Terör kimin yöntemi? - Ender Helvacıoğlu

Bildik önermedir: Gerek savaş, gerek komplo, provokasyon vb., hatta terör, politikanın başka araçlarla devamıdır.

Fakat bu kadarıyla bu önerme en genel gerçeği ifade etmekten başka bir anlam taşımıyor. Egemen sınıfların halkı kandırmak için eylemlerine kutsallık atfetmelerine karşı zamanında önemliydi bu tespiti yapmak, ama artık aklı başında herkesin bildiği bir siyaset bilimi yasasını tekrar etmekten öte değer taşımıyor. Asıl tartışma bundan sonra başlıyor.

Bu araçların, devamı oldukları politikadan bağımsız bir sınıfsallıkları yok mudur? Politika haklı ise, bu politikayı izlemek için kullanılan her araç da meşru mudur? Kullanılan aracın da (özellikle rutinleşmeye başladığı zaman) güdülen politikanın haklılığı-haksızlığı üzerinde belirleyici etkisi yok mudur?

Savaş konusunda haklı-haksız ayrımı yapılır. Öte yandan -ne kadar uygulanabildiği ayrı bir tartışma konusudur ama- bir “savaş hukuku” da vardır. Demek ki insanlık henüz savaş olgusunu tümden gayrı-meşru sayacak (lanetleyecek) bir aşamaya ulaşamamıştır ama onu çeşitli biçimlerde sınırlamaya da uğraşmaktadır. Genel anlamda savaşçı olmayanların zarar görmemesi ilkesi kabul edilir ama çok tartışmalı konulardır bunlar. Geçtik yoğun bombardımanları, nükleer silah kullanımını; kuşatma ve ambargo gibi uygulamaları nereye koyacaksın?

Peki, komplo, kumpas, kışkırtma vb. araçların da haklısı-haksızı var mıdır? İnsanlığın kültürel evrimi bu araçların meşru olup olmadıkları konusunda hangi düzeydedir? Bir “komplo hukuku” da var mıdır, olabilir mi?

Savaş sırasında bir savaş taktiği olarak bu araçların da meşruluk alanları olduğu söylenebilir. Elbette bu durumda savaş hukuku ilkelerine bağlı olacaklardır. Savaşçıların dışındakilere yönelmeme, esirlere karşı şiddet kullanmama vb. gibi…

Açık savaş durumu dışında bu tür araçların meşruiyeti olabilir mi? Doğaları gereği meşru değildir bu tür araçlar. Meşru olsalar “komplo, kumpas” diye adlandırılmazlardı zaten. Yaptığı komployu sahiplenen ve savunan bir güç görülmüş müdür? Çok sık başvurulan (örneğin ülkemiz bir “komplo cenneti”dir) ama açıkça sahiplenilmeyen politik araçlardır komplolar. İşkence gibi…

Peki terör? Savaşçı-savaşçı olmayan veya silahlı-silahsız ayrımı yapmadan direkt toplumu korkutmaya ve yıldırmaya yönelik şiddet uygulamalarıdır terör eylemleri. Hatta esas olarak sıradan halkı hedef alır. Bu anlamıyla hiçbir meşruiyeti yoktur ve haklılık-haksızlık analizinin dışındadır.

Şiddet içeren her türlü eylem terör eylemi değildir. Terör olması için sıradan insanların etkilenmesi gerekir. Örneğin Amerikan savaş gemisine uçakla dalmak şiddet eylemidir, ama ikiz kulelere dalmak terör eylemi. Komplo değilse tabii!

Fakat ilginç bir biçimde terör eylemleri çoğunlukla sahiplenilir (sahiplenilmediği zaman komplo oluyor zaten). Teröre maruz kalanın terörle karşılık verme hakkı vardır diye düşünülür, açıkça ifade edilmese bile. Fakat ilkel bir hukuk anlayışıdır bu; kan davası gibi… Kuramda lanetlenmiştir ve haklı-haksız ayrımının dışında bırakılmıştır terör; ama pratikte en sık kullanılan şiddet eylemi yöntemidir ne yazık ki.

“Devrimci şiddet” diye bir kavram ve uygulamaları vardır, sınıf mücadelesinin keskinleştiği dönemlerde bir taktik olarak başvurulur; düşman gücü hedef alan şiddet içerikli eylemlerdir (haklılığı-haksızlığı, meşru olup olmaması ayrı konudur ve tekil olarak analiz edilir). Ama “devrimci terör” diye bir şey olmaz. Kendisine halkçı, devrimci, sosyalist diyen bir odak, hiçbir gerekçeyle sıradan halka zarar veren kör terör eylemlerinde bulunamaz; bulunursa o sıfatları kaybeder. Örneğin meydanda, otel lobisinde bomba patlatamaz, yollara mayın döşeyemez, halk otobüsünü ateşe veremez, orman yakamaz vb. Bunlar açıkça halk düşmanı terör eylemleridir. Devrimciler ve sosyalistler, bu tür eylemleri -yapanın adı ne olursa olsun- net olarak kınarlar ve lanetlerler.

Terör bir egemen sınıf yöntemidir veya egemen sınıflara hizmet eder. İnsanla, doğayla, üretimle, vatanla bir ilişkisi kalmamış, ipini koparmış küresel burjuvazinin ve taşeronlarının yöntemidir. Bu noktada bir kırmızı çizgi çizmek son derece önemli. Sadece doğru niteleme yapmak için değil; düşmanın komplo ve provokasyonlarına karşı uyanık olabilmek için de.

***

Elbette bu konulara (savaş, iç savaş, komplo, terör vb.) ilişkin son derece geniş bir literatür var. Tarih boyu tartışılmış, çeşitli boyutlarıyla ele alınmış ve sayısız çözümleme yapılmış. Konunun çok fazla ayrıntıları ve altbaşlıkları var. Bir köşe yazısıyla halledilebilecek bir konu değil. Belki Bilim ve Gelecek’te tek tek ve ayrıntılı olarak inceleriz bunları.

Öte yandan bu kavramların hepsi günümüzde yeniden ele alınmalı ve çizgiler yeniden çekilmeli. Çünkü öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, savaş-komplo-terör iç içe girdi, sınırlar iyice bulanıklaştı. “Asimetrik savaş”, “siber savaş”, “siber terör”, “algı yönetimi” gibi kavramlar (olgular) ortaya çıktı. O kadar çok yeni pratik birikti ki, bu kavramları yeni görünümleriyle çözümleyen yeni kuramları ihtiyaç var.

https://www.abcgazetesi.com/teror-kimin-yontemi-37659



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Solun cirmi, solun cürmü denizcan 0 1315 15.02.2016- 18:44
Konu Klasör Solun derlenişi denizcan 22 6107 16.03.2015- 10:05
Konu Klasör 'Ama'cı solun umacıları umut 1 2315 12.01.2015- 21:18
Konu Klasör Solun 'kurusunculukla' imtihanı ayhan 0 1310 24.10.2015- 21:41
Konu Klasör Sosyalist solun çaresizliği hakkı 5 1933 24.01.2019- 01:38
Etiketler   Solun,   terör,   açmazı
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS