SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 110
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

25 kere teşekkür edildi.
40 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 24.04.2019- 14:19


Alıntı Çizelgesi: Alıntı yazmış
parti içi demokrasinin de merkeziyetçiliğin işleyişini örselememesi gerekiyor, çünkü tekrar olacak, komünist partilerin işleyiş şeklinde merkeziyetçiliğin gerekliliği de şart.
Ama işte sorun aynı; ikisi bir arada nasıl olacak?


Bu, partinin misyonu ve kullandığı mücadele biçimi doğrultusunda cevap verilebilecek bir sorudur? Şöyle ki 2. Enternasyonal döneminde, Sosyal Demokratların parlamenter savaşım biçimlerinden yararlandıkları (ya da Marx'ın deyimiyle şartlar sebebiyle parlamento ''ahırını'' kullandıkları) bir süreçte, Sosyal Demokrat Partiler, Leninizmin öngördüğü güçlü merkeziyet ve disipline sahip bir öncü ve örgütlü müfreze olma niteliğinden ziyade, bu parlamenter niteliğe uygun bir işleve sahip bulunuyordu. Yani denge, demokratik işleyişten yanaydı. 20. yüzyıl ile birlikte toplumsal hareketlerin ortaya çıkışına ve devrimci dalgalanmalara paralel olarak ise bu denge, merkeziyetçilik yönünde bir değişim gösterdi. Zira 2. Enternasyonal döneminin parti anlayışı, dönemin toplumsal hareketlerine önderlik edebilecek bir yapıdan uzaktı. Bu doğrultuda parti anlayışıda, parlamenter nitelikten, daha devrimci, merkeziyetçi ve demir disipline dayanan bir anlayışa doğru evrildi. Bu merkezileşme eğilimi, tabi ki çeşitli eleştirilerede konu olur. Bu eleştiriler bürokratizm ve mekanik olma gibi kavramlar üzerine yoğunlaşır. Lenin ise savunduğu parti anlayışının merkeziyetçi ve disipline dayanan niteliğine yönelik eleştirileri ise şöyle cevaplar;

"Aristokratik anarşizm, özel olarak, Rus nihilistinin niteliğidir. Rus nihilisti, parti örgütünü ürkünç bir 'fabrika' olarak düşünür; parçanın bütüne ve azınlığın çoğunluğa bağlılığını 'kölelik' olarak görür; ... bir merkezin yönetiminde işbölümü yapılmasını, insanların 'çark dişlileri' haline getirilmesi gibi görür ve bu davranışa traji-komik feryatlarla karşı çıkar; ... partinin örgüt tüzüğünden sözetmek, insanı tüzüğün tümünden vazgeçirecek aşağılayıcı bir tiksintiyle karşılanır." "Bürokrasi hakkındaki bu ünlü feryatların, merkezî organların kişisel bileşiminden duyulan tatminsizliğin perdesi olduğu ve kongrede ciddiyetle verilen sözden dönmeyi örtmekte kullanılan bir incir yaprağı yerine geçtiği, sanıyorum, aydınlanmıştır. Siz bir bürokratsınız, çünkü [sayfa 101] kongrede benim isteklerime karşın seçildiniz; siz bir biçimcisiniz, çünkü tutumunuz, benim rızama uygun değil, kongrenin resmî kararlarına uygun yolda; siz tamamen mekanik bir yönde hareket ediyorsunuz; çünkü parti kongresindeki 'mekanik' çoğunluğun sözünü ediyorsunuz, benim üye seçilme isteğimi dikkate almıyorsunuz; siz bir müstebitsiniz, çünkü, çevre anlayışlarının kongre tarafından açıkça kabul edilmeyişinden hoşlanmadıkları için çevrelerin 'devamlılığında' daha çok direnen eski uyuşuk bir takıma iktidarı teslim etmeyi reddediyorsunuz."


Burada şunu görüyoruz ki, sınıf mücadelesinin en önemli organı olan Partinin, işleyiş biçimi ve niteliği, gelişigüzel değil, kullanılacak mücadele biçimi doğrultusunda belirlenebilecek bir olgudur. Merkeziyetçilik ile demokratik işleyiş noktasındaki kısmi çelişkide hangisinin ağır basacağıda bu doğrultuda belirlenir.




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 24.04.2019- 19:04 tarihinde, toplamda 7 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.04.2019- 19:32


Merkeziyetçilik gereği alınan bir kararın eylem birliği nasıl gerçekleştirilecek? Demokratik uygulama o karara parti içinde karşı olanlar varsa ne yapacaklar; uyulma zorunluluğu varsa parti merkeziyetçiliğin hakim olduğu bir işleyişe sahip olacaktır; kararın gerektirdiğini yapmak ise bir müddet sonra parti içinde bir kaosa ve hiziplerin oluşumuna yol açacaktır. Bir üstte söylemek istediğim bu iki durumun bir soruna yol açmadan nasıl bir denge halinde partide tutulacağıdır. Yanıtın -bir önceki yorumumda da söyledim- konuya bir yanıt niteliğinde değil. Soyutlama düzeyinde kaldığı için sen de doğru olup olmadığını tam olarak anlayamıyorsun.

Lenin'in tavrı şudur; Partinin demokratik bir yapısı olduğunu ironik biçimde savunurken, muhaliflere '' parti içi demokrasi gereği sizin farklı görüşleri dillendirmeniz hakkınızdır, ama bizim de yine demokratik yapı gereği sizleri partiden atma hakkımız vardır.''

İster çubuk merkeziyetçilik ve isterse demokratik yöne göre bükülsün, Lenin'in devrimci partisindeki olmazsa olmazlık bu.

Bense farklı bir soru soruyorum, Sn. proleter devrimci!




Bu ileti en son melnur tarafından 28.07.2021- 04:51 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 110
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

25 kere teşekkür edildi.
40 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 24.04.2019- 19:52


Yine ne dediğimi anlayamamışsın. Demokratik işleyiş ile merkeziyetçi işleyiş arasında bir çelişki vardır her zaman. Her ikisi birden, eşit bir şekilde zaten mümkün olamaz. Dolayısıyla sorduğun ''nasıl'' sorusunun mantıksızlığı ortada...

Diğer yandan eleştirdiğin olgu, devrimci bir partinin temel niteliğidir. Öncü olma iddiasındaki bir devrimci partinin başka türlü örgütlenmesini bekleyemezsiniz.. Fakat sen parlamenter tarzda bir mücadele şeklini seçiyorsan, zaten Leninist tarzda bir devrimci örgütlenme tarzının tümüyle benimsenmesinin bir anlamı yoktur.





Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 24.04.2019- 20:15 tarihinde, toplamda 4 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.04.2019- 20:05


İyi de yanıt ne o zaman. Bir araba yazıyı neden foruma astın?

Dahası, daha önceki başlıklarda komünist partiler için benzer yorumlar yaptığımda hemen her görüşün partide yer almasına ilişkin bir yorumda da bulunmuştun.

(Ve üçüncüsü, son cümleni sürekli tekrarlayan bir arkadaşımız vardı. Umarım o değilsindir. Onu göndermek zorunda kalmıştım. Umarım aynı sorun sende yaşanmaz.)

(Proleter devrimci arkadaş; ''nasıl'' sorusuyla bitirilmiş bir yazı, üzerinde düşünülmesi içindir. Yoksa Lenin ne söyledi demek istemedim. Sen öyle anlamış ve hemen internete asılmıssın. Önceki forumlarda böyle alışmışsın anlaşılan...)





Bu ileti en son melnur tarafından 28.07.2021- 04:51 tarihinde, toplamda 4 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 16.04.2020- 05:00


Mehmet Ali Aybar'ın ''Leninist Parti burjuva modelinde bir örgüttür.'' saptamasının kaynağı aslında Rosa'dır. Rosa bu konuda bir adım daha ileridedir ve merkeziyetçiliğin ''burjuva modelde bir diktatörlük'' olduğunu ileri sürmüştür. Rosa'ya göre sorunun kaynağında yine Kautsky vardır. Kautsky merkezi bir işleyişin devrim sonrasına da yansıyacağı ve sosyalistleri ''diktatörlük ve demokrasi'' ikileminde bulunmak zorunda bırakacağını iddia ediyordu. Bu yüzden   Kautsky merkezileşme ve devrim sonrası için diktatörlük ve demokrasi sorununu ''ya diktatörlük ya da demokrasi'' olarak ortaya koyuyordu. Demokrasi ve diktatörlüğü birbirinin karşıtı gibi ele alıyordu. Rosa bu konuda Lenin ve Troki'nin de aynı ''yanlış'' içinde olduğunu söylüyor, Lenin ve Troçki ile Kautsky arasındaki farkın sadece Kautsky'nin demokrasiden, Lenin ve Troçki'nin ise diktatörlükten yana tavır alması olarak görüyordu. Rosa da diktatörlükten yana ama Troçki ve Lenin ile arasındaki farkın bu diktatörlüğün demokratik bir biçim alması şeklindedir. Bu konuda diktatörlüğü kuracak olanın devrimden sonra proletaryanın bizzat kendisinin olması ve   partinin veya parti içinde bir kliğin diktatörlüğü olmaması gerektiği yolundadır.

Partinin merkezileşmesi veya proleter diktatörlük konusunda ''doğrudan proletarya'' vurgusu yapmanın da sorun çözücü bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Özellikle bu tartışmaların geçtiği kesitte Rus proletaryasının hemen her konuda, doğrudan kararlara katılması belki çok demokratik bir öneriymiş gibi gelebilir ama, bence pratikte karşılığı bulunmayan bir öneriydi. Bugünün dünyası olabilir mi, ya da ne kadar olabilir, nasıl olabilir, tartışılabilir. Rosa proletaryanın bilinçliliği konusunu da bu ''demokratik tavır''la ilişkilendirir. Bir anlamda doğruya yanlışlıklar yapa yapa ulaşılacağının altını çizer.

Mahir Sayın da bu konuda Rosa'ya yakındır. Demokrasi konusunu diktatörlüğün karşıtı olarak görmez. Demokratik merkeziyetçilik konusunda da aynı yorumda bulunur. Merkeziyetçiliğin karşıtının özerklik olduğunu, sosyalizmin özerklikten yana değil, merkeziyetçilikten yana bir ideoloji olduğu ve demokrasinin de merkeziyetçiliğe içkin bir nitelik olarak yorumlanmasını ve sonuçta merkeziyetçiliğin demokratikleştirilmesini savunur.

Önemli bir konu.
Hem parti ve hem de proleter diktatörlük konusundaki işleyişi daha da somut   ve ''demokratik'' bir hale getirecek bir konu...
Üzerinde kafa yormaya değer.




Bu ileti en son melnur tarafından 28.07.2021- 04:50 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 28.07.2021- 05:30


Konuyu basitçe şöyle yorumluyorum: Tamam, sosyalist partilerin işleyiş biçimi demokratik merkeziyetçiliktir. Demokratik merkeziyetçilik ne, kısaca üst organların demokratik seçimlerle seçilmesi, seçilen organların aldıkları her kararların da parti tabanı tarafından amasız ve fakatsız savunulması, hayata geçirilmesi. Devrimin öncülüğünü yapma iddiasında bulunan   bir partide parti ilişkilerinin aşağı yukarı bu şekilde olması gerektiği kabul edilebilir. Ama sorun bu işleyişin günümüzde yarattığı sıkıntılar değil mi? Bir kere bu işleyişin pratiğe bu netlikte yansımadığı, yansımayacağı çok açık. Aşağıdan seçimle gelmiş olan yönetim kurullarının bir zaman sonra yönetimlerde kalıcı hale geldiği ve seçimlerin de bir formaliteye dönüştüğü pratikte karşılaşılan bir olgu değil mi? Tek adam partileri veya dar kadro partileri de demokratik merkeziyetçiliğin bu işleyişinden, pratiğe yansıyış biçiminden ortaya çıkmıyor mu?

Bence Rosa haklı. Konuyu, yani merkeziyetçilik ve demokrasiyi birbirinin karşıtı haline getirerek ele almak yanlışından sıyrılabilmeliyiz. Devrimi yapacak olan, devrime öncülük ve önderlik yapacak olan partinin ''çelik disiplinli'' ve dar kadrolu bir anlayış içinde olması gerektiğini ve parti üyelerinin de bu işleyişe mutlak bir şekilde itaat etmelerini savunuyorsak, sosyalist partiler böyle olmalıdır diyorsak, o zaman bir tartışmaya da gerek yok. Böyle olacaktır ve günümüzde ülkedeki hemen hemen bütün sosyalist partiler de (sanıyorum) böyledir. Ama o zaman neden yakınıyoruz, neden sürekli ''örgütlenelim'' çağrılarında bulunuyoruz? Böyle bir işleyişin içine girmek, katılımcı, üye sayısını arttırabilmek mümkün değil ki. Hiç mümkün değil. Daha başlangıçta bir problem var. Hem katı bir şekilde bu işleyiş biçimini savunmak ve hem de ''haydi bize gelin, bizde örgütlenin'' demek, ikisi bir arada, bu çağda, bu ekonomik ve toplumsal koşullarda karşılık bulmayacaktır.

Evet Rosa haklı. Sorunu belki Kautsky ve Lenin gibi ortaya koymamak, Lenin'in önerilerini kendi içinde yaşadığı koşullara da bağlamak gerekiyor. Demokratik merkeziyetçiliğin demokratik ve merkeziyetçi yanlarını birbirinden ayırmadan ve birbirinin karşıtı olarak görmeden ele almak ve partinin yönetimsel işleyişini, daha doğrusu merkeziyetçilik kısmını daha demokratik bir hale getirerek işe başlanabilir mi, bilmiyorum ama bence öncelikle bir burada, bu işleyişte bir sorun olduğunu, kimi aşılmaz sorunlara yol açtığını kabullenmekle başlamak gerek. Sorun yok deniliyorsa zaten, bu tarz hep böyle hep aynı sorunları beraberinde getirerek ve o sorunları giderek de büyüterek yol alınacaktır, demektir. Ve o zaman da bireylerin ve hatta büyük çoğunlukla kendini solda gören, sosyalist olduğunu savunanların   bu tür partilere ilgisizliğinden yakınmak anlamsız, değil mi?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.11.2021- 05:31


Bu demokratik merkeziyetçilik konusunun belki de sil baştan yeniden yazılması gerekiyor. Tamam, devrimi amaçlayan bir partinin şleyş biçiminin demokratik merkeziyetçi bir formda olması gerekiyor ama bu durumu, bu işleyiş biçimini hemen her koşulda katı bir şekilde, ''çelik disiplin'' formunda savunabilmek de pek çok soruna yol açmıyor mu? Örnekse, bugünün dünyasında parti yönetimlerinin aldıkları her karara birebir uyma zorunluluğu, partideki farklı düşüncelere, farklı eğilimlere karşı hoşnutsuz bakabilme ve davranabilme tavrı nasıl mümkün olabilir? Bu durumda bir komünist partinin belki son aşamada çelik bir disiplini sağlayabilmesi mümkün hale gelebilmektedir ama o partinin böyle bir yapıyla bırakalım toplumsal alanda bir etki yaratabilmesi, kitleleri peşinden sürüklemesi, sosyalist aydınları bile kendi içine dahil edebilmesi   mümkün olabilir mi?

Reel sosyalizmin çözülüşüyle birlikte komünist partilerdeki bu işleyiş özelliği tartışılır bir hale geldi. Hiç kuşku yok liberalizmin de bu alana girdi yapmaması, boş bırakması düşünülemez. Ne var ki, çok katı bir merkeziyetçi tavrın da partinin gelişkinliği ve kitleselliği önünde bir soruna yol açtığını, böyle bir potansiyel içerdiğini de görebilmek gerek gibi geliyor bana. Sanki...

Sanki merkeziyetçilik yönünün de olabildiğince demokatikleşmesi mi gerekiyor, nedir?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.420
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

45 kere teşekkür edildi.
34 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.11.2021- 05:56


Merkeziyetçiliğin demokratikleşmesi kuşkusuz önemli ve gerekli. Bir sol-sosyalist partinin demokratik olmayan bir merkeziyetçiliği benimsemesi mümkündür, ama olması gereken böyle bir durum/nitelik midir, tartışılır. Partide demokratik işlerliğin varacağı nokta ise merkeziyetçilik olmalıdır. Kendiliğinden olmaz elbet, bu yüzden hem merkeziyetçiliğe ve hem de demokrasiye ihtiyaç var. Merkeziyetçiliğin demokratikleşmesinin gerekliliği de bundan. Anarşiye, kaotik yapıya yuvarlanmayan bir işlerliği partide egemen kılabilmenin yolu da buradan geçiyor diye düşünüyorum.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Üyelik, merkeziyetçilik ve TKP... melnur 3 2015 25.11.2019- 09:06
Konu Klasör Anti-emperyalizm ve milliyetçilik melnur 1 467 17.05.2021- 00:41
Konu Klasör Yeniden, ulusalcılık ve milliyetçilik konusu... melnur 2 1620 06.05.2019- 18:14
Konu Klasör FETÖ :Leninist bir örgütmüş. hakkı 1 3049 06.10.2016- 00:07
Konu Klasör Milliyetçilik ve dincilik üzerine gösterdiğimiz tepkiler... melnur 1 761 05.10.2020- 11:06
Etiketler   Leninist,   partilerde,   demokratik,   merkeziyetçilik
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS