SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Yalnızlık dünyayı doldurmuş...           (gösterim sayısı: 1.226)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

6 kere teşekkür etti.
5 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 01.01.2018- 01:02


Sait Faik'in bir sözü bu, sanırım,'' Alemdağı'nda var bir yılan''da geçer. Bütün insanların yalnız olduğunu söylemektedir Sait Faik ve daha da ileri giderek ''yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek'' der. Bir insanın yalnızlığı, o insanın arkadaşsız, dostsuz, hatta eşsiz veya çocuksuz olduğu anlamına da gelmez. Söz konusu olan bütün bunlarla bir yaşanan yalnızlıktır, kalabalık içinde yalnız olmaktır.

Bir arkadaşıma ''sen de yılbaşına yalnız gireceksin'' dediğimde farklı bir yanıt vermişti. ''Huzurla gireceğim. Aklımda kalbimde biriktirdiğim değerli insanlarla gireceğim. Dinlenerek gireceğim. Sevgiyle ve umutla gireceğim. Keyifle gireceğim'' demiş ve arkasından ( bana göre )biraz ironik, biraz alaycı bir şekilde de sorusunu sormuştu: 'şimdi yalnız mı oluyoruz, yani?''

****

Toplumsal bir varlık olan insanın kısa sayılabilecek yaşam serüveninin bireysel bir yanı olduğuna inanırım. Bir başka deyişle hepimizin tek tek hayatlarının bir bireysel anlamı var. Hiç kuşku yok,yaşamını sürdürebilmek için temel gereksinimlerini karşılamış olmak bir insan için önemlidir, gereklidir ama yeterli değildir. Bu yüzden sadece temel gereksinimleri karşılamaya yönelik bir hayat eksikli bir hayattır. Ve üstelik her şeyi metaya dönüştüren ve insanı kendine ve başka insanlara yabancılaştıran kapitalist sistem içindeki bu eksikli yaşam bireyin kendini   olumlayabilmesi konusunda da bir yığın zorluğu beraberinde getirir. E.Fromm'un ''olmak'' olarak nitelendirdiği bu olumlama işi çoğunlukla gerçekleşemediği için yine Fromm'un nitelemesiyle ''sahip olmak'a dönüşür. Sahip olmanın olmak olana dönüşmesinin bu kapitalist sistem içinde tek bir yolu vardır o da aşktır, sevdadır.   ''sevme sanatı''nın bireyin hayatında gerçeklik kazanması, billurlaşabilmesidir. Bu sistem içinde bireyi yalnız hale getiren aşk ve sevdanın yaşanmıyor oluşudur. Aşk ve sevda yaşanmadığında, bireyin kendini olumlayabilmesi başka başka kılıf ve mazeretlerle giderilmeye çalışılmaktadır. Sahip olmak duygusu bu durumun en belirgin özelliğidir.

****

Sorun aşk ve sevdanın bu toplumda yaşanmıyor oluşudur. Bireyin aşk ve sevdadan sadece kendisine aşık olunmayı ve sevilmeyi anladığı için de kendini olumlayabilmesi ve tam anlamıyla olmak ediminin gerçekleşebilmesi mümkün olamamaktadır. Sonuç yalnızlık duygusudur. Bu yüzden SAit Faik bütün insanların yalnızlığından söz etmekte ve hatta yaldızlı karyolalarda çift yatanların bile gerçekte TEK olduğunu söyleyebilmektedir.

(Devam ederiz.)




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

5 kere teşekkür edildi.
6 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.01.2018- 12:07


Face'te okudum. Tırnak içine alınmış ama kimin söylediğini belirtmemişler; şöyle:

“Yalnızlık dışarıdan gelmez;   insanın içindedir.” ...

Doğrudur, yalnızlık biçimsel olarak bir anlam ifade etmez. Yani insanın sürekli kalabalık olması hatta evli ve çocuk çocuğa karışmış olması da bu bağlamda önemli değildir. Yalnızlık insana içkindir, insanın içindedir. Yok edilebilmesi ve sorun olmaktan çıkartılabilmesi sadece aşk ve sevdayla mümkündür. Bu nedenle ''bir insana bir insan yeter'' diyebilmiş şair. Yeterliği sağlayanın adıdır aşk ve sevda; insanı olumlayan olgunun adı...

( Aşk da böyledir aslında, aşk karşımızdakinden kaynaklanan bir duygulanım değildir. İçimizde varolan bir duygunun billurlaşmasıdır. Kesinlikle içseldir. Aşık olunan kişi   sadece bu billurlaşmayı ortaya çıkartan bir niteliğe sahip olandır, ve önemi de oradan ileri gelir.)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

5 kere teşekkür edildi.
6 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 16.10.2018- 09:14


Hep böyle oldu belki, hep böyle yaptık. Yaralaya yaralaya geldik bu günlere. Ve sanırım bir nedeni de bu yalnızlığımızın...



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

5 kere teşekkür edildi.
6 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.11.2018- 10:44


Alıntı Çizelgesi: melnur yazmış

Face'te okudum. Tırnak içine alınmış ama kimin söylediğini belirtmemişler; şöyle:

“Yalnızlık dışarıdan gelmez;   insanın içindedir.” ...

Doğrudur, yalnızlık biçimsel olarak bir anlam ifade etmez. Yani insanın sürekli kalabalık olması hatta evli ve çocuk çocuğa karışmış olması da bu bağlamda önemli değildir. Yalnızlık insana içkindir, insanın içindedir. Yok edilebilmesi ve sorun olmaktan çıkartılabilmesi sadece aşk ve sevdayla mümkündür. Bu nedenle ''bir insana bir insan yeter'' diyebilmiş şair. Yeterliği sağlayanın adıdır aşk ve sevda; insanı olumlayan olgunun adı...

( Aşk da böyledir aslında, aşk karşımızdakinden kaynaklanan bir duygulanım değildir. İçimizde varolan bir duygunun billurlaşmasıdır. Kesinlikle içseldir. Aşık olunan kişi   sadece bu billurlaşmayı ortaya çıkartan bir niteliğe sahip olandır, ve önemi de oradan ileri gelir.)




Yalnızlığı kanıksamak var, bir de...

Nazım'ın söylediği gibi:

İşin en aşağılık tarafı şu ki yavrum.
Galiba yalnızlığa alışıyorum..





Bu ileti en son melnur tarafından 24.11.2018- 01:53 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

5 kere teşekkür edildi.
6 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.11.2018- 09:49


Ve bir de; insanın insana battığı anlar vardır. Ya da öyle gelir. İnsan yalnızlığı arar o zaman, yalnızlığı seçer. Bu tür yalnızlıklarda bir huzur arayışı olduğu da söylenebilir. Ama sadece o kadar. O yalnızlık arayışında bile aslında yalnızlıktan kurtulma çabası vardır ve eninde sonunda o yalnızlık arayışı kendi içinde bir insan arayışını da kapsar. Ve sonra tekrar başka bir insan arayışı ve başka bir insana dokunma ihtiyacı...

Yalnızlıktan kurtulabilmenin yolu ''bir insanla'' birliktelik kurabilmektir; ona dokunabilir olmaktır; Çünkü   her türlü yalnızlığın ve yalnızlık duygusunun ilacı sevgidir ve bu yüzden ''sevgi kurtaracak dünyayı'' denmiştir.

Hiç korkmadan, hata yapmayı da göze alarak ve mutlaka hata da yaparak ama asla geri adım atmadan bir insana ulaşabilmenin bir yolu bulunmalıydı...

Bir insan bir insana yeterdi, çünkü!



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Kaçak
[ ]
Üye Silindi
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi:
İleti Sayısı: 0
Konum: Gizli
Durum: üye silinmiş
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Kaçak
Cevap Tarihi: 25.11.2018- 20:42


Belli bir tür yalnızlık iyidir. Ama maalesef günümüzde insanlar yalnızlıktan kaçmak için birbirlerine sığınırken, aslında kendilerini kaybediyorlar.

İnsanlar tek başına kalmaktan korkuyor günümüzde. Oysa bu otomatik olarak kötü bir şey değil. Önemli olan tek başınayken ve başkalarıyla birlikteyken eler yaptığınla ilişkili. Her iki durumda da iyi şeyler de yapabilirsin, kötü şeyler de.

İnsanlar en değerli hazineleri olan zamanlarını boşa çarçur ediyorlar. Bunu da birileriyle beraber olarak yapıyorlar. Oysa beraber veya yalnız, insanlar en değerli hazineleri olan zamanı verimli biçimde kullanabilirler.

Kızılderili reisin dediği gibi, hız çağında insanlar o kadar hızlı ki kendi ruhlarının geride kaldığının farkında bile değiller.

Koşuyorlar ama bedenlerinin ve akıllarının içinde ruhları yok.

Kendilerine dayatılanı tek başlarına veya başkalarıyla beraber, tüketip durmayı yaşamak zannediyorlar.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.531
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

5 kere teşekkür edildi.
6 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 04.12.2018- 08:52


Sevginin yaşanmazlığı bireyi yalnızlığa ve bir ömür boyu hasrete mahkum ediyor; şiirler, romanlar yazılıyor, en içli şarkılar söyleniyor:

''bir damla gözyaşına sakladım hasretini...''

Ne ki, birey, çoğu kez o yalnızlığa da, o hasrete de ve gecelerin o bitimsiz karanlıklarına da razıymış gibi davranmaya da eğilimli!

Ne paradoks ama!







Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok
Etiketler   Yalnızlık,   dünyayı,   doldurmuş.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS