SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Sol hasta mı? - Metin Çulhaoğlu           (gösterim sayısı: 215)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.545
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür etti.
7 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 06.08.2018- 00:28


Sol hasta mı? - Metin Çulhaoğlu


Yavuz Bingöl’e göre öyle…
Okur, tutup Bingöl gibi biriyle uğraşacağımızı sanmasın. Sol “hasta” falan değildir; ama Bingöl’e karşı çıkacağız diye solun sıhhat ve afiyetinin maşallah dedirtecek kadar iyi olduğunu söylemek de doğru olmaz.
Solun önemli sorunları vardır.
İşin zahmetli tarafı ise, bu sorunların asıl kaynağına gidebilmek, bunu ortaya koyabilmektir.
Bunu deneyeceğiz.

***

Görebildiğimiz kadarıyla bugün sol, üçüncü tarihsel doğum sancıları içindedir.
1917 ile 1925 arasındaki yılları solun ilk doğum sancılarını yaşadığı dönem olarak görebiliriz. İkinci sancı dönemi 1960’larda yaşanmıştır. Bugün yaşanan ise doğum sancısı dönemlerinin en uzunudur: 12 Eylül’den “çıkış” ve sosyalist sistemin çöküşü ile başlamıştır ve hala sürmektedir.

Doğum sancılarından kastettiğimiz, solun verili dünya ve ülke koşullarında kendini şekillendirmesi / yeniden şekillendirmesidir. Elenmeler, düşmeler, başka saflara geçmelerle birlikte bu dönemlerin özelliği, düşenler dışında kalan daha eskilerin yenilerle birlikte kendini sürdürmenin yollarını araması, bir “erime potası” bulmasıdır.  

İlkinde de ikincisinde de kolay olmamış, sancılı geçmiştir. İçinde bulunduğumuz üçüncü dönemin özelliği, 12 Eylül’ün ağır darbelerinin ardından gelen 10 yıllık Özal döneminin ve nihayet 16 yıllık AKP iktidarının Türkiye’nin çehresini, hadi kestirmeden gidelim “insanını” önceki iki döneme de baskın çıkacak ölçülerde değiştirmiş olmasıdır.
Bu köklü değişim nedeniyle eskilerin yenilerle ortak bir erime potasında buluşması da yenilerin başka yenilerle birlikte “bayrağı artık biz taşıyoruz” demesi de güçleşmektedir.
Sancılar bu güçlüğün getirdiği sancılardır.  

***

Türkiye’nin 1980’lerden bu yana geçirdiği değişime ilişkin “kodlamaları” şöyle bir düşünelim. Liberalizm, postmodern etkiler, “birey olma”, “vitrine çıkma” tutkularının artması, enformasyonun bilginin yerini alması, kolay beğenmeme, sinizmin gelişkinlik sayılması, süreçleri en yakından izleyenlerin bile “aktif katılma” söz konusu olduğunda geride durması, çürüme, yozlaşma, vb. vb.

Eğer böyleyse bütün bunların solun insanlarını bir şekilde etkilememesi mümkün değildir. 12 Eylül öncesinden günümüze gelebilen “eskiler” kendi deneyimleri ve mayalarıyla sağlam kalabilseler bile yenilerle iletişimde, birlikte yürüyüp yeni yolları denemede güçlük çekmektedir.  

Ortaya çıkan genel tabloda, eskilerin yenilerle birlikte oldukları örgütler, “mevcutların en iyisi olduklarını” geçmişe referanslarla ve/ya da güncel birtakım sapmalardan ne kadar münezzeh kaldıklarıyla açıklayıp durumu idare ve kendilerini idame ettirmektedir.
Genişleyen değil, basit yeniden üretimdir.  

***

Basit yeniden üretimle iştigal eden örgütlerin dışında onlara göre çok daha geniş sayılabilecek bir yeni / genç sol kuşak söz konusudur. 12 Eylül’den günümüze çehresi değişen, “yeni” Türkiye’nin insanlarıdır; bu Türkiye’nin etkilerini ve izlerini taşımaktadır.

Çoğu, bir şey satın almadan, böyle bir niyet de taşımadan çarşı pazar dolaşan “alışverişçi” gibidir; birer “birey” olarak katı kriterleri vardır, her şeyi kolay beğenmezler; katılmaktan çok izlemeyi tercih ederler; komplo kurgularına fazlasıyla meraklıdırlar..

Teoriye, tarihe, ideolojiye, Marksizm’e ilgi derseniz, hiç yok denemese bile sınırlıdır. Bize göre, 12 Eylül sonrası kuşakta bu ilginin son temsilcileri, doğum tarihleri 1970’lerin ilk yarısına denk gelenlerdir.

Az önce sözünü ettiğimiz basit yeniden üretim sürecindeki örgütlerle bu yeni kesim arasında ilginç bir etkileşim vardır. Kolay beğenmeyen, katılmaktan çok izlemeyi tercih eden ve sinik yaklaşımlara eğilimli olanlar, beslenme girdilerini ve bahanelerini basit yeniden üretim sürecindekilerin kendilerini idame ettirme adına tedavüle soktukları birtakım etiketlerle bulmaktadır.

O liberal, öbürü Kemalizm’den kopamamış, beriki “Kürt kuyrukçusu”, birileri kariyerist, şunlar şunlar Sorosçu,   diğerleri ise “darbeci”, “Stalinist” vb.
Ne yazık ki (şimdilik) böyle gitmektedir.

***

Çözüm mü?

Bir tek çözüm vardır: Yaşa başa bakmadan, özellikle emekçi kesimden, kendi çevresinde ('yerellerde') lafı sözü dinlenir, geçmişteki örgütsel angajman bakımından “bakir” yeni insanlara ulaşılması...

Basit değil genişlemiş yeniden üretim arayanlarla bu yeni kesimlerin ortak bir erime potasında buluşmaları…

Üçüncü dönemin doğum sancıları önce böyle hafifleyecek, sonra da kesilecektir.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Comandante Che Guevara Hasta Siempre melnur 0 26 Önceki gün, 10:26
Konu Klasör İki ana damar-Metin Çulhaoğlu denizcan 0 1738 27.09.2014- 15:46
Konu Klasör İhtimaller-Metin Çulhaoğlu denizcan 0 998 21.11.2015- 16:32
Konu Klasör Her şey oyun mu?-Metin Çulhaoğlu denizcan 0 1712 07.10.2014- 21:56
Konu Klasör Harita-Metin Çulhaoğlu denizcan 1 2006 02.09.2014- 19:06
Etiketler   Sol,   hasta,   ,   Metin,   Çulhaoğlu
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS