SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 
'Andımız' üzerine...           (gösterim sayısı: 930)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
10 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 30.10.2018- 11:50


Daha önce, yani AKP'nin okullardan ''andımız''ı kaldırdığı dönemde de tartışılmıştı. Şimdilerde yazmayan, ama o dönemlerde AKP'nin andımızı kaldırmasını destekleyen bir yazıyla foruma giren bir arkadaşın yaptığı yorumu hatırlıyorum. O zamanki tavrım, AKP'nin bu tavrının desteklenmemesi gerektiği yolundaydı. Bu duruşun nedeninin and'ın kendisiyle bir ilgisi yoktu. AKP'nin icraatlarına destek verecek, ona alan açacak icraatların desteklenmesi AKP'ye destek anlamına gelirdi ve AKP'nin siyasal ve toplumsal alanda yol almasına yol açardı. ( Sonuçta da öyle oldu. AKP bu destekler sayesinde bugüne geldi. Başka bir konu.)

Danıştayın andın okullardan kaldırılışı uygulamasını iptal etmesiyle yine bir tartışma başladı. AKP karşı çıkıyor, birileri Danıştayın kararına destek veriyor falan. M.Çulhaoğlu da bu konuda bir yazı yazmış. Bence içinde doğrular barındıran ama yine de yanlış anlamaya eğilimli bir yorum olduğunu düşünüyorum.

Yorumlamaya devam da ederiz ama öncelikli yazının ilgili bölümü:

''Saray Rejimi Cumhuriyet’i kemiriyor, bir dönemin kazanımlarını teker teker yok ediyor diye o döneme ait ne varsa hepsini baş tacı etmek zorunda mıyız?

“Solcu” geniş bir kavram, “sosyalist” diyelim: Bir sosyalistin “Andımız” denilen ve okullarda okutulan metne sahip çıkıp bunun uğruna ortalığı velveleye vermesinin bizce anlaşılabilir herhangi bir yanı yoktur. Türkiye başka tek bir etnik grubun ve halkın bile yaşamadığı, tamamen Türklerle meskûn bir ülke olsaydı da “Andımız” sosyalistler tarafından savunulamazdı.

Ulus devlet inşa sürecinin yan ürünlerinden biri sayılması gereken “Andımız” yerinde durduğunda özel bir mesele yapılmayabilir, ille de kalksın diye özellikle uğraşılması gerekmeyebilir; ama birileri kaldırmak istiyor diye, salt bunun için sahiplenmenin bir anlamı da yoktur.

Bu arada geçerken not edelim: Başka hiçbir “ileri” ülkede görülmeyen, salt Türkiye’ye ve Kemalist döneme özgü bir garabet sayılmamalıdır. Örneğin ABD’deki orta dereceli okullarda öğrenciler her Pazartesi sabahı ilk ders başlarken “Bayrağa Bağlılık” andı okurlar (Pledge of Allegiance to the Flag). Kaldırılacağını sanmıyoruz; ama birileri kaldırmaya kalkarsa ABD’li komünistlerin ve sosyalistlerin vay diye kıyameti koparacaklarını da hiç sanmıyoruz.
Lütfen kimse “onlar gelişmiş kapitalist ülke, azgelişmiş ülkelerde milliyetçilik hoş görülebilir” demesin…


https://ilerihaber.org/yazar/birini-alinca-digerleri-mecburi-mi-91132.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Bolsevik
[ Bolsevik ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 20.05.2016
İleti Sayısı: 29
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Bolsevik
Cevap Tarihi: 03.11.2018- 22:27


...




Bu ileti en son Bolsevik tarafından 03.12.2018- 17:10 tarihinde, toplamda 5 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 04.11.2018- 17:46


''Türküm, doğruyum, çalışkanım'' diye başlayıp, ''...muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.'' ile biten andın, içerdiği anlamdan çok daha fazla yer tutması ve anlamı olması gerek. And'ın AKP tarafından okullardan çıkarılması konusunu sadece bu tür sözcüklerle sınırlarsak bence doğru bir siyasal tavır gösterilmiş olmaz. AKP döneminde liberallerin gazı ve etkisiyle hep bu yanlışlığı yaptık. AKP ortağıyla birlikte Ergenekon davaları açtı, büyük çoğunluğumuz destek verdi.   İşine geldi, AKP bu kez Kürt hareketine davalar açmaya başladı ve yığınsal tutuklamalar yaptı, bu kez başka bir bölümümüzün desteğini aldı. Bu destekler AKP'de olmayan entelektüel bir destek de sağladı. AKP kendi gücü dışında bu desteklerle bugüne kadar geldi. Oysa yapılması gereken AKP'nin icraatlarının ne anlama geldiğini öngörmek ve ona herhangi bir şekilde destek anlamına gelecek siyasal tutumlardan kaçınmaktı.

Andımız konusu da öyle!

Aynı yanlışı bu kez bu sorun üzerinden yapmamalıyız. AKP açık seçik AND üzerine ne söylerse söylesin karşısına dikilmeliyiz. And'daki ''türküm'' sözcüğü kafatasçı bir sözcük değilmiş, yurttaşlık anlamında bir üst kimlikmiş; ''damarlarındaki asil kan'' imparatorluktan ulus devlete geçişin bir sonucuymuş vb. -bunlar ikincik, üçüncül önemde konular. Önemli olan AKP'nin gerici siyasetlerine karşı çıkışın bir yolunu bulmak ve ona nedeni ne olursa olsun destek vermemek olmalıdır.

(M.Çulhaoğlu'nun söylemi üzerinden konu biraz daha genişletilebilir.)




Bu ileti en son melnur tarafından 04.11.2018- 17:46 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.11.2018- 09:57


Oda tv.den alıntıladığınız video'nun bir başka örneğini Halk tv.de Ayşenur Arslan'ın Medya Mahallesi'nde izlemiştim. Aynı şeyleri söylüyorlar. Öğretmen sınıfa giriyor, ''selamun aleyküm'' diyor, ayağa kalkmış olan öğrenciler hep birlikte ''aleyküm selam'' deyip ''bu ne güzel islam'' diye devam ediyorlar. Bırakın ilerici, solcu olmayı   sürecin buralara geldiğini görememek ve bu dinci marşlardan rahatsız olmamak çağdaş bir insan için bile ne kadar irkiltici! Bir de giyim kuşamlarına bakın. Gencecik çocuklar, başları türbanlı! Şimdi böyle bir topluluk mu bilim yapacak, evrimi anlayacak, toplumların tarihsel değişiminde etkin olan yasaları kavrayacak!

Şu yaşanan güncelliği bile bu haliyle, bu basitlikte kavrayamayan bir zihnin solcu olabilmesi mümkün mü?




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.11.2018- 20:36


Veda yine aramış taramış, Perincek'in Andımız konusunda bir yorumunu bulmuş ve yine saçmalamış. Adamın tribünlere oynamaktan başka bir amacı yok. Hadi SF'de bu tür yazılarda kürt milliyetçilerinden alkış falan alıyordu. Orada bu arkadaşın bu hezeyanlarını destekleyen kim var, bilmiyorum.

Okuduğunu anlamayanların tipik özelliği, karşısındakine bir etiket yapıştırmaları ve sonra o kişiyi kendi yapıştırdığı etiket üzerinden karalamaları, hakaret etmeleri vb.

Veda tipik bir organizma.
Bu konuda da yazdığının ciddiye alınır bir yanı yok.

( Bu konuyu da anlamıyor. Perincek'in siyasetinin sınıfsal değil, ulusal bir perspektif içerdiğini hep söyledik. Ulusal bir perspektifle bakıldığında da söyledikleri abartılı da olsa kendi ideolojik ve politik durumuyla uyumlu. Ama bunu bile anlayacak kapasitesi olduğunu düşünmüyorum. Veda'ya göre faşist, ajan, sosyal şoven dediğinde her şey çözümlenmiş oluyor.)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 09.11.2018- 01:14


Metin Çulhaoğlu'nun başlık yazısı içindeki alıntısının bir yerine itiraz etmek gerek. Çulhaoğlu'nun bu konudaki yorumunun aceleye gelmiş olduğunu düşünüyorum. AND konusu sıradan bir kalksın mı, kalkmasın mı tartışması değildir. Öyle olsa sosyalistlerin bu konuda aşırı tepkisel bir tavır göstermesi yadırganabilirdi. Ayrıca Çulhaoğlu'nun yazısının alıntıdaki son bölümü de uygun bir örnek değil. Şöyle söylemiş:

''Bu arada geçerken not edelim: Başka hiçbir “ileri” ülkede görülmeyen, salt Türkiye’ye ve Kemalist döneme özgü bir garabet sayılmamalıdır. Örneğin ABD’deki orta dereceli okullarda öğrenciler her Pazartesi sabahı ilk ders başlarken “Bayrağa Bağlılık” andı okurlar (Pledge of Allegiance to the Flag). Kaldırılacağını sanmıyoruz; ama birileri kaldırmaya kalkarsa ABD’li komünistlerin ve sosyalistlerin vay diye kıyameti koparacaklarını da hiç sanmıyoruz.
Lütfen kimse “onlar gelişmiş kapitalist ülke, azgelişmiş ülkelerde milliyetçilik hoş görülebilir” demesin…''


Evet, Amerika'da ''Bayrağa Bağlılık'' andının herhangi bir nedenle kaldırılmaya çalışılması büyük olasılıkla oradaki sosyalist ve komünistlerin tepkisine yol açmayacaktır. Ama bu örnek buradaki örnekle aynı kategoride değerlendirilebilir mi? Orasının gelişmiş kapitalist ülke, buranın ise az gelişmiş bir ülke olması ve az dozlu bir milliyetçiliğin hoş görülmesi gerektiğinden değil, orada iktidarda devletleşen bir partinin olmaması ve o partinin de artık iyice açığa çıkan bir dinci portföyünün olması nedeniyledir.

Bu konunun başka bir yanı da olabilir. AKP durup dururken MHP'yi de karşısına alacak bir pozisyona geçmesi, Türk kavramından rahatsızlık duyduğunu gündeme taşıması ve ''Türkçülüğü reddediyorum'' demesi, üstelik seçim atmosferine girdiğimiz bir dönemde size de garip gelmiyor mu?

Bir yerlere göz kırpıyor olmasın?

Ve bu olasılık M. Çulhaoğlu'nun gözünden kaçmış olabilir mi?

( Yakında kokusu çıkar, denir ya, öyle, yakında kokusu çıkar!)



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Bolsevik
[ Bolsevik ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 20.05.2016
İleti Sayısı: 29
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Bolsevik
Cevap Tarihi: 16.11.2018- 19:23


...




Bu ileti en son Bolsevik tarafından 03.12.2018- 17:10 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Sosyalist27
[ Sosyalist27 ]
Yasaklı
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 14.11.2018
İleti Sayısı: 55
Konum: Gizli
Durum: üye uzaklaştırılmış
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: Sosyalist27
Cevap Tarihi: 16.11.2018- 20:02


Sol'un, Türkiye'de ki her siyasal tartışmada söyleyeceği bir sözü, kitlelere önderlik edecek şekilde aktif bir politikası olması gerekir.
Öyle ki kitlelerin tepkilerini bir araya getirip, onları örgütleyerek, bunun üzerinden kitlelerin devrimci potansiyelini ortaya çıkarabilsinler.
Dolayısıyla özellikle Kürt milliyetçiliğinin kuyruğundaki sol gibi, Kürtlerle ilgili olmayan meselelerde üç maymunu oynayıp, sadece Kürt meselesi üzerinden politika üretmemeli...
Bu bağlamda andımız özelinde Türkiye solununda takınacağı bir tavır vardır ama bununla birlikte sol kendisini yapay gündemlerle meşgulde etmemelidir.
Bundan on sene öncede ortaya yapay bir türban konusu atılmış, Türkiye soluda bu konuda çeşitli tavırlar takınmıştı ki TKP gibi kimi partiler üniversitede türban karşıtı faaliyetler yürütmüştü.
Türbanın kişisel özgürlük kapsamında değerlendirilemeyeceği muhakkaktı ama gericiliğe karşı asıl mevzilenilecek mevzi türban karşıtlığımıydı?
Kimi sol çevreler türban ile uğraşırken, İslamcı burjuvazi palazlandı, sermaye üzerinde egemenliğini kurdu, FETÖ gibi örgütler devlet üzerinde etkinlik kurdu.
Türban yasağını destekleyen muhalefet işe yarasaydı ve türban yasağı üniversite ve kamu kurumlarında devam etseydide yine yukarıda saydığım olaylar vuku bulacaktı.
Yani türbanın üniversite ve kamu alanında kendisine yer bulması, islamcı sermaye egemenliğinin konumu yönünde aleyhte veya lehte bir sonuç ortaya çıkarmayacaktı.
Dolayısıyla etkin bir muhalefet kadar, muhalefetin kendisini üzerine tesis edeceği zeminin ve gündeminde etkin olması önemlidir.
Bugün muhafazakar cenah içerisinde AKP'nin politikalarından rahatsız olan, bu kadarıda fazla diyen insanlar ortaya çıkmakta ve bunların çoğunluğunu yoksul halk kitleleri oluşturmakta.
Dolayısıyla bugün bu insanların tepkilerini devrimci bir mücadeleye kanalize edebilmek için, onlara hitap edecek politik dilinde dikkatle seçilmesi gerekir.
Söylemek istediğim şey Doğu Perinçek gibi cuma namazlarına gitmek değil ama halkın muhalefetinin inşa edileceği zeminin özenle seçilmesidir.
Andımız özelinde meseleye yaklaştığımızda da özellikle Kürt toplumu başta olmak üzere Çerkez, Laz, Ermeni, Rum gibi sayısal olarak daha az sayıda bir yekune karşılık gelen diğer halklarda dahil andımız adı verilen metinden bir hayli rahatsızlar.
AKP'nin adımıza karşı tavır alışının arkasında İslamcı saikler olsa bile Türk olmayan diğer halkların bu metinden hoşlanmadıkları bir vaka.
Durum bu iken dilden, dinden, ırktan bağımsız olarak halkların mücadelesini en fazla savunması gereken Komünistler neden adımıza sahip çıksın?
AKP'ye muhalefet edilebilecek, emekçi haklarından, ekonomiye, dış politika hatalarından, yönetimsel problemlere pek çok muhalefet alanı varken neden meseleyi andımız gibi Türkiye halkının muhalefet cephesini bölen, AKP'nin ise işine gelen bir alanda yürütelim?





Bu ileti en son Sosyalist27 tarafından 16.11.2018- 20:07 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.826
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 18.11.2018- 17:00


Bundan on sene öncede ortaya yapay bir türban konusu atılmış, Türkiye soluda bu konuda çeşitli tavırlar takınmıştı ki TKP gibi kimi partiler üniversitede türban karşıtı faaliyetler yürütmüştü.
Türbanın kişisel özgürlük kapsamında değerlendirilemeyeceği muhakkaktı ama gericiliğe karşı asıl mevzilenilecek mevzi türban karşıtlığımıydı?
Kimi sol çevreler türban ile uğraşırken, İslamcı burjuvazi palazlandı, sermaye üzerinde egemenliğini kurdu, FETÖ gibi örgütler devlet üzerinde etkinlik kurdu.
Türban yasağını destekleyen muhalefet işe yarasaydı ve türban yasağı üniversite ve kamu kurumlarında devam etseydide yine yukarıda saydığım olaylar vuku bulacaktı.
Yani türbanın üniversite ve kamu alanında kendisine yer bulması, islamcı sermaye egemenliğinin konumu yönünde aleyhte veya lehte bir sonuç ortaya çıkarmayacaktı.
Dolayısıyla etkin bir muhalefet kadar, muhalefetin kendisini üzerine tesis edeceği zeminin ve gündeminde etkin olması önemlidir.



Türbana karşı çıkmak doğruydu, gerekliydi ve zorunluydu. AKP'nin attığı her adıma kısaca AKP'nin kendisine karşı çıkmak doğruydu, gerekliydi, zorunluydu. AKP (gerici) sermayenin has partisiydi ve Ergenekon konusunda davalar açarken bile devlete yerleşmek istediği aşikardı. ''İslamcı sermayenin palazlanmaması için'' AKP'ye karşı çıkmak gerekiyordu. AKP'nin devlet haline gelmesi ise sadece gerici kesimleri değil, laik sermayenin de karlarına kar katmasına neden oldu. Bu nedenle doğru siyaset AKP'ye cepheden karşı çıkmaktı. Türkiye solu bu konuda iyi bir sınav verememiştir.





Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   [1]   2   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör TKH ve seçimler üzerine... melnur 4 131 20.04.2019- 02:22
Konu Klasör TKP'nin seçimlerdeki stratejisi üzerine... melnur 5 255 13.04.2019- 04:02
Konu Klasör Bir kez daha, seçimler ve solumuz üzerine... melnur 5 245 30.03.2019- 07:49
Konu Klasör 5 bin çocuğa aynı anda namaz kıldıracaklar özgür 1 2979 30.09.2013- 18:13
Konu Klasör Oğlunun katilini son anda ipten kurtardı ayhan 3 2038 19.04.2014- 03:17
Etiketler   Andımız,   üzerine.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS