SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 20.12.2019- 07:54


İmamoğlu’ndan Kanal İstanbul açıklaması: Babanıza çiftlik mi yapıyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu Kanal İstanbul için kimsenin üzerinde baskı kuramayacağını vurguluyor. “Dozerle gireriz diyorsunuz. Kendinize, babanıza çiftlik kurmuyorsunuz. Burası değil 16 milyonun, 82 milyon insanın bekasıyla ilgili bir konudur” diyor. İstanbul’un geleceğinin gasp edildiğine dikkat çeken İmamoğlu, “Projenin yaratacağı tahribatı, kirliliği tahmin bile edemiyorum. İstanbul’un buna ihtiyacı mı var Allah aşkına? Burası çöl mü, burası çöl de buraya kent mi kuruyorsunuz?” diye soruyor.
Kanal İstanbul nedeniyle kenti bekleyen büyük tehlikeyi anlatan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, iktidarın “çılgın projedeki” ısrarını eleştirdi.

Resim Ekleme


İmamoğlu’nun Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

– Kanal İstanbul 2011 yılında ilk ilan edildiğinde ne düşündünüz, ne hissettiniz?

Açıkçası beni etkilemedi. Daha çok şaşırdım. İlk duygum şaşkınlıktı. Yapı sektöründen gelen biri olarak inceleme ihtiyacı hissettim, nedir, niçin diye merak ettim… Çünkü seçime çok yakın bir zamanda, büyük bir görsel şovla açıklanmıştı. Bir kanaldan geçen tekneler, gemiler gördük. Bunlar çok bir şey ifade etmedi açıkçası. Sonraki dönemde bu süreci yakından takip ettim. O günden bugüne pek çok analiz yaptım ve şunu söyleyebilirim: Bu konuyla ilgili o günden beri toplumu doyurucu, kamuoyuna açık hiçbir ortam yaratılmadı. Bu nedenle toplumun yüzde 85-86’sı böyle bir proje olduğunu biliyor ama bu projeye dair bir fikri yok. Yani, vatandaşın tam olarak ne olduğunu bilmediği Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli projelerinden biri İstanbul’a yapılmak isteniyor. Bugün belediye başkanı olduğum için değil, başından beri bu süreci inceleyen biri olarak, olumsuzlukları alt alta dizdiğimde İstanbul için bir ihanet projesi diyebiliriz. Hatta bu bile hafif kalır… Gerçek bir cinayet projesi…

ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İÇİN
– 3 çocuk babası bir yurttaş olarak bu projeye neden karşısınız?

Çünkü bu proje İstanbul’un geleceğini gasp ediyor. Tümüyle doğasını değiştiriyor. Fiziki koşullarını tümüyle değiştiriyor. Bence maneviyatını da yok ediyor. Burası bir coğrafya ve bu coğrafya on binlerce yılda oluşmuş, dünyanın en nadide coğrafyalarından bir tanesi. İstanbul bir uçtan bir uca sit alanıdır aslında. Hovardaca kullanmışız ve tümüyle büyük bir tahribat yaratmışız ama İstanbul, bütün Trakya’yı, Kocaeli yarımadasını, körfezi hatta Yalova’nın bir bölümü, yani bütün bu bölge sit alanıdır. Dünya gözünün bebeği gibi bakar bu alana. Bizim için, Türkiye için bu kadar mühim bir alanda taşın üzerine taş koyarken bile dikkat etmemiz gerekirken “ihanet ettik” diyorlar. İhanet etmenin altında yatan gerçek ne? Bilimden, akıldan uzaklaşmak. Benim bu şehrin insanlarının geleceği konusunda sorumluluğum var. Bu halk bize güvendi. 16 milyon insan “Emanetimize sahip çık. Adı üstünde sen şehri eminsin” dedi. Çocuklarımın geleceğini, bu kentin çocuklarının, bütün gençlerinin geleceğini düşünürsek beni hiç kimse bu projeye ikna edemez. Bu konuda bana baskı da kuramazlar.

– Peki uzmanlar bu projenin tahribata neden olacağı görüşünde. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Tek başına 130 milyon metrekareye yakın bir tarım alanından, 23 milyon metrekarelik ormandan bahsediyoruz. Üst süte koyduğunuzda tanımlanan, planlanan o kadar vahşi işler var ki… Belediye meclisinde arkadaşlar, “Efendim yok orada öyle bir nüfus” diyorlar. Bir iki gün sonra malum medyada “1 milyon 150 bin kişilik akıllı şehir kurulacak” diye manşet atılıyor. Bu gazeteler, bakanlıktan bilgi almadan bu başlıkları atamaz. Kaldı ki yapılmış planları biliyoruz. 1 milyon 150 binlik nüfus deniyorsa anlayın ki orada nüfus aslında 2 milyona doğru gider. 8 tane boğaz köprüsünün yarısı kadar köprüyle bağlantı kuracaksınız. Siz 8 milyon insanı bir adaya tıkacaksınız aslında. Büyük bir güvenlik tehdidi oluşacak. Depremle ilgili zaafiyetlerin olduğunu hâlâ iddia ediyorum. Yaratacağı inşaat travmasını 3 yıl, 4 yıl, 5 yıl tarif bile edemem.

HALK KARAR VERECEK

Ben zihnimde yaşadığımda yaratacağı tahribatı, kirliliği tahmin bile edemiyorum. İstanbul’un buna ihtiyacı mı var Allah aşkına? Burası çöl mü, burası çöl de buraya bir kent mi kuruyorsunuz? Ya bunun her tarafı tarih, doğa her tarafı güzellik, şu Küçükçekmece Gölü bile tek başına bir sit alanı. Avrupa’da böyle bir gölün kenarına, kıyısına dokundurmazlar. Siz gölü ortadan kaldırıyorsunuz. Yani bir geçiş yapacaksınız kimin kararıyla, hangi vicdanla. Şehri bilgilendirmek zorundasınız. Bilgilendireceğiz ve buna halk karar verecek. Bu öyle basit bir karar değil. Siyasi bir karar asla olamaz bu karar. Bu karar bence bir şehrin varlığıyla yokluğu arasında o ince çizgi kadar ciddi anlamda ele alınması gereken bir karardır. O bakımdan çocuklarımın geleceği için bu sürece tümüyle karşı çıkıyorum.

İSTANBUL’UN UYKUSU KAÇMALI
– Projeyle, Sazlıdere barajı ortadan kalkıyor, Durusu gölünün de (Terkos) projeyle ciddi bir tehdit altına gireceği söyleniyor.

Şimdi bakın neresinden tutsak elimizde kalır. Bilim adamlarının hazırladığı bir rapor var. Raporda, 40’a yakın soru var ve bu 40 sorunun da cevabı yok şu anda. Daha bu soruların cevabını verememişsiniz, ‘yapacağım’ diyorsunuz. ‘Dozerle gireriz’ diyorsunuz. Kendinize, babanıza çiftlik kurmuyorsunuz. Evladınıza bir çiftlik yapmıyorsunuz. Yalı yapmıyorsunuz. Burası değil 16 milyonun, 82 milyon insanın bekasıyla ilgili bir konudur. 3 tanker geçecekmiş, 5 tanker geçecekmiş, Montrö sözleşmesiymiş… Kimseyi aldatmasınlar… Montrö Sözleşmesi’yle ilgili elimizi rahatlatacak hiçbir unsur içermiyor Kanal İstanbul. Toplumu aldatan, toplumu yanıltan sonra da biz yanıldık diyenlere İstanbul’un geleceğini tehdit ettirmeyiz.

SÜKSE ÖYLE YAPILMAZ
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul’la ilgili bahsettiği siyasi sükse sizce nedir?

Benim ruh halimde hiç öyle bir şey yok… Sükse, üretimle yapılır. Dünyada sükse, teknolojik kalkınmayla yapılır. Bütün demokratik adımlarınızla atarsınız ve dünyada sükse yaparsınız. Özgürlükle, akılla, bilimle sükse yaparsınız. Başarılı üniversitelerinizle sükse yaparsınız. Başarılı sporcularınızla, yazarlarınızla, sanatçılarınızla sükse yaparsınız. Kanal İstanbul’la veya bir kanalla sükse yapılmaz. Dünyada çok bir anlam ifade etmez.

– Bu projenin hiç olumlu yönü yok mu?
Yok… Zihnimin kenarında bile olumlu bir yanı yok. 3 tarafı denizle çevrili bir ülkenin, her tarafı suyla çevrili bir İstanbul’un böyle bir oyuna tahammülü bile olamaz. Düşünmeye bile tahammülü olamaz. Bu proje her İstanbullunun uykusunu kaçırmalı.

– Kanal İstanbul projesi için 75 milyar liralık bir harcamadan bahsediliyor. Böyle büyük bir bütçe İBB’ye verilse ne yapardınız?
İstanbul’un dünya standartlarında en ön saflara çıkması için ihtiyacı olan bütün metroları bitirirsiniz. Bu kadar basit. En basiti yani. 75 milyar lirayla Türkiye’nin kalkınmayla ilgili birçok sorununda ciddi adımlar atarsınız. İstanbul’un dışında 5-6 merkeze büyük yatırımlar yaparak oraları bir anda istihdam merkezi haline getirirsiniz. Milyonlarca işsizimize iş imkânı, gelecek imkânı sağlarsınız.

KİMSE İŞİNE BAKMASIN
– İBB’nin bundan sonra izlediği yol ne olacak?

Sürekli takip edeceğiz. Sürekli bilgilendirme yapacağız, araştırma yapacağız. Devletin her kademesine bu konuda davette bulunacağız. Yani biz sürece nefes bile aldırmayacağız. Herkesin ensesinde soluğumuzu hissettireceğiz. İstanbul’la ilgili her ortamda, her olayda gündemimizde Kanal İstanbul olacak. Bunun yanlış olduğunu topluma anlatacağız. Biz anlatmayacağız, bilim adamları anlatacak.

– Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Kimse oturup işine bakmasın, bu işle ilgilensin…

****
ÇILGIN KANAL ABSÜRT BİR PROJE
Pekin İnşaat Endüstri ve Ticaret A. Ş. (PEKİNTAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı iş insanı Özkan Olcay Kanal İstanbul projesine ilişkin “İstanbul’da seçim kazanmak her şeyin önüne geçti” dedi. Olcay Türkiye genelinde pek çok su projesi üzerine çalıştığını belirterek “Kanal İstanbul projesinin hiç çekinmeden absürt bir proje olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

İş insanı Özkan Olcay, tartışmalı projeyle ilgili gazetemizle görüşlerini paylaştı. Bir gram suyun ne kadar önemli olduğunu bildiğini vurgulayan Olcay “İstanbul’a yetmeyen kullanma suyunu Melen’den pompa istasyonları ve boru hattıyla temin ediyoruz. Bu proje ile İstanbul’un nüfusunu daha da artırmayı düşünenler, altyapıyı, su ihtiyacını ve ulaşımı nasıl sağlayacaklar? İstanbul’da seçim kazanmak her şeyin önüne geçti. İstanbul’un idare edilemez, kontrol edilemez hale gelmesi de yanlış bir iştir. Siyasetin teknik konuları bu kadar dejenere etmeye hakkı yoktur” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’ın Kanal İstanbul’a ilişkin “İstanbul Boğazı’nı kazalardan kurtaracak projedir” açıklamasını anımsatan Olcay “Diyelim ki sis var. Boğaz’daki sis Kanal istanbul’da da olacak. 2 gemi kanalda çarpıştı ve biri battı diyelim. O geminin suyun içerisinden çıkarılması, bölgenin temizlenmesi ne kadar sürecek? Burada da var kaza riski. Yani bu proje çok iyi etüt edilmemiş” sözlerini kaydetti. Kanalın 75 milyar maliyetini de anımsatan Olcay “Bu kanalı yaptığınız anda yeni köprülere ihtiyacınız var. Maliyeti çok yüksek projeler. Bu köprülerin her biri başlı başına bir maliyettir. Onların hesap ettiğinden daha pahalıya mal olur. Yapılabilir bir proje değil” dedi.  

https://www.abcgazetesi.com/imamoglundan-kanal-istanbul-aciklamasi-babaniza-ciftlik-mi-yapiyorsunuz-64904



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.12.2019- 13:37


Ekrem İmamoğlu: Kanal İstanbul protokolü İBB meclisinin onayı alınmadan imzalanmış

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin Kanal İstanbul projesine meclis üyelerinin onayı alınmadan dahil edildiğini ifade etti.



İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu “Kanal İstanbul” tartışmasına ilişkin İBB’nin Saraçhane’deki binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.

“İstanbul’a katmerli ihanet projesi” olarak nitelediği Kanal İstanbul’a neden karşı olduklarını 15 maddede açıklayan İmamoğlu, “Kanal İstanbul bir ihanet, cinayet projesidir. Kimlere ne rant vadedilmiş olursa olsun, derhal vazgeçilmelidir. İstanbul kimsenin babasının çiftliği değildir” dedi.

Protokolden neden çekildiklerini de anlatan İmamoğlu, “Bu protokol hukuksuzdu, atanmış İBB Başkanı tarafından Meclis kararı olmadan imzalanmıştı” dedi. Proje ile birlikte ortaya çıkan rant haritasına da değinen İmamoğlu, “Bakan arsa hareketi yok, diyor. 2011’den bu yana bu bölgedeki arsa hareketi 30 milyon metrekareyi bulmuş. En büyük arazisi olan ilk 3 şirket Arapların” dedi.

“İMZALANIRKEN MECLİS KARARI ALINMAMIŞ”
15 maddede belirtilen gerekçeler nedeniyle projeden çekildiklerini belirten İmamoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un “Meclis kararı olmadan İBB protokolden çekilemez açıklamasına yanıt verdi. Protokolün zaten Meclis kararı olmadan imzalandığının altını çizen İmamoğlu, “Bu protokol, atanmış geçici büyükşehir belediye başkanı tarafından, meclis kararı olmadan imzalandığı için zaten hukuksuzdur. İmzalandıktan 2 ay sonra Meclis tarafından karar alınmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla hukuksuzluğu geri almak benim görevimdir. Bakanın dünkü açıklaması tamamen bilgisizlikten kaynaklanıyor. 23 Haziran’da millet bize ‘Bu şehirde yapılan yanlışlara göz at, hukuksuzluğu gider’ dedi. Biz de buradan aldığımız yetkiyi kullanıyoruz. İstanbul sahipsiz değildir” dedi

RANT HARİTASINI ÇIKARDI: 30 MİLYON METREKARELİK ARSA HAREKETİ VAR, EN BÜYÜK ARAZİSİ OLAN İLK 3 ŞİRKET ARAP ŞİRKETİ
İmamoğlu, Kanal İstanbul üzerinden çıkarılan rant haritalarına ilişkim, “Kanal İstanbul güzergahı üzerinde arsa rantına müsaade etmedik. Bir vatandaşın, bireyin, şirketin arsa toplaması söz konusu değildir’ diyen Kurum’a rakamlarla yanıt verdi. “Bölgedeki arsa hareketi 30 milyon metrekareyi bulmuştur” diyen İmamoğlu, “Çevre ve Şehircilik Bakanı böyle konuşmamalı. ‘Arsa hareketi yok’ deniyor ancak 30 milyon metrekarelik arsa hareketi var. Tarım alanı olan bu alanlara bu ilgi niye diye merak ediyoruz? Bir de şunu da ekleyeyim, en büyük arazisi olan ilk 3 şirket Arap şirketi. Bakan isterse kendisiyle paylaşırız. Bizden detay isterlerse veririz” diye konuştu.

‘OCAK AYINDA İKİ ÇALIŞTAY’
Ocak ayında Kanal İstanbul ve su çalıştayı yapacaklarını belirten İmamoğlu, “Buradan herkese çağrı yapıyoruz, bakanlara da çağrı yapıyoruz. Ey bakanlar, halkı bilgilendirmek zorundasınız, bir kişiyi değil halkı, halkı! Bu şehirde hiç kimse ‘ben yaptım oldu’ diyemez, İstanbul kimsenin babasının çiftliği değildir, İstanbul 16 milyon İstanbullunun 82 milyonluk Türkiye’nindir. Bu kente ihanet edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a dair 15 başlıkta topladığı itirazlar şöyle:

1- KANAL İSTANBUL SUSUZLUK DEMEKTİR
Projenin getirdiği en büyük tehlike, Terkos Gölü’ne karışacak tuzlu su ile gölün, ebediyen su kaynağı sıfatını yitirecek olmasıdır. Terkos Gölü havzası, İstanbul ve çevresi için bir depolama alanıdır. Kanal İstanbul inşa edilirse, her şeyden önce bu muazzam su kaynağı yok olacak.   Sazlıdere Barajı, aynen apar topar kapatılan Atatürk Havalimanı gibi, tümüyle işlevsiz kalacak. Şu anda Sazlıdere - İkitelli sistemi ile Terkos, ikisi birlikte İstanbul’un tüm su ihtiyacının yüzde 29’a yakınını karşılıyor. 15 yıl sonra ise 7,5 milyon insanın su ihtiyacını karşılayacak. 427 milyon metreküp içme suyu rezervi yok ediliyor. Sadece yer üstü su kaynakları değil, yer altı su kaynakları da yok olacak. Kayalardaki çatlak ve kırıklardan yer altı sularına tuzlu su sızacak. Bu ihtimalle savaş ve doğal afetlerde kullanılabilecek yeraltı sularını kaybetme riski ile karşı karşıyayız.

Bunun karşılığında sükse alacağız, kime alacağız belli değil. Ama işte susuzluk karşılığında sükse alacağız.

2- KANAL İSTANBUL DEPREM RİSKİNİ TETİKLER
Küçükçekmece Gölü’nden 3 fay hattı geçiyor. Ne diyeyim? Öyle raporlara, öyle değişiklikler geliyor ki bir gecede; ‘Fay hattını değiştirdik’ de diyebilir hükümet. Proje 1., 2., ve 3. derece deprem bölgelerinde kalıyor. 11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu fay hattı, 30 kilometre mesafeden Çınarcık fay hattı geçiyor. Bilim insanları, Kanal İstanbul Projesi’nin, yeryüzü ve yeraltı gerilme dengelerini bozacağını söylüyor. İnşaat ile ortaya çıkacak aşırı yüklemelerin, yeni depremleri davet edeceğini, depremlerin şiddetini artıracağını söylüyor. Plana göre; kanalın Marmara girişi olan Avcılar Denizköşkler’de 631 bin metrekarelik denize dolgu ile konteynır limanı yapılacak. Bu liman da risk altında. Olası büyük İstanbul depreminin, 6 metre yükseklikte dalgalar yaratacağı konusu bilim adamlarınca ortaya konuluyor. Tsunamiyle o liman da sular altında kalacak.   Göz göre göre, kendi elimizle, kendi bütçemizle felakete niye davetiye çıkarıyoruz diye.

3- KANAL İSTANBUL İSTANBUL’UN DOĞASINI KATLETMEK DEMEK
Sayın Cumhurbaşkanı’nın animasyon filmle millete izlettiğine göre; ‘Görmüyor musunuz? Çok güzel’ diye tariflediğini de gördüm. Kanalın etrafında 50-60 katlı dev gökdelenler, dizi dizi dizilmişler. ‘Bakın, ne kadar güzel’ diye anlatıyorlar bunu. Yine beton, yine rant, yine çevre katliamı. İnşa edilecek kanal çevresindeki yapılaşma, kısa zamanda sıcaklık-nem-rüzgar rejimini değiştirerek, İstanbul’u bir ısı adasına çevirecek. Zaten ‘Bu kente ihanet ettik’ diyenler, bu hayati yasaya hiç dikkat etmedikleri için, bugün İstanbul’un başı doğa ile dertte.”

Kanal projesi ile, projenin inşaatıyla, 23 milyon metrekare orman alanı, 136 milyon metrekarelik çok verimli tarım ve orman alanı, sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olacak. Kanalın inşa edilmesiyle; Küçükçekmece Lagünü’nden Sazlıdere Barajı’na kadar olan sulak ve bataklık alan, yok edilecek. Bölge kuşların göç yolu, üreme ve dinlenme bölgesi. Yok olacak ormanlık ve sulak alanlar yaban hayvanlarının yuvası. Bu kentin balığından kuşuna, yaban hayvanlarından bitkisine sahip çıkmazsak, nasıl hayatta kalabiliriz? Hayatta kalamayız.

4- KANAL, İSTANBUL TARİHİNİN TALANI DEMEK
“Boğaz’ın tarihi dokusunun korunması”, proje için gerekçe olarak gösteriliyor. ÇED Başvuru Dosyası’nda, Boğaz trafiğinde iddia edildiği gibi yıllara göre bir artış değil, tam tersine özellikle son 10 yılda yüzde 22,46’lık bir azalış gözlenmektedir. Oysa ki, projeyle birlikte 17 milyon metrekarelik SİT alanı etkilenmektedir. Küçükçekmece Gölü kıyısında yer alan Bathenoa Antik Kenti olsun, İstanbul’daki ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları olsun, daha nice antik hazineler olsun, muazzam bir tarihi zenginlik proje tarafından yutulacak. Tarihe ve tarihi değerlere neden zulmediyorsunuz?

5-KANAL İSTANBUL YENİ VERGİ YÜKÜ DEMEK
Kanal İstanbul 100 milyar liralık yeni vergi yükü demektir. Ben bunu iki ile çarparım, yanılmam. İnşaat maliyetini bırakın, özel şahıslara ait malların kamulaştırma bedeli bile insanların sırtına yüklenecek.

Ülke ekonomisi bunca dardayken, ülke nüfusunun yarısı yoksulluk sınırında yaşarken, işsizlik almış başını gitmişken, üniversiteli gençlerimiz her yerde iş arıyorken siz, şurada 420 kişilik işe 25 bin kişi başvuruyorken devlet olarak ayakta durabilmek için varlık vergisi benzeri değerli konut vergilerine bel bağlayacak noktaya gelmişken, kimi kandırıyorsunuz? Bakanlığın ilk tahminlerine göre 75 milyar maliyet ve bunun yanı sıra İBB’ye yüklediğiniz 23-35 milyarlık maliyetle bu gereksiz işe kalkıyorsunuz.

6- KANAL İSTANBUL, İBB’NİN SIRTINA 23 MİLYAR LİRALIK MALİYET DEMEK
İBB’nin sadece 2 kurumuna bile milyarlarca liralık maliyet çıkıyor. Tahsisler ve yol yapımları yüzünden, Kanal İstanbul projesinin sadece İBB’ye maliyeti milyarlarla, eski parayla katrilyonlarla ifade ettiğimiz rakamlar. Bu rakam, İBB’nin 2020 yıllık bütçesinden neredeyse yüzde 50 fazladır. Yani her bir İstanbulluyu asgari ücret kadar bir ödemeden, 4 kişilik her bir aileyi, yaklaşık olarak 5.000 liranın üzerinde gereksiz bir vergi yükünden korumuş oluyoruz.

7- KANAL İSTANBUL GELİR RÜYASI GÖRMEK DEMEK
‘Orta Amerika’da Panama Kanalı, Mısır’da Süveyş kanalı yapıldı. O ülkeler buradan büyük para kazandı. Türkiye’nin kazanmasını istemiyorsunuz’ deniyor.

Panama Kanalı, gemilerin yolunu 13 bin kilometre kısaltıyor. Süveyş Kanalı, gemilerin yolunu 6 bin kilometre yolunu kısaltıyor. Gemiler, o yüzden iki kanala para ödeyerek o kanallardan geçiyorlar Peki Kanal İstanbul? Sıfır.

Kanal İstanbul, gemilerin yolunu kısaltmıyor ama İstanbulluların hayatını kısaltıyor.

8- KANAL İSTANBUL MİLYONLARI TRAFİKTE İKİ KAT PERİŞAN ETMEK DEMEK
İnşaatın başlamasıyla TEM ve E5, sık sık trafiğe kapatılacak. 6-7 yıllık inşaat sürecinden bahsediyorlar. İstanbul trafiğinde yaşanacak problemlerin boyutu belirsiz. Ayrıca Kanal İstanbul projesi ile halen planlanmış olan Mahmutbey-Esenyurt ve Sefaköy – TÜYAP - Beylikdüzü metro hatlarını de etkileniyor. Bu bölgelere hızla metro getirmemiz gerekirken, milyonlarca insanın ulaşımını kolaylaştıracak 2 hatta daha fazla metro hattını inşa etmek varken, neden milyonlara trafikte zulmü reva görüyorsunuz?

Çizgi film çizerleri kızdı bana, yanlış anlaşılmasın, ben yaratıcılığınıza saygı duyuyorum, yani onu çizgi ile anlatmak kolay diyorum, yapmak demek İstanbullulara nedeni belirsiz bir çile. İnsanlar metro hattını bekliyor, bunları yapmak varken İstanbulluları neden daha büyük bir trafik çilesinin içine atıyorsunuz?

O yüzden Allah akıl versin diyorum, 16 milyon hep birlikte Allah akıl versin diyelim.

9-KANAL İSTANBUL, 50 YILLIK HAFRİYAT DEMEK
Kanal İstanbul projesini yapmak için ortaya çıkacak hafriyat ise tam bir muamma. Ulaştırma uzmanları, bunun simülasyonunu yapamazlar. Simülasyon da bile kamyonlar birbirine çarpar. Kanal İnşaatından çıkacak hafriyatın 2 milyar metreküpe ulaşmasını bekliyoruz. İstanbul’un yıllık hafriyat hazmetme kapasitesi 40 milyon metreküp. İstanbul’da 50 yılda çıkabilecek hafriyat toplamı sadece Kanal İstanbul’dan çıkıyor. Bu hafriyat, 10 bini aşkın hafriyat kamyonu ile taşınacak. Yani İstanbul trafiğine günlük, 10 bin hafriyat kamyonu daha katılacak. Allah aşkına biz, bunu niye yapıyoruz?

10- KANAL İSTANBUL DEMEK İSTANBUL’A 1,2 MİLYON YENİ NÜFUS DEMEK
Kanal İstanbul inşa edildiğinde, yapılacak olan yeni yerleşim birimlerine 1.2 milyon yeni nüfus gelecek. Bu, 1.2 milyonla kalmaz. Ben, “2 milyon olur bu’ dedim ama beni dinlemediler. Sadece proje yüzünden İstanbul trafiği içinde 3.4 milyon yeni yolculuk oluşacak. Bu da İstanbul trafiğinin en az yüzde 10 artması demek. Kaynaklarımızla bu şehrin kangren olmuş trafiğini çözmek varken, neden trafiği tümden durduracak yeni sorunları bu kente sağlama çabası içerisindesiniz?

11- KANAL İSTANBUL DEMEK 8 MİLYONLUK NÜFUSU BİR ADAYA HAPSETMEK DEMEK
İstanbul Boğazı ile yeni açılacak kanal arasına oluşacak olan adaya, 8 milyonluk bir nüfusun hapsedilmesi gibi bir durum da ortaya çıkıyor. Akıl tutulmasıyla dayatılan bu projeyle, ülkenin deprem riski en yüksek bölgesine 8 milyon insanı hapsetmiş oluyorsunuz. Deprem anında bu nüfusun güvenliğini nasıl sağlayacaksınız? Tam bir can pazarına dönecek o kritik anda milyonlarca İstanbulluyu başka bir coğrafyaya nasıl nakledeceksiniz?

Hakikaten bizden bu projeye ‘Evet’ dememizi nasıl bekliyorsunuz?

12- KANAL İSTANBUL, MONTRÖ RÜYASI GÖRMEK DEMEK
Montrö üzerinden gidiyoruz o zaman anlatalım: Montrö sözleşmesi anlatıldığı gibi olumsuz değil, Türkiye’yi ve Karadeniz’e kayısı olan ülkeleri koruyan bir sözleşmedir. Unutmayın; iki Alman zırhlısı Boğaz’dan girip Sivastopol’u bombaladığı için Osmanlı 1. Dünya Savaşı’na girdi. Bakın bu anlaşma sayesinde, neredeyse 90 yıldır Karadeniz, bir barış denizi.

Savaş çıkarmak için ihtiyaç duyulan bir askeri filo, Montrö sayesinde, Karadeniz’e giremez. Kanal İstanbul açıldığı takdirde, bu koruma kalkanı ortadan kalkacak. Kanalla Türkiye para kazanacak savı, uluslararası hukuk karşısında geçersiz, aldatmacadır. Siz rüya görüyor olabilirsiniz, ama bizim işimiz gerçeklerle. Bizim sükse yapmak gibi bir derdimiz yok. Bizim, bu ülke insanlarına mutluluk getirmek gibi derdimiz var.

13- KANAL İSTANBUL DEMEK KARADENİZ BALIKLARINI VE BALIKÇILIĞINI YOK ETMEK DEMEKTİR
Kanalın inşa edilmesiyle binlerce yıldır var olan doğal denge bozulacak. Bunu su bilimcileri söylüyor. Karadeniz’de tuzlu su miktarı artacak ve doğal dengesi bozulacak. Hem Marmara’da hem de Karadeniz’de balık da yok olacak balıkçılık da bitecek. Az oksijenli su Marmara’yı kaplayacak ve tüm Marmara, bir zaman Haliç’in koktuğu gibi kokacak.

Küçükçekmece Lagünü’nün dip çamuru da olduğu gibi Marmara denizine akacak. Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Allah İstanbul’umuzu bu kadar güzel ve dengeli donatmışken, onun kurduğu bu düzeni yok etmeye çalışmanın vebali o kadar büyük ki.

14-KANAL İSTANBUL MANEVİYATI YOK ETMEK DEMEKTİR
Mezarlıklar Müdürlüğü’müzün verdiği rapora göre; kanal projesiyle Arnavutköy’deki Baklalı, Roman ve Yeniköy Mezarlıkları çok net proje alanında kalıyor. Yani burada yakınları yatan insanlar, bu mezarları başka bir yere nakletmek zorunda kalacaklar. Hiçbir millet, ecdadına böyle davranamaz. Yapmayın bu zulmü.

15- KANAL İSTANBUL BU MEMLEKETİ DEĞİL KENDİNİ SEVMEKTİR.
Kamu adına karar verenlerin önceliği milletin canını, malını korumaktır; denizi, kuşları, tarımı, canlıları korumaktır. Bunca insan işsizken, yoksulken, çocuklar yeterince beslenemezken bizim önceliğimiz Kanal İstanbul olamaz. Birileri para kazanacak diye bu kadim şehrin, suyunun, doğal çevresinin yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu proje her yönüyle felaket, ihanet ve cinayet projesidir. Özetle diyoruz ki, gerçekten diyoruz ki “Ya kanal ya İstanbul.”

KANAL İSTANBUL YERİNE YAPILABİLECEKLER
Ekrem İmamoğlu basın açıklamasında Kanal İstanbul ile ilgili itirazlarını sıraladıktan sonra Kanal Projesi yerine en az 9 tane daha Marmaray yapılabileceğini söyledi. Projeye aktarılacak parayla İstanbul’daki tüm riskli binaların yeniden yapılabileceğini belirten İmamoğlu, “Bu proje, İstanbul’a katmerli ihanet projesidir. 3 çocuk babası Ekrem İmamoğlu olarak bu sevdadan bir an önce vazgeçmenizi öneriyorum” dedi.

“İSTANBULLULAR HUKUKLA DEMOKRASİ DERSİ VERECEK”
İmamoğlu, “Kanal İstanbul ile ilgili halk oylaması sorusunun şöyle yanıtladı: “Hiç olmadığı kadar İstanbullular fikir sahibi oluyor. Bize ‘Otur işine bak, sükse yapacağız, sen ne anlarsın’ diyorlar. Biz işime bakıyoruz, oturup işine bakanlar gitti. Seferberlik şeklinde İstanbullular hukukla, dilekçeyle süreci çözüme kavuşturacak. Göreceksiniz, İstanbullular demokrasi dersi verecek. “İBB’yi devrenden çıkararak bu projeyi yapmak söz konusu mu?” sorusuna ise, “Evet mümkündür ama çiğnetmeyeceğiz. Ben seçildiğimde ‘vermezler’ diyorlardı ama işte buradayım. O yüzden 16 milyon insan var, onların aklı vicdanı var” yanıtını verdi.

https://www.evrensel.net/haber/393890/ekrem-imamoglu-kanal-istanbul-protokolu-ibb-meclisinin-onayi-alinmadan-imzalanmis?utm_source=anasayfa&amp;utm_medium=manset&amp;utm_campaign=haber&amp;utm_content=optp2&amp;slide_order=11



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.01.2020- 08:33


Kanal İstanbul'la ilgili 'çılgın' saptamalar

Kanal İstanbul’la ilgili yüksek çevre mühendisleri tarafından hazırlanan incelemede önemli tespitler yer aldı.
Resim Ekleme

Mahmut Lıcalı

Kamuoyunda tartışma yaratan Kanal İstanbul projesi ÇED Raporu’yla ilgili yüksek çevre mühendisleri tarafından hazırlanan inceleme notu, proje kapsamında yapılacak çalışmaları gözler önüne serdi. İnceleme notunda; Kanal İstanbul projesiyle ilgili çok önemli tespitler yer aldı. Yüksek Çevre Mühendisi Sezer Arslan tarafından hazırlanan incelemede şunlar yer aldı:

Günde 850 bin metreküp kazı yapılacak: Proje alanı 13 milyon metrekare olarak belirlendi. Buna göre projenin tamamlanması için en kısa süre 4 yıl olarak hesaplanırken, bu sürenin 7 yıla kadar çıkabileceği belirtiliyor. Bu durumda yıl içerisinde çalışılmayan süreler dikkate alınırsa günde ortalama 800 bin 850 bin metre küp kazı, nakliye ve denizle depolama yapılması gerekiyor. Bu boyuttaki kazı çalışması için açık maden ocaklarında çalışan devasa kazıcı ve kamyonların kullanılması gerekecek.

Tarım ve su alanları kaybolacak: Proje alanında yer alan tarım arazileri, mera, biyoçeşitlilik alanları, içme ve sulama suyu alanları, özel orman alanlarının tamamı özelliklerini kaybederek hem uluslaslararası sözleşmeleri (Biyoçeşitlilik Sözleşmesi) aykırı davranılmış olacak hem de ulusal mevzuata (Anayasa, Su Kanunu, Mera Kanunu, Çevre Kanunu) aykırı işlem yapılmış olacak. Projeyle Gala Gölü Milli Parkı, Sazlıdere Barajı, Terkos Gölü, Sazlıdere Barajı etkilenecek.

Günde 10 bin 965 kilogram patlayıcı: Proje kapsamında sökülecek malzeme miktarının 41,5 milyon metreküp olacağı ve her gün patlama yapılacağı belirtilirken, 1 delik için 45 kilogram patlayıcı kullanılması gerekiyor. Toplam 255 delik için günde toplam 10 bin 965 kilogram patlayıcı kullanılacak. Bu durumun deprem etkisi yaratabileceği belirtilirken, taşocaklarında bile en fazla 40-50 delik 36 kilogram patlayıcı kullanıldığı halde ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çekildi. 5 yıl boyunca 20 milyon kilogram patlayıcı kullanılacak olmasının ciddi güvenlik sorunlarına da neden olabileceğine işaret edildi.

Yılda 1.5 milyon litre yakıt tüketilecek: Projenin inşaat aşamasında kamyonlarda dizel yakıt kullanılacağı ve yılda 1 milyon 504 bin litre dizel yakıt tüketilmesinin öngörüldüğü belirtildi. Bu durum 5 yılda yaklaşık 7.5 milyon litre dizel yakıt kullanılması anlamına gelecek.

Günde 4 bin 250 kamyon seferi: Günlük 850 bin metreküplük kazı malzemesinin 200 metreküplük 400 kamyonla taşınması günde en az 4 bin 250 sefer anlamına gelecek. Açığa çıkacak egzoz emisyonları, toz ve trafik yükü olumsuzluklara neden olacak.  

30 milyon metreküp su heba olacak: Kanal dolayısıyla Sazlıdere Barajı iptal olacak ve 30 milyon metreküp su kullanılmayarak heba olacak. Kanal kara parçasını ikiye ayırdığı için tüm isale hatları, elektrik, telefon, yol gibi altyapılar iptal olacak ve yeniden yatırım maliyetlerine ihtiyaç duyulacak.

Karadeniz ve Marmara’ya etki edecek: Projeyle birlikte Karadeniz konteynır limanı 2.8 milyon metrekare, Marmara konteynır limanı ise 631 bin metreküp olmak üzere toplam 3.43 milyon metreküp alan doldurularak Karadeniz ve Marmara denizlerinin kıyı kenar çizgisine ve yüzey alanına etki edilecek.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cevre/1712079/kanal-istanbulla-ilgili-cilgin-saptamalar.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 03.01.2020- 02:40


TMMOB 'Kanal İstanbul'a itiraz dilekçesini verdi

TMMOB kurumsal olarak Kanal İstanbul Projesine itirazını Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne iletilmek üzere İstanbul Valiliği Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim etti.

Resim Ekleme

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Sayman Üyesi Tores Dinçöz İstanbul Valiliği Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne giderek TMMOB'nin kurumsal olarak Kanal İstanbul Projesine ilişkin itirazını yazılı bir dilekçe ile iletti.

Dilekçede, "Başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye yurttaşları, büyük bir sorumluluk ve özveriyle Bakanlığınıza görüş, öneri ve itirazlarını iletmeye çalışırken ve de henüz görüş bildirme süreci bitmeden, Kanal İstanbul girişimi hakkında anlaşılamaz akıl bilim ve hukuk dışı bir dayatma ısrarla sürdürülmektedir" ifadelerine yer verilerek, Kanal ÇED Raporu hakkında özet görüş ve öneriler sunuldu.

TMMOB tarafından verilen dilekçe metninin özeti şu şekilde:

''Uluslararası anlaşmalar kapsamında yapılaşma yasağı bulunan, 70 tür canlıya yuva olan sulak alanlar, akarsular, dereler ile Terkos Gölü’nün projeden etkilenmesi beklenmektedir. Kanal güzergahı içinde kalan sulak alanlar koruma statüsünden çıkarılarak kullanıma açılacaktır.

Küçükçekmece Gölü kanala dönüşecek, tek başına İstanbul’un su ihtiyacının % 29’unu karşılayan Sazlıdere Barajı ve diğer dereler tümüyle yok olacaktır. Böylelikle, Küçükçekmece Lagün havzasında kalan karasal alanın tamamı, kuzeydeki sulak alanlar ve orman alanları yapılaşmaya açılacaktır. Bilhassa kayaçlarda bulunan kırık ve çatlakların sondajlarla tespiti mümkün olamamaktadır. Kanal açılarak su verdikten sonra bu kırık ve çatlaklardan Terkos gölüne tuzlu suyun girişim yapması, Terkos Gölü su kaynağının elden çıkması ve İstanbul'un büyük bir bölümün susuz kalması ile neticelenebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Gerek Terkos gölünün yıllık 140 Milyon m3 gerekse Yıldız dağlarından gelen 235 Milyon m3 ve Sazlıdere Barajından temin edilen 52 Milyon m3 olmak üzere toplam 427 Milyon m3 içme suyunun elden çıkması, İstanbul'un bir anda susuzlukla karşı karşıya getirecektir. (DSİ raporundan)

PROJE TÜM TRAKYA BÖLGESİNİ EKOLOJİK OLARAK ETKİLEYECEKTİR

·Karadeniz’den Marmara Denizi’ne doğru akış sebebiyle Tatlısu akiferleri ve karasal eko sistem tuzlanacak, Karadeniz’deki tuzluluk değeri %0,17’lere çıkacak, sadece İstanbul ve çevresi değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları ve karasal ekosistem geri alınamaz şekilde bozulacak, yıkıma uğrayacak ve heyelan riski artacaktır. Proje, tüm Trakya bölgesini ekolojik olarak etkileyecektir.

·İstanbul Kanalı Projesi, Üçüncü Boğaz Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve Bağlantı Yolları ve Üçüncü Hava Limanı ile birlikte 42.300 hektar alanı kapsayan ve tarımsal üretimin yoğun olduğu bir bölgede yürütülmekte olan proje alanı içerisinde kalan yaklaşık, 12.000 hektar tarım alanı, 2.000 hektar çayır-mera alanı tarımsal vasfını yitirmiştir. Kalan kısmı da yitirilecektir.

YABAN HAYATI TÜKENECEK

·Proje alanı Avrupa-Sibirya Fitocoğrafik Bölgesi içerisinde Marmara alt havzasında İstanbul ili sınırları içinde yer almaktadır. Bölgenin taşıdığı çeşitlilik, Kanal İstanbul inşaatı ve sonrasında oluşacak ekolojik tahribat ve mikro klima değişimlerinden olumsuz etkilenecektir.

·Proje, bölgede bugüne değin yaşamakta olan tüm flora ve faunayı (balıkları, endemik olan ve olmayan bitkileri, böcekleri, yabanılları, göçmen olan ve olmayan kuşları) yaşam alanlarından koparacaktır. Proje nedeniyle yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde, üçte biri meşe ve kayın karışımı doğal orman yok olacaktır. Yaban hayatı ve önemli kuş koruma alanları hızla tükenecektir.

Sonuç olarak:

ÇED RAPORLARI KAPSAM OLARAK HÜKÜMSÜZDÜR


Şimdiye kadar açıklanan verilerden dahi; Kanal projesi kapsamında; Terkos havzası da dahil Üçüncü Havalimanı ve 3. Köprü bağlantı yollarından geriye kalan bütün orman alanları, tarım alanları, meralar, yeraltı ve üstü su toplama havzaları, havzadaki mahallelerle birlikte, Karadeniz ve Marmara denizi ve kıyıları dahil olmak üzere bütün coğrafyanın inşaat ve yıkım alanı olarak tasarlandığı anlaşılmaktadır.

Başta Anayasa ulusal mevzuat olmak üzere konu ile ilgili tüm uluslararası hukuk ve sözleşmelere, kamu yararına, bilim teknik ve şehircilik ilkelerine ve iklim değişikliği kriterlerine aykırı olarak bilimsel teknik ve standartlar esas alınmadan, fizibilitesi dahi yapılmadan ortaya atılan bu projeye ait ÇED Raporları gerek kapsam gerekse içerik olarak hükümsüzdür.

Anayasal görevimiz gereği tekrar ve önemle uyarıyor ve öneriyoruz. Bilimsel niteliği olmayan söylemler ve varsayımlar üzerinden tartışmaya açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan 'İstanbul Kanalı', tam anlamıyla coğrafik, ekolojik, ekonomik, sosyolojik, kentsel, kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket önerisidir. Derhal vazgeçilmeli ve gündemden düşürülmelidir'.'

https://haber.sol.org.tr/toplum/tmmob-kanal-istanbula-itiraz-dilekcesini-verdi-277512



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 2 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Kanal İstanbul ile İstanbul depremi arasında ilişki var mı melnur 0 225 01.01.2020- 11:03
Konu Klasör Kanal İstanbul ve Montrö... melnur 3 520 26.12.2019- 05:32
Konu Klasör Yeni katliam projesi yolda : Kanal İstanbul dayanışma 3 3382 21.05.2014- 21:21
Konu Klasör TKP: Derhal istifa! melnur 0 1006 29.11.2017- 09:30
Konu Klasör TKP: Derhal defolun! ilkay 0 2701 26.03.2014- 14:58
Etiketler   Kanal,   İstanbul,   çılgınlığına,   derhal,   son,   verilmeli
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS