SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Taksim yalanı, yalan dolan siyaseti...           (gösterim sayısı: 148)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür etti.
7 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 12.03.2019- 09:02


Kabataş yalanından sonra şimdi de Taksim yalanı. ''Başörtülü bacıma saldırdılar'' yalanından sonra şimdi de ''ezanı susturmak istediler'' yalanı. Seçime 19 gün kala, sanırım kendilerini çaresiz hissediyorlar. Bir yandan seçimin bir ''Beka sorunu'' olduğu safsatası üzerinde tepinirlerken şimdi de ''ezanı susturmaya çalışıyorlar'' yalanı!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde feministlerin İstiklal Caddesi'nden Taksim'e yaptıkları yürüyüşe bir şekilde polis saldırısı gerçekleşiyor. Kadınlar da bu saldırıyı protesto için sürekli ıslık, düdük ve alkışla yanıt veriyorlar. O esnada okunmaya başlanan ezan bile gürültüden duyulmuyor. Ama bir grup ''ezan protesto edildi'' çığırtkanlığı yapınca sonradan bir kısmının vazgeçtiği yalan dillendirilmeye başlanıyor. Erdoğan'ın ve Bahçeli'nin arayıp da bulamadığı bir ''haber''(!) bu. Meydanlarda ezanı susturanların CHP'li ve HDP'li olduğu yalanı köpürtüldükçe köpürtülüyor.

Önce ''beka sorunu var'' dediler, ''zillet ittifakı'' diyerek düşmanlaştırma çabasına giriştiler. Göbbels propagandası bu. Önce düşman yaratacak ve sonra o düşmanlık üzerinden konsolidasyon çabasına girişeceksin. Pek tutmadı, şimdi de Ezan üzerinden bir başka yalan sürülüyor piyasaya.

Seçime kadar pek çok şey olacağının işaretleri vardı. Ankara'da Mansur Yavaş'ı seçime sokmayacak gelişmeler de oluyor. Bir ''senet tahribatı'' varmış ve Mansur Yavaş hakkında bir iddianame hazırlanmış!

Yalan dolan siyaseti herhalde bunlarla sınırlı da kalmayacak; seçim süreci bir ölüm kalım mücadelesine dönüştürülmek isteniyor. Bir MHP'li aday da ''analarını belleyeceğiz'' demiş; bugün haber sitelerinde dolaşıyor bu düzeyli (!) sözler!

Sadece bu kirli siyaset söylemini yerellerden uzaklaştırmak için bile olsa bu yalan dolan ittifakının karşısında yer almak gerekmiyor mu; hem de en etkin bir şekilde?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 14.03.2019- 10:16


AKP Sözcüsü, Mansur Yavaş’ı hedef alan kişiye “saygın işadamı” dedi ya... “Saygın” denilenin çocuk istismarından sahteciliğe bir dizi suç dosyası çıktı. Günlerce tartıştık.

Aksini söylemek ne mümkün. Bizde işadamları genelde “saygın”dır. Yüksek plaza katlarından gencecik kızlar camdan düşer. İşadamı saygındır! “Milletin şeyini şey edeceğini” söyler. İşadamı saygındır! Bank Asya’da milyonları çıkar. İşadamı saygındır! “Saygın” olmadığı haller, ancak kendinden daha “saygın” olanla kavga ederse ortaya çıkar.

Sahi bir zamanların o “saygın” işadamları ne yapıyor acaba? Kayseri’den kolları Pensilvanya’ya uzananlardan söz ediyorum. “Gül” gibilerdi. Sonra bülbül gibi oldular.

Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak, FETÖ’nün Melikşah Üniversitesi’nin yurdunu nasıl yaptırdıklarını söyle anlatıyordu: “Yurtdışına yapılan bir geziyle ilgili de uçakta beni dönemin belediye başkanı Mehmet Özhaseki yanına çağırdı. Bana üniversiteye yurt yapacak hayırseveri bulduğunu söyledi.”

Holding’in Yöneticisi Hacı Boydak ise Pensilvanya ziyareti sorulunca mahkemede şunları söyledi: “Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği kardeş şehir Caroline ziyaretine o zamanki Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin isteği ile 9 işadamı ile birlikte katıldım.”

Ersin Kıranatlıoğlu, Kayseri’de oto satıcısıydı, akaryakıt istasyonları vardı. 2 Aralık 2016’da savcılığa verdiği ifadede itiraflarda bulundu. “Paralel devlet” toplantıları sorulduğunda başladı konuşmaya: “2005 veya 2006 yıllarında o dönem il imamı Mustafa Ali Gökbudak’ın talimatı ve daveti ile Boydaklar’daki toplantıya katıldım. Bu toplantıda dönemin valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı gibi isimler vardı.”


http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1293279/Ozhaseki_nin_kurtulmak_istedigi_mazisi.html

''Önce ekmekler bozuldu, sonra her şey'' isimli bir öykü kitabı vardı Oktay Akbal'ın. İlkgençlik dönemimizde okumuştuk. Zaman zaman örnek verdiğim de olur. Tamam, AKP çok şeyi olumsuz anlamda dönüştürmüştür, ama ülke gerçekten bu çok kötü noktaya gelmişse, getirilmişse bu durumu sadece AKP'nin ve Erdoğan'ın   başlangıç startını vermesiyle olmadı. Öncesi var bunun. Sadece ''nesnel durum, kapitalist süreç'' diyerek de işin içinden çıkmak mümkün değil. Önce 12 Eylül faşizmi ve sonra o dönemin ''tontonu'' Özal'ın politikaları ülkeyi bu hale getirecek kapıyı ardına kadar açtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bu süreçle birlikte ele alırsak gelinen noktayı tam olarak anlamlandırabilmek mümkün olacaktır.

12 Eylül öncesinde iktidardaki ''morrison'' Demirel'i eleştirmek için yeğeni Yahya Demirel'in hayali ihracatını dillendirir dururduk. Mobilya ihracatı yerine kalas-kereste ihraç etmiş, ve mobilya ihraç etmiş gibi devletten KDV almıştı. Demirel'i bu durumla ilişkilendiriyorduk; Demirel ise yeğenini hiçbir şekilde savunmuyordu.

80 sonrasında İstanbul Belediyesi CHP'de, Nurettin Sözen'deydi. CHP ve Sözen atanmış bir müdürün, ISKİ genel müdürünün yaptığı bir hırsızlık nedeniyle yerellerde iktidarı kaybetmişti. Hırsızlığın ve her türlü haksız kazancın muteber sayılmadığı yıllardı o yıllar.

Şimdilerde artık ipin ucu hepten kaçtı. Açık seçik de olsa çalıp çırpmak muteberlık/saygınlık, değerli olmanın   bir ölçüsü haline geldi. Para, güç ve iktidarla ilişkili olmak ise her türlü yalan ve dolanı önemsizleştiriyor. Böyle olduğu için zaten para ve iktidarla ilintili her türlü ilişki biçimi her türlü yalan ve dolanı kullanıyor ve toplumun en azından hatırı saylır bir kesimi de bütün bunları sorun etmiyor. Çürümüşlük bir alışkanlık, bir sosyolojik gerçek haline geldi.

12 Eylül faşizmiyle birlikte solun üzerinden silindir gibi geçilmedi ve aynı zamanda solun bütün toplumsal bağları da kopartıldı. Toplumsal çürümenin tohumları da o dönemde atıldı. Özal öncesinde söylenmeyecek, söylenemeyecek, bir kez dile getirilse her türlü tepkiyle karşılacak sözleri tam da o dönemde atıyordu.

''Anayasa bir kere delinmek suretiyle bir şey olmaz!''
''Benim memurum işini bilir!''

Böyle başlayarak bugünlere geldik.

Yalan dolan bu kadar pervasız söyleniyor ve hırsızlık gözlerimizin önünde bu kadar yaygın bir şekilde sürüp gidiyorsa bunda biraz da biz solcuların, sosyalistlerin hatası yok mu? Kim dün için, hadi öncesini bırakalım, sadece AKP dönemi için ''evet, doğru bir siyasi konumlanış içindeydim'' diyebilir ki?

Oktay Akbal'ı saygıyla anıyorum.

''Önce ekmekler bozuldu ve sonra her şey!''



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.03.2019- 13:19


Hemen hemen bütün anketler Ankara'da Mansur Yavaş'ın kazanacağını söylüyor. Onca seneden sonra AKP'nin Ankara'yı kaybedeceği ortaya çıkmışken, yandaş gazeteciliği de devreye sokarak   yalan dolan iftira haberleriyle son kozlarını oynuyorlar. Haberlerin   bir yerden sonra uyduruk olduğu, asılsız çıktığı anlaşılınca kıvırıp duruyorlar. Bu kadar değil. En son dün akşam Cumhurbaşkanı da son kozunu oynadı. Haberler doğru çıkarsa, Mansur Yavaş görevden alınırmış! ''Boşyere CHP'ye oy vermeyin'' demeye getiriyor. O da Mansur Yavaş'ın seçimi kazanacağını kabul etmiş, anlaşılan!

Fanatik Kürt gençliğini anlarım; tarihte onları üzecek pek çok hatıralar var. Bir milliyetçi Kürt gencinin sürekli kaşınarak önüne koyulan bu acılı yıllara kayıtsız kalması hiç de kolay değil. Bir yerden sonra yıllardır Kürt hareketine kuyrukçuluk yaparak kendi zihnini Kürt milliyetçi gencinin zihniyle eşitleyen tipleri de anlarım. Hatta TKP'yi de anlıyorum. Bu ülkede gerçekten de sosyalizme ve toplumsal alanda güçlü bir sol özneye ihtiyaç var. Ama ötesi, ama sonrası?


Bu ülkede AKP gericiliğinin karşısına tam boy, cepheden karşı durmayan birini, bir örgütü veya bir partiyi anlayabilmek ve haklı görebilmek mümkün mü?


AKP'yi geriletme yönünde bir taş üzerine bir taş koymayan birinin yaşanan gerçeklikle bağı kopmuş demektir. Bu durumun bu şaşkınlığın, bu yüzeyselliğin ve dahası bu ''gizli AKP'ciliğin'' başka bir açıklaması mümkün olabilir mi?




Bu ileti en son melnur tarafından 19.03.2019- 13:20 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 26
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

4 kere teşekkür edildi.
4 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 19.03.2019- 17:01


CHP'nin mesela İzmir adayı Tunç Soyer için bir şey demiyorum. İyi veya kötü sosyal demokrat gelenekten gelen birisi. Fakat geçmiş konuşmalarında Komünizme yönelik ağır söylemlerde bulunmuş, Komünizm fuhuştur demiş,   bugün HDP'lileri rehabilite etmekten bahseden, hala ben ülkücüyüm diyen Mansur Yavaş'a veya CHP'nin aday çıkarmadığı yerde eski ülkücülerden oluşan İYİ Parti adaylarına gönül rahatlığı ile, sırf Ak Parti gerileyecek ümidi ile oy verebilecek sosyalistler varsa ben bir şey diyemem. Ama ben bunu yapmayacağım. Benim oy tercihim, başka partilere eklemlenmek veya sırf oy toplamak için sağcılaşmak yerine kendi adaylarını çıkartıp, kendi sol değerleri üzerinden siyaset yapmakta ısrarcı olan TKP'den yana olacak bu seçimde...




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 19.03.2019- 17:05 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.03.2019- 20:23


Mansur Yavaş'ın geçmişinde bir MHP'lilik olduğu açık. O dönemlerde komünizm konusunda ne düşündüğü, şimdi nerede olduğu, bence ikinci planda olmalı. AKP'nin ülkeyi getirdiği noktada AKP karşıtlığında yerini almasını önemsemek gerekiyor. Daha ileri gidip Mansur Yavaş'un bu koşullarda en doğru aday olduğunu da düşünüyorum. Bu aşamada bence geçmişi çok fazla eşelemenin bir yararı yok. Türkiye'nin gidişatının iyi olmadığını, dilimizde tüy bitti, AKP'nin sıradan bir burjuva partisi olarak görülemeyeceğini, tek parti diktatörlüğü de değil, tek adam diktatörlüğünün kurumsallaşmaya başladığını söylüyorum. Bakın, bugün Erdoğan ''idamı kaldırmakla yanlış yaptık'' dedi; mesajı alanlar televizyondan açık seçik Öcalan, Gülen ve Kılıçdaroğlu'nun idamından söz etmeye başladılar! Ve en az onun kadar önemli, bir Cumhuriyet savcısı da bu sözlere karşı harekete geçemiyor, soruşturma başlatamıyor. Bu hale geldik.

Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir şey olabileceği, kimin aklına gelirdi? Gerici bir tv. kanalı, ana muhalefet partisinin genel başkanının idamının istendiğini söylüyor, bir daraağacının önünde. İnanılmaz bir şey bu. Evet, bu hale geldik. Sanırım bugün İzmir'de yeşil bayraklı bir şeriat yürüyüşü olmuş. ve, seçime nerdeyse üç gün var ve hem Mansur Yavaş ve hem de Sezai Temelli için dava açılmış. Sırada ne var; kadınların çarşafsız, peçesiz sokağa çıkamayacakları mı?

Giderek daha da kötüleşiyor her şey!

Bence AKP'nin geriletilmesi konusu ciddiye alınmalıdır.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 26
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

4 kere teşekkür edildi.
4 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 20.03.2019- 17:31


Yani sana göre Milliyetçi Mansur Yavaş ve İyi Parti, Türkiye'ye demokrasi getirecek öyle mi? Sakın ben öyle bir şey söylemedim falan deme, zira bunları otoriterleşmenin anti-tezi olarak ileri sürüyorsan, varacağın yer burasıdır. Ortaya sürdüğün savın abesliği bir tarafa, yaptığının bu forumda sıklıkla eleştirdiğin yetmez ama evetçilerden veya Kürt milliyetçiliğinin peşine takılanlardan bir farkıda yok. Zira onlarda sol dışındaki fraksiyonlara eklemlenirken, senin öne sürdüğün gerekçelerden pekte farklı gerekçeler öne sürmüyorlardı. Benzer kaygıları dile getiriyorlardı. Hatta HDP'nin arızide olsa bir demokrasi anlayışına sahip olması, senin bu demokrasi anlayışına hiç sahip olmayan milliyetçilerle saf tutma yönünde takındığın tavrın, HDP'ye eklemlenen sol hareketlerden çok daha vahim bir duruma tekabül ettiğini göstermektedir bizlere...

Tabi birde şu var ki, eğer ortada sözünü ettiğin kadar kötü bir tablo var ise, bu şartlarda sosyalist solun üstlenebileceği bir misyon hiç mi yoktur? Eğer yok ise o zaman bu ülkede solun işlevi nedir? Bu ülkede solun tek işlevi laf ebeliği yapıp, sonrada seçimlerde sol dışı fraksiyonların kuyruğuna takılmakmıdır? Bu kısır döngü bu şekilde sürüp, gidecekmidir? Eğer böyle ise o zaman sosyalizmin bittiği ve tükendiği noktasındaki liberal tezler gerçeklik payı taşımaktadır. Zira mevcut problemler noktasında bir işlevsellik taşımıyor demektir.

Bu arada yanlış anlaşılmasın, sosyalist sol, çeşitli mücadele alanlarında, çeşitli fraksiyonlarla yan yana gelebilir. Bu normaldir. Ben kapalı kapıcılık şeklinde bir anlayışı savunmuyorum. Fakat bu, her seçimde bir sağcı adayın peşine takılıp, kendi değerlerini inkar etme veya ikinci plana atma anlamına gelmemelidir. Ayrıca milliyetçilerin tasavvur ettikleri toplum ve devlet yapısı, İslamcılardan daha demokratik değildir!




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 20.03.2019- 17:36 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.681
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

7 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 20.03.2019- 20:02


Yani sana göre Milliyetçi Mansur Yavaş ve İyi Parti, Türkiye'ye demokrasi getirecek öyle mi? Sakın ben öyle bir şey söylemedim falan deme, zira bunları otoriterleşmenin anti-tezi olarak ileri sürüyorsan, varacağın yer burasıdır.

Ben öyle bir şey söylemedim. Söylemeye çalıştıklarımın da bu anlama geleceğini hiç zannetmiyorum :)




Bu ileti en son melnur tarafından 20.03.2019- 20:02 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Siyaseti yok ediyorlar melnur 0 2240 22.02.2014- 14:16
Konu Klasör Sınıf siyaseti solcu 0 1407 19.04.2015- 15:12
Konu Klasör İktidarın siyaseti... melnur 0 173 16.10.2018- 06:02
Konu Klasör “Zaten” siyaseti… umut 0 1334 28.04.2015- 10:47
Konu Klasör Siyaseti nasıl yapmalı? umut 2 1320 16.05.2015- 15:35
Etiketler   Taksim,   yalanı,   dolan,   siyaseti.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS