SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2]   3   >   son» 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 03.04.2019- 01:25


İstanbul seçiminin kazanılmasında sadece CHP'nin oyu yok. Hiç kuşkusuz, Ekrem İmamoğlu gibi bir ''toparlayıcı'' adayın öne çıkarılması Kılıçdaroğlu açısından büyük bir riskti. Adaylığının açıklanmasıyla birlikte yapılan ilk anketin sonucu İmamoğlu'nun tanınırlığının yüzde 16 olduğuydu. İmamoğlu muhalefeti toparladı, çok farklı çevreleri bir araya getirdi, hiç yılgınlık göstermedi ve disiplinli bir çalışayla da AKP/Binali Yıldırım ve Erdoğan'ı İstanbul'da tahtından etti. Bazı anketler kazanacağını söylese de, pek inandırıcı gelmiyordu; AKP ne yapar eder İstanbul'u bırakmazdı. Ama korkulan olmadı ve İstanbul'da aklı selim galip geldi...

Emep önemli bir iş yaptı bu süreçte, İYİ Parti de. CHP firesiz arkasında durdu İmamoğlu'nun. Ama HDP'nin ve Demirtaş'ın son dakikaya kadar AKP'nin geriletilmesi yönünde aldığı kararın arkasında durması da çok önemliydi. HDP kitlesini AKP MHP ittifakının geriletilmesi yönünde harekete geçirmesiydi, bu başarı elde edilemezdi. Sadece İstanbul merkezde de değil; Esenyurt ve Küçük çekmece'mim kazanılmasında bile bu yönlendirmenin büyük bir etkisi var. Ayrıca güney illerinde, özellikle Adana ve Mersin'de de cumhur ittifakına yenilgi tattırılmasında HDP kitlesinin önemli bir payı olduğu unutulmamalı.


Bir sosyalist için bu seçimde iki önemli hedef olmalı diyordum, bunlardan birincisi AKP'nin geriletilmesi ve ikincisi seçimin özelliğini de göz ardı etmeden sosyalizme (TKP'ye) destek vermek. 31 Mart Belediye seçimlerinin sonucu bu iki hedefin büyük ölçüde tutturulduğunu gösteriyor. AKP'ye hiç beklemediği bir yenilgi yaşatılmış, İki büyük ve önemli büyükşehir 25 yıl sonra AKP'nin elinden alınmıştır. Diğerinde ise Dersim'in TKP tarafından kazanılmasıdır. Bu seçim ayrıca TKP'nin, komünistlerin ilk kez bu oranda bir görünürlük kazanmasına da neden olmuştur. Bu da seçim sürecinin bir diğer artısıdır.






Bu ileti en son melnur tarafından 03.04.2019- 01:25 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 04.04.2019- 20:17


Seçimin sonuçlanmasının üzerinden dört gün geçti. İstanbul seçim sonuçlarına AKP itirazları bitmek bilmiyor. İki üç gündür ortalıkta gözükmeyen Binali bile bugün ortaya çıktı ve ''YSK mazbatayı kime verirse başkan odur'' dedi. Sanki seçim sonuçlarının hiçbir önemi yok, YSK bir şekilde başkan atayacak!

Itırazların da ardı arkası kesilmiyor. Gerekçesi, kanıtı olsun olmasın AKP itiraz ettikçe seçim kuruları, aşağıdan yukarıya kabul ediyor. Sonuçta bir yığın ilçede sayım yapılıyor.   Bu tür itiraz/sayımlardan bir şey çıkmayacağı belli ama, itirazların kabul görmesiyle İmamoğlu nasıl mazbatasını alır, nasıl göreve başlar bir büyük soru işareti. Haberlerde duydum, ilk itirazın reddedildiği bazı ilçelerde de itiraz kabul edilmiş, oralarda da tekrar sayım yapılacakmış. Sayım bittikten sonra, AKP'nin istediği bir sonuç çıkmazsa ister misiniz İstanbul için yeniden bir tekrar seçim kararı alınsın?

Seçim öncesinde   kazanılsa bile AKP'nin İstanbul'u vermeyeceğine ilişkin bir görüş de vardı. Bu itirazlar, tekrar sayımlar uzadıkça toplumda bu görüşü açıkça dillendirenler ortaya çıktı. Bir korku da başlamadı değil. İmamoğlu'na Güngören pazarında bir pazarcı esnafının sorduğu soru da bu, yabancı bir gazetecinin İmamoğlu'na bugün sorduğu soru da bu. AKP'nin aklından geçen şey bu mu; bir tezgah planlanıyor olabilir mi; itiraz/sayım konusu zaman kazanmak için mi ?

Seçim bitti, soruların ardı arkası kesilmiyor!




Bu ileti en son melnur tarafından 04.04.2019- 20:22 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 06.04.2019- 12:19


Bir konu netleşiyor; AKP'nin 31 Mart yenilgisi bir yana, İstanbul'u kaybetmeyi bir türlü hazmedemiyor. Çünkü AKP'nin 2023 yürüyüşünün kasası İstanbul'dur. İstanbul'un verilmesi, İstanbul'un kaybının kabul edilmesi bu yürüyüşün akamete uğraması demektir. AKP bu yüzden İstanbul mücadelesini sürdürüyor, İstanbul'u vermemek için bu kadar direniyor.

İstanbul'un el değiştirmesi çok kolay olmayacaktır. Sayımlardan bir sonuç çıkmayacağı belli. Bu sayım süreci AKP'ye zaman kazandırmakta, AKP bu arada, İstanbul'u vermemek adına ne yapılması gerektiğini planlamaktadır. B.Çekmece'de kaybedilen seçim sonrasında hem ilçede ve hem de İstanbul'da yeniden seçim yapılması gündeme taşınmaktadır. Hava koklanacak, sayım devam ederken bu tür talepler yoğunlaşacak ve sonuçta İstanbul sayımından bir sonuç çıkmayacağı kesinleştiğinde ise bu konuya yüklenilecektir.


Muhalefetin tavrı ne olacaktır, ne olmalıdır; Erkan Baş'ın bugünkü yazısında söylediği gibi ''kazandık tekrar kazanırız'' diyerek bu haksızlığı bir meşruiyet kazandırmak mı? En büyük hata bu olur. Muhalefet AKP'nin bu tuzağına gelmemeli ve kazandığı seçimin tekrar edilmesi gibi bir saçmalığı hiç bir şekilde kabul etmemelidir. 31 Mart seçimlerinde AKP'nin geriletilmesi konusuna toplumun her bölmesinden yoğun bir yığınak yapılmış, ve AKP elinden İstanbul alınmıştır. Böyle bir kazanım gerçekleşmişken ''olmadı bir daha'' diyen AKP'nin bu tavrına olur verilemez. 31 Mart akşamı bir başarı hikayesi yazan toplumsal muhalefetin bu başarıyı yok sayan bir zihniyetin   yeniden seçim hamlesine uymasının anlamı İstanbul'u tekrar AKP gericiliğine teslim etmesi olacaktır.


Böyle bir hatanın yapılacağına pek ihtimal vermemekle birlikte, eğer olursa, tarih böyle bir hatayı asla kabul etmeyecektir.




Bu ileti en son melnur tarafından 06.04.2019- 12:20 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 48
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

6 kere teşekkür edildi.
7 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 07.04.2019- 02:23


Alıntı Çizelgesi: ad yazmış
İstanbulda TKP adayı Zehra Güner Karaoğlu 3361   oy almış.

TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek de 404 oy almış; aynı soru, neden acaba?  


Eğer sosyalistlerin teşkil ettiği seçmen kitlesi bu kadar az ise, o zaman zaten millet ittifakını desteklemedikleri için suçlanmalarınında bir anlamı yok demektir. Zira İstanbul seçimlerinde Millet ve Cumhur ittifakı arasında şuan mevcut bulunan 18 bin oyluk ufak farkı değiştirebilecek kadar bile, sonuçlara etki edebilme gücüne sahip değiller. Aslında temel sorunda bu bence.... Mevcut siyasal iktidarın yerel seçimlerde geriletilmesi bir kazanım olarak addedilebilir. Fakat bu, alternatif olabilecek bir sosyalist seçenek yaratılabildiği ölçüde anlamlıdır. Fakat bakıldığında Sosyalist Solun, bu alternatif niteliğini taşımaktan bir hayli uzak olduğu görülüyor günümüzde. Yoksa Ak Parti'nin doldurduğu boşluğu bir kısım ülkücüler dolduruyorsa, o zaman sol adına, emekçiler adına bir kazanım söz konusu değildir zaten. Zira daha öncede söylediğim gibi milliyetçilerin siyaset ve toplum tasavvurları, islamcılardan daha demokratik değildir. Diğer yandan zaten Millet ittifakıda Sosyalistlere bir ittifak götürmüş değildir. Zira Sosyalist Sol, dengeleri değiştirebilecek bir kitle desteğine sahip değildir.

Bu bakımdan bana göre Sosyalist Solun bugün önündeki temel problemi, mevcut siyasal iktidarın geriletilmesinden ziyade, toplumda ve emekçi kitlelerde bir karşılık bulamama sorunudur. Yani bir tür kitleselleşememe problemi. Zira tüm halkçı ve toplumcu söylemlerine rağmen bunu başaramamaktadır. Bu da Sosyalist Sol'da, kendi dışındaki fraksiyonlara bel bağlama ve onların peşine takılma eğilimini doğurmaktadır. Hadi HDP hiç değilse Sosyalist Solu muhattap kabul ederek, listelerinde onlara yer verebilme lütfunu(!) gösteriyor. Bu bakımdan her ne kadar çeşitli arızilikler taşısada HDP ile girilen ittifaklar bir ölçüde anlaşılabilir. Fakat Millet ittifakı gibi seni muhattap bile almayan, hatta İyi Parti gibi kategorik olarak sana karşı olan bileşenlerden oluşan bir yapıyı destekleme konusunda gösterilen bu canhıraş çaba anlamsız. Türkiye Solu, sağcı seçenekler arasında bir seçim yapmaya mahkum edilmişse, o zaman bu seçimin bir parçası olmayanları suçlamak yerine, neden Solun, topluma bir başka alternatif sunamadığını düşünmek, daha doğru bir tutum olacaktır.




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 07.04.2019- 11:05 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Teşekkür edenler:   melnur [07.04.2019- 19:11],

Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.04.2019- 20:05


Erdoğan İstanbul'un yitirilmiş olmasını bir türlü hazmedemiyor. İtirazların hiçbiri istenen sonucu vermeyince şimdi de seçimin tümden yenilenmesini dillendirmeye başladılar. Cumhurbaşkanı bugün Rusya'ya giderken yaptığı açıklamada YSK'dan böyle bir beklentisi olduğunu açıkladı. YSK da bu beklentiye karşı çıkıp, seçim hukukundan yana tavır alıp mazbatayı İmamoğlu'na verebilir mi; göreceğiz.

İstanbul başta olmak üzere bu seçimler bize AKP'ye yönelik büyük bir tepkinin olduğunu gösteriyor. Gayri safi hasılanın yüzde 61'ine yakınının üretildiği büyükşehirlerin kaybedilmiş olması AKP'nin bir düşüş eğilimi   içine girdiğini de gösteriyor. AKP için deniz bitti. Gericiliğin bu topraklarda egemenlik kurmasının zor olduğunu söylüyorduk, 31 Mart seçimlerinin ve özellikle İstanbul'un sonucu bu gerçeği bize kanıtladı.

Sosyalist sol bu koşullara gözlerini kapamamalıdır. AKP'nin durdurulması, geriletilmesi süreci   sonlanmamıştır. Toplumsal muhalefetin doğruları ve yanlışlarıyla bu süreci devam ettireceği belliyken ve halkın AKP bıkkınlığı da ortadayken 31 Mart seçiminde muhalefete muhalefet etme gibi bir yanlışlığın içine giren kimi sol partilerimizin bu siyasi tavrın yanlışlığını kavraması gerekir.

Umarım bu sorunlarının üstesinden gelebilirler!




Bu ileti en son melnur tarafından 08.04.2019- 20:05 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 09.04.2019- 11:31


İki şey belli, bu itiraz/sayım sürecinden AKP lehine bir şey çıkmayacağı ve AKP'nin de İstanbul'u vermemek adına her kozu kullanacağı. Sanırım TSK'nın '' 38 ilçede oyların yeniden sayılması'' şeklindeki AKP talebini reddetmesiyle farklı bir senaryonun gündeme yerleştirilmesine çalışılıyor. O da ''Büyükçekmece'de büyük oranda oy kaydırılması''nın yapıldığı iddiası. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ''talebi'' doğrultusunda polis burada operasyona başlamış. Bazı isimlerin ev adreslerine gidiliyor; iddialarının haklılığına kanıt aranıyor. Şu anda sayılan 51 sandık ta sonuç vermediğinde ( vermeyeceği de belli) YSK'ın İmamoğlu'na mazbata vermesinin önünde başka bir engel kalmıyor. AKP için tek çare BüyükÇekmece!

Olur mu olmaz mı ayrı bir konu da, AKP   bu ilçedeki adres kaydırmalarını nereden biliyor? Seçim öncesinde özellikle Üsküdar'da bu tür ''kaydırmaların'' olduğu medyaya yansımştı. AKP Üsküdar İlçe Başkanı'nın içinde olduğu bir örnek de vardı. Bir şekilde üstü kapatıldı. CHP Büyükçekmece'de   1500'e yakın bir adres taşınması olduğu ihbarında bulunmuş ve bunun 745 adetinin de kabul edildiğini açıklamıştı. Bu süreçte bu çapta bir kaydırmanın olduğu şeklinde bir itirazı olmayan AKP'nin şimdi böyle bir iddiayı ortaya atması ve bunu da polis aracılığıyla pratiğe dökmesi düşündürücü. Tıpkı 16 Temmuz darbe girişiminden sonra FETO üzerine gidilmesinde   sanki adresler biliniyormuş gibi sistemli operasyonlar yapılması gibi...

Sancılı bir süreç de olsa İmamoğlu'na mazbatası verilirse AKP'nin belki son ümidi BüyükÇekmece olacaktır. Buradan çıkacak sonuçla YSK'ya ''yeniden seçim'' kararı aldırırsalar, toplumsal muhalefet ve dahi sosyalistler ne yapacaktır? Bence bugün veya yarın böyle bir soru önümüze gelecektir. ''Kazandık, yine kazanırız'' yaklaşımı kimi CHPlilerde dillendiriliyor. Böyle bir yaklaşımın yanlışlığı tartışma götürmez. Böyle bir tavır AKP'nin haksızlıklıklarına meşruiyet kazandırmaktan öteye geçmez. Bence devreye sosyalistler girmeli ve bu konuda gündemi belirleyecek bir siyasal tavrı yüksek sesle dillendirmeliler. AKP'nin oyunlarına ve hukuk tanımaz tavrına karşı mücadele ''kazandık, yine kazanırız'' tavrından geçmediği toplumsal mıhalefete öncülük edilecek biçimde işlenmeye başlanmalıdır, diye düşünüyorum.




Bu ileti en son melnur tarafından 09.04.2019- 11:32 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.04.2019- 11:23


İstanbul süreci devam ediyor. AKP İstanbul'u vermemek için her yolu zorluyor; en son, Cumhuriyet gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kamu kuruluşlarına seçimin yenilenmesi için talimat gittiğini haberleştirilmiş. YSK bu baskıya ne kadar dayanabilir ki? Seçimin sonuçlarının belli olmasının üzerinden on gün geçti ve ''yeni Türkiye''den seçim manzaralarını ibretle izliyoruz!

AKP'nin merkezi iktidardaki 20 yıla yakın egemenliği -hep yineliyoruz- farklı bir Türkiye yarattı. Bu Türkiye'de hukuk, adalet, Anayasa vb. hak getire. Bu Türkiye 2023'e giderken açıkça söylediler ''cumhuriyet paranrezi kapatılacak'' dediler. Bu Türkiye tarikatların, vakıfların ve cemaatlerin Türkiye'si. Gülen cemaati gitti, yerine bir yığın cemaat geldi.   Laikliğin adı var sadece, siyasal ve toplumsal alan din ve dindarlık kisvesi adı altında kerameti kendinden menkul kişilere teslim edilmiş.Eski Türkiye'de seçim sandıklarında çoğunlukla öğretmenler görev alırdı, yeni Türkiye'de onların yerini din görevlileri almış.

Medyanın halini tartışmaya gerek yok; çünkü ortada medya yok. Yazılı basından, görsel medyaya kadar ortada basın adına ne varsa hepsi AKP'nin bülteni haline dönmüş. Böyle bir pespayelik Kenan Evren faşizminin despotluğu döneminde bile olmamıştı.

İyi tarafından bakalım; AKP Türkiye'sinde boyun eğmeyen insanlar da var. Bu ülkenin en az yarısı her koşulda AKP gericiliğine karşı direnebiliyorlar. Önce cumhuriyet mitingleriyle başladı, sonra gezi ayaklanması ve en nihayetinde 31 Mart seçimleri bu direnmenin ve karşı koymanın kitlesel bir örneğinden başka bir şey değildi. GEZİ neyse, 31 Mart da oydu. Gezi ayaklanmasının nedenleri neyse sandıktan çıkan sonucun nedenleri de oydu. Gezi ayaklanmasında nasıl ki hemen hemen her siyasal kesim bir şekilde yerini aldıysa, 31 Mart seçimlerinde de   her siyasal kesimden AKP karşıtları yerini almıştır. Bu yüzden Marksistlerden sosyal demokratlara, Kürt hareketinden ülkücü/milliyetçilere ve liberallere kadar hemen her siyasal kesim özellikle İstanbul seçimlerinde biraraya gelebilmiştir. İstanbul seçimleri için   2. Gezi ayaklanması benzetmesini bu yüzden yapmıştım.

Sandıktan İmamoğlu çıktı. Binali Yıldırım da, AKP de ve en çok Erdoğan da 31 Mart'ta yenilmiştir. Toplumsal muhalefet yani toplumsal mutabakat seçim sandığında tutmuş ve AKP gericiliğini yenilgiye uğratmıştır. Şimdi yaşanan süreç bu yenilginin kabul edilmemesi ve İstanbul'un terk edilmemesi üzerinedir. Yeni Türkiye düzeninin kurumsallaşabilmesi İstanbul gibi bir rant kaynağını gerekli kılıyor.






Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.836
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

10 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 17.04.2019- 20:24


Ekrem İmamoğlu 17 gün sonunda nihayet mazbatayı aldı. AKP açısından herşey bitmedi. Sanırım bir hafta on günlük bir ''olağanüstü itiraz'' süresi daha var. Eminim onu da kullanacaklardır. Ama en azından İmamoğlu'nun yerleşik tabirle koltuğa oturduğunu söyleyebiliriz.

Bugün işim vardı, pek radyo da dinleyemedim. Süreci bilmiyordum, eve geldiğimde İmamoğlu belediyede devir-teslim töreni yapıyordu. Sonra da otobüs üzerinden Saraçhane'ye, taşıma değil, kendiliğinden gelen kalabalığa seslendi. İlginç, şimdiye kadarki liderlere pek de benzemeyen bir yanı var. Epey konuştu. Şimdi düşünüyorum da, ne söyledi? Sizi seviyorum, beni sevdiniz mi? Seçim konuşmaları da bu temaya ilişkindi. Soyut bir sevgi duygusu üzerinden kurdu cümlelerini. İnsanlara güven verdi. Partilerüstüydü sanki. Belki de İstanbul'un kazanılması için tam da böyle birine ihtiyaç vardı. Kılıçdaroğlu aday olarak böyle birini göstererek ''durdu durdu, turnayı gözünden vurdu' denilebilir.

İstanbul başta olmak üzere hemen hemen bütün büyük şehirlerin AKP'nin elinden alınması büyük bir başarı. Bu yenilgiyle AKP'nin gidişi belli olmuştur. Sonrası ekonomik krizle birlikte daha da hızlanacaktır. Muhalefet elde ettiği belediyelerde başarılı işler yaptığında AKP'nin gidişi kolaylaşacaktır ve hatta AKP'nin 2023'e kadar dayanabilip dayanamayacağı tartışmalı hale gale gelecektir.

Sol için (TKP için) mutlaka örgütlenme çabalarını arttırmalı( semt evleriyle bunu gerçekleştirmeye çalışıyor) , üye alımını da kolaylaştırmalıdır. TKP gerçekten kitleselleşme konusunu önemsiyor ve sosyalist solda bir çekim merkezi olmayı istiyorsa bu konular üzerinde yoğunlaşmalı diye düşünüyorum.




Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2]   3   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 2 kişi görüntülüyor:  2 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör ''Kanal İstanbul çılgınlığına derhal son verilmeli!'' melnur 1 85 09.03.2019- 05:58
Etiketler   İstanbul,   seçimi.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS