SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
TKP ile yürümeyi kolaylaştıracağız           (gösterim sayısı: 291)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 18.04.2019- 11:34


TKP ile yürümeyi kolaylaştıracağız / Kemal Okuyan

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL Haber ve Boyun Eğme’de yayınlanmak üzere sorularımızı yanıtladı.

Resim EklemeSeçimlerden kısa bir süre sonra TKP’nin yayımladığı çağrının, rutin bir “katılın” çağrısı olmadığını, üstelik sadece seçim sonuçlarının değerlendirilmesi ile geliştirilen bir yaklaşımdan söz edilemeyeceğini görmek zor değil.

Okuyan, çağrının arkaplanı ve olası sonraki adımları üzerine görüş ve bilgilerini paylaştı

Bugün TKP çağırıyor başlıklı bir açıklama yayımladınız. Bu çağrıdan ne anlamalıyız?

Aslında TKP’nin bugünkü açıklaması, Türkiye Komünist Partisi’ne 31 Mart seçimi öncesi ve sonrasında birçok yerleşimde halk tarafından yapılan çağrıya içten bir yanıttır. Abartmıyorum, çok sayıda ilçede parti örgütünü açmak için talepte bulunuldu. Burası Türkiye, bunların bir bölümü ciddi değildi ama yeterince ciddiye aldığımız, alınmayı hak eden topluluklarla tanıştık. Partimizin olağan örgütlenme çalışmalarının dışında kendisi TKP’ye katılmak için başvuranların sayısında inanılmaz bir artış var. Evet bu halkın TKP’ye çağrısıdır. TKP bu seçimlerde toplamda yine önemsiz bir oy aldı. Ancak seçim sonuçlarına ayrıntılı baktığımızda, il düzeyinden ilçe düzeyine, ilçe düzeyinden mahalle düzeyine indiğimizde çok açık bir sonuçla karşılaşıyoruz. TKP’nin yüzde 1 eşiğini aştığı ilçelerin sayısında artış var, bundan daha önemlisi birkaç istisna ile bu yerleşimler bizim düzenli, sistematik çalışmaya başladığımız yerler. TKP birçok ilçede neredeyse hiç oy alamadı. Ancak dokunduğumuz zaman, var olduğumuz zaman çok olumlu tepkiler aldığımızı görüyoruz. Mahalle bazında yüzde 5’lere, yüzde 10’lara çıktığımız örnekler var. Buralarda TKP bir adım attıysa, emekçi halk iki adım attı. Şimdi bunun gereğini yerine getiriyoruz. TKP, “biz de buradayız” diyenlere, “TKP’nin programı, hedefleri, ilkeleri belli, bunları benimseyenlerin TKP’ye erişimini, diyaloğunu, katılımını kolaylaştıracak düzenlemeler yapıyoruz, yapacağız. Geçmişte bu açıdan hata yaptığımız oldu, eksiklerimiz var. Şimdi bunları çözüyoruz” diyor. Konu yalnızca bu seçimde TKP’ye bir biçimde oy veren 160 bin kişi değil. Bu rakam elbette değerli, bu kişilerin her birinin katkısı büyük önemde. Ama daha ötesi gerekiyor. “Bu seçimde de size oy vermedim” diyen birçok kişi kapımızı çalıyor. Ayrıca seçimler her şey değil. İnsanlar TKP’de çalışmak için gönüllü. Biz de onlara “yeni bir Türkiye, yaşanası bir Türkiye için TKP’yle çalışmaya gönüllü müsünüz” diye sorarak, onların çağrısına çağrıyla yanıt vererek üzerimize düşeni yapıyoruz. Geçen yıl hiçbir ilkemizden ödün vermeden halkımıza “başka bir TKP göreceksiniz” demiştik. Bu fark edilmeye başlandı.

TKP örgütleri bir taraftan da şu anda 1 Mayıs’a hazırlık toplantıları yapıyor, seçim gündeminin bu kadar baskın olduğu günlerde 1 Mayıs’ın içeriği nasıl doldurulacak?

1 Mayısların kendi başına bir anlam taşımadığını defalarca söyledik. 1 Mayıslar emekçilerin mücadele ve örgütlenme azmini artırıyorsa anlamlıdır. Bu 1 Mayıs öncelikle Türkiye’de halkın ekonomik krizin faturasını ödememe kararlılığını yansıtmalıdır. Seçim sonuçlarına ilişkin siyasi iktidarın manipülasyon ya da kabullenmeme girişimleri de elbette bir gündemdir ve protesto edilmelidir. 1 Mayıs bunun için de kürsüdür. Ek olarak 1 Mayıs, Türkiye’de “bu düzen değişmeli” diyenlerin sesinin gür çıktığı, örgütlülüğün kendini gösterdiği bir gün olmalıdır. TKP bütün bunlar için üzerine düşeni yapacak. Bu anlamda halkımızı bu 1 Mayıs’ta “ben de yaşanası bir Türkiye için kolları sıvıyorum, boyun eğmiyorum, bu mücadeleye gönüllüyüm” demek için TKP saflarında 1 Mayısa katılmaya çağırıyoruz.

Bu yılın başından bu yana TKP semt evleri açıyor ve açıklamanızda da halkı semt evlerine sahip çıkmaya çağırıyorsunuz. Semt evleri şu anda nasıl kullanılıyor ve ne hedefliyorsunuz?

Aslında açıklamamızda var, semt evleri o semtteki insanların evidir. Kurslar, kültürel etkinlikler, hukuki danışma... Bu bir toplumsal örgütlenmedir. TKP artık parti binası açmak yerine lokal olarak kullanılacak yerler açıyor. Semt evi, köy evi, işçi evi... Açıldığı noktaya göre. Ama hepsinin işlevi aynı. İnsanların birlikte düşüneceği, üreteceği, eğitileceği, hatta eğleneceği mekanlar. Örgütlülük böyle bir şey. Şu ana kadar açılanlar pilot çalışmanın ürünüydü, şimdi hızla yaygınlaştırıyoruz. Buralar kuşkusuz TKP’ye ait yerler, İlk açtığımız semt evi Ev-Ka Semt evi Türkiye Komünist Partisi tabelasını taşıyordu. Böyle devam edecek.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/tkp-ile-yurumeyi-kolaylastiracagiz-261121



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 19.04.2019- 13:29


Türkiye Komünist Partisi çağırıyor

Türkiye Komünist Partisi, sömürü ve talan devam etsin diye komünizm hakkında on yıllardır sürdürülen karalama çabalarını boşa çıkarmak, en geniş halk kesimlerinin bağımsız, özgür, egemen, laik, sömürüsüz bir Türkiye mücadelesine katılımını kolaylaştırmak için çok önemli adımlar atıyor. TKP’den uzanan el kararlı, dürüst bir dost elidir. Gelin bu eli güçlendirelim, TKP için gönüllü olalım.

Resim Ekleme

31 Mart seçimlerinin üzerinden neredeyse 20 gün geçmiş olmasına karşın, siyasi iktidar seçim defterinin kapatılmamasında ısrar etmekte, yıllardır hayata geçirilen sandık hilelerine bu kez aleni bir biçimde hak gasplarını eklemektedir. İstanbul başta olmak üzere, bazı yerlerde kazanan belediye başkanlarına mazbatalarının verilmemesi, YSK tarafından adaylıkları onaylanan seçilmiş KHK’lı başkan ya da meclis üyelerinin mazbatalarının geri alınması gibi uygulamalar yalnızca AKP hükümetinin zorbalığına bağlanamaz.


Bütün bu kuralsızlıkların yaşanıyor olmasının en önemli nedeni Türkiye’de geniş halk kesimlerinin elinden haklarının bir bir alınabiliyor olmasıdır. AKP’nin seçim katakullilerinin TÜPRAŞ’ın, Telekom’un ya da bir başka kamu işletmesinin özelleştirilmesinden öz itibariyle bir farkı yoktur. İşçilerin grev hakkının fiilen ortadan kaldırılması, taşeronluğun yaygınlaştırılması, zorunlu bireysel emeklilik uygulaması, kıdem tazminatına göz dikilmesi gibi milyonlarca kişiyi ilgilendiren ve sonuç itibariyle yoksul kesimlerden patronlara milyarlarca lira kaynak aktarılması, yani devasa boyutlarda bir hırsızlık anlamına gelen kararların alınabildiği bir düzende siyasette adalet olacağını beklemek saflıktır.

Bu açıdan seçimlerde açıkça hakkı yenmek istenen kimi muhalefet partilerinin bu tablodan AKP kadar sorumlu olduğunu söylemek durumundayız. Türkiye’de toplumsal eşitsizlikler, dinci gericilik, NATO’culuk gibi temel konularda göstermelik çıkışlar dışında somut bir alternatif üretmeksizin siyaset yapmanın hükümetle suç ortaklığı anlamına geldiğinde ısrar ediyoruz.

Türkiye’de AKP sorununu da yaratan bizzat bu düzenin kendisidir ve TKP bunu söylemeye, “bu düzen değişmeli” demeye, bu doğrultuda mücadele vermeye kararlılıkla devam edecektir.
Halkımız TKP’nin bu sözünü bir çağrı olarak görebilir.

Evet bu bir çağrıdır. Bu Türkiye Komünist Partisi’ne, eşitlikçi-özgürlükçü bir düzenin kurulması uğraşına, “Boyun Eğme”yenlere, sosyalizm gönüllülerine katılma çağrısıdır. Türkiye Komünist Partisi, sömürü ve talan devam etsin diye komünizm hakkında on yıllardır sürdürülen karalama çabalarını boşa çıkarmak, en geniş halk kesimlerinin bağımsız, özgür, egemen, laik, sömürüsüz bir Türkiye mücadelesine katılımını kolaylaştırmak için çok önemli adımlar atıyor. TKP’den uzanan el kararlı, dürüst bir dost elidir. Gelin bu eli güçlendirelim, TKP için gönüllü olalım.

Türkiye’nin dört bir yanında açmaya başladığımız ve gerektiğinde bir kültür evi, gerektiğinde bir okul, gerektiğinde bir dayanışma ağı, gerektiğinde bir hak arama merkezi, gerektiğinde insanca bir soluklanma alanı olan   TKP-Semt Evlerine sahip çıkmanız, onları kendi eviniz bellemeniz, yenilerinin açılmasına ön ayak olmanız için de çağrı yapıyoruz.

TKP bu ülkenin umududur. 31 Mart seçimlerinde bu umudun yeşerebileceği, serpilip gelişeceği görülmüştür. Seçimden seçime siyaset yapan bir halk yenilmeye mahkumdur. Oysa Türkiye’de işçilerin, emekçilerin, yurtsever aydınların yenilgiye değil, başarıya ve zafere gereksinimi var. Yaşanası bir ülke yarattığımızda Türkiye’nin her tarafında çiçekler açacak. Böyle bir Türkiye için atılacak her güçlü adım halkımızın hanesine yazılır. TKP bu nedenle emekçi halkımızı, aydınları, öğrencileri 1 Mayıs’a çağırıyor. Türkiye’nin birçok kentinde mahalleler, fabrikalar, işyerleri, okullar kendi sloganları, talepleri, dövizleriyle TKP saflarında 1 Mayıs’a katılmak için çalışmalara başladı bile. Krizi fırsata çevirmeye kalkan patronlara yanıtımızı 1 Mayıs’ta öyle bir verelim ki, bir daha onların temsilcileri meydanı boş bulup haklarımıza göz dikemesin.
TKP çağırıyor. Birlikte yürümeye… Güzel günler için…

Türkiye Komünist Partisi
Genel Merkez




Bu ileti en son melnur tarafından 19.04.2019- 13:29 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 20.04.2019- 08:33


TKP ile birlikte yürümenin kolaylaştırılma konusu somut bir hale getirilmelidir. Öncelikle üye olma konusu ve sonra (belki) merkeziyetçilik konusu ele alınmalı. Elbette bir komünist partinin bir kitle partisinden farkı olmalı ancak, 20.yüzyılın başlarında ve illegal koşullarda doğru, gerekli ve zorunlu olan bir örgütlenme anlayışının 21.yüzyılın ortalarına geldiğimiz şu günlerde birebir   işletmeye çalışmak bana pek de doğru gelmiyor. TKP merkeziyetçiliği bütünüyle boşlamadan, artık nasıl oluyorsa öyle, sosyalist kulvarda bir çekim merkezi olmanın gereklerini yerine getirmelidir. Eminim bugün SOL gazetesinde yazan pek çok sosyalist aydınımızın bazı tekil   konularda parti kararlarıyla uyuşmazlığı söz konusudur. Bu farklılığı bir zenginlik olarak görmek ve bu farklılığın partinin merkeziyetçi özelliğinde bir sorun yaratmayacak şekilde absorbe etmek -soğurabilmek- mümkün hale getirilebilir.


Bu konuyla birlikte üye edinme konusunda bir değişim yaşanmalıdır. Örgütlenmenin bu kadar gerekli olduğu koşullarda üye olma koşullarında ''demir leblebi'' arayışı içinde olmak da bir sorun yaratmaktadır. Başka bir başlıktaydı sanırım, söylemiştim, öncelikle bir aidiyet duygusu yaratılabilmelidir. Her üyenin partide veya parti seksiyonların birinde bir görev alması ve bir sorumluluk üstlenmesi koşulu   daha başta hem üye ve hem de partiye sorun olmaktadır. Bu koşulun   örgütlenme vurgu ve ısrarı ile bir çelişki yarattığı, ikisinin bir arada olamayacağını düşünüyorum. TKP bu tür sorunların üstesinden gelebilmelidir. Kolay değil belki ama, ortada büyük ve önemli bir sorun varken bir türlü işlemeyen bir yöntemde ısrar etmek de gerçekten anlamsız ve yararsız.

Evet, bu ülkenin TKP'ye ihtiyacı var, ama TKP'nin de öncelikle kendilerini solcu-sosyalist olarak tanımlayanlara ihtiyacı var. Bu birliktelik sağlanmadan kalabalıkların dönüp bakması çok kolay olmuyor, çünkü.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.04.2019- 10:16


Rus sosyal demokratları arasında Bolşevik Menşevik ayrışması önce üye koşulları konusunda ortaya çıkmıştır. Menşevik Martov'un formülü partinin programını benimsemek ve partiyi maddi yönden desteklemekti. Ancak bu koşullar Lenin'e göre yetersizdi. Lenin'in formülünde de maddi yönden desteklemek ve parti programını kabul etmek olmakla birlikte, aynı zamanda bir parti örgütünde fiili çalışmak koşulu da vardı. Profesyonel devrimciler örgütünün oluşabilmesi için fiili çalışmayı şart koşuyordu, Lenin.

Özellikle illegal koşullarda varlığını sürdürmeye çalışan komünist partiler veya profesyonel devrimciler örgütü için Lenin'in formülasyonunun geçerli olduğu ileri sürülebilir. Ne var ki, legale çıkmış bir komünist partinin özellikle kitleselleşme konusunda adımlar atabilmesinin yolu bu Leninist formülasyonun mutlaka gevşetilmesinden geçtiğini düşünüyorum. Parti kitle içinde üye edinirken amaçlaması gereken şey aidiyet duygusu yaratabilmek olmalıdır. Parti kimliğinin anlamı bu aidiyet duygusunun ete kemiğe bürünmesi olmalıdır. Lenin'in formülasyonu yüz yıl öncesinin illegal koşullarında bir zorunluluktu. Ama o günün koşullarında doğru olan Leninist formülasyonda bugünün koşullarında   ısrarcı olmak yanlıştır, diye düşünüyorum. Üyelik koşullarında önceliğin parti aidiyetinin yaratılması olmalıdır. Parti için çalışma, bir görev yüklenme sonradan o aidiyet duygusu ile partiye bağlanmış kitle içinden olmalıdır. Yoksa, örgütlenme ve partiye üye olma koşuluna daha baştan ''partide çalışmak'' zorunluluğu dayatıldığında toplumsal koşullar ne kadar uygun olursa olsun kitlesellik konusunda yol almak gerçekten mümkün olmuyor.

Sorun sadece bu değil. Demokratik merkeziyetçilik konusu da önemli. Partinin eşik atlaması için merkeziyetçiliği çok da yitirmeden ama parti içi demokrasiyi de olabildiğince genişleterek   ve tekil farklılıklar taşıyan sosyalist aydınlarımızı da içine alacak şekilde bir iç işleyişi edinmek zorundayız. Bence örgütlenme sorununu aşabilmenin ve Türkiye solunda bir çekim merkezi haline gelmenin   yolu bu konularda belli bir gevşekliği partide sağlamaktan geçmektedir. TKP bu konularda biraz değişim geçirirse sanırım bugünden çok daha fazla görünürlük kazanacak ve Türkiye sosyalist hareketinde bir çekim merkezi olarak yerini alacaktır.




Bu ileti en son melnur tarafından 24.04.2019- 10:53 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.04.2019- 11:11


Tekrar edecek olursak, öncelikle üyelik konusunda bir gevşekliğe ihtiyaç var. Bu konuda il, ilçe yönetimlerine de insiyatif verilebilir diye düşünüyorum. Toplumda TKP ve sosyalizm konusunda bir aidiyet duygusu yaratmanın yolu bence bu üyelik konusunun gözden geçirilmesini gerekli kılıyor. Partinin ''çelik disiplinli'' kadroları bu kapsam içinden çıkartılabilir. Kemal Okuyan da sanırım ''TKP ile yürümeyi kolaylaştıracağız'' derken bu konuya parmak asıyordur. Nispeten işin kolay yanı bu.

Ama bir de partinin işleyiş biçimi var. Bence bu da önemli. İlk üyelikler, sol sempatizanlara el uzatmak ve onları partiye kazandırmak bir ölçüde kolay. Ama bir de sol-sosyalist aydınlarımız var, bence bunları da, en azından TKP ile aralarında siyaseten çok da farklılığın bulunmadığı aydınlar için kapı aralamak gerekiyor. Sosyalist aydınlarımızı, parti işleyişini de bozmamak koşuluyla ve parti içi demokrasiyi de genişletmek bağlamında partiye kazandırılması gerekir diye düşünüyorum. Sadece partiye kazandırmak da değil, partide kalıcı hale getirebilmenin yolunu da bulabilmeliyiz. Bence bu iki konudaki gevşeme TKP'yi daha bir farklılaştıracak ve çekim merkezi olma yolunda ön açıcı olacaktır.





Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.05.2019- 20:43


Anlayabildiğim kadarıyla TKP parti üyeliği dışında bir de ''TKP Gönüllüleri'' adıyla farklı bir üyelik sistemi getireceğini söylüyor. Bu konudaki açıklama şöyleydi:

''TKP’ye dönük ilginin gözle görülür biçimde artması seçimlerden önce, hatta 24 Haziran seçimlerinden hemen önce başladı. Bir dizi faktör var; ekonomik kriz, düzen siyasetinden umudu kesme, TKP’nin örgütsel dönüşümü… Evet devam ediyor. Bu ilgiyi örgütlemek, çoğaltmak için araçlar geliştiriyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu tek gündemli bir Konferans düzenledik. TKP üyeliği dışında, TKP Gönüllüleri diye bir kanal açıyoruz. TKP üyeliğinin getirdiği sorumluluklar var, bunları değiştirmek olmaz. Ancak hep birlikte, eşitlik mücadelesini vereceğimiz, aynı zamanda toplumsal bir aydınlanma seferberliğine dönüştüreceğimiz bir zemin yaratıyoruz.''

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/istanbul-secimi-bizim-acimizdan-bitmistir-262496

İki ayrı üyelik biçimi ne kadar işlevsel olur bilemem. Umarım partinin örgütlenme çabasına bir katkısı olur.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.065
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 14.05.2019- 17:06


Bence sadece üyelik sisteminde değil, TKP ile henüz buluşmamış veya bir   şekilde ayrı düşmüş aydınların da partiye katılımı konusunda bir çaba göstermek gerekiyor. Açık söylemek gerekirse, TKP yönetiminde ve çevresinde çok değerli isimler var ama, bunun yeterli olduğunu pek düşünmüyorum. Daha fazla sosyalist aydına ihtiyaç var. İdeolojik bütünlük konusunda çok farklı kulvarlar söz konusu değilse ne yapıp edip onları partiye dahil etmenin bir yolu bulunmalıdır. Gerekirse merkeziyetçiliğin de katı yorumundan daha esnek ve gevşek bir yapıya bürünülebilir gibi geliyor bana. Bazı koşullarda merkeziyetçiliğin, farklı koşullarda ise demokratikliğin çerçevesi genişletilir şeklindeki klasik ezberden söz etmiyorum. Merkeziyetçiliğin zaten demokratikleşme anlamına da geldiği şeklindeki yorumlardan hareketle tekil farklılıkları çok da sorun etmeden   yakın partilere, ve parti dışı kalmış sosyalist aydınlara çağrı yapılabilir.

Amaç sosyalizmse partinin ideolojik bütünlüğünü de bozmadan daha kapsayıcı bir parti örgütlenmesi ve işleyişi devreye sokulmalıdır. Çok katı bir parti yapısıyla bir yerden sonra çekim merkezi haline gelmek bana göre çok zor.



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok
Etiketler   TKP,   ile,   yürümeyi,   kolaylaştıracağız
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS