SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
HDP 'Öcalan' görüşmesini değerlendirdi           (gösterim sayısı: 91)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.953
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 07.05.2019- 18:03


HDP 'Öcalan' görüşmesini değerlendirdi: Türkiye'nin umudu bir kez daha söndürülmemelidir

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, TBMM düzenlenen grup toplantısında konuştu. YSK kararının önceden belli olduğunu, ittifak yapılması gerektiğini söyleyen Temelli, Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmesine ilişkin ise, 'Türkiye'nin bu umudu bir kez daha söndürülmemelidir' dedi. Temelli ayrıca Suriye'nin demokratik çözümüne katkı sağlayabileceklerini söyledi.

Resim Ekleme
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Temelli, YSK'nin İstanbul seçimi için aldığı iptal kararına ilişkin, "Bunun böyle olacağı belliydi" derken, ittifak çağrısında bulundu. Temelli, "23 Haziran seçimleri, bu otoriter sistemin aradığı referandumdur. Bugünden yarına tüm demokrasi güçlerinin ortaklaşması gerekir. Bu bir demokrasi ittifakı çağrısıdır" ifadelerini kullandı.

Sezai Temelli'nin konuşmasından başlıklar şöyle:


YSK MEŞRUİTİYETİNİ YİTİRMİŞTİR

Dün bir adaletsizlik bir hukuksuzluk daha ortaya çıktı. YSK İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. İstanbul seçimleri derken İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini. Yani seçimin içinden bir kısmı ayrılarak yenilenmesine karar verdi. YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Ama perşembenin gelişi Çarşambadan beliydi. Türkiye halkları dönüp de Muş’a bakmalıdır, Malazgirt’e bakmalıdır, dönüp de HDP’ye dönük karşı yapılan seçim hukuksuzluğuna bakmalıdır. Çünkü YSK marifeti ile yapılan şeyin nelere yol açacağı daha seçime gidilmeden belliydi. Hatta 16 Nisan referandumundan, 24 Haziran seçimlerinden belliydi.

BİZ DE KIYAMETİ KOPARACAĞIZ

Sessiz kaldılar şimdi kıyamet kopuyor. Tabii ki kopacak, biz de koparacağız ama bunun böyle olacağı belliydi. Çünkü bu iktidar bu şaibelerin üzerinde kendi iktidarını var ediyor. Hatırlayın 7 Haziran seçimlerinden sonra ‘istikşafi görüşmeler’ diye bir şey uydurdular. Geçen gün köprüdeydi birini kurtarıyordu. Ne istikşafisi, bu ülkenin kaç gününü yitirip bitirdiler. Sonra Suruç, Ankara Gar Katliamı’nı yaşattılar. Bunları unuttuk mu, asla unutmadık bizde fil hafızası var. Asla unutmayız. Şimdi çıkmış demokrasi havarisi kesiliyor. Bütün istikşaficileri biliyoruz. YSK’de bugün 36 gün boyunca bu halkı oyaladı ve sonunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenileme kararını verdi.

NEREDE HUKUKSUZLUK VARSA HDP ORADA OLACAK

Evet AKP-MHP blokunun noterine dönmüş iktidardan ne talimat gelirse onu yerine getiren bir YSK var. Şimdi, tartışmalar sürecek. Tabi 23 Haziran’a kadar bir seçim atmosferinde olacağız. Ama biraz önce saydım, hukuksuzlukların devam etmemesi sadece seçim atmosferine sıkışıp kalmamaktan geçiyor. ‘HDP İstanbul’da aday çıkaracak mı, HDP ne yapacak.’ Kamuoyunun bunlarla meşgul olmasına gerek yok. Nerede bir haksızlık hukuksuzluk var HDP orada olacak. Unutmayın, HDP’siz 31 Mart olmazdı, HDP’siz gelecek de olmaz. Bizim ne yapacağımızla vakit harcamayın esas siz ne yapacaksınız? Bu kalemşörler, bu twit uzmanları twitin başında bir okuyorsunuz ki herkes mübarek Che Guevara olmuş. Devrim yarın hazır olup da cep telefonunu sokağa çıkmak kalmış. Siz bırakın HDP’nin ne yapacağını, siz ne yapacaksınız?

ESAS SİZ NE YAPACAKSINIZ?

Yine, Muş seçimleri çalınırken, Malazgirt çalınırken, Şırnak’ta garnizon sandığa giderken ne yaptınız? Evet işte demokrasi mücadelesi bazı hukuksuzluklara sırt çevirerek, bazı hukuksuzluklara karşı çıkarak olmaz. Demokrasi mücadelesi tutarlılık ve kararlılık ister. Bütünlüklü bir mücadeleye ihtiyaç duyar. Esas siz ne yapacaksınız? Bu tecrit konusunda ne yapacaksınız? Bakın bu kadar adaletsizlik 4 yıldır bu ülkede uygulanan mutlak tecride sessiz kalmanın bir bedelidir. 4 yıldır üst üste koyarak geldiğiniz bu adaletsizliklerin herhangi birine karşı çıkmakla olmaz. Tüm adaletsizliklere karşı yan yana omuz omuza vererek karşı çıkabiliriz. Ancak o zaman faşizmi durdurabiliriz, ancak o zaman faşizmi yıkabiliriz.

TECRİT SON BULSUN DİYE SESLERİNİ DUYURMAYA ÇALIŞIYORLAR

Siz ne yapacaksınız? Leyla Güven 181 gündür açlık grevinde. Leyla Güven 181 gündür bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı haykırıyor. Herkesi bu adalet ve hukuk mücadelesine çağırıyor. Nasır Yağız 169 gündür bedeni ile direniyor. Evet, bu Parlamento’nun üç vekili Dersim Dağ 65 gündür, Tayip Temel, Murat Sarısaç 60 gündür haykırıyor. Cezaevlerinde 144 gündür yüzlerce mahkum direniyor, adaletsizliğe, hukuksuzluğa ve tecride karşı sesleri duyulsun istiyor. Bugün cezaevlerinde 3 bine yakın yoldaşımız tecrit son bulsun diye seslerini duyurmaya çalışıyor.

BU VEBALİ HİÇ KİMSE TAŞIMAZ

Duymuyorsunuz, duyun artık bu sesleri, kimsenin ölmesini istemiyoruz. Açlık grevlerinin sonlanması ve bu gidişatın durdurulması için bu tecrit, bu OHAL düzenine, bu kayyımcı zihniyete karşı artık siz de sesinizi çıkarın, gelin omuz omuza verelim, bu faşizmi geriletelim. Eğer bu sessizliğe devam ederseniz, bugün açlık grevinde olan birçok arkadaşımız yitirebiliriz, birçok tutsağı, birçok mahkumu yitirebiliriz. Bu vebali hiç kimse taşıyamaz.

SESLERİNE SES KATMALIYIZ

Bakın açlık grevindeki sessizlik nedeniyle 15 tutsak 30 Nisan’dan bugüne, yani tam sekiz gündür ölüm orucunda. Önümüzde çok az bir zaman kaldı, bu insanlarımızı yitirmek istemiyorsak şimdi ölüm orucunda olanların sesine ses katmalıyız. Anneler, tülbentleriyle cezaevlerinin önünde evlatları ölmesin diye, bu ülkenin çocukları, Kürt çocukları, Türk çocukları ölmesin diye onurlu bir barış mücadelesi veriyorlar. İşte bu sese kulak vermelisiniz, o annelere saldıranlara, kendisine güvenlik gücü, polis diyen ama bu rezilliği yaşatanlara karşı sesinizi yükseltmelisiniz.

DÜN NE YAPTIYSAK YARIN DA ONU YAPACAĞIZ

Uzun zamandır bunu söylüyoruz. Türkiye toplumsal muhalefete, tüm sivil toplum örgütlerine, sendikalara, dinamiklere bu çağrıyı yapıyoruz. Mesele sadece sandık ve sanık sonuçları değildir. Mesele bir demokrasi mücadelesidir. Bu mücadele olmadıktan sonra o sandıktan ha Ali çıkmış ha Veli çıkmış? Gelin demokrasi mücadelesinde bulaşalım ki sandıklardan demokrasi, barış çıksın Türkiye’nin önü açılsın. O yüzden de diyoruz tecrit son bulmalı. HDP ne yapacak? HDP’nin ne yaptığı beli. HDP’nin yaptıkları üzerinden bu ülkede manipülasyonlara gerek yok. HDP tecridi sonlandırmak için, savaşı sonlandırmak için, demokrasiyi ve barışı inşa etmek için mücadelesine dün olduğu gibi bugün de devam ediyor.   31 Martta bir strateji ortaya koyduk siyasetin kulvarını değiştirdik. 3 tane belediye başkanlığı için yapmadık bunu. Tam tersine Türkiye özlemini duyduğu barışın önünü açmak için mücadele ettik. Dün ne yaptıysak yarında onu yapmaya devam edeceğiz.

2 MAYIS GÜNÜ TÜRKİYE UMUTLANDI

2 Mayıs günü Türkiye yeniden umutlandı. 2 Mayıs günü Sayın Öcalan’la görüşmek üzere 2 avukat arkadaşımız İmralı’ya gitti. Tam 8 yıl aradan sonra düşünebiliyor musunuz, bu ülkede bir hükümlü 8 yıldır avukatları ile görüşemiyordu. 810 başvuru yapılmış ama görüşme bir türlü sağlanamamıştır. Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nin İmralı’da avukat görüşmesiyle ilgili yasağı kaldırmasının ardından avukatlar İmralı’ya gidebildi. Sayın Öcalan ile bir saatlik kısıtlı bir görüşme gerçekleşti. Bir çok kısıtın gerçekleştiğine avukatlar tanıklık ettiler.

İMRALI’YA GİDİŞ VE GELİŞLERİN YASAL STATÜSÜ BELİRLENMELİ

Gecikmiştir, eksiktir ama hukuki anlamda olumlu bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bunun burada kalmaması gerekiyor bunun bir yasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor. Düzenli olarak avukat görüşünün gerçekleşmesi gerekiyor.   Türkiye’nin bu umudu bir kez daha söndürülmemelidir. Tüm hükümlülerin yararlandığı haklardan yasaların çizdiği çerçeveden sayın Öcalan’a da diğer 3 hükümlü de yararlanmalıdır. Ölüm oruçlarından, açlık grevlerinden bahsettik o yüzden geç kalınmadan bunun yasal statüsünün bir an önce belirlenmesi ve adaya gidiş gelişlerde avukat ve aile görüşünün düzenini tesis edilmesinde yarar vardır.

TOPLUMSAL UZLAŞI VE DEMOKARTİK MÜZAKERE SÜRECİDİR

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu derin bir toplumsal uzlaşı ve demokratik müzakere sürecidir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu onurlu bir barış, demokratik siyasete dayalı bir çözüm sürecidir. Türkiye demokrasisinin inşası demokratik   cumhuriyetin inşası bu mücadeleden geçmektedir. Evet bir uzlaşı toplumsal uzlaşı demokratik   müzakere sürecinden 2013’ten başlayan ama bu iktidarın bu süreci nereye sürüklediğini de biliyoruz. 2015’ten sonra kesintiye uğrayan süreçten bahsetmiyoruz. Demokratik bir süreçten bahsediyoruz. O yüzden de tüm Türkiye toplumunu, emekçileri, kadınları bu demokrasi müzakeresinde rol almaya, mücadelede yan yana olmaya davet ediyoruz.

23 HAZİRAN PLEBİSİTTİR

Demokratik Cumhuriyet konusunda atılacak adım Kürt meselesinin çözümünde atılacak adımdır. Demokratik siyaset ancak böyle kendisini kurumsallaştırır. Demokratik Cumhuriyet’i ancak böyle var edebiliriz. Hem Türkiye’de hem de Suriye’de var edebiliriz. Toprak bütünlüğünün korunarak Suriye halklarının kendi geleceğini var edebileceği bir süreci oluşturabiliriz. Savaş çığırtkanlığı yaparak değil karşılıklı hassasiyetleri önemseyerek Suriye’nin demokratik çözümüne katkı sunabiliriz. Türkiye nasıl ki demokratik çözümünü arıyorsa Suriye’ de demokratik çözümünün arıyor. İşte o yüzden diyoruz ki gelin demokrasi   ittifakında buluşalım. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistem, bu otoriter rejim kendisine plebisit arıyor. 23 Haziran İstanbul büyükşehir belediye seçimleri bu otoriter sistemin kendisine aradığı plebisittir. Bugünden yarına tüm demokrasi güçlerinin bu otoriter rejim karşısında ortaklaşması çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu bir demokrasi ittifakı çağrısıdır.   Demokrasi ittifakında Kürtler, Türkler, Aleviler tüm ezilenler bir an önce buluşmalıdır.

SENİ MUTLAKA SUSTURACAĞIZ

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bu ülkeyi sürekli bir gerginlik atmosferinde tutanlara kaşı Türkiye demokrasisini mutlaka bulacaktır. Demokrasi güçleri bu ittifaktan aldığı güçle önünde sonunda bu ceberut iktidardan mutlaka kurtulacaktır. Geçenlerde diyor ki bugüne kadar konuşmadım hep sustum. Sen hep sus. Seni mutlaka susturacağız. HDP 31 Mart seçim sonuçlarını belirleyen çok güçlü bir siyasal toplumsal harekettir. Demokrasi mutlaka HDP ile gelecektir.”

http://haber.sol.org.tr/toplum/hdp-ocalan-gorusmesini-degerlendirdi-turkiyenin-umudu-bir-kez-daha-sondurulmemelidir-262498



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.953
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 09.05.2019- 05:05


"23 Haziran seçimleri, bu otoriter sistemin aradığı referandumdur. Bugünden yarına tüm demokrasi güçlerinin ortaklaşması gerekir. Bu bir demokrasi ittifakı çağrısıdır"
Temelli'nin bu açıklaması doğrudur, yerindedir. Türkiye bir an önce AKP'den kurtulmalı ve   yirmi yılı aşkın bir zamandır ülkede yaratılan yıkımın etkilerini onarmanın yollarını aramalıdır. Ne var ki, AKP iktidarının   durup dururken ''Öcalan açılımı'' konusuna verilen yanıtın gereğinden fazla yüzeysellik ve iyimserlik içerdiğini de söyleyebiliriz. Temelli hangi ''umut''tan söz ediyor? Seçim öncesinde İmralı yolunun aralanmış olması Temelli ve HDP çevrelerine hala ''umut'' olarak yansıyorsa, yaşanan onca şeyden sonra bile en ufak bir ders çıkarılamadığının göstergesi...

Erdoğan AKP'sinin tek amacı, tekrarlanan İstanbul seçiminin kazanılmasıdır. Öcalan'a doğru bir hamle yapılmışsa mutlaka ve mutlaka 23 Haziran seçimine dönük bir takım beklentiler peşinde olmaktır. Temelli ve HDP bunun peşine düşmeli ve bu konu üzerinde yoğunlaşmalıdr. Erdoğan ya Öcalan kanalıyla HDP oylarına oynayacak ya da HDP dışındaki muhafazakar Kürt oylarını kendi çevresinde konsolide etmeye çalışacaktır. Ne açılım, ne umut ne de şu, bu! Amaç budur; amaç İstanbul'u yitirmemek ve dolayısıyla AKP'nin para kaynaklarından yoksun kalmamaktır.

Kürt sorunu her şeyden önce acılı bir sorundur. Onlarca yıldır yaşanan acılar her iki toplumda da hem kin ve nefretin ve hem de duygusal reflekslerin birbirine karışmasına yol açmıştır. Acıların sonlanması, en azından minimuma inmesi, sorunun bir çözüm yoluna sokulma beklentileri bu konularda gerçekten de duygusal tepkilere neden olmaktadır. Ama ne olursa olsun, dün de yanlıştı, bu gün de kocaman bir yanlıştır, çözümü Erdoğan'dan beklemek... ''ÇÖzerse Erdoğan çözer'' dün de doğru değildi, bugün de doğru değil. AKP çare değildir, çare öncelikle 23 haziran'da, AKP'den İstanbul yerelinde de olsa kurtulmaktan geçmektedir. Bu konuda HDP doğru adım atabilmelidir; yalpalamadan ve süreci her yönüyle de doğru okuyarak...




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 6.953
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.05.2019- 16:57


HDP'li İmam Taşçıer'den yeni açıklama

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Rudaw'da 'Kürtler İstanbul'da AKP'ye oy verebilir' başlığıyla yayımlanan söyleşisiyle ilgili bir açıklama yaparak söylediklerinden 'Kürtler AKP'ye oy verecek' sonucu çıkarılamayacağını söyledi. Öte yandan HDP MYK'sının 'İmamoğlu'nu desteklemek üzere İstanbul İttifakı kararı aldığı' şeklindeki haberlerin resmi bir açıklamaya dayanmadığını hatırlatanlar HDP içindeki farklı görüşlerin farklı kanallarla kendi eğilimlerini kamuoyuna sızdırdıklarını düşünüyor.

Resim Ekleme
Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmesi ve ardından içeriği kamuoyuna duyurulan bir mektubun avukatlara teslim edilmesiyle 23 Haziran seçimlerinde HDP'nin tavrının değişip değişmeyeceği sorusu gündeme geldi. HDP'nin ağırlıklı isimlerinden gelen açıklamalarda '31 Mart öncesindeki politikanın sürdürüleceği' ifade ediliyordu. Öte yandan özellikle açıklamalarda yer alan HDP'nin muhalefetteki ittifak tarafından yalnız bırakıldığı yönündeki sitemkar cümleler kuşkulara yol açtı.

Birgün'de bu sabah yayımlanan haber aracılığıyla kamuoyuna ulaştırılan bir bilgi, HDP'nin seçim kararının kesinleştiği, İmamoğlu'nun destekleneceği şeklindeydi.

Bundan saatler sonra   Barzani çizgisindeki Rudaw'da HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in bir söyleşisi yayımlandı. Rudaw söyleşiyi 'Kürtler İstanbul'da AKP'ye oy verebilir' başlığıyla sundu.
HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Rudaw kanalıyla 2 Mayıs'ta İmralı'da Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin içeriği hakkında açıklamalarda bulunmuş, görüşmenin İstanbul seçimleri üzerinde olması muhtemel etkilerine değinmişti.

"Kim Kürt sorununun çözümü için adım atarsa Kürtler ona oy verebilir" diyen Taşçıer, "AKP adım atacaksa AKP'ye verir. AKP adım atmaz, CHP samimi bir şekilde Kürtlere yaklaşırsa CHP'ye verir.Geçmiş seçimlerde AKP'ye oy veren 300 bine yakın Kürt vardı. Bunlar da 31 Mart seçimlerinde AKP'ye oy vermedi" ifadelerini kullanmıştı.

Taşçıer, görüşlerinin tartışılmaya başlandığı saatlerde sosyal medya hesabından paylaştığı yeni mesajında, söylediklerinden Kürtlerin AKP'ye oy vereceği sonucu çıkmadığını belirtti. Taşçıer mesajında; "Kürtler AKP’ye oy verecek” sonucu çıkarılamaz. Kastım şu; hangi güç Kürt Sorunu’na samimi politikalar üretir ve demokrasi cephesi için partimizle ortaklaşırsa, Kürtler de onlarla ittifak yapar. İst. seçimi için partimiz, demokrasi güçleriyle karar verecek" dedi.

Taşçıer'in twitter kanalıyla yaptığı bu son açıklama da, HDP MYK toplantısından sızan İmamoğlu'na destek bilgisini doğrular nitelikte değil. Öte yandan, Rudaw'a yaptığı açıklamaların HDP'nin AKP'ye destek vereceği şeklinde yorumlanmasına da bu açıklamayla birlikte karşı çıkmış oldu.

HDP içindeki tartışmaları takip eden kaynaklar, iki farklı yaklaşımın hâlâ değerlendirilmekte olduğunu söylüyorlar. 31 Mart öncesinde sürdürülen politikanın sürdürülmesi ve AKP'nin HDP'nin anahtar rol üstlendiği bir süreçte 'düşürülmesi' bir ihtimal olarak değerlendirilirken, bunun karşısında da Cumhur ittifakının çok sıkıştığı, bu koşullarda önemli siyasal ödünler koparılabileceği görüşü var.

MYK toplantısına ilişkin haberlerin sızdırılması da, Kürt siyaseti içinde Barzani'ye daha yakın olduğu bilinen Taşçıer aracılığıyla Rudaw'da yayımlanan ihtimallerin duyurulması da süren tartışma kapsamında değerlendiriliyor.

http://haber.sol.org.tr/turkiye/hdpli-imam-tascierden-yeni-aciklama-262653



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Barışın muhatabı Öcalan'mış! melnur 1 72 14.05.2019- 04:39
Konu Klasör Beka yaklaşımından Öcalan açılımına... melnur 0 49 17.05.2019- 20:32
Konu Klasör 27 lira çalan çocuğa 27 ay hapis cezası denizcan 3 2269 29.01.2014- 22:10
Etiketler   HDP,   Öcalan,   görüşmesini,   değerlendirdi
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS