SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Solcu olmak üzerine...           (gösterim sayısı: 127)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.105
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

9 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 02.09.2019- 16:44


Solcu olmak nedir; bir kişi ''solcuyum, sosyalistim'' dediğinde ne anlamalıyız? Ya da ölçeği Türkiye olarak alacaksak, bu coğrafyada kendini solcu olarak gören birinin bu topraklarda gerçekleşmiş her türlü ilerici olan atılımlara ve bu atılımın önderlerine düşmanlık etmesi nasıl açıklanabilir?

Seksen öncesinin politik ortamını hatırlıyorum; öyle bir politizasyon yaşanıyordu ki, aileleri ''solcu'', ''Kemalist'', ve CHP'li olanların çocukları çok büyük bir çoğunlukla solcu, sosyalist, komünist oluyordu ( kendini öyle tanımlıyordu), tersine, ailesi DP'li, AP'li kısaca sağcı olan çocuklar da genellikle kendilerini milliyetçi olarak tanımlıyorlardı. Belki bu yüzden solcu sosyalist olmak M.Kemal ve onun cumhuriyetine saygı göstermek anlamına geliyordu. Bu kesim iyi, doğru, emekten yana ve bilimsel olan her şeye açıktı. Solcu ve sağcı gençlik arasındaki temel fark ise daha çok M. Kemal ve cumhuriyet etrafında şekilleniyordu. Solcu gençliğe göre 1923 bu topraklarda gerçekleştirilmiş emperyalizm karşıtı bir mücadeleden sonra devrimci bir cumhuriyetin kurulması, bu cumhuriyetin ilerici, laik ve modern bir cumhuriyet olması ve gençlik olarak yapılması gerekenin ise bu cumhuriyetin sahiplenilerek çok daha ileri taşınması ve sosyalizm ile buluşturulmasıydı.

( 68 gençliğinin M.Kemal'e ve ay yıldızlı bayrağa olan sevgi ve saygılarını da bu bağlamda okumak gerek.)

80 sonrasında köprülerin altından çok şeyler aktı. Hem 12 Eylül faşizmi ve hem de reel sosyalizmin çözülüşü sol-sosyalist saflarda çok büyük savrulmalara yol açtı.   Aynı süreçte Kürt hareketinin yükselişinin solun gerileme döneminde gerçekleşmiş olması da bu savrulma üzerinde büyük etkisi oldu. Bu arada neo-liberal ideolojinin de hem sol ve hem de Kürt hareketi üzerindeki basıncını yabana atmamak gerek. TKP dışta tutulursa hem Kürt hareketi ve hem de sol üzerinde liberalizm adına savunulan her şey doğrudan solla sosyalizmle ilişkilendirildi; üstelik çoğu kez hiç de ilgisi olmamasına rağmen.

Şuraya gelmek istiyorum; liberalizmin özellikle demokrasi ve özgürlük merkezli çıkışları konjöktüre de uygun olarak hem AKP gericiliğinde ve hem de Kürt milliyetçiliğinde yankı buldu. Hatırlayın o günleri, AKP gericiliği, Kürt milliyetçiliği ve liberal üfürmeler bir büyük ittifak halinde tv.lerde yedi gün, yirmi dört saat beyin yıkamaya çalışıyordu. Devlet boşaltılırken, AKP ve cemaat ortaklığı bu boşaltılan yerlere yerleşirken bu ortaklık hala, bu topraklarda gerçekleşen her türlü ilerici atılıma karşı çıkan gerici ittifakın işine geldiği gibi M.Kemal ve cumhuriyet karşıtlığı üzerinde tepiniyordu.

AKP bu iklimde devleti ele geçirdi.
Erdoğan ve AKP bu iklimde muktedir olmayı başardı.
Kürt ulusalcılığı bu zeminde giderek daha da sağa kaydı.
Özellikle sanalda kuyrukçu dediğimiz tiplerin M.Kemal ve cumhuriyet düşmanlığı da bu zeminde yeşerdi.

Öyle bir iklim egemen hale getirildi ki, hemen her şey birbirine karıştı bu dönemde; kavramlar, olgular vb. hemen her şey. Enternasyonalizm adı altında burjuva kozmopolitizmi savunuldu; solcu olmak ( UKKTH adına ) Kürt hareketine biat etmek olarak gösterildi.   Özel mülkiyet karşıtlığının yerine Atatürk, ay yıldız bayrak ve cumhuriyet devrimleri düşmanlaştırıldı. Ve daha neler neler! Ulusalcılık, neo-faşistlik, sosyal şovenlik bu ''kutsal ittifak''ın üfürmeleriydi. CHP ve TKP başta olmak üzere kendileri gibi olmayan, kendileri gibi zıvanadan çıkmamış kesimlere fırlatılan hakaret sözcükleri olmaktan başka bir anlam taşımıyordu bu kavramlar...

Aradan epey zaman geçti; elbette hatalarını anlayanlar vardır, ve çoğunluktadır bunlar; özellikle sanalda, sözde sol-sosyalist forumlarda yapılan yanlışlıklar ve solla bir ilgisi bulunmayan   söz ve tavırların   solculuk olduğu algısı çoktan aşıldı. Ama hala biri ikisi inatla bu düşmanlıklara devam etmekte. Sinek küçük ama mide bulandırıyor işte!

(Daha sonra devam ederiz.)










Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.105
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
9 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.09.2019- 05:59


1980 öncesini bir şekilde gören ''yaşlı'' kuşakların üfürmelerine çok da aldanmamak gerek. 80 öncesinde sosyalizmin bilimsel dayanaklarını, Marks, Engels ve Lenin'iive   enternasyonalizmin ne olduğunu öğrenebileceğimiz bir parti yoktu. Zaman zaman gittiğimiz ''illegal'' örgütlenmelerdeki ''apabey''lerin de bu konudaki bilgileri pek yeterli değildi. Öğrendiklerimiz çoğu kez yüzeysel şeylerdi. Cumhuriyet, Politika ve Demokrat gazetelerinden nispeten anlayabileceğimiz bir üslupla aktarılanlar bizler için önemli oluyordu. Bir de yine anlayacağımız bir üslupla yazılmış kitapları okur ve bütün bu bilgiler bir şekilde zihnimizde bir ''bütünlük'' oluştururdu. Sosyalizm iyi bir şeydi. Özel sektçre ( sermaye) ihtiyacımız yoktu. Devletçilik halktan, emekten yana olmaktı. SSCB halkı kurtulmuş bir halktı, ABD emperyalizmin jandarmasıydı.. -falan.

Türkiye'nin kuruluşunda emperyalizm karşıtlığı vardı. Türkiye bir devrim süreci geçirmişti. Ne var ki, bir zaman sonra bu süreç kapitalizmle birlikte karşı devrim süreci yaşamıştı. 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti ve sonrasındaki Adalet Partisi bir karşı devrim partisiydi ve ülkeyi devrimlerden uzaklaştırıyordu. CHP bir sosyalist parti olmamasına rağmen aydınlanmadan, laiklikten ve   kuruluş devrimlerini daha ileri taşımaktan yana ''dost'' bir partiydi. Sosyalizm bu ilerici yapıların ortak mücadelesi sonucu gerçekleştirilebilecek bir hedefti.


Buydu ve bu toplamdan bir adım ilerde bilinç taşıyan bir solcu-sosyalist bulabilmek nerdeyse olanaksızdı. sol kalabalıkların pek çoğu bu toplamın bile gerisindeydi.Ama bu solcu-devrimci kitlenin hemen tamamının samimiyetinden kuşku duymak ta mümkün değildi. Samimiydik, içtendik,sosyalizme inanıyorduk. Bu coğrafyaya sosyalizmin geleceğine, getireceğimize ve yoksul halkımızın çok daha güzel bir ülkede yaşayacağına gerçekten inanıyor ve bu uğurda kendimizce mücadele veriyorduk.


Ama işte hepsi bu kadardı; en bilgili olanımızın zihinsel yapısı buradan öteye geçmezdi. ( Özellikle TİP deneyimi yaşamış üst kadroları veya illegal örgütlenmelerin yine üst kadrolarını dışta tutuyorum.)Ayrıca ve özellikle DİSK'in eğitim seminerlerinde de işçilere sınıflar, sömürü vb. temelli bir çalışma verilirdi. Ne var ki bütün bu çalışmaların sosyalist bir siyasal mücadeleye dönüşmesinin engellenmesi amacıyla önce 12 mart ve sonra 12 Eylül faşizmi gerçekleştirilmiş ve bu süreç kesintiye uğratılarak önü kesilmişti. Her türlü acı, ölümler, hapisler ve işkenceler o dönemin rutin gerçekliğiydi. Hemen hemen hepimiz de bu yollardan bir şekilde geçmiştik.


Önemliydi yaşananlar ancak, ''biz neler yaşadık, neler öğrendik, ne mücadeleler içinden geliyoruz'' söylemi, deyim yerindeyse böbürlenmesine bir türlü ısınamadım. Gerçek şu ki, bugünün gençliği sosyalist mücadele ve marksist teori konularında çok daha ileri olanaklara sahiptir. Sosyalist mücadele içinde olmayı ve Marksist teoriyi öğrenmeyi kafasına koymuş birinin bu konularda ''eski tüfeklere'' ya da öyle olduğunu söyleyenlere ihtiyacı yoktur. Kolaya kaçmamak gereklidir.   Kolayca, çok fazla emek harcamadan edinilen her şey gibi bilgi de çoğu kez eksikli ve hatta yanlış olacaktır. Legal sol partilerde örgütlenmek ve teoriyi oralarda öğrenmek yerine özellikle sözde sol-sosyalist forumları bu konularda yeğlemek açıkça yanlış bir bilgilenme sürecini de beraberinde getirdi. Başta SF olmak üzere sözde sol-sosyalist ve hatta sözümona enternasyonalist(!) forumlar bu konularda Kürt ulusalcı/milliyetçi hareketinin legal ya da illegal hareket ve partisine biat etmekten geçtiği algısını yaymaktan başka bir şey   yapmıyorlardı. Bu konuda en büyük katkı da o ''eski tüfekler''den veya öyle olmasa bile öyleymiş gibi davranan ''kuyrukçu'' tiplerden geliyordu. Özellikle Lenin'in UKKTH konusunda söylediklerini internetten arayıp bularak ve çoğu kez de anlamayarak forumlara taşıyanlar solculuk,Marksizm ve hatta enternasyonalizm adına bağımsız sosyalist siyasette ısrar edenleri başta TKP olmak üzere lanetlemekten ve sosyal şoven, ''devletçi sol'' ve ''Kürt halkının düşmanı'' ilan edebilecek kadar sorumsuz davranabiliyor ve zıvanadan çıkabiliyorlardı.


Evet, gelmek istediğim nokta tam da burası: Yıllarca internet dünyasında ve bu sözde sol-sosyalist forumlarda solun ne olduğu, bilimsel sosyalist mücadelenin nasıl yapılması gerektiği konusunda özellikle bu ''ben 80 öncesinde neydim, biliyor musun''cuların başını çektiği kişiler tarafından zehir gibi bir algı üretildi. ( Bir ikisi hala bu algıyı bilerek veya bilmeden sürdürmeye devam ediyor.) Oysa solcu olmak, sosyalist olmak herşeyden önce ( bağımsız) sınıfsal mücadeyi öncelik haline getirmekten ve Türkiye nesnelliğinde karşı devrimci, osmanlıcı bir zihniyetin iktidara yürüyüşünün ve muktedir olmasının karşısına dikilmekten geçiyordu. Çok basit, çok sıradan bir Türkiye gerçeğiydi bu. Aydınlanmanın ve cumhuriyet devrimlerine düşman kadroların karşısına dikilmek ve ülkenin bugünlere gelmesini önlemek solcu-sosyalist olabilmenin bir önceliği olması gerekirken tam tersine, bu konuda -iyi kötü- mücadele içinde olanların karşısına dikilmek sözde sol-sosyalist forumların önceliği haline gelmişti.



Yıllar böyle akıp gitti; ülke bugün dinci gericiliğin pençesinde, gerici cemaat ve tarikatların yönetiminde ise bu sözde sol-sosyalist forumların   ve özellikle kendini bir şekilde ''ben eskiden neydim biliyor musun''cuların başını çektiği grubun yarattığı algının da payı olduğunu hiç unutmamak gerekiyor.

Evet, unutmamalı ve bu yönde süregelen bir-iki çatlak sesin   üfürmelerine pek de kulak asmamalı... Bilinmeli ki, ya egolarını tatmin etmeye çalışıyorlar ya da açık seçik provakatörlük yapıyorlar...


( Zaman zaman devam edeceğiz.)




Bu ileti en son melnur tarafından 11.09.2019- 06:08 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sol olmak, solcu olmak denizcan 7 1924 05.01.2016- 19:38
Konu Klasör Zalime inat solcu olmak umut 0 1581 26.04.2014- 21:28
Konu Klasör Sosyalist olmak için ateist olmak mı gerekiyor? melnur 5 3054 22.06.2015- 14:13
Konu Klasör Sosyalist olmak için ateist olmak mı gerekiyor? melnur 17 12867 15.12.2015- 16:39
Konu Klasör Devlete karşı olmak mı, devletten yana olmak mı? melnur 3 2290 05.04.2016- 23:37
Etiketler   Solcu,   olmak,   üzerine.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS