SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Türkiye solu ne yapmalı, nasıl bir siyaset?           (gösterim sayısı: 157)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.186
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
13 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 02.10.2019- 10:15


Aydemir Güler'in SOLhaber portalındaki bugünkü yazısını okuyunca aklıma geldi; kendi kendime ''bu doğru bir siyaset mi?'' diye sordum. Aslında uzunca bir zamandır kuşkularım vardı; TKP'nin ''makas değiştirmesi'', güncel siyaseti neredeyse elinin tersiyle itmesi, bir bakıma ülkenin içinde bulunduğu duruma gözlerini kapaması, ülkede ortaya çıkan ve giderek genişleyen AKP karşıtlığına bir destek vermemesi bana hiç doğru bir sol siyaset gibi gelmemişti. TKP bu çizgisini sürdürüyor, bir anlamda muhalefete de muhalefet yapmaya çalışıyor. Yazının başlığı büyük ölçüde bu konularla ilgili...

Evet, Türkiye'nin sosyalizme ihtiyacı var; Türkiye sosyalizminin de toplumsal alanda daha güçlü ve daha etkin bir TKP'ye... Bir solcu, bir sosyalist için yapılması gerekenin rüzgarın önünde sağa sola uçusan bir kuru yaprak gibi oraya buraya savrulmak değil, öncelikle bu yolda bilinçli ve kararlı bir çaba içine girmek ve bu yolda elinden gelen katkıyı göstermek olmalıdır. Bu konunun tartışılacak bir yanı olmaması gerekir. Siyasal devrimin olabilirliği öncelikle devrimci bir kitle-topluma ihtiyaç göstermesiyse de en az onun kadar o kitleye önderlik yapabilecek, kitlenin güvenini kazanmış toplumsal alanda güçlü bir öznenin varlığı olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu yüzden sosyalizm konusu solcuların dilinde bir gevezelik konusu, bir ego tatmini aracı olmaktan çıkarılmalı, bu konuda samimi çabalara dönüştürülmeli ve partinin örgütlenme çabalarına katkı noktasına taşınabilmelidir.

Peki, Türkiye'nin sosyalizme, sosyalizmin de güçlü bir sosyalist özneye ihtiyacı olduğu gerçeğini realize edebilmek, Türkiye nesnelliğinde AKP'yi geriletmenin ve iktidardan uzaklaştırmanın gerekliliğine inanmış kitlelerin bu özlemlerine kayıtsızlıktan   mı geçiyor? Hani neredeyse ''suçlu AKP değil, AKP olmasa da başımıza gelen musibetlerin hemen tamamı kapitalizmin artık çözüm üretemez hale gelmesi nedeniyledir'' şeklinde özetlenebilecek söylemi doğru bir siyasi çizgi kabul edebilecek bir hale geleceğiz! Türkiye'de ''kapitalizmin sonu geldi, bir an önce TKP'de örgütlenelim'' bağlamında yürütülecek/yütülen bir siyaset CHP ve HDP içinde sıkışmış solu oralardan kurtarıp partiye yöneltebilir mi? Ya da partisiz solcuların veya AKP iktidarından sıtkı sıyrılmış kitlelerin ikna olabilmesine yol açabilir ve ''düzen solu''na yönelmelerinin önüne geçebilir mi?

Hiç sanmıyorum.

Altını kalınca çizmek gerekiyorsa, AKP gericiliğine, AKP otoriterliğine ve tek adam rejimine doğrudan, ve cepheden karşı çıkmayan ve   bu konuda etkin bir muhalif çizgide yer almayan bir partinin toplumsal alanda bir sıçrama yapabilmesi mümkün değildir. Ayrıca bu tarz-ı siyaset ile muhalefete muhalefet yapma zorunluluğu ortaya çıkmakta,bu zorunluluk da AKP karşıtlığında yıllardır en doğru konumlanış alan ve en önde muhalefet yapan partiyi de AKP'nin değirmenine su taşır bir konuma düşürmektedir.

Bu siyaset yanlıştır; bu siyasetle partinin bağımsız bir sosyalist siyaset yaptığı iddiasının altı da dolu değildir, sağlam değildir, çürüktür. Ve üstelik bu tarz-ı siyasetden beklenen parti/sınıf yararının sağlanması ve partinin diğer sol-sosyalist örgütlenmelerden çok daha fazla öne çıkması mümkün değildir. Çünkü bu siyaset Türkiye gerçekliğine uygun olmadığı gibi, AKP gerici ve otoriterliğinden yılmış ve tükenmiş olan kitlelerin özlem ve beklentilerine de uygun değildir; dolayısıyla başarı şansı da yoktur. Ve bir önemli konu da, bu siyasetin ayrıca, hatırı sayılır bir kitlenin AKP karşıtlığı pozisyonunda çözülmelere yol açacağıdır. Şimdiden örnekleri var. Sosyal medyada ''biz farklıyız CHP ve HDP kuyrukçuluğu yapmayız, yan yana olmayız'' teraneleri havada uçuşmaya başladı.

O zaman ''ne yapmalı?'' sorusunu bir kez daha sorabilmeli ve bu konu üzerinde yeniden kafa yorabilmeliyiz. Yanıt hiçbir zaman da (bence) ne sadece AKP karşıtlığı içinde düzen muhalefetinin içinde kaybolmaktan geçiyor ve ne de bağımsız sol siyaset adına AKP'yi önemsiz kılacak bir siyaset tercihinde bulunmaktan... Bu iki olguyu bir arada barındıran bir siyasi tutum ne ise, Türkiye nesnelliğinde solun savunması gereken çizgisi de odur.

Sanırım devam edilmesi gereken başlangıç noktası da tam burası olmalı...

( Aydemir Güler'in SOLportal'daki yazısı için: https://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/yonetememek-ve-hazirlanmak-271558 )







Bu ileti en son melnur tarafından 02.10.2019- 11:30 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.186
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

13 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.10.2019- 08:09


Türkiye solunun demokrasi mücadelesi konusunda da bir sıkıntılı yaklaşmı var. Özellikle Kürt sorununun yükselişe geçmesiyle birlikte sınıfsal mücadele kimi sol-sosyalist oldukları iddiasında bulunan partilerin bile demokrasi mücadelesini merkeze aldıkları bir dönem yaşandı. Unutmuyorum, bir zamanların CNNtürk tv.sinde, Şirin Payzın'ın bir programına SDP, EMEP, ÖDP, TKP ve Ufuk Uras katılmış, orada sosyalizmi ve devrimi öne çıkaran Kemal Okuyan'a özellikle SDP ve EMEP tarafından açıkça ''önce demokrasi'' mealinde eleştiriler de yöneltilmişti.

( Hadi yine bir parantez; öylesine bir zihin karmaşası yaşanıyordu ki, o dönemlerde bile ''sosyalizm'' diyen, ''devrim'' diyen TKP ve K.OKuyan yine ulusalcı, sosyal şoven ve hatta neo-faşist, Kürt hareketine handiyse biat etmiş ve siyasetini Kürt hareketinin siyaseti ile birleştirmiş ne kadar savruk parti ve kişi varsa ''enternasyonalist'' idi. Sosyalizmi bir gevezelik aracı ve kuyrukçuluğu örtmeye yarayan bir kılıf olarak değil de açık seçik sınıfsal mücadelenin bir gereği olarak savunmak asıl o zaman önemli ve anlamlıydı ve asıl o zaman siyasi arenada yalnız kalmayı göze almaktı. O zaman kuyrukçuluğun en ön safında olup da,   ''zaten işçi sınıfı da uykuda'' gerekçesine sarılıp anlayamadıkları Lenin'in UKKTH alıntılarıyla demokrasicilik oynayanlar ( çoğu yaptıklarının ne anlama geldiğinin bile farkında değillerdi) şimdilerde ''demokrasi değil sosyalizm'' diyerek son kertede yine anlayamadıkları bir bir söylemi yineleyerek solculuk oynamaya çalışıyorlar ve yine daha önceki yanlışları gibi bir başka yanlışın içine savrulduklarının farkında değiller.)

Şuraya gelmek istiyorum: Bugün İleri haber'de Metin Çulhaoğlu'nun Komiteler siyaseti ve ters akım başlıklı yazısında dikkat çekici bir bölüm var; şöyle: “Burjuva demokrasisi”, “parlamenter demokrasi”,   “AB normlarına uygun demokrasi”, “ileri demokrasi” ya da “özgürlükçü demokrasi”, ne derseniz deyin bunlardan herhangi birinin 21. yüzyıl Türkiye’sinde kapitalizm sınırları içinde gerçekleşmesi mümkün değildir.''

Devamı da var:

“Yargı reformu” Türkiye’ye ne getirir?   TBMM biraz daha güçlendirilebilir mi? Kuvvetler ayrılığı geri gelir mi? Davutoğlu ile Babacan’ın çıkışları kimden ne koparır? Millet ittifakı bozulur mu?   Erken seçime gidilir mi? “Kürt sorununda” yeni bir çözüm süreci başlar mı?

Elbette bu tür soruların hiç önem taşımadığını iddia etmiyoruz. Bu sorular ve başkaları ülkedeki siyasal tablonun yeniden şekillenmesinde rol oynayacaktır. “Tuhaf” olan ya da bize öyle gelen, bütün bunların demokrasiyle, hatta bunun “hakikisi”, “çağdaşı” , “ilerisi” ile ilişkilendirilmesidir.

Bu konularda her gün bir şeyler söyleyenler Türkiye’de istedikleri türde bir demokrasinin gerçekleşebileceğine sahiden inanıyorlar mı yoksa “İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara” sözünden mi hareket ediyorlar, o kadarını bilemiyoruz.''


Çulhaoğlu'nun söylemeye çalıştıklarından farklı olarak bu tür konularda yazıp çizerken biraz daha ayrıntıya girmek gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin içinden geçtiği sürecin özellikleri (burjuva) demokrasisinin yadsınacağı anlamına gelmediği gibi, AKP iktidarının iktidardan uzaklaştırılıp, yerine düzen içi demokrasi güçlerinin   geçme mücadelesini önemsizleştirmek anlamına da gelmemektedir.   Bir insanın demokrasi kavramına burun kıvırması akla ziyan bir olaydır; hele ülkenin içinde bulunduğu bugünkü verili koşullarda. Solcular, sosyalistler, devrimciler, ilericiler, demokratlar hepimiz, hep beraber mazohist bir yapıya mı sahibiz, acı çekmekten zevk mi alıyoruz? Böyle bir şey olabilir mi? Dün enternasyonalizm adına kuyrukçuluk yapıp demokrasicilik oynayanlar, bugün yine enternasyonalizm adına keskin komünistçilik oynayıp ''CHP-HDP birlikteliğine'' karşı olmak adına demokrasiyi yadsıyorlar!

Sosyalizm mücadelesi demokrasi mücadelesini içerir, problem bir sosyalist için demokrasi mücadelesini merkeze alan bir mücadele biçimini savunuyor olmaktan geçiyor. Kaldı ki, özellikle doğu toplumlarında ''önce demokrasi sonra sosyalizm'' yürüyüşünü savunmayı daha baştan elimizin tersiyle itmek çok doğru bir tavır gelmiyor bana.

Tekrar edelim, sosyalistler için sınıf mücadelesi öncelikle siyasal iktidarın fethi hedefiyle sosyalizmi gerçekleştirme   mücadelesidir. Demokrasi mücadelesine merkezi bir rol verilemez. Ne var ki, sosyalistler için gerçeğin bu hali, demokrasi mücadelesinbin dışlanacağı, öteleneceği ve hatta önemsizleştirilerek reddedileceği anlamına gelmiyor. Aradaki farkı anlamalıyız ve bir türlü sıyrılamadığımız önyargılarımızdan arınmalıyız. Önyargılar hangi konularda olursa olsun anlamamızı zorlaştırır ve nerdeyse olanaksız hale getirir. Demokrasi konusunda kimi çevrelerce yaşanan da bu.

NOT: Metin Çulhaoğlu'nun yazısı için, bakılabilir. https://ilerihaber.org/yazar/komiteler-siyaseti-ve-ters-akim-104546.html



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Ne yapmalı, nasıl yapmalı? melnur 1 406 06.03.2019- 06:26
Konu Klasör Ne olacak bu Türkiye'nin hali; ne yapmalı? melnur 1 74 15.10.2019- 09:29
Konu Klasör Sol, sosyalist bir siyaset de, nasıl? melnur 3 226 25.09.2019- 12:24
Konu Klasör Türkiye Solu, Kürt Solu ve yolun sonu ayhan 2 2373 23.05.2015- 20:56
Konu Klasör 12 Eylül solu ve Haziran solu umut 0 1528 03.06.2015- 10:30
Etiketler   Türkiye,   solu,   yapmalı,   nasıl,   bir,   siyaset
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS