SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
SOL Cumhuriyet'e nasıl bakmalı?           (gösterim sayısı: 537)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.101
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 22.11.2019- 07:00


Soldan Cumhuriyet'e bakış

Gazeteci-Yazar Işık Kansu, Yazar-Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu, Yazar-Akademisyen Fatih Yaşlı ve Yazar-Türkiye Komünist Hareketi Merkez Komite Üyesi Kurtuluş Kılçer Manifesto’nun “Soldan Cumhuriyet'e bakış” dosyası için görüşlerini iletti.

Resim Ekleme

29 Ekim ve 10 Kasım’ın yıl dönümlerinde eski defterler açıldı, eski bir tartışma yeniden alevlendirildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 10 Kasım’da, “Harf devrimiyle adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz okuma-yazma oranının çok düşük olduğu bir dönem yaşadı ama bunun suçunu Osmanlı’ya yüklemek bir bühtandır” dedi.

İslamcı kesimden ve beraberinde liberal kesimden Cumhuriyet’e yeniden eleştiriler yöneltildi.


Mustafa Kemal’in Osmanlı Subayı olduğu ve Cumhuriyet’in de Osmanlı’nın devamı olduğu görüşleri ilericilik ile gericiliğin tarihsel kavgasını, Cumhuriyet’in ise aydınlanmacı kimliğini örtmek üzere televizyonlardan ve gazetelerden boca edildi.

Manifesto, Cumhuriyet’e saldırıların süregeldiği bu dönemeçte tüm bu tartışmaları, Cumhuriyet’in tasfiye sürecini, 1923 Cumhuriyet’inin AKP eliyle getirildiği son halini ve ‘Ne yapmalı?’ sorusunu soldan isimlere sordu.

Gazeteci-Yazar Işık Kansu, Yazar-Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu, Yazar-Akademisyen Fatih Yaşlı ve Yazar-Türkiye Komünist Hareketi Merkez Komite Üyesi Kurtuluş Kılçer Manifesto’nun “Soldan Cumhuriyet’e bakış” dosyası için görüşlerini iletti.

Dosyanın ilk yazısı Işık Kansu’dan geldi:

TOPLUM ACIYA TEPKİ VERİYOR

“Kurtuluşun seherinde doğan 1923 Cumhuriyet devrimi, ilerici bir atılımdır.

Yüzyıllar boyunca uygarlığa direnen bir teokratik devleti ortadan kaldırmış, kulu yurttaş yapmış, ümmeti ulusa dönüştürmüş, eşitlikçi demokratik bir düzene geçilmesi için gerekli altyapının hazırlanmasına öncülük etmiştir.

Bu açıdan bakıldığında, Cumhuriyet’in Osmanlı’nın devamı olduğunu ileri sürmek safsatadan öte gitmez.

Biri Ortaçağ’dır, diğeri çağdaşlaşmanın adıdır.

Biri gerici çürümüşlüğü, diğeri bağımsızlıkçı, toplumcu, halkçı, devrimci dirilişi tanımlar.

Cumhuriyet’in boğulmak istendiği kesin, ama hiç kuşkusuz öldürüme direndiği; yüreğinin attığı, bilincinin yerinde olduğu, acıya tepki verdiği de yadsınmaz bir gerçekliktir…

1970’lerin başından bu yana Cumhuriyet bir karşı devrim yükselişi ile karşı karşıyadır. Yaklaşık son 20 yıl ise, bu sürecin doruk noktasını oluşturur.

Tüm dünyada yaşanan yeni faşizm ile koşut giden bu sürecin sonuna gelindiğinin işaretleri, halk uyanışını gösteren verilerle somutlaşmıştır.

Toplumdaki devinim, Cumhuriyet’in devrimci ruhunun yeniden alevlendiğini kanıtlıyor.

Bir şeyi unutmamak gerekiyor: Az ya da çok aydınlanma yaşamış toplumlar geriye doğru evrilmezler!

Özgürlükçü demokratik bilinç, karşıdevrimi alt edecektir…”


https://gazetemanifesto.com/2019/gorus-soldan-cumhuriyete-bakis-313954/




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.101
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.11.2019- 07:03


CUMHURİYET OSMANLI’DAN KÖKLÜ BİR KOPUŞ VE MODERNİTE’YE YÖNELİŞTİR

Yazar, Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu‘nun konuyla ilgili Manifesto’ya verdiği demeç şöyle:

“Yeniden parlatılıp piyasaya sürülen “Cumhuriyet Osmanlı’nın devamıdır” tezi, bu kez daha geri bir mevziden sürdürülen Cumhuriyet düşmanlığıdır. Aslında bu tezin savunucuları da Cumhuriyet’in Osmanlı’dan köklü bir kopuş olduğunu çok iyi bilmektedirler ve bu nedenle yıllar boyu kendilerini tasfiye eden Cumhuriyet’e saldırdılar. Şimdi ise gericiliklerini ve Osmanlıcılıklarını sinsi bir biçimde Cumhuriyet kavramının içini boşaltmaya çalışarak sürdürüyorlar.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliğinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Devrimleri yaşadığımız coğrafyanın yakın tarihindeki en köklü Modernite atılımıdır. Osmanlı saltanatını yıktı, Hilafeti ortadan kaldırdı, yeni bir laik devlet kurdu ve bir Aydınlanma seferberliğine girişti. Genç Cumhuriyet, eski çürümüş feodal ilişkileri hem altyapı hem de üstyapı düzlemlerinde tasfiye etme yönünde de köklü atılımlar gerçekleştirdi. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Devleti’nin devamı olsaydı bu adımların hiçbiri atılamazdı.
Gerek yeni devletin kurucuları gerekse tüm tarihçilerin vurguladığı gibi Cumhuriyet Osmanlı’dan köklü bir kopuş ve Modernite’ye yöneliştir. 1789 Fransız Devriminin rüzgârını arkaya alarak ve hatta 1917 Ekim Devriminin oluşturduğu iklimden etkilenerek gerçekleştirildi. Gericilerin, Osmanlıcıların ve Siyasal İslam’ın Cumhuriyet düşmanlığının nedeni de budur; kuyruk acıları vardır.

Bu, madalyonun bir yüzüdür; bir de diğer yüzü var:

Genç Cumhuriyet, Modernite’nin burjuva yolunun sınırları içinde kaldı ve kısa bir süre sonra kapitalist hatta girdi. Bu noktadan itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarihi, ortaçağ karanlığına karşı mücadeleden ve Aydınlanmadan yan çiziş tarihi olarak okunabilir. Oysa madem ki Fransız Devrimi yolu seçilmişti, feodalizmin köklü bir tasfiyesinin ve radikal bir Aydınlanma hareketinin yaşanması beklenirdi. Öyle olmadı; hatta kapitalist yolda derinleştikçe aynı oranda Aydınlanmadan da vazgeçildi. Burjuva yoluna giren Türkiye, ne bağımsızlığını koruyabildi, ne köklü bir toprak devrimi yaparak ulusal bir sanayi yaratabildi, ne iç ulusal sorunlarını halledebildi, ne de bilimsel düşünceyi az çok özümsemiş aydınlanmış bir toplum oluşturabildi. Birkaç yüzyıl önce Avrupa’da burjuvazi önderliğinde çözülen bu sorunların hiçbiri, 20. yüzyıl Türkiye’sinde burjuvazi eliyle çözülemedi.

21. yüzyılda yol aldığımız günümüzde bu sorunların hepsi tüm haşmetiyle önümüzde durmaktadır. Siyasal İslam’ın iktidara gelebilmesinin, Yeni Osmanlıcılığın fışkırmasının, tarikatların ve cemaatlerin gerek toplumu gerekse devleti kuşatabilmesinin ve Osmanlı ile Cumhuriyet’i uzlaştırma çabalarının da beslendiği zemin budur.

Türkiye Cumhuriyeti deneyi, “demokratik devrimler” çağının değil ama, “burjuva demokratik devrimler” çağının artık bittiğinin en çarpıcı örneğidir. Ezilen Dünya coğrafyası, kendi ortaçağından, kapitalist (burjuva) yola girerek kurtulamaz. Fransız Devrimi yolu (yani devrimci burjuvazi önderliğinde feodalizmin tasfiyesi), Avrupa’nın demokratik devrimde gecikmiş bölgelerinde dahi köktenci niteliğini yitirmişti; nerede kaldı bağımsız bir kapitalizm birikiminin bulunmadığı Türkiye gibi Ezilen Dünya ülkelerinde… Bu yol bizzat, demokratik devrimlerini birkaç yüzyıl önce gerçekleştirmiş ve artık emperyalist bir nitelik kazanmış dünya kapitalizmi tarafından kapatılmıştır, engellenmektedir.

Bu anlamda son 15-20 yıla göz atmak daha zihin açıcı olabilir. Türkiye’nin küresel kapitalizme entegrasyonu ile ortaçağ kalıntılarının tasfiyesi arasında doğru orantı mı vardır, ters orantı mı? Hiç bu kadar “burjuva” olmamıştık; ve hiç bu kadar da “İslamcı”!

Cumhuriyet devrimlerinin kazanımları mirasımızdır ve en önemli esin kaynaklarımızdan biridir. Ama Cumhuriyet’in devrimci barutunu yıllar önce yitirdiğini, altının oyulduğunu, çürüdüğünü ve artık ancak bir “miras” olarak kaldığını görmek gerek. Bu nedenle Türkiye toplumunun önünde, eskisinden de dersler çıkaran yeni bir cumhuriyet atılımı görevi duruyor. Bir “Emekçi Aydınlanması” modeli geliştirmek durumundayız.”

https://gazetemanifesto.com/2019/gorus-soldan-cumhuriyete-bakis-313954/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.101
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 23.11.2019- 19:54


YENİ BİR CUMHURİYET İÇİN MÜCADELE ETMEK

Yazar, Akademisyen Fatih Yaşlı’nın Manifesto’ya verdiği demeç şöyle:

“İktidar partisinin izlediği dış politikaya, onlar bu terimi hiç kullanmasalar da, biz “yeni-Osmanlıcılık” adını veriyoruz. Yeni-Osmanlıcılık, en özet haliyle Türkiye’nin Osmanlı bakiyesi topraklarda emperyal bir siyaset izlemesi, buralardaki hegemonyasını ve nüfuzunu bazen diplomatik, bazen de askeri yöntemlerle artırması anlamına geliyor.

Ancak yeni-Osmanlıcılık sadece dışarıya değil içeriye yönelik de bir yönetim stratejisi, bir hegemonya aracı. Ne demek istediğimizi daha da somutlaştıracak olursak, yeni-Osmanlıcılık, ülkenin saraydan yönetilmesinden tutun da hilafet özlemlerine, Cumhuriyet’le hesaplaşılmasından tutun da “küçük adam”ın güçle özdeşleşmesine, ekonomik krizin üzerinin örtülmesinden tutun da düzen muhalefetinin hizaya dizilmesine uzanan bir genişlikte, yeni rejim inşasının ideolojik meşruiyetini tesis açısından son derece önemli.

Yeni-Osmanlıcılık, son günlerde görüldüğü üzere, içerik değiştirerek, Cumhuriyet’in Osmanlı’nın anti-tezi değil devamı olduğu iddiasının tedavüle sokulduğu, Atatürk’ün bir Osmanlı paşası olarak sunulduğu, TBMM’yi Osmanlı adına topladığı gibi gerçek dışı ve yeni argümanlarla zenginleştirilmiş bir şekilde topluma sunuluyor.

Yeni-Osmanlıcılık 1923 Cumhuriyeti’nin yıkıldığı, yeni bir rejim inşa edildiği, bu rejimin kurucu ilkesinin din olduğu, egemenliğin mekânının Meclis’ten saraya, egemenliğin kaynağının yeryüzünden gökyüzüne taşındığı, toplumun hızla dinselleştirildiği ve adı konulmamış bir şeriat yasasının yürürlüğe sokulduğu gerçeğinin üzerini örtmeye, Cumhuriyetçi kitlelerin potansiyel öfkesini dizginlemeye hizmet ediyor.


Bu yeni rejim inşasına direnişin öncelikle bu gerçeği, bu hakikati kabul etmekten geçtiğini düşünüyorum. “Ne yapmalı” sorusuna yanıt vermek için öncelikle “ne durumdayız” sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Türkiye’de yeni bir rejimin kurulduğunu, bu rejimin dinsel karakterini, bu dinselliğin sömürü düzeninin devamını sağladığını görmeden yapılabilecek bir şey yok. Dinselleşmeyle sömürü düzeni arasındaki bağlantıyı kurmak ise, dinselleşmeye karşı mücadeleyle, sömürü düzenine karşı mücadelenin birbirinden ayrıştırılamayacağını gösteriyor. Yeni bir cumhuriyet için mücadele etmek, sadece laik, sadece aydınlanmacı bir düzen için değil, aynı zamanda eşitlikçi bir düzen, sosyalist bir Türkiye için de mücadele etmek anlamına geliyor.”

https://gazetemanifesto.com/2019/cezaevine-girmek-icin-atmlere-zarar-verdi-savcilik-serbest-birakti-314743/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.101
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.11.2019- 07:39


‘YENİ TÜRKİYE’ KAVRAMINDAN CUMHURİYET’İN TASFİYESİ ANLAŞILMALI

TKH MK üyesi Kurtuluş Kılçer’in Manifesto’ya verdiği demeç şöyle:

“Bugün AKP tarafından dile getirilen “yeni Türkiye” kavramından, aslında, 1923 yılında kurulmuş Cumhuriyet’in tasfiyesi anlaşılmalıdır. “Yeni Türkiye” kavramsallaştırılması bu tasfiyenin üzerini örtme kılıfıdır. Artık AKP eliyle yeni bir rejim kurulmuş, 1923 yılında temelleri atılan Cumhuriyet’in bütün değerleri ve kazanımları ortadan kaldırılmaktadır.

Biz komünistler, Türkiye siyasi tarihinde Cumhuriyet’i tarihsel olarak ileri bir adım olarak görürüz. Emperyalizmin yarı-sömürgesi Osmanlı’nın küllerinden doğan Cumhuriyet’e temel niteliğini veren en önemli iki olgu onun kuruluş koşullarında yatmaktadır. Birincisi emperyalist işgale karşı verilmiş bir ulusal kurtuluş savaşının siyasi başarısıdır Cumhuriyet. İkincisi ise hilafet ve saltanat yıllarında ve yine onlara karşı kurulmasıdır. Bu anlamıyla 1923 Cumhuriyeti’nin kuruluş paradigmalarında emperyalizme, hilafete ve saltanata karşıtlık söz konusudur.

Bunlar kadar bir önemli olgu ise, 1923 yılının uluslararası siyasi koşulları Cumhuriyet’in doğum zeminini de belirlemiştir. Emperyalist Birinci Paylaşım Savaşı’nın ve 1917 Ekim Sosyalist Devrimi’nin peşi sıra kurulan Cumhuriyet, uluslararası koşullar düşünüldüğünde sola doğmuştur.

Bütün bu tarihsel süreç, 1923 Cumhuriyeti’nin temel paradigmalarında belirleyici olmuş, Cumhuriyetin nitelikleri ve kazanımları bu belirlenim altında şekillenmiştir. Cumhuriyet’in tarihsel olarak ilerici bir adım olması tek başına gecikmiş bir burjuva devrimi olmasıyla değil aynı zamanda bu belirleyici parametrelerle de birlikte değerlendirilmek durumunda. Şu tartışmaların bir yerden sonra bir manası bulunmuyor. ‘Ülkemizde burjuva sınıfı var mıydı?, asker-sivil bürokrasi eliyle kuruldu’ gibi… Tarihte ne tek bir kalıp var ne de bugüne kadar Fransız Devrimi’ne tıpatıp benzeyen burjuva devrimleri. 1923 Cumhuriyeti’ni eksik, yanlış ya da çarpık olarak değerlendirip buradan 1923 Cumhuriyet düşmanlığına varacak tezlere işi götürmek yukarıda ifade ettiğim belirleyici paradigmalarla sorunlu olanların işi.”

‘YENİ BİR CUMHURİYET, SOSYALİST CUMHURİYET’

“Yani hilafetçilerin, saltanatçıların ve işbirlikçilerin tam da kuruluş paradigmalarıyla sorunu olduğu için 1923 Cumhuriyeti ile de sorunları bulunuyor. Ortada doğru-yanlış Cumhuriyet gibi tarih dışı ve bu anlamıyla bilim dışı yorumların doğrudan liberaller tarafında yapıldığını iyi biliyoruz. Gericiler ise daha tutarlı; onlar doğrudan karşıydılar hep.

Gelinen nokta ise hepimiz açısından açık olmalı: AKP eliyle kurulan rejim 1923 Cumhuriyeti’nin temel paradigmalarını değiştirmiştir. Başkanlık rejimi ile saltanat, neo-Osmanlıcılık, ümmetçilik ve İslamcılık ile hilafet ve emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’ne ortaklık ile mutlak işbirlikçilik bugün yeniden gündeme gelmiştir. AKP, 1923 Cumhuriyeti’ni tarihsel bir ilerleme olarak değil yanlış açılmış bir parantez olarak görmektedir ve referansları Cumhuriyet değil doğrudan Osmanlıcılıktır. Tam da bu nedenle bugün AKP eliyle kurulan rejim doğrudan 1923 Cumhuriyeti’nin reddiyesi anlamına gelmektedir.

Aynı zamanda sosyalist blokun çözülmesi sonrası tek kutuplu dünya koşulları, Türkiye kapitalizmi açısından emperyalist dünya sistemiyle yeni entegrasyon arayışlarını gündeme getirmiştir. 1923 Cumhuriyeti sola doğmuşken, AKP eliyle kurulan yeni rejim sağa oturmuştur. Dün ilerici bir adım iken, bugün karşı-devrim süreci yaşanmaktadır.

Cumhuriyet’e bakarken meseleyi bu tarihsel noktalarıyla ele almak gerekiyor. Bu anlamıyla Cumhuriyet tartışması bir CHP tartışması vs. de değildir. 1923 Cumhuriyet’i, bu Cumhuriyetin bugün AKP eliyle yıkılmış ve yeni bir rejimin kurulmuş olması bakımından bir burjuva partisi olan CHP tartışmasının çok ötesinde tarihsel bir içeriğe sahiptir. Kaldı ki işin tuhaf tarafı da şudur: Cumhuriyet’e bakış konusunda gericilerle aynı eksene sahip olan liberaller bugün en fazla CHP’cilik yapanlar.

Bugün 1923 Cumhuriyet’i yerine yeni bir rejim kurulmuştur. Ülkemiz 100 yıl öncesinin siyasi ve toplumsal koşullarından çok farklı bir yerdedir. Bugün Cumhuriyet tartışması aynı zamanda bir gelecek kurgusuyla da ele alınmak zorunda. Ne geriye dönüş mümkün ne de 1923 yılındayız. Bugün 1923 Cumhuriyeti’nin kazanımlarını geleceğe taşıyacak bir mücadele perspektifi oluşturmak durumundayız. Biz komünistler açısından bu emekçilerin bağımsız laik Cumhuriyet’i, adlı adınca yeni bir Cumhuriyet mücadelesidir: Sosyalist Cumhuriyet!”

https://gazetemanifesto.com/2019/meteorolojiden-uyari-hortum-ve-sele-dikkat-314954/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.101
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.11.2019- 10:49


Metin Çulhaoğlu son yazılarından birinde -aklımda kaldığı kadarıyla- liberallerin sosyalizm düşmanlığından ve ayrıca Kemalizm ''obsesyon'undan söz ediyordu. Obsesyon/takıntı sanki çok hafif kalıyor, bense öteden beri liberalleri hem sosyalizm ve hem de Kemalizm düşmanlıkları ile ilişkilendirmiştim. Bu liberal dalga/gericilik bir dönem, toplumsal ve siyasal iklimin de uygunluğuyla birlikte halka halka büyümüş, özellikle sözde sol-sosyalist forumlarda da tam karşılığını bulmuştu. İmam cemaat etkileşiminde olduğu gibi, Kemalizm düşmanlığı buralarda M.Kemal, cumhuriyet, hatta aydınlanma ve laiklik düşmanlığını da kapsayacak bir şekilde genişlemişti. Lafı uzatmadan, kestirmeden söyleyelim, cumhuriyet düşmanlığını siyasetinin herhangi bir yerine kazıyan bir anlayıştan solcu falan çıkmaz. Türkiye aydınlanmasını, laikliği karşısına alarak bir şeyler söylemneye çalışan kişi hem samimiyetsiz ve bilgisiz ve hem de kör cahilin biridir. Bu kadar açık. ''Kör cahillik zaten bilgisizliktir, aynı anlamı veren sözcükleri gereksizce kullanıyorsun'' diyecek olan varsa, bence vurgulanması, altının çizilmesi ve bu kafadan sola hiçbir katkı çıkmayacağının belirtilmesi için önemlidir.

Sol-sosyalizm bir kent ideolojisidir ve belli bir altyapının üzerinde yükselebilir, kitlesellik kazanabilir. Bu yüzden kulluk anlayışı yerine yurttaşlık anlayışını getiren bir cumhuriyete bir solcunun düşmamlık göstermesi ve özellikle Türkiye gibi Lale Devri'nden bu yana gericilik damarının güçlü olduğu bir ülkede -lamı cimi yok- tam bir gericiliktir. Bu konunun aması, fakatı olamaz. ''Tarihsel ilerlemedir ama işte eskide kaldı, gericileşti'', ''ama işte Karadeniz'de Mustafa Suphi...''   veya ''Dersim'de kadınları çocukları...'', ya da ''tek tipçi bir laikçilik ve ulusçuluk modeli...'', gibi söylemlerin ardına sığınmak cumhuriyet ve aydınlanma düşmanlığının gerekçesi olamaz. Kulaktan dolma bilgilerle ''burjuvazinin emperyalist çağda gericileştiği'' de konuya bu anlamda ışık tıtamaz. Böyle bir ifade bu konunun da söyleyen kişinin zihninde berraklık kazanamadığını gösterir ki, cumhuriyet düşmanlığının bir gericilik olduğu gerçeğini daha da katmerleştirmekten başka bir işe yaramaz.

Evet, sosyalizm bir kent ideolojisidir, çağdaş/modern toplumlara özgü bir teori ve pratik bütünselliğidir. Yaygınlık kazanabilmesi Cumhuriyet'e, aydınlanmaya ve özellikle laik bir topluma ihtiyaç gösterir. Feodal kalıntılar ve din kültürünün etkisi altına girmiş toplumlarda kitleselliği pek de mümkün değildir. Türkiye'nin 1908'te başlayan ve 1923'te noktalanan aydınlanma sürecinin Cumhuriyet boyutuyla kendisinin doğusundaki ülkelerden farkı da burada yatar. ''Burjuva devrimi, üstelik tamamlanamamış'' yakınmaları bu sürecin değerini ve sol için önemini hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Cumhuriyet, Kemalist devrimler, özellikle laiklik ve kadının özgürlüğüyle toplumsal alanda görünür hale gelmesi solun ayaklarını bastığı zemindir, bu yüzden. Bir daha yineleyelim, liberal düşmanlıkları kendi meşrepleri uyarınca bir şekilde içselleştiren ve savunmaya çalışan kafalardan ne solculuk çıkar ve ne de bu toplumu bir adım öteye taşıyabilecek düşünce...

Gericilik, sadece gericilik...
Başka bir şey değil.




Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Bu nasıl bir zihin yapısı, nasıl bir ruh halidir böyle... melnur 1 126 13.05.2020- 13:17
Konu Klasör Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız? melnur 3 487 18.01.2020- 09:43
Konu Klasör İki işgal ve cumhuriyete giden yol umut 0 1744 01.11.2015- 15:18
Konu Klasör Sosyalizm cumhuriyete çok yakışacak melnur 5 2444 09.11.2017- 08:36
Konu Klasör Cumhuriyete saldırırken sosyalizme de saldırdılar melnur 0 552 30.10.2018- 10:23
Etiketler   SOL,   Cumhuriyete,   nasıl,   bakmalı
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS