SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
ÖDP yarın olağanüstü kongreye gidiyor: Solu bir seçenek haline getireceğiz...           (gösterim sayısı: 524)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

21 kere teşekkür etti.
29 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 21.12.2019- 16:58


ÖDP yarın olağanüstü kongreye gidiyor: Solu bir seçenek haline getireceğiz

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen: “Delegelerimiz isim değişikliğine karar verecek ve çağrı manifestosunu oluşturacak. Bu bir başlangıç olacak ve bu ülkenin her bir köşesine uzanacak aşağıdan bir kuruluş sürecini başlatacağız”

Resim Ekleme
GÖKAY BAŞCAN

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), olağanüstü kongresini yarın Ankara’da gerçekleştirecek. Kongre öncesinde partinin Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen ile merak edilenleri konuştuk. Ülkede iktidara karşı geniş bir itiraz zemininin olduğunu vurgulayan İşleyen, “Bu bir başlangıç olacak ve bu ülkenin her bir köşesine uzanacak aşağıdan bir kuruluş sürecini başlatacağız” diyor.

ÖDP neden kapsamlı bir değişime hazırlanıyor?

ÖDP, reel sosyalizm yenilgisi sonrasındaki geçiş dönem içinde kuruldu ve gelinen aşamada bu misyonunu tamamladı. Dünya ve Türkiye dikkate alınması gereken çok önemli değişimler yaşanıyor. ÖDP’nin de solun da bu gelişmeleri dikkate alarak kendini yenilemesi, dönüştürmesi gerekiyor.


SOLDA GÜÇ OLUŞTURULMALI
Nasıl bir siyaset ihtiyacı ortaya koyuyorsunuz?


Çürümeye doğru giden, içerideki tüm gücünü yitirmiş faşist iktidar bloku ve ona alternatif sunamayan bir muhalefet bloku var. Sol ise ülke siyasetinde etkili bir güç durumunda değil. Bugün, siyasal islamcı faşizme karşı mücadeleyi esas alan ancak, muhalefet blokunun sağa meyil eden yapısının eleştirisini yaparken, ihmal ettiği sol değerlere sahip çıkacak bir muhalefetin etkinleştirilmesine ihtiyaç var.

Muhalefet blokunun yüzünü sağa çevirmiş özellikleri de dikkate alındığında, sol toplumsal ve örgütsel bir güç olarak ağırlığını koymadıkça bu faşist iktidar blokunun iktidarına son verilmesi, bugüne kadar yarattıkları tahribatların ortadan kaldırılması gerçek anlamda mümkün olmayacaktır. En iyi ihtimal olarak (Gül’ler, Babacan’lar v.b. ile birlikte) mevcut çürümüş rejimin biraz şurasını burasını yamayarak yapılacak restorasyonla sürdürülmesinin yollarının arandığı söylenebilir. Solda bir güç oluşturmadan bu durumun değişmesi mümkün değil.

Resim Ekleme.
ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen

Gerçekleştirilecek değişim bu kilidi nasıl açabilir?

Türkiye’de bu yaşananlara itiraz eden çok geniş bir muhalefet birikimi var. İktidar ve muhalefet bloklarının kapsayamadığı, sisteme ve bu çürümüş düzene itiraz eden çok geniş bir kesim var. İktidarın kontrol edebildiği alanın çok ötesindeki bu potansiyel, kendisini her fırsatta ortaya koysa da örgütsüzlüğün ve dağınıklığın yarattığı bir etkisizlik söz konusu. Bu dinamiklerin bir politik mücadele ekseninde örgütlü ve birleşik bir noktaya gelmesinin yollarını bulmak gerekir. ÖDP açısından dönüşümün bir yanı da bu sorularla ilgili. Emekçi halk içinde güç kazanmayı temel alan, daha da gençleşen, kadınlaşan, katılımcı, tepeden tırnağa daha kolektif, yeni iletişim yollarını arayan ve bulan, örgütlü yapısını hem daha dinamik hem de daha güçlü hale getirmeyi önüne koyan bir süreç… Kuşkusuz tüm bunlar ve daha fazlası, böyle bir iddia etrafında kararlı bir mücadelenin içinde, onun sonucunda olacaktır.

KAPİTALİST SİSTEM ÇÖKÜYOR
Dünya ölçeğindeki gelişmeler bu süreci nasıl etkiliyor?


30 sene önce insanlığın son ideali dedikleri neoliberalizm tüm pislikleriyle çöküyor. Küreselleşme ile sınırların kalkacağından AB’nin refah ve demokrasinin eşit gelişeceği bir uygarlık merkezine dönüşeceğine kadar pek çok şey söylüyorlardı, hepsi çöktü. Küresel güçlere hizmet için, onlara dayanarak iktidara gelen siyasal İslam’ın krizin dış kaynaklarını burada bulabiliriz. İktidar, arkasındaki bu büyük gücü kaybetti bir yandan da bu güçlerin kendi halleri de ortada. Bu gelişmeler kuşkusuz rejimin yaşadığı krizi derinleşen bir faktör olarak öne çıkıyor.

Bu gelişmeler aynı zamanda, reel sosyalizmin yenilgisiyle başlayan bir geçiş sürecinin de sonuna doğru geldiğimizi ifade ediyor. Sosyalizmin tarih sahnesinden çekilmesiyle başlayan gelişmeler, kapitalizmin hegemonyası altında şekillenecek bir dönemin kapısını araladı. Bugünse durum bundan çok daha farklı bir durumda. Kapitalist sistem çöküyor, buna karşın onun karşısında henüz bir alternatif de oluşturabilmiş değil.

Direniş hareketleri ne yönde gelişiyor?

Gelişen kitle hareketleri dikkatle izlenmesi gereken noktalara sahip. Dünyanın pek çok farklı noktasında, kriz karşısında emekçi halk kesimlerinin eşitlikçi taleplerini yüksek sesle duyuyoruz. Yanı sıra, kapitalizm doğa üzerinde oluşturduğu yok edici tahakkümle çocukları dahi isyana götüren bir sisteme dönüşmüş durumda. Kadın hareketleri tüm bu unsurlarla iç içe, çok farklı coğrafyalarda birbirini etkileyerek yükselişini sürdürüyor.

Buradaki önemli noktalardan birisi, sokağın ilerici güçleri, bu sistemi büyük bir güçle reddediyor ama yerine ne konulacağı konusu ise boşlukta durmaya devam ediyor. İsyan ve direniş hareketlerinin parlama noktalarından kimi sol akımların güçlenmesine varan bir dizi gelişme var ancak bunlar henüz bir alternatif oluşturabilmiş değil.

O nedenle, bugünkü arayışlar içinde kendisini yenileyecek ama aynı zamanda bu alternatif boşluğunu da ortadan kaldırmayı hedefleyecek bir harekete ihtiyaç var. Dünyadaki gelişmeler de bu bakımdan solun siyasal ve örgütsel bir güç olarak geliştirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor.

HAREKETE GEÇİYORUZ
Pazar günü Kongre’de ne yapılacak?


5 ayı bulan tartışmalar sonucunda geldiği noktada bu ihtiyaca yanıt verecek şekilde bir dönüşümün adımlarını atmak üzere harekete geçiyoruz. Geçtiğimiz haftalarda, PM bildirisiyle Olağanüstü Kongre kararımızı açıklamamızın ardından kısa zamanda aldığımız tepkiler bu ihtiyacın çok geniş bir kesim tarafından da hissedildiğini ortaya koyuyor. Bu ihtiyacı hisseden, bu sorumluluk çağrımızı paylaşan herkesle birlikte toplumsal alanda güç kazanmayı ön plana alarak solu bir seçenek olarak özneleştirmek üzere örgütlenme yapısından programa kadar bir dizi değişik için çalışıyoruz buna isim değişikliği dahil.

22 Aralık Pazar günü Konferans ve Kongre delegelerimiz isim değişikliğine karar verecek ve çağrı manifestosunu oluşturacak. Bu bir başlangıç olacak ve bu ülkenin her bir köşesine uzanacak aşağıdan bir kuruluş sürecini başlatacağız. Programı ve tüzüğümüzü, örgütsel yapımızı bu kuruluş sürecinde katılan herkesle birlikte tartışarak oluşturacağız. Pazar günü bunun için bir başlangıç ve bir çağrı olacak.

https://www.birgun.net/haber/odp-yarin-olaganustu-kongreye-gidiyor-solu-bir-secenek-haline-getirecegiz-280996



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 21.12.2019- 17:01


Umut ve seçenek - L. DOĞAN TILIÇL.

ÖDP, kendisine yeni bir isimle yeni bir rota çizeceği, “umut olacak bir seçenek yaratma” adımını resmen yarınki 8. Olağanüstü Kongre’siyle atıyor. Dünyanın her yerinde bir alt-üst oluş yaşanır, halklar ciddi saldırılarla karşı karşıya kalır ve Türkiye de bunlardan payına düşeni fazlasıyla alırken.

Bütün bir eğitim sistemi “dindar-kindar” nesil yetiştirmek için ana okullarından itibaren cendereye alınırken, toplumun tümüne ve devlet kurumlarına aynı dini elbiseyi giydirme çabaları Resmi Gazete’de şeri karar yayınlanmasına kadar vardı.

Devletin tepesinden “İslam bize göre hareket etmeyecek, biz İslama göre hareket edeceğiz” denilirken; İstiklal Marşı’nın Arapça okuyan üniversitelerimiz, “Tıbbi Konularda Fetva Verme Metodolojisi”nin tartışıldığı “bilimsel” sempozyumlarımız da oldu.

Hoş, bütün bunlar olurken namazdan oruçtan gittikçe uzaklaşan bir toplum olmaya da başladık ama, yine de “umut olacak bir seçenek” yaratmanın artık en önemli koşullarından biri tavizsiz, radikal bir laiklik oldu. İnançlara saygının da gereği olan bir laiklik!

Tıpkı dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, Türkiye’de de, toplumun farklı kesimleri arasında, çevreden toplumsal cinsiyet eşitliğine ve hayvan haklarına kadar değişik konuları önceleyen güçlü direniş hareketleri gelişiyor. Her türlü baskıya karşın sinmeyen ve oldukça cesur, militan biçimler kazanarak yükselen bu muhalefet hareketleri, ne yazık ki çatısı altında bütünleşebileceği bir örgütsel yapı bulabilmiş değil.

“Umut olabilecek bir seçenek” yaratabilmek; bu toplumsal muhalefet hareketlerinin buluşabildiği, aynı yönde ilerleyen sol çevreleri bir araya getirebilen bir yapıyı kurabilmekten geçiyor… Solun en fazla tekrar edip durduğu ancak içi epeyce de boşaltılan “birlik” kavramının hakkını verebilmekten geçiyor... Birliğin “aynılık” olmadığını, “aynılık” varsa “birlik”e zaten gerek olmadığını kavramaktan ve farklılıklara saygı duyarak onları bir arada tutabilmekten geçiyor…

Dış politikada ve içerideki en önemli meselelerimizden olan Kürt vatandaşlarla bir arada yaşama konusunda korkusuzca barış diyen bir ses olmaktan geçiyor…

“Umut olacak bir seçenek” yaratmak; biraz da Azerilerin “Dünyanın en gözəl şüarı” dedikleri ve matematiksel olarak da ispatladıkları fornüllerini uygulamaktan geçiyor: “Yükselip birleşmektense, birleşip yükselmek daha iyidir. / Matematikte olduğu gibi. 2³+4³=72 (2+4)³=216”

Vatandaşların, özellikle de gençlerin, zorbalıktan ve işsizlikten bunalarak kaçacak yer aradıkları koşullarda, “umut” olabilmek; kamucu bir çizgiyi militanca savunmaktan; hayatın her alanında yaşanan sorunları saptamaktan ve fakat bunları söylemekle yetinmeyip onlara yine hayatın içinde çözümler üretip uygulamaktan; emeğin ucuzlatılarak piyasaya sürülmesine ve ülkenin tüm birikiminin emperyalizme peşkeş çekilmesine militanca karşı çıkabilmekten geçiyor.

Sağ siyasetin hedef tahtasına oturttuğu göçmenler; kadınlar, eşcinseller ve ötekileştirilip aşağılanan bütün kimliklerle – toplumun önemli bir kesiminin tepkisini çekme pahasına – birlikte olabilmekten geçiyor.

Umut olabilmek, yaşanılan hayatın içinde “örnek iyi insanlar” olarak öne çıkmaktan, savunduğunuz sosyalizmin her şeyden önce bir “ahlak” olduğunu içselleştirmekten, hep bana diyen değil de “nimet paylaşımında kendisini en sona külfet paylaşımında en başa yazan önderler” olmaktan geçiyor.

Yarından sonra yollarına Sosyalist Sol Partisi olarak devam etmesi beklenen ÖDP’liler, bunları yapabildiklerinde “umut olacak bir seçenek”ten çok daha fazlası olacaktır!

https://www.birgun.net/haber/umut-ve-secenek-280990



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.12.2019- 20:24


ÖDP kongresinde isim değişikliği: SOLParti

Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin Ankara'da yapılan olağanüstü kongresinde 12 maddelik manifestonun okunmasının ardından isim değişikliği önerisi divana sunuldu. Partinin yeni isminin 'Sol Parti' olmasına karar verildi.

Resim Ekleme

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) 8. Olağanüstü Kongresi Ankara İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Salonu'nda başladı. ÖDP üye ve delegelerinin geniş bir katılım sergilediği kongrenin gündemi isim değişikliği.

BirGün'ün haberine göre, ÖDP 8. Olağanüstü Kongresi, saat 11.00'de yapılan saygı duruşu ve divan seçimi ile başladı. Kongre, parti delegeleri ve Genel Merkez yöneticilerinin konuşmalarıyla devam ediyor.

ÖDP'nin isim değişikliği önergesi sunuldu. Partinin yeni isminin "Sol Parti" olması önerildi.

ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Önder İşleyen, isim değişikliği önergesine dair yaptığı konuşmada, "Biz sadece bir isim değişikliği için yola çıkmıyoruz, biz düzen değişikliği için yola çıkıyoruz. Yeni bir devrimci yürüyüşü başlatıyoruz" dedi.

ÖDP'nin ismini "Sol Parti" olarak değiştirmesi konferans delegeleri tarafından kabul edildi.

Olağanüstü Kongre'de ÖDP manifestosu okunuyor:

"12 Eylül faşist rejiminin açtığı yoldan yürüyen, emperyalist kapitalist sistemin döşediği taşlara basa basa palazlanan siyasal İslamcı tek adam rejimi, milliyetçi payandaya karşın ayakta durmakta zorlanıyor. Bütün devlet kurumlarını; medyadan toplumsal örgütlenmelere varıncaya değin her şeyi zapt-u rapt altına almaya çalışan; odağında İslamcı dünya görüşünün yer aldığı bu baskı rejimi varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Bu ülkenin ilerici devrimci geleneği, uzun dönemde kök salan ve cumhuriyet döneminde derinleşen Aydınlanma birikimi, asla ve asla dinci milliyetçi bir gericilik önünde boyun eğmedi, eğmeyecek.

Bu süreç içinde önemli siyasal görevler üstlenen ÖDP, ülkenin ve sol hareketin çok kritik dönemlerinde aldığı politik tutumlarla siyasal İslamcı rejimin kurulmasına engel olmaya çalışan güçler arasında yer aldı. Hayatın doğruladığı siyasal tespitleri pratiğe taşımakta yetersiz kaldığı ise tartışmasız bir gerçekliktir. Solun, sosyalist hareketlerin bütün zaafları ÖDP açısından da geçerli sayılmalıdır.

Şimdi yeni bir kritik eşik önümüzde duruyor. Yerel yönetim seçimlerinde AKP-MHP bloğunun geriletildiği ama yıkılamadığı bir süreçteyiz. Egemen güçler, miadını dolduran bu gerici iktidarın yerini alacak, ondan çok da farklı olmayan bir sağ iktidarın arayışı içindeler. Oysa bugünkü gerici iktidara karşı toplumda çok güçlü bir sol birikim var. Her ne kadar örgütsüz de olsa toplumsal mücadelenin talepleri esas olarak yüzünü sola dönmüş kesimler tarafından taşınıyor. Bu nedenle toplumsal talepler sağ bir programa, sağ bir ittifaka sığmayacaktır. İşte tam da bu nedenle solun talepleri yükseltilmeli ve örgütlenmelidir.

Resim Ekleme

ÖDP bu arayışı sürdürmek için bir tüzük kongresiyle adını, siyasal anlayışını yenileyerek yeni bir süreç başlatıyor. Bu yeni süreç hem bir yenilenme hem de yeni bir mücadele ve örgütlenme çağrısıdır. Siyasal İslamcılığın ve ona eşlik eden neoliberal kapitalizmin yarattığı tahribatı gidermek ve emekçi halk sınıflarının yararına bir düzen kurmak ancak ve ancak sol bir politikayla mümkündür.

Resim Ekleme

İnanıyoruz ki bu yenilenme ve birlikte mücadele çağrısı geniş bir yankı uyandıracak, insanın insanı ve doğayı sömürmediği, halkların özgürce yaşadığı, sömürünün son bulduğu sosyalist bir gelecek, bu ülkenin ufkunda parlayacaktır. Bu soyut bir çağrı değildir, somut talepler etrafında ilmek ilmek örülecek yeni bir hayatı ve yeni bir toplumu kurma çağrısıdır.

17 yıldır ülkenin üzerine bir deli gömleği gibi giydirilen siyasal İslamcı rejim bütün hatlarıyla çürüyor. Bu çürümenin ülkenin bütün dokularına yayılmaması için çok acil harekete geçmek gerekmektedir. Ülkemiz adına bir çıkış yolu yaratabilmek için, halka karşı her türlü kötülüğü yapmayı göze almış mevcut iktidar bloğunu yıkmaktan başka bir yol yoktur. Bu nedenle, aşağıda yer alan acil talepler için aklı ve yüreği halktan yana olan herkesi mücadeleye çağırıyoruz. Bu çağrı hayatın içinde yeniden can bulan acil talepleri elde ederek sosyalist bir toplumu bugünden inşa edeceğimize olan inancın çağrısıdır.

1- EMPERYALİZMLE BÜTÜN ANLAŞMALAR İPTAL EDİLMELİ

Emperyalizmle yapılmış bütün açık ve gizli antlaşmalar iptal edilmeli, NATO gibi emperyalist ittifaklardan çıkılmalı, başta İncirlik olmak üzere yabancı üsler kapatılmalıdır. Dış politikanın üzerinde yükseleceği zemin daha çok silahlanmak, daha çok militarizm değildir. Dünyada ve bölgemizde “ulusal güvenliği” korumanın en temel yolu halklar arası kardeşlik ve dayanışmayı güçlendirmek, emperyalist müdahalelere karşı enternasyonalist bir barış ve dayanışma politikası geliştirmek olmalıdır.

2- İHVAN DESTEKÇİLİĞİ BÖLGEYİ FELAKETİN EŞİĞİNE GETİRDİ

Siyasal İslamcı hayaller en derin etkisini Ortadoğu’da gösterdi. Suriye’nin bir iç savaşa sürüklenerek kan gölüne dönmesinde AKP’nin mezhepçi ve yayılmacı politikalarının doğrudan etkisi vardır. İhvan destekçiliği sonuçta bütün bölgeyi bir felaketin eşiğine taşımış, Türkiye’yi emperyalist merkezlerin Ortadoğu’da giriştikleri çıkar kavgasının piyonu haline dönüştürmüştür. Türkiye Ortadoğu’daki yangına emperyalistler tarafından sürüklenmiş durumdadır. Bu cendereden derhal çıkılmalıdır. Halklar arasında bütün dinsel, etnik, mezhepsel farklara karşın bir arada yaşamanın tesis edilmesi Türkiye’nin dış politikasının temeli olmalıdır.

3 - SURİYE KADERİ SURİYELİLER TARAFINDAN TAYİN EDİLMELİ

Yanı başımızda en yakıcı sorun olan Suriye’nin kaderi yine Suriyeliler tarafından tayin edilmelidir. Başta emperyalist ülkeler olmak üzere bütün dış güçler ve Suriye’ye konuşlandırılan El Nusra, IŞİD gibi cihatçı güçler Suriye’den çıkarılmalıdır. Türkiye’nin dış politikası bölge barışı ve kardeşliği temelinde Sünni İslamcılığa dayandırılmadan yeniden kurgulanmalıdır. Savaşın yarattığı yıkım sonucunda ülkelerinden kaçmak zorunda bırakılan insanlar için güvenli bir yaşam ve gelecek inşa edilmelidir. Bu artık sadece bir dış politika sorunu değil, Türkiye’nin içine milyonlarca insanın dramı olarak da taşınan bir iç sorundur.

4- BU REJİM ORTADAN KALDIRILMALI

Siyasal İslamcı rejim 17 yıllık iktidarı boyunca halkı birbirine düşüren bir kutuplaşma politikası izledi. Kendi iktidarını desteklemeyen her kesimi teröristlikle suçlayarak bir terör ve korku rejimi yarattı. Demokrasi , yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar rafa kaldırılarak bir tek adam rejimi inşa edildi. Parlamento ve toplumsal örgütlenmeler bütünüyle etkisizleştirildi.

Bu rejim, halka karşıdır ve derhal ortadan kaldırılmalıdır. Bu, halkın sorunlarına hiçbir çözüm üretmeyen eskinin parlamenter rejimine geri dönülerek yapılamaz. Kuvvetler ayrılığına dayanan, halkın söz, yetki ve karar süreçlerine dahil edildiği, yerel yönetimlerin ve yerinden yönetim anlayışının temel alındığı yeni bir düzen kurulmalıdır. 12 Eylül faşist anayasasının bütün hükümleri iptal edilmeli, siyasal partiler yasası ve seçim yasası başta olmak üzere tüm anti-demokratik yasalar kaldırılmalıdır. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün her düzlemde geliştirilmesi ve gerçek bir demokrasi için tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır..

5- TARİKATLAR VE CEMAATLER ETKİSİZLEŞTİRİLMELİ

Bu dönüşüm, İslamcı kesimlerin devleti ele geçirmek için yarıştıkları, hem devleti hem toplumu dinselleştirdikleri ve bunun için kanlı ya da kansız darbelere başvurdukları bir ortamda gerçekleşemez. Yeni siyasal zemin, mutlaka ve mutlaka laiklik temeli üzerinde tarikatların ve dinsel cemaatlerin etkisizleştirildiği bir anlayışla kurulmalıdır. Bunun için tarikat ve cemaatlere sunulan tüm devlet desteğine son verilmeli, gerici örgütlenmelerin devlet içindeki kadroları dağıtılmalıdır. Dinin devlet işlerini ve toplumsal hayatı düzenlemeyeceği bir siyasal yapı kurulmalıdır. Başta Aleviler olmak üzere bütün farklı inanç odaklarının özgürce inançlarını yaşamaları sağlanmalıdır.

6- HALKA AİT TÜM VARLIKLAR YENİDEN KAMULAŞTIRILMALI

Neoo-liberalizmin sınırsız bir sömürüye dayanan ve başta işçi sınıfı olmak üzere bütün halk kesimlerini yoksulluğa ve sefalete sürükleyen politikaları tam anlamıyla iflas etmiş durumdadır. Emperyalist -kapitalist sistemin içine sürüklendiği kriz, Türkiye’de de neo-liberalizmin halk düşmanı politikalarını göz kırpmadan uygulayan AKP’nin neden olduğu derin bir ekonomik krize yol açtı. Özelleştirmelerle haraç mezat satılan kamu varlıkları, yap-işlet-devret politikalarıyla yağmalanan kamu kaynakları, işlerinden edilen, sendikasızlaştırılan işçiler ve bütün halk sınıfları yoksullaştırıldı. Krize son vermek, bu yağmaya dur demekten geçiyor. Bütün bir ekonomi rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçiş perspektifiyle ve kamu çıkarını gözeten bir anlayışla baştan aşağı yenilenmelidir. Yerli- yabancı sermayeye peşkeş çekilen halka ait tüm varlıklar yeniden kamulaştırılmalıdır.

7- EĞİTİM VE SAĞLIK PARASIZ OLMALI, İŞSİZLİK SORUNU ÇÖZÜLMELİ

Eğitim ve sağlık gibi yaşamsal hizmetler kesinlikle parasız olmalıdır. İnsanları hastalandırmayan koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmeli, parası olmayanların hastane kapılarında ilaç ve sıra beklediği bir politika derhal durdurulmalı, özel hastaneler halkın sağlığı için kamulaştırılmalıdır. Benzer bir durum eğitim için de geçerlidir. Parasız eğitim olmazsa olmazdır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Eğitimin içeriği de bütünüyle ırkçı, cinsiyetçi ve dinsel öğelerden arındırılarak bilimsel bir temele oturtulmalıdır. Özel okullar ve vakıf üniversiteleri kisvesi altında kurulan ticarethaneler bilim değil kâr merkezidir. Bu kurumlar kamulaştırılmalı, üniversiteler YÖK gibi zincirlerden kurtarılarak özgürce bilim üretilen odaklar haline dönüştürülmelidir.

Ülkenin en önemli sorunu işsizliktir. Eğitimin paralı hale getirilmesi sonucunda düşük nitelikli eğitim alan yoksul çocukları diplomalı işsizler ordusuna katılmaktadır. Emekli maaşlarıyla iş bulamayan diplomalı çocuklarına bakmak zorunda kalan insanların varlığı trajik bir sorundur. Devlet işsizlik sorununa ve diplomalı işsizler sorununa acil önlemler almak zorundadır. Batık şirketleri kurtarmak için hesapsızca harcanan kamu kaynakları bu sorunun çözümünde kullanılmalıdır.

8- KADINA YÖNELİK ŞİDDETE ACİL ÖNLEM ALINMALI

Şiddete maruz bırakılan, cinayetlere kurban giden kadınların can güvenliğinin sağlanması, erkek şiddetine son verecek önlemlerin alınması son derece acildir. 6284 sayılı yasa hiçbir bahaneye yer bırakmayacak şekilde uygulanmalıdır. Kadınların her tür ezilme biçimi ve her düzeyde erkek egemenliği ortadan kaldırılmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak her türlü önlem alınmalıdır. Her türlü cinsel kimlik ve cinsel yönelim ayrımını ortadan kaldıracak, insanların özgürce ve korkusuzca yaşayabilecekleri bir toplumsal ortam yaratılmalıdır.

9- ÇEVRE TALANINA SON

Kapitalizm içinde yaşadığımız gezegeni bitmek bilmez bir kâr hırsıyla ölüme doğru sürüklüyor. Küresel ısınma, iklim krizi geleceğimizi bir kâbusa çeviriyor. Bu ülkemizde de farklı değil. Maden aramaları ormanları yok ediyor, ardı ardına çevre felaketleri yaşanıyor. HES’ler , JES’ler, termik ve nükleer santraller doğada geri dönülmez bir tahribat yaratıyor. Çevrenin kâr için talan edilmesine derhal son verilmelidir. Gezegeni yok olmaktan kurtaracak, kapitalizmin kâr hırsına ‘dur’ diyecek her türlü önlem alınmalıdır.

10- TARIM VE HAYVANCILIĞIN ÇÖKERTİLMESİNE SON

Siyasal İslamcı iktidar tarafından uygulanan neo-liberal politikalar ülkemizde tarım ve hayvancılığı tümüyle çökertti. Bu alanlarda halkın sağlıklı ve ucuz gıdaya ulaşabilmesi ve gıda egemenliğinin sağlanması için kooperatifçilik, küçük üreticilerin desteklenmesi, yerel tohumların korunması vb. önlemler acil olarak devreye sokulmalıdır.

11- KÜRT SORUNUNDA BARIŞÇIL ÇÖZÜM

Kürt sorunu hem ülke hem de bölge açısından en acil sorunların başında geliyor. Kürt sorununun barışçıl bir temelde ve halkın nasıl yaşamak isterse öyle yaşamasını kabul eden bir yerinden demokrasi anlayışıyla çözülmesi gereklidir. Şiddet politikaları halkları birbirine düşman etmenin yanı sıra çözümü de imkânsızlaştırmaktadır. Sorunun çözümünde silahlardan arınmış bir barışçıl siyasal süreç devreye sokulmalıdır.

12- BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVİNE İADE EDİLMELİ

Hukuk ayaklar altına alınarak, işlerinden edilen, cezaevlerine atılan baskı ve zulüm gören aydınlar, politikacılar derhal serbest bırakılmalı ve özgürlüklerine kavuşturulmalıdır. Halkın iradesine karşı atanan kayyumlar görevlerinden alınmalı, seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.

İğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batıralım; evet bu ülkenin aydınları, emekçileri, kadınları, solcuları, sosyalistleri bu rejim karşısında boyun eğmediler. Ancak böyle bir rejimin kurulmasını da yaygınlaşmasını da engelleyemediler.

Bunun nedenleri üzerine konuşmak, tartışmak zorundayız.

Bu sadece bizimle ilgili ve sadece bugüne dair bir mesele değildir. Bizimle birlikte bütün dünyanın geleceği açgözlü çokuluslu mega şirketlerin ve onların uşaklarının elinde büyük bir felakete sürüklenmektedir.

Kendimizi yenileyerek, bu ülkenin üzerine çöken kâbustan kurtulmak için daha büyük bir kararlılıkla ve cesaretle birlikte mücadele etmeliyiz.

Ancak bu şekilde yeryüzünü ve ülkemizi kaplamaya başlayan karanlığın örtüsünü parçalayabiliriz.

Ancak bu şekilde geleceğimizi tehdit eden örgütlü kötülüğe ‘dur’ diyebiliriz.

Bu çağrımız, özgür ve demokratik bir ülke ve dünya özlemini yüreğinde taşıyan herkesedir.

Katılın, solun etkili gücünü birlikte yaratalım!"

https://haber.sol.org.tr/turkiye/odp-kongresinde-isim-degisikligi-sol-parti-276769




Bu ileti en son melnur tarafından 22.12.2019- 20:27 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
vito
[ vito ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 25.10.2018
İleti Sayısı: 10
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


Cevap Yazan: vito
Cevap Tarihi: 25.12.2019- 01:50


Sol ideolojiye inanmıyorum. Bugun sol nedir? Dunyayı yöneten aileler ve gizli cemiyetler gibi ciddi bi meseleyle ilgilenmeyen, ne tarih ne de iktisatla ilgili bir sey söyleyemeyen, hicbri arastirmayi piyasaya suremeyen vasıfsız tipler. Rusyada bi velet bile vidreo kanali acip çatır catır iktisadi grafik gösteriyor, sosyoekonomik tahiller yapıyor. Bugun en son ne zaman turkiyenin sosyoekonomik yapısıyla ilgili bi calısma yapıldı.. kac yıl once acaba 20 yıl var midır...? Hep yuvarlak laflar hep duyar kasmalar, birgun gazetesinden ve sol basından hoşlanmıyorum. Odp su ya da bu, Siyasi bilimler mezunu oldukları halde cogu hic bisey ortaya koymuyor. Kimisi memur kimsi sendikacı, devrim gibi dertleri de yok. Maksat gazete satsın, dergi cıksın, maddi ve manevi hazlar alınsın olay bundan ibarettir. Derneklerde dönere vurup kola sigara yapsınlar anca. Laikligi de sırf ucları kendilerine dokundugu icin böyle öne sürmeye başladılar.

SOL Parti... Eski tas eski hamam. Klasik solcu tavırları işte; marka değeri düşünce yeni bir marka adı piyasaya sürmüşler. Fkf de tip adını alarak öyle yapmıştı, boyle bir sürü örnek var türkiye solunda. Gavurlar buna "rebranding" diyor.

Yine üç beş üniversiteliyi düşürecekler ağlarına, onlar da bu post-devyolcularla 2-3 yıl takılıp "özüne"" dönecek yani bi kısmı chp ye bi kısmı da hdp ye ya da "gercek islama" dönecek. Kadın kesimi de zamanla partidrn soğuyacak cünku iyice feminazilik ve hayvan haklarına da kapılacaktır ve o da dükkana ugramamaya baslayacaktır. Araya skandallar da girer elbet, hizip kurmalar, "ait hissetmiyorum bize anca odalarda; sendiklarda amelelik yaptırıyorlar" diyerek sendikal ağası pm ye   bayrak açan gencler, o para nereye harcandı su kadar lira niye eksik skandalları, hizipcileri dövmek icin tahta sopalarla kosturmacalar. Sümuklü adamlardan emruvaji hareketler, kategirik olarak hizipciyi savunursan alttan alta mobbing falan. Ajan paranoyasi ya da demagojisi mi demeli..? Ondan sonra -bunu laz aksanıyla soylemek lazım- bi tartişma süreci daha..


Ne gerek var böyle seylere, ben takip etmekten bıktım adamlar devrimci cosplayligi yapmaktan bıkmadı. Keşke bilimle, fenle, iktisatla, tarihle falan uğraşsalar, insanlığa bi faydaları dokunsa, hepsi boş adam.

Bi zamanlar ödplilerle ciddi bi bicimde ic ice olan ama sonra "soldan eleştrirp" kendilerinden ogrendiklerimi kendilerine dayatan, yine de ayrilinca baska orgute de katilmayan, sonra biraz "özune dönen", feminizm düşmanı, komplo teorileri meraklısı,   bi "Sağcı sosyalist"olarak bildiriyorum.

Boyle solculuk - dunya finans oligarsisinin işine yarıyor.




Bu ileti en son melnur tarafından 25.12.2019- 06:22 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.12.2019- 06:21


Sn.vito;

Hatırlamak için daha önceki yazdıklarınızı gözden geçirdim. Cumhuriyet ve aydınlanma düşmanlığınızı, bu kez sosyalizm karşıtlığına kadar taşımışsınız. Kısaca SOLpaylaşım'da karşıt olduğumuz ne kadar tavır varsa hepsi de sizde mevcut. Bu iddialarla pek de uğraşmak istemiyorum. Ne size ne de okurlara bir yararı olacaktır. Dahası son yorumunuzda bir üslup sorunu taşıdığınız da ortada. Yani sürekli bir suçlamada bulunarak sosyalizm düşmanlığı yapıyorsunuz. Bunu kimi zaman Kemalizm, kimi zaman ÖDP benzeri yapılar üzerinden sürdürüyorsunuz. Bendeki kanı, tipik bir SF ikliminden beslenmiş olduğunuz şeklindedir ya da o SF iklimini yaratanlardan birisiniz. Size şu anda söyleyebileceğim, eğer üstteki üslubu sürdürecekseniz engelleneceğiniz yönündedir. Madem ki ''sağ sosyalist'' olarak kendinizi tanımlıyorsunuz, sosyalizm temelinde bir ortak noktadan belki sürdürülebilir ama, bu kez sosyalistlerin ''sosyoekonomik yapıyla ilgili bir çalışma''ya sahip olmadıkları, böyle ''reçeteler'' ileri sürmedikleri gibi yanlış ve önyargı olmaktan öteye gitmeyen suçlamalarla yorumlarda bulunmaya çalışıyorsunuz. Her şeyden önce sağcı olmanın ötesinde tipik bir sağ kesim refleksi içinde bulunduğunuz çok açık. Daha önce yazdıklarınızla birlikte, bunları da dahil ettiğimizde tipik bir ''sağcı'' olduğunuz, olan bitene sağ bir refleks gösterdiğiniz halde kendinizi sağcı olarak da olsa ''sosyalist'' olarak tanılamanız garip! Sosyalistliğinizi de Kürt hareketini/önderliğini destekliyor olmanızla mı işlişkilendiriyorsunuz? Sadece merak ettim. Çünkü bu kadar karşıtlıktan sonra hala sosyalizm diyorsanız, sizin sosyalistliğinizin(!) varacağı yer bu noktadan öteye gitmez ki! ( SF ikliminin yarattığı sosyalizm de zaten böyle bir şeydi.)


Yanılıyor muyum?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 29.12.2019- 13:00


Taraf ve Zaman sayfalarından devrimcilere saldıranlar tarihin çöplüğüne gitti

Oğuzhan Müftüoğlu, ÖDP’nin neden dönüşüm gerçekleştirdiğini, SOL Parti’yi ortaya çıkaran koşulları, SOL Parti’nin çağrısını BirGün Pazar’a anlattı.
 
Resim Ekleme

Oğuzhan Müftüoğlu, ÖDP’nin neden dönüşüm gerçekleştirdiğini, SOL Parti’yi ortaya çıkaran koşulları, SOL Parti’nin çağrısını BirGün Pazar’a anlattı.

Müftüoğlu, eski ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’ı işaret ederek “Yetmez ama evetçiler olmak üzere, AKP değirmenine su taşıyanlar, iktidar gücünü sermaye medyasını arkalarına alarak, Taraf ve Zaman sayfalarından devrimcilere saldırmayı marifet sayanlar tarihin çöplüğüne gittiler...” ifadelerini kullandı.

İşte o röportaj…

- ÖDP, 8.Olağanüstü Kongre’sinde isim değişikliğine karar verdi. Böyle bir değişikliğe neden ihtiyaç duyuldu?


12 Eylül sonrasının Türkiye ve dünya koşullarına denk gelen bir dönemde kurulan ÖDP uzunca bir süredir misyonunu tamamlamış bir görüntü içindeydi. Son yerel seçimler sonrasında başlatılan bir tartışma sürecinde, beş altı ay boyunca bu konular tartışıldı. Ben de birçok bölgede bu toplantılara katıldım. ÖDP’nin kuruluşundan bu yana izlediği siyasetler, bu konular etrafında yürütülen tartışmalar ve ayrışmalarla birlikte bugünkü mevcut siyasi ve örgütsel duruma dair değerlendirmeler oldu.

Sonuçta bugün ülkenin karşı karşıya olduğu siyasi koşullar dikkate alınarak böyle bir karar alındı. Ülke siyaseti ve geleceği iktidar ve muhalefet blokları arasındaki emekçi sınıflar için umut vermeyen bir alana sıkıştırılmış durumda. Ülkenin ilerici-devrimci, emekten özgürlükten, barıştan yana potansiyellerinin etkin bir siyasal temsiliyeti (ÖDP dahil) var olan siyasi yapılar tarafından yeterince gerçekleştirilemiyor.

Bu gerçeklik karşısında ÖDP’nin geriye çekilerek sol için bir yenilenme sürecine yol açmasının çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum; ‘örgüt fetişizmine’ has saplantıları bir yana bırakarak tarihsel devrimci sorumluluk anlayışına dayanan doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.

Aslında böyle bir yenilenme ihtiyacı sadece ÖDP açısından değil böyle bir anlayışa değer veren bütün sol yapılar açısından da geçerli olmalı.

Yoksa, ülkenin ve solun ‘hal-i pür melali’ ortadayken ve ülke çok önemli bir tarihsel kırılma sürecinden geçiyorken, ‘iki lokma bir hırka’ misali, var olanla idare etmeye çalışarak, ilerde çıkacak fırsatları bekleyerek... ne devrimcilik yapılabilir ne sosyalistlik ne de komünistlik...

- ÖDP’nin misyonunu tamamlaması nasıl anlaşılmalı, daha da ilerisinde SOL Parti’nin bugün üstleneceği misyonu nasıl ifade ediyorsunuz?

ÖDP’nin kuruluşu hem Türkiye’de hem de dünyada bir geçiş döneminin başlangıcına tekabül ediyordu. 20. yüzyıl boyunca hâkim durumda olan sosyalist hegemonyanın kırıldığı, kapitalist hegemonyanın güçlendiği bir dönemdi. Türkiye’de de sol hareketin 12 Eylül askeri faşist darbesiyle yıkıma uğratıldığı, dağıtıldığı bir süreçti. ÖDP, böyle bir dönem içinde kuruldu.

ÖDP’nin kuruluşuna farklı anlamlar yükleyenler olmakla birlikte, benim o dönemdeki beklentim emekçilerin kazanılmış halklarının ve Cumhuriyet döneminin kazanımlarının ortadan kaldırılmasına yönelik emperyalizm merkezli neo-liberal saldırı dalgasına karşı birleşik bir savunma mücadelesine olan ihtiyaçtı. Böyle bir geçiş partisi içinde solun devrimci hareketin kendisini yenileyerek toparlanması beklentisiydi.

Resim Ekleme

Bu dönemde Türkiye faşist bir siyasal İslamcı rejime sürüklenirken bu sürecin sivilleşme ve demokratikleşme olduğunu değerlendirerek destekleyen anlayışlar genel olarak solda olduğu gibi ÖDP içinde de ortaya çıktı ve ciddi ayrışmalara yol açtı. ÖDP’nin politikalarını hayata geçirmekteki eksiklikleriyle birlikte, bu iç çatışmalar ve bunların yarattığı güç kaybı önemli bir handikap olarak ortaya çıkmıştır. Bu süreç sonucunda kademe kademe çok şey kaybedilmiş, Türkiye faşist-İslamcı bir rejime sürüklenmiştir.

(Bu konular etrafındaki ayrışmalar zaman zaman ÖDP’ye ve bizlere karşı bir eleştiri ve haksız suçlama konusu olarak da kullanılabiliyor. Oysa tarih bütün tartışma konularındaki haklılığımızı ortaya çıkardı. Buna karşı başta yetmez ama evetçiler olmak üzere, AKP değirmenine su taşıyanlar, iktidar gücünü sermaye medyasını arkalarına alarak, Taraf ve Zaman sayfalarından devrimcilere saldırmayı marifet sayanlar tarihin çöplüğüne gittiler....)

Bugün siyaset arenasında sadece ÖDP’nin değil, bir bütün olarak solun, yaşanan siyasi gelişmeler karşısında etki gücü son derece zayıf. Faşist bir rejim karşısında bir direnme odağı olarak oluşan muhalefet bloğu kimi muhalif sağ partilerin de içinde yer aldığı bir ittifak olarak gerçekleşti. Bu ittifak, düzeni restore etmeye odaklanan ve ağırlıkla sağ bir siyasete yönelmiş durumda.

ÖDP’nin ve solun bu gelişmeler karşısında toplumdaki etki gücü açısından yetersiz kaldığı ve bir yenilenmeye ihtiyaç duyduğu çok açıktı. ÖDP’nin yaptığı, iktidar ve muhalefet blokları karşısında kamuculuğu, laikliği, bağımsızlığı, emekçi sınıfların çıkarlarını, daha büyük bir güçle savunan siyasal bir oluşum için kedisini geri çekmek ve bir yenilenme alanı açmaktır. Bunu bugünün Türkiye gerçekliği içerisinde yapılabilecek en doğru hareket olarak görüyorum.

- Bugün ülke siyaseti İktidar ve muhalefet blokları arasındaki bir ikileme sıkışmış durumda. Önümüzdeki dönemde Solun bu konuda izleyeceği siyaset de önemli bir tartışma konusu olarak görülüyor.

Bu konuda bu güne kadar izlenen ‘siyasal islamcı faşist rejime karşı birleşik muhalefet (Haziran) siyaseti’ kuşkusuz doğruydu. Her ne kadar yerel seçimler sonrasında ciddi bir yenilgi almış da olsa bütün gücü elinde tutan iktidarın ülkenin geleceği için ciddi bir tehlike oluşturmaya devam ettiği koşullar altında özellikle belirli kritik kırılma noktalarında bu anlayışın geçerliliğini koruması gerektiği söylenebilir. Ancak bu politikanın muhalefet blokunun giderek daha açık bir şekilde egemen sermaye çevreleri için (sağ) bir seçenek olarak şekillenmesine teslim olmak anlamına gelemeyeceği de açıktır. Bu anlamda Haziran siyasetinin bu gerçekliğe uygun şekilde yeniden güncellenmesi gerektiği ortadadır.

Bu çerçevede Solun laiklik başta olmak üzere, kamuculuğa, bağımsızlıkçılığa, emekçi sınıfların, gençlerin ve kadınların haklarını savunmaya dayanan devrimci bir sol muhalefet hareketinin geliştirilip güçlenmesi hayati bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin geleceği açısından daha olumlu bir gelişmenin ufku ancak bu yolla açılabilir.

- SOL Parti’nin ilanının ardından, CHP de sol, başka örgütler de var, ‘‘o zaman SOL Parti’nin bunlardan farkı ne’’ sorusu gündeme geldi? Farkı nedir SOL Parti’nin?

CHP kendisini sosyal demokrat bir parti olarak tanımlıyor. Tabanında küçümsenmeyecek bir sol-ilerici potansiyel taşıdığı bir gerçek. Ancak merkez siyaseti her zaman devlet ve düzen siyasetinin bir parçası olageldi. Bugün de merkez siyaseti, iktidar ve muhalefet blokları arasında kilitlenen noktada, tek adam rejiminden kurtuluşu parlamenter sisteme dönüşe odaklamış, sağa yatık bir özellik gösteriyor. Bu çizgisiyle bugün ülkede gelişen ilerici toplumsal potansiyel ve direnme odaklarının oldukça uzağına düşüyor.

Bugün CHP’nin dışında genel olarak solda yer alan çok sayıda parti ve örgütler var. Bu yapılar arasında çok önemli farklılıklar olduğu da bir gerçek. Bu konuda kendi varlığını diğerlerine karşı mücadele ile sınırlayan bir anlayış ne kadar yanlışsa bu farklılıkları görmezden gelmenin de doğru olmadığını düşünüyorum.

İster sağda olsun, ister solda, siyasal örgüt veya yapıların niteliğini belirleyen şey, taşıdığı isimleri değil, ülkede yaşanan sınıfsal toplumsal mücadeleler karşısındaki misyonları, kısacası eylem ve söylemlerinin muhtevası olacaktır. Kuşkusuz bu SOL Parti için de böyle olacak.

SOL Parti’nin yayınladığı manifesto, izlenecek siyaseti ana hatlarıyla ortaya koyuyor. Daha geniş ölçekte programını, tüzük ve yapısını ve yeni çalışma tarzını kuruluş süreci içinde gerçekleştirmeyi önüne koyuyor. Burada önemli olan, siyaset yapma tarzı, örgütlenme anlayışıyla birlikte bir dönüşümün gerçekleştirilmesi. Türkiye’nin tüm direnme dinamikleriyle birleşmeyi önüne koyan, bu siyasi gereklilik doğrultusunda mücadele edecek emekçilere, gençlere, kadınlara alan açarak kendisini örgütleyen bir hareket olması. Bir katılım çağrısının ötesinde, solu özneleştirecek bir hareketi birlikte örgütlemeye dayanan bir anlayışla, tabandaki büyük dinamiklerle birleşerek ilerlenmeli diye düşünüyorum.

https://odatv.com/taraf-ve-zaman-sayfalarindan-devrimcilere-saldiranlar-tarihin-coplugune-gitti-29121938.html



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.274
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 02.01.2020- 07:44


Şimdi SOL zamanı - MELİH PEKDEMİR

Pazar günü yapılan 8. Olağanüstü Kongre’yle ÖDP bir manifesto yayınlayarak yoluna Sol Parti olarak devam etme kararı aldı.

Gerekçesi çok açıktı: “Siyasal İslamcılığın ve ona eşlik eden neoliberal kapitalizmin yarattığı tahribatı gidermek ve emekçi halk sınıflarının yararına bir düzen kurmak ancak ve ancak sol bir politikayla mümkündür.”

Memleketin hali ortada ve bu halden kurtulmanın çeşitli yolları aranıyor. Kimi sağcılar döner kavşağı çözüm yolu gösteriyor, şu iktidardan kurtulmak için dolanıp geri dönelim diyorlar; CHP’nin başını çekenler “biz de herkesin gittiği sağ yoldan gidelim, bizi takip edin başka yolunuz yok” dayatmasındalar.

ELBETTE BAŞKA BİR YOLU VAR!

Ve “Şimdi Sol zamanı” diyen devrimciler, sosyalistler elbette kendi yollarında yürümeye devam ediyorlar, edecekler. Sol Parti atılımıyla işte o yoldaki engelleri de aşmak amaçlanıyor.

ÖDP, sosyalizmin tarihsel bir döneminin bittiği vakitlerde, 23 yıl önce kurulmuştu. Geçen yıllar boyunca Dünya da değişti, Türkiye de. Böylece değiştirilmesi gereken olguda önemli değişiklikler meydana geldi. Değiştirilecek olgu değişince, değiştirenin de değişmeye mecbur kalması kaçınılmazdı. Elbette yol aynı yol, yolculuk aynı yolculuk, ama yolcuların, yoldaşların önüne aşılması gereken yeni engeller çıkınca, yeni örgütlenme tarzları ve yeni mücadele biçimleri bir ihtiyaç haline gelir.

Son yıllarda mevcut sömürü düzeninin ve İslamcı rejiminin iç içe geçmiş krizi derinleşerek devam ederken, halk sınıflarındaki tepkiler artsa da, sosyalistler devrimci bir siyasi seçeneği ortaya koymada yetersiz kaldıklarını tespit ettiler. Özellikle yerel seçimler sonrasında eski dönemin yapılarının, örgüt tarzlarının, mücadele biçimlerinin miadını doldurduğu görüşü öne çıkmıştı.

Çünkü sosyalist sol da, muhalefette olduğu sürece kendini (değiştirmeyi iddia ettiği) muarızlarına göre her yeni durumda yeniden kurgulamaya, şekillendirmeye ve donatmaya mecburdur. Ayrıca sosyalizmin yeni bir tarihsel dönemini başlatmak için de yeni bir atılım şarttır. Devrimcilik, elbette, dünü-bugünü-yarını aynı anda yaşayabilmektir, geçmiş birikiminden güç alıp geleceği bugünden kurabilmektir.

Evet rejim de değişti, siyasi İslami bir faşizm altınayız. Ama bu faşizm karşısında, emekçilerin ve ezilenlerin doğal tepkisi yanı sıra direnen iki önemli faktör daha var. Kadınlar ve gençler. Kadınlar şeriat baskısına ve cinayetlere karşı seslerini yükseltiyorlar. Ve AKP’li ebeveynler bile ellerinde cep bilgisayarları olan kendi genç çocuklarını ikna edemiyorlar. Siyasi İslam karşısında deizmin artması, cami sayısı çoğalırken cemaatin azalması ve gençleri karşılarına almaları en büyük kâbusları…

Öte yandan makineleşme ve mekanik zihniyet üzerinde yükselen sanayi devrimi ve onun ürünü kapitalizm karşısındaki itirazları da yine günümüz gençliği farklı yollarla yeniden üretebiliyor. Genç kuşaklar mekanik/analog kapitalizm yerine geçen bir nevi dijital kapitalizm karşısında, bilişim devriminin nimetlerinden yararlanabilen yeni bir devrimci zihniyetin damgasını vurduğu bir tepki sergiliyorlar. Böylece gençler sosyalizmi de kendi dilleriyle, yani geleceğin diliyle ve tahayyülüyle ifade edebilmek istiyorlar. Bunu da ancak gençleşen ve dinamikleşen yeni bir parti hayatı sağlayabilecek ve Sol Parti işte bunun da bir imkânı ve aracı olabilecek.

Şimdiki sosyalizm yeni neslin, gençlerin tahayyülünün ürünü olacaksa, o halde “Sosyalizm, hemen şimdi” demek, gençlerin sosyalizmin gereklerini bugünden kendi dilleriyle ve kendi yordamlarıyla yerine getirmeye başlaması demektir.

Merhaba Sol Parti:

Sosyalizm, hemen şimdi!

https://www.birgun.net/haber/simdi-sol-zamani-281165



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Türkiye Solu, Kürt Solu ve yolun sonu ayhan 2 2824 23.05.2015- 20:56
Konu Klasör Yüz yıl önceki heyecanı geri getireceğiz melnur 1 502 12.09.2019- 07:44
Konu Klasör 12 Eylül solu ve Haziran solu umut 0 1849 03.06.2015- 10:30
Konu Klasör BDP olağanüstü kurultaya gidiyor abbas 0 2152 12.04.2014- 12:46
Konu Klasör Türkiye iç savaşa gidiyor bedrettin 21 8477 12.09.2015- 09:14
Etiketler   ÖDP,   yarın,   olağanüstü,   kongreye,   gidiyor:,   Solu,   bir,   seçenek,   haline,   getireceğiz.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS