SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Alıntı konusu ve ezbercilik, doğru bilinen yanlışlar...           (gösterim sayısı: 113)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.630
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

11 kere teşekkür etti.
14 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 09.02.2020- 11:19


Geçenlerde sanal medyada rastlamıştım; tırnak içide gösteriliyor ve bazen de koyulaştırılarak veriliyordu.''kapitalizm vatan sevgisi, barış istemez. ahlak,erdem istemez. yozlaşmış, çıkarcı, cahil, beynine tecavüz edilmiş uysal köleler ister. deniliyor ve imza olarak da Karl Marks yazılıyordu. İlk bakışta söyleyene güzel ve doğru gelen pek çok sözü tarihi kişiliklere mal etmeyi seven bir toplumuz ya, öyle nitelendirmiştim.   Sonra defalarca aynı örneğe rastladım. Solcu, devrimci, Marksist olduğunu söyleyen pek çok kişi de bu cümleyi bu alıntıyla aynen kullanıyordu. Merak ettim araştırdım. Araştırdım dediğim de, arama motorlarındaki kaynak arayışıydı. Yoksa Marksist eserlerde bu söz için kaynak arayışı içine girmek sahildeki kumları tek tek işaretlemeye kalkmaktan daha zor. Eğer doğruysa bir bilenin kitap ve sayfa adı vermesini umud ediyordum ama küçük de olsa umudum boşa çıkmıştı. Araştırma motorlarında sürekli karşıma çıkan cümlenin ve alıntının bu haliydi ve büyük olasılıkla cümle de çoğu kez yapıldığı gibi bir yakıştırmaydı.

Araştırma motorlarının böyle bir özelliği de olduğu gibi ve bilgilenmek için buralardan beslenen çevrelerin de böyle bir sorunu var. Kitap ve benzeri kaynakları doğrudan göstermeyen alıntılardan hep kuşkulanmak gerek, bu yüzden. Kitap ve sayfa alıntısı verilse bile o bilgiyi kaynağında görmeden, doğrulatmadan öylece almak bile ''alıntı kurallarına'' uymazken, kaynak belirtmeden ezberlenen kimi sözlerin sadece -doğru, yanlış- bir yakıştırma olduğunu ve zaten,   sol kesimde teorik davranmayı sanal ortamda rastlanılan birtakım alıntıların ezberlerlenmesi ve öylece   sınırlı bir çerçevede kavranması olarak algılayan bir çevre de varken ve bu çevre özellikle de forumlarda bir dönem hayli iş yapmışken, belki zihnimizin bir yerine çöreklenmiş bu ezberlerle hayata bakma alışkanlığı olabilir diye...-değinmekte ve altını çizmekte yarar var, diye düşünüyorum.

Metin Çulhaoğlu da son yazısında benzer örnekler vermiş. İlgimi çeken özellikle Komünizmle ilgili olanıydı. Şöyle yazmış sosyalist aydınımız:

''Atatürk’ün “Türk âleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir” sözü 60’lı yıllarda sağcıların dilinde dolaşırdı. O yıllarda, bu sözü Ankara’daki Kurtuluş meydanının ortasında platform gibi bir yerde, Atatürk’ün mareşal üniformalı bir resminin altında da okuyabilirdiniz.

1967 yılında, o zamanki TİP milletvekili Çetin Altan konuyu kurcaladı; Atatürk’ün bu sözüne ilişkin belge, bilgi ve tanık sordu. Hiçbir yerden ses gelmeyince yazar ve senarist Münir Hayri Egeli ortaya çıkarak “Atatürk’ün el yazısıyla bir kâğıda yazmış olduğu sözü, kâğıdı bir cama dayayarak kendi eliyle kopya ettiğini” açıkladı. Yani belgenin aslı yoktu; Egeli tarafından “yazılmış” kopyası vardı!

Kopya, karşılaştırma için Atatürk’ün kendi gerçek el yazısı örnekleriyle birlikte İsveç’te bir kuruma gönderildi. Kurumun değerlendirmesine göre el yazısı Atatürk’e ait değildi.

Çetin Altan’a taşı gediğine koyma fırsatı çıkmıştı: “Beyefendi, siz de önemli bir zatsınız, böyle bir düşünceniz de olabilir. Atatürk demeniz şart mı?   Aynı sözü yazın, altına da deyin ki imza: Münir Hayri Egeli…”

***
Zor bir süreçten geçiyoruz. öğrenmek, bilgilenmek de bu süreçten nasibini alıyor. Zaten okuma alışkanlığı olmayan bir toplumuz ve zaten kitabı kültürel hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline getirememişiz, bilgi ve düşünce (fikir) konusunda da ezbercilik ve kolaycılık bir kavrayış yöntemi haline gelmiş durumda. Sanal dünya için söylüyorum, marksizm ve leninizm konusunda bile çeşitli gerekçelerle ses yükseltmek isteyenlerin,   belki tamamı için söylenemez ama önemli bir çoğunluğunun bu tür sorunları var. Ezbercilik, kolaycılık, taklitçilik ve en kısa yoldan bir şeyler yazıp söyleme çabası... -üstelik böyle bir çaba bir de yüzeysel bir kavrayışla sürdürülmek istendiğinde   ortaya gerçekten de rahatsız edici cümle yığınlarının çıkmaması mümkün mü? Sözde sol ve sosyalist   forumlar bu tür örneklerle dolu değil miydi?

Uzatmayayım; ezbercilik konusunun ''teorik davranmak''la bir ilişkisinin olmadığını söylemek istiyorum. Marksist ustaların ve Lenin'in söyledikleri elbette önemlidir. Ama o söylenenlerden çok daha önemli olanın Marksizm Leninizm'in devrimci özünü ve kavrayışını edinebilmek ve içselleştirebilmektir. Arada bir verdiğim bir Lenin örneği var; partide hizipçilik konusunda; sanki yeri geldi gibi. Komünist bir partide farklı bir görüş ve o görüş etrafında bir araya gelmeler, bir grup veya hizip oluşturma konusunda ne söylenebilir? Komünist bir partide hizipler olmalı mı, olmamalı mı? Şimdi bu konunun/sorunun yanıtını içinde bulunulan nesnellik de düşünülürek bir çözümlemede bulunmak var veya filanca kişi ne dedi yaklaşımyla ezberciliğe ve taklitçiliğe yönelmek de... İkinci tavrı benimseyenlerin karşısına Lenin'in 1900'lü yılların hemen başında partide   azınlığa düştüğü sırada söylediği parti içindeki farklılaşmaları olumlayıcı anlamdaki sözleri dikilse, eminim bu sözü genelleştirerek bir yanıt verilecektir, yok eğer partiye hakim olduğunda artık Lenin'i sürekli meşgul eden muhalefete yönelik olarak söylediği ''atın bu adamları partiden'' haykırışı ile karşılaşsalar bu kez ''komünist bir partide herhangi bir hizbe yer yoktur'' keskinliğni savunur hale geleceklerdir. Bu tavrın yanlışlığını, bu tür ezberciliğin ve kavrayış yönteminin Marksizm Leninizmi bir ansiklopediye dönüştürdüğü ve yanlış sonuçlara yol açtığını söylemek istiyorum.

Çok yaptığımız, doğru bildiğimiz yanlışlar da var...

Örnekse Marks'ın İrlanda konusunda söylediklerinden yola çıkıp günümüz Türkiye'sinde kuyrukçuluğun ve biat etmenin solculuk sanılması gibi... Oysa Marks'ın, İrlanda konusunda önce İngiliz İşçi Sınıfı'ndan yana tavır koyduğu nedense hiç akla getirilmez, ya da Engels'in özellikle Cezayip konusundaki ''aşağılayıcı''   sözleri... Kavrayış bu olunca, daha doğrusu devrimci kavrayış olmadığında hemen her konuda hatalı ve Marksizme aykırı yorumları doğru bellemek gibi bir yanlışın içine düşülmekte ve çoğu kez kendi içinde bile bir yığın tutarsızlığın olduğu cümleler yığını yazılar yazılabilmekte ve sözler sarfedilebilmektedir.

Bu sözde sol forumlarda işlenen şekliyle UKKTH konusu böyleydi.
Sosyal şovenlik, konusu da...
Ve tabi, daha neler, neler...

Enternasyonaliğin karşıtı ulusalcılık, ulusalcılığın karşıtı enternasyonallik, enternasyonallik de zaten Kürt ulusalcılığına destek vermekti..safsataları bir ezbere dönüştürülmüş bu sözde sol-sosyalist forumların amentüsü haline getirilmişti.

Çok yazmaya çalıştık, devam da edeceğiz...

Alıntı tekniğinin nasıl olması gerektiği...
Ezbercilik ve taklitçiliğin bilgi edinme ve sosyalist kavrayış konusunda hatalı bir yöntem olduğu...
Sosyalist, komünist ve marksist olabilmenin olmazsa olmazının sosyalizmin devrimci özünün içselleştirilmesinden geçtiği...
Marksist yöntem, sosyalist bir kavrayış olmadan ne yapılırsa yapılsın Marksist Leninist olabilme konusunda yol alabilmenin pek de mümkün olmadığı..

Kısaca...
Böyle!

Not:   Metin Çulhaoğlu'nun alıntı yapılan yazısı için:  
https://ilerihaber.org/yazar/sozumuz-soz-herkes-istedigi-kadar-dans-edebilecek-109329.html





Bu ileti en son melnur tarafından 09.02.2020- 11:19 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 7.630
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

14 kere teşekkür edildi.
11 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.02.2020- 09:04


Marksist olabilmek, Marksist Leninist dünya görüşünü içselleştirebilmek her şeyden önce Marksist felsefeyi, Marksist kavrayışı edinebilmekle mümkün hale gelebilir. Marksizm konusunda öncelikle anlaşılması gereken budur. Yoksa ne kadar kolay olurdu;   arama motorları bir tık mesafemizde bulunuyor ve doğrusuyla yanlışıyla hemen hemen her türlü bilgi ve yoruma ulaşabilmek çok da zor değilken, evet, Marksist veya ''enternasyonalist komünist'' olmak, ne kadar kolay olurdu! Bir kez daha altını çizelim, böyle değil, böyle olmuyor, bu tür ezbercilik, kopyacılık ve taklitçilikten kaçınmak gerek. Hele bir de çok sıradan bir kavrayış yöntemi de yoksa, edinilmemişse, sonuçta ortaya çıkan şey, belki yazan çizenin egosunu tatmin ediyordur ama gerçekte kendi içinde tutarsızlıklarla dolu   bir komiklik olmaktan öteye geçemiyor.

Biraz ayrıntıya girelim. İnsanın beyin kapasitesinin gelişmesi bundan beş milyon yıl öncesine dayanıyor. Yani insanın ''homo'' olarak tanımlanması hem ayağa kalkıp ellerini kullanması ve hem de beyin hacminin   1000cc.'nin ( ortalama 1250) üzerine çıkmasıyla mümkün olabilmiştir. Evrimsel sürecin homo'yu bugüne taşıdığı noktada beyin hacmimiz çok da farklı değil, beyin üç aşağı beş yukarı aynı. Aradan beş milyon yıl geçmiş, modern insanın ortaya çıkışından bu yana 2 milyon yılı geride bırakmışız. Ama bilgi edinme ve bilgiyi kullanmadaki geometrik artış şunun şurasında 20.yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşmiş. Önce 5 milyon, sonra 2 milyon ve sonra   yüzlerce yıllık bir süreç ve insan ancak bu çok uzun bir zaman sonucunda birey, toplum ve doğa konusunda bilgi birikimine ulaşabilmiş. Kısaca beyin ve aklın fiziksel yapısı çok değişmemekle birlikte bilgi birikimimiz ve kavrayış yöntemlerimiz farklılaştığı için   bugünün insanı ile yüzlerce yıl öncesinin insanı arasında kıyaslanmayacak büyük farklar var. İşte önemli olan, önemsenmesi gereken hep bilginin kendisi ve onu da değerlendirebilecek ve doğru kullanabilecek bir kavrayış yöntemi edinebilmektir. Bir başka deyişle yanlış olma ihtimali bir yana, bilgi, varolanın-karşımıza çıkanın   ezberlenmesi değil, o açıklamayı gerektiren kavrayış mantığıyla ve neden sonuç diyalektiği ile birlikte edinilmeye çalışılması sürecidir. Yani bilgi konusu, bilgilenmek konusu da bir ezbercilik değil bir süreç işidir. O süreç bir bütün olarak kavranmadan bilginin bilgi olarak içselleşebilmesi çok da mümkün olmamaktadır. İşte bu yüzden bir felsefeye ve bir kavrayışa ihtiyaç vardır ve eğer yoksa, en iddialı tavır hep eleştirdiğimiz ezbercilik, kopyacılık ve taklitçilikten öteye geçmez.

Marksistler için gerekli olan felsefe işçi sınıfının felsefesi ve dünya görüşüdür. Yani diyalektik materyalizm... Diyalektik materyalizme göre her şey, gerçekliğin bütünü bir süreç işidir ya, bir hoşluk yapalım ve Marksist olabilmenin de bir süreç işi olduğunu söyleyelim. Hiç de yanlış değil. Öncesi ve sonrası bilinmeksizin, k de disiplininternette aranılıp bulunan ve doğru olduğu tartışılır bilgileri ezberlemek bir Marksist için, her şeyden önce diyalektiğe aykırı. Bu yüzden Marksist felsefe ve diyalektik yöntem ve bilimsel bir kavrayış çok önemsenmelidir. Marksist olabilmek de bu yüzden disiplinli bir okuma alışkanlığı edinebilmekten geçiyor.   Okuma süreci bir bilgi zenginliği yaratacak, o bilginin hangi polemikler ve hangi neden sonuç bağlamında ortaya çıktığı netleşecek ve aynı zamanda edinilecek kavrayış yöntemiyle de çok daha düzgün (ve Marksizme uygun) çözümlemeler yapabilme becerisi ortaya çıkacaktır. Doğrusu ve olması gereken de budur.

****

Alıntı konusuna da şunu söylemekte yarar var. Alıntı eğer kitaptan alınmamışsa, çoğu kez olduğu gibi internette bulunan bir çalışmadan edinilmişse doğru ve gerekli olan kural önce o linkin belirtilmesi ve sonra o linke dayanılarak kitap adı -sayfa numarasına kadar- verilmesidir. ( Bu yapılmıyor, kitap okunmamasına rağmen kitap adı verilmesi tercih edilerek kitabın okunduğu izlenimi verilmeye çalışılıyor. Bir başka neden ise, o link verilmeyerek kopya edilen yazının açığa çıkmasının önünü kesmek. Kısaca tam bir köylü kurnazlığı.) Bu yöntem doğru bir yöntem değil. Hatta bazen öyle oluyor ki, makaledeki alıntı ''Lenin Toplu Eserler) yazdı diye, sanki kendisi de o alıntıyı oradan edinmiş gibi, ''Lenin Toplu Eserler'' diye kaynak göstermesi. Lenin'in böyle bir ''eseri'' mi var? Hadi öyle kabul edelim, hani yayınevi, hani sayfa nosu? Birileri yanlış yapıyor diye, o yanlışı aynen sürdürmenin bir anlamı olabilir mi? ( Var tabi, link verilmeyerek -biraz önce söyledim- taklit edilen yazı açığa çıkmış olacak. Bundan kaçınmak ve hem de sanki bir kitaptan alınmış izlenimi vermek için bu yöntem seçiliyor; tabi bilinmiyor oluşu da ihtimal dahilinde...)

****

Her şeyin çaresi var. Nasıl ki, kapitalizmin ve insanın insanı sömürmesinin bir çaresi varsa bu sorunun da çaresi var. O da samimiyet; içtenlik. SAmimiyet ve içtenlik hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da sorunun panzehiridir. Samimiyet ve içtenlik girdiği her konuya ''seni kandırmaya çalışmıyorum, sana yalan söylemiyorum, bana bir yoldaş olarak güvenebilirsin'' demektir, her şeyden önce... Karşılığı ise hiçbir çekince yaşamadan ''bildiklerim bunlar, doğru bildiğim bilgiler bunlar, yorumum bu bilgilere dayanıyor'' demektir. Doğru bilinen şeylerin tamamı bile ''karşı taraf''ça yanlış bulunsa bile değerli ve anlamlı olacaktır.

Yoksa?
Samimiyet ve içtenlik yoksa neyin önemi olabilir ki!











Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Doğu Perincek'in yanlışı... melnur 0 264 13.07.2019- 11:16
Konu Klasör Suriye operasyonuna doğru: AKP macera arıyor melnur 5 355 16.10.2019- 07:55
Konu Klasör Bilinen en büyük sarı hiperdev sirius 6 2307 25.03.2014- 21:09
Konu Klasör M.Çulhaoğlu: Post-liberal arayışlar ve sol melnur 0 186 08.07.2019- 08:49
Konu Klasör Bilinen teorileri alt üst eden gezegen bulundu! sirius 0 2210 25.07.2014- 00:19
Etiketler   Alıntı,   konusu,   ezbercilik,   doğru,   bilinen,   yanlışlar.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS