SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 13 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   6   7   8   [9]   10   11   12   >   son» 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 16.11.2020- 05:01


Ekonominin   dibe vurmasını sağladılar, şeklindeki eleştirilere   ''efendim he şeyi AKP'ye bağlıyorsunuz, gerçekte Türkiye kapitalizmi dibe vurdu'' gibi bir söylemin çok da ciddiye alınır bir yanı yok; kalkınmayı sadece inşaata bağlayan bir anlayışı ''kapitalizmin gereği ve sonucu'' şeklinde yorumlamak çok fazla kolaycılık. Ne yani, daha bir kaç yıl önce   tarım ürünlerinde kendi kendine yeterli olan sekiz ülkeden biri olan Türkiye bugün otu ve samanı bile dışarıdan alan bir ülke haline gelmiş/getirilmişse ''kapitalizmden'' diye başlayan cümleler kurmanın toplum nezdinde hiçbir inandırıcılığı olmadığı gibi, insanın içini daraltmaktan başka işe de yaramadığını göremiyor muyuz?

Sadece ekonomi mi sorunlu, burjuvazinin cumhuriyet kazanımlarına ihtiyacı yok bu yüzden cumhuriyet terkediliyor anlamındaki bir söylemin de ciddiye alınır bir yanı olabilir mi? Bu söylem bir yana, tekrar edelim, AKP 20 yıla yakın iktidar döneminde hemen her konuda duvara tosladı. Burjuvazi değil, AKP yönetemiyor. Anlaşılmıyorsa ve sınıfsallık dışı sanılıyorsa açalım, burjuvazinin gerici/dinci kanadı yönetemiyor. Ve burjuvaziyi sadece bu siyasetle ilişkilendirmek kadar ahmakça ve ön yargılı bir kavrayış olamaz. Ya gizli AKP'cilik söz konusudur, ya bu politik perspektiften farklı bir beklenti içine girilmektedir.

Evet, Türkiye her konuda duvara tosladı, bu iktidar baştan beri yönetemiyor. İç ve dış koşulların uygunluğu çerçevesinde işler iyi gitti sanıldı, koşullar biraz değişince, çıplak gerçek ortaya çıktı. Yönetemiyorlar. Bu konuda bir büyük beceri eksiklikleri var. Donanımlı değiller. Öngörüsüzler ve dünyayı da, hatta kapitalizmi bile okuyamıyorlar. Uzatmadan konuya bağlayayım; bu Türkiye'yi ve hatta kapitalizmi bile yönetmeyi hak etmeyen zihniyetin pandemi sürecini yönetmesinin mümkün olmadığını baştan beri söylüyorduk. Gerçekler de ortaya çıktı, meğer vaka sayısı olarak açıklanan veri vaka sayısı değilmiş. Dündü sanıyorum, İBB Başkanı İmamoğlu İstanbul'daki corona nedeniyle ölüm sayısının Bakanın ülkedeki ölüm sayısının iki katına yakın olduğunu açıkladı. Yani...ölüm rakamı da doğru değil. TTB vaka sayısının 20 binlere yakın olduğunu söyledi. Duruma bakar mısınız! Pandemi sürecinin dokuzuncu ayındayız ve süreç en yüksek noktasına ulaşmış ve giderek daha kötü veriler açıklanıyor. İstanbul da başı çekiyor, o hale geldi. Zamanında alınmayan önlemlerin acısını şimdi çekiyoruz.

Bir haftadır dolaşıyorum. Kişisel önlemlere -hijyen, maske ve mesafe- konusunda olabildiğince uyuluyor. Mesafeye uymak İstanbul gibi bir kentte zaten mümkün değil. Pazar tezgahlarının karşısında veya sokak ve caddelerde ikişer metre arayla mı dolaşılacak ve alış veriş yapılacak? Böyle bir şey olabilir mi? Eminin işe gidiş ve geliş saatlerinde de kitle ulaşım araçlarında bu kuralı işletebilmek pek mümkün olmuyor ve en önemlisi işyerleri, fabrikalar, atölyelerin durumu. İşçilerimiz, emekçi arkadaşlarımız bulundukları yerlerde bu kurallara uyarak bütün bir günü geçirebilmeleri nasıl mümkün olsun? Eninde sonunda İmamoğlu'nun söylediği gibi halkımızın iki üç ay eve kapanması. Bütün ihtiyaçların devlet tarafından karşılanarak tabi... AKP tarafından yaratılan ''yeni ve Büyük Türkiye'' böyle bir sorunun üstesinden gelebilecek güçtedir sanıyorum, öyle değil mi?

Türkiye kötüye gidiyor; her konuda böyle. Geçen her gün tekrar iyileşmesi zorlaştığı gibi, iyileşme zemini de ortadan kalkıyor. Bu yüzden sınıfsal mücadelenin merkezine AKP'ye karşı mücadele alınmalıdır. Sınıfsallığı, sınıfsal mücadeleyi ''zaten hepsi bir''e oturttuğumuzda toplum tarafından ciddiye alınmayacağımızı bilmeli ve ayrıca toplumun da gerisine düşeceğimizi anlamalıyız, diye düşünüyorum.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 18.11.2020- 03:13


Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü toplantıdan sonra pandemi konusunda alınan tedbirleri açıkladı. 65 yaş kısıtlamasına 20 yaş altı da eklendi, lokantalar paket servis, kahvehaneler kapalı ve hafta sonları saat 10 ile so arası dışında yasak. Yani...

Yanisi, diz boyu çaresizlik.

Yeni ve eskisinden kat be kat güçlü olan, Ortadoğu'nun ekonomide yükselen değeri Türkiye bir türlü 2-3 haftalık bir kapanmayı gerçekleştiremiyor. Salgını önlemenin yolu da buradan geçiyor. Yoksa, bu tedbirlerle(!) salgının önünü kesmenin olanağı yok. Veriler de ne kadar gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın kötüleşiyor. Bakanın açıkladıklarında bile ölüm sayısı, hasta sayısı giderek artıyor. İmamoğlu'nun İstanbul için verdiği ölüm sayısı ise ülkede durumun ne kadar vahim bir hal aldığını gösteriyor.

Maske, hijyen ve mesafe...
Ne yazık ki, bir adım öteye geçemedik!



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.11.2020- 09:15


Önce sağlık çalışanlarından gelmişti uyarı, kişisel deneyimleri bakanın açıkladığı rakamların gerçeği tam olarak yansıtmadığını ileri sürmeye başlamışlardı. Önce bir şaşkınlık, sonra ''koskoca bakanın yanlış bilgi verebilmesi nasıl mümkün   olur?'' tedirginliği...İnanamadık, sonra bakanımız ''açıklanan vaka sayısı değil, hasta sayısı'' demeye başladı. Vaka sayısı daha falaymış ama onlarda hastalık belirtisi bulunmadığı için bir şey yapmıyorlar, eve gönderiyorlarmış! Hayda, ya olur mu böyle şey, Dünya Sağlık Örgütü'nün salgına getirdiği bir tanım ve çerçeve varken bunun dışına çıkmanın yangından mal kaçırmak anlamına geldiği bilinmez mi?

Bilinmez olur mu?

Ama siyasal iktidar için deniz bitti; borçla harçla, pragmatik yaklaşımlarla ve sürekli algı yaratılarak sürdürülmeye çalışılan dönemin sonuna elindi. Yani takke düştü, kel göründü. Baştan sona yetesizlik, çaresizlik ve ne yapığını bilememe durumu... Bir gün söylediğini, çok değil bir gün sonra inkar ve başka şeyler söyleme çıkmazı. Ekonominin uçuşta olduğunu, çok iyi durumda olduğumuzu söyleyenler söylediklerinin üzerinden daha iki gün geçmeden bu kez ''acı reçete'' demeye başladılar.

Sadece sınıfsallık değil, bu kavram süreci anlatmada yetersiz kalır...
Kapasite meselesi bu...
Liberal deyimle çevrenin merkeze oturması ve merkezi tasfiyesi...
Cumhuriyetin böyle bir anlayışla yönetilemeyeceğinin açık seçik göstergesi...

Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca'nın durumu bu perspektif dışında ele alınıp anlaşılamaz. Dün açıkladığı eriler 6814 ölüm sayısıydı. Ya vaka sayısı; onu da söylemek durumunda kaldı. 28.351. Toplam 35.165. Yazıyla otuz beş bin yüz altmış beş kişi...Günlük veri bu. Aylar öncesinde sağlıkçılarımız ''bakanın açıkladığı rakamları en az on ile çapın derken ne kadar haklıymışlar!. İyi ki cumhuriyetin yetiştirdiği bu sağlıkçılarımız var. Canları pahasına bu pandemiyle uğaşıyorlar.

Ve iyi ki İBB Başkanı İmamoğlu var.
İyi ki, ''hepsi bir'' deyip AKP zihniyetini yerel iktidardan uzaklaştırma konusunda geri adım atmadık.

İmamoğlu bakanın Türkiye için açıkladığı ölüm sayısının doğru olmadığını somut olarak belgeledi. ''Sadece İstanbul'da 50-60 fazlası var'' dedi. Ölüm sayıları da vaka sayıları gibi doğru değildi.

Tam kapamaya geçilmesi lazım ve bence daha önemlisi, bu siyasal iktidarın bir an önce iktidardan uzaklaştırılması gerekir. Muhalefet tümüyle bu konuyu önceliğine almalı. Sosyalisler aklını başına devşirmeli. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçmamalı. Dün Kılıçdaoğlu ve Akşener'in erken seçim çağrısı umarım sürekli gündemde tutulur.   Genel seçim acil bir ihtiyaç oldu. Çünkü... Bir şeyler yapmak lazım...Çünkü...Bu çaresizliği yenmek lazım...

İnsanlarımız ölüyor.
Dışarda ölüm kol geziyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.11.2020- 04:55



Resim Ekleme
Bakanın 26 tarihli açıklamasına göre Türkiye'de ölüm sayısında rekor var. Tam 174 ölüm. İBB Başkanı İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise sadece İstanbul'da salgından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısının 231 olduğunu açıkladılar.

Bakanın açıkladığı günlük vaka sayısı da rekor; 29 132. TTB yetkilileri bu sayının da doğruyu yansıtmadığını, sadece Ankara'daki vaka sayısının 40 binin üzerinde olduğunu söylüyor. Türkiye çapında bu rakamın 80 bini aştığını belirtiyorlar.

İpin ucunu kaçırdık.
İpin ucunu çoktan kaçırdık.

İmamoğlu ''bakanın samimiyetine inanıyorum'' demiş. Mesele bu değil ki artık; oraları çoktan geçtik. İstanbul'da Küçük Çekmece Gasilhanesi'nden bir görüntü düştü medyaya. Sıra sıra, dizi dizi   ölümler.   Artık Bakanın açıklamaları ve gösterdiği tablolar da önemini yitirdi; güven vermiyor, doğruyu yansıtmıyor. Pandemiden sakınmanınyolu ne maske ve ne de mesafe...

Nasıl olur, nasıl yapılır bilmem, ama   sokağa çıkılmamalı...
Evet, dışarıda ölüm kol geziyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 01.12.2020- 15:50


Yetkililerin açıklamaları önemini yitirdi, hiç inandırıcı değiller. Çaresizlik sözde ''yeni önlemleri'' getirdi. Kaset başa sarıldı aslında, hafta sonları   sokağa çıkmak yasak, hafta içi herkes dışarı! İki hafta tam kapama olsa ekonomi dibe mi vuracak, devlet mi batacak? ''Yeni Türkiye'' bu kadar aciz mi, yetersiz mi?

Ama inanın, çok değil, 2023'te her şey güzel olacak! Karadeniz'de doğal gaz bulunmuş. 50 milyon ünite de corona aşısı sipariş edilmiş. Hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımız her şeye vakıf; gerçi grip aşısı da yeterli değil. Risk gruplarına bile yetmiyor, ama olsun, Karadeniz'de doğal gaz bulunmuş. 50 milyon ünite de corona aşısı sipariş edilmiş!

Moralinizi bozmayın!.
2023'e ne kaldı?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.03.2021- 08:50


Son yorumu bir üstte Aralık ayının ilk günü yapmışım. İlginç bir şekilde 50 milyon doz aşı siparişi verildiğini yazmışım. Hatırlıyor musunuz, iktidar öyle söylemişti, arkasından da eklemişti; Aralık ayında 20, Ocak ayında yirmi ve sonrasında on milyon doz gelecekti. Aşılara başlayacaktık ve tıpkı Karadeniz'de doğal gaz gibi ve tıpkı A'y'a gideceğimiz müjdesi gibi aşı konusu da allanıp pullanıp halkın önüne konmuştu. Ne oldu? Siyasi iktidar gerçekleri değil algıyı yönetmeye çalışıyor demiştik. Artık onu da beceremiyor. Konudan sapılmayacaksa pandemi konusu tam bir fiyasko.

Salgın konusundaki en önemli dezavantajımız, bu iktidar döneminde karşılaşmış olmamız, diye çok yazmıştım. Aynen öyle oluyor. Ne yazık ki, öyle oluyor. Dört tane maskeyi dağıtamayan bir iktidardan böylesine kapsamlı, karmaşık ve de tehlikeli süreci bilimsel bir yaklaşımla yönetir mi sanıyorduk? Böyle bir şey yok. Bu siyasi anlayış iktidara geldiğinde iç ve dış koşulların uygunluğuyla kimi çevrelerin desteğini aldılar ve ülkeyi yönetebilecekleri, ülkeyi demokrasi ve özgürlüklerle buluşturabilecekleri algısı yaratabildiler. Ama o kadar, sadece o kadar. Algı yarattılar sadece. Sonra koşullar değişince ki o zamana kadar devleti de hallettiler, foyaları ortaya çıktı Yapamıyorlar. Hiçbir konuda ne entelektüel birikimleri, ne bilime olan inançları ve ne de yapabilme becerileri var. Kör topal gidiyoruz. Son zamanların söylemiyle ülke haritası giderek boydan boya kırmızıya dönüyor.

Evet, corona'da her şey kırmızı. Günlük vaka sayıları 20 bin civarında, günlük ölüm sayısı ortalama on kişi. Daha şunun şurasında 15 gün öncesinde vaka sayısı beş-altı binlere düşmüşken, şimdi, 20 bin. Ne oluyoruz, nasıl beceremiyoruz diye soran da yok. Sorsa yeni Türkiye'nin ekonomisinin batık ekonomi olduğu ortaya çıkacak, bunun yerine tercih insanlarımızın ölümüne seyirci kalmaktan başka bir şey değil. Hala hijyen, maske, mesafe deyip duruyoruz. Tek bir önlem yok, aşı konusu da yüzümüze gözümüze bulaştı...

Basit bir örnek, Almanya 4 haftalık tam kapanmayı tartışır hale geldi. Bildiğim kadarıyla bundan önce üç kapama yaptılar. Başka ülkeler de var. Ama biz, gerçeklerden o kadar koptuk ki. Ortada aşı falan da yok. 65 yaş üstü bile tam olarak bitirilemedi. Yüz seksen milyon dozdan daha fazlası gerekliyken ortada yarısının yarısı bile yok. Ve bu koşullarda AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin tek yürütücüsü, tek sorumlusu Sayın Recep Tayyip Erdoğan pandemi konusunda en başarılı ülke olduğumuzu söylüyor!

Sizin de içiniz yanmıyor mu?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 28.03.2021- 05:01


Günlük vaka sayısı giderek artıyor.   223 bin testte 30 binin üzerinde vaka sayısı bir hayli yüksek. Ölümlerde de artış var. İki gündür 150'nin üzerine çıkıldı. Görülen ilk Corona vakasından bu yana da bir yılı geride bıraktık. Peki ne oldu; ilerleme mi kaydettik; önlemlerimiz işe mi yaradı? Vaka sayısı, hasta sayısı, ölüm sayıları mı azaldı? Hiçbiri olmadı tabi. İşin başından belliydi, dört tane maskeyi, bir şişe kolonyayı dağıtamayan siyasi iktidar, dünyayı kasıp kavuran bir salgında nasıl başarılı olabilirdi ki? Ama Amerika dahil, bilmem kaç tane ülkeye maske gönderebilmişiz, şimdilerde de bilmem kaç bin doz aşıyı başka bir ülkeye ( sanırım Bosna-Hersek'di) göndermeye çalışıyormuşuz! Sadece algı. Bir sorunu çözme çabası değil, sadece algıyı yönetme çabası...Elinden gelen bu.

Durum iyi değil. Zaten ekonomik bir çöküntü vardı, şimdi buna bir de corona çaresizliği eklendi. Bir yanda alışkanlık haline gelen çaresizlik öbür yanda ''lebaleb'' kongreler...Kayıtsızlık, umursamazlık, yönetememe krizleri bir yanda, diğer yanda canını dişine takmış sağlık emekçileri... Ne kadar dayanırız; sadece maske, mesafe, hijyen önererek işin içinden çıkma olasılığı olabilir mi? Çareyi bir türlü çoğaltamıyoruz; aşı bu kadar geç kalmamalıdı, işler bu kadar yavaş ilerlememeli ve öncesinde hıfzıssıhha kapatılmamalıydı. 30'lu yılların sonuna doğru Çin'e aşı yardımı yapabilen bir ülkeden bugün parasıyla da olsa yeterince aşı bulamayan bir ülke haline döndük!

Kısaca diz boyu çaresizlik batağı.
Sorunun bilincinde mi değiliz, nedir!
Hiçbir şey olmamış, her şey uyarında gidiyormuş gibi...
Hala...
Normal yaşantımıza devam ediyoruz.

Akıl alır gibi değil.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 9.029
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

44 kere teşekkür edildi.
33 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 30.03.2021- 02:08



Resim Ekleme
Tablo bu.
Bir iki hafta önce haritada mavi olan yerler sarı ve turuncuya, turuncu olan yerler ise kırmızıya dönmüş. İyiye gideceğimize kötüye gidiyoruz. Önlem falan da alınmıyor. Lebaleb kongrelerde ''güçlüyüz, ayaktayız'' izlenimi verilmeye çalışılırken, ülkede corona yaygınlaşacakmış, ne gam! Partili cumhurbaşkanı seçim kazansın da ne olursa olsun!

Muhalefet gidilen yolun yol olmadığını söyler ve önlemlerini sıralarken, sadece bu salgın konusunda deil, hemen her konuda iktidara ne yapması gerektiğini ve neler yapılırsa sorunun bir çözüme kavuşacağını söylemeye çalışıyor. Böyle bir pozisyon almış ve arada bir de, ''Sayın Cumhurbaşkanı danışmanlarını değiştirsin, kendisine yanlış bilgi veriyorlar, yanlış yönlendiriyorlar'' diyorlar... Muhalefet böyle olursa iktidar elbette girdiği her seçimi kazanır. Öyle de olmadı mı? Memleket yangın yerine dönmüş, yıllardır mutfakta hararet yüksek, içeride kutuplaşma, dışarıda Mehmetçik silah kuşanmış vaziyette, bizim muhalefetteki sosyal demokrat kesimler hala bulundukları yerden bir adım öteye gidemiyor!

Böyle bir şey olabilir mi?

Ülkenin bu hale gelmesinin nedeni partili Cumhurbaşkanı ve AKP değil de, ''yanlış yönlendiren danışmanlar'' olduğu açıklamasını geniş kitlelere duyurduğunuzda o kitleler de size oy vermeyecek, danışmanını değiştirir umuduyla yine iktidara yönelecektir! Böyle bir muhalefet, böyle bir siyaset tarzı olabilir mi? Örnekse, kırmızıya dönen, yani corona konusunda ağırlaşan şehirlerde Pazar yasağına bir de Cumartesi yasağı eklendi. Bir de aşı konusunda sıranın 60 yaş üstüne geldiği açıklandı. Haftanın beş günü her şey yolundaymış gibi çalışacağız, toplu taşıma kullanacağız, lebaleb kongreler yapıp, lebaleb bir günlük yaşam içinde olacağız, sonra da bu şekilde bu salgının üstesinden gelmiş olacağız!

Çözüm AKP-MHP ittifakının iktidardan uzaklaştırılmasıdır.
Başkaca bir çıkış da yoktur.

Tam kapanma, ülkenin baştan sona eve kapanması, karantina uygulaması, ve günde en az bir milyon aşının kitlelerle buluşması acilliğini yinelemenin bile bir yararı yoktur. Muhalefet muhalefet olabilmek için corona dahil her konuda geniş kitlelere umut ve güven vermelidir, bu uğurda bir araya gelebilmeli ve iktidarı iktidardan edebileceğini gösterebilmelidir.

Yoksa...
Üç beş esnaf ziyareti,
Kısıtlı sayıdaki televizyon açıklamaları...
Ve bir de bayılıyorum o açıklamalara ''danışmanları değiştirelim'' çağrılarıyla...
''Her şey güzel olacak'' sözü de bir başka bahara kalır.
Yerinde sayar dururuz!
Tıpkı corona konusunda   olduğu gibi...



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 13 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   6   7   8   [9]   10   11   12   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör 'Adnan Oktar vakası bilimsel bir suçtur' melnur 1 585 28.10.2020- 03:17
Konu Klasör 'Gezi Davası' görüldü: Tüm sanıklar için beraat kararı... melnur 2 830 22.02.2020- 19:18
Etiketler   Türkiyede,   ilk,   koronavirüs,   vakası,   görüldü.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS