SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 4 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   2   3   [4] 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.01.2021- 20:17


Sn.proleter-devrimci,

SSCB konusunda tek adam diktatoryası ''eleştirileri'' de çok haksız eleştiriler. Sağlı sollu liberaller de yine demokrasi adı altında SSCB ve Stalin düşmanlığı konusunda epey köpürtüyorlar. Bunları samimi bulmak pek de kolay değil. Köylü Rusya'da devrim olmuş, dünya devrimi Almanya'da yenilmiş, tek ülkede sosyalizm yalnız kalmış ve o ülkede kuruculuk sadece Stalin'in omuzlarına kalmışsa bu ''tek adam diktatörlüğü'' yaklaşımını Stalin'e karşı bir haksızlık olarak görüyorum. Bugünden bakıldığında şöyle olsaydı, böyle olmasaydı demek çok kolay, özellikle Lenin'in ölümünden sonra Stalin'in iç ve dış muhalefet karşı verdiği mücadelenin ve ayrıca sosyalist kuruculuğa yönelmenin sorunsuz ilerleyeceğini savunmak da bir başka haksızlık.

Demokrasinin Marksizme içkin hale getirilmesinden ve hem demokratik merkeziyetçilik ve hem de proleter diktatörlüğün bu konuda derinleştirilmesinden yana görüş bildirirken bunun sol liberaller ( ve Troçkistler) gibi SSCB ve Stalin düşmanlığına dönüştürülmemesi gerektiğinin de altını çizmeliydi. SSCB elbette bir sonraki deneyimler için ders alınması gereken modeldir ama, SSCB'yi ve Stalin'i gömerek de solculuk yapılmamalı. Eksikleri olabilir, hatalar olabilir, olmaması mümkün mü? Bir sosyalist kuruculuk yaşanıyor ve hem içeriden hem dışarıdan baskılanmaya çalışılıyor.   Halk yoksul. Köylülüğün kentleri beslemesinde sorunlar yaşanıyor. En yakınındaki adam (Kirov) öldürülüyor. Emperyalizm Hitler aracılığıyla Rusya'ya saldıracak, belli. Ve Stalin böyle bir ülkede her gün daha da üste koyarak ilerliyor. Stalin bütün bu süreçlerden yüzünün akıyla çıkıyor. Sağlı sollu liberalleri anlarım, aklını demokrasiyle bozmuş solu(!) da anlarım ama bir sosyalistin SSCB ve Stalin konusunu liberal bir söylemle yorumlaması nedense bana çok garip geliyor.

Not: Liberaller sadece Kemalizm konusunda değil, SSCB ve Stalin konusunda etkili olmuşlardır. SSCB ve Stalin düşmanlığını sadece Troçkistlere bağlamak da bana eksikli bir yorum gibi geliyor.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
Proleter_Devrimci
[ Proleter_Devrimci ]

Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 19.01.2019
İleti Sayısı: 81
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

23 kere teşekkür edildi.
32 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: Proleter_Devrimci
Cevap Tarihi: 09.01.2021- 00:08


Sayın melnur,

Ben Sovyetler Birliği'ne yönelik eleştirilerimde sadece Stalin'i değil, onun ardından gelen ve Stalin'i mahkum eden haleflerinide aynı kapsam içerisine almıştım aslında... Örneğin, 20. kongrede Stalin'i mahkum edip, kollektif liderlik kavramını ortaya atan Kruşçev, bir süre sonra Jukov gibi, Kaganovic gibi, Malenkov gibi Sovyetler Birliği'nin önde gelen şahsiyetlerini kendisi tasfiye ederek, iktidarını güçlendirmeye ve bir tür tek adam rejimini kurmaya çalışmıştı... Yani ben bir önceki yazımda Stalin üzerine bir eleştiri kurgulamadım. Fakat bu, Stalin'e yönelik her eleştirinin liberal sol olarak mahkum edilmesini doğru bulduğum anlamına gelmesin. Söylediğiniz gibi Stalin, Lenin öldükten sonra oldukça zorlayıcı bir miras almıştır ve sizin de saydığınız problemlere ek olarak birde II. Dünya Savaşı'nda, tarihin gördüğü en barbar ordu olan Nazi ordusu ile, insanlık adına bir ölüm kalım mücadelesine girmek zorunda kalmıştır. Onun sadece Nazilere yönelik bu mücadelesi bile insanlık adına önemli bir kazanımdır ve kendisini tarihte önemli bir konuma yerleştirmektedir. Fakat bu Stalin'in hiç eleştirilemeyeceği anlamına gelmediği gibi, bir tarihsel şahsiyete yönelik eleştirinin, hemen o kişinin karalanması olarak algılanmaması gerekir. Sosyalizm tarihindeki önemli simalara karşı yaklaşımımız, bir tür metafizik algısı içerisinde, salt iyi ve kötü olarak algısı içerisinde olmamalıdır. Örneğin, Mao, daha Stalin yaşarken, Sovyetler Birliği'nde Stalin aleyhinde tek bir söz söylenilemezken, ona yönelik çeşitli eleştiriler getirmiştir. Fakat Stalin öldükten sonra, onun tüm mirası Sovyetler Birliği tarafından reddedilirken, hatta ismi bile Sovyetler Birliği'nden ki marşlardan silinirken, bunun doğru olmadığını, Stalin'in her şeye rağmen önemli bir devrimci şahsiyet olduğunu ifade etmiştir. Sovyetler Birliği'nde Stalin'in tüm izleri ortadan kaldırırken, Çin'de hala Stalin'in resimleri sokakları süslemekteydi...Bizde Mao gibi olmalı, eleştiri mekanizmasını hemen karşı devrimcilik olarak mahkum etmemeli ama bunu bir tür devrimci tarihsel şahsiyetlerin karalanması noktasına vardırmamalıyız. Stalin'de en nihayetinde bir insandır ve aşırı bir kişisel kültleştirme içinde onu eleştirilemez ve dokunulamaz bir konuma yerleştirmemeliyiz. Stalin'in aşırı otoriter eğilimler içerisinde olduğunu Lenin, daha yaşarken fark etmiş ve bunu yazdığı vasiyetnamesinde dile getirmiştir. Bunu inkar edemez ve göz ardı edemeyiz. Fakat soğuk savaş döneminde ABD'nin ve gerici sağ rejimlerin, gerizekalı anti-komunist kitlelerini konsolide etmek için uydurduğu Ukrayna'da 7 milyon, Kazakistan'da 4 milyon insanın Stalin tarafından katledildiği gibi veya bir Gürcü(!) olan Stalin'in Rus olmayan uluslara ulusal baskı uyguladığı gibi soğuk savaş döneminin saçma sapan efsanelerine tabi ki itibar göstermemeliyiz. Fakat söylediğim gibi, özgür tartışma ve eleştiri ortamının sol içerisinde, devrimci şahsiyetlere saygı göstererek ama onları kültleştirmeyerek açık tutulması gerektiğini düşünmekteyim.




Bu ileti en son Proleter_Devrimci tarafından 09.01.2021- 00:25 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.

Teşekkür edenler:   melnur [09.01.2021- 05:14],

Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.623
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

36 kere teşekkür edildi.
30 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 09.01.2021- 06:21


Demokrasi ve sosyalizm konusunda Metin Çulhaoğlu'nun İLERİ'deki bugünkü yazısın son bölümü kısa bir özet gibi olmuş.

''...Yapılabilecek olan ve bizce yapılması gereken, “seçimler” ve “temsili mekanizmalar/organlar” korunmak üzere bildiğimiz demokrasiyi yeniden ve burjuva demokrasisinin katması mümkün olmayan eklerle birlikte yeniden tanımlamak, geleceğin sosyalist demokrasisinde yer alacak belirleyici özelliklerin en azından bir kısmını bugün savunmak, önermek ve hayata geçmesi için çalışmaktır.''

Bir kez daha yinelenecekse, demokrasi ve Marksizm ilişkisini yeniden kurmakta yarar var. Faşizme karşı demokrasi mücadelesinin yalnız başına bırakılması teorik açıdan ezberciliği sosyalistçilik ve enternasyonalistlik kesimlerin anlaması zor. Belki sorunun demokrasi ve Marksizm ilişkisinin detaylı bir analizinden geçmediği, sorunun bu tür kişilerin okuma, anlama ve içselleştirme (analiz edebilme) becerilerini yitirdiği ve belki hiç olmadığı şeklinde yanıt bulacaktır ama, bu tür yanıtlara katılmak da mümkün değil. Tamam, özellikle AKP'nin devletleşme sürecinde liberal saflardan yansıyan burjuva kozmopolitizmini uzunca bir zaman savunan ve bunun da proletarya enternasyonalizmi gereği olduğuna inanan garip tipler ortaya çıktı. Solculukları yaşanan süreci okuyamama gibiydi ve daha doğrusu liberaller gibi okuma çabasına dönüşmüştü ve bunu gizleyebilmek için habire yanlış yorumladıkları Lenin şunu dedi, marks şunu söylemişti, ezberine sarılmaktı. Birtakım önyargılı ve belki trolleşmiş tipleri ayırıyorum. Onlar için   ne yapılsa kar etmez, etmeyecektir ama, bir sosyalist için diyalektik düşünme ve analizin gerekliliği belki parti çalışmalarıyla mutlaka verilmeli, ve konuya da bağlarsak demokrasi ve Marksizm konusu bir şekilde yeniden üretilmelidir.

Marksist tanım demokrasinin bir yönetim biçimi olduğu yönündedir. Bir Marksistin bu tanıma aykırı bir tutum aması mümkün mü? Sorun demokrasinin bu tanımlama halinin birtakım pratikler dışında sol tarafından derinleştirilmemesidir. Bu tanımlama için demokrasinin de tıpkı diktatörlük gibi bir işleyişe sahip olduğu, diktatörlüğün daha hızlı/seri işleyen demokrasinin ise daha yavaşça yol alan bir mekanizma olduğu, temelde birbirinden farksızlığını vurgulamak bir ezber gibi algılandığında farklı nesnellik altında o zihin tarafından yanlış yorumlanmaya neden olacaktır. Çağımızda okuma alışkanlığı edinebilmek zordur, daha da zorlaşmaktadır. İnternet dünyasının kolaycılığa teşvik etmesi de bir başka sorun. Bu ortamda birtakım şarlatan tiplerin ortaya çıkması ve solculuk ve proleter enternasyonalizmi adına sempatizan kitlelere anti sosyalist, anti Marksist bir duruşu Marks ve Lenin alıntılarıyla(!) salık vermesi çok fazla yadırganmamalıdır. Yakın bir zamanda UKKTH alıntılarıyla keskin sosyalistlik örnekleri sunan tiplerin ortadan kaybolması ve artık bu konularda hiç ses çıkmaması garip gelmiyor mu? Dün her yazıya Lenin şöyle demiş diye başlayan yazılar bugün neden yazılmaz; Kürt halkı, Kürt ulusal hareketinin önderliğinde ayrı bir devlet mi kurdu ya da baskılar mı azaldı, nedir? Evet, dün UKKTH konusunda yanlış analizlerin peşinden sürükleniyorlardı, bugün yine yanlış analizlerin peşinden sürüklenerek yanlış yerde duruyorlar. ( Bir parantez, yanlışlığı trollük yapanlar için söylemiyorum. Trollerin sola AKP'ciliği yamamak için ortalıkta gezindiklerini düşünüyorum.)

Biraz açalım konuyu, bugünün Türkiye'sinde demokrasinin faşizmle eşdeğer anlamında bir yorum olduğunu savunan ve bunu da aklınca Lenin'e dayandıran bir zihin aslında bize ne söylemeye çalışmaktadır? Çok basit değil mi, bu sorunun yanıtı; atıyorum AKP iktidarının devrilip CHP ve HDP belirleyiciliği altında bir siyasal iktidarın kurulmasının AKP'nin dinci faşizmiyle eş değer bir anlama sahip olduğunu bize söylemektedir. Başka, ''biz işimize bakalım, AKP'nin iktidardan uzaklaştırılması burjuva bir eğilimdir'' demek istemekteler. Sosyalistlerin, enternasyonalistlerin işi sosyalizme odaklanmak, sınıfsal bir bakış açısı geliştirmek ve sosyalist mücadeleyi sürdürmektedir demeye çalışırlarken aslında yine aynı konu, sınıfsal mücadelenin önlerine bir faşizmle mücadele hattı kurmak/desteklemek gerçeğini koyduklarını fark edemezler. Çünkü donanımları yoktur. Gizli AKP'ciliği, solun içine sızmış AKP trollerini bir kenara koyduğumuzda diğerleri için hem analiz etme becerisi bulunmamakta ve hem de demokrasinin Marksizmle uygunluk bağlamında derinleştirilmesi konusunda eksiklikler ve sorunlar yaşanmakta...

Bu yazıda son bir söz, komünizm bir yönetim işleyişi açısından demokrasinin ortadan kaldırılmasıysa, insanın kendi kendini aracısız yönetmesi bağlamında da tam demokrasinin uygulanabilirlik kazandığı bir toplumsal yapıdır. Kendi kendini yönetmenin temelleri de elbette sosyalist kuruculuğun başladığı dönemlerde ve olanaklar ölçüsünde atılmalıdır. Biçimci bir liberal demokrasiden söz etmediğimi defarlarca açıkladım, söylemeye çalıştığım hem demokratik merkeziyetçilik ve hem de proleter diktatörlük konusunda kitlelerin olabilidiğince sürece katılmaları, bu sürecin koşullarının ve mekanizmalarının ortaya çıkarılmasıdır.



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 4 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   2   3   [4] 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve sosyalizm... melnur 1 723 19.12.2019- 06:12
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve Sosyalizm... melnur 11 1203 13.05.2020- 11:56
Konu Klasör sosyalizm ile reel sosyalizm arasında ne fark var yura 5 10848 23.03.2014- 12:22
Konu Klasör Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm melnur 19 11588 30.08.2013- 00:25
Konu Klasör Demokrasi, mümkün mü ? melnur 4 2948 09.12.2018- 08:23
Etiketler   Demokrasi,   sosyalizm.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS