SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2]   3   >   son» 
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 15.07.2020- 18:16


Face'te rastladım, mealen şöyleydi, ''faşizm demokrasiyle gelir ama demokrasiyle gitmez:''   Böyle bir şeydi ve Aydemir Güler'le de ilişkilendirilmişti. Tarihteki örnekler de hep bu yönde. Demokrasinin açıklarından da yararlanarak iktidara geliyorlar ve sonra iktidarda kalıcı olabilmek için her yöntemi deniyorlar ve her kuralı da kalıcı hale getiriyorlar. Faşizmin iktidardan sandıkla gönderildiğine ilişkin bir örnek de sanırım bulunmuyor. Bu bağlamda kurulan cümle pek de yanlış değil gibi görünüyor.

İyi ama böyle bir yaklaşımda bulunduğumuzda, buradan sol-sosyalizm olarak çıkarsamamız gereken şey ne olmalıdır? Nasıl olsa iktidarda bulunan faşizm sandıkla, demokrasiyle gitmeyecek, bunun bir karşılığı yok, öyleyse seçimi önemseyen düzen muhalefetinin dışında bir yol açılmasının gerektiği mi?

Bir üçüncü yol?

İktidarın sandıkla gitmeyeceği, demokraside bunun bir çaresinin bulunmadığı ve bir üçüncü cephenin açılması gerektiği...falan!

Böyle mi?

Bana hiç gerçekçi gelmiyor. Toplumsal alanda yüzde bir bile olmayan sosyalizmi daha kitlesel hale getirmeyi hiçbir zaman gündemden düşürmemek gerekiyor ama, altını da kalınca çizmek gerekiyor, sosyalizmi ve sınıf mücadelesini büyütmek adına demokrasi mücadelesini önemsizleştirecek adımlar atmanın da tekrar tekrar söylüyorum, bu ülkeye de bu ülke soluna da en büyük yanlışlıktır.

Umarım Türkiye solunun hiçbir bölmesi böyle büyük bir hata yapmaz.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 13.08.2020- 09:33


12 Eylül faşist darbesinden sonra DİSK eski Genel Başkanı Rıdvan Budak'tan duymuştum; ''bizler sağcı ve solcu olmaktan önce demokrat olabilmeliydik'' demişti. Mealen böyle bir şeydi ve demokrat olabilmeyi hemen her siyasi duruşun önüne koyuvermişti. Hatırlıyorum, o zamanlar da bana çok doğru bir tespit gibi gelmişti. Demokrat olamadıktan sonra sağcı ve solcu olabilmenin bir yerden sonra ne anlamı olabilirdi ki? Önce demokrasiydi, önce demokrat olabilmekti...''Sizler gibi düşünmüyorum ama sizin ifade özgürlüğünüzü savunmak adına hemen her baskının karşısına dikilmekten kaçınmam.''

Demokrasi Marksizm/sosyalizm ilişkisi konusunda aceleci tavırlardan kaçınmalı. Marksizmin demokrasi karşıtı bir ideolojik tavır içerdiği ve demokrasinin Marksizmle uyuşmadığı şeklindeki genel yargıların kabul edilebilir bir yaklaşım olduğunu iddia etmenin de çok doğru olmadığını düşünüyorum. Demokrasiyi neredeyse karşı devrimci bir kavram olarak niteleyebileceksek, o zaman aşamacı ideoloji/siyasetleri de temelden karşı devrimci bir zemine oturtmuş olmuyor muyuz?

Demokrasi önemli. Sadece   burjuva bir yönetim biçimi olarak ele alsak bile önemsizmiş gibi gösterilmemeli. Ne yani, Hitler rejimi ile bir İskandinav tipli yönetim modelini aynılaştıracak mıyız?   Demokrasiyi saltı bir burjuva kavram olarak nitelendirdiğimizde böyle bir büyük yanlışlığın içine yuvarlanmış olmaz mıyız?

Evet, devam ederiz kuşkusuz ama, bir kez daha yinelemekte yarar var; demokrasi önemli...




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 21.08.2020- 04:45


Zaman zaman kitaplığı düzenlemeye çalışıyorum, eski dergiler veya kitaplarda rastlıyorum; ''faşizme karşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm'' sloganına... Ya da yıllardır pankartlara yazıp durduğumuz ''bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm'' ifadesine...Ne yani, yanlış mıydı bütün bunlar; yanlış mı?

Sosyalizmi öteleyen, sınıfsal mücadeleyi salt bir demokrasi mücadelesine indirgeyen ve merkezileştiren siyasi anlayışlardan söz etmiyorum. Böyle olduğunda süreç ya CHP'de toplanmayla sonuçlanıyor ya da ''oylar HDP'ye'' bağlamına sıkışıveriyor.   Evet, böyle bir siyasi perspektiften söz etmiyorum. Demokrasinin marksizm dışı bir kavram olduğuna ilişkin iddiaların zorlama iddialar olduğunun altını da çizerek salt demokrasi mücadelesiyle yetinmenin de sosyalist mücadeleyi öteleyici bir yanı olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki doğru tavır bence Rosa'da var. Rosa demokrasiyi, demokratik iyileştirmeleri (reformları) asla reddetmeden iddia edildiği gibi bu yolla sosyalizme varılmasının pek de mümkün olmadığını söylüyordu. Haklı. Sorun demokrasi mücadelesini sınıf mücadelesine tabi kılma becerisinde yatıyor.

Bence bunu önemsemeli ve önce teoride sonra pratikte bir hal yoluna koyabilmeliyiz.
Öyle değil mi?



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 01.09.2020- 19:05


''Sorun demokrasi mücadelesini sınıf mücadelesine tabi kılma becerisinde yatıyor.'' demişim, bir üstteki paragrafın içinde. Cümlenin bu halinde demokrasi konusunun sınıfsal mücadeleye dışsal bir anlama sahipmiş gibi kullanılmış. Gerçekte demokrasi konusu sınıfsal mücadeleye ve hatta marksizme dışsal bir anlama mı sahip?

Böyle bir yaklaşım, yani demokrasinin sol siyasetin dışında tutulması ve önemsenmemesi bana çok da doğru gelmiyor.   Açıkçası, demokrasiye açık seçik bir karşı çıkış da görmedim ama sağlı sollu liberalizme karşı çıkmak adına demokrasiyi tu kaka yapmak da çok sağlıklı bir davranış değil.

Sanırım, üzerinde düşünmeye değer.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 07.09.2020- 02:17


Tekrar olacak belki ama, demokrasi dendiğinde ''hangi sınıf''   saptamasını bir tekerlemeye dönüştürmekten başka bir derinliği yok sayan bir zihniyetle, demokrasiyi her sorunun çözümüymüş gibi kabullenmiş zihniyet arasında pek bir fark yok gibi geliyor bana. İki tavır da doğru değil. Birincisi son kertede faşizm ile liberal biçimde de olsa demokrasiyi eşitler, ikincisi ise kapitalizm içinde demokrasiyi sosyalizmin yerine ikame eder. Çok doğru gelmiyor bana bunlar. Sınıfsal mücadele, sosyalist bir perspektif demokrasiyi asla dışlamamalı. Ve üstelik güncel sorunlara gözlerini kapayan bir sol mücadelenin de kitlelerle bağ kurabilmesi bana pek de mümkün değilmiş gibi geliyor. Bu güne gelelim; iktidardaki dinci faşizmi ''sınıfsallık'' vurgusu ile yok mu sayacağız?

Birileri şunu net olarak açıklayabilmeli. İktidarda bulunan siyasi anlayışın iktidardan uzaklaştırılması önemsiz mi? Bu soru Tele1'deki bir açık oturumda TKP İstanbul İl Başkanı Aydemir Güler'e de sorulmuştu ve Aydemir'in yanıtı ''hiç önemsiz olur mu?'' şeklinde olmuştu. Moderatör aldığı yanıtın ardından sorusunun devamını getirmemişti. ''AKP'yi iktidardan etmek için somut olarak ne yapıyorsunuz?'' diye sorulsaydı, Aydemir nasıl bir yanıt verirdi? Ya da demokrasi dendiğinde sınıfsallıktan başka bir şeyi aklına getirmeyen zihniyet için bu konular üzerinde düşünülmeye, ve somut bir şekilde yanıt verilmeye değmez önemsizlikte konular mı?

''Ama biz komünistiz, bizim işimiz düzeni değiştirmek, bizden düzen muhalefetiyle yan yana gelme şeklinde bir siyasi tavır beklemeyin'' yanıtı, bana hiç doyurucu gelmiyor da, bu şekilde bir yanıtın AKP'yi iktidardan etme heyecanını yaşayan toplumsal kesimler üzerinde çok mu etkisi olur? Mümkün değil. Böyle bir tavrın muhalif kesimler üzerinde olumsuz bir etki yaratacağı ve AKP'nin değirmenine su taşımaktan öte bir anlam taşımayacağı şeklinde değerlendirileceğini adım gibi biliyorum. Bu tür muhalif kesimlerle zaman zaman konuşuyorum. Aynen öyle söylüyorlar. Bu dönemde AKP gerçeğini dışlayarak muhalefete muhalefet etmeyi sınıfsallık ve solculuk olarak nitelemenin bağışlanmaz bir hata olacağını söyleyenlere kim ''yanlış düşünüyorsun'' diyebilir ki?!

Bir de ''muhalefetin öncülüğünü yapmak'' şeklinde tanımlamalar var. Keşke olabilse. Ama toplumsal alandaki gücü düşünüldüğünde bunun mümkün olmadığı ve olamayacağı da çok açık. Bence buralara çok da takılmamak gerek. Özellikle TKP ve TKH bağımsız bir sınıf siyasetinde ısrar etmeliler ve fakat AKP'yi iktidardan edecek bir siyasi pozisyonun dışına da asla çıkmayacaklarını, böyle bir siyasi tavrın zaten sınıfsal mücadele kapsamında olduğunu söyleyebilirler. Bunun açıklaması bugünden yapılabilir. Üyelerinin   ve sempatizanlarının bu konuda yanlış yönlendirmelerinin önüne de geçilebilir.

Bence hiç de zor ve sola aykırı bir tavır değil.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 18.09.2020- 06:11


Demokrasi   marksizm/sosyalizm ilişkisinde bir sorun var ve o sorunu da kendimiz yarattık; demokrasiyi marksizmden dışsal tutarak. Halkın kendi kendini yönetmesi olarak özetleyebileceğimiz demokrasi olgusu neden marksizme, sosyalizme aykırı ve dışsal olsun ki? Demokrasiyi sınıfsal bağlamıyla ele alsak bile halkın kendini yönetmesi, özetle alınacak kararlarda söz ve yetki sahibi olması neden liberal demokrasiye terk edilsin?

Egemen sınıflar her koşulda varlık nedenlerini meşrulaştıracak bir kavramlaştırma çabası içindeler. Modern veya özgürlükçü demokrasi anlayışını liberal demokrasi olarak tanımlıyorlar. Sol da buna alet oluyor ve sadece eleştirmek adına demokrasiyi liberalizme terk ediyor. Oysa özgürlükleri koruma ve geliştirme iddiasındaki liberal anlayış, gerçekte serbest piyasa ekonomisini merkeze alarak vahşi bir kapitalizmin egemenliğinden başka bir sonuca yol açamıyor olması demokrasinin sosyalizm tarafından dışlanması anlamına gelmemeliydi ve evet, süreç içinde liberalizme terk edilmemeli, sahiplenilmeliydi. Pratik, demokrasinin liberalizme içkin olmadığını ortaya koymaktadır; bir başka deyişle demokrasi liberalizmi içermemektedir, liberalizm demokrasiyi içine almaya çalışmaktadır.

Marksizmin sonul amaçlarından en başa yazılması gerekenin devletin ortadan kaldırılarak yöneten yönetilen ilişkisinin sona erdirilmesi olduğunu biliyoruz. Yöneten yönetilen ilişkisinin ortadan kaldırılmasının bu şekliyle demokrasinin de ortadan kaldırılması anlamına gelmesi bir başka perspektiften halkın doğrudan kendi kendini yönetmesidir ve demokrasinin de zaten olgusal anlamı budur. Böyle bir gerçeklik ortada dururken ve marksizm de doğrudan böyle bir yönetim/devlet biçimini savunuyorken bu türden bir anlamın marksizme dışsal olduğunu söylemek mümkün olabilir mi? Sadece değinip geçmek de bir yarar getirmiyor;
sosyalizmin nihai amacının gerçek demokrasiyi getirmek olduğu ve bunu da hem teoride ve hem de pratikte, siyasal mücadelenin her aşamasında gerçekleştirmenin bir gereklilik olduğu iyice belirgin hale getirilmelidir.

Bu konularda sanki bir eksiğimiz varmış gibi geliyor bana.







Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.10.2020- 20:09


Uzunca yıllar özellikle sol, sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlar hemen her konuda olduğu gibi demokrasi konusunda da yüzeysel, savruk ve gerçeği pek de yansıtmayan ezberleri sanki solculuk, sosyalistlik ve enternasyonalistlikmiş gibi üfürüp durdular. İçinde bulundukları tutarsızlığın da farkına varamıyorlardı. Bir yandan devrimci demokrat Kürt hareketine UKKTH bağlamında kuyrukçuluk yapıyorlar, öte yandan demokrasi dendiğinde ''ama sınıfsal'' deyip kestirip atıyorlardı. İki keskin tavrın birbiriyle tutarlı olmadığının bile farkına varamıyorlardı. Bu sitelere girip çıkan ve bu türden şarlatanları ciddiye alan bir yığın sempatizanın zihnini de bulandırmaktan geri kalmamışlardı. Unutmamak adına değiniyorum, yoksa ciddiye alınmadıklarını sanırım kendileri de farkına varmışlardır deyip, geçelim.

Demokrasinin bir devlet yönetimi olduğunu sürekli dillendiriyoruz. Devlet denilen mekanizmanın özünün diktatörlük olduğu gerçeği devletin ve sistemin bütününün ne olduğu konusunda bizlere bir fikir vermez. Dolayısıyla devletin özünün diktatörlük olduğu gerçeğini sıradan bir ezbere dönüştürmemek gerek. Bu ''bilgi'' bize bu konuda çok fazla bir şey de söylemez. Bu yüzden sürekli olarak bu tür alışkanlıkların yarardan çok zarar da getirebileceğinin altı çizilmektedir. Sadece bu konuda değil, her konuda bu tür yanlışlıklara açık bir hale gelmemeliyiz. Daha fazla bilgi, daha uygun bir akıl yürütme doğru dürüst bir analiz yapma becerisi kazandırır. Edinilmesi gereken şey budur. Demokrasi konusunu bu çerçeveye oturttuğumuzda bir İsveç demokrasisi ile örnekse bugünün Türkiyesi'ni ''sınıfsal özleri diktatörlük'' diyerek açıklama ve tanımlama imkanı olamaz. Ezbercilik bu türden bir yığın hataya açıktır ve ne yazık ki, ezberci zihniyetlerin her yorum çabalarında bu yanlışlıklara rastlamak da mümkün olmaktadır.

Evet, her devletin özü diktatörlüktür. Peki ama demokrasi dediğimiz yönetim şekli bunu Sosyalizmde n neresindedir? Bu sorunun yanıtı biçiminde olmalıdır. Her devletin özü diktatörlük ama biçimi demokrasi de olabilir otoriter ya da faşizm şeklinde bir biçim de alabilir. Demokrasiyi bir devlet yönetimi olarak alacaksak hem özü ve hem de biçiminin ne olduğu   şeklinde bir bütünsellik içinde ele almalıyız. Yineleyeceksek, her devletin özü demokrasidir ama biçimsel olarak demokrasiden faşizm ve askeri diktatörlüğe kadar bir yığın biçim olarak karşımıza çıkabilir.

Bu özellik bir kuruluş sistemi olarak sosyalizmde, proletarya diktatörlüğü için de geçerlidir. Proleter diktatörlükte sınıfsal öz de bir sınıf diktatörlüğüdür ama burada demokrasinin nesnel koşullara uygun bir gerçeklik kazanmamasının hiçbir gerekçesi olmamalı, diye düşünüyorum.

Sonuç olarak demokrasi kavramının Marksizm'le sorunlu bir ilişkisi olduğunu iddia edebilmenin çok doğru bir tavır olmadığını ve aynı zamanda tarihsel-toplumsal olan her türden gelişmeyi ve olguyu da yüzeysel bir şekilde yorumlayıp liberalizme terk etmenin akıl dışı bir tavır olduğunu düşünüyorum..






Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.515
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

34 kere teşekkür edildi.
27 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 12.10.2020- 11:20


''Evet, her devletin özü diktatörlüktür. Peki ama demokrasi dediğimiz yönetim şekli bunu Sosyalizmde n neresindedir? Bu sorunun yanıtı biçiminde olmalıdır. Her devletin özü diktatörlük ama biçimi demokrasi de olabilir otoriter ya da faşizm şeklinde bir biçim de alabilir. Demokrasiyi bir devlet yönetimi olarak alacaksak hem özü ve hem de biçiminin ne olduğu   şeklinde bir bütünsellik içinde ele almalıyız. Yineleyeceksek, her devletin özü demokrasidir ama biçimsel olarak demokrasiden faşizm ve askeri diktatörlüğe kadar bir yığın biçim olarak karşımıza çıkabilir.''

Daha önce de söylemiştim, burada yazdığım her yazının bir ön çalışması veya planlaması olmuyor. Klavyenin başına geçiyor ve ilk cümleden sonra yazı-yorum bir şekilde gelişerek sonuçlanıyor. Yazı sonlandırıldıktan ve foruma gönderildikten sonra bir daha da dönüp okumuyorum. Bir de yazarken tek parmak kullanmama rağmen hızlı bir yazış şeklin olduğu söylenebilir. Böyle olduğunda parmak harflerle birlikte farklı tuşlara da değebiliyor ve bu durum yazıda kimi sıçramalara ve dolayısıyla cümle bozukluklarına ve anlam kaymalarına yol açıyor. Kötü bir durum, aslında bitirildiği varsayılan her yazı gönderilmeden önce okunup kontrol edilmeli. Ama işte dediğim gibi kötü bir alışkanlık.

Bu paragrafta da böyle olmuş. Koyulaştırdığım cümlelerden bir şey anlaşılmıyor. Bir kaç sözcük silinmiş, belki küçük bir sıçrama olmuş ve sonuçta anlamsız bir söz dizimi, ortaya çıkmış. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra, bir şekilde fark edildiğinde düzeltmenin çok da anlamı var mı, bilmiyorum. Bir de o yazıyı yazarken aklımdan geçenleri tekrar hatırlamak hiç kolay değil. Öylece bırakıyor ve okurun da hoşgörüsüne sığınıyorum. Başka bir çare de yok sanıyorum. Belki bundan sonra bu kötü alışkanlığın üstesinden gelir ve yazıyı foruma yüklemeden önce bir kez daha göz gezdiririm.

Belki!



Yeni Başlık  Cevap Yaz
 Toplam 3 Sayfa:   Sayfa:   «ilk   <   1   [2]   3   >   son» 



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve sosyalizm... melnur 1 634 19.12.2019- 06:12
Konu Klasör Sosyal Demokrasi ve Sosyalizm... melnur 11 995 13.05.2020- 11:56
Konu Klasör sosyalizm ile reel sosyalizm arasında ne fark var yura 5 10639 23.03.2014- 12:22
Konu Klasör Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm melnur 19 11307 30.08.2013- 00:25
Konu Klasör Demokrasi, mümkün mü ? melnur 4 2831 09.12.2018- 08:23
Etiketler   Demokrasi,   sosyalizm.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS