SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Sosyalist muhalefet...           (gösterim sayısı: 228)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 23.05.2020- 10:58


Sol nasıl bir muhalefet çizgisi oluşturmalı sorusunun yanıtını vermeye çalışmanın yolunun AKP karşıtlığından geçtiğini burada sürekli yineliyoruz. Çeşitli gerekçelerle AKP'yi görmezlikten gelen bir siyasetin sol bir siyaset olduğu asla iddia edilemez. Böyle olduğu için de siyasal alanda var olan hemen hemen tüm ''düzen içi'' ve ''düzen dışı'' sol-sosyalist gruplar AKP gericiliği karşısında konumlanmışlardır. Ne var ki, yılların alışkanlığının dayattığı zihin karartmasından olacak, sözde sol-sosyalist forumların AKP'yi görmezlikten gelme alışkanlığı eskiye oranla büyük ölçüde tavsamış olsa da, kimi örneklerle halen süregitmekte.

Kürt siyasetinin demokrasi başlığı altında liberallerle ve AKP'yle kurduğu ittifak gereği ulusalcılık karşıtlığı bağlamında oluşturulan bir garip muhalefet tarzı buralara girip çıkanlarca halen sürdürülmek istenmektedir. Bu coğrafyada tarihsel ilericilik adına ne varsa ve ayrıca hem kurtuluş ve hem de kuruluş döneminin devrimci kadrolarına düşmanlık bu kesimlerin zihnine adeta kodlanmış durumda. Bu düşmanlık konusunda AKP gericiliği ile aynı çizgide olunmasından da kaynaklanıyor olabilir. Kürt hareketinin sağlı sollu liberallerle ve AKP gericiliğiyle kurmuş olduğu ittifakın sözde sol-sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlara yansıyış biçimi AKP gericiliğiyle yanyanalık ve bu ittifakın karşısında olan hemen her siyasete düşmanlık şeklinde yansırken, Kürt ulusalcılığının ve sağlı sollu liberallerin AKP'yle kurdukları ittifakın bozulmuş olması bile bu sözde sol-sosyalist forumların sözde sol-sosyalist ve dahi enternasyonalist müdavimlerinde hiçbir değişim yaratmamış. Onlar yine AKP gericiliğini görmezlikten gelme alışkanlığında ısrarcılar ve onlar yine sözde ideolojik açıdan enternasyonalist olmalarının gereği olarak karşılarına ulusalcılığı alıyorlar ve ulusalcılığa saldırıyorlar! :)

Önemsiz mi, üzerinde durmaya değmez mi?
O kadar olmasa bile çok fazla ciddiye almamak gerek.

Bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek yineleyelim; bu ülkede ve tarihin bu kesitinde AKP gericiliğini ve yerleşiklik kazanan AKP otoriterliğini görmezlikten gelen kişi ve siyasetlerin sol, sosyalist ve dahi enternasyonalist olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu yüzden en sağ ucunda bile olsa düzen içi muhalefetin AKP karşıtlığı içinde olan kesimlerinin bizim o sözde enternasyonalistlerden çok daha ileri bir siyasi tavır takındıklarını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

Bu bağlamda AKP'yi görmezlikten gelen siyasetlerin sol-sosyalist ve dahi enternasyonalist olmak bir yana samimi olduklarını dahi ileri sürmek pek mümkün değildir, diyerek geçelim.

Sosyalist muhalefet ise hiç kuşku yok, düzen içi muhalefetten farklı olacaktır, farklı olmak zorundadır. Ne var ki, içinden geçtiğimiz süreçte düzen muhalefetinin AKP karşıtlığını, AKP'yi iktidardan etme ve AKP'nin sonunu getirme çabasının karşısına dikilmenin de bir anlamı yoktur. Çünkü düzen dışı bir muhalif kesim olmak, düzen içi muhalif kesimin AKP karşıtlığını da önemsizleştirmek anlamına gelmediği gibi ve ayrıca sosyalistlerin düzen değişikliği amacı, hükümet değişikliğinin gerçekleştirilmesi çabalarının bir parçası olmamak anlamına da gelmez. Farklı siyasi söylem, farklı bir pratik savunulabilir, farklı yapılanma içinde de olunabilir ama ne olursa olsun, nasıl bir söylem, taktik ve strateji geliştirilirse geliştirilsin AKP'yi iktidardan edecek bir somutluğu mutlaka içermelidir.

Gerisi laf-ü güzaf!








Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 24.05.2020- 09:40


Sosyalist muhalefetin ne yapması gerektiği konusunda yabana atılmaması gereken önerileri var Metin Çulhaoğlu'nun. Tekrar tekrar okumakta ve özellikle alıntıladığım bölümü kavramaya çalışmakta yarar var.

''Türkiye’nin bugünkü siyasal konjonktüründe sosyalist bir öznenin yapması gereken ve daha önemlisi yapabileceği,   Saray Rejiminin sonunu getirmeye yönelik genel muhalefete, bu rejimin “öncesini” de aşan, daha ileri ve yeni olana yönelik hedefler “zerk etmek”, muhalefet cenahında bunun dinamiklerini ve özellikle “tabandaki” ya da “yereldeki” örgütlenmelerini oluşturmaya çalışmaktır.

Saray rejimine karşı “resmi” muhalefet elbette “uzlaşmacı” olacaktır… 18 yıllık dönemin müktesebatını kazıma gibi bir niyet taşımayacaktır… “Devri sabık yaratmayacağız” diyecektir… Kendini “Asıl liberal olan onlar değil biziz” diye tanıtacaktır, vesaire…

İşte, bu noktada özellikle vurguluyoruz:

Sosyalist öznenin, bütün bunları kendi konumundan   “deşifre etmeyi” tek meşgale sayması gerçek eylemlilik değildir…Gerçek eylemlilik, örneğin “yeni bir Türkiye için kurucu meclis” önerisi dâhil olmak üzere ileri hedeflere yönelmiş, işi gücü “düzen muhalefeti” diyerek birilerini topa tutmak olmayan, o cenahta olanlara bir yerden sonra fazla karışmayan başka bir muhalefet damarı oluşturmak ve örgütlemektir.

Hala açık olmadıysa şöyle bağlayalım:

CHP’nin bilmem nesiyle, İyi Parti’nin MHP’li genleriyle, Davutoğlu’nun dış politika siciliyle, Ali Babacan’ın liberalin daniskası olmasıyla, Karamollaoğlu’nun Madımak suçuyla vb. başka hiçbir iş yapmazken değil, öneri ve hedefleriyle ses getirebilen, örgütlü bir muhalefet damarı oluştururken uğraşsak daha iyi olmaz mı?

Son olarak: Bu tabloda HDP’nin yeri ne olabilir?

Kuşkusuz belirleyici önemde bir yeri olacaktır. Ancak, en iyisi buna kendilerinin karar vermesidir; çünkü biz burada ne dersek diyelim “dışardan akıl verme” sayılma ihtimali yüzde 70’in üzerindedir.''

Çulhaoğlu'nun yazısının tamamı için: https://ilerihaber.org/yazar/ayri-bir-muhalefet-damari-olusturmak-113226.html




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 05.06.2020- 11:21


Daha da somutlaştırmak açısından şöyle bir soru sorulabilir: Bugün Türkiye'de yaşanan tüm sıkıntıların sorumlusunun doğrudan kapitalizm olduğu ve iktidarın bu konuda pek de bir dahlinin olmadığı iddia edilebilir mi?? Son örnekten gidelim, biri CHP'li ikisi HDP'li üç vekilin vekiliğinin düşürülmesi ve ardından vakit yitirmeksizin tutuklanmalarının nedeni kapitalizmin evrensel krizi midir? Ülkede laikliğin ortadan kaldırılması ve yönetimin hemen hemen bütünüyle tarikat ve imam zihniyetinin eline geçmesinin nedeni de ''kapitalizmin tükenmişliği'' midir? Kör gözüm parmağına misali sermayenin   yandaş bir kesimin elinde toplanmasının ve devlet-belediye ihalelerinin açık seçik yine parti yandaşlarını zengin etmek için kullanılmasının da nedeni de kapitalizmin artık kendini yeniden üretememesi midir? Toparlayalım son 18 yıl içinde cumhuriyetin yıkılışının, başta laiklik olmak üzere tüm cumhuriyet   kazanımlarının ortadan kaldırılmasının ve tek adam rejiminin kurularak dinci faşist bir yönelime sürüklenmesinin nedeni doğrudan ülkenin yönetimini eline geçirip devleti bir tek adam devleti haline getiren gerici-dinci bir irade mi, yoksa kim olsa farketmez, bu durum kapitalist üretim ilişkilerinin   doğal bir sonucu mudur?

Basitçe bu ve benzer soruların yanıtı büyük çoğunluğuyla siyasi iktidardır.

Ve böyle olduğu için de merkezine AKP karşıtlığını koymayan ve AKP'nin iktidarda sonunu getirecek somut bir siyasi perspektif geliştiremeyen siyasetlerin toplum tarafından önemsenmesinin de pek mümkün olmayacağını düşünüyorum. Kim lafı döndürüyor, hangi siyasetler çeşitli gerekçeler üreterek bu gerçeğe gözlerini kapıyorsa ve kimler sözde sınıfsallık adına AKP'yi önemsizleştirecek ve sıradan bir burjuva partisiymiş gibi değerlendirmeler yapmaya çalışıyorsa toplum tarafından önemsizleştirilecek ve sıradanlaştırılacaktır. AKP'yi yok sayanın, AKP sonrasında söyleyeceği sözü olamaz. Ya da kendi söyler, kendi dinler.

Kesin olan bir şey varsa, bu siyasetlerin toplumun gerisinde kalacağı ve toplumun da geriye dönüp bakmayacağıdır.



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 08.06.2020- 11:47


İsmail Dükel ve Müyesser Yıldız'a geldi sıra, tutuklandılar. İddia terör örgütü üyesi olmak ve askeri casusluk falan. Burada dururlar mı, sanmıyorum. Sıkışmışlık siyasi iktidara her şeyi yaptırabilir. O hale geldik.

Peki ne oluyor, geldiğimiz noktada hemen her gün karşılaştığımız bu ''gariplikler'' gerçekten de kapitalizmin artık kendini üretemez oluşu mu, yoksa iktidarda ''sıradan bir burjuva partisi''nin bulunmayışı mı?

Aslında solun öncelikle ve samimi olarak kendine sorması gereken soru bu değil mi? Ne yapılması gerektiğinin yanıtı, ne olup bittiğinin çözümünde yatmıyor mu?

Sorun Erdoğan'da veya AKP'de değilse başka, düzenin tamamiyle tükenişindeyse ve kendini yeniden üretememesiyse başka bir pratik gerekli.

İsmail Dükel ve Müyesser Yıldız tutuklandı.
Sırada kim(ler) var bilmiyorum.
Bu siyasi iktidara eleştiri getiren hemen herkes topun ağzında; iş oraya vardı.
Ve olan biten bu absurt ve akıl dışı uygulamalar kapitalizm kendini yeniden üretemediği için mi gerçekten.
Buna inanan ve siyasetini bunun üzerine kuranlar var mı?

Hatada ısrar hatayı çoğaltmaktan başka bir işe yaramıyor...
Yanlış bir pratikten doğru bir teori çıkmaz.




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 10.07.2020- 04:38


Bence konuyla doğrudan ilişkili bir soru bu: ''AKP'yi iktidarda tutan güç sermaye sınıfı mıdır?'' Öyle midir gerçekten; sermaye sınıfı AKP'den desteğini çekse AKP iktidarı kaybedecek midir? Ve üstelik 'sermaye sınıfının temsilcilerinin AKP'yi desteklediğini nereden çıkartıyoruz? AKP döneminde çok kar etmiş olmaları yeterli bir argüman mıdır?

Hiç sanmıyorum!

Hiç kuşku yok AKP yirmi yıla yaklaşan iktidar döneminde kendi sermaye sınıfını yaratmış ve onlarla çok farklı ilişkiler içerisine girmiştir. Son Sakarya patlamalarında bile henüz ölenlerin cenazesi bile kaldırılmadan Cumhurbaşkanın fabrika sahibini arayarak açık seçik desteğini göstermesi ve Müsiad'ın bir ''destek ve moral yemeği'' vermesini bu konuya örnek gösterebiliriz. Ama bu ve benzer örneklerin ve ayrıca sermayenin bu dönemde epey tatlı karlar elde etmesinin '' sermayenin AKP'yi iktidarda tuttuğu'' anlamına gelmeyeceğini düşünüyorum. Bence bu yaklaşım kimi sosyalist dostlarımızın içinden geçtiğimiz sürece uygun gördükleri pratiğe giydirmeye çalıştıkları bir ''teori''! Oysa siyasal iktidara karşı mücadele etmek ne düzen muhalefetine biat etmek ve ne de bu tür çok da doğru olmayan tezlerle gerçeklerden uzaklaşmak anlamına geliyor. Hep aynı yerlere geliyor ve sürekli altını çizmeye çalışıyorum, AKP iktidarına cepheden karşı çıkmak sosyalist amaç ve sosyalist mücadeleyi ertelemek anlamına gelmiyor. Sosyalistler bu iki siyasal tavrı bir arada yürütebilirler.

AKP 18 yıldır iktidarda.Tek nedeni var bunun; AKP sandıktan çıkmayı beceriyor; şöyle ya da böyle, AKP iktidarda olmayı sandık sonuçlarıyla sağlıyor. Ne emperyalizmin ve ne de sermaye sınıfının destekleri AKP gerçeğini açıklamaya yetmiyor. AKP ne yapıyor ediyor dört ya da beş yılda bir   önümüze konulan sandığın içinden çıkabilmeyi başarıyor. Ve bu yüzden iktidarını sürdürüyor. Sandıktan çıkamadığında, zorluyor, ''olmadı,tekrar seçim'' diyor, yine alamazsa çaresiz boyun eğiyor. AKP'nin meşruiyetini ve iktidarda kalmasını sermaye sınıfı değil, işte bu sandık sonuçları belirliyor; beğensek de beğenmesek de; işimize gelse de gelmese de...

AKP'nin merkezi iktidardan gönderilmesinin yolu da -bu yüzden- sandıktan geçmektedir. Seçim yapar ya da yapmaz; sandık sonuçlarını kabul eder ya da etmez, bu başka bir sorun ve başka bir boyuttur; ama AKP'nin iktidar meşruiyetini ortadan kaldırabilmenin yolu onu sandığa gömmek ve sandıktan çıkmamasını sağlamaktır.   Konuyu bulanık hale getirmenin, AKP karşıtlığıyla AKP'yi aynılaştırmanın siyasi açıdan bir anlamı da ve bir yararı da yoktur. Bu tür tavırların sola bir getirisi de olmayacaktır. Bu tavır açık ve net, AKP'nin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Tekrar tekrar düşünmekte yarar var.





Bu ileti en son melnur tarafından 11.07.2020- 19:45 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.176
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 11.07.2020- 20:22


Şöyle devam edilebilir ve belki daha somut bir hale de getirilebilir; öncelikle solcu veya sosyalist olup da AKP'nin karşısında yer almamak ve siyasal mücadeleyi doğrudan AKP karşıtlığında sürdürmemek mümkün değil. Eminim bu dönemde özellikle Kürt hareketiyle AKP arasına kara kediler girdiğinden beri Kürt hareketiyle ittifak içinde olan sol yapılar da dahil tüm sol-sosyalist çevre ve partiler siyasal mücadelelerinin merkezine AKP karşıtlığını koymaktadırlar. Peki bu karşıtlığın en somut hali ne olmalıdır? Bu karşıtlık ne şekilde olursa gerçekten de ete kemiğe bürünebilir?

Beğensek de beğenmesek de karşımıza sandık çıkmaktadır ve er geç seçim sandığıyla karşı karşıya kalınacaktır. Bence, işte o aşamada ne yapıldığı, nasıl davranıldığı ve AKP karşıtlığının nasıl bir şekil aldığı önemli olacaktır. İstenildiği kadar AKP karşıtlığı üzerinden sesler yükseltilsin, sandık karşısındaki tutum neyse AKP karşıtlığımızın boyutu da o olacaktır. İster bir liberal olunsun veya isterse bir komünist! Belirleyicilik de, samimiyet de o aşamada gerçeklik kazanacaktır.


AKP (sanıyorum) kendince bir seçim süreci başlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan partisini seçime hazır hale getirmeye çalışıyor. Bir haftadır AKP'nin propaganda araçlarını özellikle pazar yerlerinin girişlerinde üye kayıt ederken görüyorum. Bugün de Tuzla'da bir tanesiyle karşılaşmıştım ve ''sohbet etme'' ve tartışma imkanım olmuştu. Memleket güllük gülistanlıkmış gibi yanlarına gelenlerle konuşuyorlar. Ayasofya'yı açarak milletin dertlerinden birini sonlandırmışlar!


AKP zaten tercihini de yaptı. Hemen her zamanki gibi toplumu bölerek, kendisinden yana olmayanları ötekileştirerek ve en önemlisi cumhuriyet karşıtlığını da artık açık seçik ortaya dökerek oluşturacağı bir siyasal hat üzerinden siyasi bir ''kavga'' içine gireceğini gösterdi. Böylesine tehditkar bir siyasal tavır karşısında kendi üye ve sempatizanlarını muhalefete muhalefet etmeye yöneltmenin sol-sosyalist bir tavır olduğunu iddia etmenin haklı bir gerekçesi olamaz. Böyle bir siyasal tavrın sol-sosyalist bir tavır olduğunu da düşünmüyorum. Dahası böyle bir tavrın bir siyasal tavır olduğu bile tartışmaya açıktır.

Bana öyle geliyor ki, hem ekonomik kriz, hem corona etkisi ve hem de Erdoğan'ın iktidarı yitirme kaygılarıyla daha da sertleşecek bir siyasi iklim bekliyor bizi. Düzen partilerinin AKP karşıtlığında yerine alanlar iyi kötü bir siyasal cephe de oluşturabiliyor ve bunu sürdürecekleri konusunda ısrarlı bir tavır belirliyorlar. Bu konuda pek de sorun yok gibi duruyor.

Ama ya sosyalistlerin durumu?

Zaman şapkadan tavşan çıkarmaya çalışma zamanı mıdır?






Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Muhalefete muhalefet mi, AKP'ye karşı muhalefet mi? melnur 2 149 13.06.2020- 10:59
Konu Klasör Muhalefet var mı; ya sosyalizm...? melnur 3 500 11.12.2019- 07:28
Konu Klasör Muhalefet var, bir de misyon var melnur 0 2016 28.09.2016- 10:36
Konu Klasör Muhalefet de gemileri yakmalı melnur 3 1576 01.01.2018- 10:05
Konu Klasör İktidarı aklayan bir muhalefet! melnur 4 2909 09.02.2014- 13:46
Etiketler   Sosyalist,   muhalefet.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS