SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
'İlerici Enternasyonal' üzerine           (gösterim sayısı: 307)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

21 kere teşekkür etti.
29 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 26.05.2020- 06:19


'İlerici Enternasyonal' üzerine - Metin Çulhaoğlu


“İlerici Enternasyonal” adı verilen oluşumun ortaya çıkması ve bu oluşumda Türkiye’den Ertuğrul Kürkçü ile Ece Temelkuran’ın da yer alması bizim solda birbirine zıt iki yorumla karşılandı.

Bunlardan olumlu olan ilkine göre böylelikle ciddi bir ihtiyaç karşılanmış olacaktı.   “İşte, tam da buydu”, “enternasyonal bir örgütlülük olmadan olmazdı”, vesaire…  

Buna karşılık olumsuz yoruma bakılırsa, devrimci hareketi yolundan saptırmak isteyen malum çevreler şimdi de bunu deniyorlardı;   artık etkisini yitirdiğini gören neo-liberal, post-modernist, post-Marksist, vb. düşünce demek ki şimdi bu yeni kimliğiyle kafaları bulandıracaktı…

Biz, bu iki yorumun da fazla bir karşılığı olmadığı, her ikisinin de kurgusal bir dünyada yaşayanların “kanırtmaları” sayılması gerektiği düşüncesindeyiz.

***

Edinebildiğimiz bilgilere göre “İlerici Enternasyonal” 11 Mayıs’ta kendini deklare etmişti, önünde bu yılın Eylül ayına kadar uzanacak bir süreç vardı. Eylül’de bir “Zirve” toplanacak, oluşumun çizgisi bu zirveyle daha bir netlik kazanacaktı.

Bu enternasyonalin çoğu “post” ön eki taşıyan gündemleri olacaktı: Post küreselleşme, post-büyüme, post-kapitalizm gibi… Ayrıca, “sosyal ekoloji”, “ekofeminizm” gibi başlıklar da ele alınacak, “yükselen otoritarizm” karşısında neler yapılabileceği tartışılacaktı.

Eylül’deki Zirve’de ne olur bilemeyiz; ama “İlerici Enternasyonalin” gündemine aldığı başlıklara ve “danışman” olarak anılan solcu aydınlara bakıldığında bu oluşumun herhangi bir siyasal programı ve çizgiyi temsil ettiğini (ve edebileceğini) söylemek çok güçtür. Böyle bir platformda dünyanın bugünkü haline ilişkin dikkate değer tartışmaların gerçekleşmesini, ufuk açıcı ve derinlikli görüşlerin ortaya atılmasını bekleyebiliriz; ama bütün bunlardan kapitalizmi aşan ve sosyalizme yönelen, hem somut hem de küresel ölçekte geçerli bir siyasal hat çıkarılması mümkün değildir.

Buraya yeniden döneceğiz.

***

“İlerici Enternasyonalin” kurucu unsurları olarak iki oluşumdan söz edilmektedir.   Bunlardan biri, ABD’de Demokrat Parti başkan adaylığı yarışına katılan Bernie Sanders’le anılan Sanders Enstitüsü, diğeri ise “Avrupa’da Demokrasi Hareketi” olarak bilinen “DiEM 25”.

Sol açısından bakıldığında bu ikisi arasında daha “netameli” ya da “tekinsiz” görüneni DiEM25’tir. Görüldüğü kadarıyla bu oluşumun Avrupa Birliği’nin çözülmesini önleme, bu birliği yeniden canlandırıp ayakta tutma ötesinde pek fazla derdi yoktur ve en önde gelen isimlerinden biri de eski Syriza bakanı Yanis Varufakis’tir.

Bunları hatırlatıp geçelim; yarın bir gün “Ama emeğin Avrupası diyorlar” denirse onu da tartışırız.

***

Biz, Varufakis dâhil olmak üzere bütün bu insanların, ama birilerinin “görevlendirmesiyle”, ama kendi inisiyatifleriyle kapitalizmi kurtarmak ve sosyalizmin önünü kesmek için hareket ettikleri iddiasını yanlış olması ötesinde “hastalıklı” buluyoruz.

Diyelim sahiden böyleler, yani ne yapsak etsek de kapitalizmi kurtarsak düşüncesiyle hareket ediyorlar…

Böyle olsa bile ne yapabilirler ki?

Bir örnekle anlatmaya çalışalım: Türkiye’deki irili ufaklı, partili partisiz bütün sosyalist öbeklerin Lenin’in “en gerici sendikada bile çalışmak gerekir” sözüne sadık kalıp böyle yapmaya karar verdiklerini varsayalım. Sonra ne olur? Sonra, en gerici sendikanın hangisi olduğu konusunda görüş ayrılığı çıkacağı için sonuçta hiçbir gerici sendikada çalışılmamış olur…

Noam Chomsky, Antonio Negri, Slavoj Żiżek gibi aydınlardan başta da değindiğimiz gibi ilginç, derinlikli ve ufuk açıcı tespitler dinleyebiliriz ve hepsinden bir şekilde yararlanabiliriz. Ancak, bu insanların kapitalizm sonrası, eğer öyle olsun isteniyorsa sosyalist bir dünya için ortak bir siyasal çizgide buluşup birlikte hareket ettiklerini düşünmek imkânsızdır.

***

Neticede, söylediğimiz şudur:

“İşte enternasyonalizm” diyenler için: En iyisi, bu oluşumun bir “think tank” gibi görülmesi, özellikle tek tek ülkelerdeki devrimci (ya da “post-kapitalist”) süreçlere yol gösterme anlamında siyasal bir işlevi olamayacağının kabul edilmesidir.

“İşte yeni reformizm” diyenler içinse bir soru: Belirti bir tarihten sonra Üçüncü Enternasyonal’in ve daha sonraki “Dünya İşçi ve Komünist Partileri Zirve Toplantılarının” hiç reform gündemleri, örneğin “toplumsal ilerleme” gibi önerileri olmayıp hep devrimden söz ettiklerini mi düşünüyorsunuz?

Son olarak, bu yazıyı bir açıdan tamamladığını düşündüğünüz eski bir yazımıza göz atılmasını öneriyoruz: (...)

https://ilerihaber.org/yazar/ilerici-enternasyonal-uzerine-113322.html





Bu ileti en son melnur tarafından 26.05.2020- 06:22 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.05.2020- 06:21


“Biz bir aileyiz” - Metin Çulhaoğlu


“Moskova’da Kremlin yakınlarındaki Aleksandrovski Bahçeleri’nde bir Dikilitaş…”

Dikilitaş’tan, yayınlanan son kitabında Korkut Boratav bahsetmektedir (Türkiye’nin Faşizmleri ve AKP, İmge Yayınları, s.204). Boratav’ın verdiği bilgilere göre bu anıt Ekim Devrimi’nin ilk yıldönümünde Lenin’in direktifiyle “devrimci hareketlerin liderlerini ve öncü sosyalist düşünürleri anmak amacıyla” yaptırılmış.  

“Liderler” ve “öncü sosyalist düşünürler” 19 isimden oluşuyor. Aralarında, Marx ve Engels’in yanı sıra ütopyacı sosyalistler de yer alıyor. Dikkat çeken başka isimlerse şunlar: Lasalle, Jaures, Proudhon, Bakunin ve Plehanov…

İyi de;

Marx ve Engels geliştirdikleri öğretiyle Saint Simon’lu, Fourier’li ütopyacı sosyalizm defterini kapatmamışlar mıydı?

Kendi düşünsel üretim süreçlerinde Proudhon’u, Bakunin’i, Lasalle’i kıyasıya eleştirmemişler miydi?

Ya Plehanov’a ne demeli?

Dikilitaş için direktif veren Lenin’in kendisi bir noktadan sonra Plehanov’u yerden yere vurmamış mıydı?

Evet, böyleydi; ancak Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler, yüzeysel bir “kadirşinaslığın” ötesinde, bu isimlerin hepsinin birlikte oluşturdukları “büyük ailenin” bir parçası, oradan çıkan bir damar olduklarını teslim edecek siyasal kültür birikimine ve tarih bilincine sahiptiler…

Ya “devrimi gerçekleştirmiş olmanın rahatlığıyla böyle yapmışlardır” denirse?

Açıklaması bu kadar basit olmamalıdır; ama gene de bir soruyu davet ediyor: Henüz devrim yokken, yukarıdaki isimlerin bugün çeşitli adaptasyonlarla yeniden üretilen fikirlerine nasıl yaklaşmak gerekir?

“Her şeye rağmen biz bir aileyiz” kucaklayıcılığıyla mı?

Yinelemekte yarar var: Özellikle 19. yüzyılın sol düşüncesi “jenerik” özelliklere sahiptir; başka bir deyişle o kadar kapsayıcıdır, dünyamıza üç yüzyıldır egemen olan bir üretim tarzına doğrudan değen yanlarıyla o kadar “hayatın içindedir” ki kapitalizm sürdükçe şu ya da bu versiyonuyla yeniden üretilmemesi mümkün değildir. Siz kendi formasyonunuzdan hareketle istediğiniz kadar “ütopyacı sosyalizm mi, çok gerilerde kaldı” deyin, “21. yüzyılda hâlâ Proudhonculuk mu” diye dudak bükün,   bunlar bir şekilde yeniden gündeme gelecek, getirilecektir.

Dahası, günümüzde bunları “burjuvazinin sola sızma girişimleri” olarak niteleyip bir kalemde silip atmak da kolaycılıktır. Çünkü kendiliğinden anti-kapitalist tepkilerin ve birikimin o haliyle “doğru mecrayı bulması” diye bir kural yoktur; 19. yüzyılın sınıf hareketliliği nasıl ütopyacısı da dâhil “başka” mecralara yönelebilmişse, bir benzerinin günümüzde de önümüze çıkmasını beklemek daha gerçekçi olacaktır. Çünkü hep söylüyoruz, “bizim” düşünsel müktesebatımız vardır, ama sınıfın ve kitlelerin yoktur…

Bu durumda “madem geniş aile, hepsini baş tacı edelim” mi demiş oluyoruz?

Hayır. Sadece şunu söylemiş oluyoruz:   Eğer Marksizm, diyorsak, Leninizm diyorsak, buralardan devraldığımız tespitleri, analizleri, yöntemleri ve ipuçlarını, gündeme gelmesi kaçınılmaz olan ve öyle hemen “sapma” etiketi yapıştırılamayacak sınıfsal-kitlesel yönelimler karşısında güncelleyelim, zenginleştirelim ve yeniden tahkim edelim…

Dikkat edilsin, “sınıfın ve daha genel anlamda emekçi halkın verili-güncel eğilimlerinden hareketle kendi sosyalizm anlayışımızı geliştirelim” demiyoruz; mevcut eğilimlerin üzerine teorimizi, ideolojimizi ve eylemimizi zenginleştirerek ve güncelleştirerek gidelim diyoruz…

Bunları yapmadan, “ailenin” en sıkı, en ortodoks ferdi olarak kalmanın fazla getirisi olmayacaktır.

Bu arada, ilerideki kendi “dikilitaşımızda” bu topraklardan çıkan kimlerin yer alması gerektiğini şimdiden düşünmenin fazla sakıncası yoktur.  

Belki de bu şekilde, kendi ayrı ve belirgin özelliklerimizle birlikte aslında “bir büyük ailenin” unsurları olduğumuzu daha iyi görürüz…

https://ilerihaber.org/yazar/biz-bir-aileyiz-31554.html




Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.282
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

29 kere teşekkür edildi.
21 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 01.06.2020- 11:17


İlerici Enternasyonal - Doğan Ergenç yazdı:

Bu hareketin reformist bir görüntü verdiği doğrudur. Ancak reformist olduğu gerekçesiyle bu harekete düşmanca yaklaşmak ya da bu harekete karşıdevrimci yakıştırması yapmak yersizdir, gereksizdir.

Resim Ekleme

Noam Chomsky, Yanis Varufakis, Naomi Klein, Bernie Sanders gibi isimlerin içinde yer aldığı İlerici Enternasyonal geçtiğimiz günlerde kuruldu. Neo-liberalizmin kriz içerisinde olduğu, sağ-popülist partilerin ve otoriter eğilimlerin güçlendiği bir dönemde dünyanın bütün ilericilerine birleşme çağrısı yapan bir hareketin kurulması elbette oldukça önemli bir gelişme.

Peki nedir İlerici Enternasyonal? İlerici Enternasyonal’in bileşenleri nasıl bir dünya istemektedir?

En başta şunu söyleyelim: Bu hareketin çağrıcısı olan, harekete kaynaklık eden başlıca iki kurum var: DIEM25 ve Sanders Enstitüsü. Bu iki kurumun programına bakarak İlerici Enternasyonal’in nasıl bir politika izleyeceği konusunda fikir edinebiliriz.

DIEM25’e üye olan partilerin en başta gelen önerilerinden birinin yurttaşlık geliri uygulaması olduğunu söyleyebiliriz. Her yurttaşa temel bir gelir sağlamayı amaçlayan bu uygulama özellikle koronavirüs salgınıyla birlikte daha da çok gündeme gelmeye başladı. Yurttaşlık geliri gibi önerilerin kapitalizmin sınırlarının dışına çıkan öneriler olduğunu söylemek elbette mümkün değil. Ama yine de bu tür uygulamaların kısmen de olsa sosyal adaleti sağlayacak uygulamalar olduğunu söylemek mümkündür.

Gelelim Sanders Enstitüsü’ne… Sanders Enstitüsü’nün çizgisini anlamak için kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlayan Bernie Sanders’ın nasıl bir programı savunduğuna bakmamız gerekiyor. Sanders Demokrat Parti’nin başkanlık ön seçimi sürecinde kamucu, emekten yana bir kampanya yürüttü. Bu süreçte asgari ücret artışı, parasız sağlık, parasız eğitim gibi önerileri oldu. Bu önerilerin kapitalizmin sınırlarının dışına çıktığını söylemek elbette mümkün değil. Ancak Sanders’ın bu programının özellikle 1990’lı yıllarla birlikte öne çıkan ve birçok sosyal demokrat partinin benimsediği Üçüncü Yolcu, sosyal liberalizm yanlısı programlardan da önemli ölçüde ayrıldığını söyleyebiliriz.

Bu iki kaynaktan yola çıkarak şunların altını çizmek mümkün:

1. İlerici Enternasyonal’in manifestosunda her ne kadar ‘’post- kapitalizm’’ vurgusu yapılmış olsa da hem harekete öncülük eden kurumların hem de bu hareketin önerilerinin kapitalizmin sınırlarının dışına çıkamadığını görüyoruz.

2. Belki henüz erken ama illa bir tanım yapacaksak, bu hareketi demokratik sosyalist ya da sosyal demokrat bir hareket olarak tanımlayabiliriz.

Peki sosyalist sol bu harekete nasıl bakmalı?

Sosyalist sol içerisinde kimi çevreler şimdiden bu hareketin hasmı olmuş durumda. Bu çevreler İlerici Enternasyonal’in reformist, liberal ve hatta karşıdevrimci bir çizgide olduğunu söylüyor. Bu hareketin reformist bir görüntü verdiği doğrudur. Ancak reformist olduğu gerekçesiyle bu harekete düşmanca yaklaşmak ya da bu harekete karşıdevrimci yakıştırması yapmak yersizdir, gereksizdir.

Açık söylemekte fayda var: Bir hareketin içinde yer almamakla o harekete düşman olmak arasında ciddi bir fark vardır. Sosyalist solun kimi kesimleri reformist olduğu gerekçesiyle bu hareketle arasına mesafe koyabilir, bu normaldir. Fakat reformizm umacısı yaratıp her Allah’ın günü bu tür hareketlere kahretmenin de bir anlamı yoktur. Hele hele eşitsizliklerin, otoriterliğin her yanımızı sardığı bir dönemde başka bir dünya isteyen, içinde bulunduğumuz düzeni şu ya da bu ölçüde eleştiren hareketleri elimizin tersiyle itmenin hiç anlamı yoktur.

https://www.telgrafhane.org/2020/05/28/ilerici-enternasyonal/




Bu ileti en son melnur tarafından 21.07.2020- 00:25 tarihinde, toplamda 2 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Enternasyonal melnur 0 2175 05.08.2013- 01:16
Konu Klasör Birinci Enternasyonal spartakus 2 2170 21.12.2014- 17:58
Konu Klasör Enternasyonal nedir? spartakus 1 3524 21.12.2014- 02:18
Konu Klasör İkinci Enternasyonal spartakus 1 2735 21.12.2014- 23:08
Konu Klasör Komünist enternasyonal üzerine... melnur 6 1320 28.04.2018- 11:12
Etiketler   İlerici,   Enternasyonal,   üzerine
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS