SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Emek hareketinin dinamizmi devam ediyor...           (gösterim sayısı: 54)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.111
Konum: İstanbul
Durum: Forumda
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 18.06.2020- 07:52


Doç. Dr. M. Hakan Koçak: Emek hareketinin dinamizmi devam ediyor

Doç. Dr. M. Hakan Koçak ile 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin Türkiye işçi sınıfı için anlamı ve bugüne bıraktığı miras ile emekçilerin bugünkü örgütsüzlüğü ve sendikal hareketin durumunu konuştuk.

Resim Ekleme

Tugay Candan

Doç. Dr. M. Hakan Koçak, kısa vadede sınıf hareketinin asıl dinamiğini, sendikalarda örgütlenerek bir şekilde görece güvenceli hale gelmiş işçilerin dinamizminden çok, bu hak için çabalayanlar ile haklarından ve işlerinden mahrum bırakılanların radikalleşen mücadelelerinin oluşturacağını söyledi. Koçak “Emek hareketinin bu dinamikleri kavrayacak biçimde cesur, yaratıcı, esnek biçimde yapılanması şart” dedi.

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 50. yıl dönümü geride kalırken, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) öncülüğünde yapılan etkinliklerde “AKP’nin kıdem tazminatı gaspına karşı mücadele” ve   “yeni bir toplumsal düzen” vurgusu öne çıktı. Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla birlikte emekçilerin haklarına yönelik saldırılar tasfiye boyutuna ulaşırken, büyük direnişin 50. yılında Türkiye işçi sınıfı hak gaspları, işsizlik, örgütsüzlük ve güvencesizlik sarmalında…

‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza attığı için Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kocaeli Üniversitesi’nden (KOÜ) ihraç edilen Doç. Dr. M. Hakan Koçak ile 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin Türkiye işçi sınıfı için anlamı ve bugüne bıraktığı miras ile emekçilerin bugünkü örgütsüzlüğü ve sendikal hareketin durumunu konuştuk.

‘TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ MUAZZAM BİR SENDİKAL ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ…’

15-16 Haziran Direnişi, Türkiye işçi sınıfı ve Türkiye direniş tarihi açısından açısında ne anlam ifade ediyor?

15-16 Haziran Türkiye işçi sınıfı oluşumunun kritik bir anına işaret ediyor. Sınıf kapasitesinin belli bir niceliği ve niteliği aştığını, artık Türkiye’de işçi sınıfını sosyal ve politik, göz ardı edilemez bir güç olduğuna işaret ediyor. Kökleri kısa sürmüş bağımsız 46 sendikacılığı geleneğine kadar dayanan, 50’lerde mayalanan, 1960’lı yılların ikinci yarısında yükselmeye başlayan militan işçi hareketi geleneğinin parlayış anını temsil ediyor. 1967’de kurulan DİSK’in hazırlanan sendikalar yasası ile fiilen bitirilmesi hamlesinin karşısında Türkiye işçi sınıfının muazzam bir sendikal özgürlük mücadelesi vermesi çok hızlı bir olgunlaşma, bilinçlenme ve politize olma sürecini bize gösteriyor.

M. HAKAN KOÇAK KİMDİR?

Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu Hakan Koçak aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Doktorasını, Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde “Paşabahçe Semtinde İşçi Sınıfının Oluşumu, Cam İşçi Hareketinin Gelişimi ve Yönelimleri” başlıklı tez çalışması ile 2009 yılında tamamladı.

Petrol-İş Sendikası’nda eğitim ve örgütlenme servislerinde görev aldı. DİSK-AR Danışma Meclisi, Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi gibi oluşumlarda sınıf araştırmaları çalışmalarına destek sundu. ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisini imzaladığı için ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla 1 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan KHK ile Kocaeli Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden ihraç edildi.


15-16 Haziran öncesinde işçi sınıf DİSK’in kuruluşuyla yeni bir sendikal anlayışla tanışmış oldu. Şanlı direnişi tetikleyen en büyük sebep de emekçilerin bu rotada örgütlenme hakkının gasp edilme girişimleri aslında. Bu yeni sendikal anlayış neydi? Adalet Partisi tarafından neden tasfiye edilmek istendi?

Bu yeni anlayış mücadeleci, dayanışmacı, tabanın gücüne güvenen, sendikal özgürlükleri özgücüyle sağlamayı hedefleyen, devlet ve sermaye karşısında bağımsız tutumunu açıkça ortaya koyan, siyasetler üstü/dışı sendikacılığı reddeden bir anlayıştı. Büyük sermayenin desteklediği dönemin iktidar partisi AP için de dönemin egemen sendikal örgütü Türk İş için de statükoyu bozan, sermayenin ve güdümlü sendikacıların huzurunu kaçıran, işçi hareketi içinde ortaya çıkan radikalleşme eğilimini güçlendiren bir odak olması bağlamında rahatsız ediciydi. Yalnızca AP tarafından değil, Türk İş ve parlamentodaki Türk İş kökenli vekillerce de tasfiye edilmek isteniyordu. Daha ortaya çıktığı anda devletin çekirdeği tarafından bir tür düşman olarak görülmeye başlamıştı. Seferberlik Tetkik Kurulu, DİSK’in faaliyetlerini izlemek için seferber olmuştu. Dönemin anti-komünist ortamı içinde etiketlenerek, ithamlara uğrayarak, karalanarak yok etkisizleştirilmeye çalışılsa da mücadeleci bir sendikal tarza ihtiyaç duyan, bunu talep eden işçi sınıfı kesimleriyle buluşmayı ve onları hakkıyla temsil etmeyi başardığı için yoluna devam edebildi.

‘SOSYALİST KADROLAR İÇİN ESİNLENDİRİCİ VE ÖZGÜVEN SAĞLAYICIYDI’

15-16 Haziran’ın ardından işçi sınıfının kitlesel olarak sosyalist hareketle buluştuğu bir süreç başlıyor. 15-16 Haziran’ın bu buluşma için bir kırılma olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kuşkusuz 15-16 Haziran, 68’de yükselen öğrenci hareketinin inişe geçmeye başladığı bir dönemde arayış içinde olan genç militanları esinlendirerek, işçi sınıfına gitme fikrini ve pratiğini daha da güçlendirerek, cuntacı, zinde güçlere dayalı vb. tepeden devrim yönündeki yaklaşımları zayıflatarak, işçi sınıfının örgütlü gücünün ulaşabildiği etki gücünü göstererek bu konuda bir zirve noktası olmuştu. Türkiye İşçi Partisi’nin ve DİSK’in oluşturduğu işçi sınıfı içindeki sol birikimi ileri taşıdı. Hemen ardından gelen 12 Mart kırılmasına rağmen 1970’lerin ortalarına doğru yeniden yaşanan yükselişin öncüsü olan sosyalist kadrolar için bu büyük hareket esinlendirici ve özgüven sağlayıcıydı.

Eylemin ortaya çıkış nedeni olan 1317 sayılı yasayla, 46’dan farklı olarak, önce yasayla etkisizleştirme yolu izlendi. 1977 1 Mayıs’ında yaşanan, ABD destekli kontrgerilla operasyonu ise bitirilemeyen işin devamı niteliğindeydi. Türkiye işçi sınıfı içinde 1960 başlarından itibaren etkili hale gelen ve tarihe mâl olmuş çok sayıda grev ve direnişle belirginlik kazanan mücadeleci bilinç ve arayışların yarattığı kitlesel direnç, 1970’lerde sosyalist hareketle de buluşmuş ve 70 ortalarında egemenler için artık kabul edilemez noktaya gelmişti. 15-16 Haziran’ı öncesi ve sonrasındaki olaylar zinciri içine yerleştirmeden anlamak doğru olmaz.

‘EMEK HAREKETİNİN DİNAMİZMİ DEVAM EDİYOR’

15-16 Haziran’dan günümüze ışık tutarsak, emekçiler o dönem örgütlenme hakları için direnirken, bugün ise örgütsüz bir işçi sınıfı var. Sendikalı işçi sayısı oldukça az. Öncelikle bunun sebepleri nelerdir? Siz yakın zamandaki bir söyleşinizde sendikal hareketle ilgili “aşağıdan fokurdanmalar var” demiştiniz. Bu söylemi biraz açar mısınız?

Kuşkusuz bu çok geniş bir konu. Sendikaların krizi uzun süredir tartışılan bir konu. Bunun küresel düzeydeki genel süreçlerle, kapitalizmin yeniden yapılanması, neo-liberal saldırının şiddeti, sendikaların yapısal sorunları gibi nedenleri var. Bir de tabii bize özgü tarihsel nedenlerden de söz etmek gerek. Türkiye anaakım sendikacılığının genetik problemleri ve bunun üzerine eklenen otoriterleşen rejimin sendikal alanı korporatist temelde biçimlendirme operasyonu. Hak-İş ve Memur-Sen’i öne çıkararak, Türk-İş’i etkisizleştirerek ve DİSK ile KESK’i kriminalize ederek, dışlayarak oluşturduğu bir yapı var. Burada sendikalı işçi sayısından öte sendikalı işçilerin bile yetersiz temsili, mücadeleye kanalize olamaması söz konusu.  

Bugün Türkiye emek hareketine dair göstergeler bir paradoksu ortaya koyuyor. Resmi verilerde sendikal örgütlülük artıyor, buna karşın eylemlilik (resmi grevler) azalıyor. Oysa gerçek bir örgütlülük artışı değil, hormonlu bir büyüme söz konusu. İşçi eylemliliği ise resmi rakamların çok ötesinde. Resmi istatistiklere göre işçi sınıfı neredeyse grevi unutmuş durumda. AKP döneminde hemen tüm büyük çaplı, etkili grevlerin ertelenmiş (fiilen yasaklanmış) olmasının yanı sıra toplu sözleşme uyuşmazlıklarını greve götürme iradesi de oldukça zayıflamış durumda. Böyle bakınca işçi sınıfımız bir eylemsizlik sürecine girmiş görünebilir. Oysa gerçek durum bu değil. Emek Çalışmaları Topluluğu’nun (EÇT) derleyip raporladığı işçi eylemleri tablosu hayli inatçı ve dinamik bir emek hareketinin varlığına işaret ediyor. Raporlarda 2017’de 600 kadar vakayla ilgili olarak 1300’ü aşkın eyleme 77 bin civarında emekçinin katıldığı tespit ediliyor. Oysa aynı yıl için Çalışma Bakanlığı istatistiklerinde yasal grevlere katılan sayısı 3 bin 700 kadar. Topluluğun 2016 raporu da bize OHAL döneminde bile işçi sınıfının eylemli hak arayışı iradesinin kırılmadığını gösteriyor. Dolayısıyla fokurdanmalar hep var, emek hareketinin dinamizmi görünürlük kazanamasa bile devam ediyor bir şekilde.

‘EMEK HAREKETİ CESUR, YARATICI, ESNEK BİÇİMDE YAPILANMALI’

15-16 Haziran’dan önce emekçilerin tanıştığı yeni sendikal anlayışa benzer olarak, bugün yeni bir sendikal anlayış ve yapılanmaya ihtiyaç var mı?

Elbette var. Fokurdanmaların görünen bölümü elbette direnişler. Günümüz emek direnişlerinin karakteristiklerinden biri, giderek artan biçimde sendikaya rağmen/sendikaya karşı ve sendikasız eylemlerin ortaya çıkması olarak görülebilir. Sınıf içinde görece güvenceli istihdam alanında olanlarla güvencesizler, direnenlerle uyumlananlar arasındaki yarılma bu durumun temel nedeni. Belli ki kısa vadede sendikalarda örgütlenerek bir şekilde görece güvenceli hale gelmiş işçilerin dinamizminden çok bunun için çabalayanların ve haklarından ve işlerinden mahrum bırakılanların radikalleşen mücadeleleri sınıf hareketinin asıl dinamiğini oluşturacak.

Emek hareketinin bu dinamikleri kavrayacak biçimde cesur, yaratıcı, esnek biçimde yapılanması şart.

‘DAYANIŞMA AĞLARINI GELİŞTİRMEK ANLAMLIDIR’

İşçi sınıfının kazanılmış haklarına yapılan saldırılar pandemi süreci fırsat bilinerek neredeyse bir tasfiye boyutuna ulaşmış durumda. Bunun yanında devletin verilerinde gizlenmesine rağmen gerçekte işsizler ordusunun genişlediği ve daha da genişleyeceği gizlenemez boyutta. Emekçiler için artık mücadele, sadece kazanılmış haklarını korumaktan öte hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Bu tabloda, bir örgütlülük biçimi olarak dayanışma ve dayanışma ağları hakkında ne düşünüyorsunuz? Alternatif midir? Yoksa dönemin gerçekçi örgütlenme biçimi mi olmalı?

Dayanışma ağları bir alternatif değil ama emek hareketinin bir bileşeni olarak her zaman olmalı. Sendikal yapıların statükocu, konformist yapıları nedeniyle kapsayamadığı kesimler için ya da işkolunun, alanın yapısı gereği sendikal örgütlenme formlarının kolayca örgütlenme sağlayamadığı durumlarda ve tabii rejim baskısı nedeniyle insanların formel örgütlülükler içine girmekten çekindiği bir kesitte farklı tür dayanışma ağlarını geliştirmek ve işlevli hale getirmek anlamlıdır. Pandemiyle birlikte daha da yaygınlaşan digitilizasyon sürecinde, digital ağlarla, sosyal medya imkanlarıyla da desteklenen dayanışma ağları işlevli olacaktır. Nitekim pandemi sürecinde de örnekleri görülmüştür. Önümüzdeki dönemde daha da sertleşecek sınıf mücadelesi içinde hem dayanışarak ayakta kalmak hem de türlü yaratıcı yol ve yöntemlerle işyeri düzeyinde mikro ve bölüşüm ilişkilerine müdahale, sosyal hakları koruma bağlamında makro mücadeleler bir arada yürütülmek durumundadır.  

‘SOSYALİSTLER İÇİN TARİHSEL DERS NİTELİĞİNDE…’

Son olarak 15-16 Haziran’ın günümüze mirası nedir?

Günümüz sendikal gündemi içinde bakıldığında 15-16 Haziran’ın fiili, meşru ve militan sendikal mücadele konusunda yarattığı ufuk, sendikal hakların korunması noktasında yol göstericidir. O günlerde anayasal bir hakkın yasa yoluyla geri alınmasını namus meselesi olarak kabul eden işyeri temsilcilerinin, Meclis’te ve cumhurbaşkanı karşısında ILO ilkelerine dayanarak sendikal özgürlükleri kararlılıkla savunan sendika yöneticilerinin bugün yeniden hatırlanmaları gerekir.

Kanımca 15-16 Haziran nostaljik bir anma gününün ötesinde bugünkü sendikacılık pratiklerinin, kültürünün sorgulanmasına da hizmet etmeli. O eylemin arka planında yatan tabanla kurulan sağlam, güvene dayalı ilişkiler, eylem hazırlık sürecindeki organizasyonel ve moral kapasiteyi yükselten çalışmalar, ayağını temsilcileri ve militanları ile işyerine basan, işçinin gündelik mücadelesinde kendini hissettiren, ona kimlik kazandıran sendikal yaklaşım, cüretli ve meşruiyet temelinde eyleme geçme iradesi gibi hususlar o gün olduğu gibi bugün de anlamlı ve uzun uzun tartışılmaya, değerlendirmeye değer ve son derece öğretici. Diğer yandan sosyalistler için de işçi sınıfının devrimci potansiyellerini değerlendirmek, yeniden düşünmek için tarihsel bir ders niteliğinde. Sosyalistler için sınıf hareketine daha sistemli, güçlü ve etkili müdahale zamanı…

https://ilerihaber.org/icerik/ihd-es-genel-baskani-eren-keskinin-evine-tehdit-mesaji-birakildi-114193.html



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör TKP yoluna devam ediyor melnur 0 2425 23.01.2017- 06:29
Konu Klasör Kölelik devam ediyor proleter 1 2470 21.05.2014- 21:40
Konu Klasör BOP Bombaları Patlamaya Devam Ediyor! tarihselmaddeci 0 1177 12.12.2016- 18:16
Konu Klasör Validebağ'da hukuksuz çalışma devam ediyor. solcu 16 5550 11.11.2014- 13:55
Konu Klasör Soma Katliamı Davası Devam Ediyor tarihselmaddeci 0 1462 11.09.2015- 08:44
Etiketler   Emek,   hareketinin,   dinamizmi,   devam,   ediyor.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS