SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Şeyh Sait'i bu yıl kimler andı: Cumhuriyet düşmanı bir gerici...           (gösterim sayısı: 65)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.111
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 30.06.2020- 11:30


Şeyh Sait'i bu yıl kimler andı: Cumhuriyet düşmanı bir gerici
HDP dün sosyal medyada, idamının 95. yılında gerici ayaklanmanın önderini andı. Yeni Akit gazetesi, Fatih Tezcan gibi isimler de 'şeyhi' andılar. Oysa tarih Şeyh Sait'i gericiliğin unutulmaması gereken bir ismi olarak kaydetti.

Resim Ekleme


Dinci bir ayaklanma başlattığı için 1925 yılında idam edilen Şeyh Said, ölüm yıldönümünde bir tarafında HDP'nin, diğer tarafında Yeni Akit gazetesinin durduğu kesimler tarafından anıldı.

HDP'den yapılan açıklamada, "Şeyh Said ve 47 mücadele arkadaşının İstiklal Mahkemesi tarafından 29 Haziran 1925’te Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 95 yıl geçti. Katledilişlerinin yıldönümünde Şeyh Said ve 47 yoldaşını saygıyla anıyoruz" denildi.


Resim Ekleme

Provokatif çıkışlarıyla bilinen AKP'li şeriatçı Fatih Tezcan da Sait'i ananlar arasındaydı. Tezcan şunları yazdı:  

Tezcan paylaşımında "Türk Ordusu’na sızan Kemalist Terör Örgütü’nün şehid ettiği Şeyh Said’i rahmetle anıyorum. * Müslümanlar’ın aynen bu dili kullanmalarını tavsiye ediyorum. Andığımız şehid kadar cesur ve mücahid olmadıktan sonra yalandan rahmet okumanın anlamı yok! Yoksa anmayın es geçin daha iyi!" dedi.

Resim Ekleme


Yeni Akit'te çıkan haberde ise Şeyh Sait 'İslam Alimi' denilerek anıldı:

Sait skandalı

Aydemir Güler, 2 temmuz 2018 tarihli "Said Skandalı" başlıklı yazısında bu konuyu ele almıştı. "Said isyanı 1919-23 atılımına karşı gerici ve feodal bir dirençtir" diyen Güler, "Feodal direncin emperyalizm arasındaki somut işbirliği bir yana, çıkarlarının ortak olduğu su götürmez." diyerek emperyalizm ve isyanlar arasındaki işbirliğine işaret eder:

"Çıkarları Türkiye toplumunu modernize eden Kemalist devrime karşıttır. Kapitalist cumhuriyet bir tarihsel ilerlemeydi ve merkezileşme olmadan yaşanamazdı. Kemalist hareket iktidara yürürken feodalite altında ezilen yoksul köylüleri değil Kürt egemenlerini muhatap almıştı. Feodalitenin dinci gericiliğin baskılanmasına, laisizm eğilimine ve modernleşmeye tepki vermemesi imkansızdı. Kemalist ve kapitalist cumhuriyet ile yerel feodalite arasındaki pazarlıkların tıkandığı her noktada, ikincisi, kendi iktidar alanını korumak ve genişletmek için ayaklanmıştır.

Feodal direncin emperyalizm arasındaki somut işbirliği bir yana, çıkarlarının ortak olduğu su götürmez. Britanya emperyalizminin planlarını alt üst eden Ankara’nın zayıf düşmesinde kimlerin yarar gördüğü aşikardır. İsyanların hem emperyalistler hem de burjuva liberal muhalefette yankı bulma olasılığı, Kemalist iktidarın “askeri çözümü” tercih etmesinde bir diğer önemli faktördür."

Kürt Özgürlükçüleri ve Şeyh Sait

soL yazarı tarihçi Mehmet Bozkurt ise 2010 yılında konuyla ilgili Kürt Özgürlükçüleri ve Şeyh Sait başlıklı yazısında "...Şeyh Sait, Vahdettin adına ortaya çıktı. Bu isyan aslında Kürt çıkarlarından çok, İngiliz politikası ve çıkarları doğrultusunda gelişti...” diyor ve şunları kaydediyor:

Ayaklanmanın başladığı tarihin 13.2.1925 olduğunu biliyoruz. Ancak çok sık gözden kaçan bir şey var. O da şu: O tarihlerde genç cumhuriyet bugün de önemini koruyan, ister devrim ister reform deyin, köklü değişimler için alınması zor kararlar almış, adımlar atmış. 3.3.1924'te Hilafet kaldırılmış, Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiş, gericilik yuvası medreseler kapatılmış, dinsel mahkemeler kaldırılmış. Yani dini kurum ve kuruluşlar ya tümüyle kaldırılıp yasaklanmış ya da köşeye sıkıştırmış.

Sait’in ayaklanması dinci gericiliğin kolunun bacağının “budanmaya” başlandığı böyle tarihsel bir dönemde patlıyor ve kesinlikle rastlantı değil. Ayaklanmanın başladığı Bingöl’ün Piran köyüne gelip verdiği ilk vaazda merkezin aldığı kararlardan haberdar olduğu anlaşılıyor:

"Medreseler kapandı. Din okulları Milli Eğitime bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse bizzat döğüşmeye başlar dinin yükselmesine gayret ederim.”

Sait, ”Vahdettin adına ortaya çıkıyor” ve genç cumhuriyete rengi sadece yeşil olan isyan bayrağını açıyor. Bayrağa ulusal rengi verecek olan Kürdistan İstiklal Komitesi üyeleri ve halk önderleri Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya ve Miralay (Albay) Cibranlı Halit daha kalkışma başlamadan tutuklanıp etisizleştirildiklerinden (Ekim 1924, bazı kaynaklar, Eylül) ayaklanma bunlarsız ve erken başlayarak tamamen Vahdettinleştiği gibi, başarı şansını da yitiriyor.

Sait’in muradı, Abdülhamid’in o yıllarda (1925) Beyrut’ta bulunan oğullarından Mehmet Selim’i Halifelik postuna oturtmaktır.

https://sol.org.tr/haber/seyh-saiti-bu-yil-kimler-andi-cumhuriyet-dusmani-bir-gerici-8347



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.111
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 30.06.2020- 11:33


Kürt Özgürlükçüleri ve Şeyh Sait - Mehmet Bozkurt

“...Şeyh Sait, Vahdettin adına ortaya çıktı. Bu isyan aslında Kürt çıkarlarından çok, İngiliz politikası ve çıkarları doğrultusunda gelişti...”

Var olmak için canını dişine takmış bir halkın tarihe dönüp ayağını basacağı bir zemin ve övüneceği kimi figürler araması bizi şaşırtmamalı. Bu arayış sürecinde somut gerçeklere az çok bulaşmış nispeten tahammül edilebilir “anlatılar” ve “kahramanların” zaman geçtikçe anlatıcının becerilerine bağlı olarak yeni icatlar, eklemeler, çıkartmalar ve binbir çeşit renge boyamalarla masala ve masal kahramanlarına dönüştürüldüğüne çokça tanıklık etmişizdir.

“Şanlı bir geçmiş” ve bu geçmişe uygun figürler yaratma konusunda çok az ulus Türkler kadar becerikli olabilir! Bunca yıldır bellediklerimden biri buysa, diğeri bu “yaratım” sürecinde merkezi planlamaya dikkat edilmediğidir.

Biz Türklerin buna kulak asmaması nedeniyle ihtiyaç fazlası “şaşalı bir geçmiş” ve çok sayıda “kahraman” dolanıma girmiş, çocuklarımızda orta mektep sıralarında başlayan tarihten “gına” getirme hissi, üniversite çağlarında tam bir kayıtsızlığa dönüşmüştür.

***

Kürtler aynı tuhaflığa düşmek istemiyorlarsa geçmişe dair okumalarını daha özenli yapmalıdır derim. Sait’in birdenbire Kürt özgürlükçüsü olarak keşfedilip paylaşılamaz hale gelmesi de tam da sözün bu basamağında bana garip geliyor doğrusu.

Sait özgürlük savaşçısı değildir.

Bunun nedenine geçmeden işe yarayıp yaramayacağından pek de emin olmamakla birlikte kimi “hassasiyetlerden” gelebilecek eleştirileri savuşturabilmek için yazının girişine bir alıntı koydum. Bir nevi sigorta! Kısa olduğu için “cımbızlanmış” izlenimi verebilir ancak gerisi Mustafa Kemal övgüsü olduğu ve konunun dışına da taştığı için uzatmayıp, tadında olduğunu sandığım bir kertede bırakmayı tercih ettim.

Kısa olduğu için tekrarda niye sakıncası olsun: “...Şeyh Sait,Vahdettin adına ortaya çıktı..”

Bu sözler Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a aittir. (Gündem,4.9.2004)

***

Ayaklanmanın başladığı tarihin 13.2.1925 olduğunu biliyoruz. Ancak çok sık gözden kaçan bir şey var. O da şu: O tarihlerde genç cumhuriyet bugün de önemini koruyan, ister devrim ister reform deyin, köklü değişimler için alınması zor kararlar almış, adımlar atmış. 3.3.1924'te Hilafet kaldırılmış, Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiş, gericilik yuvası medreseler kapatılmış, dinsel mahkemeler kaldırılmış. Yani dini kurum ve kuruluşlar ya tümüyle kaldırılıp yasaklanmış ya da köşeye sıkıştırmış.

Sait’in ayaklanması dinci gericiliğin kolunun bacağının “budanmaya” başlandığı böyle tarihsel bir dönemde patlıyor ve kesinlikle rastlantı değil. Ayaklanmanın başladığı Bingöl’ün Piran köyüne gelip verdiği ilk vaazda merkezin aldığı kararlardan haberdar olduğu anlaşılıyor:

“Medreseler kapandı. Din okulları Milli Eğitime bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse bizzat döğüşmeye başlar dinin yükselmesine gayret ederim.”

Sait, ”Vahdettin adına ortaya çıkıyor” ve genç cumhuriyete rengi sadece yeşil olan isyan bayrağını açıyor. Bayrağa ulusal rengi verecek olan Kürdistan İstiklal Komitesi üyeleri ve halk önderleri Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya ve Miralay (Albay) Cibranlı Halit daha kalkışma başlamadan tutuklanıp etisizleştirildiklerinden (Ekim 1924, bazı kaynaklar, Eylül) ayaklanma bunlarsız ve erken başlayarak tamamen Vahdettinleştiği gibi, başarı şansını da yitiriyor.

Sait’in muradı, Abdülhamid’in o yıllarda (1925) Beyrut’ta bulunan oğullarından Mehmet Selim’i Halifelik postuna oturtmaktır.

İnançlı ve inancı için ölenlerin cennetteki yerlerinin hazır olduğuna inananların Sait için endişe duymamaları gerekir. Cennetliktir. Kuşların bile çatısına konmaktan çekindiği İstiklal Mahkemesi salonunu adeta camiiye çevirip büyük bir sadelikle vaaz verir. İmamın şeriatten sapması halinde kıyamın vacip olduğunu, Kuran’ın yasakladığı cinayet, zina, içki türü edepsizliklerin artış gösterdiğini söyler ve ilave eder: “Bu durumda isyan haktır.”

Buradaki imamın Ankara olduğunu söylemeye gerek yok. “İmam,” Sait ve arkadaşlarını asar.

İslamcıların, Sait’in cenazesini aramaları ve mevlit okutup gıyabında cenaze namazı kılmaları haklarıdır. Bunda bir tuhaflık da yoktur.

Tuhaflık namazda Kürt özgürlükçülerinin saf tutması da değil. Saf tutmak “sevaptır.” Ancak büyük gericilerden öteki Said’i, “Bediüzzaman”ı da yanına katıp mezarlarının peşine düşmeleri anlaşılır gibi değil. Bunu yapmaya aday yeterince gerici “bölgede” zaten var. Böyle değil de “bölgede”ki AKP gericiliği ile yarışmak için yapıyorlarsa, bu “hassasiyet” üzerinden onlarla yarışa girmek beyhudedir.

Bütün bunlar bir yana, Kürt Sait’i fazlaca güncele taşımanın bazı ciddi sakıncaları olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.

“Uzun boylu, esmer tenli, narin yapılı ve yakışıklıydı... Giyimine özen gösteriyordu. Temiz ve şık giyiniyordu... İslamiyet’te kına ve erkeklerin göz altına sürme çekmesi, sünnettir. O da Kürt erkekleri arasında yaygın olan modaya uyarak, ağarmış sakalını kınalıyor, kirpiklerinin altına sürme çekiyordu.” (Ahmet Kahraman, Kürt İsyanları, s.62)

İnanmışlığına ve korkusuzluğuna hemen yukarıya aldığım tarifi de eklersek benim tanıdığım Türkler Sait’in yakasını bırakmaz. Her an adamcağızı Orta Anadolu’lu halis Türkoğlu Türk ilan edip Kürtleri elleri böğürlerinde kalacak şekilde bırakabilirler. Öğle bir soy ağacı önünüze koyarlar ki üç bin yıl önce kurulan halis muhlis Çin devleti “Hunk Tu Devleti” nin kurucusu Hunk Han’nın peşine bile düşmek durumunda kalırsınız atamız diyerek!

Çünkü Türklerin “şanlı bir geçmiş” ve buna uygun figürler yaratmanın ötesinde işlerine gelenleri “Türk” yapmak gibi müthiş bir doğal yetenekleri de vardır... Hiç değilse bu gözetilerek Sait’e aşırı payeler verip övgüler düzmekten ve aslı astarı olmayan “misyonlar” yüklemekten yol yakınken vazgeçelim.

Türklerin kahramanlara olan ihtiyaçları hiç bitmez çünkü. İştahlarını kabartmayın.

Sonra, vallaha diyorum Kürt Sait’i “Türk” yaptıkları gibi onu modernitenin şık bir temsilcisine dönüştürebilirler. İlave edecekleri tek şey asılmasının talihsizlik olduğudur... Söylemedi demeyin!

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/mehmet-bozkurt/kurt-ozgurlukculeri-ve-seyh-sait-30763



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Cumhuriyet ilerici mi, gerici mi? melnur 2 2380 29.10.2016- 17:16
Konu Klasör Kimler “restoratör” olacak? umut 0 1805 03.07.2015- 13:13
Konu Klasör Türkiye solundaki oryantalistler kimler? melnur 0 1994 20.08.2013- 17:02
Konu Klasör 5 bin çocuğa aynı anda namaz kıldıracaklar özgür 1 3611 30.09.2013- 18:13
Konu Klasör Oğlunun katilini son anda ipten kurtardı ayhan 3 2521 19.04.2014- 03:17
Etiketler   Şeyh,   Saiti,   yıl,   kimler,   andı:,   Cumhuriyet,   düşmanı,   bir,   gerici.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS