SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Altında ne var, kazıyınca ne çıkar?           (gösterim sayısı: 56)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 20.07.2020- 06:14


Kazıyınca ne çıkar? _ Metin Çulhaoğlu

Fransız Devrimi’nin 200’üncü yıldönümü, tarihle ilgili her tür zırvanın alıcı bulduğu, bu arada sosyalist sistemin çatırdadığı bir döneme rastlamıştı. Beklenen “derin” tespitler de gecikmemişti: Aslında böyle bir devrime hiç gerek yoktu; işler normal seyrine bırakılsaydı 1789’la birlikte neler gerçekleşmişse hepsi zaten olacaktı…  

Bundan daha “sivrisi” de söylenebilirdi. Örneğin şöyle: 1789-93 dönemini kazıyıp 1789 öncesine dönelim; sonra bu kez Jakoben dönem yaşanmamak kaydıyla devrimi yeniden yaparız…

***

Meselenin özü şudur: Tarihin ve tarihselliğin kesin kuralları, belirli bir zaman dilimine yayılan devrim ve dönüşümlerin geriye, en başa dönülerek “düzeltilmesine” ya da “iyileştirilmesine” izin vermez. Eksik, gedik ve yanlış varsa, yaşanmakta olan tarihsel dönemde, ileriye giderek kapatılır ya da düzeltilir.

Öbür türlüsü gericiliktir, karşı devrimdir.

Türkiye solunda bir kesimin kavramakta güçlük çektiği basit gerçek budur.

Örneğin zamanında sosyalist sistem çökerken bu çöküşten sosyalizmin çok daha iyisinin ve hakikisinin (aynı ülkelerde!) filizleneceğini düşünen azımsanmayacak sayıda sosyalist çıkmıştı.

Bizden, Türkiye solundan bahsediyoruz…
 

1789 olsun, 1917 ve onu izleyen başka önemli tarihler olsun, ileriye yönelen, inkârı mümkün olmayan kazanımları da beraberinde getiren hamleler ve süreçler “eksikleri ve yanlışları var” diye başlangıç tarihine kadar geriye giderek kazındığında bunun altından gericilikten başka şey çıkmaz.

Gericilerin niyeti zaten budur; önemli olan, solcuyum diyenlerin böyle tuzaklara düşmelerinin, bunca derse rağmen, hala mümkün görünmesidir.

“Tuzak” dedik; 1923 yılının,Türkiye açısından böyle bir tuzağın tarihi olması mümkün müdür?    

10-15 yıl öncesi olsaydı “kesinlikle” derdik; bugün ise (şükürler olsun) ancak bir ihtimalden söz edebiliyoruz.

***

Bir dönemin liberal-sol AKP destekçileri dâhil pek çok kesim şimdi “Sırada ne var?” diye soruyor.

Sahi, sırada ne var?

Kısaca “Atatürk’ü koruma kanunu” olarak bilinen 1951 tarih ve 5816 sayılı yasa sayılmaz; çünkü Ayasofya “zaferini” kutlayan gericiler daha sıra solculara gelmeden gündemde bunun olduğunu ilan ettiler bile…

İktidar buradan devam ederse solun bir kesiminden (bu kez daha düşük ihtimal olsa bile) destek bulacaktır.Ne diyeceklerini de şimdiden söyleyelim:
“Kişi kültü” diyeceklerdir; aralarından solun tarihini biraz bilenler Sovyetlerdeki 1953-1956 dönemine atıfta bulunup “Orada de-Stalinizasyon yaşanmıştı; bize de de-Kemalizasyon gerekiyor” diye döktüreceklerdir…

***

Daha önce yazmıştık, tekrar ediyoruz: Rejimin bundan sonraki hamlelerine ilişkin “Canım o kadarına da cüret edemezler” rehaveti muhalefetin en büyük prangasıdır. “Cüret edilemeyecek olmasını”, içerde sermaye sınıfının, dışarda ise “medeni âlemin” bozuk çalacak olmasına bağlamak ise tam bir aymazlıktır.

Sermaye sınıfı mı? Belirli sermaye gruplarının özel olarak kollanması gibi ikinci-üçüncü derecede can sıkıntıları bir yana bırakılırsa, son salgın döneminin de gösterdiği gibi, sermaye sınıfına dönüp “Ne istediniz de vermedik, yapmadık” diyenler yerden göğe kadar haklı olacaklardır.

“Medeni âleme” gelince: Kendi derdindedir ve “Mülteci gelmesin, bölgede işimize yarasın” dışındaki hassasiyetler bugün çok daha geri plana düşmüştür.

Ortada “cüret edip edememe” tartışması varsa, caydırıcı etken olarak bakılabilecek tek yer halk muhalefetinin yaygınlaşıp etkisini artırma potansiyelidir.

“Ana muhalefet” bu potansiyeli “Özel çabaya gerek yok, nasıl olsa gidiciler” yaklaşımıyla köreltirken rejim de bir türlü yenemediği “Gezi korkusuyla” sürekli sopa göstermektedir. Bekçilere tanınan yetkiler, sosyal medyaya ilişkin niyetler, hapse atılan gazeteciler, kapatılan kanallar, vb. asıl sopa için uvertür mahiyetindedir.

***

Yıllar önce televizyondaki bir oturumda “Cumhuriyetin kazanımlarından” söz eden bir sosyaliste bir başka sosyalist “Ne kazanımlarıymış bunlar, hele bir deyiver” diye çıkışmıştı.

Hangi sırayla gidecek, kesin konuşmak mümkün değil; ama gündemde örneğin Medeni Kanun’un, tevhidi tedrisatın, kız ve erkek öğrencilerin tamamen ayrılmasının, çoklu hukuk sisteminin   (örneğin şeriye mahkemeleri) bulunduğu söylenebilir.

Cumhuriyet tarihini 1923 öncesine dönecek şekilde kazıma niyeti kesindir.

Kazınanın altından birtakım “iyi şeylerin” de çıkabileceğini hala düşünen varsa, kusura bakılmasın, ama “yuh”, “çüş” ya da “oha” gibi nidalar dışında ne söylense boştur…

https://ilerihaber.org/yazar/kaziyinca-ne-cikar-115326.html





Bu ileti en son melnur tarafından 20.07.2020- 06:19 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Kaza değil cinayet bu, katliam umut 1 1803 14.05.2014- 15:28
Konu Klasör ''Hepimiz tehdit altındayız...'' melnur 3 138 28.07.2020- 02:17
Etiketler   Altında,   var,   kazıyınca,   çıkar
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS