SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
İktidara yürüyüş kurultayı...           (gösterim sayısı: 98)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

17 kere teşekkür etti.
24 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 21.07.2020- 22:20


İktidara yürüyüş kurultayı - Alev Coşkun
 
14 Ekim 1973 genel seçimleri, CHP’nin yeni bir kişiliğe kavuştuğunu gösteriyordu. Seçimler CHP için büyük bir zafer olmuştu ve CHP ilk kez halkın oylarıyla iktidara geliyordu. 1950’den bu yana 23 yılda ilk kez birinci parti olmuştu. Genel seçimlerden hemen sonra 9 Aralık 1973’te yerel seçimler yapıldı. CHP İstanbul, İzmir, Ankara kentlerini kazandı. Yüksek oyun nedenleri arasında CHP’nin sol bir parti niteliğine bürünmüş, halktan yana program ortaya koymuş olması yatıyordu.

30 HAZİRAN 1972
Ecevit’in genel başkan seçilişinden 1.5 ay sonra, 30 Haziran 1972’de toplanan CHP kurultayı, artık bir iktidara yürüyüş kurultayıydı.

Ecevit konuşmasında, parti içinde tüm tartışmaların demokratik yollarla son bulduğunu ve halkın oyu ile engellerin aşılacağını söylüyordu.

Ertesi gün İnönü kürsüye çıktı. CHP’nin karşıtları ve CHP içinde İnönü’den güç alan kesimler İnönü’nün konuşmasından büyük umutlara kapıldılar.

İnönü, konuşmasında “CHP’nin yeni Genel Başkanı’na başarılı olması için elbirliğiyle yardım etmemiz gerekir. Genel Başkan bir güven havası yaratmak için bütün nitelikleri taşımaktadır” dedi.

Çatışma bekleyenlerin umutları söndü. Bu kurultayda, Bülent Ecevit 1085 delegeden 1032’sinin oyunu alarak yeniden CHP Genel Başkanlığı’na seçildi.

ECEVİT GENEL BAŞKAN
Atatürk’ün kurduğu ve genel başkanlığını yaptığı daha sonra, Cumhuriyetin kuruluşunda ikinci imza sahibi İnönü’nün yürüttüğü genel başkanlığa, üçüncü olarak Bülent Ecevit seçiliyordu. Ecevit, konuşmasının giriş kısmı şöyledir:

“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne genel başkan seçtiğiniz insan Cumhuriyetten sonra doğmuştur; siyasal kişiliğini, çok partili demokratik rejime geçtikten sonra, CHP içinde oluşturmuştur. CHP ömrünün ellinci yılına yaklaşırken, kendi yetiştirdiği birini kendine genel başkan seçmiş olmaktadır.”

Genel Başkan Ecevit, daha sonra “demokratik sol” olarak nitelediği yeni sol anlayışının sınırlarını bir kez daha çiziyor, “halk egemenliği”nden söz ederek şöyle devam ediyordu:

“Bir devrimci yol ilk kez halkın bilincinde biçimleniyor; bir yeni dünya ilk kez halkın, halkla bütünleşen bir örgütün düşüncesinde oluşuyor; kendi gücünü, kendi egemenliğini, kendi özlediği dünyayı görüyor, halkımız CHP’nin izlediği yoldadır...”

Yeni Genel Başkan CHP’de ve Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını ilan ediyordu. Ertesi gün gazetelerde şu başlık görünüyordu:

“Şef partisinden Halk Partisi’ne...”

1973 VE 1977 SEÇİMLERİ
1973 seçim bildirgesi, CHP’nin halka dönük önerilerini ortaya koyuyordu.  

2 Eylül 1973 günü bütün Türkiye’de, bütün illerde önseçim yapıldı. CHP Genel Merkezi’ne milletvekilleri listelerinde bütün Türkiye için sadece on kişilik bir kontenjan verilmişti. Bunlar da teknokrat ve akademisyen ağırlıklıydı. Bir örnek olay olduğu için 1973 seçimlerinde CHP’den kontenjan olarak gösterilen kişilere bakalım.

Adana’dan Devlet Planlama Teşkilatı Şube Müdürü Erol Çevikçe, Ankara’dan Maliye Bakanlığı üst düzey bürokratı Cahit Kayra, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü, yazar Sabahattin Selek Balıkesir’den Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Sadullah Usumi, Bursa’dan Moskova Büyükelçisi Hasan Esat Işık, Gümüşhane’den İmar ve İskân Bakanlığı afet İşleri Genel Müdürü Erol Tuncer, İstanbul’dan Devlet Planlama Teşkilatı Uzmanı Ali Nejat Ölçen ve Prof. Haluk Ülman, İzmir’den Hacattepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Alev Coşkun, Sakarya’dan Harp-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Durukan.

CHP milletvekillerinin yüzde 67’si değişmiş, yaş ortalaması düşerek gençleşme sağlanmıştı.

14 Ekim 1973 günü yapılan genel seçimler, CHP’nin yeni bir kişiliğe kavuştuğunu gösteriyordu. Seçimler CHP için büyük bir zafer olmuştu ve CHP ilk kez halkın oylarıyla iktidara geliyordu.

1950’den bu yana 23 yılda ilk kez yüzde 33 oyla birinci parti seçildi. 1973 seçimlerinde CHP’nin sandalye sayısı 185 olmuştu.

YEREL SEÇİMLER
Genel seçimlerden hemen sonra 9 Aralık 1973’te yerel seçimler yapıldı. CHP İstanbul, İzmir, Ankara kentlerini kazandı.

CHP oy oranını da arttırmıştı. İl genel meclisi seçimlerinde yüzde 4.1’lik artışla oy oranını yüzde 37.4’e çıkarmıştı.

Belediye başkanlıkları seçiminde yüzde 39,6, belediye meclisi üyelikleri seçimlerindeyse yüzde 41,9 oranında oy sağlamıştı.

BAŞARININ NEDENLERİ
Bu yüksek oy oranının nedenleri şöyledir:

1. CHP sol bir parti niteliğine bürünmüş, halktan yana program ortaya koymuştu.

2. CHP Genel Merkezden tabana kadar tutarlı bir parti olma niteliği gösteriyordu.

3. CHP’de gerek milletvekilliği, gerekse   belediye başkanlığı, il genel meclisi ve belediye meclisi   seçimleri için önseçim yapılmıştı.

Önseçim partiye kişilik kazandırmış ve tüm parti örgütünü seçimleri kazanma yönünde ateşlemişti.

Seçimlerde en yüksek oyu almasına karşın CHP’nin milletvekili sayısı 185’te kalmıştı. Yüzde 29.8 oy alan Adalet Partisi 149,   yüzde 11.8 oy alan Milli Selamet Partisi 47 sandalye kazanmıştı. Sonunda Ecevit’in başbakanlığında CHP+MSP hükümeti kuruldu.
Resim Ekleme

KIBRIS BAŞARISI
Ecevit, bu koalisyonu kurarken böylesi bir uzlaşmanın ve koalisyon ortaklığının “dindarlıkla laikliğin, özellikle ekonomik alanda işbirliğinin çeliştiği yolundaki tarihsel yanılgının giderileceğini” ileriye sürmüştü.

Bu hükümet ancak 7.5 ay sürmesine karşın, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başararak tarihe geçti.

MSP’nin kendi seçmenini memnun etmek için zaman zaman hükümet protokolünü bozucu hareketlere girmesi, bu koalisyonun uzun süre yaşamasını engelledi.   Koalisyonun çökmesi üzerine   ilk kez milliyetçi cephe hükümeti kuruldu.

Resim Ekleme

DEMOKRATİK SOL DÜŞÜNCE FORUMU
Koalisyonun sona ermesinden sonra 14 Aralık 1974’te 22. Kurultay toplanmıştır. Ancak bu arada tüzük kurultayı ve Demokratik Sol Düşünce Forumu da yapılmıştı.

Bu toplantılarda CHP’nin yeni programının “Marksizmden kaynaklanmadığını” göstermek açısından “sosyal demokrasi” yerine “demokratik sol” deyimi kullanılması öngörülmüştür.

Bülent Ecevit, “solun halkla olan yabancılığının giderilmesi ve sol düşünceyle demokrasinin bağdaştırılması yolunda en ciddi çabaların CHP’de başladığını” belirtiyordu.

Ecevit, halktan kopuk aydınların “demokratik sol” düşünce sistemi ile halkla bütünleştiğini söylüyor, bunun çok önemli bir atılım olduğunu da vurguluyordu.

Demokratik Sol Düşünce Forumları, CHP’nin programının somutlaşmasında etkin düşünsel toplantılar olmuştu.

22. KURULTAY VE DÜŞÜNCELERİN YALINLAŞMASI
CHP’nin 1973 seçimlerinden başarı ile çıkması 1974’teki 7 aylık hükümet deneyimleri, parti içinde yeni tartışmalara da neden olmuştu. 22. Kurultay yaklaşırken özellikle CHP Meclis Grubu’nda çeşitli gruplar oluşmaya başlamıştı.

Bu şartlar altında toplanan CHP Kurultayı’nda Ecevit devletçilik, özel sektör ve halkın etkinliği üzerinde durarak bu konulara açıklık getirdi.

DEMOKRATİK SOL
Ecevit şöyle diyordu:

“CHP’nin demokratik sol tutumu, özgürlüklere, demokrasiye ağırlık veren bir sol anlayıştır. Klasik özgürlükçü demokrasiden bir bakıma daha ileri bir aşamadır.

Bizim amacımız halkın iktidar olmasıdır. Amacımız tüm üretim araçlarının kamulaştırılması değildir. Tüm üretim araçlarının devletleştirildiği ülkelerde, özgürlükçü demokrasi gerçekleşemedi. O ülkelerde halk iktidarı değil, halkın üstünde bürokratlar iktidarı oluşabildi.

Bizim demokratik sol anlayışımız, ekonomik güçle siyasal gücün ayrılmazlığı noktasından hareket eder. Ekonomik güç devlette yoğunlaşmışsa, siyasal güç de devlette yoğunlaşır. Ekonomik güç özel sektörde yoğunlaşmışsa, siyasal güç de özel sektörde yoğunlaşır. Biz elbette özel sektöre de hak tanırız, devlete de   ekonomiye ve topluma yön verebilmesi için gerekli hakları ve   yetkileri tanırız. Fakat hepsinin üzerinde halk olmalıdır, hepsi halkın gözetiminde ve denetiminde olmalıdır. Kısacası, iktidarda halk olmalıdır. Bu da, ancak halkın en büyük, en etkin ekonomik güç durumuna gelmesiyle gerçekleşebilir. Biz onu sağlamaya çalışıyoruz. Onun için halk sektörünü gerçekleştirmeye uğraşıyoruz...”

Demokratik sol, amaçta olduğu kadar araçlarda ve yöntemde de demokratiktir. Bizim benimsediğimiz anlamda demokratik solculuk, tepeden inme değil, temelden yükselme solculuktur. Halka rağmen solculuk değil, halk solculuğudur. Onun içindir ki, ötedenberi söylediğim gibi, bizim solculuğumuzun sınırını halk çizer ve çizecektir.”

ÇARŞAF LİSTE
Kurultayda çarşaf liste ile seçimlere girildi ve sonunda Ecevit’in listesi büyük bir çoğunlukla seçimi kazandı. Seçilen parti meclisi Orhan Eyüboğlu’nu genel sekreterliğe seçti. Genel sekreter yardımcılıklarına Mustafa Üstündağ ve Deniz Baykal, genel basın sözcülüğüne de Alev Coşkun seçildiler.

Parti meclisinin oylarıyla seçilen bu Merkez Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyordu:

Mustafa Üstündağ, Deniz Baykal, Alev Coşkun, Erol Tuncer, Vamık Tekin, Ali Topuz, Kasım Parlar, Erol Çevikçe, Bahir Ersoy, Haluk Ülman, Tankut Akalın, Mehmet Aslantürk, Kemal Önder, Adil Ali Cinel.

ARA SEÇİMLER
12 Ekim 1975’te 27 ilde yapılan milletvekilliği ara seçimlerinde CHP’nin oyu yüzde 43.3’e yükseldi. CHP iktidar yolunda ilerliyordu.

23. KURULTAY
23. Kurultay, 27 Kasım 1976’da yapıldı. 1200 il delegesi, 250 milletvekili ve senatör, 55 parti meclisi ve yüksek disiplin kurulu üyesi, 30 merkez gençlik ve kadın kolu temsilcisi olmak üzere 1535 delege ve binlerce izleyici Atatürk Spor Salonu’nu doldurmuştu.

Bu kurultayda genel sekreterlik için Baykal, Turan Güneş ve Orhan Eyüboğlu yarıştılar. Kurultayda, Ecevit 1324 oy alarak yeniden genel başkan seçildi. Parti meclisi seçiminde de Turan Güneş 893 oyla en yüksek oyu aldı ve Baykal’ın listesi ise 658 oyda kaldı.

Eyüboğlu genel sekreterliğe, Ali Topuz, Hasan Esat Işık, Mustafa Üstündağ ve İsmail Hakkı Birler genel sekreter yardımcılıklarına getirildiler.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/alev-coskun/iktidara-yuruyus-kurultayi-1752870



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 22.07.2020- 17:44


Türkiye’nin toplumsal koşulları CHP’yi umut partisine dönüştürdü: Karaoğlan rüzgârı esiyor
Alev Coşkun


CHP’nin yeni kurultayı 25-26 Temmuz’da çok zor bir dönemde toplanıyor. Medyaya baskıların yoğunlaştığı, televizyon kanallarına cezaların verildiği, baroların bölünmek istendiği, tek adama dayalı sistemin uygulandığı bir dönemdeyiz. CHP kurultayının Türkiye’ye demokrasi yolunda öncü ve örnek olmasını diliyoruz.

1977 SEÇİMLERİ
Milliyetçi Cephe Hükümeti, seçimlerin 5 Haziran 1972’de yapılmasına karar verdi.

Halk, CHP’ye ilgisini gösteriyor, dağ-taş, “Karaoğlan Ecevit” yazılarıyla donatılıyordu. Türkiye’nin toplumsal koşulları çerçevesinde CHP umut olmuştu.

1977 seçimlerinde tüm illerde önseçim yapıldı. CHP Genel Merkezi tüm Türkiye’de sadece 11 adet kontenjan kullanabildi. Daha fazlasına örgüt izin vermiyordu. Kontenjandan milletvekili listelerine konulanların isimleri aşağıda veriliyor:

Hikmet Çetin (Devlet Planlama Teşkilatı Uzmanı), Altan Öymen (Gazeteci), Kemal Kayacan (Amiral, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı), İrfan Özaydınlı (Hava Korgenerali, Eskişehir Hava Üssü Komutanı), Bayram Turan Çetin (Vali), Prof. Gündüz Ökçün (SBF Öğretim Üyesi), Zeki Eroğlu (Almanya’da İşçi), Sevil Korum (DPT Uzmanı), Prof. Ahmet Taner Kışlalı (Hacettep Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Gazeteci), Lütfi Doğan (Diyanet İşleri Başkanı), Prof. Kenan Bulutoğlu (Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi).

1973 ve 1977 seçimlerinde kontenjandan milletvekili olan bu 22 kişiden 12’si çeşitli yıllarda bakanlık yapmış, ikisi CHP Genel Başkanı olmuş, 12’si de önseçimlere girmiş ve tekrar seçilmişlerdir.

ECEVİT’E SUİKAST GİRİŞİMLERİ
Seçimler sürerken CHP’nin iktidar olacağı anlaşılmıştı. Bu halk desteği karşısında kontrgerilla tuzakları da ortaya çıkmaya başladı.

Ecevit, İzmir Havaalanı’nda bir komplo ile karşılaşmış, kontrgerillanın kurşunundan bir rastlantı sonucu kurtulmuştu. Polisin tabancasından çıkan kurşun, Ecevit’in arkadaşı Mehmet İsvan’ın dizine saplanmış ve İsvan hastaneye kaldırılmıştı. Bu konuda tartışma sürerken Ecevit’in Taksim’de yapacağı mitingin de ertelenmesi isteniyordu.

CHP’nin Taksim mitinginde CHP Genel Başkanı’na bir suikast yapılacağı söylentileri ortalığa yayılmıştı. Bu durum Başbakan Demirel tarafından resmi bir mektupla Ecevit’e bildirildi ve mitinge gitmemesi istendi.

Ecevit, tüm bunlara aldırış etmeden Taksim mitinginde yüz binlere karşı konuştu. Mitingde Ecevit, “Halk, bu bozuk düzene karşı geliyor, düzeni değiştirme kararı verdi. Bu durum beni aşar...” diyordu.

1977 SEÇİMLERİ VE CHP’NİN LİDERLİĞİ
5 Haziran 1977 günü yapılan genel seçimler sonucunda CHP yine en büyük parti oldu ama elde ettiği sayı “tek başına iktidar” olmak için yine yetmemiştir.

Uygulanan seçim sistemi, CHP’nin iktidara gelmesine engel oluyordu. 5 Haziran 1977 seçimlerinde, resmi sonuçlar şöyledir:

Seçimlere katılma oranı yüzde 72.4 olmuştu. Aynı gün 22 ilde yapılan Senato seçimlerinde AP yüzde 38.3 oy alırken CHP’nin oy oranı yüzde 41.4 olmuştu. Yüzde 33.3’ten yüzde 41.4’e yükselmişti.

Bu başarıda Ecevit faktörü, halka dönük “Ak Günler Bildirisi” CHP programı ve milletvekillerinin önseçimlerle saptanması en önemli rolü oynamıştı. Halk seçtiği milletvekili listesine sahip çıkıyordu.

CHP en yüksek oyu almasına karşın Meclis’te tek başına hükümet kurma yetkisini elde edememişti. Bu nedenle Ecevit, 1978 Ocak ayında dışarıdan takviyeli 3. Ecevit Hükümeti’ni kurdu.

12 EYLÜL 1980
12 Eylül öncesi Türkiye’de sağ-sol çatışması en üst düzeye tırmanmıştı. Daha sonra yazılan kitaplar, yapılan araştırmalarda, 12 Eylül öncesi bölünme ve çatışmalarda dış güçlerin etkileri açık olarak belirtilmiştir.

CHP iktidarına karşı TÜSİAD başta olmak üzere bir cephe oluşmuştu. Kıbrıs başarısı karşısında ABD, Türkiye’ye ambargo uyguluyordu. CHP ilk seçimde tek başına iktidar olacaktı. Dış güçler bunu engellemeye çalışıyorlardı.

12 Eylül askeri müdahalesi açıkça bir Atlantik ötesi planlama sonunda gerçekleşmişti.

Resim Ekleme
12 Eylül 1980 askeri darbesi, CHP’yi ve tüm partileri kapattı. Ecevit ve Demirel Hamzaköy’de gözetim altına alındı.

PARTİLER KAPATILIYOR
12 Eylül 1980 askeri darbesi, CHP’yi ve tüm partileri kapattı. Ecevit ve Demirel Hamzaköy’de gözetim altına alındı.

1982 Anayasası 6 Kasım 1982 günü yapılan referandumla yürürlüğe girdi. Ecevit ve Demirel Hamzaköy’den bırakıldı ancak siyaset yapmaları yasaklandı.

6 Haziran 1983 tarihinde Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu. Başkanlığa Erdal İnönü getirildi. Bu arada Necdet Calp da Halkçı Partiyi kurdu. 6 Kasım 1983’te yapılan genel seçimlere, SODEP ve Demirel’in kurduğu DYP seçimlere sokulmadı.

1980’den sonra sol oyların parçalanması için adeta yarış yapılıyordu. Halkçı Parti, SODEP, SHP, DSP partileri kurulmuştu.

CHP’nin mirası adeta paylaşılıyordu. 1980’den sonra kurulan sol partiler, onların kurultayları bu yazının kapsamını aşmaktadır. Bu konu ayrı ve titiz bir inceleme   gerektirir.

TÜM ÜYELERİN KATILIMI İLE LİSTE DÜZENLEMESİ
Bu yöntem, Türk siyasal tarihinde ilk kez 1987 seçimlerinde SHP tarafından uygulandı. SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, tüm üyelerin katılımı ile yargıç denetiminde önseçim yapılması kararına öncülük etti. Örneğin İzmir’de Erdal İnönü’nün de aday olduğu Karşıyaka/ Bakırçay seçim çevresinde 24 bin üyenin katıldığı, yargıç denetiminde önseçim yapıldı.

Bu uygulama, delege ve tabanda büyük bir motivasyon (güdümleme) yarattı. CHP delegesi, kendi listesini kendisinin düzenlemesi nedeniyle çok mutlu olmuştu. Açıkça bu bir demokrasi şöleniydi.

Seçim sonuçları SHP’yi bir anda ikinci parti düzeyine yükseltti. SHP yüzde 24.8, Demirel’in DYP’si yüzde 19.1 ve DSP yüzde 8.5 oy aldılar.

1989’DA YAKALANAN POTANSİYEL
1987 seçimlerinde yüzde 36.3 oy alan ANAP, tek başına iktidar oldu. Ancak SHP, yüzde 24.8, DSP ise yüzde 8.5 oy aldılar. Toplam sol oylar ANAP’a yakındı.

25 Haziran 1988 günü yapılan kurultayda   Erdal İnönü yeniden genel başkan, Deniz Baykal da genel sekreter seçildiler. Merkez Yönetim Kurulu Baykal’ın eline geçmişti.

1989 Yerel Yönetim seçimlerinde SHP İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Gaziantep, Kayseri gibi 6 büyük belediye başkanlığını, ayrıca 39 il, 283 ilçe ve 327 belde belediye başkanlığını kazandı. DSP sadece 10 ilçe ve 28 belde belediye başkanlığını kazanmıştı. SHP genel oyların yüzde 28.7’sini alarak birinci parti konumuna yükselmişti.

Halk Erdal İnönü- Baykal ikilisini beğenmiş, tutmuştu.

Ancak siyasetin “benmerkezli ihrası” etkisini gösteriyor, SHP iki yıl içinde 4 kez kurultay yapıyordu. “Sabır” denilen kavram ortadan kaybolmuş, illa genel başkan olma hırsı SHP’yi dış çalışmalardan ziyade iç mücadeleye yöneltmişti. Kuşkusuz bu dönemin de objektif tarihinin yazılması gerekir.

CHP’NİN YENİDEN AÇILIŞI
CHP’nin yeniden açılış kurultayı Atatürk Spor Salonu’nda toplandı. Genel başkanlık yarışını Erol Tuncer’e karşı Deniz Baykal az bir farkla kazandı.

1990-2010 arasının analizi kuşkusuz ayrı bir yazı dizisinin konusudur.

CHP’NİN SON ZAFERİ
CHP, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde çok önemli bir başarı kazanmıştır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Muğla, Hatay, Mersin, Çanakkale gibi en önemli kentler kazanılmıştır.

Bu başarının sürdürülmesi gereklidir. Türk demokrasisinin gelişimi ve sağlığı için bu gereklidir.

Resim Ekleme

Ekrem İmamoğlu,   İstanbul’da 23 Haziran 2019’da yenilenen seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Zaferini halkla kutladı.

SİYASİ PARTİLER YASASI
12 Eylül 1980 Darbesi’nin demokratikleşme yönünden en olumsuz sonuçlarından birisi, Siyasi Partiler Kanunu’dur (SPK). Bu yasa, partilerin genel merkezlerine olağanüstü yetkiler tanımıştır.

12 Eylül 1980’den önce, partilerde önseçim bir ilke idi, bir temel kuraldı.

12 Eylül bütün bu uygulamaların üstünden silindir gibi geçmiştir. SPK’de eskiden olduğu gibi bugün de önseçim olmasına karşın, 12 Eylül öncesinin aksine, merkez yoklaması esas, önseçim istisna bir uygulamaya dönüşmüştür.

Resim Ekleme

KILIÇDAROĞLU’NUN ÖNERİSİ
HP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdar-oğlu, haziran ayı başında, demokratik yaşamımız açısından son derece önemli iki öneri ileriye sürdü.

1. Yüzde 10 barajını kaldıralım, yüzde 7, yüzde 5 ya da yüzde 3’e indirelim.

2. Milletvekillerini parti lideri değil millet belirlesin.

Bu öneriler son derece önemlidir. Bu nedenle, 11 Haziran 2020 tarihli gazetemizde “Kılıçdaroğlu’ndan Önemli İki Öneri” başlığı ile Olayların Ardındaki Gerçek sütununda bu konu ele alındı ve bu öneriler nedeniyle demokratikleşme yolunda Kılıçdaroğlu’nun son derece önemli ve ileri bir adım attığı belirtildi.

1980’den sonra önseçim kurumu ortadan kalktığı için açıkça söylemeliyiz ki her partide “lider sultası” doğdu. Bu durum özellikle CHP tabanında hoşnutsuzluk yaratmıştı. Son on yıldır önseçim yapılmıyor.

Sonuçta halkla Meclis yabancılaştı. Halkla Meclis arasına engel konuldu, halkla Meclis arasına duvar örüldü.

Delegeler ya da tüm üyelerin katılımı ile yapılacak önseçimler demokrasiyi gerçekleştirecek ve Meclis’i halkla tekrar barıştıracaktır.

Seçim barajı konusuna gelirsek, Türkiye’de uygulanan yüzde 10 seçim barajı çok yüksektir. Seçimde eşitlik ve adalet ilkesini zedeliyor. Bunun “makul”, “akılcı”, “mantıklı” bir düzeye indirilmesi gerekiyor. Böylesi yeni bir düzenlemenin, Türk demokrasisinin geleceği açısından sayılamayacak kadar çok yararı olacaktır.

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, bu iki önerisini kurultay kararı olarak kurultaydan geçirirse CHP’nin önü açılacaktır.

CHP’nin yeni kurultayı çok zor bir dönemde toplanıyor. Medyaya baskıların yoğunlaştığı, televizyon kanallarına cezaların verildiği, baroların bölünmek istendiği, tek adama dayalı bir sistemin uygulandığı bir dönemdeyiz. CHP kurultayının ülkemize   demokrasi yolunda öncü ve örnek olmasını diliyoruz.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/alev-coskun/turkiyenin-toplumsal-kosullari-chpyi-umut-partisine-donusturdu-karaoglan-ruzgari-esiyor-1753079



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 25.07.2020- 12:42


Kurultay başladı. Kürsüde Kılıçdaroğlu konuşuyor. Corona nedeniyle zaten yeterli bir heyecan ve coşku yok, buna bir de Kılıçdaroğlu'nun kitlelerde ve hatta partililere etki etmeyen konuşma üslubu eklendiğinde insanın dikkatinin dağalmaması mümkün değil. İktidara yürüyüş kurultayı konuşması değil de, parti grup konuşması gibi. Yine iktidara yüklenme ve yine alışılagelen ve artık bıkkınlık yaratan bir tonlama ve üslup. Umarım İlhan Cihaner yeterli imzayı toplar da kürsüde delegeye seslenme olanağı bulur. Yoksa kurultayın ilk günü bir hayal kırıklığıyla son bulacak.

Ara sıra kulak veriyorum, Kılıçdaroğlu ilk seçimle iktidara geleceklerini ve iktidardan hesap soracaklarını söylüyor. İyi. ikincisi devletçiliğe yöneleceklerini de ekliyor. Bu da dikkate değer... Hala konuşuyor, denetim, her kuruşun hesabını verme falan... Kesin hesap komisyonu da kuracakmış; kurultay denetçiler toplantısı gibi sürüyor :) Dinleyenlerde az biraz heyecan var idiyse de bu konuşmayla eminim o heyecan ve coşku da yitip gitmiştir.

Umarım sonrası iyi olur.






Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.164
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

24 kere teşekkür edildi.
17 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 28.07.2020- 00:51


Nasıl bir CHP? - Dr. Ömer ATAGENÇ

CHP’nin “iktidar yolu” sloganıyla düzenlediği kurultay, partinin önümüzdeki süreçte neler yapılacağının da bir işareti olacaktır. Ancak kurultaydan ve iktidar olma yolundan ziyade CHP’nin mevcut durumuna dair yapılması gereken başka bir tartışmanın da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.

CHP’nin iktidarı hedeflemesi ve mevcut siyasal duruma karşı bir alternatif sunması, elbette demokratik bir siyasal rejimin gereği, Cumhuriyetin tarihsel ve siyasal mirasını sahiplenen kitlelerin temel motivasyon kaynağıdır. Ancak CHP’nin nasıl iktidar olacağı sorusu kadar nasıl bir CHP’nin iktidar olacağının da öncelikle parti içinde önemli bir tartışma konusu haline gelmesi elzemdir. Zira partide “istikamet” sorunu, güncel siyasal gelişmeler nedeniyle sürekli olarak geri plana atılmakta, partinin tabanını oluşturan ve “kemik” olarak nitelendirilen seçmen kitlesinin siyasal konsantrasyonu yalnızca iktidar partisi üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Türkiye’de oy kazanma yarışının basit bir matematik hesaba doğru dönüşmesi ve seçim süreçlerinin sayılar ve istatistiklerle açıklanması, ilkesel bir siyasal rekabetin önünü tamamen tıkamaktadır. Siyasetin “gündelik” dili, ilkesel bir duruştan ve gelecek vizyonundan kopuk bir pragmatizmin kitlelere sirayet etmesine de neden olmaktadır. Tabanda siyasal polemiğin “ilkesel” niteliğine karşılık yönetim katlarına doğru tırmandıkça görülen “taktik” hesaplar, partinin ilkesel yöneliminin geleceğine dair bazı noktaları muğlak bırakmaktadır.

Siyasetin sahada farklı bir dille yapılmasının reel bir boyutu olduğunu teslim etmek gerekir. Ancak bir partinin siyasal ufkuna dair gündemler muğlak olduğu müddetçe seçmenine nasıl bir ülke vadettiği aynı oranda muğlak kalacaktır. CHP’nin, partinin tarihsel ve siyasal mirasını temsil edebilme gücü bu meselenin daha da netleşmesini sağlayacaktır.

TATMİN EDİCİ TAVIR ŞART

CHP’nin Kemalizmle ve Altı Ok ile kuracağı ilişkinin ilerleyen süreçte önemli olduğunu ifade etmek gerekir. Kitleler önünde, kürsülerde ve basın-yayın organlarında 1923’ün mirasına dair üretilen retorik ile güncel siyasetteki faaliyet arasındaki uyumsuzluk, tabanın iktidar partisi odaklı tehdit algısı sebebiyle sürekli olarak geri planda kalıyor. Ancak CHP’nin uzun vadeli planlarında, özellikle de iktidar olma planlarında Kemalizmin yerine dair daha tatmin edici bir söylem üretmesi gerekmektedir. Mustafa Kemal’in makamına duyulan saygıyla ve Türk siyasetinin sayısal olarak alternatif üretememesi nedeniyle oluşan sessizlik partinin Kemalizm ile kurduğu ilişkide oluşan deformasyona da sessiz kalınmasını beraberinde getirmektedir.

KEMALİZME BAKIŞ NE OLACAK?

Cumhuriyetin kazanımlarının korunması gündeme geldiğinde “oy” kaygısıyla hareket eden ve parti dışındaki seçmeni küstürmemek konusunda oldukça hassas olan yönetim katı, partinin esas seçmen kitlesini oluşturan Kemalist tabanın hassasiyetlerini dikkate alma konusunda esnek davranmaktadır. “Kemik oy” fikrinin yarattığı özgüven, mevcut taktik hesaplarda parti dışı seçmenin daha ağırlıklı bir rol oynamasını sağlamaktadır.

Türk milletinin bütününe hitap edebilmek elbette CHP gibi kurucu bir parti ve ideolojinin temsilcisi açısından kritik önemdedir. Ancak parti dışı seçmenlere yönelik kurulan dile bakıldığı zaman miras ile oy kaygısı arasındaki dengenin sürekli olarak oy kaygısı lehine bozulduğu görülmektedir. Bu bozulma ise kendi siyasal ideolojisi ve tarihsel mirası üzerinden parti dışı seçmeni ikna etme konusunda partinin gerekli başarıyı gösteremediği de ortadadır.

“Yenilenme” fikri Altı Ok’un “Devrimcilik” ilkesinin gereğidir. Ancak bugün CHP’nin “yenilenme” fikrinde Kemalizm ekseninde bir güncelleme mi yapılacağı yoksa Kemalizmin tarihsel mirasına “teşekkür edilip” tarih sahnesindeki yerine konularak farklı fikirlerle ikame mi edileceği belirgin değildir. Partinin tabanına ve yönetim katına ayrı ayrı bakıldığında bu soruya her iki cevabın verilmesi de mümkündür. Parti içi tasfiyelerde ilk sıraları “ulusalcı” kanattaki üyelerin alması ve Kemalizmle doğrudan kurulamayan eleştirel diyaloğun defaatle “ulusalcılık” üzerinden sağlanması da göz ardı edilmemesi gereken bir gerçekliktir.

MUĞLAKLIĞI NETLİK GİDERİR

CHP iktidar olabilir, evet. Ancak olduğunda partinin tarihsel ve siyasal mirasıyla ne ölçüde barışık olacağını şimdiden kestirmek mümkün değildir. Kemalizmin utangaç bir savunusunun devamının verdiği tek mesaj Kemalizmin güncel gerçeklere uyum sağlayamaması ve tarihteki yerini almasına dair iddianın daha kuvvetli olduğudur.

Ulus-devlet tartışmalarından Kürt sorununa, neo-liberal tahribattan laikliğe kadar pek çok kritik gündemde partinin geleceğe dair vizyonunu ve bu vizyon içinde Kemalizmin ve Altı Ok’un nerede duracağını net bir şekilde bilmenin seçmen açısından önemli bir muğlaklığı gidereceği ortadadır.

Dr. Ömer ATAGENÇ

Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi


https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/nasil-bir-chp-dr-omer-atagenc-1754187



Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör ÖDP: İktidarın oyununu bozalım melnur 0 536 07.05.2019- 17:38
Konu Klasör BDP olağanüstü kurultaya gidiyor abbas 0 2112 12.04.2014- 12:46
Konu Klasör İlhan Cihaner'le CHP kurultayı üzerine... melnur 3 132 10.07.2020- 03:55
Konu Klasör İşçi Partisi Olağanüstü Kurultaya Gidiyor proletersosyalist 10 8064 23.12.2014- 23:42
Etiketler   İktidara,   yürüyüş,   kurultayı.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS