SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
Felsefede Kademeler           (gösterim sayısı: 131)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
tiktaalik
[ tiktaalik ]

Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 01.10.2019
İleti Sayısı: 5
Konum: Gizli
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder


3 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: tiktaalik
Konu Tarihi: 06.09.2020- 15:33



Dünyayı Değiştiren Düşünürlerin Felsefi Kademeleri:

Son 100 yılda dünyayı değiştiren kaç çeşit bilim ve felsefe alanı ve konusu vardır onu ele almak istedim. Bunu sınıflama yoluyla kategorize ederek anlattım, felsefesinden ziyade. Dünyayı değiştirmenin aşamalarını ve hiyerarşisini kurmak istedim. Dünyayı kaç adam değiştiriyor öne çıkanlarını belirttim. Buradaki ülke isimlerini düşünürlerin kendi köklerine göre değil tamamen ülkelerin felsefi etki ve konumlarına göre verdim.


Birinci Adam:


İlk aşama görelilik fiziğinin kurulduğu özel bir aşamadır.

Albert Einstein (Türkiye)
: Düşünen benlik demektir. Pratik ile değil düşünce ile çalışılır. Yeni olanı kullanmaz, değişim yoktur ikinci aşaması vardır ve modelleme yapmaz sadece karşıtını kullanır o bir anti-tezdir. Öz ve görünüş vardır aynı zamanda Einstein'İn nedenselliğini Newton ile karıştıramayız çünkü Einstein kainatın herhangi bir parçasını (tikel) açıklayabiliyor. Einstein, 300 yıl sorgusuz sualsiz klasik fiziğinin tek hakimi olan Newton fiziğine büyük bir darbe indirmiştir. Yanlışlama olabileceği gibi gizli olan doğru bilgini üzerine yenileri de eklenebilir veya Aristoteles gibi insan olan yani insan merkezli yaratıcılığı da kullanabilir. Eğer bir birliktelik oluştursa bile çözemez. Demokrasi sistemine sahiptir. Siyasette kamusal bir yaklaşımı vardır. Monist bir doğaya sahiptir. İktidarınızı Einstein düşüncesine göre kurarsanız o iktidar kanunlarla ve mülkiyetle yönetilir. İktidarın temeli mülkiyettir yani iş bölümüdür. Özgürlük değil bağımsızlık önemlidir. Hipotezler (tekillik) çok önemli değil sabit ve değişmez yasalar önemlidir ama şüphecidir, olabilirlik önemlidir. Kavram önemlidir bu aşamada. Merkezi bir konumdadır. Değişim yaşandığı taktirde iktidarın temel özellikleri ayakta durur fakat daha derin bir anlama sahip olduğunu da biliyoruz artık iktidarın. Bu işin bir kısmı diğeri ise bağımsızlıklarının değişmez olduğudur çünkü değişimleri sadece gizli değil gözlenebilir de olduğudur. Bu durum daha çok hile ile Almanya'dan kendisine ulaşabilir. Einstein'in tek dramı bütün görüşlerin buluştuğu bir ülke yaratmasıydı sanırım. Bunu da eskilerin sızmasından (Marx, Engels) vs. bulabiliriz. Ama bu eskiler, çocuk ve gençler ikinci adamın özerkliğinin ve kopuşunun önündeki engellerden birisidirler aynı zamanda. Einstein'in kendisi güzel bir ruha sahip olsa da bir başkasına ait sorunlar kendisine taşınır. Bir de Rousseau önemlidir bu aşamada. Einstein ve Freud basit, yerel ve sabit kurallara sahiptirler ikisi de özel olabilecekleri gibi sıradan da olabilirler. Yerel, özel veya genel olanlar modernizm kavramına daha uygundur.


İkinci Adam:


İkinci aşama psikanalizin kurulduğu kısmen özel bir aşamadır.

"Erken Dönem" - Sigmund Freud (İtalya): Bu aşamadan itibaren "genç Marx" ve "olgun Marx" ayrımları başlar. Freud psikanaliz bilimini kuran çağının en popüler bilim adamlarından birisidir. Ruhbilimi konusuna Freud'dan önce ve Freud'dan sonra olarak bakmak gerekir çünkü psikanalizi o kurdu. Düşünce Freud'da katıksız düş veya hayaldir. Kavram değil hayal gücü önemli. Varlık esasına sahip ve nesneldir. Bireysel olan veya iş bölümü (mülkiyet) değil "toplum" önemlidir. Galileo/Kopernik ve Darwin etkisi görülür insan merkezli değildir. Yani daha önce var olan bilginin üstüne yenilerini ekler aşama aşama özünü, kendisini keşfeder ama yanlışlama da yapabilir. Psikanaliz doğru adımları atmazsa, dil sürçmesi yaşarsa Einstein'in çözemediği bütün konuları çözebilir ve monizm bozulur. Düalist bir doğaya geçer. Einstein'in çözemediği bütünlükleri çözse bile iktidar değil yönetim gücüne sahip olduğu için kontrolü kaybetmez. Ama Freud tarzı bir iktidarınız varsa Einstein ile paylaşırdınız kendi iktidarınızı. Özgürlük değil bağımsızlık esastır ama o da kısa sürelidir. Halkın yerini kitle kavramı almaya başlamıştır. Anlamak ile işe başlanır ama öğrenmek,eğitim kelimeleri yoktur. Merkez-çevre arasındadır. İktidar değil yönetim alanını oluşturur. Gerici ve faşist bir sisteme sahip olabileceği gibi devrimci de olabilir. Eğer ulusal birliği kurabilirse bunu kendiliğinden yapamaz karşılaşma maddeciliği olan "empatinin" ona sağladığı büyük şans ile yapabilir. Ama eskilerin etkisiyle aslında İtalya'ya özgü olan ekolojik sorunlar gibi ölüm korkusu Einstein'in üzerine kalır bu da cahil kitleler tarafından bir engizisyon oluşturur kendisine karşı. Yine kavramın çocukluk döneminde ona faşizm uygular belki olgunluk döneminde tekrar karşısına çıkabilir diyerek. Ama Freud'da bedenine işkence yapılır delilik vb. gibi, bu aşamaya en yakın akım olarak sürrealizm ön plana çıkar Salvador Dali resimde öncüdür, resmin düşler aleminde. Dünyada çok ses getiren "Sherlock Holmes" kitabının yazarı Arthur Conan Doyle ve "Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi" ile Fitzgerald yine bu aşamanın ürünleridir.


Üçüncü Adamlar:


Üçüncü aşama sabit ve değişimde olan felsefe ve astronominin aşamasıdır.

"Geç Dönem" - Hubble ve Althusser (Fransa): Burası aynı zamanda Marx'ın (İtalya) olgunluk dönemidir. Ama iki aşama bir birinden çok farklıdır. Fransa daha alt bir konumdadır mesela. Bu aşamada iki düşünür Hubble ve Althusser önemlidir. Althusser ulusal birliği sağlar ve ulus kavramını kullanılır ama bunu İngiltere'nin desteğiyle yapabilir. Basitten genişletilmiş bir felsefe/bilime doğru ilerler. Yani yerelden (baskı aygıtları), evrensele (ideolojik aygıtlar) doğru. Hem sabit hem değişkendir. Ama Hubble'da da olduğu gibi yerel olan (lokal kütle çekimi) daha önemsiz kalır bu aşamada. Tamamen "teknik" olan bir iş bölümü vardır. Dönüşüm yaratır bir şeyi başka bir şeye dönüştürür yani "yeni" bir süreç başlatır bu özellikle Almanya ve Polonya için söz konusudur. Fransa düalist bir doğa anlayışına sahiptir bu nedenle. Dil değil mantık önemlidir. İtalya gibi anlamak değil öğrenmek burada önem kazanır. Farklılık arar yanlışlama yapar eskiyi tamamen reddeder, devinimseldir. Eski olanı tümden atıp yeni olanı kurmak ister ama dogmatiktir. İdeolojiyi kullanır pratik olan gerçeklik değil yalan söylemek üzerine kuruludur. Kendisinin tanrısının yöntemiyle de hipotezler üretir. İktidarını İngilizlerle paylaşır. Ama baskın olan Fransa'dır. Pratik bilimlere ilk adım bu aşamada atılır. Düşünce yerini pratik bilgiye bırakır somut olan daha ön plandadır. Bir anlamda rastgele materyalizm gibi görünmesi gereken ama aslında zorunluluk olandır burada. Gelenekler üzerinden bir yöntem kullanılır. Siyasi olarak monarşi sistemine ve çok uluslu şirketlerin üstünde yönetimsel olarak prolaterya diktatörlüğünü kullanır. Fetihci bir yönetime sahiptir oliagarşik, tekelci devlet-sermayeye işbirliğine sahiptir. Bağımsızlık kavramı değil özgürlük, ılımlılık daha önemlidir. Merkezi değil eklemlenmiş hiyerarşi oluşturur. Montesquie'yi kendisine örnek alır Althusser sürekli. Baskı aygıtları ile psikanalizi ayırt etmek çok güçtür. Büyük bilim adamı Röntgen ve x ışını birimi bu aşamada ortaya çıkar. Fütürizm akımı bu aşamada önem kazanır Umberto Boccioni önderliğinde.


P. Nikitin, M. Gorki ve Chomsky (Rusya): Rusya'da aslında Fransa gibidir dönüşüm sağlar. Türkye'nin ikinci adamdır. Kız torundur diyebiliriz Rusya için. Bizim Kıbrıs'a benzetilebilir. (İki tane babası vardır öz ve üvey olarak bunlardan birisi korumaz kızını.) Dört kız kardeştir birinci adam diğer taraftan. Sorun bu aşamada bu dört kardeşliğin ayrılıp kız kardeşlerden ikiz erkekliğe doğru gitmesidir. Althusser'in aynısıdır temelde. Biraz Einstein'in da etkisi hissedilir Rusya içinde. Makine gibi çalışan özel bir devlet mekanizması vardır. Devlet ve bürokrasi kavramları geçerlidir. Memur sınıfının en avantajlı olduğu alandır. Diktatoryal-demokratik yönetim vardır. Üçüncü adamlarda tekillik kalmamıştır artık. Çoğul nitelik kazanmıştır. Tiranlık olmaması için iktidarını alt öznelerle paylaşmak zorundasın. Fransa-Rusya liberal sol akıma daha yakındırlar. Bu nedenle daha sağda durur. Ama Rusya, Türkiye'nin de etkisini taşır. Özellikle Chomsky'de ve Maksim Gorki'de çok net görülür bu durum. Hem Fransa hem Türkiye etkilidir. Rusya ve Fransa hem yara hem yara bandıdır. İki farklı yüzü vardır. Astronomi (Hubble) olarak kötü, felsefe (Althusser) olarak iyi anlamlara sahiptirler. Ama Chomsky çok güzel bir şekilde kavramların felsefesini yapıyor Nikitin (ekonomi-politik) gibi doğrudan Fransa merkezli değildir. Elbette bu yazıda kategorize ettiğimiz isimler birebir aynı şeyleri konuşmaz ama genel çerçeveleri hep aynıdır o nedenle kategorilere ayırarak anlattım

Dördüncü Adamlar:


Dördüncü aşama görelilik ile kuantumun birleştirilmeye çalışıldığı bir aşamadır.

"Erken Dönem" - Paul Dirac, Edmund Husserl, Bertolt Brecht ve Jürgen Habermas (Almanya): Burası Eintein'in ikinci aşaması gibi çalışır biraz da hilenin etkisiyle, vicdan görevden daha üstündür burada. Fransa'nın ve Rusya'nın "dönüştürdüğü" köylü ideolojisidir. Dönüşüm olumsuz değil olumlu bir anlama sahiptir burada, yeni bir dönemi başlatabilir. Ama yeni dönem ile eski anti-tez kavramını birlikte kullanır. Eleştiri ve ilkinin tersi yöntemini kullanır ama bu değişim birinci aşamaya yani klasik olana göre yapılabilir. Ama eleştirel olan ve pratik olan ideolojiyi kullanmak, yalan söylemek değil gerçeklik üzerine kuruludur. Hukukun biçimselliğinden uzaklaşılırsa yeniden-üretimden çıkar yeni olana geçer. Erken dönem sosyolojisidir diyebiliriz. Almanya'da "sapma" gerçekleşir çünkü "bucak" birimli kentlerden oluşmaktadır. Ama bu otorite boşluğu bir hile ile Türkiye'de yaşanır. Kısa süreli bir otorite boşluğu yaratır, bu olay bir sapmadır. Daha sonra ototrite tekrar kurulur ama o yeni bir otoritedir artık. Bunun önüne geçebilmek için şimdiki zamanın boş tümelliğini geçip öngörü ortamı yaratmak gerekir. Bencil gen teorisi burada önemlidir. Bu sapmanın Türkiye'ye bir diğer etkisi magazinsel konulara ilgisi olanlara hitap eden aptallık çağı olgusudur. Bu da Almanya'dan Marksizm'e bulaşmıştır. Bu sapma evresi İran devrimini yaratabileceği gibi "tek kutuplu" dünyayı da yaratabilir hatta yaratmıştır. Özel görelilik ile kuantum fiziğini birleştiren kuantum alan teorisi anlatılır. Buna standart modeli de (higgs bozonu/alanı) eklemek gerek. Einstein'in sevdiği konulardan kuantum alan fiziği yereldir, standart model de gözlemlenebilir durumları anlatır. Bu aşama basit (erken) kuantum konusudur. Ayrıca ilk parçacık hızlandırıcı modele sahip olan Ernest Rutherford'un fiziği de buradadır. Buna Marie Curie'yi de eklemek gerekir. Hannah Arendt'ta yine bu aşamadaki bir siyaset bilimcidir. Husserl ile fenomenolojinin kuruluşu da çok önemlidir bu aşamada. Stefan Zweig, Hemingway ve Thomas Mann bu aşamanın ürünleri olarak dünyayı değiştiren yazarlardır. Ekspresyonizm akımı ve Edvard Munch bu aşamanın üründür. Felsefede "teist-İslam" modeline yaklaşır. Evrimsel aşamalı ilerler. Sendikalar da olunca artık "ekonomi" kavramı vardır. Einstein'de ekonomi kavramı yoktur siyaset (zaman) vardır ama bu aşamanın kendine özgü kavramları Einstein'i çok yakından etkiler. İkisini birbirinden ayırmak zorlaşır.


"Geç Dönem" - Gilles Deleuze, Richard Feynman, Nikola Tesla, Franz Kafka ve Zygmunt Bauman (Polonya): Geç dönemin yani genişletilmişin sosyolojisi ve 10 boyutlu sicim teorisi alanı demektir. Sicim teorisi, genel görelilik ile kuantum fiziğini birleştirmektir. En azından teoride bunu yapmaktır. Bu aşama post-modernizmin kuruluş aşamasıdır daha önce denenmemiş bir çağ açmaktır bu. Tarih sahnesinde ilk defa denenen bir sıçrama yaratır bu anlamda. Düşünce tamamen uzaklaşmıştır artık bu alandan, "pratik" ideolojiler devreye girerler. Einstein'ın yaptığı gibi yeniden üretimi kullanmak (ereksellik) veya anti-tez üretmek değil üretim ilişkilerini "işletmek" söz konusudur. Eğer kardeşinden bir yanağına tokat yersen diğer yanağını da uzatmalısın. Kesin olarak itaat edilmeli yoksa kuvvet yerine bükülme yaşanır. Hangisi daha iyi size bırakalım. Althusser genel olan gibi duran ama aslında evrensel olan sicim teorisini, özel olan kuantum alana karşı bu nedenle kullanır. Despotik bir yönetim anlayışına sahiptir. Her şey değil hiç bir şeysiniz Polonya'da. Nihilist ve ateisttir ama kültür camaatlerinin üçlü inancı da vardır. Aşamalı ilerlemez bir noktadan her noktaya sırasıyla, peş peşe yayılır iktidar. Bu aşama Alman sosyolojisinin devamıdır (orada babanın koruması altındasınız) ama bu aşama bir de epistemolojik kopma aşamasıdır bu aşamanın pratikteki sonuçlarına aldanmamak için bir öz-eleştiri yapılması gerekir. Hukuk-ahlak ikilisinden kaçınmak için ideolojiden (iyi-kötü imgesi) geçip onu aşarak felsefe (teori) kavramına ulaşmak gerekir. Sicim fiziği deneyden ziyade tam bir teori alanıdır bu anlamda. Bauman'a göre sosyolojinin görevi teorik bir gerçekliktir (pratik) mesela Freud ile Einstein'i yaklaştırıp anlamada yorumlama olarak gerçeklik ilişkisini kurmak ve yine Einstein ile Althusser'i yakınlaştırıp bilişsel öznelliği kurmak. Böylece üç akım da birleşecek veya çaba gösterilecek sosyoloji aşamasında. Polonya sosyolojisinde artık siz bir yabancısınız ve bir fethe kalkışırsa sınırları olmaz. Althusser kaleden çıkıp teknolojik-teknik işbölümünü kurarken sicim teorisinden çok faydalanır. Burada "Dadaizm" ile Tristan Tzara ve "Kübizm" ile de Pablo Picasso ve yine "Pop Art" sanatında Andy Warhol isimleri ön plana çıkarlar, çirkinin ve nihilizmin sanatları kısacası. Bu aşama her ne kadar evrensel de olsa toplumun çoğunluğuna asla yaranamazsınız. Bauman'ın bir kitabındaki ifadesi aynen şuydu yerli olmak başarılabilecek bir konu değildir zenci bir ırktan geliyorsan ağzınla kuş tutsan başaramazsın yerli olmak demek kan ve kader bağınızın bulunması demektir diyordu. Burada suç apaçıktır her şey açık seçik ispatlanır ama bu apaçıklığın asıl anlamını görmek gerekir.


Beşinci Adamlar:


Beşinci aşama genel olarak kuantum fiziği aşamasıdır.

"Erken Dönem" - Martin Heidegger, Stephan Hawking, Schrödinger, George Orwell, Jack Lacan ve George Lukacs (Macaristan): Meşhur herşeyin teorisine ve çoklu evren teorisine, zayıf görünümlü kütleler, big bang'e de adımımızı atmış oluyoruz. Burası Max Planck ile başlayan metafizik bir kuantum gençlik teorisi alanıdır. Felsefesinde düşünce ve tinsellik daha fazla öne çıkmaktadır ama gerçeklik kavramı da önemlidir. Bu aşama hem olanak olarak, hem de olanaksızlık olarak vardır. Etik olan da önemlidir. Burası bir kısmi ölüm alanıdır yarı karamsar yarı aydınlıktır. Erken kuantum dönemi olmasının sebebi bu aşamanın homojen birey ve genellemeler üretmesidir estetik ve romantizm ve klasik akım üretmesidir. Bu aşamada Lukacs ve Lacan çok karamsardır ölüm gibi görürler ama olumlu bir ölümdür bu. Var olan bütün ikilikleri (olumlu-olumsuz) iki yüzlü alaycılığın yıktığında ısrar eder. Çözümü ise betimleyici dile baş kaldırmamaktan geçiyor. Edebiyat ve epik şiir özellikle bu alanda önemlidir. Siyasi olarak eksik demokrasidir, despotizme daha yakındır. Merkezden uzak çevresel olandır. Birey-evrensel diyalektiğinden kaçınmalı. İlk defa bilgi önem kazanır. Althusser'in çok kızdığı bir noktaydı burası çünkü o ılımlı olup savaşı reddettiği için hiçbir şeyin teorisinden yanaydı. Bilgi savaş, yıkım demektir. Ama Orwell da Althusser'i, bireyi gözetim toplumunun bekçileri konumuna getirdiği için çok sert eleştirir. Bu aşamada hem köle yani acı çeken hem de özgürsünüz veya mutlusunuz. Hem Althusser pratiği hem düşünce. Bunu Schrödinger'in düşünce deneyindeki kedi gibi düşünün hem ölü hem diri veya ne ölü ne diri. Normatif değerlerle hem tanrıya hem kurucu mekanizmaya ulaşılabilir. Hem tek hem de bütündür. Parçaların hepsi hem ayrı ayrı olarak hem de birleşik olan şeydir herşeyin teorisi. Ama hep bütünsellik daha önemlidir. Bizde de İoanna Kuçuradi bu kategoriye girer. Ayrıca Ulysses'in yazarı James Joyce ile Andre Gide ikilisi de bu kategoridedir. Zizek, kuantumun erken dönemini Sovyetlerin dağılışıyla bitirir ondan sonrasını şimdi göreceğimiz geç dönemin başlangıcı olarak kabul ediyor. Sosyalist dönem hakimiyeti bu erken dönemde oluyor yani buna bence teknolojik gelişmeleri de eklemek gerekir Heidegger'den gördüğümüz gibi. Ama bence eksik söylemiş. En son çok yakın zamanlarda gördüğümüz çok kutuplu dünya olan Polonya (sicim) evresinde bile görürüz bu dönemi, emperyalizmin krizi dönemidir bu dönem.


"Geç Dönem" - Niels Bohr, Heisenberg, Theodor W. Adorno, Herbert Marcuse ve Ernst Bloch - Kojin Karatani (Çin): Burası ise kuantum mekaniğinin gelişmiş alanıdır. Burada genellemeler/estetik yerine tekil-evrensellik ve aşkınlık geçmiştir. Kuantum fiziğinin anlaşılamıyor oluşu "iyi-kötü", "var-yok" gibi mantıksal kavramları kullanmıyor oluşundandır. Ama yine erken dönemdeki gibi "derinliğin keşfi" burada da vardır. Bağımsızlık yerine özgürlüğün uluslararasılığı almıştır. Sivil toplum baskındır ama bu ilişkileri ters-yüz etmek için gereklidir.Burası mikroskopla izlenemeyecek kadar küçük taneciklerin alanıdır. Bu aşamada iktidar ne bir sınıfın ayrıcalıklı mülkü ne de bir iktidarın fethedilmesidir. Tam tersi iktidarlar stratejiler kurarak sıçramalar yaparak, konum değiştirerek işler yani alternatif iktidar alanları vardır. İktidar her yerdedir aslında herkes iktidarın bir taşıyıcısıdır. İktidarını diğer sınıflarla paylaşması gerekir yönetimlerin. Her farklı sınıf kendi iktidarını bulmalıdır. Başlarda bir kaos gibi duran bir an içinde kararlı hale gelebilir. O nedenle kararlı kaos olarak vardır. Sosyal demokrasiye daha fazla yakındır. Nedensel olan her şeyi reddederler. Bu son aşamada suçu üzerinize almamanız öğütlenir. Ortada bir suç vardır gerçekten ama bu size ait değildir. Son kertede suçu üzerinize almayıp tarihin, tarih öncesinden gelen düz akışını değiştirmek gerekir. Güneş batarken son aşamada tekrar doğar en azından bir fikrini sorarlar ama burada modern fizik gibi yanlışlarınızdan cayamazsınız öngörü yoktur. Fakat oluşan etkiye göre konum değiştirirsiniz yani iki adım ilerlemişseniz etkiye göre sonra bir adım geriye gelirsiniz ve yeni bir konum alırsınız mücadele içinde, varılan en ileri aşamada muzaffer olunmaz. İlişkileri ters-yüz etmek gereklidir kurtulmak için. Bu son aşamaya gelmeden önce Amerikan sivil toplumunu güç kazanır tek kutuplu dünya kurulur bu tek kutuplu dünya sapmanın etkisiyle belirleyici güç olan Amerikan sivil toplumudur. En son çok kutuplu dünyaya geçildi bu bir bükülmedir burada Asya tipi üretim güçlenir bunların ikisini de aşacak olan "değer" üreten yeni nesil dünya kuruluyor bu yeniyi kurmak işte bu olgun aşaması olan kuantum teorisine kalmıştır. Onlar tıpkı Jack London'ın yaptığı gibi umut taşıyıcısıdırlar. Bitirmeden bu beşinci boyutta erkek çocuklar anne ve babasından bilim/felsefe kalpleri taşırlar ilk aşamadan beşinci aşamaya kadar kuşaklar boyunca sürer değişim büyük babaanne-dededen erkek toruna dört kuşak devam eder ama bu bizi yanıltmasın değişim işçilere ve kadınlara göre bir durumdur genel olarak.



NOT: Dünyayı değiştirenler kolay kolay unutulmayacak bilimsel sıçramalar yaratmışlar buradaki örneklerden bunu anlayabiliyoruz. 20. yy inanılmaz bir sıçrama yaratmıştır resim, edebiyat, şiir, felsefe, bilim, teknoloji bunların hepsinde de bu düşünürlerin ilk defa dünyaya kazandırdıkları yeni alanlar oldu. Gelecek dünya bu büyük kopmanın türevleri olacaktır muhtemelen. Dünyayı değiştiren bütün düşünürler çok önemlidir aralarındaki bu hiyerarşi kimseyi bir diğerinden zayıf veya kusurlu göstermez elbette. Bugün belki arkalarından rahmet okuduğunuz, sevmediğiniz bu büyük bilim adamları sayesinde internette bu yazıyı paylaşabiliyorum bunu da hatırlatmak istedim. Özellikle kültürel bir sosyal mecrada, internette anlatmak bu yazıyı, beğenilmiştir umarım...



OZ. Gerçek...







Bu ileti en son tiktaalik tarafından 15.09.2020- 20:13 tarihinde, toplamda 34 kez değiştirilmiştir.

Teşekkür edenler:   melnur [07.09.2020- 16:29],

Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Benzer konu yok
Etiketler   Felsefede,   Kademeler
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS