SolPaylaşım  
Ana Sayfa  |  Yönetim Paneli  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt
 
OTURUYORSAN KALK; AYAKTAYSAN YÜRÜ; YÜRÜYORSAN KOŞ!
Yurt ve dünya sorunlarına soldan bakan dostlar HOŞGELDİNİZ .Foruma etkin katılım yapabilmeniz için KAYIT olmalısınız.
Yeni Başlık  Cevap Yaz
'TKP’nin yüz yıllık tarihi, tarihimiz...'           (gösterim sayısı: 230)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.707
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

31 kere teşekkür etti.
38 kere teşekkür edildi.
Konu Yazan: melnur
Konu Tarihi: 11.09.2020- 05:48


TKP'nin 100. yaşında önemli çalışma: 'TKP’nin yüz yıllık tarihi, tarihimiz...'


TKP'nin kuruluşunun 100. yılında parti tarihi 4 ciltilik kapsamlı bir çalışmanın sonucu olarak okurlarıyla buluşacak. TKP'den yapılan açıklamada, 'Bilinmelidir ki, Türkiye’de bu ölçekte ve bu yaklaşımla bir tarih yazımı ilk kez gerçekleştiriliyor' denildi.

Resim Ekleme

Türkiye Komünist Partisi yüzüncü yaşını geride bırakırken parti tarihi kitap çalışması sonbahar aylarında arka arkaya dört kitap halinde yayınlanmak üzere son aşamaya geldi.

TKP'den yapılan açıklamada, 'Bilinmelidir ki, Türkiye’de bu ölçekte ve bu yaklaşımla bir tarih yazımı ilk kez gerçekleştiriliyor' denildi.

TKP tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

TKP’nin yüz yıllık tarihi, tarihimiz... #TKP100Yaşında

Türkiye Komünist Partisi yüzüncü yaşını geride bırakırken parti tarihi kitap çalışması sonbahar aylarında arka arkaya dört kitap halinde yayınlanmak üzere son aşamaya geldi. Çalışmanın ayırt edici özelliği yüz yıllık tarihini, partinin güncel mücadelesi ve devrimci hedeflerinin ışığında, bütünü sahiplenerek eleştirel bir gözle yazma iddiasında olması. Dört kitap, partinin gelişim süreci, ulusal ve uluslararası sınıf mücadeleleri bağlamına yerleştirerek dönemlendirildi. Bilinmelidir ki, Türkiye’de bu ölçekte ve bu yaklaşımla bir tarih yazımı ilk kez gerçekleştiriliyor.

Kitaplardan ilki “TKP’nin Kuruluş Dinamikleri” başlığı altında Ekim Devrimi ve Türk burjuva devriminin kesişiminde komünizm mücadelesinin ilk yıllarını analiz ediyor.

İlk kitabın ardından, 1930’lardan 1950’lere partinin kesintilerle dolu ancak inançlı kadroların elinde devrimci arayışı terk etmeyen uzun dönemi ikinci kitabın konusu olacak.

İşçi sınıfı ve sol hareketin ülkedeki siyasi yaşamı belirler hale geldiği, partinin kitleselleşme yolunda önemli mesafe kaydettiği yıllar üçüncü kitapta inceleniyor.

Karşı devrimin etkisiyle sol tasfiye olurken Gelenek hareketinin bizi bugüne taşıyan partileşme süreci ve TKP’nin yeniden doğuşu ise son kitabın konusu olacak.

Ekim ayında okurlarla buluşacak olan “TKP’nin Kuruluş Dinamikleri” kitabının, tarih çalışmasının bütününü değerlendiren girişinden bazı bölümleri paylaşıyoruz.

Kendi tarihini yazmak

Güncel süreçler siyasi tezlerin, yorumların, somut mücadelenin konusudur. Ancak biz tarihi ele alırken bugüne, 2020’ye kadar gelebildiğimizi varsayacağız. Elinizdeki çalışma öznenin kendisini, kendi oluşumunu yazmasıdır. Özne kendini nasıl nesneleştirebilir? Bilimin ve tarih yazımının kimi ekolleri bunu olanaksız sayacaklardır. Dört ciltlik Parti Tarihimizin özgünlüğü tam da buradadır. Başka araştırmacıların tarih yazımlarından birer kaynak olarak yararlanmanın ötesinde, bunları gerçeği aydınlatma ve işçi sınıfının mücadelesini bilince çıkarma güdüsünü izledikleri ölçüde saygıyla ve sempatiyle karşılıyor, çalışmamızın tamamlayıcı unsurları olarak kucaklıyoruz. Ancak biz bunların ötesinde kendi tarihimizi, kendi mücadelemizin bir silahı olarak yazma iddiasındayız.

Parti tarihi tam da parti tarafından yazılmalı
Burada tarih biliminde yöntem tartışmasına girmeyeceğiz. Ancak siyasi bir özne olarak Partinin kendi tarihini yazmasının bilimsellikle çelişeceğini reddediyoruz. Tersine “Parti Tarihi” tam da Parti tarafından yazılmalıdır. Üstelik burada Parti adına bu yazımı gerçekleştirenler, her kimlerse, kendilerini tarihini yazdıkları özne-nesne bütünlüğünden ayrıştırmayı bilimselliğin önkoşulu olarak görmemelidirler. Yine tam tersine, siyasi mücadelemizin tarihi bu anlamda ancak içeriden yazılabilir. Veya böyle bir yazım olmaksızın yapılacak tüm değerli tarihçi katkılarının ayakları havada kalacaktır.

Geleceği örme uğraşı
“… Geçmişi bir olaylar, olgular, kişiler deposu olmaktan çıkartıp büyük harfle Tarih haline getiren bugünle bağlanışıdır. Bugüne bağlanamayan geçmişin de analizi yapılabilir elbette. Ancak bu, bütün entelektüel meraklar gibi, asla yararsız olmayan, ama büyük ölçüde yalnızca meraklıları ve uzmanları ilgilendiren bir analiz olacaktır. Parti Tarihi dediğimiz araştırma nesnesi ise Parti bugün sürdüğü için, yani aynı zamanda bir özne olduğu için geniş kesimlerin ilgi alanına girer. Gelecekte ilgi çekmeye devam etmesi de esas olarak mücadelenin sürmesi ve ilerlemesi koşuluna bağlı olacaktır. Elinizdeki kitap tarihe not düşmek için değil, geleceği örme uğraşına güç katmak için yazılmıştır.”

İlk kitap: TKP’nin Kuruluş Dinamikleri
1920 gerçek bir dönüm noktasıdır. Dünyada savaş sırasında sosyal-demokrasinin kapitalizmin alternatifi olma iddiasını büsbütün terk etmesinden sonra işçi sınıfı adına yeni bir genel atılımı mümkün kılan, Rusya’da gerçekleşen Büyük Ekim Devrimi oldu. Rus Sosyal-Demokrat İşçi Partisi’nin Bolşevik kanadı Lenin’in 1917 Nisan Tezleri’nde ortaya attığı yeniden partileşme, bir komünist parti olma hedefini iki yıl içinde uluslararası alana taşıdı.

…1919’da Komintern’in kuruluşu bu bağlama oturur. Komintern bütün ülkelerde ve devrim coğrafyasının sınır boyundaki Türkiye’de devrimciler için örgütlenme çağrısıydı. Türkiye’de Ekim Devrimi'nden esinlenen, komünizmin vaatlerine gönül veren kurtuluşçu akımlar, söz konusu gelişmeler tarafından güçlü biçimde teşvik edilmiş oluyorlardı.

Öte yandan emperyalizmin yeniden paylaşım gündeminin önemli bir parçasını anlatan Doğu Sorunu, esas olarak Osmanlı İmparatorluğunun topraklarının ve bağlantılı alanların paylaşılması anlamına geliyordu. Birinci Dünya Savaşını, Türkiye olarak da adlandırılan Osmanlı Anadolu’sunun işgalinin izlemesi rastlantı değildi. Türkiye kendini bir ulusal kurtuluş problematiğinin içinde buldu. …Türkiye’de komünizm ulusal kurtuluş problematiğine doğmuş oluyordu.
...

Özetle kuruluşun güçlü iç ve dış dinamikleri vardır. Dış dinamikler Ekim Devrimi-Komintern bağlamına yerleşir. İç dinamiklerin ise bir öbeği Osmanlı işçi sınıfına ve aydın birikimine uzanırken, bir diğer öbeği ulusal kurtuluş platformundan besleniyordu. Bu son boyutta işgalcilerin karşısına anti-emperyalizmin, işbirlikçi saltanatın karşısına halkçılığın, işbirlikçiliğin eşlikçisi İslamcılığın karşısına laikliğin çıkmasının nesnel temelleri güçlüydü. Türkiye’de komünizm bu tarihsel bağlamda yurtsever, laik, halkçı bir kimlik kazandı. Bu kimliğin yanı başında yurtseverliği milliyetçilikle, halkçılığı dinsellikle karıştıran unsurlar, bunları harmanlamaya yönelik amatörce çabalar da kaçınılmaz olarak yer buldu.

https://sol.org.tr/haber/tkpnin-100-yasinda-onemli-calisma-tkpnin-yuz-yillik-tarihi-tarihimiz-14229



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.707
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

38 kere teşekkür edildi.
31 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 26.01.2021- 02:34


"TKP'nin 100. Yılı: Dünümüz, bugünümüz, yarınımız"

'100 yıllık mücadele'ye armağan: Gelecek yürüyüşünü büyüteceğiz



Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Merkez Komite Üyesi Ekim İsmi, editörlüğünü yaptığı, Yeni Ülke Yayınları'ndan çıkan ve geçtiğimiz günlerde okuyucu ile buluşan "TKP'nin 100. Yılı: Dünümüz, bugünümüz, yarınımız" kitabını Manifesto TV'ye anlattı.

Kitap hangi ihtiyacın sonucu olarak ortaya çıktı?
TKP'nin kuruluşundaki savaş koşulları nasıl değerlendiriliyor?
Kitaptaki başlıklar neye göre belirlendi?
Kitabın yazarlarının parti emekçilerinden oluşması özel bir tercih miydi?
Komünistler geleceğe nasıl bakıyor?

Kitaba ulaşmak için:
https://www.yeniulkeyayinlari.com/



Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.707
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

38 kere teşekkür edildi.
31 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 27.01.2021- 01:39


TKP tarihinin incelendiği 4 ciltlik çalışmanın ilk kitabı yayımlandı

TKP tarihinin incelendiği 4 ciltlik çalışmanın ilk kitabı olan 'PARTİ TARİHİ - Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluş Dinamikleri' yayımlandı.
Resim Ekleme

Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) 4 ciltlik çalışmanın ilk kitabı olan "PARTİ TARİHİ - Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluş Dinamikleri" Yazılama Yayınevi tarafından yayımlandı.

Yayınevinin tanıtım yazısı şöyle:

"Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunun üzerinden 100 yılı aşkın bir süre   geçti. Türkiye’de komünist hareketin, bir siyasi akım olarak sosyalizmin ve işçi hareketinin kökleri bu 100 yılın da öncesine dayanıyor.

Türkiye Komünist Partisi’nin bünyesinde kurulan Parti Tarihi Araştırma Grubu’nun çalışması, bu 100 yılı aşkın tarihin, barındırdığı süreklilikler ve kopuşlarla ele alınmasını amaçlıyor.

Dört ciltte ele alınacak Parti Tarihi’nin ilk cildi Türkiye Komünist Partisi’nin Kuruluş Dinamikleri Osmanlı döneminde ortaya çıkan ilk sosyalist örgütlenmeler ve işçi hareketlerinden, “Parti’nin tarih öncesinden” yola çıkıyor. Türkiye komünist hareketinin ortaya çıkışı, Osmanlı dönemindeki sosyalizmden kopuşla birlikte gerçekleşiyor. Bu kopuş, ulusal kurtuluş mücadelesine, ülkenin yapısal dönüşümüne eşlik ediyor. Komünist hareketin genç Cumhuriyet döneminde yaşadığı deneyim, hem bu dönüşümden hem de kaçınılmaz olarak Cumhuriyet’in Sovyetlerle ilişkilerinden doğrudan etkileniyor. Bu cilt 1927 Tevkifatı’na kadar yaşanan süreci irdeliyor.

Bu çalışma, belgelere dayanıyor; ama belge yayıncılığı kaygısıyla yürütülmüyor. Polemik amaçlanmıyor; ama yaygınlık kazanmış saldırı ve tahrifatı yanıtlama hedefi de güdülüyor. Zira Parti’nin tarihini yazmak, Parti’nin sosyalizm için verdiği mücadelenin, bugünkü mücadelesinin bir silahı aynı zamanda."


https://sol.org.tr/haber/tkp-tarihinin-incelendigi-4-ciltlik-calismanin-ilk-kitabi-yayimlandi-24715




Bu ileti en son melnur tarafından 27.01.2021- 01:40 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
melnur
[ Gelenek ]
Kurucu
Varsayılan Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 02.08.2013
İleti Sayısı: 8.707
Konum: İstanbul
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder
| Özel ileti Gönder

38 kere teşekkür edildi.
31 kere teşekkür etti.
Cevap Yazan: melnur
Cevap Tarihi: 06.02.2021- 03:20


Parti tarihini okumak - AYDEMİR GÜLER

Parti tarihinin özel merak alanı olmasına son verilmelidir. Parti Tarihi meraklısının değil ihtiyaç duyan binlerin, on binlerin erişim alanındadır. Abartmıyoruz; bu erişim şimdi açılmış oldu.

Resim Ekleme

Birkaç hafta oldu Parti Tarihimizin birinci kitabı çıkalı. Meselemizin küçük bir bölümü geçtiğimiz Eylül ayından beri 100 yaşında oluşumuzdur. Bir asır dönümünün yaklaşıyor olması ürünün takvimini belirlemekte etkili oldu elbette. Ama daha önemlisi bugün mücadele eden, gelişen, köklü bir dünya görüşü, derinlikli bir teorik-politik birikimi, somut hedefleri, ülke siyasetinde ve uluslararası komünist harekette yeri, emekçi kitleler içinde sosyal zemini olan Türkiye Komünist Partisi’nin tarihinin nereden nasıl öğrenileceği konusundaki belirsizlikti. Gerçekten ortada büyük bir boşluk vardı.

Boşluk bilgi ve veri yokluğundan kaynaklanmıyor. Tersine raflar dolusu belge kitabımız var artık. Ondan çok daha fazla sayıda anılar, polemikler cabası. TKP tarihinin polis belgelerine dayanılarak ve karşı taraftan kalemlerce yazıldığı dönemler çok eskilerde kaldı. Ama boşluk duruyordu.

Parçası olduğu mücadelenin nereden geldiğini anlamak, açıkçası ayaklarını daha sağlam basmak arayışında binlerce insan var bugün Türkiye’de. Bir metal fabrikasında işçi. Partiyi işyeri temsilcisi yoldaşın getirdiği Boyun Eğme’den öğreniyor. Çocuğunu okula göndermekte zorlanan tekstil işçisi anne. Kadına yönelik şiddete karşı bir semt evinde Kadın Dayanışma Komitesi’ne dahil olan genç beyaz yakalı. Bir teknik lise veya köklü Anadolu lisesi öğrencisi. Orta yaşına gelmişken bu düzende nefes almanın düzeni değiştirmek için elinden geleni ardına koymamak olduğunu anlamış bir “mahalleli”; gönüllü olmuş daha yeni. Komşusunu örgütlemiş bile; o da yitirdiğini düşündüğü yılları telafi etmeye kararlı. Geçen seçimde köy evinin önündeki çardakta, tam da hissettiklerini anlatan bildiriyi eline aldığında şaşıran amca. Üniversiteli çocukların dayak yemesini hazmedemeyen bir insan. Dünyayı değiştirme gücünü içinde hisseden üniversiteli. Derslerden kalan zamanında garsondu; şimdi pandemide işsiz aynı zamanda. Nasıl bir mücadeleye katıldıklarını öğrenmeye ihtiyaçları var.

Anıdan, polemikten tarih öğrenilmez. Onlar yardımcı kitap sayılabilir olsa olsa. Peki belge kitapları? “Yukarıda örneklenen insanlar belgeleri okuyamaz, anlamazlar” demiyorum. Okumak için güçlü bir nedene sahip olmaları gerekir diyorum. Kötü öğretim sistemlerinden bilmez miyiz; bugünkü varoluşlarıyla geçmiş olaylar bütünü arasında bir anlam bağı yoksa, okunanlar bir kulaktan girip diğerinden çıkar çoğunlukla.

Elbette tarih sevenler, özel merakı olanlar hariç… Onlar da yetmez. Tam tersine, Parti tarihinin özel merak alanı olmasına son verilmelidir. Parti Tarihi meraklısının değil ihtiyaç duyan binlerin, on binlerin erişim alanındadır. Abartmıyoruz; bu erişim şimdi açılmış oldu.

Popüler tarihçilikle karıştırmayalım bunu. Öyle bir ekol var elbette ve içinde pekâlâ ele aldığı konuyu bayağılaştırmayan, okunurluğunu kolaylaştıran nitelikli örnekler de olabilir; vardır. Daha doğrusu popüler tarihçilik ille de bayağı olmak, malumatın içinden sansasyonel olanı seçip pazarlamak değildir. Ama konumuz da bu değil. Parti tarihinin bu tür bir ek kolaylaştırıcılığa ihtiyacı yok çünkü. Okuma alışkanlığının, olanağının, kültürünün geri olduğunu bildiğimiz memleketimizde komünistler geri olanı veri almazlar ki. Biz geri olana meydan okuruz. Komünistlik sıradan emekçilerden kitap kurdu çıkartmaktır bir yanıyla da. Bu mümkündür, özel yetenek istemez. Az önce söylediğim gibi bugün çok değer verilen bir mücadele ile söz konusu bilgi arayışı arasında anlam bağının kurulması gerekir. Dolması gereken boşluk buydu. Diğerleri yardımcı kitapsa eğer, memlekete bir temel kitap lazımdı.

Türkiye solunda tarih polemiğe çok sık indirgenmiştir. Tartışma olmaksızın ne bir şey öğrenebiliriz, ne de gelişme olur. Ama diğer yandan geçmişte söylenen ve yapılanlar arasında taraf tutmak, o söylenen ve yapılanları ortamından koparıp olduğu gibi şimdiki zamana taşımak, en hafif deyimle “yanlış tartışma”dır. Tarihle yanlış bir tartışmaya girdiğinizde kendinizin de o tarihin bir ürünü olduğunu ihmal edersiniz. Zararınız geçmişe saygıyı eksiltmekten ibaret kalmaz, bugünü anlamlı kılan damarları kesmiş olursunuz.

Karışık mı oldu? Örnek; Mustafa Suphi’lerin siyasi iktidarı ele geçirme hedefini öne koymaları 1920 Türkiye’si için gerçekçi değildi. Ve eşzamanlı olarak, tam da bu seçişleri ülkemizde komünizmin yüz akı bir başlangıç yapmasının biricik yoluydu. Başka örnek; ondan önceki Osmanlı sosyalistleri, bu toprakların en aydınlık insanlarıydı kuşkusuz. Gericiliğe, sömürüye karşı niceliği ve birikimi abartılmaması gereken işçi sınıfını ayağa kaldırmaya çalıştılar. Ama Osmanlı yıkılırken bu emeğin de önemli bir bölümü enkazın altında kaldı. Bu kökleri nostaljiyle, Osmanlı ortamını özlemekle aydınlatamazsınız. Osmanlı sosyalizmini Türkiye komünizminin “tarih öncesi” olarak yerine oturtmak sahiplenmenin biricik yoludur. Bizimdir ve eşzamanlı olarak bizim tarih öncemizdir. Daha fazla örnek için kitabın sayfalarını çevirmek gerekecek…

Geçmişi çekiştirenlerin asıl derdi kendine dayanak yaratmaktır. Türkiye’de komünizmin artık gerçekçi olmadığını düşünenler ile tersine komünizmi “aydınlık geleceğimiz” olarak algılayanların tarih dersleri kuşkusuz farklı. Az önce telaffuz ettiğim “anlam bağı” bu işte.

Ne efsane uydururuz, ne de köklerimizin komünizm küskünlerinin veya düşmanlarının elinde heba edilmesine geçit veririz. Bunlara izin verirsek üstünde sağlam durmamız gereken zemin çürür. Oysa o zemin sağlamlaştırılmalı... Yoksa emeğin hakları nasıl savunulur, savaşa nasıl karşı durulur, sermayenin yalanları nasıl geri püskürtülür, ülkemiz gericiliğin kıyısına getirdiği uçurumdan nasıl kurtulur?

Bugünkü mücadeleye ve onun örgütüne, Parti’ye, yani kendimize güvenmeden yol alınamaz. Bu güvenin bir kaynağı da tarihtir.

Türkiye’de anı kitapları bollaşıyor. Elbette ilk cildi, yani 1920’leri konu olan yeni anı yok artık. Ama bugüne yaklaştıkça geçmişi öznel anlatımlardan öğrenmek bir tuzağa dönüşüyor. Bu tuzağa eskiden de düşülmüş. Nâzım Hikmet’in Partiye, Sovyetler Birliği’ne, hatta komünizme küstüğü bile iddia edilebildi, hatırlasanıza. O şöyle yapmıştır, beriki bunu demiştir… Mişli geçmişin aslına ulaşma kanalımız olmayabilir, ama her tür rivayeti nesnel verilere göre tasnif etmek, önemliyi önemsizden ayırmak mümkündür. Örnekse, Nâzım’ın Partiden gidişi ve dönüşü, içindeyken de dışındayken de yaptıklarından daha az önemlidir.

Veya Sovyet faktörünü nereye yerleştireceğiz? Sovyet sonrası dünyanın hali sosyalizmin ilk iktidarının korunmasının 1920’lerde, ‘30’larda ne denli kritik olduğunu herkese tersinden kanıtlıyor. İnsanlığın sosyalist iktidarların yokluğu yüzünden kuruduğu bir zamanda tarihimizi Sovyetik diye karalamaya kalkmak aptalcadır. Enternasyonalizmin bir nevi emir-komuta olarak hayata geçirildiği ise asılsız bir iddia. Reel sosyalizmin yıkılmasından haz duyan solcular bu konuda doğruyu asla bulamazlar. Yanlışın belgelere de anılara da bulaşması ise kaçınılmazdır. Demek ki arındırmak gerek. Parti Tarihi bu işlemi denemektedir.

Tarih başka, geçmiş başka. Tarih, bugüne uzanımı varsa tarihtir. Yoksa yazılması için neden de kalmaz. “Bugüne uzanan şey ne” derseniz, Parti’nin ta kendisidir.

İkinci baskıya gidiyor birinci kitabımız. Diğer üç cilt henüz tezgâhta. Yazınca ve okuyunca bitmeyecek işimiz. Yazdıkça, okudukça, tartıştıkça yürüyeceğiz. Yürürken ve daha güçlü, daha hızlı yürümek için yazacak, okuyacak, tartışacağız.

https://sol.org.tr/yazar/parti-tarihini-okumak-25521




Bu ileti en son melnur tarafından 06.02.2021- 03:21 tarihinde, toplamda 1 kez değiştirilmiştir.
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası

 


 Bu konuyu 1 kişi görüntülüyor:  1 Misafir, 0 Üye
 Bu konuyu görüntüleyen üye yok.
Konuyu Sosyal Ortamda Paylas
Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör TKP’nin 100. yılı... melnur 0 427 03.02.2020- 17:33
Konu Klasör Yüz yıl önceki heyecanı geri getireceğiz melnur 1 757 12.09.2019- 07:44
Konu Klasör İstanbul'da ölü sayısı yüz bini aştı! ayhan 3 3149 17.08.2019- 09:49
Konu Klasör ‘Komünizm için Mücadele: Yüz yıllık Politik Miras' toplantısı başladı melnur 1 946 17.02.2019- 03:06
Konu Klasör Kavgamızın bir tarihi var melnur 0 1735 18.11.2016- 02:30
Etiketler   TKP’nin,   yüz,   yıllık,   tarihi,   tarihimiz.
SOL PAYLAŞIM
Yasal Uyarı
Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info@solpaylasim.com adresine yollayabilirsiniz.
Forum Mobil RSS